Ana Sayfa Blog Sayfa 910

HDP’ye saldıran Beyazıt serbest bırakıldı

HDP İl Örgütü’ne saldıran Mehmet Beyazıt, çıkarıldığı adliyede hakimlik tarafından serbest bırakıldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü’ne dün ırkçı saldırı düzenleyen Mehmet Beyazıt, sevk edildiği adliyede serbest bırakıldı.

İl Örgütü’ne giden saldırgan, partililere, “Siz teröristsiniz” diyerek, saldırmıştı. Saldırgan partililere, Mehmet ile Ferhat adında 2 kişinin kendisini Harmantepe Camisi’nden HDP’ye saldırmak üzere gönderdiği bilgisini paylaştı.

Kasımpaşa Polis Merkezi’ne götürülen saldırgan, burada beyan vermedi. “Hakaret”, “Tehdit” ve “Mala zarar vermek” iddialarıyla savcılıkta ifadesi alınmak üzere Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi’ne sevk edilen Beyazıt, İstanbul Bakırköy Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi’nde iki kere yattığını söyledi. Beyazıt, adli kontrol uygulaması ile serbest bırakılmak üzere 7’nci Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlik, talebi “ölçüsüz” bularak, Beyazıt’ı serbest bıraktı.

Şikayetçi olan HDP ve partililerin avukatı ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Ferdi Yamar, saldırganın serbest bırakılmasına tepki gösterdi. HDP’nin sistematik bir şekilde bu ve benzer saldırılara uğradığını ve yargının da bu durumun üstünü “cezasızlık” politikası ile örttüğünü söyleyerek, saldırıların önünün açıldığını ifade etti. Yamar, “Bu durum, saldırıların her geçen gün artırmasına neden oluyor. Yeni saldırılara da adeta davetiye çıkarıyor” diye konuştu.

İSTANBUL

#HDPye #saldıran #Beyazıt #serbest #bırakıldı

HDP yardımlarına el konulmasına tepki gösteren gönüllüye soruşturma

Osmaniye’ye giden yardım TIR’ına el konulmasına tepki gösteren gönüllü Harun Yakaç hakkında, soruşturma başlatıldı

Mereş merkezli yaşanan depremlerin ardından 11 Şubat’ta Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Örgütü tarafından Osmaniye’ye gönderilmek üzere toplanan yardımların içinde bulunduğu TIR, “Valilik izni olmadığı” gerekçesiyle polis tarafından el konuldu.

Polisin yardım TIR’ına el koyması üzerine yardım gönüllüsü Harun Yakaç, el konulma anını videoya alarak bu durma tepki gösterdi.
İzmir Cumhuriyet Savcılığı, gönüllü Harun Yakaç hakkında “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla soruşturma başlattı.

Soruşturma kapsamında ifade vermek üzere İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne giden Yakaç için, savcılık mevcutlu olarak Adliye’ye getirilmesini istedi. Bunun üzerine İzmir Adliyesi’ne götürülen Yakaç, savcılıkta verdiği ifadenin ardından serbest bırakıldı.

Kaynak: MA

#HDP #yardımlarına #konulmasına #tepki #gösteren #gönüllüye #soruşturma

Gever’de 76 yaşındaki Arslan tutuklandı

Gever’de 76 yaşındaki kalp hastası Osman Arslan, ‘örgüt propagandası’ iddiasıyla tutuklandı

Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesine bağlı Sorê köyünde yaşayan 76 yaşındaki Osman Arslan, öğle saatlerinde İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından ifadeye çağrıldı. Bunun üzerine jandarma karakoluna giden Aslan, ifade işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede, savcılığa ifade verdi.

Kalp hastası olan Arslan, tutuklanma talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Burada ifadesi alınan Arslan, “örgüt propagandası” iddiasıyla tutuklandı.

Kaynak: MA

#Geverde #yaşındaki #Arslan #tutuklandı

Diyar Galeria’da yıkım durduruldu

Diyar Galeria İş Merkezi’nin ayakta kalan iki bloğunda sabah saatlerinde başlayan yıkım, mahsur kalan hayvanların sahipleri, hak savunucuları ve siyasetçilerin mücadelesi üzerine geçici olarak durduruldu

Amed’in Yenişehir ilçesi Elazığ Caddesi üzerinde 4 bloklu Diyar Galeria İş Merkezi’nin ayakta kalan 2 bloğunda sabah saatlerinde başlayan yıkım, mahsur kalan hayvanların sahipleri ve hak savunucuların girişimleri sonucu geçici olarak durduruldu. Hayvan hakları sahipleri dün akşamdan bu yana 17 gündür aç, susuz bir şekilde kurtarılmayı bekleyen hayvanlar için mücadele yürütüyor.

Diyar Galeria önünde hayvan hakları savunucularıyla bekleyen Halkların Demokratik Partisi (HDP) Meclis Grup Başkan Vekili Meral Danış Beştaş, yıkımın şimdilik durdurulduğunu söyledi. Hayvanların kurtarılması için girişimlerde bulunduklarını belirten Beştaş, “Bir çözüm arayışı var, biz de görüştük, nasıl bir çözümle o hayvanları kurtara biliriz diye. Hala tartışmaya devam ediyorlar. Daha önce deprem bölgelerinde çalışan gönüllü arkadaşların girmesini önerdik ama orada hayati riskin çok yüksek olduğunu söylüyorlar. Araçta böyle bir merdiven de yok ve oranın sağlam olmadığı yününde kaygıları var” dedi.

Mahsur kalan hayvanların durumunu takip edeceklerini ifade eden Beştaş, “Şuan yıkım kararının durdurulması önemli. Çözüm arayışlarında sizin de katkılarınızı ve fikir önerileninizi de bekliyoruz. Vinç operatörleri burada, kapan da getirdik. Birçok formül değerlendiriliyor. Vinçi sahibi, ‘vinçi buraya getirirsek bina çöker’ diyor. Gerekten büyük bir risk var” ifadelerinde bulundu.

Hak savunucuları valilikte

Öte yandan hayvanların kurtarılması için günlerdir mücadele yürüten hak savunucuları, Galeria İş Merkezi’nden Diyarbakır Valiliği’ne yürüdü. Hak savunucularından ve hayvan sahiplerinden oluşan 5 kişilik bir ekip valilik yetkilileriyle görüşüyor.

Amed Barosu da, yıkımın hayvanların tahliyesine dair alternatif çözüm yollarının uygulanmasından sonra yapılması için yürütmeyi durdurma istemli iptal davası açtıklarını duyurdu.

Kaynak: MA

#Diyar #Galeriada #yıkım #durduruldu

Amed Çocuk Hakları Odaklı Kriz Yönetim Ağı’ndan çocuklara ilişkin gözlem raporu

Amed Çocuk Hakları Odaklı Kriz Yönetim Ağı, deprem bölgesinde çadır ve toplanma alanlarında çocukların yüksek yararının dikkate alınmadığını belirtti

Amed Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, bünyesinde oluşturulan Çocuk Hakları Odaklı Kriz Yönetim Ağı, deprem bölgesinde yürüttükleri çocuk hak temelli çalışmalara ilişkin Amed Barosu’nun Tahir Elçi Konferans Salonu’nda basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda deprem sonrası çocukların ihtiyaçlarının karşılanması, meydana gelebilecek ihlallerin önlenmesi ve çocuk dostu toplanma alanlarının oluşabilmesi için edindikleri gözlem ve çalışmalar aktarıldı.

Barış İçin Kültürel Araştırmalar Derneği, Çocuk Çalışmaları Derneği, Çocuklar İçin Adalet Derneği, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Eğitim Emekçileri Sendikası, Ekoloji Derneği Çocuk Komisyonu, Göç ve İnsani Yardım Vakfı, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Çocuk Komisyonu, Lotus Genç Alan Derneği, Modern Olgularla Refahı İyileştirme ve Eşitleme Derneği, Mezopotamya Psikologlar İnisiyatifi, Rengarenk Umutlar Derneği, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Diyarbakır Şubesi ve Önce Kadın ve Çocuklar Derneği tarafından hazırlanan ortak raporu koordinasyon üyesi Büşra Eylül Özgültekin okudu.

Özgültekin, çadır ve toplanma alanlarına 6 Şubat Pazartesi gününden itibaren düzenli olarak yapılan ziyaretler ve gözlemler sonrası tespit edilen eksiklikleri şu şekilde sıraladı:

“* Çadırların ailelere birey sayısı gözetilmeden dağıtıldığını, çadırlar içerisinde yaşayanların özel gereksinimlerinin dikkate alınmadığını, dağıtım işinin sayı gözetilmeden yapıldığını, ısınma sorunlarının yaşandığını,

* Çadır ve toplanma alanlarında genel olarak 3 öğün yemeğin sağlandığını ancak yemeklerin dağıtımı sürecinde hijyen koşullarına uyulmadığını, yemek dağıtım saatlerinin belirsiz, düzensiz ve yetersiz olduğunu, dağıtım sürecinde herhangi bir koordinasyonun olmadığını, dağıtılan yemeklerin; Tip 1 diyabet, çölyak gibi herhangi bir özel gereksinime göre hazırlanmadığını, özel gereksinimler için bir diyetisyen eşliğinde diyet listeleri oluşturulmadığı,

* Birçok alanda sağlık çadırı kurulduğunu, mevcut sağlık çadırlarının mahremiyeti gözetecek düzeyde olmadığını, az sayıda personel ile sadece temel sağlık ihtiyaçlarının giderildiğini ve çocuk alanında uzman bir hekimin olmadığını, çocukların kronik rahatsızlıklarının tespit edilmediğini ve bu konularda herhangi bir düzenleme veya çalışma yapılmadığını,

* Çadır ve toplanma alanlarında MEB’e bağlı çocuk çadırlarının oluşturulduğunu, bu çadırların küçük ve yetersiz olduğunu, çadır içerisinde izolasyonun olmadığını, çadırlardaki oyunların belirli bir modüle göre oynanmadığını, oyuncakların toplumsal cinsiyet normlarına aykırı olduğunu, oyunların çadırdaki sorumlunun kişisel tercihine bırakıldığını ve bunun bir denetiminin olmadığını,

* Hijyen koşullarının sağlanmadığını ve salgın hastalıklar için büyük bir risk bulunduğunu, yeterli temizlik yapılmadığını, banyo ve tuvaletlerin olmadığını, banyo veya tuvalet bulunan alanlarda ise hijyen ürünlerinin bulunmadığını, çocuklar için ayrıca bir tuvaletin olmadığını, çocuk mahremiyetinin gözetilmediğini,

* Her ne kadar tüm çadır alanlarında psiko-sosyal destek çadırı olsa da ASHB’ye bağlı görevlilerin daha çok ihtiyaç analizi yapmakla görevlendirildiklerini ve çadırlara başvuruların kişisel ihtiyaç üzerinden olduğunu, yine kişisel ihtiyaç algısından dolayı psiko-sosyal destek başvurularının olmadığını,

* Çadır alanlarındaki kolluk kuvvetlerinin koordinasyonu sağlamadığı, herhangi bir hak ihlalini önlemediği, çadır alanlarına sivil giriş çıkışlarının bir denetime tabi olmadığı, çocuklarla temasta bulunan kolluk kuvvetlerinin bu konuda bir yetkinliğinin bulunmadığı ve akut travma durumunda bulunan çocuklara ve bakım verenlerine karşı kolluk kuvvetlerinin tutumunun travmayı derinleştiren bir durumda olduğu,

* Çadır kentlerde nefret söylemi vb. ayrıştırıcılığa karşı bir önlemin alınmadığı, toplanma alanlarındaki dini oluşumlarla kapsayıcılık ilkesinin ihlal edildiği ve Müslüman olmayanlar için güvenli alan hissinin oluşmadığı,

* Çadır Kentlerin yeri belirlenirken fiziki koşulların uygunluğu gözetilmediği, Çadır Kentlerin riskli alanlara kurulduğu, gözlemlenmiştir.”

Tespit ettikleri eksiklikler üzerinden değerlendirme yapan Özgültekin, “Tespit ettikleri eksiklikler üzerinden değerlendirme yapan Özgültekin, “Çadır ve toplanma alanları çocuklar yönünden barınma, yemek, güvenlik, sağlık ve oyun gibi temel ihtiyaçlar noktasında yetersiz kalmakta ve bu haliyle çocuğun iyi olma halini ve yüksek yararını dikkate almayan bir durum oluşturmaktadır. Aksaklıkların ve ihlallerin artmasının bir diğer sebebi de devletin ilgili kurumlarının koordinasyonsuzluğudur. Deprem sebebiyle barınma olanaklarının yetersizliğinden evlerine dönemeyen ve çadırlarda yaşamak zorunda bırakılan çocukların bu alanlarda uzunca bir süre kalacağı bilinirken şehir içinde bulunan mevcut alanlarda ve yapılması planlanan diğer çadır ve toplanma alanlarında yukarıda saydığımız eksiklikleri giderecek şekilde düzenlemeler yapılması gerektiğini belirterek sahadaki çalışmalarımıza devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz” diye belirtti.

Kaynak: MA

#Amed #Çocuk #Hakları #Odaklı #Kriz #Yönetim #Ağından #çocuklara #ilişkin #gözlem #raporu

HDP’den RTÜK kararına tepki: İktidar, RTÜK eliyle hakikati karartamayacak

HDP, RTÜK’ün Halk TV, Tele 1 ve Fox TV’ye verdiği cezayı kınayarak, ‘kararın hukuksuz ve halkın feryatlarını perdelemeye yönelik vicdansızca bir karar’ olduğunu vurguladı

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) bugün gerçekleştirdiği toplantıda Halk TV, Tele 1 ve Fox TV’ye verdiği yayın durdurma ve para cezalarına ilişkin bir açıklama yayınladı.

HDP Basın, Yayın ve Propaganda Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel imzası ile yayınlanan açıklamada, depremde halkın feryatlarını yansıtan, iktidarın sorumluluğuna ve yıkımın asıl sebeplerine işaret eden yayınlara ağır cezalar verildiği hatırlatılarak, ‘kararın hukuksuz ve halkın feryatlarını perdelemeye yönelik vicdansızca bir karar’ olduğu belirtildi.

“RTÜK bu kararla bir kez daha iktidar adına sansür kuruluna dönüştüğünü açıkça ilan etmiştir” denilen açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

“Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere iktidar yetkililerinin, felaketin yaralarını sarmaya çalışan yakınlarını kaybeden, hala enkaz altından cenazelerini çıkarmaya çalışan topluma karşı canlı yayında yaptığı hakaretlerinde, galiz sözlerinde herhangi bir beis görmeyen RTÜK’ün toplumun feryatlarını duyuran kanallara ceza kesmesi çürümüşlüğün yeni bir örneği olarak kayıtlara geçmiştir. Gerçeği tersyüz eden, elindeki bütün medya imkânlarına rağmen hakikatin gücüyle başa çıkamayan iktidar, RTÜK eliyle hakikati karartmayı başaramayacaktır.

Depremin vurduğu bölgeleri cemaatlerin, tarikatların, ırkçı grupların insafına terk edilmesini kabul etmiyor, bu bölgelerin muhalif medyaya kapatılarak bir çeşit “toplama kamplarına” dönüştürülmesine asla izin vermeyeceğiz.

Bir kez daha RTÜK kararını en sert şekilde kınıyor ve hakikatin sesini duyurmaya çalışan bütün basın kuruluşlarının yanında olduğumuzu belirtiyoruz.”

HABER MERKEZİ

#HDPden #RTÜK #kararına #tepki #İktidar #RTÜK #eliyle #hakikati #karartamayacak

Ekoloji örgütlerinden açıklama: Hızlı kentleşme sorun doğurur

HDP, HDK ve ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi depreme ilişkin açıklama yaptı: Yönetim enkaz altında kaldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekoloji Komisyonu, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Ekoloji Meclisi ve Mezopotamya Ekoloji Hareketi, depremin ekolojik etkilerini, çadır kentlerde yaşanan barınma sorunlarını ve depremde gösterilen dayanışmaya ilişkin HDP Peyas ilçe binasında basın bilgilendirme toplantısı düzenledi.

‘Hiç bir şey yokmuş gibi davranıyor’

Burada konuşan HDP Ekoloji Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Naci Sönmez, deprem sonrası yaşanan politik sürece değindi. Dayanışma ve birlikle süreci aşacaklarını dile getiren Sönmez, “4-5 gündür yaptığımız temaslar sonucunda görüyoruz ki aslında yönetim enkaz altında kaldı ve yeni bir afet yaratıldı. İnşaata dayalı bir çöküşün göstergesidir. Yıkım böyle olmadan önce herhangi bir afetin olması gerekmezdi. Bunu kabul etmiyoruz. İktidar kendi güçsüzlüğünü, ilk günden itibaren sahada olmadığını, sivil topluma dayanışma gösterenlere karşı gösterdiği tavrı da hepimiz gördük” dedi.

Kentleşme bir sorun

HDK Ekoloji Meclisi Üyesi İldem Kibar da, depremin etkilerine ve kurulan çadırlarda yaşanan barınma sorunlarına değindi. İlden, “Sahada yaptığımız incelemelerde, deprem bölgelerinde kurulan çadır alanlarında, 100 kişiye yakın insanın tek bir tuvaleti kullanıldığını gördük. Depremin ardından, iktidarın söylemlerine göre Hatay’da bir yapılaşma kararı var. Yeniden yapılacak olan hızlı bir kentleşme de büyük sorunları doğuracak. Hızlı politikalar yerine, bileme ve doğaya yakın bir perspektif tercih edilmeli. Yaşamını yitirenler ölüye saygı gösterilerek gömülmeli” diye konuştu.

Çadır kentler sorunu

Depremin yaşandığı 11 kentte devam eden, çevre sorunları ve ekolojik etkileri anlatan HDP Ekoloji Komisyon Üyesi Melis Tantan ise yürütülen güvenlik politikalarını eleştirdi. Depremin etkisinin büyüklüğüne dikkati çeken Tantan, şöyle devam etti: “Depremden sonra yapılacak olan binalarda insan hayatını tehlikeye atan projelerden kaçmak gerekiyor. Yaşanan yıkımdan ders çıkarılması gerekiyor. Depremden sonra kurulan çadır kentlerin, özellikle Amed’te Dicle Nehri kenarında, Samandağ da deniz kenarına kurulan çadırlar, yaşam alanlarına uygun yerlerde değil. Kurulan çadır kentler insanı ve yaşamı önemseyecek politikalar bağlamında değil.”

Tüm ülkeyi etkiledi

Depremin 15 milyonu etkileyen bir felakete dönüştüğünü ifade eden Mezopotamya Ekoloji Hareketi Sözcüsü Derya Aykol ise, deprem bölgelerinde yaşana sorunların tüm ülkeyi etkilediğini belirtti. Aykol, sözlerini şöyle sürdürdü: “Deprem, 15 milyon kadar insanı etkileyen bir felakete dönüştü. Hava koşulları, çadır kentlerin kurulmasına uygun değil. İnsanların deprem alanlarında gösterdiği dayanışma da büyüktü. Depremler devam ederken, insanlar farklı şehirlere gidemez. 2 gün önce Hatay’ın Samandağ ve Defne ilçelerinde yaşanan depremler, halkta büyük paniğe neden oldu. Yaşanan depremlerde, birçok depremzede şehirlerini terk etmek zorunda kaldı. Kaç gündür Diyar Galeria’da kurtarılmayı bekleyen hayvanlar var ve o kadar çağrı yapılmasına rağmen göz göre göre yıkıyorlar ve herkes sessiz.”

 

 

#Ekoloji #örgütlerinden #açıklama #Hızlı #kentleşme #sorun #doğurur

MATUHAYDER: Adalet Bakanlığı tutuklu ailelerini bilgilendirmeli

Deprem sonrasında endişelerin arttığı cezaevlerine dikkat çekmek için basın açıklaması yapan MATUHAYDER adına konuşan Eşbaşkanı Dilek Sönmez Demir, Adalet Bakanlığı’na çağrı yaparak, tutuklu aileleri ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi

Binlerce kişinin hayatını kaybettiği depremlerin ardından özellikle cezaevlerinin durumu endişe yaratmaya devam ediyor. Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (MATUHAYDER), deprem bölgesindeki cezaevleri ve tutuklulara dair basın açıklaması yaptı.
Aksaray’da bulunan dernek basında yapılan toplantıda konuşan MATUHAYDER Eşbaşkanı Dilek Sönmez Demir, depremlerden sonra cezaevlerinde yaşanan duruma dair bilgi vererek, “6 Şubat günü akşam saatlerinden itibaren Malataya E Tipi Cezaevinde, 7 Şubat günü Maraş Elbistan, Aksu ve Türkoğlu hapishanelerinde, 8 Şubat günü Hatay T tipi Cezaevinde isyan çıktığı, tutuklu ve hükümlülerden bir kısmının firar girişiminde bulunduğu, jandarmanın silahla müdahale ettiği, ölü ve yaralıların olduğu sosyal medyaya aracılığıyla kamuoyuna yansımıştır” şeklinde konuştu.

Telefonla görüş hakkı tanınmalı

Sanal medyadaki haberler nedeni ile belirtilen cezaevlerinde bulunanların yakınlarının başvuruda bulunduğu ve avukatlarının görüşme için cezaevlerine gittiğini belirten Demir, tutuklu yakınlarının bilgilendirilmesi gerektiğini ifade etti. Demir, Adalet Bakanlığı ve Ceza ve Tevkif evleri Genel Müdürlüğü’nü görevini yapma çağrısında bulunarak, “Yaralı ve sevk edilen tutsakların bilgisinin verilmesi, Hatay T Tipi Hapishanesinde yaralama ve ölümle sonuçlanan olaylarda kastı veya ihmali olan görevlilerin açığa alınması gerekiyor. Sorumlularla ilgili cezai ve idari soruşturmaların kamuoyu denetimine açık olacak şekilde yürütülmeli. Deprem bölgesinde ailesi ve yakınları olan, Türkiye’nin farklı şehirlerindeki hapishanelerde tutuklu veya hükümlü olarak bulunan mahpusların tamamına ayırımsız şekilde aileleriyle daha sık telefonla görüşme imkanı sağlanmalı” dedi.

İSTANBUL

 

#MATUHAYDER #Adalet #Bakanlığı #tutuklu #ailelerini #bilgilendirmeli

SGDF üyesi Umut Polat ‘Erdoğan’a hakaretten’ tutuklandı

Deprem bölgesinde arama kurtarma çalışmaları yürüten SGDF üyesi Umut Polat, ‘Erdoğan’a hakaret’ iddiasıyla tutuklandı

Mereş merkezli depremde ağır hasarlar alan Dîlok’ta arama kurtarma çalışmaları yürüten Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi Umut Polat, dün Vatan Mahallesi’nde “Erdoğan’a hakaret” iddiasıyla hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle gözaltına alındı.

Dün gece Yeşil Vadi Karakolu’nda bekletilen Polat, bugün çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Dîlok

#SGDF #üyesi #Umut #Polat #Erdoğana #hakaretten #tutuklandı

TMMOB Amed İl Koordinasyonu: Ölümlerin çoğu AFAD yüzünden yaşandı

TMMOB Amed İl Koordinasyon Kurulu Deprem Kriz Masası, Amed, Semsûr, Elbistan ve Bazarcix’a dair hazırladığı ‘Deprem Ön İnceleme ve Değerlendirme Raporu’nu açıkladı

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Amed İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Deprem Kriz Masası, Amed, Semsûr (Adıyaman), Elbistan ve Bazarcix deprem alanlarında yürüttüğü faaliyetlere ilişkin hazırladığı “Deprem Ön İnceleme ve Değerlendirme Raporu “nu açıkladı.

Örnek bir seferberlik yapıldı

Şehir Planlayıcıları Odası (ŞPO) Şubesi binasında yapılan toplantıda konuşan TMMOB İKK Eşsözcüsü Alican Çetinkaya, “Arama kurtarma çalışmaları, jilet gibi giyilen takım elbiseler ve televizyona çıkmakla olmuyor. Öldüren afet değil, öldüren makyajlandırılarak sunulan AFAD’tır” derken raporu ise TMMOB İKK Eşsözcüsü Songül Aytek açıkladı. 84 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Amed Kent Koruma ve Dayanışma Platformu’nun hızlıca bir araya geldiğini ve depremin ilk gününden itibaren Koordinasyon Merkezi ve Kriz Masasıyla çalışmalar yürüttüklerini belirten Aytek, “Resmi, özel her türlü iletişim kanallarıyla koordinasyon sağlanarak bütün imkanları seferber edilmiştir” dedi.

Tespitler sıralandı

Amed kent merkezinin önemli ölçüde kontrol altına alınması ile birlikte diğer kentler için acil koordinasyonunun kurulduğunu ve dayanışmanın o bölgelere kaydırıldığını ifade eden Aytek, devamında gözlemde bulundukları yerlerin kent, ilçe ve kırsal yerleşimlerdeki faaliyet ve tespitlerin sonuçlarını şu şekilde sıraladı:

* Delil niteliğinde belge toplanması, savcılık ve yargı süreçlerine güvensizliğin ortadan kaldırılması için süreçler şeffaf ve denetlenebilir şekilde kamuoyuna açık yürütülmelidir. Kişi, ilişki ve konum fark etmeksizin her bireye eşit mesafede durulmalı ve sorumluların hakkettiği cezayı almaları sağlanmalıdır. Toplumun yeniden inşası için en temel gereklilik olan adalet ve güven oluşumu sağlanmalıdır.

* Kentimiz başta olmak üzere inceleme yapılan alanların tamamında yeterli, nitelikli ve liyakat esaslı görevlendirme ve idareciliğin olmayışı, bunun beraberinde acil ve ilk yardım hizmetlerini aksatması, birimlerin görev gereği ivedilikle müdahale etmeye girişmesi yerine siyasi iktidar ve temsilcilerinin emir ve talimatlarını beklemesi, can kayıpları başta olmak üzere yaralanma ve mal kayıplarının artmasına sebebiyet vermiştir.

* Ruhsatsız, kaçak ve denetim dışı yapılaşmaya kayyımlar başta olmak üzere birçok belediye tarafından göz yumulması, hükümetlerin siyasi çıkarlar uğruna toplu imar afları getirmesi yıkımların artmasına sebep olmuştur.

* Birçok kentin İl Afet Risk Azaltma Planı olmasına ve daha önce benzer afetlerin öngörülmüş olmasına rağmen, azaltmaya veya ortadan kaldırmaya yönelik somut eylemler gerçekleştirilmemiştir.

* Acil durumu fırsata çevirmek isteyenlerin konut satış ve kira fiyatları, nakliye ve ev boşaltma ücretleri, gıda ve barınma ihtiyaçları gibi acil ihtiyaçların oluşması karşısında fahiş ücretler talep etmesi, kurumlarca bunun kontrol altına alınamaması, daha önce yaşanmış birçok tecrübeye karşı yasal düzenlemelerin yetersizliği ve denetimsizliği sonucu halka tekrar mağduriyet yaşatılmıştır.

* TMMOB olarak defalarca uyarmamıza rağmen yapılarda gerekli ve yeterli kontrol ve denetimlerin yapılmamış, rant odaklı kentleşme, yapılaşma ve imar düzenlemeleri yapılmıştır.

* Deprem sonrası çok katlı konut yaşamının sorgulanacağı ve deprem ile birlikte kırsal yerleşkelerde birçok yapının yıkıldığı da göz önünde bulundurulduğunda, kırsalda gerçekleşecek plansız, ruhsatsız yapılaşmaya karşı önlem alınmalı, denetim dışı ve teknik yeterlilikten yoksun üretilecek barınma alanlarına müsaade edilmemelidir. Bu talep beraberinde yeni yerleşim alanlarının kurulmasını, tarım alanlarının parçalanmasını ve alt yapı ihtiyaçları doğuracağından, oluşacak duruma karşı planlı strateji ve çok yönlü bir değerlendirme ile uzun vadeli kararlar alınmalıdır.

* Çarpık, plansız ve kaçak yapılaşma sebebiyle bazı bölgelerde nüfus yoğununun artmış olmasından kaynaklı bu bölgelerde Güvenli Acil Toplanma Alanları hiç olmamış veya yetersiz kalmıştır.

* İmar izni verme, yapı ruhsatı düzenleme, yapı kontrolü sağlama, iskan izni verme görevleri bulunan birçok belediyenin bünyesinde yeterli sayıda teknik personel bulunmaması, teknik personelin yeterli deneyime sahip olmaması denetlemede eksiklik yaratmıştır.

* Özel veya belediyelerce yeni inşa edilmiş, yapı denetim kanununa tabi olan ve sözde denetim görmüş birçok yapının da yıkıldığı göz önüne bulundurulduğunda toplumun denetimli olduğu düşüncesiyle aldığı ancak yıkımını gördüğü duruma karşı önyargılı olması anlayışla karşılanmalıdır. Ön hasar tespit çalışmaları özenle yapılmalı, idarelerin sorumlulukları gereğini yerine getirmemiş olması sebebiyle ileri süreçte yeterli güveni verecek teknik donanımla daha kapsamlı hasar tespit çalışmalarını ücretsiz olarak halka sunulmalıdır.

* Yapı denetim sisteminin yeniden ele alınarak kontrol ve denetleme görevlilerinin diploma, belge kiralama yerine her zaman şantiyede iş başında olacak şekilde düzenlenmesi ve denetlenmesi gerekmektedir.

* Mevcut konut alanlarındaki yangın, acil kaçış merdiven ve yolları başta olmak üzere, kat merdivenleri ve hollerdeki kaçışı engelleyecek eşyaların kaldırılması için denetim yapılmalıdır. Varsa iskan sonrası yapılmış mevzuata aykırı düzenlemeler için cezai işlemler uygulanmalı ve düzeltilmesi için denetimlerin yapılması gerekmektedir. Bu konudaki denetimler amacı dışında kullanılan sığınaklar başta olmak üzere diğer mahaller içinde yapılmalı, apartman ve site yönetimlerine görev ve sorumlulukları hatırlatılmalı ve denetimler sürekli sürdürülebilir şekilde planlanmalıdır.

* Binaların zemin ve bodrum katlarında faaliyet gösteren otoparklar başta olmak üzere, zemin kattan bodrum kata veya birinci kata geçiş sağlayan ve proje dışı müdahalede bulunanlar, mekanı ruhsata aykırı amaç üzere kurarak yapısal zararlara sebep olanlar denetlenerek belirlenmeli, cezai işlemler ile birlikte gerekli düzeltme tedbirler tekrar sağlanmalıdır.

* Zemin etütlerinin birebir denetlenmesi ve sonuç raporlarının gerçek veriler üzerinden hazırlanması, kontrollerinin mutlaka yapılması gerekmektedir.

* Yaşanan ölümlerin birçoğu afet nedeniyle değil zamanında müdahale etmeyen ve makyajlanarak her türlü afete hazır olduğu belirtilen AFAD ve bağlı olduğu yetkililer sebebiyle gerçekleşmiştir.

* Ulaşım sağlanmaması ve yetersiz ekip sebebiyle bazı yerlere hala erişimin sağlanmadığı ve yardımların ulaştırılmadığı görülmüştür.

* Sivil toplum örgütleri, gönüllüler ve halk tarafından hızlı olarak gidilmesine rağmen yetkililer tarafından bu yerlere ulaşılamaması/ulaşılmaması düşündürücüdür. Gönüllülerin enkaz kaldırma ve arama kurtarma faaliyetlerine katılım sağlaması yetersiz iletişim sebebiyle gerçekleşmemiş, yardım çığlıkları karşısında sessiz kalamayıp bireysel inisiyatif alan gönüllüler engellenmiş, göz altına alınmış ve darp edilmiştir.

* Birçok yapıda taşıyıcı sisteme inşaat halinde veya sonrasında zarar verildiği bunun yeterince denetlenmediği tespit edilmiştir.

* Birçok yapıda yapısal hasarın da olduğu değerlendirildiğinde, denetleme yetkisine sahip birimlerin görevlerini yapmadığı ortaya çıkmaktadır.

* İmalat hatalarından kaynaklı yapısal hasarların ortadan kaldırılması için nitelikli-bilinçli kalifiye eleman yetiştirilmesi gerekmektedir. Meslek edindirme kursları ve mesleki yeterlilik sertifikalandırma merkezlerinin işleyiş ve yapısı yeniden değerlendirilmeli, eğitim ve yeterlilik sınavları ciddi denetimlerden geçirilerek yeterliliklerini ispat edenler belgelendirilmelidir. Belge sahibi olmadan imalatlarda çalışmaya izin verilmemelidir.

* Yapılacak kentsel dönüşümlerde halk odaklı ve zemin vb. uygunsa yerinde dönüşüme öncelik verilmelidir.

*Fay hattına yakın olmasından kaynaklı taşınacak yerleşim yerleri var olan yerlerden çok uzak olmayan uygun zeminli yerlerde yapılmalıdır.

*Depremde etkilenen yerlerde demografi korunmalıdır.

* Arama kurtarma ve enkaz toplamada asbest tehlikesinin dikkate alınmalıdır.

* Depremden en çok etkilenen yerler başta olmak üzere birçok yerleşim yerinde günlerce elektrik, su ve gaz verilmediği, yolların kapalı olduğu, bu da ilgili Bakanlıkların ve peşkeş çekerek özelleştirmeler ile satılan yerlerdeki dağıtım şirketlerinin yetersiz olduğu, AFAD başta olmak üzere kamu kurumlarının da afete herhangi bir hazırlığının olmadığı görülmüştür.

* Asırlarca unutulmayacak acılar yaşanmış olmasına rağmen hala aynı liyakatsizlik ve ilkesizliğin sürdürülmesi, sorumlu hiçbir yetkilinin kusur kabul etmemesi, istifa etmemesi ve aynı koltuklarda oturarak aynı yetersizlikle süreci yönetmeye devam etmesi, bilimden ve uzman görüşlerinden uzak, yanlış kararlarda ısrar ederek yeni yıkımlara sebep olmalarını kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz!”

İhtiyaç listesi paylaşıldı

Ardından inceledikleri kentlere dair ihtiyaçları paylaşan Aytek şu bilgileri verdi:

Besni

Çadır
Kuru bakliyat
İlaç

Sergolan (Gölbaşı)

Alternatif yardım depolarının oluşturulması,
Çadır,
Kadın, çocuk, erkek iç giyim,
Isıtma cihazları, soba, odun sobası vs.

Bazarcıx (Pazarcık)

Çadır
Kuru gıda (bakliyat)
Temel gıdalar (un, şeker vb.)
İç çamaşırları
Seyyar wc, lavabo, duş, sıcak su ihtiyacı

Elbistan

İlçeye dair ihtiyaç listesi
Çadır ve Barınma
Isınma için odun sobası, ısıtıcılar, odun ve kömür
Kuru gıda (bakliyat)
Temel gıdalar (un, şeker)
İç çamaşır ( çocuk, kadın, erkek)
Seyyar lavabo
Temizlik malzemeleri (sıvı deterjanlar, sıvı ve kalıp sabun)
Köylere ve yardım dağıtımı için özel ve arazi araçları
İlaç

HABER MERKEZİ

 

#TMMOB #Amed #İl #Koordinasyonu #Ölümlerin #çoğu #AFAD #yüzünden #yaşandı