Ana Sayfa Blog Sayfa 94

Barışın Ortak Çatısı HURİYE KABAYEL

Bugünlerde kamuoyuna yansıyan tartışmalar, barış sürecini gündeme taşısa da çoğu zaman hakikati tüm boyutlarıyla yansıtmıyor. Çelişkili söylemler, hakların ve inançların sesini bulanıklaştırıyor, azınlıkların kafasını karıştırıyor. Oysa barış, kimsenin kafasını karıştıracak bir mesele değil; tam tersine, herkesin kendini içinde bulabileceği ortak bir çatı olmalı.

Son günlerde medyanın gündeminden düşmeyen DEM Partisi ile AKP’nin bir arada göründüğü kareler, tartışmaların merkezine oturdu. Bu görüntüler üzerinden yapılan yorumlar, barışı konuşmaktan çok, kutuplaşmayı yeniden alevlendiren bir dile dönüştü. Oysa bu ülkede barış, bir partinin fotoğrafına, bir anlık görüntüye ya da siyasal hesaplaşmalara indirgenemeyecek kadar derin bir meseledir. Barış, fotoğraflarla değil, halkların ortak iradesiyle, inançların samimi buluşmasıyla mümkündür.

Bugün medyada barışa dair oluşan bu çarpık atmosfer, toplumsal algıyı bulandırmakta; kimilerinde umut yerine güvensizlik, merak yerine kuşku yaratmaktadır. Oysa barış, masa başı pazarlıkların değil; vicdanların, adalet arayışlarının ve halkların onurlu birlikteliğinin ürünüdür. Bu yüzden barış, kimlerle yan yana gelindiğiyle değil, hangi değerlerle yürü(n)düğüyle ölçülür.

Barışın kıymeti, sadece çatışmaların bitmesiyle sınırlı değildir. Asıl mesele, toplumsallığın yeniden inşa edilmesidir. Eğer bu süreç yanlış aktarılırsa ya da dar siyasi hesaplara sıkıştırılırsa, toplumun güven duygusu zedelenir. Oysa gerçek barış, topluma güven veren, bütün hakların ve inançların kendini eşit ve özgür hissedeceği bir zemin yaratır.

Biz Aleviler olarak, tarih boyunca hem adaletin hem de eşitliğin sesini haykırdık. İnancımız bize, “bir canı incitmek tüm âlemi incitmek”tir diye öğretir. Bu nedenle, barışın sadece siyasal bir mesele değil, aynı zamanda bir vicdan ve duygudaşlık meselesi olduğunu biliyoruz. Barışa katılmak, sadece bir politik tercih değil; insanlığın onuruna sahip çıkmaktır.

Bugün yapılması gereken, herkesin elinden geleni ortaya koymasıdır. Siyasi aktörler, toplumsal örgütler, inanç temsilcileri, kadınlar, gençler… Herkes bu sürecin bir parçasıdır. Barış, birilerinin bize armağan edeceği bir lütuf değil; hepimizin emeğiyle yükselecek bir değer.

Unutmayalım: Barış, sadece hakları değil, inançları da buluşturan, insanları birbirine yaklaştıran bir köprü olabilir. Eğer o köprüyü birlikte kurarsak, bu topraklarda kimse kendini dışlanmış hissetmeyecek.
Barış, kimsenin gölgesinde değil; halkların güneşinde yeşerecek.

Mersin Cemevi’nden kadınlar, Elif Ana’nın ruhuna dualar etti

Mersin Cemevi Kadın Komisyonu, Maraş’ın Pazarcık ilçesindeki Elif Ana Türbesi’ni ziyaret etti. Cemevi yöneticilerinin de katılımıyla gerçekleşen ziyarette, kadınlar burada Muhabbet Cemi düzenledi.

Cemde Aysel Kılavuz, Elif Ana’nın Alevi inancındaki önemine vurgu yaptı. Kılavuz, Elif Ana’nın bilgi ve merhametiyle tanındığını belirterek, “Her zaman iyiliğin öncüsü olmuş, kimin yardıma ihtiyacı olsa ilk koşan kişi olmuştur” dedi.

Elif Ana’nın, Aleviliğin evrensel değerlerini yaşantısında yansıtan bir ulu eren olduğunu ifade eden Kılavuz, “İnsanlık, sevgi, barış, eşitlik, paylaşım ve hoşgörü gibi değerlere hep bağlı kalmıştır. Alevi değerlerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması için önemli hizmetler sunmuştur” şeklinde konuştu.

Kılavuz, Elif Ana’nın misafirperverliğini ve sevgi dolu yaklaşımını da hatırlatarak, “Her zaman sevecen bir dil kullanmış, canlı cansız her varlığı bir canlı gibi görmüştür. Emeği geçen tüm canlara teşekkür ederim” dedi.

Alevi Kurultayı: Tarihî Bir Dönüm Noktası Başlıyor

Alevi toplumu, tarihî bir adım atarak İstanbul’da düzenlenen “Alevilerin Örgütlenme Manzarası: Sorunlar, İmkânlar, Arayışlar” başlıklı çalıştayda bir araya geldi. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, çalıştayın ardından Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi’nin kurulacağını ve önümüzdeki aylarda büyük bir kurultay düzenleneceğini duyurdu. Bu toplantı, Alevi toplumunun geleceğini etkileyen önemli kararların alındığı bir zemin oluşturdu.

Çalıştay, Garip Dede Dergahı’nda gerçekleştirildi ve iki gün boyunca yoğun katılımla devam etti. Dokuz ayrı masa etrafında yapılan tartışmalarda, Alevi toplumu için örgütlenme sorunları, demokratik temsil, kurumsal işbirliği ve inanç özgürlüğü mücadelesi gibi konular ele alındı. Katılımcılar, Alevi kurumları, akademisyenler ve aktivistlerden oluşan geniş bir yelpazede, ortak bir mücadele hattının güçlendirilmesi amacıyla çeşitli öneriler geliştirdi.

Toplantıda alınan en dikkat çekici karar, Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi’nin kurulması ve bu meclisin öncülüğünde dünyanın dört bir yanındaki Alevi temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilecek olan büyük Alevi kurultayı oldu. Bu buluşma, Alevi toplumunun birliğini pekiştirmek ve uluslararası ölçekte örgütlü bir yapı oluşturmak adına atılan önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Çalıştay sonunda, alınan kararların Alevi halkına ve inanç yoluna hayırlı olması temennisinde bulunuldu. Katılımcılar, Alevi kurumlarının bir araya gelerek ortak akıl ve mücadele ruhuyla buluşmasının, tarihî bir dayanışma ve umut hareketi olduğunu vurguladı. Alevi toplumunun birliği için atılan bu adımların, gelecekte daha geniş bir dayanışma ve işbirliği ortamı oluşturması bekleniyor.

Filistin’in Su Taşıyan Karıncaları TÜRKAN DOĞAN

“Nemrut ne kadar büyük ateş yakarsa yaksın,
binlerce karıncanın su taşıdığı taraf kazanacaktır.”

Taşın bir yüzü ışıltıyla, öbür yüzü yangınla parıldar; Nemrut’un ateşi gök kubbeyi kavurur, sarayların camlarını eritip ruhları dondurur. Ateş büyük görünebilir — gürültüsüyle, kükremesiyle, gölgesini uzatışıyla — ama ateş konuşmaz; o yalnızca yok eder. Karıncalar ise konuşur, susar, tekrar konuşur; küçük elleriyle su taşır. Her damla, direnişin bir mısraıdır; her adım, tarih denen uzun şiire atılan bir imzadır.

Filistin bir harita değil yalnızca; orası insanların, anların, çığlıkların ve sessizliklerin üst üste yazıldığı bir hafıza defteridir. Orada kesilen ekinler kadar kesilen umutlar da sayılır; orada gömülen yalnızca bedenler değil, yarınların projeleri, çocukların oyun planları, yaşlıların anlattığı masallardır. Ve fakat ölüm bile o hafızayı silemez; aksine, yok etmeye çalıştıkça hafıza daha sıkı sarılır, daha derin kök salar toprağa.

Adaletin nerede saklandığı sorusu, yüzyıllardır insanın vicdanında yankılanır.

Ne zamandır zulüm hakkın üzerine oturdu da, doğru suskun bir vicdana dönüştü?
Toplumların vicdanı nasıl uyanır, dayanışma nasıl örülür; işte bütün mesele budur.
Ve tüm bu sorular, sonunda aynı yere varır: insanın insana olan borcuna.

Bir insanın yaşam hakkına el uzatmak hepimize yönelmiş bir tehdittir; bir halkın yok sayılması, insanlığın kelimelerinden birinin yankısının kesilmesidir.

Direniş sadece silahlarla ölçülmez. Direniş, bir ülkenin kahvaltısız uyandığı sabahlarda bile komşusuna ekmeğini bölüşenlerin, yaralı çocuklara sarılıp onları unutmayanların, dışarıdan uzanan bir el yerine içeriden uzanan binlerce elin ördüğü bir örgüdür. Politik bir eylemdir ama aynı zamanda en basit insanlık görevidir: “Sen varsın, ben buradayım,” demektir.

Nemrut’un ateşi bizi yakabilir; tarih de yakar. Ama karıncalar bilir ki suyu biriktirmek sabır, paylaşmak cesaret ister. Filistin halkının direnişi bizim davamızdır. Küçük ellerin taşıdığı su, kurumaya yüz tutmuş topraklara yeniden hayat verebilir; her damla, başka damlalara cesaret aşılar. Bir araya gelmiş küçük kuvvetler, devasa ateşi söndürecek bir sel olabilir.

Son söz: unutmayalım ki sömürücü ve zalim ne kadar bağırırsa bağırsın, dünya boyunca su taşıyan milyonlarca karınca vardır. Ve o karıncaların yürüyüşü, bir gün Nemrut’un külleri arasında filizlenecek yeni bir bahar olacaktır

“Nemrut ne kadar büyük ateş yakarsa yaksın,

binlerce karıncanın su taşıdığı taraf kazanacaktır.

Binlerce karınca su taşırken, Nemrut’un ateşi neyi yakmak isterdi gerçekten?

Tanrıyı öldürmeye kalkışan bir güç, hangi korku ve kibirle hareket ederdi?

Peki, Nemrut’un kendisi neden sonunu buldu; kendi ateşi içinde eriyip giderken hangi hakikati keşfetti?

Ve İbrahim Peygamberi ateşe atan eller, adaletin ve inancın önünde nasıl bir hesap vermeliydi?

Düşünelim

Karıncaların sessiz sabrı ve cesareti, insanlığın hangi eksik yanını tamamlayabilir?
Hangi adımlar, Nemrut’un gölgesinden çıkarak yeni bir baharı filizlendirebilir?
Ve belki de cevap, her damla suyun bir umut olduğunu, binlerce küçük elin birleştiğinde dünyanın en büyük ateşlerini söndürebileceğini anlatıyordur.

Garip Dede Dergâhı’nda çalıştay sürüyor: Temsilciler Meclisi şart!

Garip Dede Dergahı’nda devam eden “Alevilerin Örgütlenme Manzarası – Sorunlar, İmkanlar ve Arayışlar Çalıştayı”nın ikinci gününde, Alevi kurum temsilcileri bir araya gelerek ortak sorunları ve çözüm yollarını tartıştı. Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevilerin sorunlarının ancak birlikte hareket edilerek çözülebileceğini vurguladı. Aslan, Alevi temsilciler meclisinin oluşturulmasının gerekliliğine dikkat çekti ve bu çalıştay sonrası bir komisyon kurularak Alevi kurultayı planlamalarının yapılacağını ifade etti.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu temsilcisi Gülay Kurtyiğit, güçlü bir Alevi birlikteliği oluşturmanın önemine değinerek, bu çalıştayın sağladığı zeminle birlikte Alevi toplumunun daha güçlü bir duruş sergileyebileceğini belirtti. Anadolu Alevi Canlar Federasyonu Başkanı Zeynel Çağan ise özlerine dönülmesi gerektiğini ve bu birlikteliğin sağlanması için daha fazla çaba sarf edilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye Alevi Federasyonu Genel Başkanı Zeynel Abidin Koç, Aleviliğin Türkiye’nin ana muhalefeti olduğunu ifade ederek, ortak bir yol yürümek için karar aldıklarını belirtti. Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise Alevilik inancının kuşatma altında olduğunu dile getirerek, örgütlere yönelik saldırıların utanç verici olduğunu söyledi. Bu bağlamda, Alevi toplumunun bir araya gelerek ortak bir irade oluşturmasının önemini vurguladı.

Çalıştayda, Alevi kurumlarının çeşitliliğinin bir zenginlik olarak görülmesi gerektiği ve bu çeşitliliğin ortak strateji oluşturma çabalarına katkı sağlayacağı ifade edildi. Katılımcılar, Alevi toplumunun hak arayışını güçlendirmek ve demokrasiye katkıda bulunmak için bir araya gelmenin önemini vurgulayarak, gelecekteki çalışmalara yönelik umutlarını dile getirdiler.

Zürih’te Alevi Toplumu: Demokratik Haklar ve Gelecek Üzerine Tartışmalar

11 Ekim 2025 Cumartesi günü Zürih’te Alevi halk toplantısı gerçekleştirilecek. Toplantıda, Alevilerin anayasal hakları ve demokratik toplum içindeki yerleri tartışılacak. Etkinlik, saat 13.00’te Dübendorf’taki Bahnhofstrasse 26 adresinde düzenlenecek.

Toplantıya katılacak konuşmacılar arasında 27. Dönem HDP Milletvekili Kemal Peköz ve FEDA Eşbaşkanı Şahin Polat yer alacak. Alevilerin eşit yurttaşlık ve inanç hakları bağlamında yaşadığı sorunlar, çözüm yolları ve demokratik talepler üzerinde durulacak.

Organizatörler, Alevi toplumunu toplantıya davet ederek, “Demokratik Alevi sürecimizi ve anayasal haklarımızı konuşmak, sorunlarımızı ve çözüm önerilerimizi birlikte tartışmak için buluşuyoruz. Birlikte konuşalım, birlikte karar alalım, birlikte güçlenelim” mesajını verdiler.

Toplantı, Alevi toplumu için önemli bir platform oluşturacak ve katılımcıların hak taleplerini dile getirmelerine olanak sağlayacak.

Alevi Örgütlenmesinde Yeni Bir Dönem: ‘Meclis’ Kurma Çalışmaları Başladı

Alevi örgütleri, “Alevilerin Örgütlenme Manzarası” başlıklı çalıştayda bir araya gelerek önemli bir karar aldı. Çalıştayda, Alevi kurumlarını ve derneklerini temsil eden güçlü bir merkez oluşturmak amacıyla “Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi” adı altında yeni bir oluşum kurulması benimsendi. Ayrıca, Aralık ayında İstanbul’da gerçekleştirilecek olan “Büyük Alevi Kurultayı”na katılacak inanç temsilcileri, sanatçılar ve akademisyenler için bir tavsiye kararı alındı.

Gazeteci Nejdet Saraç, çalıştayda Alevi kimliğinin 2002 yılında Alevi Bektaşi Federasyonu’nun kurulmasıyla resmiyet kazandığını vurgulayarak, Alevi hareketinin etkisinin azaldığını, buna karşın örgüt sayısının arttığını belirtti. Saraç, Alevi dünyasında yeni bir dönüm noktasına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti ve güçlü bir referans merkezi oluşturmanın önemini vurguladı.

Toplantıya katılan Alevi kurumlarının genel başkanları, Alevilerin hak mücadelesinin daha da önemli hale geldiğini dile getirdi. İktidar blokunun kendine göre bir Alevi yapılanması yaratma çabalarına karşı, Alevi inancını temsil eden kurumların birleşik bir güç oluşturması gerektiği ifade edildi. Bu bağlamda, Alevi Bektaşi Temsilciler Meclisi’nin kurulması için hukuki ve teknik çalışmalar yapacak bir “Hazırlık Heyeti” oluşturulması kararlaştırıldı.

Alevi örgütlenmesinin 40 yılı geride bıraktığı bu dönemde, inanç ve günün koşullarına uygun olarak yeniden yapılanma sürecinin kaçınılmaz olduğu belirtildi. Alevi kurumlarının temsili ve eşit yurttaşlık mücadelesinin önemi, çalıştayda alınan kararlarla bir kez daha ön plana çıkmış oldu.

Aleviler Samandağ’dan Adana’ya, Mersin’den Tarsus’a Bir Araya Geliyor

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Tarsus ve Samandağ şubeleri, Alevi toplumunun sorunlarına dikkat çekmek ve dayanışmayı pekiştirmek amacıyla “Samandağ’dan Adana’ya, Mersin’den Tarsus’a Aleviler Buluşuyor” etkinliğini düzenliyor. Bu önemli buluşma, 25 Ekim Cumartesi günü 12.00-18.00 saatleri arasında Mersin’in Tarsus ilçesindeki Yıldırımlar Parkı’nda gerçekleştirilecek.

Etkinlikte, PSAKD Tarsus Şube Başkanı Feyzullah Metin, PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe ve PSAKD Samandağ Şube Başkanı Mehmet Uysal gibi önemli konuşmacılar yer alacak. Konuşmaların, Alevi toplumunun güncel sorunları, eşit yurttaşlık mücadelesi, inanç özgürlüğü ve dayanışma gibi temalar etrafında yoğunlaşması bekleniyor.

Etkinlikte, Kaldırım Müzik Topluluğu ile sanatçılar Uğur Karataş ve Mustafa Talipoğlu da sahne alarak müzik dinletisi sunacak. Alevi deyişleri ve halk müziği eserleriyle etkinliğe kültürel bir zenginlik katılacak.

Bu buluşma, Alevi toplumunun farklı bölgelerden gelen kurumları ve bireyleri bir araya getirerek ortak taleplerini duyurmaları açısından büyük bir öneme sahip. Etkinliği düzenleyen kurumlar, “Samandağ’dan Adana’ya, Mersin’den Tarsus’a dayanışmayı büyütüyoruz. Eşitlik, özgürlük ve inançlarımız için birlikteyiz” ifadeleriyle birlik mesajını vurguluyor.

Katillerin masumlaştırılmasına karşı duracağız!

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DABK), Maraş Katliamı’nda yer alan Ökkeş Kenger’in devlet töreniyle uğurlanmasını protesto etti. Açıklamada, bu durumun katliamı unutturma ve failleri aklama çabası olduğu vurgulandı. Kenger’in beraat etmesinin onu masum kılmadığı belirtilerek, “Bu törenle sadece Kenger değil, Maraş Katliamı da aklanmak isteniyor” denildi.

FEDA ve DABK temsilcileri, Kenger’in adıyla ilişkilendirilen vahşetin Alevi toplumunun hafızasında derin yaralar açtığını ifade etti. Açıklamada, “Ökkeş Kenger, Aleviler için yalnızca bir kişi değil; cezasızlığın, adaletsizliğin ve inkârın simgesidir” denildi. Resmi rakamlara göre, 120 kişinin hayatını kaybettiği Maraş Katliamı davasında Kenger bir numaralı sanık olarak yargılandı ancak beraat etti. Bu durum, Alevi toplumunda derin bir infiale yol açtı.

Yapılan açıklamada, katliamcı zihniyetin yeniden güçlendiğine dikkat çekildi. “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin yaşandığı bu dönemde bir katliamcının devlet tarafından sahiplenilmesi, soykırımcı politikaların devam ettiğini gösteriyor. Bu tür törenler, yalnızca Kenger’i aklamakla kalmayıp, Maraş Katliamı’nın kurbanlarını bir kez daha travmatize etmek anlamına geliyor.

FEDA ve DABK, Alevi kamuoyuna çağrıda bulunarak, bu tür uygulamalara karşı birlikte mücadele etme kararlılığını vurguladı. “Maraş Katliamında rol almış birisinin kirli geçmişinin gizlenmesine, katillerin masumlaştırılmasına karşı durmak hepimizin sorumluluğudur” ifadeleriyle, toplumsal duyarlılığın önemine dikkat çekildi.

Berlin’de Alevi Gençler Futbol Turnuvasında Bir Araya Geliyor

Berlin Cemevi Gençlik Kolu, gençlerin yoğun talebi üzerine BSV Dersim 1993 e.V. ile iş birliği yaparak büyük bir futbol turnuvası düzenliyor. Bu etkinlik, gençleri bir araya getirerek sporun ve dayanışmanın önemine dikkat çekmeyi amaçlıyor.

Futbol turnuvası, 18 Ekim 2025 Cumartesi günü saat 09:30’dan itibaren Askanischer Platz 7, 10963 Berlin adresindeki BSV Dersim 1993 e.V. spor sahasında gerçekleştirilecek. Organizasyon, gençlere hitaben bir çağrıda bulunarak, “Sizleri takım ruhu, fair play ve eğlence dolu bir gün bekliyor, ister sahada oynayın ister tribünden destek olun!” dedi.

Turnuvaya 16-30 yaş arası gençlerin katılabileceği belirtilirken, katılmak isteyenlerin kayıt formunu doldurmaları gerektiği vurgulandı. Etkinlik, gençlere yönelik olmasına rağmen, destek vermek isteyen herkesin tribünlerde yer almasının memnuniyetle karşılanacağı ifade edildi.

Organizatörler, birlikte unutulmaz bir turnuva günü geçireceklerini belirterek, tüm katılımcıları etkinliğe davet etti. Bu tür organizasyonlar, gençler arasında dayanışma ve birlikteliği güçlendirmek için önemli bir fırsat sunuyor.