Ana Sayfa Blog Sayfa 839

Demirtaş’tan Akşener’e: Demokratikleşmeye dair talepleri taviz olarak mı görüyorsunuz?

Demirtaş, Akşener’e yazdığı açık mektupta, İYİ Parti’nin Kürt sorununa yaklaşımına dair sorular yöneltti: ‘HDP ile diyaloğu CHP kurabilir ama taviz verilemez, talepleri de bu masaya getirilemez’ dediniz. Demokratikleşmeye dair talepleri taviz olarak mı görüyorsunuz?

Edirne F Tipi Cezaevi’nde 4 Kasım 2016 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “CHP, HDP ile görüşebilir ama masaya getiremez” diyen İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e sanal medya hesabı üzerinden açık mektup gönderdi. Demirtaş’ın “İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’e açık mektubum” diyerek paylaştığı mektup şöyle:

“Sayın Meral Akşener,

İYİ Parti Genel Başkanı,

Sayın Genel Başkan, bu mektubu HDP seçmeni kimliğimle kaleme alıyorum. Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Millet İttifakı’ndaki partilerin genel başkanları ve iki belediye başkanı olarak tarihi bir dönemde zorlu bir görev üstlendiniz.

Öncelikle hayırlı olsun diyor, başarılar diliyorum.

İzleyebildiğim kadarıyla, Sayın Kılıçdaroğlu ile sizin dışınızdaki partilerin genel başkanları, HDP seçmeni dahil tüm seçmenleri demokratik dönüşüm umudu etrafında buluşturmak istiyorlar.

‘Hayır, biz de HDP seçmeninin oyuna ve desteğine talibiz ama HDP’yi kurumsal olarak muhatap almaya karşıyız’ diyorsanız hemen belirtmeliyim ki, tıpkı diğer partilerin seçmenlerinin yaptığı gibi ben de siyasi haklarımı koruma görevi ve sorumluluğunu HDP’ye vermiş bulunuyorum.

Dolayısıyla çok güvendiğim HDP yönetiminin kararı hangi yönde olursa benim de oy tercihim aynı yönde olacak, doğal olarak.

Partimiz HDP, aynen İYİ Parti gibi meşruiyetini halktan almıştır. Üstelik, halk HDP’ye partinizden daha fazla ilgi göstererek HDP’yi Türkiye’nin üçüncü partisi yapmıştır. Zaten Meclis sıralarında HDP ile yan yana olup komisyonlarda da aynı masada oturuyorsunuz. Ayrıca zaman zaman Meclisimizi, HDP Milletvekili Sayın Nimetullah Erdoğmuş yönettiğinden, Meclis’teki varlığımızı da biliyorsunuzdur.

Sayın Genel Başkan,

Bu tarihi seçim öncesinde toplumun büyük bölümü “birleşe birleşe kazanacağız” sloganlarıyla umudu büyütmeye çalışırken sizin, partimiz HDP’ye dönük bazı açıklama ve yaklaşımlarınızın bu amaca uygun olmadığını düşünüyorum.

HDP’li bir seçmen olarak sizi daha iyi anlayabilmek için bazı konuların netleşmesinde büyük yarar görüyorum.

Siz Millet İttifakının bir parçası olarak kendi ittifakınızdaki partilerle bile kıran kırana bir müzakere yürüttünüz. Size hak olan müzakere siyaseti, HDP için neden bir hak değil?

HDP seçmenini ikinci sınıf yurttaş, iradesiz vatandaş olarak görmediğinizden eminim. O halde HDP’nin, oy vereceği Cumhurbaşkanı adayı ile müzakere yapmasının nasıl bir sakıncası olabilir?

Kaldı ki HDP’nin defalarca açıkladığı gibi müzakere başlıkları da Eylül 2021’de HDP’nin ilan ettiği 11 maddelik tutum belgesidir, öyle gizli kapaklı şeyler de değil.

HDP destek kararı alırsa Sayın Kılıçdaroğlu çok yüksek olasılıkla Cumhurbaşkanı olacak ve siz de Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacaksınız. Ayrıca partiniz birkaç bakanlık görevi üstlenecek.

Sayın Genel Başkan, bu durumda açık açık sormam gerekiyor:

1- HDP’li seçmen olarak benim oyumu istiyor musunuz? Benim de oyumla Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı ve bakanlık koltuklarına oturacağınıza göre beni nasıl ikna etmeyi düşünüyorsunuz? Bu arada, yerel seçimlerde Millet İttifakının belediye başkanlarının kazanmasını sağlayan HDP oyları için “istemem” demediğinizi de hatırlatırım.

2- HDP’nin bakanlık isteği olmamasına rağmen bazı arkadaşlarınız “HDP’ye bakanlık vermeyiz” diyerek biz HDP’li seçmenleri incitmiş, ötekileştirmişti. Şimdi bu arkadaşlarınız HDP seçmeninin oylarıyla bakanlık koltuklarına oturmaya adaylarsa bizi ikna etmeniz gerekmez mi?

3- HDP demokratik ilkeler dışında herhangi bir talepte bulunmadığını açıklamasına rağmen “HDP ile diyaloğu CHP kurabilir ama taviz verilemez, talepleri de bu masaya getirilemez” dediniz. Demokratikleşmeye dair talepleri taviz olarak mı görüyorsunuz?

Eğer iktidar olursanız ve HDP’nin talepleri sizin masanıza gelmeyecekse bize hangi masayı öneriyorsunuz? Elli yıldır yapıldığı gibi bizi yine “terörle mücadele masasına” mı yönlendirmeyi düşünüyorsunuz?

4- HDP de HDP seçmeni de eşitler arası, omuz hizasında yapılacak bir müzakere dışında hiçbir üstenci, dayatmacı, egemen bakış açısıyla yaklaşımı asla kabul etmeyecektir.

Sorunlarımızın demokratik siyaset alanında, barış içinde, çağdaş şekilde konuşarak çözülmesi dışında herhangi bir yöntemi benimsemiyoruz. Sizin önerdiğiniz başka bir yöntem var mı?

Sayın Genel Başkan,

Tüm seçmenler gibi İYİ Parti ile HDP seçmenleri de sokakta yan yana yaşıyor, aynı ateşte kavruluyorlar. Seçmenler arasında bir arada durmakla ilgili hiçbir sorun yokken siyasi öncülerin de topluma layık olması gerektiğine inanıyorum.

Koşullarımız ve kararlarımız ne olursa olsun bir arada eşit, özgür ve refah içinde yaşayan Türkiye’yi var etmek zorundayız. Sizlerin de bu çabaya katkı sunacağınıza inanıyor, tekrardan hayırlı olsun diyor, başarılar diliyorum.

Peyva dawî, birêz Akşener bila tu zanibe ku em Kurd in. Em gelê Kurd xwedî nasname, ziman, çand, hûner û dîrok in. Em di doza xwe de jî mafdarin. Bila qet neyê ji bîr kirin!

Av. Selahattin Demirtaş

Edirne Hapishanesi”

#Demirtaştan #Akşenere #Demokratikleşmeye #dair #talepleri #taviz #olarak #mı #görüyorsunuz

‘Eşit ve özgür bir yaşamı hep birlikte kuracağız’

Türkiye’nin birçok yerinde alanlara çıkan kadınlar yaptıkları açıklama ve eylemlerde Eşit ve özgür bir yaşamı hep birlikte kuracağız’ dedi. Kadınlar depremde geçn kalan iktidardan hesap soracaklarını vurguladı

Kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle birçok kentte alanlara çıkan kadınlar, deprem ve yaşanan baskılara karşı öfkelerini dile getirdi. Kadınlar tüm saldırılara rağmen alanları terk etmeyeceklerini söyledi.

İstanbul

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu ( DİSK) İstanbul Şubesi Kadın Meclisi, 8 Mart’a ilişkin Kadıköy’de bulunan Beşiktaş İskele Meydanı’nda kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi. Burada konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, deprem sonrasında dahi bölgede bulunan kadınların durumuna dikkat çekerek, “Afet ve deprem gibi kriz dönemlerinde en ağır faturayı kadınlar ödüyor. Kadınların çalışma hayatı önündeki tüm engellerin kaldırılması, erkek işçilerle aynı haklara sahip olması, kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için çalışmalar yapılmalı. Bizde DİSK’li kadınlar olarak barış ve kardeşliği büyütmek bu 8 Mart’ta alanlarda kadın yaşamdır, kadın özgürlüktür diyeceğiz. Yaşasın kadın dayanışması diyoruz” dedi.

Kadınlar adına ortak açıklamayı okuyan DİSK’e bağlı Genel-İş Avrupa Yakası 2 No’lu Şube Yönetici Zuhal Kaynak da, hükümetin rantçı politikaları ve deprem sonrasındaki organizasyonsuzluğu nedeniyle depremin felakete dönüştüğüne işaret ederek, kadınların sorunlarının çözülmesi çağrısında bulundu.

İzmir

İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi, baro önünden Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından açıklamayı İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi üyeleri Büşra Marangozoğlu ve Gözde Önal okudu. Kadın cinayeti davalarında uygulanan “haksız tahrik” indirimi ve cezasızlığa dikkat çekilen açıklamada, “Bu zihniyetle mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Hep birlikte bir kez daha ‘Bizi susturamayacaksınız’ demek için Feminist Gece Yürüyüşü’nde el ele kol kola omuz omuza olalım. Tüm kadınları bu akşam gerçekleşecek gece yürüyüşüne katılmaya davet ediyoruz” denildi.

Kadınlara çağrı: Ayağa kalkın

CHP İzmir İl Kadın Kolları da, 8 Mart dolayısıyla parti binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Nurdan Şenkal Uçar, “Koltuk sevdasına düşenler, bu süreçte halkın yanında olmadı. İnsanlar, açlığa, sefalete ve yoksulluğa mahkûm edildi. En kritik saatlerde, enkaz altından gelen yardım çığlıkları karşılıksız bırakıldı. Buradan ülkemizin bütün kadınlarına çağrı yapıyoruz; ayağa kalkın” dedi.

Çiğli Kadın Platformu ve İHD İzmir Şubesi Kadın Komisyonu da 8 Mart dolayısıyla açıklama yaptı. İzmir’de ayrıca Narlıdere Kadın Platformu’nun açıklaması oldu.

Muğla

Muğla Barosu üyesi kadınlar, Bodrum Adliyesi önünde açıklama gerçekleştirdi. Açıklamayı yapan avukat Esra Soylu Gümrah, “Yerelde bulunan kadınlar ve hukukçular olarak, yerel yönetimlerin yasal zorunluklarını bilinçli bir şekilde geciktirmelerine izleyici kalmamaya kararlıyız” diye belirtti.

Çukurova’da açıklamalar yapıldı

Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi, 8 Mart dolayısıyla Avukatlar Salonu’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Mersin’de ise Mersin Tabip Odası Genel Sekreteri Reyhangül Baloğlu, oda binasında yaptığı açıklamada, erkek egemen kapitalist sistemin rantı önceleyen, insanı, doğayı, kadını, çocuğu yok sayan politikaları sonucu yaşanan depremlerde on binlerce insanın yaşamdan koparan bir katliama dönüştüğünü vurguladı.
ÖHD Mersin Şubesi de 8 Mart dolayısıyla dernek binasında açıklama yaptı.

Hatay

İskenderun Kadın Platformu da, 8 Mart nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Depremin yarattığı yıkıma dikkat çekilen açıklamada, “Öfkemizle isyanımızla kadın dayanışmasını örüyor yaşamı yeniden kuruyoruz” ifadelerine yer verildi. HDP İskenderun İlçe Örgütü de, Buluttepe Mahallesi’nde kadınlarla bir araya gelip açıklama yaptı. Açıklamada konuşan HDP Hatay İl Eşbaşkanı Hülya Ateş, “Kadınlar enkazın arasında filizlenen yeni toplumun mayası olacaktır” dedi.

Antakya’da da kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için Uğur Mumcu parkından, Sevgi parkına sloganlarla yürüdü. Yürüyüşte kadınlar ‘Bu kenti, yaşamı yeniden kuracağız’ pankartı açtı.

HABER MERKEZİ

#Eşit #özgür #bir #yaşamı #hep #birlikte #kuracağız

Oluç: HDP’siz demokrasi adımı gerçekçi değil

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, HDP’nin olmadığı bir denklemde demokrasinin yolunun açılmayacağını belirterek, HDP’siz demokrasi adımının gerçekçi olmadığının altını çizdi

“Biz bakanlık koltuğu pazarlığı veya bu gibi şeylerle uğraşan bir parti değiliz. Bugüne kadar böyle bir pazarlığımız olmadı, yarın da böyle bir pazarlık yapmayız” dedi.

Millet İttifakı’nın 13’üncü Cumhurbaşkanı adayı olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Altılı Masa’da yer alan partilerin genel başkanları ile Akşener’in masaya dönüş şartı olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın da Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacağını açıkladı. Seçimlerde belirleyici konumunu koruyan Halkların Demokratik Partisi (HDP), gerçekleştirilen son Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında Cumhurbaşkanı adayı çıkarma eğilimini yeniden gözden geçirdi. HDP, MYK toplantısında aldığı kararı Emek ve Özgürlük İttifakı’nın önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek toplantısına taşıyacak.

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve HDP’nin izleyici yol haritasını Mezopotamya Ajansı’na değerlendirdi.

HDP’den oy istiyorsa görüşme doğaldır

Cumhurbaşkanlığı adayıyla ilgili olarak bir görüşmenin, bir değerlendirmenin önemli olduğunu hep söylediklerini hatırlatan Oluç, Bütün Cumhurbaşkanı adaylarının da bu görüşmeyi yapmasının önemli olduğunu söyledi. Oluç, Kılıçdaroğlu eğer Türkiye’deki bütün seçmenlerden oy istiyorsa, HDP seçmenlerinden oy istiyorsa, o zaman demokratik siyasetin bir gereği olarak HDP’nin önümüzdeki dönem için ne düşündüğünü, nasıl yaklaştığını, bir geçiş sürecinin nasıl olması gerektiğine dair fikirlerinin ne olduğunu öğrenmek, bunları konuşmak, değerlendirmek için bir görüşme yapmasının doğal olduğunu belirtti.

Bizim derdimiz adalet ve demokrasi

Bugüne kadar hiç kimse ile bir pazarlık yapmadıklarının altını çizen Oluç “Bizim derdimiz bir makam, bir koltuk elde etmek değil. Bizim derdimiz Türkiye’de tek adam yönetimi var, demokrasi, hukuk, anayasa, her şey askıya alınmış vaziyette. Büyük bir hukuksuzluk var, büyük bir baskı ve zulüm oluşmuş vaziyette. Türkiye çoklu bir kriz yaşıyor; hem sosyal hem ekonomik hem siyasal alanda. Kürt düşmanlığı artık bu iktidarın döneminde gerçekten zirveye ulaştı. Bizim derdimiz Türkiye’de yeni bir dönemin, Cumhuriyetin ikinci yüzyıla girerken yeni bir dönemin başlaması. Cumhuriyetin demokratikleşmesi ve Demokratik Cumhuriyet’e ulaşılması doğrultusunda adımların atılması, demokrasi ve hukuk alanında demokratik değişimin yolunun açılması için mücadele ediyoruz. Biz var olan düzenle, bir sistemle derde sahibiz. Bunun değişmesi için mücadele ediyoruz” diye konuştu.

Politika ve ilkelerle ilgileniyoruz

Meral Akşener’in söylediği sözleri ciddiye almadıklarını belirten Oluç, herkes kendi işine bakmalı, pazarlık yapmadıklarını politika ve mücadeleyle ilgilendiklerini söyledi. ilkelerle ilgili konuştuklarını belirten Oluç, “2021 yılının Eylül ayının sonundan itibaren bu politikamızı ortaya koyduk. O gün ne söylediysek, bugün de aynı noktada duruyoruz. Bu politikaların tartışılması gerektiğini söylüyoruz. Millet İttifakı’nın bileşenlerinin altına imza attıkları kağıtlara bakarsanız, bizim söylediklerimizin önemli bir kısmına kendilerinin geldiklerini görürsünüz. Dolayısıyla biz politika ve ilkelerle ilgileniyoruz” dedi.

HDP’siz demokrasi adımı gerçekçi değildir

“HDP’nin olmadığı bir denklemde mümkün değil” diyen Oluç, neden mümkün olmadığını şu sözlerle sıraldı: “Birincisi HDP herhangi bir parti değil. Şu anda 7 milyondan fazla oyu olan, milyonlarca insanı aileleriyle birlikte temsil eden bir partiden söz ediyoruz. Hem bir taraftan Kürt halkını hem de Türkiye demokrasi güçlerini temsil eden bir partiden söz ediyoruz. Türkiye’deki bütün farklılıkları, farklı inançları, kimlikleri, ana dilleri, kültürleri içinde barındıran ve bütün Türkiye’yi temsil eden bir partiden söz ediyoruz. Dolayısıyla HDP’nin içinde olmadığı bir demokrasi adımı gerçekçi değildir. İkincisi HDP şuanda Meclis’in üçüncü büyük partisidir. İddialıdır, önümüzdeki seçimde de yine güçlü bir grup kurma hedefine sahiptir. Eğer çoğulcu bir demokrasiye sahip olacaksa bu ülke, elbette HDP’nin de fikirleri, politikaları, önerileri dikkate alınacaktır. O nedenle HDP olmadan demokrasi olmaz, bu çok açık. Kürt sorunu çözülmeden demokrasi olmaz dediğimiz gibi, HDP olmadan demokrasi olmaz. Bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu konuda kararlı duruşumuzda vazgeçmiş değiliz.”

Üçüncü Yol’u inşa etme konusunda kararlıyız

Depremden sonra Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini belirten Oluç, depremin iktidarın Türkiye’yi nasıl bir enkaza dönüştürdüğünü görmesini sağladığını, bu iktidarın toplumu ve halkı korumak için herhangi bir önlem almadığını dikkat çekti. Depremden önce bir ittifak adayı çıkartma kararı olduğunu ifade eden Oluç, “Öyle bir kararlığımız var. Orada bir fikir birliği oluşursa, hangi konuda olursa olsun açıklayacağız. Çok fazla sürmez, önümüzdeki günlerde bu konuda bir adım atılmış olur. Biz Üçüncü Yol’u inşa etme konusunda kararlıyız, Türkiye’de demokrasi mücadelesinin ve demokrasinin gerçekleşmesinin ancak Üçüncü Yol’un güçlü olmasıyla mümkün olacağını düşünüyoruz. Bizler de Üçüncü Yol’un bir parçasıyız HDP olarak, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak. Bir taraftan bu mücadelemizi sürdüreceğiz, güçlü bir Üçüncü Yol mücadelesinin gerçekleşmesi için adımlar atacağız, öbür taraftan da Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili tutumumuzu birlikte değerlendirerek bir karara varacağız” diye konuştu.

Kaynak: MA-ÖZGÜR PAKSOY 

#Oluç #HDPsiz #demokrasi #adımı #gerçekçi #değil

Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanından Hewlêr’e ziyaret

Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Fayeq Zêdan, resmi temaslarda bulunmak üzere Hewlêr’e ziyarette bulundu

Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Fayeq Zêdan, resmi temaslarda bulunmak üzere Federe Kurdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentine geldi. Zêdan, Kürdistan Bölgesi Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Abdulcebar Hasan tarafından karşılandı. Ziyarette, Hewlêr ve Bağdat arasındaki bazı sorunların ele alınacağı ifade ediliyor.

Kaynak: MA

#Irak #Yüksek #Yargı #Konseyi #Başkanından #Hewlêre #ziyaret

Adalet Nöbeti 716’ıncı günde: Bir kadın iki yıldır adalet arıyor

Katledilen ailesi için yarın ikinci yılını dolduracak anne Emine Şenyaşar ve oğlu Ferit Şenyaşar bugün ki Adalet Nöbeti’nde 8 Mart’a dikkat çekerek, ‘Bir kadın, bir anne iki yıldır Urfa Adliyesi önünde adalet bekliyor. Bu adaletsizliği herkes biliyor, herkes görüyor’ dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ve saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti’nin yarın iki yılı oluyor.

Herke biliyor her şeyi

Aile 6 Şubat’ta yaşanan depremin adından hayatını kaybedenler için başlatılan “Sen de pencerende bir mum yak” eylemi kapsamında mum yakarak nöbete başladı. Adliye önünde konuşan Ferit Şenyaşar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne dikkat çekerek, “Bir kadın, bir anne iki yıldır Urfa Adliyesi önünde adalet bekliyor. Bu adaletsizliği herkes biliyor, herkes görüyor. Adaleti sağlamakla görevli yargı çaresiz bırakılmış, görevini yerine getiremiyor. Hastanede bu annenin iki evladını ve eşini katleden mevcut iktidarın milletvekillidir. Cumhurbaşkanının arkasına sığındığı için yargı görevini yerine getirmiyor” şeklinde konuştu.

İki yıl oldu

Adalet Nöbeti eylemlerinin yarın ikinci yılını dolduracağını ifade eden Şenyşar, “Annenin adalet mücadelesi kitaplaştırıldı, belgesele konu oldu. Bu belgesel uluslararası film festivallerinde gösterilmekte. Yarın da ikinci yıla özel olmak üzere Urfa Barosu Tahir Elçi konferans salonunda saat 14:00’da annenin mücadelesinin belgesel gösterimi yapılacak. Duyarlı olan bütün sivil toplum örgütlerini, yurttaşları bekliyoruz” çağrısında bulundu.

İki yıldır burada oturuyorum

Emine Şenyaşar da, “Herkes için adalet istiyoruz. 2 yıldır burada oturuyorum, zulme uğradım, kaç defa oğluma şiddet uyguladılar. Kayıtları çıkarsınlar, bütün dünya çocuklarımın nasıl katledildiğini görsün” dedi.

Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Haliliye İlçe Başkanlığı da, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Emine Şenyaşar’ı ziyaret ederek, dayanışma mesajlarını ileti.

RIHA

#Adalet #Nöbeti #716ıncı #günde #Bir #kadın #iki #yıldır #adalet #arıyor

Kadınlar Wan’da 8 Mart için yürüyor

Wan’da TJA öncülüğünde bir araya gelen kadınlar 8 Mart’ı yürüyüşü düzenliyor

Wan’da Tevgera Jinen Azad (TJA), “Dem dema jin Jiyan azadiyê ye” şiarıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yürüyüş düzenliyor. Semaver Kavşağı’nda başlayan yürüyüşte Kürtçe, Türkçe “Dem dema ‘jin Jiyan azadiyê ye” pankartı taşınırken, kadınlar 6 Şubat’ta 11 kentte meydana gelen deprem nedeniyle on binlerce kişinin yaşamını yitirmesi, on binlerin yaralanması ve binlerce kişinin devletin geç müdahalesi sonucu yaşamını yitirmesini protesto etmek amacıyla siyah kıyafet üzerine mor fular takarak protesto etti.

Yürüyüşte “Jin jiyan azadî”, “Jin na tirsin hesap bi pirsin”, “Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Kadın yaşam özgürlük”, “Eşbaşkanlık mor çizgimizdir” lolipoplarını taşıdı.

Yürüyüşe, Baro Kadın Hakları Komisyonu, STAR Kadın Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Kadın komisyonu, Van Kadın Platformu, KESK Kadın Meclisi, Barış Anneleri Meclisi’nin yanı sıra onlarca kadın yürüyüş alanına akıyor.

Ayrıntılar geliyor…

#Kadınlar #Wanda #Mart #için #yürüyor

Sosyo Politik erkek şiddetini raporlaştırdı

Sosyo Politik Saha Araştırma Merkezi, 1 Aralık 2022- 28 Şubat 2023 tarihlerini kapsayan zaman diliminde kadına yönelik gerçekleşen erkek şiddetinin medyaya yansıyan hallerini inceledi

Sosyo Politik Saha Araştırma Merkezi, Türkiye’de kadına ve çocuğa yönelik gerçekleşen erkek şiddetinin basına yansıyan hallerini tespit etmek ve bu konuda düzenli istatistikler sağlamak amacıyla 1 Aralık 2022- 28 Şubat 2023 tarihlerini kapsayan zaman diliminde kadına yönelik gerçekleşen erkek şiddetinin medyaya yansıyan hallerini inceledi. Sosyopolitik, bu araştırmayı yaparken Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Bianet, Jin News, Mezopotamya Ajansı, Anıt Sayaç ve pek çok haber ajansı gönderileri taradı.

14 ayda 167 kadın yaşamını yitirdi

Derlenen tarihler arasında hazırlanan rapora göre; 79 kadın katledildi ve 88 kadın ise şüpheli bir şekilde öldü. 175 kadın ise, şiddet ve yaralanmaya maruz kalırken 19 kadın tacize, 10 kadın tehdide, 7 kadın ise cinsel saldırıya maruz kaldığı açıklanan raporda 29 çocuk ise istismara maruz kaldı. Derlenen veriler ile ayrıca mağdurun ve mağdurun kim tarafından şiddete maruz bırakıldığı ölçüldü. Cinayete maruz kalanların %35,4’ü “Eşi”, %12,7’si “Babası” ve %12,7’sinin ise kim veya kimler tarafından yapıldığı bilinmediğine dikkat çekilen raporda cinsel saldırıya maruz kalanların %14,3’ü “Babası”, %14,3’ü “Öğretmeni” ve %71,4’ünün ise kim veya kimler tarafından yapıldığı bilinmediği belirtildi.

Kadın cinayetlerinin en çok olduğu iller

Şiddete maruz kalan kadınların yaş aralığı da incelenen raporda; %48,2’si “Bilinmiyor”, %11,3’ü “0-17 Yaş”, %10,3’ü “18-24 Yaş”, %9,8’i “25-34 Yaş”, %7,9’u, “35-44 Yaş”, %5,9’u “65+Yaş”, %4,9’u “45-54 Yaş” %1,7’si “55-64 Yaş” arasını kapsadığı açıklandı. Yaşanılan Kadın Cinayetlerinin %16,5’i “İstanbul”, %8,9’u “İzmir”, %5,1’i “Denizli” ve %5,1’i ise “Antalya” olduğu görülmektedir. Ayrıca Cinsel Saldırıya uğrayanların %57,1’i “Balıkesir”, %14,3’ü “Ankara”, %14,3’ü “İstanbul” ve İstismara uğrayan çocukların ise %24,1’i “İstanbul”, %13,8’i “Diyarbakır”, %10,3’ü “Antalya” olduğu açılanan raorda Şiddet ve yaralamaya maruz kalanların %50,9’u “Edirne”, %12’si “İstanbul” olduğu görüldüğü açıklandı.

Yaşanılan şüpheli ölümlerin illere göre dağılımına baktığımızda; %20,5’i “İstanbul”, %5,7’si “Antalya”, %5,7’si “Denizli” olduğu ve tacize maruz kalanların %52,6’sı “İstanbul”, %15,8’i “Bursa” olduğu görülmektedir.

HABER MERKEZİ

 

 

 

#Sosyo #Politik #erkek #şiddetini #raporlaştırdı

Hengaw İnsan Hakları Örgütü: Rojhilat’ta en az 245 Kürt kadın tutuklandı

Hengaw İnsan Hakları Örgütü tarafından 8 Mart dolayısıyla açıklanan raporda, bir yıl içinde Rojhilat’ta en az 245 kadının tutuklandığı, 30 kadın aktivist için de idam ve hapis ceza verildiği belirtildi

İran ve Rojhilat kentlerinde geçtiğimiz yıl Eylül ayında Kürt kadın Jîna Emînî’nin katledilmesiyle başlayan halk ayaklanması devam ediyor. Kadınların öncülük ettiği eylemlerde şimdi kadar onlarca kadın tutuklandı. Yaşan tutuklama ve saldırılar Hengaw İnsan Hakları Örgütü tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayasıyla hazırlanan Rojhilat’taki kadınların yaşadıkları sorunlar raporuna da yansıdı.

En az 245 kadın tutuklandı

8 Mart 2022 ile 8 Mart 2023 tarihlerini kapsayan rapora göre, rejim tarafından en az 245 Kürt kadın aktivist tutuklandı, 30 kadın aktivist için idam ve hapis ceza verildi. Bir yılda Rojhilat’ın farklı kentlerinde 5’i “namus” adı altında olmak üzere en az 25 kadın katledilirken, katledilen kadınların failleri ise, en yakınlarındaki erkekler (eş, eski eş, erkek kardeş) oldu.

Katiller tanıdık

Raporda, katliamların yaşandığı kentlerle ilgili şu bilgiler paylaşıldı: “Kermanşah vilayetinde 8, Kürdistan’da 7, İlam’da 5 ve Urmiye’de 5 kadın cinayeti vakası kaydedildi. Kadınların 10’u eşleri , 7’si eski eşleri, 4’ü erkek kardeşleri ve 2’si iş arkadaşları tarafından öldürdü, 2’sinin katili ise bilinmiyor. 5 ‘namus cinayeti’ vakası kaydedildi. 15 vaka aile içi anlaşmazlıklardan kaynaklandı ve 5 vaka bilinmiyor.”

20 kadına 77 yıl ceza

Yine raporda, en az 20 kadına İran yargı sistemi tarafından siyasi faaliyetler gerekçesiyle 77 yıl 2 ay hapis cezası verildiği, 20 kadına, Jîna Emînî’nin katledilmesi ardından ülkede başlayan ve hala devam eden protesto eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle hapis cezasına çarptırıldı, 2 LGBTİ+Q aktivistinin de ölüm cezasına çarptırıldığı belirtildi.

HABER MERKEZİ

#Hengaw #İnsan #Hakları #Örgütü #Rojhilatta #Kürt #kadın #tutuklandı

Eski Diyarbakırsporlu futbolcu Barış Karabıyık: 30 yıldır zihniyet aynı

Diyarbakırspor’da 1993-94 ve 95 yıllarında top oynayan ve kentin efsane futbolcuları arasında yer alan Barış Karabıyık, Amedspor’a yapılan ırkçı saldırının ardından bir mesaj yayınladı.

Karabıyık mesajında; Diyarbakır’da bir futbolcu olarak yaşamış, tarifi imkansız zor yılların hasbelkader canlı tanıklarından bir Türk olarak Amedspor’a yapılanların arkasına kimsenin saklanmamasını istedi.  30 yıl önce de bir Türk olarak Diyarbakırspor’da oynadığı için ırkçı saldırılara maruz kaldığını belirten Karabıyık, “Ben 30 yıl önce Diyarbakırspor’da oynadım. O takımın ismi Diyarbakırspor’du ama bana da takım arkadaşlarıma da taraftarlarımıza da yapılmayan zulüm kalmadı. Adana’da, Adanaspor’la oynadığımız bir kupa maçının devre arasında sahada tek başıma ısınırken, onlarca polis tarafından tekme, tokat, yumruk, artık Allah ne verdiyse dayak yedim sahanın ortasında ve binlerce taraftarın gözü önünde. Peki ne oldu? Soyunma odasına mı döndüm yoksa evime mi gittim? Tabi ki o dayağa rağmen maçımı oynadım. Tıpkı bugünkü Amedsporlu çocukların her şeye rağmen maçlarını oynadıkları gibi” sözleri ile yaşadıklarını anlattı.

30 yıl önce de isim Amedspor muydu?

“Peki ben sahanın ortasında o dayağı yerken Amedspor muydu o takımın ismi?” sorusunu soran Karabıyık, “Bir çok deplasmanda taşlandığımızda, otobüslerimizin camları kırıldığında, bize saha ortasında kulüp başkanları silah çektiğinde Amedspor muydu o takımın ismi?” O dönemler ne ortada böyle özel televizyonlar vardı ne de sosyal medya. Sesimizi duyurmanın imkanı yoktu. Biz, kimsenin farkına varmadığı, Yeşil kırmızı forma altında birbirine sarılmış Kürt ve Türk çocuklarıydık sadece.. Omuz omuza vermiştik. bir yandan sahada mücadele ediyorduk diğer yandan da bize yapılan saldırılarda birbirimizi koruyorduk” diye konuştu.

Kardeşten öte olduk

Tüm saldırılara rağmen hiç kaçmadıklarını belirten Karabıyık, “Hiç kaçmadık.. Ne Kürt çocukları Türk’üm diye beni yalnız bıraktı ne de ben Türk’üm diyerek paçayı kurtarmaya çalıştım. Sırt olduk birbirimize ve Diyarbakırspor futbolcusuna yakışır bir dayanışmayla verdik mücadelemizi. Ne mi oldu sonra. Kocaman ama kocaman bir dostluk oldu aramızda. Hayatımın en önemli dostları oldu birlikte forma giydiğim o Kürt çocukları. Kardeş olduk.. Kardeşten öte olduk.” dedi.

30 yıl sonra zihniyet aynı zihniyet

30 yıl sonra da zihniyetin aynı zihniyet olduğunu söyleyen Karabıyık, sözlerini şu sözlerle sürdürdü: “Değiştiremedik dedik diye yok öyle pes etmek. Kimsenin enseyi karatmaya hakkı yok. Hep birlikte değiştireceğiz.. Ant olsun ki değiştireceğiz. Hep birlikte inşa edeceğiz barışı, dostluğu, kardeşliği.. ve bu inşanın öncüsü olacak Amedspor. “Bu duygularla Amedspor öncüşüğünde inşa edilecek nice kardeşliğe ve nice dostluğa bin selam olsun.. Yolun açık olsun barış treni Amedspor.”

 

#Eski #Diyarbakırsporlu #futbolcu #Barış #Karabıyık #yıldır #zihniyet #aynı

Çadırlara elektrik sayacı takıldı

Depremin merkez üssü olan Bazarcix’ta devlet bir skandala daha imza atarak, çadırlara elektrik sayacı taktı. ‘Faturayı nasıl ödeyeceğim’ korkusu yaşayan depremzedeler soğukta kalıyor

Hicran Urun / Mereş

Mereş merkezli yaşanan ve 11 ili etkileyen depremde resmi verilere göre 46 bin 104 kişi hayatını kaybederken, resmi olmayan rakamlara göre yüz binden fazla insanın yaşamını yitirdiği ifade ediliyor. Ölüm kokusunun sindiği enkazlardan yer yer cenazelerin de çıktığı ifade edilirken, hala binlerce insanın kayıp. Bir yandan kayıplarını arayan diğer yandan yaşama tutunmaya çalışan depremzedeler ise zor anlar yaşıyor. İlk günden bu yana insanların yaşadığı çadır sorunu devam ederken, su ve elektrik sorunu ciddi bir önem arz ediyor.

Çadırlara saat takıldı

Depremlerin ardından geç kalan arama kurtarma çalışmaları, yardımlar ve satılığa çıkardığı çadırlar ile tepkilerin odağında olan AKP-MHP iktidarı ise yeni bir skandala imza attı. Mereş’in Bazarcix(Pazarcık) ilçesine bağlı Narlı Mahallesi’nde depremzedelerin çadırlarına elektrik sayacı takıldı.

3 ay sonra ödeyecekler!

Tüm çadırlara tek tek takılan elektrik sayaçlarını tepki gösteren depremzedelere ise yetkililer şu yanıtı verdi: “3 ay sonra ödeyeceksiniz.” Çadırlarda dağıtılan elektrikli sobayı açan depremzedeler ise “faturayı nasıl ödeyeceğim” korkusu ile yakamıyor.

Masrafı halk ödeyecek

Öte yandan depremzedelere hasarlı veya yıkılan evlerinin enkazının kaldırılması ile ilgili de masrafları kendilerinin ödeyeceği bilgisi verilmiş. Enkaz kaldırma çalışmalarında kullanılacak kepçe ve benzeri araçların bedelini yine depremzedelerin ödeyeceğini dair ailelere tebligat gittiği ifade ediliyor.

 

#Çadırlara #elektrik #sayacı #takıldı