Ana Sayfa Blog Sayfa 845

Dışişleri Bakanlığı: Anadil haktır Kürtçe hariç!

Türkiye, Kerkük’te resmi yazışmalarda Türkmence’ye yer verilmemesine tepki gösterdi

Belediyelere kayyum atayıp Kürtçe tabela ve siteleri kaldıran, depremin vurduğu Kürt kentlerinde farklı dillere yer verip Kürtçe’ye, Kürtçe tercümanlara yer vermeyen, AKP-MHP yönetimi, Irak’ta Türkmence’ye resmi olark yer verilmemesinin hak ihlali olduğu yönünde açıklama yaptı. Hak, barış, idari ve kültürel haklar gibi vurgular dikkat çekti. Japonya’da Tokyo Üniversitesi’nde verilen Kürtçe derslerin kaldırılması için bile Dışişleri Bakanlığı Japonya hükümetine talepte bulunmuştu.

Irak Başbakanlık Genel Sekreterliği’nden Kerkük Valiliğine gönderilen yazıya göre, kentteki resmi yazışmalarda sadece Arapça ve Kürtçe kullanılacak. Türkiye, Kerkük’te resmi yazışmalarda Türkmence’ye yer verilmemesine tepki gösterdi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı şu açıklamayı yaptı: “Irak Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği’nce alınan bir kararla, Kerkük’te Türkmence’nin resmi kullanımına kısıtlama getirildiği öğrenilmiştir. Bu karar, Irak’ın kurucu ve asli unsurlarından olan Türkmenlerin temel haklarının ihlalini teşkil etmektedir. Aynı zamanda Irak Anayasası’ndaki hükümlerle de açıkça çelişmektedir. Keza Irak Anayasası’nın 125. maddesi de, Anayasa’nın, Irak’ı oluşturan tüm bileşenlerin idari ve kültürel haklarını teminat altına aldığını vurgulamaktadır. Irak’ın ve Kerkük Vilayetinin ana unsurlarından olan Türkmenlerin hak ve hassasiyetlerini gözardı eden bu tür adımların Kerkük’te barış içinde birarada yaşama kültürünün tesis edilmesine yönelik çabalara zarar vereceğine inanıyoruz. Irak makamlarını, bu kararı süratle gözden geçirmeye davet ediyoruz.”

Kürtçe düşmanlığı

Kürdofobiyi aşamayan AKP-MHP yönetimi, hala anadilde eğitimi kabul etmezken, milyonlarca kişinin etkilendiği depremde dahi Kürt kentlerinde Kürtçe’ye yer vermedi. Arama-Kurtarma çalışmalarında, çadırkentler, hastanelerde sağlıklı iletişim için Kürtçe tercümanlar çağrılmadı. Türkiye Göç İdaresi Başkanlığı’na bağlı Yabancılar İletişim Merkezi’nin (YİMER) deprem kurtarma ve yardım hizmetlerinde 7 dile (Türkçe, Arapça, Farsça, İngilizce, Rusça, Almanca, Peştuca) yer verip Kürtçe’ye yer vermedi.

Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier deprem sonrası Kürtçe mesaj yayınlarken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yabancı arama-kurtarma ekipleri için farklı dillerde video yayınladı Kürtçe’ye yer vermedi. Deprem sonrası Hatay’da Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü birçok yerde stant kurdu. Kürtlerin yaşadığı yerlerde de evleri hasar alan depremzedelere sözlü ve yazılı bilgi verildi, ancak Kürtçe’ye yer verilmedi. Kayyum atanan belediyelerde Kürtçe tabelalar indirildi, belediye web sitelerinden “Kurdî” dil seçeneği kaldırıldı. Kürtçe twitter hesapları kapatıldı.

ANKARA

#Dışişleri #Bakanlığı #Anadil #haktır #Kürtçe #hariç

Akşener konuşuyor: İYİ Parti dayatmaya mecbur bırakıldı

Altılı masa toplantısı sonrası toplantı üstüne toplantı yapan İYİ Parti Genel başkanı meral Akşener partisinin GİK toplantısı sonrası açıklama yapıyor

Geçtiğimiz gün yapılan Altılı Masa toplantısı sonrası liderler ortak bir metine imza atarak cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaştıklarını açıklamış ancak İYİ Parti kurmaylarının toplantı sonrası Kılıçdaroğlu’nu hedef alan Tweetler atması bir krize neden olmuştu.

Akşener o toplantıdan sonra partisinin il başkanlarını ve kurmaylarını toplayıp sabah saat 03:00’a kadar toplantı yapmıştı.

Bugün ise Akşener, İYİ Parti Merkez Binası’nda partisinin yönetim kurulunu toplayarak gelecek seçimlerde belirlenecek aday tartışması hakkında bilgi alışverişi yaptı.

Akşener toplantı sonrası ise açıklama yapmaya başladı. İYİ Parti lideri Akşener’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle;

 

#Akşener #konuşuyor #İYİ #Parti #dayatmaya #mecbur #bırakıldı

TJA Semsûr’da: Yasımız mücadeleye dönüşecek

TJA’lı kadınlar 8 Mart dolayısıyla Semsûr’da kadınları ziyaret etti. Ziyarette konuşan Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, ‘Bugün hissettiğimiz tüm öfke ve yas büyük bir mücadeleye dönüşecek’ dedi

Deprem dolayısıyla 8 Mart’ı bu yıl deprem kentlerinde dayanışma ile karşılayacak kadınların çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda, Tevgera Jinên Azad (TJA) üyesi kadınlar, Sêmsûr Merkez ilçesine bağlı Narlıkuyu’da bulunan çadır kentteki kadın çadırı önünde Amed’den gelen ekiple birlikte basın açıklaması gerçekleştirdi.

Çadırları ziyaret ettiler

TJA aktivistleri, Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Remziye Tosun, Amed Barış Anneleri İnsiyatifi, eski HDP Amed Milletvekili Çağlar Demirel, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Sekreteri Rengin Ergül ve çok sayıda kadın Amed’den çadır kente gelerek buradaki çadırları tek tek ziyaret etti.

Örgütlülük ihtiyaçları ortaya çıktı

Grup ardından bir açıklama gerçekleştirdi. “Bijî 8’e Adar’ê Dem Dema Jin Jiyan Azadîyê Ye!” pankartının açıldığı açıklamada söz alan Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, 6 Şubat’ta yaşanan doğal afetin, eril zihniyetin korkunç politikaları sonucunda gerçekleştiğini vurgulayarak, kadınların örgütlülük ihtiyacının bir kez daha ortaya çıktığını belirtti. Kaya, “Bugün hissettiğimiz tüm öfke ve yas büyük bir mücadeleye dönüşecek” dedi.

Gönüllüler alternatif yaşamı gösterdi

Ardından söz alan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ise, 8 Mart kapsamında Semsûr’da olduklarını söyleyerek, “Devlet yardımları esirgedi ve hiçbir şekilde yardım etmedi. Kadın, yaşlı, çocuk, sivil toplum örgütleri günlerce sahadaydı ve devlet yoktu. Mücadelesi için daha alternatif bir yaşamı inşa etmek için bütün gönüllüler buradaydı. Biz biliyoruz ki bu felaket bize bir şey gösterdi. Devlet bu felaketlerde hiçbir şekilde başarılı olamadı” dedi.

‘Hakkımızı helal etmiyoruz’

Kadınların alternatif bir yaşamı inşa ederek bugünleri aşacağını kaydeden Aydeniz , “Bugün çıkıyorlar diyorlar ki helallik istiyoruz. Biz hakkımızı helal etmiyoruz hesaplaşacağız. Yardımların engellenmesinin hesabını soracağız. Kadınları yalnız bıraktılar biz de bunun hesabını soracağız. OHAL’i ortaya çıkaranlardan hesap soracağız. Bugün ‘Jin jiyan azadî’ felsefesi her yerde yaşayacaktır” ifadelerini kullandı.

Açıklama, “Jin jiyan azadî” sloganı ve zılgıtlar eşliğinde son bulurken, ardından köylere gidildi.

SEMSÛR

#TJA #Semsûrda #Yasımız #mücadeleye #dönüşecek

Hatay’da sadece bir mezarlığa 5 bin yurttaş defnedildi

Hatay’da depremde yaşamını yitirenlerin defnedildiği mezarlığa, en az 5 bin cenaze defnedildi. Mezarlığa yeni cenazeler için yer kazılıyor

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerler nedeniyle en çok yıkımın yaşandığı Hatay’da, enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor. Kaldırılan enkazlar altında halen cenazeler çıkarken, yakınlarından haber alamayan birçok kişi bulunuyor. Kent genelinde depremlerde yaşamını yitirenlerin sayısı ise bilinmiyor. Resmi kurumlardan bir açıklama yapılmazken, tek açıklama Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’tan geldi. Savaş, 18 Şubat’ta 20 bin civarında kişinin yaşamını yitirdiğini ve en az 30 bin hasarlı binanın yıkılacağını kaydetti.

Mezarlıkta durum çok acı

MA’dan Müjdat Can ve Azad Altay’ın  aktardıklarına göre enkaz altından çıkarılan cenazeler, Antakya’ya bağlı Narlıca Mahallesi’nde oluşturulan mezarlık alanında defnediliyor. Farklı kentlerden getirilen belediyelere ait kepçeler tarafından kazılan mezarlık, 5 bölüme ayrılmış. Her bir bölümde yaklaşık bin kişinin cansız bedeni bulunuyor. Kepçeler, halen çıkarılan cenazeler için yeni mezarlar kazıyor.

Mezarlara işaretler bırakılıyor

Mezarların çok olması, üzerinde isimlerinin olmaması ve sürekli yeni mezarların kazılması nedeniyle aileler mezar tahtaları üzerinde bulunan numaralardan ya da tahtaların üzerine daha önce bıraktıkları şapka, elbise, atkı ve bere gibi şahsi eşyalardan yakınının mezarını tespit edebiliyor.

Farklı mezarlıklarda da var

Mezarlığın diğer bölümlerinde, hazırda bekleyen cenaze araçları ve nöbet tutan askerler var. Sorumlu bir kişi görüntü almayı engelleyerek, “Çekim yapmak yasak. Sadece burada 5 bine yakın kişi defnedildi. Sayısını biz de tam bilmiyoruz. Ancak başka noktalarda da benzer mezarlıklar kazılmış ve oralarda da binlerce kişi defnedilmiş. Çok acı bir durum” demeyi de ihmal etmedi.

HATAY

#Hatayda #sadece #bir #mezarlığa #bin #yurttaş #defnedildi

TİHV’den deprem raporu: İktidar geç kaldı

TİHV, deprem sonrası 11 kentte yaşanan hak ihlalleri raporunu yayınladı. Rapor açıklamasında iktidarın müdahalede geç kalındığı vurgulanarak ‘doğal afet’ bir felakete dönüştü denildi

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan ve 11 kenti etkileyen depremlere dair meslek örgütlerinin hazırladıkları raporlar sürüyor. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) depremden sonra 6 ila 27 Şubat tarihleri arasında derledikleri hak ihlallere ilişkin raporunu açıkladı. Raporda, Yaşam Hakkı İhlalleri, Kişi Güvenliği, Cezaevleri, Düşünce ve İfade Özgürlüğü, Toplantı ve Gösteri Özgürlüğü, Toplantı ve Gösteri Özgürlüğü ve Örgütlenme ve Dayanışma Özgürlüğü ’ne ilişkin konu başlıkları yer aldı.

Doğal afet felakete dönüştü

Raporda, resmi kurumların verdiği 44 bin 374 ölü sayısı ile acil yıkılacak ya da ağır hasarlı bina sayısının ise 164 bin 321 olduğu bilgisine yer verildi. Raporda, deprem kentlerinde kentsel altyapının çöktüğü, kamu binalarının, hastanelerin, haberleşme sistemlerinin, enerji hatlarının, kara ve demir yollarının, hava limanlarının kullanılamaz hale geldiğini yine doğal yaşam alanların tahrip olduğu ve yaşanan ağır iklim koşullarının da etkisiyle “doğal afet”in adeta bir “felakete” dönüştüğü ifadelerine yer verildi.

Bilime yer verilmedi

Raporda, depremin felakete dönüşmesinin temel nedenine ilişkin ise “Asli etken depremlere hazırlıklı olmanın bilimsel gerekliliklerinin, bu konuda uzman kişi ve kuruluşlar, bilim çevreleri, meslek ve sivil toplum örgütleri tarafından yapılan tüm uyarı ve eleştirilere rağmen yetkililer tarafından yerine getirilmemesi, depremlerin öncesinde ve sonrasında yapılan ciddi hatalar, ihmaller, suistimaller, koordinasyon ve planlama eksiklikleridir” ifadelerine yer verildi.

Deprem bölgelerine geç kalındı

Devletin deprem bölgelerine müdahalede geç kalındığı vurgulanan raporda, deprem sonrası acil müdahale ve arama-kurtarma çalışmalarının da gereğince yerine getirilmediği, organizesiz, geç kalınmış, koordinasyon ve planlama eksikliklerin de yaşandığının altı çizildi.

Raporda yaşanan hak ihlallerinin özetinde ise şunlar yer aldı:

“* Deprem bölgesindeki cezaevlerinde kolluk güçlerinin müdahalesi sonucunda 3 mahpus yaşamını yitirdi, 9 mahpus yaralandı.

*Gözaltında işkence ve diğer kötü muamele sonucu 1 kişi yaşamını yitirdi.

*En az 2 kişi linç girişimine maruz kaldı.

*9 ayrı olayda toplam 17 kişi işkence ve diğer kötü muameleye maruz kaldı. 1 kişi yaşamını yitirdi. En az 10 kişi yaralandı.

*Deprem bölgesinde refakatçisi olmayan 1902 çocuktan 1820’sinin kimliği tespit edilirken, 82 çocuğun ise kimliği tespit edilemedi.

*Deprem bölgesinde haber takibi yapan en az 22 gazeteci, 11’i kolluk kuvvetleri 11’i sivil kişiler tarafından olmak üzere müdahaleye maruz kaldı, en az 1 gazeteci yaralandı, 4 gazeteci gözaltına alındı. Ayrıca 1 yabancı gazetecinin ülkeye girişine izin verilmedi.

*Sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle 2 gazeteci, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ iddiasıyla tutuklandı.

*Depremle ilgili sosyal medya paylaşımlarına ilişkin başlatılan incelemeler sonucunda 575 kişi hakkında işlem yapıldı, 141 kişi gözaltına alındı, 27 kişi tutuklandı.

*RTÜK tarafından, ‘Büyük Felaket Özel Yayını’ programı nedeniyle Halk TV kanalına ve ‘18 Dakika’ programı nedeniyle Tele 1 kanalına 5’er kez program durdurma ve idari para cezası verildi.

*RTÜK tarafından Tele 1 kanalında yayınlanan ‘Forum’ programı, FOX TV kanalında yayınlanan ‘Orta Sayfa’ programı ve Halk TV’de yayınlanan ‘Halk Meydanı’ programlarındaki deprem ve arama kurtarma çalışmalarıyla ilgili eleştiriler nedeniyle her üç kanala ayrı ayrı idari para cezası verildi.

* Depremle ve deprem sonrasında üniversitelerde eğitimin uzaktan sürdürülmesi kararıyla ilgili 10 barışçıl toplantı ve gösteriye müdahale eden kolluk kuvvetleri, 246 kişiyi işkence ve diğer kötü muamele niteliğindeki uygulamalara maruz bırakarak gözaltına aldı.

*Depremzedeler için yardım malzemesi toplayan yurttaşlar, sivil toplum örgütleri, siyasi parti ve belediyeler en az 20 kez engellendi. 16 kişi gözaltına alındı, 6 kişi keyfi biçimde özgürlüklerinden alıkonuldu, en az 1 kişi fiziksel şiddete maruz kaldı, 1 kişiye ise para cezası uygulandı.

*En az 7 olayda kolluk kuvvetleri, kaymakamlık ve AFAD tarafından toplanan yardım malzemelerine el konuldu.

*Yardım toplama faaliyetine yönelik silahlı saldırı sonucu 1 kişi yaralandı.

*Gelecek Partisi tarafından gönderilen 100 TIR’a, HDP tarafından toplanan 1500 çadıra, 8 tır ve 2 kamyon yardım malzemesine, 30 konteynıra, 120 jeneratöre el konuldu.”

HABER MERKEZİ

#TİHVden #deprem #raporu #İktidar #geç #kaldı

EYT başvurusu e-Devlet’ten yapılabilecek

EYT’liler yasalaşan düzenlemeye e-Devlet uygulaması aracılığıyla “Gelir, Aylık, Ödenek Talep Belgesinin Verilmesi” sekmesiyle başvurabilecek

Emeklilik mücadelesi veren yurttaşlar uzun uğraşlar ve eylem sonucu emeklilik haklarını kazandılar.

İktidarın kabul etmekte zorlandığı ama toplumsal baskı sonucu geri adım attığı düzenlemeye göre Emeklilikte Yaşa Takılan (EYT) yurttaşlar 8 Eylül 1999 öncesinde sigortalı olup kadınlarda 20, erkeklerde 25 yıl sigortalılık süresini tamamlayanlar emekli olabilecek.

İlk etapta 2 milyon 250 bin kişinin emekli olmasını sağlayacak düzenlemenin başvuru yollarından birisi e-Devlet olacak.

Başvuru nasıl yapılır

Yurttaşlar başvurularını e-Devlet Kapısı’nda yer alan “Gelir, Aylık, Ödenek Talep Belgesinin Verilmesi” dijital hizmeti üzerinden gerçekleştirebilecek.

Hak sahipleri, e-Devlet Kapısı’nda yer alan arama çubuğuna EYT, gelir, aylık, ödenek veya emekli kelimelerinden birini yazarak hizmete erişebilecek. Ayrıca hizmete kolay erişilebilmesi için e-Devlet Kapısı ana sayfasında yer alan 4/A ve 4/B emeklilik başvuruları duyurusu üzerinden de dijital hizmete erişim sağlanabilecek.

“Gelir, Aylık, Ödenek Talep Belgesinin Verilmesi” başlıklı dijital hizmete erişim sağlandıktan sonra açılan ekranda “Yeni Başvuru” butonu tıklanıp, tahsis talep türü olarak “Yaşlılık Aylığı”nın seçilmesi gerekiyor.

Sonrasında dijital hizmette sigortalı türü olarak SSK kapsamında aylık talep edeceklerin “4A SSK”, Bağkur kapsamına girenlerin ise “4B Bağkur” seçeneğini işaretlemesi ve “Başvur” butonuna tıklaması gerekiyor. Devamında maaş ödemesinin yapılacağı banka ve şube bilgisi ile e-posta, cep telefonu numarası, adres bilgisini içeren iletişim bilgilerinin doldurulması önem taşıyor.

“Aylık alıyor mu?” sorusuna “Evet” veya “Hayır” yanıtı verildikten sonra son aşamaya geçilecek. Son aşamada “Başvur” butonuna basılarak başvuru tamamlanmış olacak.

HABER MERKEZİ

#EYT #başvurusu #eDevletten #yapılabilecek

Şenyaşar ailesi: Hukukun üstünlüğünün egemen olacağı günler yakın

Adalet Nöbeti’ni sürdüren Şenyaşar ailesi ‘Hukukun üstünlüğü ilkesinin egemen olacağı günler yakındır’ mesajı paylaştı

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ve saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 711’inci gününde devam ediyor.

Ailenin sanal medya hesabından “Şanlıurfa Adliye Sarayında 711. günde Adalet Mücadelemiz devam ediyor. Hukukun üstünlüğü ilkesinin egemen olacağı günler yakındır” mesajı paylaşıldı.

RİHA

#Şenyaşar #ailesi #Hukukun #üstünlüğünün #egemen #olacağı #günler #yakın

8 Mart’ın ruhuna, birleştirici kuvvetine ihtiyacımız var

HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, ‘Tam da böylesi bir dönemde; ölümlerin, çaresizliğin kol gezdiği zamanda 8 Mart’ın ruhuna, birleştirici ve kazanma odaklı kuvvetine ihtiyaç var’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, tutulduğu Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Mehmet Aslan‘ın gündeme dair sorularını yanıtladı.

Kendilerine yönelik tutuklamalara, AİHM kararlarının uygulanmamasına, Kobane davasına ve HDP’ye yönelik kapatma davasını da hatırlatarak, eleştirilerde bulunan Yüksekdağ, “İnsanlarımızın kolunu kanadını kırdıklarını sanıyorlar. Bizi yargıladığını sananlar, yıllardır halkın iradesini hapiste tutanlar, istediklerini başaramadılar. Bir yanımız esaret ise bir yanımız özgürlüktür çünkü” dedi.

Kibir ve zulme battılar

“Hep söylüyoruz, yine hatırlatalım; HDP, halktır. HDP’ye saldırınca kadın iradesi üzerine kurulmuş kadın özgürlük hukukunu uyguladığı, mücadelesinin verildiği bir yapıya saldırmış oluyorsunuz” diyerek, sözlerine devam eden Yüksekdağ, “Tam da bu nedenle istediklerini başaramayacaklar. Çünkü kadın direnişleri çağında olduğumuzu idrak edemeyecek kendi kibirlerine ve zulümlerine batmıştır” ifadelerini kullandı.

Kadın mücadelesi ‘kalk borusu’dur

Yüksekdağ, “Ortadoğu, Kurdistan ve Türkiye gerçeği bakımından eril hegemonyanın çok ağır ve şiddetli biçimiyle yüz yüzeyiz. Kadına dönük şiddet ve cinayetler öyle sistematik bir hal aldı ki artık bunu jenositten, kadın soykırımından farklı tanımlamak mümkün değil. Bu aynı zamanda kadınların mücadele zorunluluğunu da öne çıkarıyor. Türkiye ve Kürdistan kadın hareketi yakın tarihimize göz ucuyla baksak bile öncü ve hayati rol oynamıştır. Jin jiyan azadî haykırışı, basit olmanın ötesinde bir dönemin ruhu, eylem bilinci ve harekete geçirici gücü olmuştur. 8 Mart’ların 25 Kasımların ve kadın haklarının gasp edilmesine karşı kampanyaları bütün bir toplum için bir ‘kalk borusuna’, işaret fişeğine dönüştürdü. Kadınların bu rolü ve öncülüğü hala günceldir ve yaşamsaldır, görülmelidir” sözlerini kullandı.

Kürt sorunu çözülmeli

Yaklaşan seçimlere dair konuşan Yüksekdağ Millet İttifakı’nın Türkiye ve Kurdistan’ın kritik sorunlarına dair somut adımlar atmadığını ve bu durumun temelinde ise ittifakı oluşturan güçlerin arasındaki çelişkilerin olduğunu vurguladı. İttifakın öncelikle Kürt sorununu ele alması gerektiğini, Kürt sorununun çözümsüzlüğünün rejim krizine yol açtığını belirten Yüksekdağ, “Bütün muhalefetin istediği mevcut iktidarın değişmesi ise bu her şeyden önce muhalefetin demokratik değişimiyle başlar. Aksi durumda iktidardan farklı olmaz” diye konuştu.

Emek ve Özgürlük İttifakının Türkiye ve Kurdistan halkları için yeni bir umut ve enerji olduğunu ifade eden Yüksekdağ, “Emek ve Özgürlük İttifakı, ilk çıkış rüzgarını çok iyi değerlendirmeli. Hepsinden önemlisi de halkların ona, ‘Üçüncü İttifak’ olduğu için yüzünü çevirdiğini, değer verdiğini, unutmamalı” dedi.

Mor çadırlar örnek çalışma

Mereş Merkezli depremleri de işaret eden Yüksekdağ, iktidar ve devletin çöktüğünü ancak buna karşın insanlık değerlerini savunan güç ve hareketlerin ise güçlü bir biçimde ayağa kalktığını ifade etti. Bu yönüyle önemli bir sınavın verildiğini söyleyen Yüksekdağ, kadınların rolüne dikkat çekti. Yüksekdağ, şöyle dedi: “Bir taraftan hala yitirdiğimiz canların yasını tuttuğumuz doğrudur; ama diğer taraftan kadına ve onun nezdinde yaşama sahip çıkmak zorundadır herkes. Bu süreçte kadın örgütlerinin, özelde kadın dayanışması eksenli çalışan gönüllü ve inisiyatiflerin geliştirilmesi, desteklenmesi çok önemlidir. Bu nedenle Silopyalı kadınların örnek organizasyonu, Mor Tır, Mor Yerleşke, kadın ve çocukların için psiko-sosyal destek, kreş gibi uygulamaların çoğaltılması önemlidir.”

Dayanağımız ‘Jin jiyan azadi’

Yüksekdağ, sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “İnancımız o ki; ‘Kadın yaşam özgürlük (Jin jiyan azadî)’, eril kapitalist sistemin enkazının arasında filizlenen yeni toplumun da mayası olacak. Elbette ki dayanağımız, Rojava’dan İran’a ve dünyayı saran kadın isyanlarına inanmak, aynı yoldan ilerlemektir. Bu 8 Mart’ı bir yıl öncekinden daha güçlü ve kendinden emin karşılayan bir kadın hareketi var. Ve artık toplumsal kurtuluş, politik özgürlük, adalet mücadelesi, çok daha fazla kadının kurtuluşuna bağlanmış durumda. Tam da böylesi bir dönemde; ölümlerin, çaresizliğin kol gezdiği zamanda 8 Mart’ın ruhuna, birleştirici ve kazanma odaklı kuvvetine ihtiyaç var. Kaybettiklerimiz arasında ve kadınların yaşamını ve yarınını birlikte kazabiliriz.”

HABER MERKEZİ

#Martın #ruhuna #birleştirici #kuvvetine #ihtiyacımız #var

​​​​​​​Şam-Ankara görüşmeleri yeniden gündemde

6 Şubat’ta meydana gelen depremler nedeniyle gündemden düşen Şam-Ankara görüşmelerini Rusya yeniden gündeme taşıyor

Şubat ayında, Şam hükümeti ile Türkiye arasındaki yakınlaşmaya ilişkin deprem nedeniyle gündem düşmüştü,
ancak şimdi bir kez daha Rus yetkililer, Suriye-Türkiye yakınlaşmasını gündeme getirdi.

Rusya’nın Ortadoğu ve Afrika Özel Temsilcisi ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Rusya, İran, Türkiye ve Suriye Dışişleri Bakanlarının dörtlü toplantıda görüştüğünü açıkladı.

Rusya’nın arabuluculuğunda düzenlenen Şam-Ankara görüşmeleri ile ilgili, ANHA’ya değerlendirmelerde bulunan Uluslararası İlişkiler ve Bölgesel Güvenlik Araştırmacısı Dr. Îman Zehran, “Rusya, Suriye’deki üslerini ve hedeflerini güvence altına almaya ve ardından Türkiye ve Suriye rejimlerini savaş alanından uzak jeopolitik alanlara Rus-Ukrayna savaşına yaklaştırmak için çabalar geliştiriyor. Yani Rusya-Ukrayna savaşını Suriye’ye getirmek istiyor” dedi.

Türkiye’nin bu yakınlaşmadaki amacının Şam ile ilişkileri yeniden tesis etmek ve Suriye’nin kuzeyindeki Kürtlere karşı ortak bir mekanizmaya ulaşmak olduğunu kaydeden İman Zehran, “Ortak sınırdaki saha ve askeri hareketlerin yüklerinden de kaçmak istiyor. Bu, Türkiye’deki ekonomik kriz ve seçimlerin yaklaşmasıyla aynı zamanda, özellikle Erdoğan’ın şansının azalması ve muhalefet güçlerinin artmasıyla birlikte ortaya çıktı” şeklinde konuştu.

İman Zehran, İran’ın görüşmelere dahil olması ile ilgili de şu değerlendirmeyi yaptı: “Tahran, Türkiye-Suriye yakınlaşmasına yönelik adımları teşvik ediyor. Moskova’nın yanında bir aracı rol oynamaya çalışıyor. Bunun birçok nedeni var. Birinci Suriye bölgesindeki durumu uzlaştırmak ve ikincisi, İran, Lübnan’a ulaşmanın kapısı olan Suriye üzerinden Ortadoğu’daki varlığını güçlendirmeye çalışıyor. Çünkü Hizbullah’ın Lübnan’daki temsilcisi. Üçüncüsü, Tahran’ın Suriye’deki ekonomik çıkarları yeniden yapılanma anlaşmaları ve enerji kapasitesidir.”

DIŞ HABERLER

#ŞamAnkara #görüşmeleri #yeniden #gündemde

İskenderun’da rüzgar çadırları yıktı

Hatay’ın İskenderun ilçesinde çıkan kuvvetli rüzgarda depremzedelerin barındığı çadırlar yıkıldı

Meteoroloji Bölge Müdürlüğü, gün içinde kuvvetli rüzgarın etkili olacağını, çevredekilerin çatı uçması, ağaç ve direk devrilmesine karşı dikkatli olması gerektiğini açıkladı. Hatay’da gece saatlerinde başlayan rüzgar, etkisini artırarak devam ediyor.

İskenderun’da Mereş merkezli depremde evleri yıkılan ve hasar görenlerin kaldıkları çadırlardan bazıları, saatte 30 kilometreye ulaşan rüzgarda yıkıldı. Devrilen çadırlardaki eşyalar da sağa sola savruldu.

Rüzgarlar devam edecek

Meteoroloji de rüzgarın gece saatlerine etkisini artırarak devam etmesini beklediklerini, Hatay, Mersin ve Adana’nın kıyı kesimlerinde çatı uçması, ağaç ve direk devrilmesi, ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerektiğini bildirdi.

HATAY

#İskenderunda #rüzgar #çadırları #yıktı