Ana Sayfa Blog Sayfa 846

8 Mart’ın ruhuna, birleştirici kuvvetine ihtiyacımız var

HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, ‘Tam da böylesi bir dönemde; ölümlerin, çaresizliğin kol gezdiği zamanda 8 Mart’ın ruhuna, birleştirici ve kazanma odaklı kuvvetine ihtiyaç var’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, tutulduğu Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Mehmet Aslan‘ın gündeme dair sorularını yanıtladı.

Kendilerine yönelik tutuklamalara, AİHM kararlarının uygulanmamasına, Kobane davasına ve HDP’ye yönelik kapatma davasını da hatırlatarak, eleştirilerde bulunan Yüksekdağ, “İnsanlarımızın kolunu kanadını kırdıklarını sanıyorlar. Bizi yargıladığını sananlar, yıllardır halkın iradesini hapiste tutanlar, istediklerini başaramadılar. Bir yanımız esaret ise bir yanımız özgürlüktür çünkü” dedi.

Kibir ve zulme battılar

“Hep söylüyoruz, yine hatırlatalım; HDP, halktır. HDP’ye saldırınca kadın iradesi üzerine kurulmuş kadın özgürlük hukukunu uyguladığı, mücadelesinin verildiği bir yapıya saldırmış oluyorsunuz” diyerek, sözlerine devam eden Yüksekdağ, “Tam da bu nedenle istediklerini başaramayacaklar. Çünkü kadın direnişleri çağında olduğumuzu idrak edemeyecek kendi kibirlerine ve zulümlerine batmıştır” ifadelerini kullandı.

Kadın mücadelesi ‘kalk borusu’dur

Yüksekdağ, “Ortadoğu, Kurdistan ve Türkiye gerçeği bakımından eril hegemonyanın çok ağır ve şiddetli biçimiyle yüz yüzeyiz. Kadına dönük şiddet ve cinayetler öyle sistematik bir hal aldı ki artık bunu jenositten, kadın soykırımından farklı tanımlamak mümkün değil. Bu aynı zamanda kadınların mücadele zorunluluğunu da öne çıkarıyor. Türkiye ve Kürdistan kadın hareketi yakın tarihimize göz ucuyla baksak bile öncü ve hayati rol oynamıştır. Jin jiyan azadî haykırışı, basit olmanın ötesinde bir dönemin ruhu, eylem bilinci ve harekete geçirici gücü olmuştur. 8 Mart’ların 25 Kasımların ve kadın haklarının gasp edilmesine karşı kampanyaları bütün bir toplum için bir ‘kalk borusuna’, işaret fişeğine dönüştürdü. Kadınların bu rolü ve öncülüğü hala günceldir ve yaşamsaldır, görülmelidir” sözlerini kullandı.

Kürt sorunu çözülmeli

Yaklaşan seçimlere dair konuşan Yüksekdağ Millet İttifakı’nın Türkiye ve Kurdistan’ın kritik sorunlarına dair somut adımlar atmadığını ve bu durumun temelinde ise ittifakı oluşturan güçlerin arasındaki çelişkilerin olduğunu vurguladı. İttifakın öncelikle Kürt sorununu ele alması gerektiğini, Kürt sorununun çözümsüzlüğünün rejim krizine yol açtığını belirten Yüksekdağ, “Bütün muhalefetin istediği mevcut iktidarın değişmesi ise bu her şeyden önce muhalefetin demokratik değişimiyle başlar. Aksi durumda iktidardan farklı olmaz” diye konuştu.

Emek ve Özgürlük İttifakının Türkiye ve Kurdistan halkları için yeni bir umut ve enerji olduğunu ifade eden Yüksekdağ, “Emek ve Özgürlük İttifakı, ilk çıkış rüzgarını çok iyi değerlendirmeli. Hepsinden önemlisi de halkların ona, ‘Üçüncü İttifak’ olduğu için yüzünü çevirdiğini, değer verdiğini, unutmamalı” dedi.

Mor çadırlar örnek çalışma

Mereş Merkezli depremleri de işaret eden Yüksekdağ, iktidar ve devletin çöktüğünü ancak buna karşın insanlık değerlerini savunan güç ve hareketlerin ise güçlü bir biçimde ayağa kalktığını ifade etti. Bu yönüyle önemli bir sınavın verildiğini söyleyen Yüksekdağ, kadınların rolüne dikkat çekti. Yüksekdağ, şöyle dedi: “Bir taraftan hala yitirdiğimiz canların yasını tuttuğumuz doğrudur; ama diğer taraftan kadına ve onun nezdinde yaşama sahip çıkmak zorundadır herkes. Bu süreçte kadın örgütlerinin, özelde kadın dayanışması eksenli çalışan gönüllü ve inisiyatiflerin geliştirilmesi, desteklenmesi çok önemlidir. Bu nedenle Silopyalı kadınların örnek organizasyonu, Mor Tır, Mor Yerleşke, kadın ve çocukların için psiko-sosyal destek, kreş gibi uygulamaların çoğaltılması önemlidir.”

Dayanağımız ‘Jin jiyan azadi’

Yüksekdağ, sözlerini şu ifadelerle bitirdi: “İnancımız o ki; ‘Kadın yaşam özgürlük (Jin jiyan azadî)’, eril kapitalist sistemin enkazının arasında filizlenen yeni toplumun da mayası olacak. Elbette ki dayanağımız, Rojava’dan İran’a ve dünyayı saran kadın isyanlarına inanmak, aynı yoldan ilerlemektir. Bu 8 Mart’ı bir yıl öncekinden daha güçlü ve kendinden emin karşılayan bir kadın hareketi var. Ve artık toplumsal kurtuluş, politik özgürlük, adalet mücadelesi, çok daha fazla kadının kurtuluşuna bağlanmış durumda. Tam da böylesi bir dönemde; ölümlerin, çaresizliğin kol gezdiği zamanda 8 Mart’ın ruhuna, birleştirici ve kazanma odaklı kuvvetine ihtiyaç var. Kaybettiklerimiz arasında ve kadınların yaşamını ve yarınını birlikte kazabiliriz.”

HABER MERKEZİ

#Martın #ruhuna #birleştirici #kuvvetine #ihtiyacımız #var

​​​​​​​Şam-Ankara görüşmeleri yeniden gündemde

6 Şubat’ta meydana gelen depremler nedeniyle gündemden düşen Şam-Ankara görüşmelerini Rusya yeniden gündeme taşıyor

Şubat ayında, Şam hükümeti ile Türkiye arasındaki yakınlaşmaya ilişkin deprem nedeniyle gündem düşmüştü,
ancak şimdi bir kez daha Rus yetkililer, Suriye-Türkiye yakınlaşmasını gündeme getirdi.

Rusya’nın Ortadoğu ve Afrika Özel Temsilcisi ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, Rusya, İran, Türkiye ve Suriye Dışişleri Bakanlarının dörtlü toplantıda görüştüğünü açıkladı.

Rusya’nın arabuluculuğunda düzenlenen Şam-Ankara görüşmeleri ile ilgili, ANHA’ya değerlendirmelerde bulunan Uluslararası İlişkiler ve Bölgesel Güvenlik Araştırmacısı Dr. Îman Zehran, “Rusya, Suriye’deki üslerini ve hedeflerini güvence altına almaya ve ardından Türkiye ve Suriye rejimlerini savaş alanından uzak jeopolitik alanlara Rus-Ukrayna savaşına yaklaştırmak için çabalar geliştiriyor. Yani Rusya-Ukrayna savaşını Suriye’ye getirmek istiyor” dedi.

Türkiye’nin bu yakınlaşmadaki amacının Şam ile ilişkileri yeniden tesis etmek ve Suriye’nin kuzeyindeki Kürtlere karşı ortak bir mekanizmaya ulaşmak olduğunu kaydeden İman Zehran, “Ortak sınırdaki saha ve askeri hareketlerin yüklerinden de kaçmak istiyor. Bu, Türkiye’deki ekonomik kriz ve seçimlerin yaklaşmasıyla aynı zamanda, özellikle Erdoğan’ın şansının azalması ve muhalefet güçlerinin artmasıyla birlikte ortaya çıktı” şeklinde konuştu.

İman Zehran, İran’ın görüşmelere dahil olması ile ilgili de şu değerlendirmeyi yaptı: “Tahran, Türkiye-Suriye yakınlaşmasına yönelik adımları teşvik ediyor. Moskova’nın yanında bir aracı rol oynamaya çalışıyor. Bunun birçok nedeni var. Birinci Suriye bölgesindeki durumu uzlaştırmak ve ikincisi, İran, Lübnan’a ulaşmanın kapısı olan Suriye üzerinden Ortadoğu’daki varlığını güçlendirmeye çalışıyor. Çünkü Hizbullah’ın Lübnan’daki temsilcisi. Üçüncüsü, Tahran’ın Suriye’deki ekonomik çıkarları yeniden yapılanma anlaşmaları ve enerji kapasitesidir.”

DIŞ HABERLER

#ŞamAnkara #görüşmeleri #yeniden #gündemde

İskenderun’da rüzgar çadırları yıktı

Hatay’ın İskenderun ilçesinde çıkan kuvvetli rüzgarda depremzedelerin barındığı çadırlar yıkıldı

Meteoroloji Bölge Müdürlüğü, gün içinde kuvvetli rüzgarın etkili olacağını, çevredekilerin çatı uçması, ağaç ve direk devrilmesine karşı dikkatli olması gerektiğini açıkladı. Hatay’da gece saatlerinde başlayan rüzgar, etkisini artırarak devam ediyor.

İskenderun’da Mereş merkezli depremde evleri yıkılan ve hasar görenlerin kaldıkları çadırlardan bazıları, saatte 30 kilometreye ulaşan rüzgarda yıkıldı. Devrilen çadırlardaki eşyalar da sağa sola savruldu.

Rüzgarlar devam edecek

Meteoroloji de rüzgarın gece saatlerine etkisini artırarak devam etmesini beklediklerini, Hatay, Mersin ve Adana’nın kıyı kesimlerinde çatı uçması, ağaç ve direk devrilmesi, ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerektiğini bildirdi.

HATAY

#İskenderunda #rüzgar #çadırları #yıktı

Goran’dan HDP’nin yardım kampanyasına destek

Goran Hareketi HDP’nin Hewler temsilciliğine yaptığı ziyaretle, depremzedeler için başlatılan kampanyaya destek verdi

Mereş’te (Maraş) 6 Şubat’ta yaşanan ve 11 kentin etkilendiği depremin ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) ilk günden beri sahada olurken, bir yandan da dayanışma kampanyalarını sürdürüyor.

Kampanyaya destek

HDP’nin kampanyasına bir destek de Goran Hareketi’nden geldi. HDP’nin Hewlêr’de bulunan Kürdistan Bölgesi Temsilciliğinin 9 Şubat’ta HDP ve sivil toplum örgütlerinin desteğiyle Rojava ve Kuzey Kürdistan’daki deprem mağdurları için başlattığı yardım kampanyasına Goran Hareketi dün Hewlêr’de bulunan HDP Kürdistan Bölgesi Temsilciliğini ziyaret ederek destek verdi.

HDP Temsilciliği 16 Şubat’ta yardımların daha fazla depremzedeye ulaşması için yardım kampanyasını 1 aylık süreyle uzattıklarını bildirmişti.

HABER MERKEZİ

#Gorandan #HDPnin #yardım #kampanyasına #destek

Mor TIR’lar yola çıkıyor: Bu yıl 8 Mart’ta deprem bölgesindeyiz

Kadınlar 8 Mart’ta deprem kentlerinde olacak. Kadınlar amaçlarının sadece yardım değil bir arada olmak olduğunu vurgulayarak, ‘Bu yılki 8 Mart siyah ve morun olduğu, helalleşmediğimiz bir 8 Mart olacak’ dedi

Depremin ardından başlatılan ve her geçen gün büyüyen dayanışmaya öncülük eden kadınlar 8 Mart’ta da deprem kentlerinde olmaya hazırlanıyor. İlk günden beri sahada olan kadınlar özellikle kadınların sorunlarına çözüm için uğraşırken, bu amaçla hazırlanan Mor TIR’lar da kente kent geziyor.

Çalışmaları hakkında Mezopotamya Ajansı’dan ( MA) Delal Akyüz’e konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi üyesi Ayşe Özdamar, kadınların özellikle sağlığa erişimde sorun yaşadıklarını vurguladı. Özdamar, “Toplumsal yargılardan dolayı regl dönemlerinde ya da diğer hijyen malzemelerini açıktan istemiyorlar. Temel gereksinimlerine ulaşamıyorlar” dedi.

Örgütlenme çalışmasına ihtiyaç var

Özdamar, kadın kurumlarının bu yılki 8 Mart’ı deprem bölgesindeki kadınlarla dayanışma çalışmalarına dönüştürdüğünü söyleyerek, “Deprem bölgesindeki kadın ve çocukların temel ihtiyaçlarını Mor TIR’lara yükleyip göndermeye çalışıyoruz. Kadınların aile planlaması, istenmeyen gebelikler, kadınların ulaşabilecekleri sağlık merkezleri, psikolojik destek merkezlerine ihtiyaç var. Buradan bunun örgütlemesine yönelik çalışmalar var” diye belirtti.

Amaç yardım değil bir arada olmak

Deprem’in ilk gününde Hatay’da dayanışma çadırları kurduklarını ifade eden Kadın Savunması üyesi Çiğdem Çiğdamlı da, deprem bölgelerinden özellikle kadınların hijyen malzemelerine ihtiyacı olduğunu ve bu noktada çalışmalar yaptıklarını aktardı. Çidamlı, “Kadınlar açısından sadece yardım götürmek değil kadınların bir arada olacakları, dayanışma sağlayacakları alanlar oluşturduk” diye belirtti.

Hesap sormaya devam edeceğiz

Bu yılki 8 Mart’ın kritik olduğunu söyleyen Çiğdamlı, “8 Mart’a bir kez daha kadınların örgütlü mücadelesini göstererek hesap sorulması gerektiğini anlatacağız. Kadınlar için güvenli alanlar oluşana kadar alanlarda olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Kampüs Cadıları üyesi Berfin Büyükertaş ise “Bu yılki 8 Mart siyah ve morun olduğu, helalleşmediğimiz bir 8 Mart olacak. Bu süreçten sonrada dayanışmamız devam edecek” şeklinde konuştu.

Mücadele çağrısı

Mor Dayanışma üyesi Deniz Uslu ise, 8 Mart’ı deprem bölgesindeki dayanışma ile karşıladıklarını vurgulayarak, “Biz kadınlar olarak yaşamı yeni kurma çağrısı yapıyoruz. Gelin hep birlikte yaşamı kurma mücadelesini büyütelim. Ancak bu şekilde sömürüsüz, özgür bir dünya yaratabiliriz” dedi.

İZMİR

 

#Mor #TIRlar #yola #çıkıyor #yıl #Martta #deprem #bölgesindeyiz

ABD: Türkiye dahil 4 ülke üzerinden Rusya’ya yaptırımlar deliniyor

ABD, Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’ya uygulanan yaptırımlar konusunda Türkiye, Çin, Ermenistan ve Özbekistan’ı uyararak, yaptırımları delmekte kullanılan yöntemleri açıkladı

ABD hükümeti tüm şirketleri Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’ya uygulanan yaptırımlara uymaları ve yaptırımların delinmesi taktiklerine karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı.

ABD’de Maliye, Ticaret ve Adalet Bakanlığı’nın yayınladığı ortak açıklama ve bilgi notunda yaptırımlardan kaçınmak amacıyla kullanılması olası bazı “aktarma noktaları” arasında Türkiye’nin de adı geçti.

VOA Türkçe’nin haberine göre açıklamada, yaptırımları delmek etmek ve ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Rus kurum ya da kişilerin gerçek kimliklerini gizlemek amacıyla, paravan şirket ya da üçüncü aracıların kullanılması gibi taktiklere başvurulduğu belirtildi.

Yayınlanan kapsamlı bilgi notu ve açıklamada Çin’in yanı sıra Türkiye, Ermenistan ve Özbekistan’ın, satışı yasaklanan veya kısıtlanan malzemelerin yasadışı şekilde Rusya ya da Belarus’a yeniden yönlendirilmesinde sık kullanılan “aktarma noktaları” olabildiği kaydedildi.

Bilgi notunda Rusya yaptırımlarının delinmesine çalışıldığını gösteren bazı olası işaretler şu şekilde sıralandı:

– Müşterinin bir ürünün nihai kullanımı konusunda bilgi vermemesi

– Uluslararası para transferlerinde paravan şirket kullanımı

– Satın alınan malın kurulumu, bakımı gibi hizmetlerin geri çevrilmesi

– IP adresinin müşterinin bildirdiği lokasyon verisiyle örtüşmemesi

– Nakliye talimatlarında son dakika değişiklik yapılması

– Ödemenin daha önce bildirilmeyen üçüncü bir ülke veya şirket üzerinden yapılması

– Şirket ve kurumsal e-mail adresleri yerine şahsi e-mail hesaplarının kullanılması

– İnternette hiç varlık göstermeyen kurumlar üzerinden işlem yapılması

– İşlem belgelerinde değişiklik yapılması

– İç yazışmalardan bilgi çıkarılması

– Yabancı ülkelerdeki paravan şirketlerden ABD banka hesaplarına para transferi ve kaynağını gizlemek amacıyla paranın dağıtımının hızla yapılması

DIŞ HABERLER

#ABD #Türkiye #dahil #ülke #üzerinden #Rusyaya #yaptırımlar #deliniyor

Tecride karşı başlatılan açlık grevi 31’inci günde

İmralı Cezaevi’nde bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride karşı Maxmur’da başlatılan açlık grevi 31’inci günde. Eylemde konuşan Delil Kaya, ‘Dünyanın dört bir yanından Önder Apo’nun özgürlüğü için mücadele ediliyor’ dedi

PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan ve 25’inci yılına giren tecride karşı Maxmur Mülteci kampında başlatılan açlık grevi devam ediyor. Açlık grevi 31 günü geride bıraktı.

Grup grup devam ettirilen açlık grevini bugün 16’ıncı grup devr aldı. Eylemi devr alan grup adına konuşan Delil Kaya, şunları söyledi: “Dünyanın dört bir yanından Önder Apo’nun özgürlüğü için mücadele ediliyor. Bizim eylemimizin amacı da Önder Öcalan’a uygulanan tecridi kırmak ve Önder Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü sağlamaktır.”

HABER MERKEZİ

#Tecride #karşı #başlatılan #açlık #grevi #31inci #günde

Depremzede çocuklar sanal medyada satılıyor mu?

Depremden sonra kaybolan çocuklarla ilgili açılan bir sanal medya hesabı çocukların ‘satılıyor’ olma endişesini arttırdı. Depremden sonra 15 yaşındaki kızını arayan Muhammed Nafiz Hamvi, kızının resmini paylaşan hesap tarafından engellendi

Resmi rakamlara göre 45 bin insanın hayatını kaybettiği 6 Şubat’ta yaşanan depremlerin ardından onlarca ailesiz kalırken, birçoğunun da kimliği belirlenemedi. Depremin ilk günlerinde çocukların İHH ve tarikat yurtlarına verildiği ortaya çıkarken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ise bin 9000 çocuğun aileleriyle buluşturulduğunu sadece 83 çocuğun kimliğinin belirsiz olduğunu açıkladı.

Ailelere kendileri arıyor

Çocukların akıbeti konusunda endişeler ile birlikte tepkiler de sürerken, kaybolan çocukların birçoğunun Suriyeli olduğu belirtildi. Birçok aile kendi imkanlarıyla çocuğunu bulmaya çalışırken, çocukları kayıp olan depremzedeler sanal medya hesapları üzerinden bir grup kurdu. Çoğu çocuk 120’ye yakın kişinin akıbeti bu hesaplardan soruluyor.

Çoğu Suriyeli

Suriyeli aileler, valilikler ve bakanlık yetkilileriyle yaptıkları görüşmelerde bir sonuç alamazken, kimi aileler çocuklarının fotoğraf ve bilgilerinin yer aldığı broşürleri kentin farklı yerlerine asarak arıyor.

Sanal medyada ise, kimi hesaplarda kayıp çocuklarla ilgili fotoğraf ve bilgiler paylaşılarak, ailesini kaybeden çocukların başka ailelere sahiplendirildiği yönünde paylaşımlar yapılıyor.

Adana konumlu hesaptan çocuk paylaşımı

Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA ) Ahmet Kanbal’ın haberine göre, bu hesaplardan dikkat çekici olanlardan biri ise Adana konumlu Arapça “Prenses Karvar Katrina” isimli hesap. Adana konumlu 61 bin takipçisi olan Arapça “Adana Suriye Sokağı” isimli grupla bağlantılı olduğu görülüyor. Söz konusu hesabın 12 Şubat 2023’te kurulduğu, ilk paylaşımını da 13 Şubat 2023’te yine bahsi geçen grup üzerinden yaptığı görülüyor.

Yapılan paylaşımların tamamının depremde kaybolan çocuklarla ilgili olması dikkat çeken hesapta, ilk olarak “Kızlarımızın aileleri depremde öldü. 2’sine sahip çıktık” yazıldığı görülüyor. Yapılan yorumlarda yine Arapça olarak kimileri çocukları sahiplenebileceklerini dile getirirken, kimileri de çocukların yetkililere teslim edilmesi çağrısında bulunarak, yapılanın suç olduğuna dikkat çekiyor.

Birçok çocuğun bilgisi var

Hesapta bir sonraki paylaşımda “Evladını kaybedenler bana ulaşsın” şeklinde bir mesaj yer alırken, hastanede çekilen fotoğrafı paylaşılan başka bir kız çocuğu için yine “O bizim bir kızımız tanıyan varsa bize ulaşsın lütfen” notu bırakıldığı görülüyor. Sonraki paylaşımlar da çocuklar ile ilgili olurken, 4 çocuğunu ailelerine teslim ettiği iddiası fotoğrafsız şekilde yer alıyor.

Bir başka paylaşımda “İstanbul’da Avrupa’da güzel insanlar, yetimhaneye götürülen çocuklara bakmak için benimle iletişim kuruyordu” ifadeleri dikkat çekiyor. Başka paylaşımda “Yara Noam ve Amal Bakur adında iki kızımız var” paylaşımı görülürken, diğer paylaşımda ise elinde kimi isimlere ait pasaportlar olduğuna yer veren hesapta, Suriyeli kadın ve erkeklerin çocukları sahiplenmek istediklerini belirtmesi üzerine, özelden yazmaları isteniyor.

15 yaşındaki kızını arıyor

Mereş’in merkez Dulkadiroğlu Mahallesi’nde yaşan ve evi yıkılan Suriyeli Muhammed Nafiz Hamvi de kızını arayanlardan. Şehir dışında olduğu için sağ kurtulan Hamvi’nin evde bulunan oğlu Abdulvahap ile babası Abdulvahap’ı yıkılan binanın enkazından hayatını kaybetti. Aynı gün evde bulunan 15 yaşındaki kızı Messe Hamvi’ye ise ulaşılamadı.

Baba bağlantıya geçti

Hamvi deprem günü evden çıktığını öğrendiği kızı için şehrin birçok yerine astığı Arapça ve Türkçe “Deprem günü evinden gittiğini gören iki kişi olduğu söyleniyor. Fakat bugüne kadar izine rastlanmadı. İnsanlık adına görenlerin bu telefon veya emniyet birimlerine bildirmeleri rica olunur” broşürleriyle bilgi almaya çalışıyor.

Önce cevap verdiler sonra engellediler

Baba Hamvi, sanal medyada da kızına ulaşabilmek için paylaşımlar yaparken, bir arkadaşının haber vermesi üzerine kızının fotoğrafı ile geçici kimlik belgesine ait fotoğrafların Arapça “Prenses Karvar Katrina” isimli sanal medya hesabında paylaşıldığını gördü.

Paylaşıma bırakılan notta Arapça, “Bu kız Maraş’tan geldi bize. Ailesini tanıyan varsa bizimle iletişime geçsin” şeklinde bir not bırakılırken, bunun üzerine aile söz konusu kişiyle iletişime geçti. Ancak iletişime geçtikleri kişi, başta cevap verdiği Hamvi’yi bir süre sonra engelleyerek, paylaşımı da sildi. Paylaşımın ekran görüntüsünü alan Hamvi, konuya dair suç duyurusu yapsa da henüz bir sonuç alamadı.

Yaşadıklarını anlatan Hamvi, “Enkaz kaldırırken, 6 gün boyunca binanın önünde duruyordum. Oğlum ve babam enkazdan cansız şekilde çıkarıldı. Kızım ise ortada yok. Binanın altındaki bakkal 7/24 saat açık, o görmüş. Bir de 8’inci katta bir komşumuz görmüş. Suriye’deki akrabam Facebook’ta kızımın fotoğrafını ve kimliğini paylaşan bir hesap olduğunu söyledi. Biz de iletişime geçmeye çalıştık. Bir türlü ulaşamadık. Dulkadiroğlu Karakolu’na gittik. Sanal medya paylaşımını yapan kadın hakkında şikayetçi olduk. Kayıp başvurusu yaptık. Şu ana kadar bir haber yok” diye konuştu.

Çocuklar satılıyor endişesi

Artık kızından haber almak istediğin kaydeden baba Hamvi, paylaşımı yapan kişinin tespit edilerek, soruşturulmasını ve kanuni gerekliliklerin yerine getirilmesini istediğini söyledi. Hesapta yapılan paylaşımlardan hesap sahibinin elinde çok sayıda çocuğun olduğunu izlenimine vardığını ifade eden Hamvi, sadece kendi çocuğu için değil, tüm çocuklar için kaygılandığını ve çocuk ticaretinden endişe ettiklerini söyledi.

MEREŞ

#Depremzede #çocuklar #sanal #medyada #satılıyor

Kaya: AKP yasaklar ile Taliban ekolü din yaratıyor

Muhalif ilahiyatçıların kuran meallerinin yasaklanıp imha kararı alınmasını değerlendiren HDP Milletvekili Hüda Kaya, asıl amacın düşünmeyen, sorgulamayan, Taliban vari bir din yaratmak olduğunu belirtti

Reyhan Hacıoğlu / İstanbul

Tek dil, tek bayrak, tek millet söyleminden sonra AKP iktidarı dinde de tek tipleştirme için çalışmalara başladı. Muhalif kimlikleriyle bilinen ilahiyatçıların Kur’an mealleri tek tek toplatılıyor, yetmiyor imha diliyor. Öncesinde Prof. Gazi Özdemir’in Kur’an Mealinin yasaklanmasından sonra muhalif ilahiyatçı İhsan Eliaçık için de 21 Şubat’ta “İslam Dini’nin temel nitelikleri açısından sakıncalı unsurlar içerdiği” gerekçesiyle “Yaşayan Kur’an Türkçe Meal-Tefsir” adlı kitabının İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi tarafından yasaklanıp, imha kararı alındı.

12 isim daha yasaklanacak

Önceki gün bir youtube kanalına katılan muhalif ilahiyatçılardan Prof. Dr. Mustafa Öztürk de kendisinin eserlerinin de dâhil 12 isim için bu kararın alındığını ve Eliaçık kararına gelen tepkiler sonucu bu kararın seçim sonrasına ertelendiğini dile getirdi. Öztürk, yasaklanacak 12 mealin içerisinde dünyaca ünlü Muhammed Esed’in Kuran Mesajı Meal-Tefsir’inin de olduğunu söyledi.

Diyanet tarikatların elinde

Bu duruma tepki gösteren HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, konuyu Meclis gündemine taşıdı. Görüştüğümüz Kaya, 2022 yılında Prof. Dr. Gazi Özdemir için alınan kararın ülke gündemi içinde çok gündeme gelmediğini belirterek, “Özdemir’in de kuran meali yasaklanmıştı ama Türkiye’nin sürekli değişen gündemleri arasında pek göze çarpmadılar alınamadı. Şimdi ise Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu ki AKP iktidarının dirsek teması içinde olduğu biliyorsunuz oradaki bazı tarikatların, cemaat çevrelerinin. Şuanda oraya çöreklenmiş durumdalar, aldıkları bir karar” diye yorumladı.

İmha kararı aldılar

Diyanet Bakanlığı’nı ele geçiren bu tarikatlardan bakanlık içindeki çevrelerinde rahatsız olduğunu vurgulayana Kaya, “Bu ele geçirdiklerim Din İşleri Yüksek Kurulu’nda 2018’de bir karar yayınlanıyor. Piyasada mevcut olan tüm kuran mealleri elden geçirilecek diye. Ve bir süredir bunu denetliyorlar idi. Şimdi İhsan hocanın da metni için 23 sayfalık bir karar açıklanmış” dedi.

Devamı gelecektir

Asıl amacın dinde bir ekol yaratmak olduğunu vurgulayan Kaya devamında şunları dile getirdi: “Bunun arkasından diğer örnekleri de gelecek. Diğer başka ilim insanlarına, muhalif çevrelere de yaptırımlar artmaya deva edecek. Yani Kuran-ı esas alan muhalif şahsiyetlerin kuran mealleri piyasada toplatılıp, bakın bugüne kadar toplatılıyordu, yasaklanabiliyordu, basımı durdurulabiliyordu ama imha edilme kararı veriliyor şimdi.”

Hafıza yok ediliyor

Bu şekilde hafızanın yok edilmeye çalışıldığına vurgu yapan Kaya, yaratılmak istenen durum için ise şu yorumu yaptı: “Hafıza yok ediliyor. Yani siz ehlisünnetin en katı, Taliban vari uygulamasıyla, bir örnek olarak veriyorum Taliban’ı. Taliban da bu ekollerden bir tanesi çünkü. Yani Türkiye’de de bin bir çeşit farklı ekoller var. Muhalif olan bizim pek çok Şafii, Kürt melelerimiz, din insanlarımız var veya şafi olmayan hanifi olmayan Eliaçık gibi, İslamoğlu gibi, Edip Yüksel gibi pek çok şahsiyetlerimiz var. Amaçları şuanda yandaş cemaatlerin yaratmak istediği ehlisünnetin en katı kuralıyla, AKP iktidarının 2023’te olası kesin kazanma kaydıyla girdikleri seçim sonrasında değil siyasi, muhalif partilerin kalması, muhalif STK’lardan tutun sosyal medyadan, derneklere varıncaya kadar bir salonda dahi konuşabilme imkânına sahi olamayacağız. O ortamı yaratma çabasındalar.”

Akıldan yoksun

Din algısının cahilane ve sorgulamadan uzak yönteminin devreye konulmak istediğini belirten Kaya, “Bir tek muhalif insan eleştirisini ortaya koyamayacak ve dini temsiliyetini kendi teslim olduğu bu cüppeli vari tarikat, aklı yok sayan, en cahilane versiyonlarıyla insanlara din öğretmeyi esas alan bir inanç yaratmaya çalışıyorlar. Bunu inşa edip, buna teslim etmeye çalışıyorlar” dedi.

Sorgulamayan toplum

Böylece eleştirmeyen, sorgulamayan bir toplum yaratılacağının altını çizen Kaya, “Çünkü insanlar düşünmeyecekler, sorgulamayacaklar, eleştirmeyecekler, muhalif olmayacaklar. Yeri geldi mi belki kendilerini belki halife ilan edecekler. Yarı tanrı yarı kutsal bir tek şahsiyet yaratıp onu eleştiren herkes Allah’ı eleştirmiş gibi olacak” dedi.

Bir din inşasıdır bu

“Bir din inşası bu” diyen Kaya son olarak, “Tek devlet, tek bayrak, tek inanç, tek dinden geçtik tek ekol yani mezhep bile değil bu. Tek zihniyet algısına, kendilerinin sapkın, saltanatçı, erkekçi, cinsiyetçi din anlayışlarına bütün ülkeyi mahkûm etmek istiyorlar asıl mesele budur” dedi.

Kaya’dan Bozdağ’a soru önergesi

Kaya, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın cevaplaması istemiyle Meclis Başkanlığına verdiği soru önergesinde şu ifadeler yer aldı:
“*Eliaçık’ın “Yaşayan Kur’an Türkçe Meal-Tesfir” isimli eseriyle ilgili toplatma kararı verilen Mahkeme başvurusu kim veya kimler tarafından yapılmıştır?

*Söz konusu eser ile ilgili toplatma kararında Diyanet İşleri Başkanlığının 2019 yılında yayımladığı Kur’anı Kerim meallerini inceleme yetkisinin Yüksek Din Kurulu’na ait olduğunu belirten ve son derece antidemokratik olan genelge mi referans alınmıştır? Öyleyse, Mahkemelerin Diyanetin genelgelerini referans almasının yasal dayanağı nedir?
*Kur’an Mealinin yasaklama, toplatılma kararıyla beraber imha edilme kararı da dikkat çekicidir. Bu durumda Kur’an meallerinin nasıl imha edilmesi düşünülmektedir? Mealler yakılarak mı, kırpılarak mı veya başka hangi yollarla imhası yapılacaktır?

* Daha önce Prof. Gazi Özdemir’in Kur’an Mealinin yasaklanmasından sonra İhsan Eliaçık’ın Kur’an Mealinin de yasaklanması ile AKP iktidarının yanında olan bazı Cemaatlerin din anlayışının topluma tek tip bir inanç olarak dayatılması durumunu ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla Diyanete çöken bu anlayışlara muhalif olan başka ilmi şahsiyetlerin de Kur’an Mealleri ve eserlerinin yasaklanması mı düşünülmektedir?”

#Kaya #AKP #yasaklar #ile #Taliban #ekolü #din #yaratıyor

’15 yakınımın sesini duydum yardım edemedim, hepsi öldü’

Yakınlarından 50’yi aşkın kişiyi kaybeden depremzede Hasan Arın, enkazlarda onlarca insanın sesini duyduklarını ancak imkanları olmadığı için yardım edemediklerini söyledi

Depremden en çok etkilenen kentlerden biri olan Semsûr’da (Adıyaman), özellikle kent merkezinde yüzlerce bina yerle bir olmuş durumda. Depremde dayısının eşini, 3 yaşındaki oğlu ve yeni doğmuş kızı ile arkadaşlarından 50’yi aşkın kişiyi kaybeden Hasan Arın, yaşadıklarını MA’ya anlattı.

Yardım edemedik

Depremin ilk gecesi yaşadıklarını anlatan Arın, “Yaşanan depremi normal bir sarsıntıymış gibi düşündük.  Deprem durduktan hemen sonra, çocukları da alarak hep birlikte dışarı çıktık. Araçta yakıtımız olmadığı için de, ilk olarak petrole uğrayıp yakıt aldık.  Dayımların enkaz altında kaldığının bilgisi geldi. Ne yazık ki, devlet yetkilileri ve AFAD Semsûr’a çok geç geldi. Evimiz de hasar yok ama eş dost ve akrabalarımızın hepsi yaşamını yitirdi. Enkazlarda 15 kişiye yakın insanın sesini duyduk, devlet yoktu ve hiçbir şekilde yardım edemedik” dedi.

50 kişi yaşamını yitirdi

Çadırların Semsûr’a, 5-6 gün sonra geldiğini kaydeden Arın, en az 7-8 hanenin 3 ya da 4 araçta günlerce kaldığını söyledi. Arın, “Dayımın eşi, gelini, torunu ve çocuklarıyla birlikte, diğer dayımın ise iki çocuğu yaşamını yitirdi.  Ailemden bu kadar kişi yaşamını yitirmesine rağmen, insanların enkazına müdahale etmek zorundaydım çünkü kimse yoktu. İlk 3 gün dayımların enkazına gittim. Dayımın gelininin enkaz altındaki alanı kötü olduğu için doğrudan eks olmuştu. Onu kurtarabilme durumumuz yoktu ve çok müdahale edemedik. Akrabalarımdan, 6-7 kişi, eş dost yakınlardan da toplam 50 kişi yaşamını yitirdi” şeklinde konuştu.

4 gün sonra çadıra ulaştım

Üç gün boyunca toplu merkezlerde çadır dağıtılan yerlerde müracaatta bulunduğunu ve 4’ncü günden sonra çadır aldığını anlatan Arın, “İnsanlar bir çadır için birbirlerine giriyordu ve 4’üncü günün sonunda bir çadıra yerleştim” dedi.

SEMSÛR

#yakınımın #sesini #duydum #yardım #edemedim #hepsi #öldü