Ana Sayfa Blog Sayfa 859

Sürgün ve işkence ile geçen yılların ardından şimdi de eşinin acısını yaşıyor

20 yıla yakın cezaevinde kalan, işkence ve sürgünler gören İbrahim Halil Akan Semsûr depreminde ise eşini kaybetti

Mereş’te (Maraş) 6 Şubat’ta peş peşe yaşanan depremlerin üzerinden yaklaşık bir ay geçti. On binlerce insanın hayatını kaybettiği depremde sağ kalanlar ise sevdiklerinin acısı ile baş etmeye çalışıyor. Onlardan biri de depremde eşini kaybeden İbrahim Halil Akan.

Semsûr’da (Adıyaman) yaşayan ancak 6 Şubat’ta iş için Meleti’de (Malatya) olan Akan, depremde eşi Zühre Akan’ı kaybetti. Akan, şimdilerde eşinin arkasından seslendirdiği klamlarla ayakta kalmaya çalışıyor.

4 gün sonra cenazesi çıktı

Yaşadıklarını Mezopotamya Ajansı’dan (MA) Zerrin Sargut ve Mahmut Altıntaş’a anlatan Akan, “Eşimin bulunduğu enkazda kimse yoktu. Gönüllüler Riha’dan gelip yaşadığımız binada kurtarma çalışmalarına yardım etmeye çalışıyordu. Fakat arama-kurtarma çalışmalarından pek anlamadıkları için, ne yazık ki fazla müdahale edemiyorlardı. Çekoslovakya’dan bir ekip, Soma’dan ise madenciler geldi. 4 gün sonra da eşimin cenazesi enkazdan çıkarıldı” dedi.

Sürgün, işkence ve ölüm

“Latek min û Fatek min hebû, lat jî çû Fat jî çû…” sözleriyle acısını dile getiren Akan, bu acıyla evinin enkazından günlerce ayrılmadı. Şimdilerde ağabeyi ile temin ettikleri konteynırda kalan Akan’ın dilinde yılarca yaşadığı acıları anlatan sözler var. Yıllarca cezaevi, işkence, sürgün ve yoldaşlarının katledilmesinin acısına göğüs geren Akan bu kez de depremin ondan aldığı yol arkadaşı Zühre’nin acısıyla baş başa.

İşkencede iki arkadaşını kaybetti

1980 askeri darbede Semsûr’da tutuklanıp idam cezası verilen Akan, birçok cezaevinde kaldı. Semsûr’un Kolik (Kahta) ilçesinde tutuklandığını anlatan Akan, “Tutuklandıktan sonra idam cezası aldım. Önce Semsûr’a, ardından Adana cezaevine götürüldüm. 5 ay Adana’da tutuklu kaldıktan sonra, 12 Eylül darbesinin ardından tekrar Semsûr’a getirildim. 1986 yılında, Semsûr’da bir deprem oldu ve cezaevi depremden dolayı hasar gördüğü için de oradan da Antakya’ya sürgün edildim. Sürgün yollarında binlerce kez işkence gördü. Bize yaptıkları işkenceler yüzünden, 2 arkadaşım Hüseyin Hüsnü Eroğlu ve Mehmet Yalçın Kaya işkenceyle katledildi” sözleriyle yaşadıklarını anlattı.

1993’te idam cezasının ertelenmesiyle, Akan 20 yıl sonra 2000 yılında Antep Cezaevi’nden tahliye edildi. Bütün zorluklara göğüs gerekn Akan, şimdi ise eşinin acısı ile yaşamaya çalışıyor

SEMSÛR

#Sürgün #işkence #ile #geçen #yılların #ardından #şimdi #eşinin #acısını #yaşıyor

Urmiyeli kadınlardan 8 mart mesajı

Urmiyeli kadınlar Dünya kadınlar günü vesilesi ile yayınladıkları mesajda; İran ve Rojhilat’ta başlayan “Jin, Jiyan, Azadî” devriminin zaferle sonuçlanacağına dikkat çekildi

İran’da kadınlar öncülüğünde süren isyan devam ederken Urmiyeli kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne vesilesi ile bir mesaj yayınladı. Yapılan açıklama da erkek-devletin kadın düşmanı politikalarına son vermesi çağrısında bulunulurken İran ve Rojhilat’ta “Jin, Jiyan, Azadî” sloganıyla kadınlar öncülüğünde başlatılan halkların devrimine dikkat çekildi.

‘Devrim zaferle sonuçlanacak’

Taleplerin sıralanmasının ardından devam edilen açıklamada, İran ve Rojhilat’ta başlayan “Jin, Jiyan, Azadî” devriminin sadece İran’ı değil tüm dünyada önemli ölçüde etki yarattığına dikkat çekildi. Başlayan bu devrimin zaferle sonuçlanacağı kaydedilen açıklamada, “Kadınlar artık yok sayılmayı kabul etmeyecek” mesajı verilerek kadınlar taleplerini sıraladı.

Açıklamada Kürt, Türk, Ermeni ve Süryani kadınların ortak talepleri şu şekilde sıralandı:

“*Din ile devlet işleri birbirinden ayrılmalı.

*Örtünme zorunluluğu kaldırılmalı.

*İfade özgürlüğü sağlanmalı.

*Siyasette, yargıda, eğitimde, akademik alanda, seçimlerde yani kısacası yaşamın her alanında kadın erkek eşitliği sağlanmalı.

*Kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddete karşı, kadın katliamlarına karşı faillere caydırıcı cezalar uygulanmalı.

*Çocuk evlendirme yaşı 18’den önce yasaklanmalı.”

KAYNAK/NUJİNHA

 

 

#Urmiyeli #kadınlardan #mart #mesajı

Deprem fırsatçılığı: Nakliye ücretleri katlanıyor

Hatay’da deprem sonrası nakliye fiyatları 7 bin liradan 17 bin liraya çıktı

Mereş merkezli depremin ardından büyük yıkımın yaşandığı Hatay’da, yurttaşlar ağır hasarlı evlerindeki eşyalarını tahliye ediyor. Bu durumu fırsat bilen dış kentlerdeki nakliyeciler, taşıma işi için fiyat arttırımına gitti. Fiyatlar 7 bin TL’den 17 bin TL’ye çıktı.

MA’dan Müjdat Can’ın haberine göre İzmir, Bursa, Adana ve Mersin gibi çevre kentlerden gelen nakliyeciler, evlere verilen “hasarlı”, “orta hasarlı” ve “ağır hasarlı” raporlarına göre de fiyat artışına gidiyor. Ağır hasarlı evlerde eşya taşıma fiyatı 30 bin TL’ye kadar çıkabiliyor.

Yurttaşlar tepkili

Defne ilçesine bağlı Sümerler Mahallesi’nde evindeki eşyaları tahliye eden bir yurttaş, “Bu depremde fırsatçılık yapılıyor. Daha önce 7 bin TL olan eşya taşıma işlemi 17 bin TL’ye çıktı. Erzin ve Dörtyol gibi ilçelere yapılan taşıma için fiyat daha da artıyor. Devlet ilk günden beri Hatay’da yok. Bunu fırsat bilen nakliyeciler, mağduriyet üzerine mağduriyet yaşatıyor. Eve ‘hasarlı’ raporu verip eşyalarla birlikte yıkabilirler. Riskli olmasına rağmen bu işlemi yapmak zorundayız. Bugün bizi yanlız bırakan hükümetin ekonomi politikaları nedeniyle bir oturma gurubu bugün yaklaşık 20 bin TL. Mecburen bu farkı fırsatçılara veriyoruz” dedi.

Riske göre fiyat biçiyorlar

İskenderun’dan söküm işi için Defne’ye gelen A.A., “3 kişi geliyoruz. Önce E-devlet’ten bakıyoruz. Az mı yoksa ağır hasarlı mı diye. Ona göre fiyat veriyoruz. Sadece kombi, klima, petek sökümü için ev başı 2 bin 500 TL alıyoruz. İndirme bize ait değil” dedi. Riskli bir iş yaptıklarına dikkati çeken A.A., “Hergün gelip çalışıyoruz” dedi.

HATAY

#Deprem #fırsatçılığı #Nakliye #ücretleri #katlanıyor

Savunma bütçesi artarken AFAD’a ayrılan bütçe düşürüldü

Türkiye bir deprem ülkesi olmasına rağmen AFAD bütçeden yeterli payı almıyor ve bürokrasi için ‘yan gelip yatma alanına’ dönmüş durumda

Mereş ve Dilok (Antep) merkezli depremler sonrasında yoğun olarak devletin özellikle de ordunun arama-kurtarma çalışmalarında geç katıldığı ve yetersiz kaldığı yönünde eleştiriler sürüyor.

Bu dönemde yine Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın eleştirilere yanıtı ise “Uzaktan böyle ahkâm kesmekle olmuyor. Hududu kim koruyacak, Suriye’de kim kalacak? Suriye’yi mi boşaltacağız, Irak’ı mı boşaltacağız?” şeklinde oldu.

MA’dan Tolga Güney savunma ve AFAD’a ayrılan bütçeyi derledi;

AKP’nin ilk iktidara geldiği 2002 yılında meclise getirilen 2003 yılı bütçesinde Milli Savunma Bakanlığı’nın bütçesi 10 milyon 209 bin lira olarak açıklandı. Ardından bu bütçe her sene ciddi anlamda yükselişe geçti. Bu bütçe 2004 yılında 10 milyon 889 bin, 2008’de yeni para birimiyle birlikte 13 milyar 326 milyon 330 bin liraya, 2009’da 15 milyar 30 milyon 680 bine, 2010’da 15 milyar 98 milyon 266 bin liraya, 2011’de 16 milyar 975 milyon 986 bin liraya, 2012’de 18,2 milyar liraya, 2013’te 20 milyar 420 milyona, 2014’te 21 milyar 815 milyon 196 bine, 2015’de 22 milyar 764 milyona, 2016’da 27 milyar 88 milyona, 2017’de 28 milyar 702 milyon 119 bin liraya çıktı.

MSB bütçesi katlanarak arttı

Yeniden savaş politikalarının hız kazandığı 2018 yılında ise savunma bütçesinde büyük bir artış yaşanırken, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) bütçesi 40 milyar 402 milyon 239 bin liraya çıkarıldı. Bu artış sonraki yıllarda da aynı oranda devam etti. MSB bütçesi 2019’da 46 milyar 462 milyon 303 milyon, 2020’da 53 milyar 859 milyon 342 bin, 2021’de 61 milyar 484 milyon 939 bin, 2022’de 79 milyar ve 2023’de ise 182 milyar 770 milyon 968 bin lira olarak açıklandı. Bu rakamlara Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenliğin yanı sıra gizil ödenekleri de eklersek rakamlar inanılmaz derecede büyüyor.

AFAD’ın bütçe payı düşürülüyor

Buna karşılık Türkiye’nin kentsel dönüşüme ve afet risklerinin azaltılması için ayrılan bütçe ise savunmaya ayrılan bütçenin çok gerisinde. 2009 yılında İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) bütçeden çok az bir pay alıyor. Yönetimi ve afet durumlarında aldığı tavırlarda eleştirilen AFAD’da 2011’de 688 milyon 42 bin, 2012’de 767 milyon 861 bin, 2013’te 839 milyon 956 bin, 2014’te 839 milyon 956 bin, 2015’te 993 bin 914 bin, 2016’te 1 milyar 52 milyon 542 bin, 2017’de 1 milyar 248 bin 151 bin, 2018’de 2 milyar 265 milyon 864 bin, 2019’da 1 milyar 406 milyon 671 bin, 2020’de 1 milyar 637 milyon 171 bin, 2021’de 2 milyar 85 milyon 860 bin ve 2022’de 2 milyar 421 milyon 82 bin lira başlangıç bütçesi aktarıldı. 2022 yılında ki bu bütçe ek bütçelerle birlikte 11 milyar 867 milyon 417 bin lirayı bulurken, 2023 bütçesinde ise payı 8 milyar 75 milyon liraya düşürüldü.

AFAD yetersiz

AFAD kendisine ayrılan bütçenin bir kısmını ise kentsel dönüşüm ve afet risklerini karşı belediyeler ve il özel idarelerine ayırırken, 2015 yılında 210 milyon 742 bin 785 TL, 2016 yılında 119 milyon 716 bin TL ve 2017 yılında 328 milyon 449 bin 650 TL’yi bu alanda kullandı. Bütçe ve personel eksikliğinin yanı sıra liyakatsiz yönetim ve yetersizlikleriyle de dikkati çeken kurum, bugünü kadar yaşanan deprem, sel, orman yangını ve maden kazaları gibi pek çok afet ve acil durumda eleştirilerin odağı durumuna geldi. Afetler ve acil durumları yönetmede yetersiz kalan kuruma daha fazla bütçe ayrılarak bağımsız bir konuma getirilmesi önerilerine karşın, kurum yetersizliklerini ise gönüllü yurttaşların oluşturduğu ağlara çökerek çözmeye çalışıyor. İzmir depremi ve Kastamonu seliyle görünen olan ve son depremlerde ayyuka çıkan kurumun gönüllü ağların yardım malzemesine el koyması durumu ise ciddi tepkilere neden oluyor.

 

 

#Savunma #bütçesi #artarken #AFADa #ayrılan #bütçe #düşürüldü

13 yaşındaki Mehmet Düşünmez’den haber alınamıyor

Depremde ailesini kaybeden 13 yaşındaki Mehmet Düşünmez’den 27 gündür haber alınamıyor. Akrabaları Düşünmez’den haber almak için uğraşıyor

Mereş merkezli depremler sonucu on binlerce insan hayatını kaybederken kendisinden haber alınmayan yurttaşlar da olduğu bilgileri gelmeye devam ediyor.

MA’dan Abdurrahman Gök ve Rukiye Adıgüzel’in haberine göre annesi babası, iki ablası, babaannesi ve dedesini yitiren 13 yaşındaki Mehmet Düşünmez’den haber alınamıyor.

Yaşadıkları blokta hayatta kalan insan sayısı çok az

Düşünmez ailesi Mereş’in merkez Dulkadiroğlu ilçesinde Bahçelievler Mahallesi, Trabzon Bulvarı’nda bulunan iki bloklu 10 katlı Has El Sitesi’nin B Bloku’nun birinci katında yaşıyordu. Depremde A Blok ayakta kalırken, zemin katında oto galerinin bulunduğu B Blok yerle bir oldu ve 20 dairede yaşayan yurttaşların neredeyse yarısının yaşamını yitirdiği belirtiliyor.

Yakın akrabaları bekliyor

Enkazın tamamen kaldırıldığı binada, 24 gün boyunca gece gündüz bölgeden ayrılmayan Mehmet’in dayı ve amcaları, yeğenlerinden bir haber alabilmek için uğraşıyor.

MA’ya konuşan Düşünmez’in dayısı Salman Dönekli deprem sırasında kendilerini can havliyle dışarı attıklarını ve sonra ailesini güvenli bir yere taşıdıktan sonra Mereş’teki ablası Fatma Düşünmez’e ulaşmaya çalıştıklarını söyledi.

Dönekli şu ifadeleri kullandı: Tabi telefon çıkmıyordu. Hemen üzerimizdeki pijamalarla Maraş’a doğru yola çıktık. Yollar bozulmuştu ve zaman zaman araçtan inip, aracın geçebileceği şekilde yolları düzeltiyorduk. Bu gecikmemize neden oldu. Oraya ulaştığımızda çıkarılanlar vardı. Özellikle üst katlarda yaşayanlar. Çevredekilerin yardımıyla onuncu kattan altıncı kata kadar yaşayanlardan çıkarılanlar oluyordu kendi çabasıyla çıkanlar vardı. İlk gün hiçbir ekip yoktu.”

 AFAD iki gün sonra geldi

Eniştesinin Söğütlü kırsal mahallesinden olduğunu ve belki enkazdan çıkıp köye gitmişlerdir umuduyla köye gittiklerini söyleyen Salman Dönekli, “Eniştemin annesi Elif ve babası İsmail’in evine gittiğimizde onların evinin de yıkıldığını gördük. Onlar da orada yaşamını yitirdi. Bu manzaradan sonra tekrar Maraş’a gittik. Elimizden bir şey gelmiyordu. Depremin ikinci günü bir AFAD ekibi geldi. Üç dört kişilerdi ellerinde hiçbir ekipman yoktu. Biz aşağıdaydık bir baktık gidiyorlar. Yanlarına gidip sorduğumuzda, ‘burası zor o yüzden başka yere gidiyoruz’ dediler. Gönüllüler sayesinde enkazdan akrabalarımızın cansız bedenleri çıkartıldı ancak Mehmet’ten bir haber yoktu. On dördüncü gün artık umudum kesildi, çünkü binanın yüzde 90’ı bitmişti, tabanına kadar eşilmişti. Çocuk bulunamadı” şeklinde konuştu.

Başka şehre mi gönderildi

Ne yapacaklarını bilemeyecek halde birçok yere başvurduklarını ve temaslarda bulunduklarını söyleyen Dönekli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Arıyoruz. Belki evde olmayabilir ya da bizler binanın arka tarafındayken ön tarafından çıkarılıp götürülmüş olabilir mi diye birçok yere başvuruyoruz. Sağlık Bakanlığı’na fotoğraflarını, bilgilerini ilettik. Arkadaşlar Ankara’da bilinci kapalı olan çocukların kaldırıldığı hastaneye gittiler orada da yok. Maraş bölgesindeki hastanelere gittik. Koridorlarda aradık, servislere baktık bulamadık. Tabi durumu ağır olanları başka şehirlere sevk ediyorlardı, belki de Mehmet’i başka bir şehre götürdüler. Umudumuz şu an o.”

MEREŞ

 

#yaşındaki #Mehmet #Düşünmezden #haber #alınamıyor

HDP’nin kampanyası sürüyor: 450 aile Mêrdîn’e yerleşti

HDP tarafından depremzedeler için başlatılan “Aileleri buluşturuyoruz” kampanyası kapsamında 405 ailenin Mêrdîn’e yerleşti

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan ve 11 kenti etkileyen depremlerde resmi rakamlara göre 45 bini aşkın insan yaşamını yitirdi, yüz binlercesi yaralandı. Deprem bölgesine yardım ulaştırmayan AKP-MHP iktidarına tepkiler sürerken, deprem bölgesinde seferber olan Halkların Demokratik Partisi (HDP) “Aileleri buluşturuyoruz” kampanyası başlatarak birçok depremzede aileyi farklı illerdeki ailelerle buluşturarak büyük bir dayanışma ortaya çıkardı.

Kampanya çerçevesinde ailelerin buluşturulduğu yerlerden biri de Mêrdîn (Mardin) ve ilçeleri. HDP Kriz Koordinasyon Merkezi’nin verilere göre, Mêrdîn’e şimdiye kadar yaklaşık 2 bin 250 kişiden oluşan 405 aile yerleşti.

Halk bizi ayakta tuttu

Hatay’ın Antakya ilçesinde evi yıkılan ve birçok yakını yaralanan öğretmen Seda Sezen, 11 yakını ile birlikte Nisêbîn (Nusaybin) ilçesine yerleştirildi. Ayak ve kolundan yaralanan Sezen, depremzede çocuklara online eğitim veriyor. Depren anı ve sonrasında yaşadıklarının ağır olduğunu söyleyen Sezen, halkın emekleri ile ayakta kaldıklarını bu nedenle “Bizden başka kimsemiz yok” düşüncesinin öne çıktığını söyledi. İktidarın kendilerini ölümle yüz yüze bıraktığını söyleyen Sezen, “Halk bizi ayakta tuttu. Halk bizi kendi elleriyle enkazdan çıkardı. Her şeyi halk yaptı. Bildiğim tek şey bu halk hep yanımızdaydı. O günleri asla unutmayacağım. Hükümetin yardımının gelmediğini asla unutmayacağım. Bizi yaşarken ölüme terk etti. Bizi o enkazlardan çıkarmadılar. Çıktıktan sonra bizi öldürdüler. Onlardan sadece yardım istedik, başka bir şey değil. Birçok yakınım ve arkadaşım enkaz altında yaşamını yitirdi. Bu benim için çok ağır. Bu yüzden halkın dayanışması çok önemli. İnanıyorum ki bu sonuna kadar da devam edecek”

Yaşananlar ne unutulur ne unuttururuz

Bir diğer depremzede de hemşire Suzan Karadağ da Sêmsûr’da (Adıyaman) depremden dolayı evleri yıkılınca kampanya kapsamında Qoser (Kızıltepe) ilçesine yerleşti. Deprem günü Elbistan’da olduğunu söyleyen Suzan, depremde 30 yakınını kaybettiğini belirtti. “Yaşananlar ne unutulur ne de biz unuturuz” diyen Karadağ, “Kızıltepe’ye geldikten sonra halkın çok yardımı oldu. Bize ev ayarlandı. Tüm ihtiyaçlarımızı getirip yerleştirdiler” dedi. HDP ve gönüllülerin onlara yardım edip, ihtiyaçlarını karşıladıklarını kaydeden Karadağ, “Halk sürekli yardım etti. Ancak yetkililerden bir yardım, sahiplenme olmadı. Dayanışma bizi ayakta tutuyor. Devletin hiçbir yardımı olmadı. Halkımız unutuldu” dedi.

405 aile başvurdu

Depremin ilk gününde Mêrdîn’de çalışmalara başladıklarını söyleyen HDP Mêrdîn İl Eşbaşkanı Berivan Bahçeci kampanya dair bilgiler verdi. HDP’nin “Aileleri buluşturuyoruz” kampanyası başlattığını söyleyen Bahçeci, gelen ailelerin Mêrdîn ve ilçelere yerleştirildiğini belirtti. Ailelerin, yerleştirildikleri evlerde süresiz oturabileceklerini dile getiren Bahçeci, “Şimdiye kadar 405 aile bize başvurdu. Sayıları 2 bin 250- 3 bin arasında. Yine çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Mêrdîn’e gelip yerleşen aileler ile bire bir görüşüyoruz. Hem psikolojik destek sunuyoruz hem de farklı ihtiyaçlarını karşılıyoruz” şeklinde konuştu.

Halkları asla terk etmeyeceklerini söyleyen Bahçeci, “Her zaman onların yanında olacağız. Bizler sahip çıktık ve bu dayanışma halkımıza moral veriyor. Bölge halkı da HDP ve Kurdistan halkının gönüllü ve dayanışma sergilediğini söylüyor ve bu yüzden çok mutlular” diye konuştu.

Haber: Rojda Aydın / JINNEWS

#HDPnin #kampanyası #sürüyor #aile #Mêrdîne #yerleşti

Dersim’de işkence ile gözaltına alınan 2 kişi tutuklandı

Dersim’de gözaltı sırasında başına çuval geçirilen ve darp edilen 2 kişi tutuklandı

Dersim merkeze bağlı Sihenk Mahallesi’nde 1 Mart’ta polislerin yaptığı ev baskınlarında Neriman Dönmez ve Erkan Gül gözaltına alındı. Gözaltı sırasında Gül’ün başına çuval geçirildiği ve darp edildiği öğrenildi.

Gözaltına alınan iki kişi emniyet ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından dün Tunceli Adliye’sine sevk edildi. Savcılık ifadesinin ardından iki kişi “örgüte yardım ve yataklık etmek” iddiasıyla tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme, Dönmez ve Gül’ün aynı gerekçeyle tutuklanmasına karar verdi.

DERSİM

#Dersimde #işkence #ile #gözaltına #alınan #kişi #tutuklandı

Depremzedeler çadır, iktidar biber gazı alma derdinde

Mereş merkezli depremlerin ardından insanlar çadır derdinde iken Emniyet ve Jandarma biber gazı alma peşine düşmüş

Maraş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde 45 binin üzerinde can kaybı yaşanırken depremden etkilenen insanlar için en büyük sorun çadır bulma oldu. İnsanlar kış soğuğunda çadır bulma derdinde iken İçişleri Bakanlığı’na bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü ise depremin 4’üncü gününde 50 bin kutu biber gazı almak için ihale ilanı yayımladığı ortaya çıktı.

Emniyet’ten 50 bin kutu biber gazı ihalesi

BirGün’den İsmail Arı haberinde  Kamu İhale Bülteni’nde yer alan bilgilere göre, Emniyet daha depremin 4’üncü günü olan 9 Şubat tarihinde, 50 bin kutu 100 mililitrelik biber gazı alımı için ihale ilanı yayımladığı bilgisini verdi. İhale ilanında, ihaleyi alan şirketin 50 bin kutu biber gazı spreyini 180 gün içerisinde Emniyet Genel Müdürlüğü Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı’na bağlı Ankara’daki merkez depolarına teslim edeceği belirtildi. İhalenin 28 Şubat tarihinde düzenleneceği ifade edildi.

Jandarma’da biber gazı arayışında

Jandarma Genel Komutanlığı da çeşit çeşit biber gazı alımı yapmak için ihaleler düzenledi. Jandarma, depremin 17’nci günü olan 22 Şubat’ta sırta takılan biber gazı tüpünden 100 adet almak için 9 Mart’ta ihale düzenleyeceğini duyurdu. 24 Şubat’ta Jandarma Genel Komutanlığı’nın yayımladığı ihale ilanında da “2 bin 400 kilogram biber gazı solüsyonu alımı için 14 Mart’ta ihale düzenleneceği” açıklandı.

HABER MERKEZİ

 

#Depremzedeler #çadır #iktidar #biber #gazı #alma #derdinde

Savaşa değil yardım için asker gönderin dediler, soruşturma açıldı

Deprem sürecinde Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi’ne saldırmasını protesto eden Barış Anneleri’ne soruşturma açıldı. Anneler, ‘Savaş yerine deprem bölgesine güç kaydırılsaydı, bu kadar can kaybı olmazdı’ dedi

AKP’nin Kürt düşmanlığı resmi rakamlara göre 45 binin insanın hayatını kaybettiği deprem zamanında da devam ediyor. Depremin ilk günlerinden beri depremzedelere yetişmeyen iktidar Federe Kurdistan ile Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarını sürdürdü.

Soruşturma başlatıldı

Deprem bölgesinde ortaya çıkan yıkım karşısında resmi kurumlar yetersiz kalırken, saldırıların devam etmesi üzerine Şirnex Barış Anneleri Meclisi, çağrıda bulunarak, devletin gücünü savaşa değil, deprem bölgesindeki insanlar için yönlendirmesini istedi. Anneler, “Savaş yerine deprem bölgesine güç kaydırılsaydı, bu kadar can kaybı olmazdı” ifadelerinde bulundu.

İfade verdiler

22 Şubat’ta açıklama yapa Barış Annneleri’nden Emine Özek, Behiye Nayır, Emine Alkış, Zeynep Beğenir ve Nuriye Atmış hakkında Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı, “Sansür Yasası” ile TCK’ye eklenen 217 maddesi uyarınca “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’” iddiasıyla soruşturma başlattı. İfade çağrılan anneler Silopi İlçe Emniyet Müdürlüğü’de ifade verdi.

Hiç kimse evinden çıkmasın istiyorlar

Her şekilde mücadelelerine devam edeceklerini belirten Barış Annesi Emine Özek, savaş karşısında durmanın suç olmadığını belirterek, “Depreme rağmen savaşın devam etmesi ile ilgili daha önce bir röportaj vermiştik ve savaş için harcanan paranın deprem bölgelerine gönderilmesini istemiştik. Daha sonra bizi ifadeye çağırdılar. ‘Bugüne kadar bile insanların cenazeleri enkaz altında bu insanlara yardım gitmeli’ ifadelerime ilişkin bana ‘neden böyle söyledin?’ diye sordular. Bu şekilde halkı korkutmak istiyorlar ve kimse evinden çıkmasın herkes sussun istiyorlar” tepkisinde bulundu.

Barış demeye devam edeceğiz

İfade veren Barış Anneleri’nden Behiye Nayır da, “Depreme rağmen süren saldırılar dursun dedik, hakkımızda dava açtılar. Devlet 3 gün deprem bölgesinde yoktu. Gitseydi bu kadar insan ölmeyecekti. Bize bu söylediklerimizden de dava açılsa, barış demeye devam edeceğiz. Barış dediğimiz için bizi suçluyorlar, biz herhangi bir suç işlemedik” şeklinde konuştu.

Hala aynı şeyi savunuyorum

Annelerden Emine Alkış da, “Emniyette bana ‘Depremzedelere yardıma giden Kürtlerdi demişsin’ dediler. Ben de hala aynı şeyi savunduğumu söyledim. İlk giden Kürtlerdi, çünkü Kürt halkı misafirperverdir, merhametlidir” diye belirtti.

ŞIRNEX

#Savaşa #değil #yardım #için #asker #gönderin #dediler #soruşturma #açıldı

Semsûr’da 4,4 büyüklüğünde deprem

Semsûr’da sabah saatlerinde 4.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Semsûr’da (Adıyaman) sabah saat 08.27’de 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Adıyaman’ın Çelikhan ilçesi olan 4,4 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Deprem 7 kilometre derinlikte gerçekleşti.

HABER MERKEZİ

 

#Semsûrda #büyüklüğünde #deprem