Ana Sayfa Blog Sayfa 843

Tarımın üzerine ‘deprem’ betonu

İktidar, tarım alanlarını betonlaştırma planını depreme çözüm olarak sunuyor. Oysa Mereş merkezli depremde büyük yıkım yaşanmasının ana nedenlerinden biri tarım arazilerine yapılan binalar

Yusuf Gürsucu

Türkiye’yi bir A.Ş. gibi yöneten sermaye hükümeti AKP, çıkardığı birçok yasa, yönetmelik ve uygulamalarla üretim dışına ittiği köylüleri kentlere göçe zorlarken, göç edenler kentlerde sermayenin ihtiyaç duyduğu ucuz ve yedek emek gücü haline getirildiler. Tüm bu süreçte tarımsal alanlarda azalma ve üretimlerde ciddi kayıplar ortaya çıkarken, en temel gıda ihtiyaçları bile ithalata bağlandı. Büyük bir gıda krizinin eşiğinde olan Türkiye’de mevcut iktidarın politikaları üretimleri darbelerken, Mereş depremleri sonucunda Türkiye’nin bitkisel üretiminin yüzde 20’sine yakın bir paya sahip olan bölgede tarımsal üretim sürdürülemez noktada. Böylesi büyük bir kayıp ise açlığa yol açabilecek boyutta gıda krizinin ortaya çıkabileceğine işaret ederken, inşaatta olduğu gibi tarımda da küçük çiftçiliği yok etme planlarının devrede olduğunu belirtmek gerekiyor.

5 bin köy 2,5 milyon çiftçi

Depremi etkileyen 10 ilde kayıtlı 270 bin çiftçi ve bir o kadar da kayıt yaptıramayan çiftçinin olması bölgenin ağırlıklı olarak tarımsal üretimlere dayalı bir ekonomiye sahip olduğunu göstermektedir. Türkiye’de toplam tarım arazilerinin yüzde 16.2’sine yani 35,8 milyon dekarlık tarıım arazilerine sahip olan bölgedeki arazilerin 11 milyon dekarı Riha’da, 5.8 milyon dekarı Amed’de, 5 milyon dekarı Adana’da, 3.6 milyon dekarı Mereş’te, 3.5 milyon dekarı Dîlok’ta ve 2,4 milyon dekarı da Hatay’da bulunuyor. Bu arazilerin 25.6 milyon dekarında tahıl ve bitkisel üretimler yapılırken, Türkiye’de toplam üretimin yaklaşık yüzde 20’si depremde zarar gören 10 il coğrafyasında gerçekleştiriliyor. Bölgede 5 bin köy ve 2,5 milyon yurttaş tarımsal üretimin içinde yer alıyor. Yaşanan deprem sonucunda özellikle köylerdeki yıkımlara yönelik destek ve yardımların ulaştırılmaması sonucu birçok çiftçi yaşamını yitirirken, evleri ise mezarları oldu.

Gıda krizi tetiklenebilir

Onbinlerce insanın yaşamını yitirdiği depreme seyirci kalan iktidar, ülkeyi açlığa sürüklüyor. Deprem bölgesinde darbe alan tarımsal üretim sonucunda gıda krizi kapıya dayandı

Bölgede büyük bir göç yaşanırken, kırsal alanlarda deprem sonrası yaşayan üreticilerin büyük bir bölümünün göç etme olasılığı yüksek. Ayrıca üretim koşullarının zorlaşması ve evlerinin yıkılması, bazı tarlaların göçmesi sonucu bölgedeki üretim kapasitesinin ciddi oranda düşmesi bekleniyor. Çok sayıda üyesini depremde yitiren Ziraat Mühendisleri Odası’nın (ZMO) Genel Başkanı B. Remzi Suiçmez, yaptığı yazılı basın açıklamasında, depremin tarımın yapıldığı kırsal alanlara verdiği zararın boyutlarının tam olarak belli olmadığını ve bu durumun gıda krizini tetikleyebileceğini belirtti. Depremin meydana geldiği kentlerin tarım için önemli bir saha olduğuna dikkat çeken Suiçmez, 10 ilde Türkiye’deki toplam hayvan varlığının yüzde 15’inin bulunduğunu hatırlattı.

Gıda fiyatlarında artış

Suiçmez, depremde köylerdeki yıkımdan dolayı ciddi miktarda tarımda kullanılan traktör ve benzeri araç-gereçlerin de hasar gördüğünü, yine pek çok hayvan kaybının da yaşandığını söyledi. Bölgede tarımla uğraşan kesimin genellikle yaşlı nüfus olduğuna dikkati çeken Suiçmez, “Onların vefatı halinde üretime kim devam edecek? Hayvanlar konusunda bakanlık bazı şeyler yapmış ama son derece yetersiz. Orada dayanıklı ahırların yeniden yapılması lazımdı. Somut ve hızlı adımlar atılması lazım. Yoksa mart ayında traktör, mazot, gübre, tohum, ilaç bunlarda ciddi sıkıntılar olur. Bu da bitkisel üretimi olumsuz etkiler” dedi. Bölgede mısır, pamuk, kayısı, buğday, arpa, yer fıstığı, kırmızı biber gibi pek çok ürünün yetiştiğini söyleyen Suiçmez, “Bölgeden yeterli ürün gelmemesi de gıda fiyatlarındaki artışın gelecek aylarda daha da tetiklenmesine neden olabilir” diye belirtti.

Köylerde yıkım çok fazla

Türkiye Çiftçiler Birliği Başkanı Münür Ballı ise yaptığı açıklamada, “İnsanlar şehirlere yoğunlaştı ama aslında köylerdeki yıkım daha fazla. Kahramanmaraş’ın gittiğim köylerinden birinde 52 kişi ölmüştü. Bu insanların hepsi tarımda üreticiydi. Akaryakıt sıkıntısı dışında ekipmanları da büyük zarar görmüş” dedi. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği’nden (TÜSEDAD) Sencer Solakoğlu ise başta yem tedariğindeki sıkıntı ve genel zararlarından dolayı birçok üreticinin hayvanlarına bakamayacak durumda olduğunu söyledi. Solakoğlu, Türkiye genelinde zaten mevcutta bir üretim sıkıntısı olduğunu ve depremin bu duruma olumsuz etkisinin olacağını ifade etti. Independent Türkçe’ye konuşan ZMO Adana Şube Başkanı Feyzullah Korkut ise, “Depremin yoğun olarak yaşandığı bölgelerde ister istemez kırsaldan şehirlere doğru bir göç var ve bu üretimi etkileyecek. Depremde birçok hayvancılık tesisi, ahırlar yıkıldı” tespitleri bölgede tarımsal üretimin büyük bir yara aldığını ortaya koyarken, devlet kurumları ise birçok köye halen adım atmış değil.

Örgütlü kötülüğün iktidarı

Ormanların ve meraların deprem konutları için ortadan kaldırılma kararı, bölgede yoğun olarak yapılan hayvancılığa, depremin yarattığı yıkımla birlikte büyük zarar verecek. Örgütlü kötülüğün hüküm sürdüğü Türkiye’de depremden rant devşirme adımları hızla atılırken, Kalyon Holding’in başkanlığını yaptığı GYODER ve TOKİ ortaklığına ihalesiz verilen deprem konutları için inşa adımları atıldı. Diğer yandan iktidarın hazırlığını yaptığı tarım politikalarına yönelik mecliste bekleyen torba yasanın yürürlüğe sokulma hazırlığı sürerken, deprem koşullarının bu yağma sürecinin hızlandırılması amacıyla kullanılacağını söylemek için çok fazla neden var.

Araziler emirle toplulaştırılıyor

Kapitalizmin neoliberal politikalarının bir parçası olan bütünleşik büyük arazilerde mono kültürel GDO’lu ve hibrit tohumlarla yapılan üretimlerin bir parçası Türkiye’de örülmek isteniyor. Sudan’da 850 bin hektar arazi kiralayan iktidar Venezuella’da da benzer bir süreç için adım atarken, Türkiye’de tarım üretimlerini baltalamaktadır. Buralara sermaye kesimlerini davet edip endüstriyel üretimleri örgütleyerek, üretilenleri ülkeye ithal ürün olarak taşınıp yurttaşlara pazarlama hazırlıklarını uzun süredir yapmaktalar. Bunun yanında arazilerin bütünleşik kullanımı gerekçesiyle zorunlu arazi toplulaştırılmasına giden iktidar beraberinde sözleşmeli tarımı zorunlu kılma çalışmasını yürütüyor.

200 dekarın yoksa çiftçi değilsin

Atılan tüm adımlar küçük çiftçiliğin ortadan kaldırılmasına hizmet ederken sadece sermaye çıkarları gözetilmektedir. Örneğin ABD’de yaklaşık 1000 hektar, Avrupa’da ise 500 hektardan küçük tarım arazileri “ekonomik” olmadıkları gerekçesiyle tarımsal desteklerden faydalanamıyor. Tekelleşme sürecinde tarım üretiminin merkezileşerek büyümesi, endüstriyel üretimler için büyük bir pazar oluşumuna zemin hazırlarken, kapitalist neo liberal tarımsal programı Türkiye’de de hayata geçiriliyor. Türkiye’de bu bağlamda yasa ve yönetmelikler çıkaran iktidar, susuz tarım için ortalama 200-300 dekar, sulu tarım için 80-150 dekar, bahçeler için 10-20 dekar ve seralar içinse 3 dekar ekonomik ölçütler belirledi.

Sermaye çıkarı korunacak

İktidarın tarım alanlarına yapılaşma kararı, tarımı yok ederken, sermayeye deprem enkazı üzerinden yeni yağma alanları açıyor. Küçük çitfçilik de torba kanunlarla ortadan kaldırılıyor

Yeni çıkarılmak istenen ve Meclis gündeminde bulunan torba yasa ile bu ekonomik ölçekliği yürürlüğe sokarak küçük çiftçiliğe verilen destekleri ortadan kaldırmayı amaçlıyorlar. Deprem nedeniyle tarımdan uzaklaşmak zorunda kalan küçük aile çiftçiliğini yok etme adımları hızlandırılarak, arazilerin belli ellerde toplanıp sermayenin hizmetine sunulma süreci hızla işletiliyor. Bugüne kadar yaptıkları ve yeni yapılan hazırlıkların tamamı; tarımın sermaye elinde ve endüstriyel ölçeklerde yapılmasına yönelik uygulamaları gösterirken, depremin yarattığı koşullardan yararlanarak hedefledikleri politikaları hızla devreye almak isteyecekleri ve sermayenin çıkarlarını koruyacakları muhakkak.

Tarımsal çöküş planlı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarımı desteklemek iddiasıyla 4 başlıktan oluşan eylem planını Meclis’ten geçirmek için koşulların oluşmasını bekliyor. Plana göre, çiftçiler ne ekeceğini belirledikten sonra üretime geçmeden bakanlıktan izin alarak üretim yapacağı ürünü bildirecek ve izin çıkarsa toprağa dönecek. Eğer izin çıkmazsa çiftçiye ne ekeceği bakanlık tarafından dikte edilecek. Meclis’te bekleyen yasa ile çay, toprak koruma ve arazi kullanımı ile su ve mera kanunların da değişikliğe gidilecek olması ise tarımda çöküşün planlı bir biçimde uygulamaya sokulmak istendiğini gösteriyor.

Kuraklık üretimleri vuracak

Depremin etkilediği 10 il coğrafyasında 203 adet irili ufaklı baraj ve HES’ler var ve planlananlarla birlikte bu sayının 300’lere ulaştırılması amaçlanıyor. Kürt coğrafyasında büyük baraj sayısı ise yüzleri aştı. Göletler ve HES’lerle birlikte bu sayı binlere ulaşırken, sular doğadan ve çiftçiden çalışanarak ticari meta haline getirildi. Her akarsu üzerine baraj ve HES inşa edilirken, öte yandan kuraklığın ortaya çıkması su politikalarının bir parçası olarak derinleşiyor. Kürt coğrafyasında yaşayan çiftçiler barajlara hapsedilen sulardan yararlanması olanaksız hale getirilerek yeraltı suyuna mahkum edildiler. Yeraltı suyuna erişmek içinse bölgede elektrik dağıtımı yapan başta DEDAŞ ve diğer şirketler halkı soyguna tabi tutarak tarımsal üretimlerden çiftçileri uzaklaştırırlarken, yeraltı suları ise yağış azlığı nedeniyle ulaşılamayacak derinliklere kaçmaya başladı.

İktidar depremden sonra 3 günü ortalıkta görülmezken, birçok köye halen AFAD’tan bir yardım gitmiş değil. Yardıma gelen yurttaşların desteği ve çabası köylüleri ayakta tutuyor.

Kısır döngü

Meteorolojik verilerin tutulmaya başladığı 1930 yılından bu yana sıcaklık artışlarında ve kuraklıkta rekorlar kırılıyor. Bulunduğumuz coğrafyada, yağışın en çok yaşandığı aralık ve ocak aylarında ortaya çıkan kuraklık, şubat ayı ortalarından itibaren yeniden yaşanmaya başlandı. Meteorolojik öngörüler, 2023 yılı mart sonuna kadar toprağı doyuracak bir yağışın olmayacağı yönünde. Birçok bölgede barajlarda suyun çok düşük seviyerlerde olması büyük bir su ve gıda krizinin habercisi olarak öne çıkıyor. Kar yağışının yetersiz oluşması ise yeraltı sularını kaybetmeye doğru sürüklenmemize neden olacak önemli bir olumsuzluk. Yağışların yeterli olmaması kuraklığa yol açarken, kuraklık ve ormansızlaşma ise yağışların oluşmamasını tetikliyor. Böylesi bir kısır döngünün ise daha büyük kuraklıkları ortaya çıkaracağı bir gerçek.

Yeraltı suları tükeniyor

Türkiye’de her yıl binlerce hektar orman varlığı yok edilirken, iktidarın kesilen-yakılan daha doğrusu katledilen ağaçların yerine misliyle fidan dikiyoruz açıklamaları ise hiçbir anlam içermiyor. Türkiye’de doğa yağması dünya ortalamasının çok üzerinde. Türkiye, yarı kurak bir iklime sahip olan bir coğrafyada yer alıyor. Buna karşın Türkiye’de su havzaları adeta yok edilirken, yeraltı suları ise son 20 yılda bazı bölgelerde 5-10 metrelerden 400-500 metrelere gerilemiş durumda. Buna karşın iktidar 48 ilde 100 adet yeraltı barajı etti ve bu sayıyı arttırmaya soyunurken, yeraltını da yerüstü gibi yok etme sürecini başlatmış durumda. Tüm bunlar Türkiye coğrafyasını yaz kuraklığından kış kuraklığına taşırken, kar yağışlarının oluşmaması ise kötü bir geleceğe sürüklenildiğini gösteriyor.

Su var ama Kürde yok!

GAP bölgesi olarak nitelenen Kürt coğrafyasında yapılan devasa barajlardaki sulara rağmen çiftçiler kuru tarım yapmaya itiliyor. Riha, Merdîn, Amed ve Êlih’de yaşanan kuraklık ve susuzluk nedeniyle bazı bölgelerde ürün rekoltesinde kayıplar yüzde 90’lara ulaşırken, susuz tarım yapan ya da yapmak zorunda bırakılan çiftçiler, tarlalarındaki ürünleri zarar etme kaygısıyla toplama gereği bile duymuyorlar. Bölgede devasa büyüklükteki barajlar inşa edilirken milyonlarca dekar tarım arazisinin sulanacağını iddia eden iktidar, su birlikleri üzerinden istedikleri bölgeye su verirken, yüzbinlerce dekar alana sular halen taşınmış bile değil. Merdîn ve Êlih illeri yanında depremin vurduğu Riha, Amed, Dîlok ve Mereş’te giderek artan ve can yakıcı boyutlara ulaşan kuraklık yaşanırken, bölgede yüzde 70’lere varan yağış azlığı artarak devam ediyor. Tüm bu gelişmeler iklim değişimine bağlanırken, bölgesel anlamda kuraklığa neden olan onlarca büyük barajın bu sürece etkisi görmezden geliniyor.

#Tarımın #üzerine #deprem #betonu

DEVA’dan Akşener açıklaması: İtham edici açıklamalar doğru olmamıştır

Deva Partisi, İyi Parti Genel Başkanı Akşener’in masadan ayrılması hakkında açıklama yaptı. Açıklamada Akşener’in ‘dayatma’ iddiası hakkında ‘Hakikati yansıtmayan itham edici açıklamalar doğru olmamıştır’ denildi

DEVA Partisi, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Millet İttifakı’nın 12. toplantısının ardından CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını kabul etmeyerek masadan ayrılması hakkında basın açıklaması yaptı. Akşener’in “tek aday dayatıldı” ifadelerine değinilen açıklamada, “Nezaketi ve hakikati yansıtmayan ve sağduyuya dayanmayan itham edici açıklamalar doğru olmamıştır” denildi.

“Ortaya koyduğumuz çalışmaların arkasındayız” mesajı verilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“12 Şubat 2022 tarihinden bu yana altı siyasi parti olarak, karşılıklı anlayış içinde özgürlükçü demokratik bir hukuk devleti inşa etme hedefiyle önemli adımlar attık. Tüm süreç boyunca yürüttüğümüz çalışmaları; milletimize ve gelecek nesillere adalet, barış, refah ve huzur getireceği inancıyla ortak akıl, istişare ve uzlaşma ile sürdürdük.

İtham edici açıklamalar doğru olmamıştır

En önemlisi de çalışmalarımızı, katılımcılık ve demokrasi kültürünün bir gereği olarak altı siyasi partinin tam mutabakatının esas alındığı bir zemin üzerinde yürüttük. Hiçbir siyasi parti, politik duruşunun ve parti tabanlarının kabul etmeyeceği bir tutuma zorlanmadı. Karşılıklı saygıyı esas alan böyle bir çalışma usulünde tabiati gereği dayatma söz konusu olmayacağı açıktır. Nezaketi ve hakikati yansıtmayan ve sağduyuya dayanmayan, itham edici açıklamalar doğru olmamıştır.

DEVA Partisi olarak, ilk günden itibaren samimiyet ve gayret ile elimizden gelen tüm çabayı ortaya koyduk. Bu iş birliğinin başarılı olmasının; ekonomik krizin derinliğinde boğulan, adalete susamış, onurlu bir şekilde yaşama hakkı elinden alınmış, ağır bir deprem felaketi ile karşı karşıya kalmış halkımızın rahat bir nefes alabilmesinin yegâne yolu olduğu inancıyla hareket ettik.
Biz, milletimizin hak ettiği tam demokratik bir yönetim anlayışını hâkim kılmak için ortaya koyduğumuz çalışmaların arkasındayız. Bu tarihi süreçte, hepimize büyük bir sorumluluk düşmektedir. Türkiye’yi içine düştüğü bu karanlık tablodan çıkartmak ve otoriter anlayıştan kurtarmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.
Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.”

HABER MERKEZİ

#DEVAdan #Akşener #açıklaması #İtham #edici #açıklamalar #doğru #olmamıştır

Göztepe-Boluspor maçında ‘Hükümet istifa’ sloganı

Göztepe-Boluspor maçı tribünler ‘Hükümet istifa’ sloganı attı

İzmir’de Göztepe Gürsel Aksel Stadı’nda oynanmaya başlayan Göztepe-Boluspor maçı başlamadan önce tribünler “Hükümet istifa” sloganı attı

Göztepe maça siyah forma, şort ve çorapla çıkarken güney tribününde depremzedelerle dayanışma pankartı açıldı.

“Hükümet istifa” protestolarının yükselmesinin ardından maçın yayıncı kuruluşu taraftarın sesini kıstı.

Fenerbahçe ve Beşiktaş maçlarında tribünlerden yapılan “hükümet istifa” tezahüratı sonrası iktidar kanadından kulüpler hedef gösterilmişti.
Maçların seyircisiz oynanmasına karar verilmiş ve hatta bazı taraftarlara spor müsabakalarını seyirden men cezası verilmişti.

HABER MERKEZİ

#GöztepeBoluspor #maçında #Hükümet #istifa #sloganı

Leman ‘testere Meral’ karikatüri yayınladı

Leman dergisi, Millet İttifakı’ndan ayrılan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i elinde testereyle karikatürize etti.

Mizah dergisi Leman, Altılı Masa’dan çekildiğini açıklayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’le ilgili bir karikatür yayınladı.

Derginin Twitter hesabından paylaşılan karikatürde elinde testereyle Akşener ve “Testere Meral” yazısı yer aldı.

HABER MERKEZİ

#Leman #testere #Meral #karikatüri #yayınladı

İmamoğlu Ankara’ya gidiyor

İYİ Parti lideri Akşener’in cumhurbaşkanlığı adaylığı için çağrı yaptığı İmamoğlu, CHP lideri Kılıçdaroğlu ile görüşmek üzere Ankara’ya gidiyor

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı yerine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a çağrı yaptı.

Bu açıklamanın ardından gözler Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na çevrildi. Edinilen bilgiye göre Ekrem İmamoğlu CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek üzere İstanbul’dan Ankara’ya doğru yola çıktı. Mansur Yavaş’ın da Kılıçdaroğlu ile bir görüşme yapması planlanıyor.

Öte yandan Büyükşehir belediye başkanlarının ortak açıklamasının gündeme geldiği fakat bundan vazgeçildiği öğrenilirken bazı büyükşehir belediye başkanlarının da Kılıçdaroğlu’na destek için Ankara’ya geleceği belirtildi.

KABER MERKEZİ

#İmamoğlu #Ankaraya #gidiyor

Irak Savunma Bakanı Fidan ile görüştü

Irak Savunma Bakanı Sabit Muhammed, Şengal saldırısının ardından MİT ile görüştü

Irak Savunma Bakanı Sabit Muhammed, Türkiye’yi ziyaret ederek MİT Başkanı Hakan Fidan ile görüştü.

Irak medyasında yer alan habere göre, görüşmede Irak ve Türkiye arasındaki ortak istihbarat çalışmalarının konuşulduğu ifade edildi. Görüşmede Hakan Fidan’ın, Irak’ın Mereş merkezli depremler ardından depremzedelere yaptığı yardımlardan övgüyle söz ettiği belirtildi.

Muhammed’in MİT ile görüşmesi, Şengal’e yönelik saldırıların arttığı zamana denk gelmesi dikkat çekti.

HABER MERKEZİ

#Irak #Savunma #Bakanı #Fidan #ile #görüştü

Karamollaoğlu: Verdiğimiz sözün arkasındayız!’

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, ‘Halkımız müsterih olsun! Bizler, milletimize verdiğimiz sözün arkasındayız!’ ded

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Millet İttifakı’ndan ayrılması sonrası Ankara kulislerinde hareketlilik sürüyor. Akşener’in Cumhurbaşkanlığı adayı için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu reddederek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş’a çağrı yaptı.

Parti Merkez Yürütme Kurulu’nu (MYK) toplayan Kılıçdaroğlu, Akşener’e videolu yanıtında “Halil İbrahim sofrası” vurgusu yaparak, tüm renklerin sofraya katılmasının önemine vurgu yaptı.

Kılıçdaroğlu’dan sonra bir açıklama da Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’dan geldi. Verdikleri sözün arkasında olduklarını vurgulayan Karamollaoğlu, Twitter hesabından “Bizler, milletimize verdiğimiz sözün arkasındayız; aynı inanç, azim ve kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz!” başlığıyla şu açıklamayı yaptı: “Aziz milletimizin problemlerine çözüm olmak adına, yine aziz milletimizin teşviki ve desteği ile çıktığımız bu toplu yolculuğu bugüne dek büyük bir kararlılıkla sürdürdük. Millet İttifakı olarak, özellikle son bir buçuk yıldır her konuda beraberce çalışıp, ortak akıl ve istişare ile bir çok konuda uzlaşmaya vardık.

Yolumuza devam ediyoruz

Dün gerçekleştirdiğimiz son toplantımızda, genel başkanların her birinin altına imza atmasının ardından kamuoyu ile paylaşılan ortak metnimizden de anlaşılacağı üzere; 28. Dönem TBMM ve 13. Cumhurbaşkanı seçimlerinde ortak Cumhurbaşkanı adayımız ve geçiş süreci yol haritası konusunda ortak bir anlaşıya ulaştık.

Bu minvalde; toplantımızda sözleştiğimiz gibi 6 Mart Pazartesi günü Saadet Partimizin ev sahipliğinde bir araya geleceğiz.

Halkımız müsterih olsun! Bizler, milletimize verdiğimiz sözün arkasındayız! Aynı inanç, azim ve kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Karamollaoğlu #Verdiğimiz #sözün #arkasındayız

Beş parti yarın toplanacak

CHP, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti yarın saat 17.00’de Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde toplanacak

CHP, DEVA Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti yarın saat 17.00’de Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde toplanacak. Liderlerin daha önce açıklandığı gibi 6 Mart Pazartesi günü de bir görüşme gerçekleştirecekleri kaydedildi.

Konuya ilişkin sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Bizler, milletimize verdiğimiz sözün arkasındayız” dedi.

Millet İttifakı’nın son toplantısının ardından açıklandığı gibi 6 Mart Pazartesi günü bir araya geleceklerini aktaran Karamollaoğlu, “Yolumuza devam ediyoruz” dedi.

HABER MERKEZİ

#Beş #parti #yarın #toplanacak

Kılıçdaroğlu’ndan Akşener’e yanıt: ‘Erdoğan gitsin ama Erdoğanizm gelsin’ bu da olmaz

Kılıçdaroğlu, Akşener’in açıklamaları sonrası Twitter hesabından bir video paylaştı: ‘Erdoğan gitsin ama Erdoğanizm gelsin’ bu da olmaz. Tarihi sorumluluğumuz var bizim. İttifakımızın diğer ortakları medyaya çıkıp hakaretler etmiyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamaları sonrası Twitter hesabından bir video paylaştı.

Kılıçdaroğlu, ittifak masasını bir sofraya benzeterek şöyle konuştu:

Birilerini hor görerek, Türkiye’yi değiştiremeyiz

Sevgili halkım biz bu yola çıkarken hep Halil İbrahim sofrasından bahsettik. Çünkü ‘bu sofraya bu ülkenin tüm renklerini davet etmemiz gerekir’ dedim. ‘Yoksa bu ülke iflah olmaz’ dedim. Türkiye’nin bütün renklerini birleştire birleştire kazanmak için yola çıktık. Soframız böylece gittikçe genişledi. Çünkü amaç sadece ceberut sarayı göndermek ya da değiştirmek değildi. Amaç aynı zamanda yeni güzel bir Türkiye oluşturmaktı. Bu sofraya ‘o oturmasın bu oturmasın’ diyerek sofrayı toparlayamayız. Birilerini hor görerek, göz ardı ederek Türkiye’yi değiştiremeyiz. Bu Türkiye’yi 20 senedir yaşıyoruz zaten.

‘İttifakımızın diğer ortakları medyaya çıkıp hakaretler etmiyor’

‘Erdoğan gitsin ama Erdoğanizm gelsin’ bu da olmaz. Tarihi sorumluluğumuz var bizim. İttifakımızın diğer ortakları medyaya çıkıp hakaretler etmiyor. İttifaka zarar veren demeçler hiç vermiyor. Hiçbirinin ittifak içinden oy devşirmeye çalıştığını da görmedim. Sürekli aynı olgular birbirini tekrar eden hamleler. Biz ülkeyi siyasal operasyonlarla yönetmeye talip olmayacağız. Hepimizin sorumluluğu var ve sorumlu davranacağız.

Sofrada Erdoğan dilinin yeri yok

Bana gelince, ben bu saatten sonra değişmem. Ben birleştiririm ve birleştirmeye de devam edeceğim. Sofra büyümek zorunda. Bunu da kimse durduramaz. Bu sofrada siyasi oyunların, nezaketsizliğin, Erdoğan dilinin, yerinin olmaması gerekirdi. Bu sofraya oturanlar böyle oturdu. Kalkan da ancak bu sebepten kalkacaktır.

Umudum, niçin bir araya geldiğimizin farkındalığıyla sakin olmamız. Bu sofraya herkesi davet etmemizdir. Birilerinin kalkması yerine, bütün renklerimizin oturmasını sağlamamızdır. Onun için ne ben ne de partimdeki yol arkadaşlarım, herhangi bir gerginliğe izin vermeyeceğiz, alet olmayacağız. Biz sorumlu davranmaya devam edeceğiz. Kimseyi geride bırakmayacağız. Türkiye’nin tüm vatandaşları bu sofraya davetli olacak. Halkımız kaygılanmasın. Biz her şekilde Erdoğan’ı da Erdoğan’ın propaganda makinesini de yeneriz, yeneceğiz. Emin olun, yeneceğiz.

HABER MERKEZİ

#Kılıçdaroğlundan #Akşenere #yanıt #Erdoğan #gitsin #ama #Erdoğanizm #gelsin #olmaz

EMEP: Halkın taleplerini dikkate alan bir adayla seçime gidilmeli

EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Akşener’in adaylık açıklamsına ilişkin ‘Halkın taleplerini dikkate alan bir adayla seçimlere gidilmesi daha da elzem hale gelmiştir” dedi.

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in adaylık açıklamasının ardından sanal medya üzerinden yaptığı açıklamada, yaşanan gelişmelerin “tek adam” rejiminin yenilmesinin ancak ve ancak halkın örgütlü gücüyle mümkün olabileceğinin göstergesi olduğunu ifade etti.

Akdeniz, “Bunun için tek adam yönetimine karşı halkın taleplerini dikkate alan ve siyasal demokrasiye sahip çıkan tek bir adayla cumhurbaşkanlığı seçimlerine gidilmesi daha da elzem hale gelmiştir. Bir kez daha işçileri, emekçileri; emek, demokrasi ve barıştan yana olan bütün güçleri tek adam yönetimine karşı ortak bir tutumla mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz. Emek Partisi bu sorumlulukla hareket edecektir” diye kaydetti.

HABER MERKEZİ

#EMEP #Halkın #taleplerini #dikkate #alan #bir #adayla #seçime #gidilmeli