Ana Sayfa Blog Sayfa 905

Kurdistani partilerden deprem açıklaması: Halkımız yurdunu terk etmemeli

Kurdistani oluşum ve partiler, depremlere ilişkin yaptıkları ortak açıklamada, oluşabilecek demografik değişime dikkat çekerek ‘Halkımızın yerini yurdunu terk etmemeli’ dedi

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Birleşik Kürt Kadın Platformu, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Devrimci Doğu Kültür Derneği (DDKD), Azadî Hareketi, Kürdistan Komünist Partisi (KKP), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Partîye Azadî, Kuzey Kürdistan Demokrat Partisi (PDK-BAKUR), İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (PDKT) ve Kürdistan Demokratik Hareketi (TDK-TEVGER), art arda meydana gelen depremler ve sonrası gelişmelere ilişkin Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde ortak açıklama yaptı. Açıklamaya tüm parti ve hareketlerin eşbaşkan ve sözcüleri katıldı.

Açıklamanın Türkçe’sini DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Kürtçe’sini ise PAK Genel Başkanı Mustafa Özçelik okudu.

Gerçek can kayıpları ve maddi hasarların, depremin psikolojik tahribatlarının açıklanandan daha büyük ve korkunç boyutlarda olduğu vurgulanan açıklamada depremin Suriye’deki etkisine de dikkat çekildi.

Açıklamayı okuyan Aydeniz, o bölgelerde şu ana kadar 7 bin insanın yaşamını yitirdiği, 15 binden fazla insanın da yaralandığını söyledi. Aydeniz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Halk büyük bir mağduriyet içindedir ve ne yazık ki, gözle görülür bir yardım da bu bölgelere ulaşmış değildir. 6 Şubat’tan bu yana, Türkiye’nin depreme maruz kalan bölgelere dair olması gereken boyutta ve zamanında görevlerini yerine getirmediği açıktır. Özellikle de depremin ilk 3 gününde, enkaz altındakilerin kurtarılmasında olsun, mağdurlara yardımların ulaştırılmasında olsun, devletin tüm kurum ve kuruluşları bir koordinasyonsuzluk, vurdumduymazlık, ihmal, başıbozukluk içindeydiler; devlet sahada yoktu. Ayrıca, depremin ilk 3 gününde, Türkiye, kendisi dışında, bir çok kurum ve şahsiyetin kendi imkanlarıyla deprem mağdurlarının yardımına koşmalarına engel oldu. Şimdi de birçok bölgede bu tür engellemeler devam etmektedir.”

Suriye ve Rojava’ya yardımlar engellendi

Türkiye’nin, deprem mağdurları için gönderilen birçok yardımın Efrîn, Cinderes ve Halep’e ulaşmalarına engeller çıkardığını hatırlatan Aydeniz, “Bu da can kayıplarının ve mağduriyetlerin daha da artmasına yol açmaktadır. Devletin bu tutumuna; kar, yağmur ve ağır kış koşulları da eklenince, depremin yol açtığı mağduriyet daha da katlanmıştır. Elbette ki Kurdistan halkı, Türkiye’nin benzer siyaset ve uygulamalarına ilk kez maruz kalmıyor. AKP ve MHP iktidarı, özellikle 22 Temmuz 2015’ten sonra tekrar savaş siyasetine döndü. Kürt karşıtı siyaseti ve savaşı, yeni bir strateji ile Kurdistan’ın 3 parçasına da yaydı. Türkiye, bu yeni stratejisinin totaliter, tekçi yönetim sistemiyle bütünleşmesinin sonucunda oluşan tablo, depremde daha çok can kayıplarının ve mağduriyetlerin yaşanmasına yol açmıştır” diye belirtti.

Halkın dayanışması

Aydeniz, “Türkiye Devleti’nin tüm yasal ve fiili engellemelerine rağmen; halkımız büyük bir sorumluluk ve dayanışma duygu ve bilinciyle birbirini sahiplenmiş, büyük yardım kampanyalarını organize etmiştir. Kurdistan, Türkiye ve diasporada, bu açıklamada imzası olan partiler de dahil olmak üzere, bir çok siyasi parti ve örgüt, sivil toplum kuruluşu, belediye, şahsiyet, şirket mağdurlara çok boyutlu yardımların ulaştırılmasında büyük bir çaba içinde oldular, olmaya devam etmektedirler” diye konuştu.

‘Yıkımın sorumlusu devlettir’

Birçok dünya devletinin deprem mağdurlarının yardımına koştuğunu sözlerine ekleyen Aydeniz, devamında şunları söyledi: “Kürdistan Bölge Hükümeti ve güney Kurdistan halkı, Kuzey ve Rojava Kurdistanı, Türkiye ve Suriye’deki deprem mağdurlarına yardım ulaştırmak için çalışmalar yürütmektedirler. Deprem felaketinde mağdurlara, halklarımıza nakdi ve maddi yardıma koşan tüm devletlere, uluslararası kuruluşlara, sivil toplum ve yardım kuruluşlarına, şahsiyetlere, şirketlere teşekkür ediyoruz. Deprem, önüne geçilemez bir doğal olaydır. Ama açıktır ki, depremin yol açtığı zararların sebepleri doğal değildir. Çıkarcılık, vicdansızlık, usulsüzlük, yolsuzluk ve prensiplerin ayaklar altına alınmasıdır depremde büyük mağduriyetlere yol açan. Depremin yol açtığı can kayıpları ve yıkımların en büyük sorumlusunun, bütün kurum ve kuruluşlarıyla, bakanlıklarıyla, belediyeleriyle bizzat devletin kendisi olduğu açıktır.”

Seferberlik çağrısı

Aydeniz, Kurdistan ve Türkiye’de depremin yol açtığı felaketlerin önüne geçmek için keyfi, aşırı merkeziyetçi, ranta dayalı, kayırmacı, günü kurtarmaya odaklı otoriter ve anti demokratik yönetim anlayışının terk edilmesi gerektiğini vurguladı. Depreme dayanıklı binaların inşası için stratejik bir merkez oluşturulması gerektiğinin altını çizen Aydeniz, şu çağrıda bulundu: “Deprem mağdurlarına yardım ve deprem bölgesinin inşası için yapılan tüm çalışma ve tedbirler, bölgenin demografik yapısının değiştirilmesi anlayışından uzak bir yaklaşımla yapılmalıdır. Depremden zarar gören halkımızın ve özellikle de genç nüfusun yerini yurdunu terk etmemeleri, göç etmemeleri ve kendi şehirlerinde kalabilmeleri için, çok kapsamlı ve etkili bir çalışma organize edilmelidir. Bu amaçla, halklarımızı, yerel ve uluslararası tüm ilgili kesimleri, kurumları, deprem mağdurları için insanca yaşayabilecekleri yaşam alanlarının ve çalışabilecekleri yerlerin temini için; ekonomik yardım ve destek için seferber olmaya çağırıyoruz.”

‘Yardımlara engel çıkarmayın’

Olağanüstü Hal (OHAL) ilanıyla, deprem mağdurlarına yapılan yardımların önüne geçilmesini de eleştiren Aydeniz, şunları ifade etti:

“Kurdistan özgürlük davasıyla Türkiye’deki özgürlük, demokrasi, eşitlik ve adalet mücadelesini engelleyemeyeceğini bilmelidir. Halklarımızı, Kürdistan Bölge Hükümeti’ni, Rojava Kürdistan Yönetimi’ni, Kürt, Kurdistani tüm kurumlar, siyasi parti ve örgütleri, şahsiyetleri, Kürt halkının dostlarını deprem mağdurlarına yardım amaçlı yaptıkları çalışmalarını sürdürmeye, deprem mağdurlarını yalnız bırakmamaya ve birbirimizi sahiplenmeye çağırıyoruz. Böylesi büyük bir deprem felaketinde yapılan yardım kampanyalarının yaşamsal önemde olduğu açıktır. Ama böylesi büyük bir felaketin yükünün, ancak, devletlerin ve uluslararası devlet ve organizasyonların yardımlarıyla taşınabileceği açıktır. Bu gerçeklikten dolayı, Türkiye Devleti’ni sivil toplum kuruluşları ve uluslararası kesimlerin yardım kampanyalarına engel çıkarmamaya ve her şeyden önce, devlet olmaktan kaynaklı sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz.”

BM ve Avrupa’ya çağrı

Aydeniz, konuşmasını şöyle tamamladı: “Kuşkusuz, tüm doğal, sosyal ve siyasal olaylarda en çok zarar görenler, mağdur duruma düşenler, çocuk, kadın, engelli ve yaşlılardır. Bu gerçeklikten hareketle, bu depremde de, söz konusu bu kesimlerin mağduriyetlerinin giderilmesi için özgün bir programa ihtiyaç vardır. Özellikle de bu çalışmalar kadınlara özgün yaklaşım anlayışı üzerinden yürütülmelidir. Tüm uluslararası kuruluşları, Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Konseyi’ni (AK) deprem mağdurlarına yardım için daha ciddi ve etkili çalışmalar yürütmeye ve mağdurlara yardım konusunda daha hızlı ve sonuç alıcı çalışmalar yapması için Türkiye ile daha güçlü bir diyalog geliştirmeye çağırıyoruz.”

#Kurdistani #partilerden #deprem #açıklaması #Halkımız #yurdunu #terk #etmemeli

Galeria’dan 6 kedi kurtarıldı, Jahren aranıyor

Amed’de Galeria Sitesi’nin ayakta kalan bloklarında mahsur kalan kedileri kurtarma çalışması devam ediyor. Şimdiye kadar altı kedi kurtarılırken ‘Jahren’ isimli kediyi arama çalışmaları sürüyor

Mereş merkezli ilk depremde kısmen yıkılan Amed’deki Galeria Sitesi’nde mahsur kalan hayvanların kurtarılması için günlerce çağrılar yapıldı. Dün kediler kurtarılmadan sitenin yıkımına başlanması kamuoyunda büyük tepkiyle karşılandı. Tepkiler üzerine yıkım durdurulup hayvanları kurtarma çalışmaları başlatıldı.

Dün akşam vinç yardımıyla kedinin bulunduğu kata çıkarılan arama kurtarma gönüllüsü, ‘Zena’ isimli kediyi yakalayarak enkazdan çıkarmıştı. Sabah saatlerinden itibaren aralarında Jahrettin adlı kedinin de olduğu beş kedi daha enkazdan çıkarıldı. Kurtarılan kedi sayısı altıya ulaşırken, ‘Jahren’ isimli kedi ekiplerce aranıyor.

6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin ardından dört bloklu Galeria Sitesi’nde bir blok yıkıldı, 89 kişi öldü. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nce ‘ağır hasarlı’ raporu verilen Galeria’nın diğer blokları ile alışveriş merkezinin yıkımı kararlaştırıldı.

HDP’li vekiller araya girdi

1999’da hizmete giren ve kentin ilk alışveriş merkezi olan AVM ile bloklarda dün sabah saatlerinde yıkım başladı. Diyarbakır’da yıkıma başlanan Galeria Sitesi’nde enkaz altında mahsur kalan hayvanları kurtarmak için durduruldu. Durdurma işlemi, HDP’li vekillerin araya girmesiyle gerçekleşti.

Dün akşam saatlerinde vinçle kedilerin bulunduğu kata çıkarılan arama kurtarma gönüllüleri, yedinci saatte ‘Zena’ isimli kediyi yakalayarak enkazdan çıkardı. Zena, kontrolleri yapılmak üzere Diyarbakır Barosu Hayvan Hakları Merkezi’ne teslim edildi.

Bugün saat 04.00 sıralarında da ‘Jahrettin’ isimli kedi kurtarılarak sahibi Ezra Elbistan’a teslim edildi. Kedi, sağlık kontrolü için Büyükşehir Belediyesi Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi’ne götürüldü.

Gün içinde de dört kedi daha kurtarıldı.

Jahren aranıyor

Dün akşamdan beri kurtarılan kedi sayısı altıya ulaşırken, ‘Jahren’ isimli kedi ekiplerce aranıyor.

HABER MERKEZİ

#Galeriadan #kedi #kurtarıldı #Jahren #aranıyor

Meletî’de 4.4 büyüklüğünde deprem

Meletî’de 4.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin merkez üssü Doğanşehir olarak açıklandı

Mereş depremlerinden en fazla hasar alan iller arasında olan Meletî’de bir deprem daha meydana geldi. AFAD verilerine göre saat 14.41’de meydana gelen deprem 4.4 büyüklüğünde gerçekleşti. Kandilli Rasathanesi ise depremin büyüklüğünü 4.5 olarak duyurdu

Depremin merkez üssü ise Doğanşehir olarak belirtildi.

HABER MERKEZİ

#Meletîde #büyüklüğünde #deprem

Gazetecilere canlı yayında çekiçli saldırı

Meletî’de enkaz kaldırma çalışmalarını takip eden Halk TV’den gazeteci Ferit Demir ve kameraman ekibi elinde çekiş olan bir kişi tarafından canlı yayında tehdit edildi

Depremin ardından sahada görünmeyen resmi kurumların haberlerini yaptıkları için muhalif basına yönelik saldırılar artmaya başladı. Meletî’de (Malatya) enkaz kaldırma çalışmalarını takip eden Halk TV muhabiri Ferit Demir ve kameraman ekibi, elinde çekiç olan bir saldırgan tarafından tehdit edildi.

Çekiçle saldırdı

Halk TV’de Ayşenur Arslan’ın Medya Mahallesi programına canlı bağlanan Demir ve kameraman ekibi, yayın sırasında elinde çekiç olduğu görülen kişi tarafından tehdit edilirken, saldırganın bu sırada “Devlet her yerde” diye bağırdığı görülüyor.

Canlı yayında olaya tanık olan Aslan “İhbar ediyorum! Ne adına, kim adına” diye sorarak “Halk Tv sussun istiyorlar, Halk Tv muhabirleri hiç konuşmasın istiyorlar” dedi.

İSTANBUL

#Gazetecilere #canlı #yayında #çekiçli #saldırı

Hukukçulardan deprem için adalet nöbeti: Yargılanacaksınız

İstanbul Adliyesi önünde deprem için adalet nöbeti gerçekleştiren hukukçular, meydana gelen yıkımdan iktidarın sorumlu olduğunu belirterek ‘Sizler yargılanacaksınız, bizler dayanışmayla kentlerimizi yeniden inşa edeceğiz’ dedi

Hukukçular, Mereş merkezli gerçekleşen ve 11 kenti etkileyen depreme ilişkin Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi önünde deprem için adalet nöbeti gerçekleştirdi.

Nöbette ilk olarak söz alan İstanbul Mimarlar Odası Başkanı Esin Köymen, depremin liyakatsizlik sonucunda gerçekleştiğini dile getirerek, “İmar barışı adı altında kaçak ve güvensiz yapılara getirilen aflar, inşaat sektöründeki yolsuzluklar, denetimsizlik ve rant hırsları on binlerce yurttaşımızın hayatını kaybetmesine neden olmuştur. Afet sürecinin yönetilememesi can kayıplarının artmasının önemli bir sebebidir. Tüm bunlara rağmen yetkililerin sorumluluk alarak afeti yönetmek bir yana, depremzedelerin çığlıklarını duymazdan gelen, parmak sallayarak ve tehditkar tavırlarla halkı suçlayan, en temel hak olan doğru haber alma hakkına yasaklar getiren girişimlerini gördük” dedi.

Hesap sormak herkesin görevi

Bütün engellemelere karşı yardıma ilk koşanların ise halk olduğunu söyleyen Köymen, on binlerce insanın yaşamının son bulmasına neden olan yetkililerden hesap sorulmasının herkesin görevi olduğunun altını çizdi. Köymen,”Yıkılan kentlerimizde enkaz altında ölülerimiz yatarken ve depremzedelere çadır bile veremeyen bu iktidarın bir an önce gitmesi gerekmektedir. Yarattığınız bu karanlığa asla teslim olmayacağız. Bu ülkede adaleti yeniden tesis edinceye kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Ve siz gideceksiniz, biz kazanacağız” diye konuştu.

‘Ya sefalet ya adalet’

Ardından söz alan Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu, bütün toplumun aslında enkaz altında yaşadığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Karar vermek zorundayız ya sefaleti ya adaleti seçeceğiz. Soğuktan ölen insanlar var. Bu ülkenin insanlarına bunu yaşatmaya hakları yoktu. Biz bu depremde kurumların içinin boşaltıldığını gördük. Bunlara karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz. Halkın ekmeği adalettir bize bayatlata bayatlata bu ekmeği yedirtiyorlar.”

‘Felaket değil cinayet’

Hatay’da gerçekleşen depremde anne ve babasını yitiren İstanbul Barosu’ndan avukat Eren Can, yaşanan acıların doğru yöne yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Şehrin kaderine terk edildiğini söyleyen Can, “Babam barış istediği için gözaltına alınmıştı ‘ömrümün son gününe kadar mücadele edeceğim’ dedi ölümleri bile mücadele konusu oldu. Bu felaket değil bir cinayet. Öfkemiz çok büyük, çaresizliği yaşadık. Gelmeyen yardımları not ediyoruz. Bu katliam sahipsiz kalmayacak hesap sormak için elimizden geleni yapacağız.” diye konuştu.

‘Irkçı saldırılarda devleti görüyoruz’

Deprem bölgesinde halkın, “devlet nerede?” diye sorusunun halk dayanışması ile karşılık bulduğunu ifade eden Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şube Başkanı Çiğdem Akbulut, “Çoğunluğu Arap – Alevi halkından oluşan Hatay’da, önünün ısrarla kesilmediği ırkçı saldırılarda devleti görüyoruz. Plakasız araçlarla insanları kaçırıp, yağma – hırsızlık ve benzeri suç isnatları yönelterek halka işkence yapan, işkencede ölümlere sebep olan bir gerçeklikle yüz yüzeyiz” dedi. Hatay’da 17. günde insanların halen ‘çadır’ yakarışında bulunduğunu ifade eden Akbulut, “Bunun bilinçli bir organizasyon olduğunu bildiğimiz bilinsin istiyoruz” dedi.

‘Zorunlu göç politikası uygulanıyor’

Akbulut, merkezlerden uzak kurulmaya çalışılan çadır kentler ve ıssızlaşan kent merkezlerinde halkın işkenceler ile tedirgin edilmeye çalışıldığını ve açlıkla hastalıkla sınanmaya çalışıldığını vurguladı. Akbulut, “Savaş politikaları güden iktidar için çok önemli bir bölge olan Hatay’da bir zorunlu göç politikası olarak yürütüldüğünü anlamamak mümkün değil. O nedenle son olarak söylemek isteriz ki, Hatay ve tüm bölge halkının yanındayız, birlikteyiz ve hayatlarımızı yeniden halkların dayanışması ile inşa edeceğiz” sözlerini kullandı.

‘İşkence görüntüleri servis edildi’

İhmaller sonucunda birçok insanın hayatını kaybettiğini ifade ederek konuşmasına başlayan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şube Eşbaşkanı Esra Erin, iktidarın afet yönetimini gerçekleştiremediğini vurguladı. Esra şöyle devam etti: “Deprem bölgesinde yer alan bazı hapishanelerde mahpusların firar ettiği iddiasıyla üzerlerine jandarma tarafından ateş açıldı ve bazı mahpuslar öldürüldü. Ölmeyen ve yakalanan diğerlerine ise ağır işkenceler yapıldı. Temel ihtiyaçlarına ulaşamayan bazı yurttaşlar marketlere girip temel ihtiyaçlarını almak zorunda kaldılar. Bu durum kamuoyuna mülteciler deprem bölgesinde yağmaya başladılar şeklinde yansıtılarak bölgedeki halk galeyana getirildi. Üzerlerinde resmi kolluk üniforması bulunan yüzleri kar maskesiyle gizlenen kolluk kuvvetleri tarafından insanlara ağır işkenceler yapıldı, görüntüler gururla servis edildi. Hükümet bu görüntülerle her istediğini yapabilme keyfiyetini bir kez daha ortaya koydu.”

‘Sizler yargılanacaksınız bizler insanca inşa edeceğiz’

Deprem sürecinde yaşananların tekrardan iktidarın tek gayesinin kendi bekasını sağlamak olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade eden Erin, “Bizler bugün burada onların vermeye çalıştığı bu mesajların hiçbirinden korkmadığımızı söylemek için toplandık. Halkı ezen iktidara karşı halkımızın yanında tutum alacağımızı söylemek için toplandık. Bizler bu depremin bu kadar can almasına sebep olan cumhurbaşkanından, bakanlarına, belediye meclis üyelerinden müteahhitlere karşı tüm sorumlululara ve bu süreci fırsat bilerek açık açık suç işleyen herkesin cezalandırılması için tüm süreçlerin takipçisi olacağımızı söylemek için toplandık. Sizler yargılanacaksınız, bizler dayanışmayla kentlerimizi insanca yeniden inşa edeceğiz” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Hukukçulardan #deprem #için #adalet #nöbeti #Yargılanacaksınız

Enkazdan çıkarılan Elif Kaya’dan 18 gündür haber yok

Hatay’da depremin ilk günü enkazdan çıkarıldığı belirtilen 18 yaşındaki Elif Kaya’dan 18 gündür haber yok 

Mereş’te (Maraş) yaşanan depremin üzerinden 18 gün geçerken, ölü sayısı resmi verilere göre 40 binin üzerine çıktı. Enkazdan çıkarılan birçok kişinin ise akıbeti bilinmiyor. Onlardan biri de 18 yaşındaki Elif Kaya.

Hatay’da Cebrail Mahallesi Emlak Konut Evleri Kısım 1-6 katta ikamet eden Kaya’dan haber alınamıyor. Gazete Duvar’ın çevredekilerin iddiasına dayandırdığı habere göre, Kaya depremin birinci günü enkazdan çıkarıldı. Kaya’yı enkazdan çıkardığını söyleyen kişi, Kaya’nın nefes almadığını tespit edince kaldırıma bırakıp başkalarına yardıma gittiğini söyledi. Ancak aile bu iddiayı da teyit edemezken, savcılığa başvuran aile, kimsesizler mezarlığında da kızlarına ulaşamadıklarını belirtti.

Ölen annesinden DNA için başvuru

Kaya’nın kuzeni Onur Kaya, enkazdan çıkarıldığı iddiasının doğruluğundan emin olmadıklarını ifade ederek, “Bilinci kapalı olup yoğun bakımda olabileceğini düşünüyoruz ancak Türkiye genelindeki hastanelerde tek tek bunu aramak çok zor. Elif’ e ulaşabilmek için depremde vefat eden annesinden DNA alınması gerekiyor. Bu amaçla savcılığa da başvuruda bulunduk” dedi.

Öte yandan depremin dokuzuncu günü Kaya’nın annesinin cansız bedeninin de aynı enkazdan çıkarıldığı öğrenildi.

HATAY

 

#Enkazdan #çıkarılan #Elif #Kayadan #gündür #haber #yok

Efrîn’den ağıtlar yükseliyor: Depremzelere yardım ulaşmıyor

Depremin yıkıma neden olduğu Efrîn’de halk yardımlardan yoksun. Sanal medyadan yayılan bir videoda paramiliter grupların yardımları Kürtlere vermediği belirtilirken, yaşlı bir kadın ateşin başında yaşananlara ağıt yakıyor

Mereş merkezli 6 Şubat’ta gerçekleşen depremlerin yıkıma neden olduğu Kuzey ve Doğu Suriye kenti Efrîn, Türkiye destekli paramiliter grupların kontolüde bulunuyor.

Özerk Yönetim’in yardımları buradaki paramiliter gruplar tarafından engellenirken, depremzedeler ise soğuk kış koşullarında dışarda ateş yakarak ısınmaya çalışıyor.

Depremin büyük yıkıma neden olduğu Cindirêsê ilçesinde yaşanan zorluklar sanal medyada yayılan bir video ile gözler önüne serildi.

Sanal medyada yayınlanan bir videoda, yaşlı bir Kürt kadın ve beraberindekiler sokakta yakılan ateşin önünde ısınmaya çalışarak Kürtçe ağıt yakıyor.

Enkazların yanında başka bir kadın 3 çocukla beraber oturuyor. Görüntüye göre isimleri Lava, Fatme ve Cano olan çocuklar annelerini depremde kaybetti, babaları ise yaralı olarak hastanede ve durumu ağır.

Videoda konuşan kişi, yardımların Kürtlere değil bölge dışından gelerek kente yerleştirilen kişilere verildiğini söylüyor ve Kürtlere yönelik ayrımcılığa dikkat çekiyor.

Öte yandan kente gelen yardımların Türkiye destekli gruplar tarafından yamalandığı da sanal medyadan yayılan bir başka video ile ortaya çıkmıştı.

Kaynak: ANHA

#Efrînden #ağıtlar #yükseliyor #Depremzelere #yardım #ulaşmıyor

Semsûr’da göç tehlikesi: Kente dönüş sorunlu olabilir

Depremde büyük yıkım yaşayan Semsûr’da halkın devlet eliyle tahliye edilmesinin yaratacağı sorunlara dikkat çeken PSAKD Semsûr Yöneticisi Özperçin, ‘Alanları terk etmeden beraber sosyal yaşamı geliştirmek yeni yaşamı kurmak oldukça önemlidir’ dedi

Depremden en çok etkilenen kentlerden olan Semsûr’da, depremzedeler gönüllülerin yardımıyla yaralarını sarmaya devam ediyor. Depremin ilk günününden itibaren enkazlarda arama, kurtarma çalışmalarına geç katılan devlet kurumları, insanların temel ihtiyaçlarını karşılamada da büyük eksik kalıyor. Her ne kadar bakanlıklar, “Bütün Adıyaman halkı çadırlara yerleştirildi” açıklamaları yapsa da, sahadaki gerçekler çok farklı.

Adına çadır kent kurdular

Depremin ilk günlerinden itibaren halka yardım etmeye çalışan, farklı kentlerden gelen yardımları yurttaşlar ulaştırmaya çalışan kurumlardan biri olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin (PSAKD) Semsûr Şube Başkanı Zülfikar Yılmaz, ailesi ile birlikte enkaz altında kaldı, 3 gün kurtarılmayı bekledi. 3’üncü günün sonunda cansız bedeni enkaz altından çıkarılan Yılmaz’ın arkadaşları, onun adını yaşatmak için “Zülfikar Yılmaz Çadır Kenti” inşa etti. Onlarca depremzede aileyi çadırlara alan Yılmaz’ın arkadaşları, halkın barınma, ısınma, yeme ve içme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor.

Yardımlarda azalma var

PSAKD Semsûr Şubesi Yöneticisi Yusuf Özperçin, depremden sağ kurtulan arkadaşlarıyla kollektif bir çalışma yürüttüklerini, yurttaşların erzak ihraçlarından, barınma sorununa, ısınmadan giyim ihtiyaçlarına pek çok talebini karşılamaya çalıştıklarını söyledi. Kurdukları çadır kentte yurttaşların ve ailelerin bir araya gelerek sosyal yaşama bir nebze olsun dahil olmalarını sağlamaya çalıştıklarını kaydeden Özperçin, yurttaşların şu an ki ihtiyaçları ve ilerde doğacak olan ihtiyaçlarının karşılamaya çalıştıklarını ancak gelen yardımlarda azalma olduğunu söyledi. İlerleyen tarihlerde bunun sorun olabileceğini kaydeden Özperçin, “Mümkün mertebede bu ihtiyaçların karşılanmasının daha düzenli ve sürekli olması gerektiğini düşünüyoruz. Bununla ilgili çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Dışardaki arkadaşlarla görüşmelerimizde bundan sonraki süreçlerde de desteklerini kesmemelerini ve ihtiyaçların karşılanması için dışarda da bir çalışmanın yürütülmesini iletiyoruz” dedi.

‘Uzun soluklu çözümlere ihtiyaç var’

Deprem sonrası yeni yaşamı kurmanın çok zor olduğunu, fakat kenti yeniden inşa etmek ve halkın tekrardan kendi kimliğiyle yaşamını devam ettirmesinin mümkün olabileceğini göstermeye çalıştıklarını anlatan Özperçin, bunun için uzun soluklu çözümlere ihtiyaç olduğunu belirterek, “Barınmanın yanında ısınma, ısınmanın yanında gıda temini onun yanında eğitim, güvenlik, temizlik gibi birçok alan var ve bunların çözüme ulaşması gerek. Burada bu eksiklikleri tamamlamak için de ciddi bir çalışma yürütmek gerekiyor. Önce çadır kentle insanların başlarını sokabileceği bir alan inşasıyla başlayıp, sonra geliştirebiliriz. Çünkü Kurdistan’ın birçok yerinden gençlerimiz burada. Halkımız burada ve çalışmalara ciddi katkılarıyla bu alanları kurmaya başladılar. Yoğun bir çalışma var. Yaşam çadırla sınırlı değil. Daha da ötesi vardır ve o ötesini bizlerin kurabileceğine inanıyorum” diye konuştu.

Devlet eliyle tahliye

Depremin ilk günlerinde başlayan ve devlet kurumları tarafından da teşvik edilen kentin tahliyesine de değinen Özperçin, konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Kentin tahliyesinin son derece sıkıntılı olduğunu belirtmek gerekiyor. Özellikle devlet eliyle bu tahliyelerin yapılmasının, kentteki alanların boşaltılmasının sonraki yaşamı ciddi oranda etkileyeceğini ve tekrar kente dönüşün sorunlu olabileceğini düşünüyoruz. Bununla beraber civar iller veya başka yerlere giden yurttaşların devlet pratiği ile beraber özellikle yardımlardan mahrum bırakılacağını ve gittikleri yerlerde yalnızlaştırılacaklarını düşünüyoruz. Bu da büyük bir tehlikedir. Bu anlamda alanları terk etmeden beraber sosyal yaşamı geliştirmek yeni yaşamı kurmak oldukça önemlidir.”

Haber: Ömer Akın / MA

#Semsûrda #göç #tehlikesi #Kente #dönüş #sorunlu #olabilir

Paramiliter gruplar Efrîn’de deprem yardımlarını çalıyor

Cindirêsê’deki Hesen Ebdurehman Tilato adlı bir depremzede Türkiye destekli paramiliter grupların depremzedelere yapılan yardımları çaldığını söylüyor

Merkez üssü Mereş olan ve 6 Şubat’ta meydana gelen depremler Kuzey ve Doğu Suriye’nin Efrîn Kantonu’nunda da yıkıma neden oldu. Cindirêsê ilçesini büyük oranda etkileyen depremde can kayıpları yaşandı.

Türkiye’nin paramiliter gruplarla birlikte girdiği bölgede Türkiye’ye bağlı grupların yardımları yağmaladığı belirtiliyor.

Cindirêsê’den Hesen Ebdurehman Tilato adlı yurttaşın sanal medyada yayılan videoda, Türkiye’ye bağlı grupların çok sayıda devletin depremzedelere gönderdiği insani yardımları çaldığını söylüyor.

Paramiliter gruplarının ve ‘yerel meclislerin’ çadır ve diğer insani yardımları çaldığını belirten Tilato, aynı zamanda depremzedelerin isimlerini kaydettiğini fakat hiçbir yardımı yapmadığını ifade ediyor.

&t=11s

Kaynak: ANHA

#Paramiliter #gruplar #Efrînde #deprem #yardımlarını #çalıyor

Asrın Hukuk Bürosu’ndan Abdullah Öcalan için başvuru

Asrın Hukuk Bürosu avukatları ağır tecrit altında bulunan müvekkilleri PKK Lideri Abdullah Öcalan için yeniden görüş başvurusunda bulundu

İmralı Cezaevi’nde 25’inci yılan giren ağır tecrit koşullarında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan için avukatlarının görüş başvuruları devam ediyor. Haftalık olarak yapılan başvurulara cevap verilmezken, Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İbrahim Bilmez, Newroz Uysal, Mazlum Dinç ve Cengiz Yürekli Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne yeniden görüş başvurusunda bulundu.

Başvuru var ama cevap yok

Avukatlara şimdiye kadar herhangi bir cevap verilmezken, bu nedenle 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” başvurusunda bulundu. Hakimlik, Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.

AYM de cevapsız bıraktı

Aile görüş yasağı ise 18 Kasım 2021’de son buldu. Ancak aradan geçen zamana rağmen ailelerin görüş başvurları da şimdiye kadar cevapsız bırakıldı. Avukatlar, hakimliğin ret kararı sonrası 12 Mayıs’ta aile ziyaretlerinin “hukuksuz” disiplin cezalarıyla engellenmesini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Avukatlar, AYM’ye yaptıkları başvuruda, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado”ya dikkat çekerek, haber alamamanın işkence olduğunu, aile ve özel hayata saygı hakkının, savunma ve adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti. Ancak ordan da henüz bir sonuç çıkmış değil.

Hiçbir iletişim yok

Abdullah Öcalan, telefonla görüş hakkından ilk defa 27 Nisan 2020 tarihinde yararlandırıldı. Abdullah Öcalan, sanal medyada yer alan kimi iddiaların ardından kamuoyunda kaygıların büyümesi üzerine 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan’la yine telefonla görüştü. Ancak Mehmet Öcalan, bu görüşmenin yarıda kesildiğini duyurdu.

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.

İSTANBUL

#Asrın #Hukuk #Bürosundan #Abdullah #Öcalan #için #başvuru