Ana Sayfa Blog Sayfa 921

Narlı’da 9 bin depremzedeye sadece 1 doktor hizmet veriyor

Depremin merkez üssü Bazarcix ilçesine bağlı Narlı’da dün açılan Salih Hayırsöz Entegre Sağlık Merkezi’nde, 9 bin depremzedeye sadece bir doktor hizmet veriyor

Deprem sonrası yeni yapılan hastaneler de dahil birçok sağlık kuruluşu ya hasar aldı ya da yıkıldı.

Mereş’in Bazarcix (Pazarcık) ilçesine bağlı Narlı beldesi de depremlerde büyük hasar alan yerleşim yerlerinden. Belde de 21 kişinin hayatını kaybettiği bildirilirken binlerce insan sağlık hakkına erişmek için günlerce bekledi.

MA’dan Dilgeş Ruvanas’ın haberine göre depremden 14 gün sonra beldede Salih Hayırsöz Entegre Sağlık Merkezi hizmet vermeye başladı. Sağlık merkezinde Narlılı olan bir doktor ve bir hemşire hizmet veriyor.

Hem doktor hem de hemşire depremze de olmasına rağmen, 9 bin insanın yaşadığı yerde Sağlık Bakanlığı tarafından herhangi bir sağlıkçı görevlendirilmediği için çalışmak durumunda kaldı.

Depremin üzerinden 15 gün geçmesine rağmen beldede gönüllüler tarafından kurulan çadır kentte halen seyyar bir banyo ve tuvalet de kurulabilmiş değil. Sağlıkçılar bu durumun da beldede önümüzdeki günlerde ciddi salgın hastalıklara neden olacağı endişesini taşıyor.

MEREŞ

#Narlıda #bin #depremzedeye #sadece #doktor #hizmet #veriyor

Brezilya’da sel felaketi: En az 40 kişi öldü

Brezilya’nın Sao Sebastiao kentinde şiddetli yağmurlardan dolayı oluşan sel ve toprak kaymasında ölü sayısı artıyor

Brezilya’da yaşanan şiddetli yağışlardan kaynaklı sel ve toprak kaymaları sonucu en az 40 kişi hayatını kaybetti. Sao Paulo eyaletinde yaşanan şiddetli yağışlara dair bilgi veren Sao Sebastiao Belediye Başkanı Felipe Augusto, “Arama ve kurtarma ekipleri bazı bölgelere ulaşamıyor. Bir kaos yaşanıyor. Hasarın boyutunu henüz belirleyemedik” dedi.

Yüzlerce kişi tahliye edildi

Sao Sebastiao’da en az 35 kişinin öldüğünü bilirtilirken, evleri etkilenen yüzlerce kişinin de tahliye edildiği öğrenildi. Yetkililer 228 kişinin evsiz kaldığını ve Sao Paulo’nın kıyı bölgelerinden 338 kişinin tahliye edildiğini açıkladı.

Eyaletteki altı kent, Sao Sabastiao, Caraguatatuba, Ilhabela, Ubatuba, Guaruja ve Bertioga’da 6 ay süreyle olağanüstü hal ilan edildi.

DIŞ HABERLER

#Brezilyada #sel #felaketi #kişi #öldü

Köylere hâlâ yardımlar gitmedi: Gıda ihtiyacı var

Depremin merkez üssü Bazarcix’a bağlı köylerde en az 339 yurttaş hayatını kaybetti. Yurttaşların çadır ve temizlik ihtiyaçları hâlâ giderilmiş değil

Depremin merkez üssü Mereş’in Bazarcix ilçesine bağlı 25 kırsal mahallede en az 339 yurttaş hayatını kaybettiği bildiriliyor.

Köylerde hijyen için temizlik malzemeleri giderilmiş değil. Ayrıca barınma sorunu da devam etmekte. MA’dan Azad Altay ve Abdurrahman Gök’ün aktardıklarına göre soğuk havanın etkili olduğu kentlerde çadır ihtiyacı ve gıda eksikliği bir sorun olarak duruyor.

Mahalle mahalle depremin etkileri;

Büyüknacar/Kocadere: 2019 yılında Büyükşehir Yasası ile birlikte mahalle oldu. Net bir sayı bilinmemekle birlikte burada yaşamını yitirenlerin sayısı 50’ye yakın. 500’e yakın nüfusu bulunan mahallede evler büyük zarar gördü. Sadece 10 ev içerisinde yaşanabilecek durumda.

Büyüknacar/Merkez: Muhtar Üzeyir Karabulak, mahallelerinde 130 ikametgahın bulunduğu ve deprem sonrası sadece 10-12 evin ayakta kaldığını aktardı. Karabulak, yerle bir olan ev sayısını ise 31 olarak aktardı.

Fatih: 80 hanelik mahallede sadece 2-3 evin ayakta kaldı. Burada hayatını kaybedenlerin sayısı da net değil, ancak en az 60 kişinin yaşamını yitirdiği öğrenildi. Edinilen bilgileri göre; daha önce Büyükşehir Yasası ile birlikte birbirinden ayrılan Büyüknacar Kocadere, Büyüknacar Merkez ve Fatih mahallelerinde en az 168 kişi yaşamını yitirdi.

Karaçay: Deprem nedeniyle neredeyse yıkılmayan ve ağır hasar görmeyen ev kalmadı. Mahalle sakinlerinin birçoğunun kış aylarında farklı kentler ve Avrupa’da yaşamasından kaynaklı can kaybı sayısı az oldu. Kimi evlerin tamamı, kimi evlerin de bir kısmı tamamen yıkıldı. Birçok araç da enkaz altına kaldı.

Osmandere: 60 ile 70 arasında evin bulunduğu mahallede, 2’si çocuk 4 kişi yaşamını yitirdi. 5 kişi birçok yerde olduğu gibi yurttaşların imkanlarıyla enkaz altından çıkarıldı.

Ördekdede: 300 civarındaki ev ve işyerlerinin neredeyse tümü ya ağır hasarlı ya da yerle bir oldu. 10’u çocuk toplam 33 kişinin yaşamını yitirdi. Birçok hayvan da enkaz altında can verdi.

Evri: Bazarcix’in en büyük mahallelerinden biri olan Evri yaklaşık 2 bin nüfuslu bir yer. En az 40 kişi yaşamını yitirdi. En çok çadır talep ediliyor. Evri’nin obası olan Kümeevler’de 15 evin tümü tamamen yıkılmış. Sadece yıkılan evler değil, bir o kadar da ahır yıkıldı. Buradaki can kaybı az 14.

Sarıerik:3 kişi yaşamını yitirdi. Her evin önünde AFAD çadırları bulunuyor. Köyün Avrupa’da yaşayan fertleri tarafından gönderilen yardımlar ev ev dağıtılıyor.

Emiroğlu: 80 hanelik mahallenin merkezinde 5 kişi enkaz altında can verdi. Çok sayıda ev ve ahırın yerle bir oldu. Birçok aile, sınırlı sayıda verilen çadırlarda birlikte yaşıyor.

Betizler: Evlerdeki tahribat nedeniyle mahalle, ağır bir savaşın yaşandığı bir yer görünümünde. Her sokak molozlarla dolu. 56 haneli obada, yakınları ve komşuları tarafından enkaz altından çıkarılan 6’sı çocuk 12 kişi yaşamını yitirdi.

Karahüyük: 120 hanelik mahallede 22 ev tamamen yıkıldı. Evlerin iç taraflarında büyük hasar meydana geldi.

Narlı:Yaklaşık 8 bin nüfuslu olmasına rağmen 30 kişi yaşamını yitirdi. Yurttaşların bazıları çadır kentte yaşıyor. Tuvalet ve seyyar duş sorunu yaşanıyor.

Tetirlik: Bölgenin en büyük mahallelerinden biri olan 300 haneli mahallede yaklaşık 10 yapı yıkıldı. Yurttaşlar, hasar tespit komisyonunun “oturulabilir” raporu verdiği evlere dahi girmeye korkuyor.

Şahintepe: 16 kişi yaşamını yitirdi, 3 kişi de ağır yaralandı. Yaralılar halen hastanelerde tedavi görüyor.

Ortaköy: 2 kişi enkaz altında yaşamını yitirdi.

Musolar (Payalımbağ): 216 haneli mahallede hasar gören çok sayıda yapı bulunmasına rağmen sadece bir kişinin yaşamını yitirdiğini öğrenildi

MEREŞ

#Köylere #hâlâ #yardımlar #gitmedi #Gıda #ihtiyacı #var

Hatay’da tuvalet duş yok, bitlenmeler başladı

Depremlerin hâlâ devam ettiği Hatay’da son duruma dair bilgi veren SES üyesi Hatice Yayla, kentte bitlenmeler başladığını ve tuvalet duş gibi birçok ihtiyacın henüz giderilmediğini söyledi

Mereş merkezli 6 Şubat’ta yaşanan iki büyük depremin ardından Hatay dün akşam yine 6,4 ve 5,8 büyüklüğündeki iki depremle sarsıldı. Son iki depremde ölü sayısı 6 olurken, kentte özellikle hijyen ürünlerine ulaşım hâlâ ciddi bir sorun.

İlk depremde yıkımın yaşandığı Defne, Antakya, Kırıkhan, Samandağ ilçelerinde su ve elektrik sorunu devam ederken, İstanbul ve çeşitli kentlerden gelen Tabip Odaları ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyeleri, kent merkezindeki Sevgi Parkı’nda sağlık çadırları kurarak yurttaşlara yetişmeye çalışıyor.

Bitlenme yaşanıyor

Kentteki son duruma dair Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Müjdat Can ve Hamdullah Yağız Kesen‘e bilgi veren SES üyesi Hatice Yayla, olası salgına dikkat çekti. SES Anadolu Şube kadın sekreteri olan Yayla, revirlerde hekim ve hemşireler ile bölgede gezerek gözlem yapan mobil ekipler olduğu bilgisini vererek, insanların hijyenlerine dikkat etmediğini, bölgede alt yapı, tuvalet ve duş eksikliği olduğunu söyledi. Kentte çok fazla uyuz vakası olmadığını belirten Yayla, yıkanamamaktan kaynaklı bitlenme durumu olduğunu söyledi.

Temiz su hala yok

Tuvaletlerin hala yetersiz olduğunu belirten Yayla, özellikle hijyen sorunlarının salgın hastalıklara yol açabileceği uyarısında bulundu. Bit ilacı ve uyuz tabletlerine ulaşımda sıkıntılar olduğunu aktaran Yayla, bu ilaçlar noktasındaki eksiklikleri tamamlayarak, hızlı bir şekilde depremzedelere ulaştırmaya çalıştıklarını ve bu çöplerin hastalığa neden olabileceğini söyleyerek şunları kaydetti: “Temiz suya ulaşım ile ilgili de sorun var. Bazı köylerde suların aktığını biliyoruz ama kuyu suyu kullanıp kullanmadıkları tespit edilmeye çalışılıyor. Onlara da dikkat edilmesi lazım. Kuyu suyunu kullanıyorlar mı, kullanmıyorlar mı? Ya da şu an kullandıkları su ne kadar temiz. O suya herhangi başka bir şey karışmış mı? Onların kontrol edilip tamamlanması lazım. İnsanların temiz suya ulaşımı konusunda kontrolün sağlanması lazım artık.”

HATAY

 

 

 

#Hatayda #tuvalet #duş #yok #bitlenmeler #başladı

Hatay depreminde ölü sayısı 6’ya yükseldi

Dün akşam yaşanan ve merkez üssü Hatay olan depremde ölü sayısı 6’ya çıktı, 18’i ağır 294 kişi de yaralandı

Merkez üssü Hatay’ın Samandağ ve Defne ilçelerinde dün akşam 20.05’te meydana gelen 6,4 ve 5,8 büyüklüğündeki iki büyük depremde ölü sayısı 6’ya yükseldi.

Depremin ardından Antakya ilçesinde Gazi Mahallesi’ndeki 4 katlı hasarlı olan binadan eşyalarını almaya çalışan 2 kişi enkaz altında kaldı. Yapılan kurtarma çalışmalarında 2 kişinin cansız bedeni enkazdan çıkarıldı.

Hatay merkezli depremde şimdiye kadar 6 kişi hayatını kaybetti. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıkladığı verilerek göre 18’i ağır 294 kişi yaralandı.

Bölge kentlerinin yanı sıra Suriye, Ürdün, Irak, Filistin, İsrail ve Mısır’dan da hissedilen depremin ardından tsunami uyarıları yapıldı.

HATAY

 

#Hatay #depreminde #ölü #sayısı #6ya #yükseldi

İşkenceci polisler ÇHD’ye yakalandı; Olayı gizlemeye çalıştılar

ÇHD, Hatay’da üyelerinin işkence vakasına müdahale ettiğini duyurdu. Açıklamada avukatların olaya müdahahle etmesinden sonra polislerin işkenceyi gizlmeye çalıştıklarını bildirildi

Çağdaş Hukukçular Derneği tarafından yapılan açıklamaya göre derneğin üyesi avukatlar Hatay’ın Defne ilçesinde işkence vakasına müdahalede bulundu.

ÇHD’nin açıklamasına göre Özel Hareket Polisleri sokakta bir yurttaşı darp edereken avukatlara yakalandı. İşkenceye müdahale eden avukatlar ve işkenceye maruz kalan kişiyi güvenlikli alana taşıdı.

ÇHD polislerin avukatları görünce işkenceyi saklama gayretine girdiğini de duyurdu.

Dernek tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Henüz birkaç saat önce tekrar yeni bir depremin olduğu, enkazların altındaki cenazelerin dahi henüz çıkartılmadığı bu bölgede işkence olağan hale getirilmeye çalışılmaktadır.

HABER MERKEZİ

#İşkenceci #polisler #ÇHDye #yakalandı #Olayı #gizlemeye #çalıştılar

Deprem sonrası yaşanan hak ihlalleri: ‘Mahpuslara işkence ve yaşam haklarının korun(ma)ması’

Gerekçesi ne olursa olsun Adalet Bakanlığı’na ya da İçişleri Bakanlığı’na bağlı hiçbir personelin bu şiddeti ve ölümü yaşatmaya hakkı yoktur. Aileler ve toplum bu noktada bir açıklama beklemektedir.

Nazmi Ayaz

6 Şubat 2023 tarihinde “Yüzyılın felaketi” olarak nitelenen ve maalesef doğal olmayan ihmaller yumağı sonucu on binlerin yaşamını yitirdiği, milyonların etkilendiği bir felaket yaşanmıştır. Bu felaketle birlikte kentlerin adeta yerle bir olduğu, yaşamın durduğu bir süreç yaşanmıştır. Bölgeden aldığımız sayısızca sıcak haberin içinde maalesef cezaevlerinde yaşanan dramlar da bulunmaktadır. Türkiye cezaevlerinin tablosunun çağdaş infaz esaslarına aykırı olduğu çok sayıda sorunun bulunduğu, İçişleri ve Adalet Bakanlığı tarafından bilinmesine rağmen maalesef çözüm uğraşı dâhilinde bulunmadıkları için mevcut sorunlar da giderek büyümektedir. Son olaylarla birlikte devletin cezaevlerinde “sınıfta kaldığı” realitesi somutluk kazanmıştır. Cezaevlerinde çok önemli sorunların bulunduğu ve bu sorunların en başında maalesef ölüm olaylarının geldiği tartışmasız bir gerçektir. Malatya ve Hatay başta olmak üzere 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerle etkilenen diğer illerdeki cezaevlerinde yaşanan olaylar bunun son örnekleridir.

Yaşanan olaylara ilişkin 6 Şubat 2023’te Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü basit bir açıklamayla cezaevinde bir “isyanın” meydana geldiğini, bastırıldığını ve birkaç kişinin öldüğünü bildirmek ile yetinmiştir. Maalesef mevcut açıklamanın derinlemesine detaylarını realist bir tablo ile kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Bu olaylarda ölümlerin neden, nasıl yaşandığı, herhangi bir ölümün dahi gerçekleşmeden bahsedilen “isyan”ın bastırılması mümkün iken, kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanma durumunun nedenselliğinin derhal ilgililer tarafından açıklanması gerekmektedir.

Yukarıda değindiğimiz durumlarla, vuku bulan olayların “isyan” olarak kavramsallaştırılması kabul edilemez bir durumdur. “İsyan” temel olarak bir otoriteye karşı veya bir düzene karşı başkaldırı durumudur. Mahpusların doğal afet sebebiyle can güvenliklerini sağlamak amacıyla cezaevinden kaçma durumları bir isyan olarak kabul edilmemelidir. Deprem bölgesinde anılan şartlar altında ‘kaderlerine’ terk edilmiş hissine kapılabilecek mahpusların gerek kendi durumları açısından gerekse haber alamadıkları ailelerinin durumları açısından yoğun korku ve endişe içinde olmaları insan doğasının gereğidir. İçişleri ve Adalet Bakanlığı’nın bu aşamada yapması gereken mahkumların can güvenliğinin sağlanması durumudur. Dolayısıyla cezaevlerindeki mahpusların can güvenliğini sağlamak devlete düşen mutlak sorumluluktur. Devletin burada yapması gereken esas durum, can güvenliğinde mahpusları güvenli bir şekilde en güvenilir yerlere tahliye etmektir. Doğal afet, sel, savaş halinde yoğun korku ve endişe içerisinde olan mahpusların bu olaylarına otomatik silahlarla karşılık vermek oluşabilecek ölümlere doğrudan sebep olmaktır.

Malatya ve Hatay başta olmak üzere 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremden etkilenen diğer illerdeki cezaevlerindeki olaylarda elinde silah niteliği dahi taşımayan araçlara sahip mahpuslara karşı otomatik silah kullanıldığı, birkaç kişinin öldürüldüğü ve birçoğunun da yaralandığı gerçekliği basına yansıyan videolarda görülmektedir. Video ve görüntülerde yere yatırılan mahpusların ağır bir şekilde şiddete uğradıkları görülmektedir. Öyle ki ağır bir doğal afet olan depremde ölmeyen ve hatta herhangi bir yara dahi almayan mahpusların onları korumakla görevlendirilen askerler tarafından taranması büyük bir trajik tablodur. Dolayısıyla gerekçesi ne olursa olsun Adalet Bakanlığı’na ya da İçişleri Bakanlığı’na bağlı hiçbir personelin bu şiddeti ve ölümü yaşatmaya hakkı yoktur. Gerek öldürülen veya yaralanan mahpusların aileleri gerekse toplum bu noktada bir açıklama beklemektedir.

Şüphesiz sormaktan çekinilen esas soru mahpusların neden öldürüldüğü ile ilgilidir. Her şeyden önce bu şiddet sarmalından mahpusların öncelikli olarak sakinleşmesine dönük çalışmalar yapılmış mıdır? Yoksa direkt mahpusların kaçışlarını tetikleyecek yoğun bir şiddete mi başvurulmuştur? Cezaevinden sorumlu kurumlar mahpusların can güvenliğinden kaynaklı neden tahliye durumunu göz ardı etmiştir? Mahpusların ‘kaderlerine’ terk edilmiş hissi içerisinde korku ve endişe ile yakınlarına ulaşmak istemeleri, onları “isyan etmiş olmaları” gerekçe göstererek öldürmek, gerek insani gerekse hukuki açıdan büyük noksanlığın mutlak ifadesidir.

Gerek hukuksal olarak gerekse toplumsal olarak mevcut bütün soruların cevaplarının net bir biçimde verilmesi gerekmektedir. Hatay T Tipi ve Kahramanmaraş Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında isminin açıklanmasını istemeyen birkaç Ceza İnfaz Koruma memurunun ifadesi de cezaevi idarelerinin duyarsızlığını ve zalimane tavırlarını somutlaştırmaktadır. Bu ifadelere göre mahpuslar ve mahpus yakınlarının büyük bir stres altında olduğu depremde, cezaevi idarelerinin ve Adalet Bakanlığı’nın daha hassas davranıp, zamanında mahpuslara gerekli açıklama ve duyarlılığı yapması yükümlülüğü mevcut iken; bu yükümlülüğü yerine getirmemiş olduğu açığa çıkmaktadır. Bu konuda ulusal ve uluslararası hukuk sistemi de mahpusların korunmasız ve zayıf durumda olduklarını, bu nedenle yetkililerin bu kişilerin ruhsal ve fiziksel esenliklerini korumakla görevli olduklarını belirterek daha hassas davranılması gerektiği üzerinde durmaktadır.

Bir mahpusun, özgürlüğünü tutsak eden tonlarca demirle çevrili bir mekanda bulunması anında, yaşanan depremin inşa ettiği endişe ve korku ile birlikte aynı zamanda ailesi ve yakınlarından alamadığı bir haberin endişe ve korkusu duygusallığı içinde; telaşla gelişen olaya müdahil olması, aslında herkesin empati ile kendisini içinde bulması gereken esas tablodur. Bu tablo, yaşam hakkı için depremden kaçmanın cezasının ölüm olmayacağı gerçekliğini mutlak anlamda açığa çıkarmaktadır. Dolayısıyla yaşam bütünlüğü devlete emanet olan mahpusların, depremin inşa ettiği tedirginlikle firar girişiminde bulunması sonucunda alınan önlemlerin ölçülülük ile alınması gerekli iken, görevlilerin radikal bir biçimde şiddete başvurması kabul edilemezdir. Öyle ki alınması gerekli tedbirlerin ulusal ve uluslararası hukuka uygun olması gerektiği unutulmamalıdır.  Bu bağlamda Hatay T Tipi ve Kahramanmaraş Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ile birlikte deprem bölgesindeki diğer illerdeki basına yansıyan-yansımayan şiddet olayları sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalara ilişkin baro ve sivil toplum kuruluşlarının da müdahil olduğu titiz bir soruşturma süreci başlamalıdır. Bu sürecin her aşaması da aynı şekilde titizlikle kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

*Avukat-Ağrı Barosu Cezaevi Komisyonu Üyesi

#Deprem #sonrası #yaşanan #hak #ihlalleri #Mahpuslara #işkence #yaşam #haklarının #korunmaması

Deprem Suriye’de de yıkıma neden oldu

Beyaz Baretliler adlı örgüt, Hatay’daki depremin Suriye’de de hissedildiğini ve yaralıların olduğunu açıkladı

Hatay’ın Defne ve Samandağ ilçelerinde meydana gelen 6,4 ve 5,8 büyüklüğündeki depremler Suriye’nin İdlib, Halep, Hama, Efrîn, Azez, Cerablus, el-Bab ve Tel Abyad yerleşimleri başta olmak üzere genelinde hissedildi.

Suriye Sivil Savunma (Beyaz Baretliler) ekiplerinden yapılan açıklamaya göre, depremler nedeniyle yaralananlar oldu. Efrîn Cinderes beldesinde daha önce hasar gören 2 bina ile 1 minare yıkıldı, Halep ve İdlib kırsalında bazı binalar hasar gördü. Yaralıların tedavi altına alındığı ve hasar tespit çalışmalarının sürdüğü kaydedildi.

Kaynak: MA

#Deprem #Suriyede #yıkıma #neden #oldu

Hatay’da 6.4 büyüklüğünde deprem

Kandilli Rasathanesi’ne göre Smaandağ’da 6.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Deprem çevre illerde de hissedildi

#Hatayda #büyüklüğünde #deprem

Suruç aileleri depremzede çocuklara oyuncak gönderdi

Suruç Katliamı aileleri, depremzede çocuklara oyuncak gönderdi

Suruç Aileleri İnisiyatifi, IŞİD saldırısına uğrayan Kobanê kentinde çocuklara oyuncak götürmek üzere bulundukları Riha’nın Pirsûs ilçesinde bombalı saldırı sonucu katledilen“33 Duş Yolcusu” için başlattıkları Adalet Nöbeti’nin 91’inci ayında da Kadıköy’de bulunan Halitağa Caddesi’nde bir araya geldi.

Nöbet alanına, depremzede çocuklarına götürülmek üzere oyuncak getirildi. Toplanan oyuncakların, bu akşam deprem bölgesine götürüleceği aktarıldı.

Adalet mücadelesi 

Nöbette, Suruç saldırısında yaşamını yitiren Vatan Budak’ın babası Murat Budak söz alarak, katliam ardından kurulan inisiyatifin, katliamın aydınlatılması için mücadele yürüttüğünü ifade etti. Adalet mücadelesi yürüttüklerini sözlerine ekleyen Budak, bu mücadeleyi mahkeme salonlarında da yürüttüklerine işaret ederek, “Avukatlarını dosya incelemesinde çıkardıkları somut delillerin dosyaya girmesi için çabalıyor, mahkemeye verdiğimiz beyanlarda bu delillerin dava dosyasına konulmasını istedik. Bu deliller Ankara ve Amed katliamlarının aydınlatılmasının önünü açacağına inanıyoruz” dedi.

23 Mart’ta Rıha’nın Curne Reş (Hilvan) ilçesinde bulunan cezaevi kampüsünde yer alan mahkeme salonlarında davanın görüleceği bilgisini paylaşan Budak, duyarlılık çağrısı yaptı. Budak, depreme de işaret ederek, yaraların sarılması için dayanışma çağrısında bulundu.

Nöbet, oturma eylemi ardından son buldu.

#Suruç #aileleri #depremzede #çocuklara #oyuncak #gönderdi