Ana Sayfa Blog Sayfa 971

HDP Kriz Koordinasyon Merkezi: Barınma sorunu için başvurun

HDP Kriz Koordinasyon Merkezi, deprem mağdurlarıyla dayanışma çağrısı yaparak, ‘Gün dayanışma günüdür’ mesajı paylaştı

Merkez üssü Mereş’in Bazarcix ilçesi olan artarda meydana gelen depremlerde, bin 762 kişi yaşamını yitirdi, 12 bin kişi yaralandı, binlerce kişi enkaz altında kurtarılmayı bekliyor. Büyük bir yıkıma neden olan depremin ardından harekete geçen Halkların Demokratik Partisi (HDP), Kriz Koordinasyon Merkezi oluşturdu. Enkaz bölgelerinde halkla dayanışmayı sürdüren HDP, halka dayanışma çağrısı yaptı.

HDP Kriz Koordinasyon Merkezi, “Halkımıza çağrımızdır” başlıklı açıklamasında, dayanışmanın önemine vurgu yaptı. HDP’nin yaptığı açıklama şöyle: “Acımız büyük, zor bir zamandan geçiyoruz. Risk alanları dışında bulunan yurttaşlarımızı evlerini, kalplerini, sofralarını depremde zarar gören kardeşlerimize açmaya çağırıyoruz. Gün dayanışma günüdür. Halklarımızın en üst düzeyde duyarlılık göstereceğine yürekten inanıyoruz.

Barınma sorunu olan tüm yurttaşlarımız bulunduğu il ya da ilçe örgütlerine ulaşarak HDP Kriz Koordinasyon Merkezlerinde listelere adlarını yazdırabilirler. Evini açarak dayanışma göstermek isteyen halklarımız da bulunduğu il, ilçe örgütlerine ulaşarak HDP Kriz Koordinasyon Merkezleriyle iletişime geçebilirler.”

AMED

#HDP #Kriz #Koordinasyon #Merkezi #Barınma #sorunu #için #başvurun

Özel savaş kuramı-Kavramsal tartışma

Sevcan Kadiroğlu

Tarihte yaşanan her çatışma ya da her savaşı özel savaş olarak tanımlamamak ile başlayabiliriz. İlk topluluklarda klanlar, kabileler arasında çatışmalara bakalım. Birbirleri üzerine egemenlik kurma gibi bir yaklaşımları olmadığından savaş olarak değerlendiremeyiz. Daha çok birbirlerinin ellerindeki yaşam araçlarını ele geçirerek kendi yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar diyebiliriz. Henüz egemen olma gibi bir arayış, yenilenleri köle olarak kullanma yoktur. Dolayısıyla egemenlik altına almanın, sömürmenin, iktidar olmanın bir amaç olarak belirlendiği koşullarda yaşanan çatışmaların adına savaş denilir. Fakat yine de her savaşı özel savaşın konusu olarak değerlendirmek yanıltıcı olacaktır.

Özel savaş olarak ele aldığımız olgu, sınıflı uygarlıklar boyunca geliştirilen baskı ve egemenlik aracı olarak başvurulan savaşın bir biçimidir ancak savaş tanımlarını birebir karşılayan ya da onunla aynılaştırılan bir anlamda değildir. Ama kaynağını ve özünü oradan alıyor. Özünü, kaynağını savaştan alıyor fakat her savaş birebir özel savaştır diyemeyiz. Savaş yirminci yüzyılda özellikle de Cenevre Sözleşmeleri ile birtakım kararlara bağlanıyor. Özel savaş bir bakıma kuralsız savaş olarak tanımlanabilir. Belki de özel olması kural tanımadığından dolayıdır fakat tek başına bu tanım yetersiz kalacaktır. Kapsamına bakıldığında sadece ekonomik, siyasal, askeri, kültürel alanlar değil, bir bütün olarak insana ve topluma karşı savaş da giriyor. Kısacası toplumla ilgili ne varsa bunlar özel savaş kapsamına giriyor. Onun için ele alırken, genel savaş anlatımları dışında ele almak gerekiyor. Özel savaş, politikanın şiddet araçlarıyla sürdürülmesi değildir, ama şiddet araçlarının kullanılmasını da içeriyor. O sebepten dolayı topluma karşı her alanda sürdürülüp, ilan edilmiş olan bir savaşı simgeler.

Özel savaş, her şeye savaş açmadır. Hedef toplum yaşamının tasfiyesidir. Politik, sosyal, kültürel, ekonomik, askeri bütün alanlar özel savaşın kapsamı içindedir. Ancak asıl olarak toplum ve birey zihniyetine odaklanmaktadır. Toplum zihniyetini teslim almak için her yolu mubah saymakta ve bin bir türlü oyunlarla toplumu toplum olmaktan çıkarmayı hedeflemektedir. Bireyi avlar, bireyle toplumu hedefler. Gerekli görüyorsa sadece o bireye dair özel savaş yürütür. Özü zihniyet savaşıdır. Çünkü insan düşünen, tasarlayan, planlayan ve yapan bir varlıktır. Bu da zihniyetle ilgilidir. Bu olmadan insan ne tasarı yapabilir ne de eyleme geçebilir. Dolayısıyla egemenler, özel savaşta önceliği zihniyete vermektedir. Köleleştirme de buradan başlıyor. Zihniyet köleleştirildikten sonra diğerlerinin peşi sıra geldiğini biliyoruz.

Bütünlüklü olarak özel savaşın karakterine uygun geliştirilen bir savaş varsa ve bu bir strateji kapsamında uygulanıyorsa buna da özel savaş denilebilir. Yani özel savaş stratejik olarak da uygulanabiliyor. Hatta özel savaş karakterine uygun bir savaş da geliştirilebiliyor. Bunun için özel birlikler oluşturuluyor. Özel taktikleri geliştirmek ve uygulamakla sorumlu kılınan bu özel birlikler (örn. Perslerde Ölümsüzler Ordusu, Hasan Sabbah’ın Haşhaşileri, Osmanlılarda Akıncılar), klasik savaşı yürüten güçlerle hem yan yana hem de farklı pozisyonlarda durarak savaş içinde farklı yöntemlerle amaca uygun bir işlevsellik içinde yer almışlardır.

Türkiye’deki mirasa bakıldığında özel savaşı İttihat ve Terakki’ye kadar götürmek tarihsel açıdan doğru bir yol olacaktır. 1911’de aktifleşen Enver Paşa tarafından kurulan Teşkilat-ı Mahsusa’dan söz ediyorum. Teşkilat-ı Mahsusa düzenli ordu, düzenli örgütlenme şeklinde oluşmuyor, ordu kökenliler de yer alıyor, siyasetçiler, bürokratlar da görev alıyorlar. Yani çok çeşitlidir. Yürüttükleri savaş ise nizami ordu kurallarına göre yürütülen bir savaş değil cephe gerisinde, dış hatlarda sıcak savaş cephelerinde değil de onu besleyen alanlarda yürütülen bir savaş taktiğidir, Mahsusa’nın harekât alanını ise Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki tartışmalı bölgeleri kapsıyor. Tartışmalı bölgeler özel savaş olgusu ile egemene hizmet eder hale getirilmeye çalışılıyor.

Özel savaşın kadın ve gençlik üzerinde özel bir yönelimi olduğunu belirtmek sıradan bir belirleme olmakla beraber aslında en yakıcı belirlemedir diyebiliriz. Bir toplumu yok etme üzerinden yürütülen özel savaş politikası kadın üzerinden kültürel belleksizleştirme, tecavüz ve uyuşturucu kullanımıyla somutlaşıyor.

Erkek egemen sistemin kadına yönelik saldırıları 21. yüzyılda dünya çapında ciddi bir artış gösterirken sistematik bir hal alan bu saldırılar, bir savaş ve cins kırım niteliğinde geliştiriliyor. Bazen kadın bedeni, bazen kültürel miraslar, bazen anadil, bazen de demografik yapı üzerinden toplumun içerisine giren ulus devletler, demokrasi ve özgürlükleri kendine kalkan yapıp, bu politikasını ilmek ilmek işliyor. Özel savaşın yürütüldüğü bölgelerde toplum, neyle nasıl yok edildiğini bilmezken özel savaşı uygulayanlar ise bilinmez bir kılıkta toplumda yer ediniyor.

Ülkemizde de iktidar özel savaş politikasını “önce kadınları vurun” düşüncesi üzerinden hayata geçirdi. Bunu yaparken de tecavüz kültürünü yaymaya başladı. Kürt kadının bedeni üzerinden topluma mesaj verilmek istedi. “Özel savaş medyası” ile kadın ve gençleri düşürme politikaları yürütüldü. Ortaya bir “model” koyan özel savaş medyası, kadını bu modele benzeşmemesi durumunda dışlayan bir toplum yarattı. O toplumda yer edinmek isteyen kadın, özel savaş medyasının allayıp pulladığı “asker, uzman çavuş, polis” gibi rütbeli erkeklerin ağına düştü. Bölgede görevlendirilmiş üniformalılara her türlü yetkinin sınırsız sağlanmış olması, yalnızca son bir yılda bölge kentlerinde yaşanan ve failleri asker, polis ile korucuların olduğu taciz, tecavüz ve cinsel saldırılarda zirve yaptı.

Özgür yaşam arayışı içinde olan gençlik ve kadın, egemen sistemleri korkutuyor. Bu nedenle tarihten günümüze egemen sistemler, bu iki kesim üzerine her türlü çarpıtma ve oyunu oynamaktadırlar. Ancak hiçbir dönem 20. ve 21. yüzyıllar kadar topluma dönük derinlikli parçalayıcı olamadığı gibi, yerleşim birimleri yerle yeksan edilmemiştir. Tek başına Ortadoğu’da süren 3. Dünya Savaşı’nda onlarca kent tam bir yıkıma uğratıldı, milyonca insan öldürüldü ve on milyonlarcası da ülkesini terk etmek zorunda bırakıldı. En büyük yıkım da ideolojik ve kültürkırım olmaktadır.

Milliyetçilik, dincilik, uyuşturucu kullanımı gibi her tür toplum karşıtı, yıkıcı yaşam ve pratikler gençliğe empoze edilmektedir. Yani özel savaşın her kılığı bölgemizde en fazla gençliğe dayatılmaktadır. Özel savaşın uç noktada yaşatıldığı yer ise; Kürdistan’dır. Kürdistan’ı egemenliği altında tutan dört sömürgeci devlet, özel savaş uygulamasında özgünlükleri olsa da benzerlikleri çok daha fazladır. Kuşkusuz özel savaşın asıl hedefinde Kürt gençliği vardır. Gençliğe şiddet uygulamanın yanı sıra psikolojik savaş boyutu çok önde pratikleştirilmektedir. Bilinç çarpıtması ve muğlaklaştırma, lümpen ve yoz yaşama yönlendirme, korkutma, sindirme sonucu özgürlük arayışından uzaklaştırılmaya çalışılır.

Özcesi topluma karşı bir bütün olarak ilan edilmiş savaşı, böylesine derin ve vahim bir olguyu ele alırken bir bütün olarak doğru anlamak, doğru kavramakla birlikte nasıl tavır geliştireceğinin hesabını yapmak toplumsal bir sorumluluk olarak önümüzde duruyor. Kara propagandaya, kirli bilgilere, karamsarlığa karşı tedbirli olmalı ve nerden geldiğini unutmamalıyız. İrade kırmayı, teslim almayı ya da yapamıyorsa en azından yönlendirmeyi amaçlayan özel savaşa karşı uyanık olmalıyız. Unutmayalım, özel savaş için her yol mubahtır, öyleyse bütün yollar direnişe çıkmalıdır. Moral iradedir.

#Özel #savaş #kuramıKavramsal #tartışma

Depremin merkez üssünde cenazeler hastane koridorlarında bekletiliyor

Enkaza dönüşen depremin merkez üssü olan Mereş’in Bazarcix ilçesinde yaşamını yitiren 60 kişinin cenazesi, hastane koridorlarında bekletiliyor

Mereş’in Bazarcix ilçesinin merkez üssü olduğu 7,7 şiddetindeki deprem, Kurdistan’ın birçok kentinde büyük yıkımlara neden oldu. Ardarda devam eden depremler, Amed, Riha, Meletî, Osmaniye, Mêrdîn, Adana, Hatay ve Semsûr’da büyük bir faciaya neden oldu. Depremin merkez üssü olan Bazarcix’a ulaşan Mezopotamya Ajansı, ilçedeki tahribatı, cenazelerin hastane koridorlarında bekletilmesini, enkaz altında olan yakınlarını çaresiz bekleyen yurttaşların mağduriyetini yerinde gözlemledi. Kaderine terk edilen depremin merkez üssünde yaşananlar, ilçeden 20 kilometre uzaklıkta kısıtlı imkanlarla aktarılabiliyor.

İlk ekip 15 saat sonra geldi

Soğuk hava ve karla karışık yağmurun etkili olduğu ilçeye, AFAD ekipleri ve iş makineleri saat 19.00’da giriş yaptı. Depremin merkez üssü olmasına rağmen 15 saat sonra sevk edilen ekipler, burada bulunan 4 binada çalışma başlattı. Sadece ilçenin Handos caddesinde çalışma yürüten AFAD ekipleri, ara katları yıkılan bir binada katları delerek arama kurtarma çalışmaları yürütüyor.

Ahmet Bozlak Mahallesi’nde çöken binaya akşam saatlerinde gelen ekiplerin, enkaz altında olduğu belirtilen 3 kişiyi arama kurtarma çalışmaları devam ediyor.

Binanın 4’ncü katına ulaşan ekipler, buradan yaralı bir yaralıyı enkazdan çıkardı. Yaşadığı şokun etkisinde olan yurttaş, yaralı olmasına rağmen enkaz altında olan ailesi için binanın bulunduğu sokağı terk etmeyerek, bekleyişini sürdürüyor. Öte yandan aynı sokakta bulunan 3 binada daha ışıklandırma ve arama kurtarma çalışmaları başlatıldı. Çok sayıda kişinin enkaz altında olduğu binalarda henüz arama kurtarma çalışmaları başlatılmadı. İlçe halkının yakınlarının enkaz altında bulunduğu binaların karşısında çaresiz bekleyişleri ise sürüyor.

Cenazeler hastane koridorlarında

İlçenin yeni yapılan devlet hastanesinde de ciddi hasarlar görüldü. Buna rağmen hizmet vermeye devam eden hastanede, enkazdan çıkarılan çocuk, yaşlı, gence ait 60 cenaze poliklinik koridorlarında battaniyelere sarılmış halde bekletiliyor. Görüştüğümüz hastanenin başhekimi, şu ana kadar 300’e yakın vaka başvurusunun olduğunu aktardı. İlçede şimdiye kadar 60 kişinin yaşamını yitirdiği bilgisini paylaşan başhekim, sadece enkazdan çıkarılan yaralılara hizmet verebildiklerini söyledi. Başhekimin bu bilgileri verdiği sırada hastaneye enkazdan çıkarılan ölü ve yaralılar taşınması devam etti. Ayrıca hastane koridorlarında çok sayıda yaşlı tedavi olmayı bekliyor.

Fotoğraf: MA

Yardımlar ulaşmadı

Hastane çevresinde çok sayıda kişinin bekleyişi sürerken, birçok kişi araçlarında, birçok kişide kamyonetlere çektikleri branda altında ısınmaya çalışıyor. İlçede sadece kaymakamlık binası önünde mobil bir araçta bisküvi, çay ve çorba dağıtılıyor. Arama kurtarma ekiplerinin 15 saat sonra geldiği ilçeye, şimdiye kadar gıda ve çadır yardımı yapılmadı. Tüm iş yerlerinin kapalı olduğu ilçede, depremzedeler, yardım gelmemesine rağmen tek bir market ürününe dokunmadan bekliyor.

Halk tepkili

Yağışlı havada bekleyen yurttaşlar, yıkılma riski nedeniyle binaların saçaklarının altına dahi giremiyor. Karla karışık yağmur altında yaktıkları odunlarla ısınmaya çalışan yurttaşlar, yetkililerin duyarsızlığına tepkili. Bu duruma isyan eden hastanede bulunan hemşireler de “Gazeteci yok mu? Merkez üssü burası olmasına rağmen kimse ilgi göstermiyor. Varsa yoksa çevre iller. Burada ne yardım nede arama kurtarma ekibi gönderildi” diyerek tepkisini dile getirdi.

Öte yandan akşam saatlerinde AFAD’a ait iki araç ve iki iş makinesinin depremin derinden hissedildiği Semsûr’un Gölbaşı ilçesine doğru gittiği görüldü.

Haber: Abdurrahman Gök – Azad Altay / MA

#Depremin #merkez #üssünde #cenazeler #hastane #koridorlarında #bekletiliyor

Deprem sırasında havalandırma kapıları dahi tutukluların üzerine kilitlendi

Türkoğlu Cezaevi’nde bulunan siyasi tutuklular, depremde cezaevi kolonlarının çatladığını ve deprem sırasında havalandırmanın dahi üzerlerlerine kilitlendiğini aktardı

Maraş Türkoğlu Cezaevi 2 Nolu L Tipi A 5 koğuşunda bulunan Mehmet Sıraç ve C 15 koğuşunda bulunan Baran Gül, bugün aileleriyle yaptığı telefon görüşmesinde deprem nedeniyle cezaevinde de hasar oluştuğunu aktardı.

Tutuklular Sıraç ve Gül, aileleri ile yaptığı telefon görüşmesinde koğuşların kolonlarının çatladığını, cezaevi idaresinin ‘kendilerini güvenli bir noktaya götürmeleri’ talebini kabül etmediğini aktardı. Deprem anında koğuşlarda kilitli kaldıklarını anlatan Gül, depremden tek kurtulma yeri olan havalandırmanın dahi üzerlerine kilitlendiğini söyledi.

Ayrıca depremin meydana gelmesiyle ranzaların üzerlerine düştüğünü ifade eden Gül, bunun sonucunda kendisiyle birlikte 5 arkadaşının yaralandığını paylaştı. Yaralarının tedavi edilmesine dahi izin verilmediğini anlatan Gül, herhangi bir can güvenliklerinin olmadığını ve olası bir olumsuzluktan cezaevi idaresinin sorumlu olduğunu vurguladı.

Sorumlu devlettir

Oğluyla telefon görüşmesinden sonra onlarca kez cezaevi idaresine ulaşmaya çalıştığını söyleyen baba İlyas Gül, cezaevinin cevap vermediğini söyledi. Oğlunun ve diğer tutukluların can güvenliklerinden endişe duyduklarını belirten Gül, olası bir gelişmeden başta devletin, sonrasında cezaevi idaresinin sorumlu olduğunu vurguladı.

Baba Gül, son olarak konuyla ilgili yetkililere bir an önce harekete geçme çağrısında bulundu.

HABER MERKEZİ

#Deprem #sırasında #havalandırma #kapıları #dahi #tutukluların #üzerine #kilitlendi

Soma’dan madenciler deprem bölgesine doğru yola çıktı

Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın çağrısıyla bir araya gelen yaklaşık 50 maden işçisi, deprem bölgesindeki arama-kurtarma çalışmalarına katılmak üzere Soma’dan yola çıktı

Manisa Soma ilçesindeki madenciler merkez üssü Mereş’te yaşanan deprem ardından 10 kentte yaşanan yıkımlarda arama-kurtarma faaliyetlerine katılmak üzere yola çıktı. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’nın deprem bölgesi için yaptığı çağrı sonrası yaklaşık 50 madenci Soma’dan yola çıktı.

Sendika yaptığı yazılı açıklamada, depremde arama kurtarmanın özellikle geniş bir alana yayılması mevsim koşulları göz önüne alındığında çok hızlı müdahale edilmesinin hayati derecede önemli olduğu vurgulandı. Sendikanın çağrısı üzerine arama kurtarma konusunda deneyimli onlarca maden işçisinin gönüllü olarak katılma talebinde bulunduğu belirtilen açıklamada, “Bunun dışında yüzlerce deneyimli maden işçisinin de katılabileceğini biliyoruz. Buradan TTK, TKİ ve tüm özel sektör maden işletmelerine çağrı yapıyoruz. Arama kurtarmaya katılmak isteyen tüm maden işlerini hak kaybına uğratmayacak şekilde izinli sayın. Yıllık izin hakkından kullandırmayın ve TKK ve TKİ organize ederek göndersin. Bu tür organizasyon yapılmayacaksa sendika olarak biz bu sorumlu üstlenmeye hazır olduğumuzu gitmek isteyen tüm madencileri deprem bölgelerine göndermeyi AFAD başta olmak üzere kurumlara entegre bir şekilde organizasyon yapabileceğimizi bildiriyoruz” denildi.

Daha sonra sanal medya hesaplarından açıklama yapan sendika, “Tahlisiye ekibimiz #deprem bölgesine doğru yola çıktı. Deprem bölgelerinden aldığımız bilgiye göre daha fazla arama-kurtarma ekibine ihtiyaç var. Başta TTK, TKİ olmak üzere tüm özel maden şirketlerinin daha fazla arama-kurtarma ekiplerini seferber etmesi gerekmektedir” ifadelerine ye verdi.

MANİSA

#Somadan #madenciler #deprem #bölgesine #doğru #yola #çıktı

Amed’te hastane hasar gördü, doktor yardım çağrısı yaptı: Bebekler hipotermiden ex olabilir

Amed’te Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden bir doktor hastanenin hasar gördüğünü belirterek, ‘Bebekler hipotermiden ex olabilir’ dedi

Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorlarından biri, meslektaşlarına gönderdiği mesajda, depremde hastanenin hasar gördüğünü belirterek, bebekler başta olmak üzere hastalar için çevre illerdeki hastanelerden destek istedi.

Dicle Tıp Fakültesi Hastanesi doktoru, meslektaşlarıyla paylaştığı mesajda özetle şu bilgileri verdi:

“Arkadaşlar Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi’nden yazıyorum.

İkinci sarsıntı sonrası hastane hasar gördü. Hastaları aşağı indirdik, yenidoğanlar ve diğer hastaları kucağımızda taşıyoruz. Durumlar kötü. Acilde de onlarca hasta var.

Siirt, Batman, Bitlis, Van… O taraflarda hasta kabul edebilecek var mı?

Bebekler hipotermiden ex olacaklar: Hava da çok soğuk. Biz ancak acildeki hastalara yetişebiliyoruz, onları da hasta başında acilde takip ediyoruz. Yardımcı olabilecek varsa seviniriz…”

Kaynak: T24

#Amedte #hastane #hasar #gördü #doktor #yardım #çağrısı #yaptı #Bebekler #hipotermiden #olabilir

Mazlum Abdi’den deprem mesajı: Yardım için ellerimiz açık

DSG Genel Komutanı Mazlum Abdi deprem nedeniyle yayınladığı taziye mesajında ‘Yardım için ellerimiz açık’ dedi

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, şu ana kadar bin 500’ü aşkın kişinin hayatını kaybettiği, merkez üssü Mereş olan 7,7 ile 7.6 büyüklüğündeki depremler nedeniyle taziye mesajı yayınladı.

Hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dileyen DSG Genel Komutanı, yardıma hazır olduklarının altını çizdi.

Twitter hesabından mesaj paylaşan Abdi, “Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de meydana gelen depremi büyük bir üzüntü ile duyduk. Kuzey ve Türkiye halkı ile hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyoruz, dikkatimiz üzerinizde ve yardım için ellerimiz açık” dedi.

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanlığı da depremde yaşamını yitirenler için taziye mesajı yayınladı.

Açıklamada şöyle denildi:

“Suriye’nin tüm bölgelerindeki halkımızın acısını paylaşıyor, yaşamını yitirenlere rahmet ve yaralılara şifalar diliyoruz.

Suriye’nin tüm bölgelerinde meydana gelen depremin etkilerinin azaltmak için güçlerimiz, depremden etkilenen bölgelere acil yardımda bulunmaya ve kurtarma ekiplerini göndermeye hazırdır. Bakurê Kurdistan’ın Mereş, Dilok ve diğer bölgelerindeki ailelere başsağlığı diliyor, bu zor günlerde onlara desteklerimizi gönderiyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Mazlum #Abdiden #deprem #mesajı #Yardım #için #ellerimiz #açık

İzmir’de gözaltına alınan JinNews muhabiri Yıldız tutuklandı

İzmir’de sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan JINNEWS muhabiri Nazlıcan Yıldız ve üniversite öğrencisi Ayhan Bakır tutuklandı

İzmir’de sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 6 kişiden 2’si tutuklanırken 4 kişinin işlemleri yarına bırakıldı. 7 Ekim’de yine İzmir’de yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan 16 İzmir Özgür Öğrenci İnisiyatifi üyesinin dosyasında yeni deliller olduğu gerekçesiyle Jinnews muhabiri Nazlıcan Yıldız, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Yöneticisi Murat Tufan ve üniversite öğrencileri Fırat Dikmen, Murat Boztaş, Ayhan Bakır, Baran Tink gözaltına alındı.

Gözaltına alınan JİNNEWS muhabiri Nazlıcan Yıldız ve Ayhan Bakır’ın ifadeleri alınmak üzere savcılığa götürüldü. Savcılık ifadesinin ardından tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen ve haklarında iki kişinin itirafları olduğu belirtilen Yıldız ve Bakır Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı.

Gözaltında bulunan 4 kişinin işlemleri yarına bırakılırken, Murat Boztaş Çankaya’da bulunan TEM Şube’de Murat Tufan, Fırat Dikmen ve Baran Tink’in ise İzmir Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduğu öğrenildi.

Kaynak: JinNews

#İzmirde #gözaltına #alınan #JinNews #muhabiri #Yıldız #tutuklandı

Depremin merkez üssünde halk kaderine terk edildi

Depremin merkez üssü olan Mereş Bazarcix’a ulaşan MA muhabirleri, hasarsız tek bir binanın kalmadığını, arama kurtarma çalışmalarının olmadığını ve ilçeye yardımların ulaşmadığını bildirdi

Mereş (Maraş) Bazarcix’ta (Pazarcık) sabah saat 4.17’de meydana gelen 7.7 büyüklüğündeki deprem birçok kentte çok şiddetli hissedildi. İlk depremden yaklaşık 9 saat sonra Elbistan’da 7.6’lık bir deprem daha meydana geldi. Dîlok’ta ise 6,4 büyüklüğünde meydana gelen deprem, çevre kentler olan Amed, Riha, Meletî, Osmaniye, Mêrdîn, Adana, Hatay ve Semsûr’da büyük bir faciaya neden oldu.

Depremin merkez üssü olan Bazarcix’a ulaşan Mezopotamya Ajansı, ilçedeki tahribatı, halkın mağduriyetini ve şiddetli artıcılarla devam eden depreme dair gelişmeleri yerinde gözlemledi.

İşçiler: Bizi koordine edecek yetkili yok

Yeni ve eski çok sayıda yapının yıkıldığı ilçede, ayakta kalan binaların birçoğu ise ağır hasarlı. Depremin merkez üssü olmasına rağmen şimdiye kadar arama kurtarma çalışmaları başlamadı. İki enkazda kısmı çalışmaların yapıldığı ilçede, hem belediye ekipleri hem halk tepkili. Enkaz bölgesine gelen belediye çalışanları ve Dîlok Şehir Hastanesi inşaatında çalışan işçiler, eğitimlerinin olmadığını ve kendilerini koordine edecek bir yetkilinin olmadığını ifade ederek, bir an önce yardımın ulaşmasını talep etti.

Cengiz Topel caddesinde yıkılan Yoksul Apartmanı’nda, 5’i çocuk en az 11 kişinin enkaz altında kaldığı öğrenildi. Binanın enkaza dönmesinin ardından sadece iki jandarmanın “ses var mı?” diye sorduğu belirtildi. Sesin duyulduğu enkazda, saat 13.24’te meydana gelen ikinci depremin ardından sesler kesildi. Ayrıca başka bir mahallede 70 yaşında bir kadının enkaz altında olduğu öğrenildi.

Yardımlar ulaşmadı

Depremin etkilerinin sürdüğü ilçede, ağır hasarlı birçok bina 13.24’de meydana gelen artçı depremlerin ardından yıkıldı. Atatürk caddesinde bulunan 5 katlı bir binada da ikinci depremde yıkıldı. İki öğretmen ve Amed’ten kızının yanına gelen yaşlı bir kadının enkaz altında olduğu öğrenildi.

Halkın derme çatma çadırlarda bekleyişini sürdürdüğü ilçeye, şimdiye kadar herhangi bir yardım ulaşmadı. Şiddetli yağışın sürdüğü ilçede, halk sokaklarda yaktıkları ateşlerle ısınmaya çalışıyor. Çadır ve gıda talebinde bulunan depremzedeler, kaderlerine terk edildiklerini belirterek, duyarsızlığa tepki gösterdi.

Haber: Abdurrahman Gök – Azad Altay / MA

#Depremin #merkez #üssünde #halk #kaderine #terk #edildi

Gölbaşı’nda hasar görmeyen ev kalmadı

Depremde yıkımın yaşandığı Semsûr’un (Adıyaman) Gölbaşı ilçesinde onlarca bina ve işyeri yerle bir oldu, hasar görmeyen ev kalmadı. Bölgede arama kurtarma ekibi bulunmamasına halk isyan etti

Mereş’in Bazarcix (Pazarcık) ilçesinde meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki depremden en çok etkilenen yerlerden biri Semsûr’un Gölbaşı ilçesi oldu. Kente ulaşımın sağlandığı tüm yollarda derin yarıklar oluştu, araç sürücüleri yollardan geçmekte zorluk çekti.

Soğuk hava ve karla karışık yağmurun etkili olduğu kentte, ilk deprem nedeniyle neredeyse tüm evler hasar gördü, onlarcası yıkıldı. İlk depremde hasar gören bazı evler de bugün saat 13.45’te meydana gelen artçı depremler nedeniyle yıkıldı. CHP ve İYİ Parti binalarının yanı sıra resmi kurum ve baz istasyonlarının olduğu binalar da deprem nedeniyle yıkıldı.

Deprem sonrasında telefon şebekeleri kesildi. İletişimin kısıtlı olduğu kentte, su ve elektrikler de depremin meydana geldiği ilk dakikalardan bu yana kesik.

Yaşanan kesintilerin yanı sıra kent kaderine terk edilmiş halde, ilçede tek bir arama ve kurtarma ekibi bulunmuyor. Kent merkezi ve ara sokaklarda enkaz altında kalanlar, halk tarafından kurtarılmaya çalışılıyor. Tüm iş yerlerinin kapalı olduğu kenttex fırınlar da hizmet vermiyor.

Deprem nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan yaşlı, çocuk ve kadınlar yağışlı havada ara sokaklarda yaktıkları odunlarla ısınmaya çalışıyor. Depremin şokunu yaşayan yurttaşlar, kentte herhangi bir yardım gelmemesine tepkili.

Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan depremzedelerden İbrahim Duran, gece saatlerinden bu yana dışarıda olduklarını ifade etti. Her 10 dakikada bir artçı depremler olduğunu aktaran Duran, sağlam binaların da artçı depremlerle yıkıldığını söyledi.

“Nerede devlet” diye soran Duran, “Hani konteynır? Hani AFAD? Soğuktan donacağız, depremden değil. Nasıl ısınacak bu insanlar? Biz kimseyi görmedik. Hiçbir yetkili yok. Sadece Gölbaşı Belediyesi çalışıyor. Bir tane resmi yetkili kimse yok. Yazıktır Günahtır” dedi.

Haber : Abdurrahman Gök – Azad Altay / MA

#Gölbaşında #hasar #görmeyen #kalmadı