Alevi Gazetesi – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi, Gazi Şehitleri Cemevi’nin yeni binasının masa, sandalye ve mobilya ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla dayanışma kahvaltısı düzenleyecek. Etkinlik, 15 Kasım Pazar günü saat 11.00’de PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi’nin yeni binasında gerçekleştirilecek.
Dernek, cemevinin yeni binasında hizmet vermeye başlayabilmesi için halkın dayanışmasına ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Açıklamada, Mart 2024’te tamamlanan inşaatın ardından cemevinin açılışının yeni yıl öncesinde yapılmasının hedeflendiği ifade edildi.
Yeni cemevi binasında inanç, aşevi ve cenaze hizmetlerinin yanı sıra konferans salonu, kafeterya, etüt destekli kütüphane, derslikler ve atölye çalışmalarına ayrılan bölümlerin bulunacağı aktarıldı. PSAKD, bu alanlarla halkın ihtiyaçlarına cevap vermeyi ve farklı kuşakların bir araya gelmesini amaçladığını duyurdu.
Dernek, cemevlerinin Alevi inancının ve kültürünün yaşatıldığı, toplumsal dayanışmanın büyütüldüğü ibadethaneler olduğunu vurguladı. Açıklamada, halkın katılımının ve paylaşacağı lokmaların bu hedefe ulaşılmasında önemli olduğu belirtildi.
Sırada ne var: Etkinlik, 15 Kasım Pazar günü saat 11.00'de PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi'nin yeni binasında gerçekleştirilecek.
PSAKD — Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Pir Sultan Abdal’ın Deyişlerinde Duygu Sosyolojisi ve Kolektif Hafıza — Pir Sultan Abdal 16. yüzyılda Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde doğmuştur. Asıl adının Haydar olduğu şiirlerinden ve menkıbelerden çıkarılmaktadır. Yaşamı hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte 1510-1514 yılları arasında doğduğu tahmin edilmektedir (Bezirci 1986, 26). Şiirlerinde aşk, isyan, adalet ve toplumsal sorunları işlemiştir.
Alevilikte Ritüel Yiyecek Kültürü — Alevi ritüellerine katılan herkes, er ya da geç elinde kek dilimleriyle kalakalır ya da önünde et ve bulgur pilavıyla bezenmiş bir tepsiyle sofraya oturur. Türkiye, Balkanlar ve Batı Avrupa’daki çok sayıda Alevi topluluğu arasında inanç, ideoloji, toplumsal yapı ve coğrafi kökenler bakımından çeşitli farklar bulunsa da, yemekle ilişkili kolektif etkinlikler onların kuşkusuz ortak sosyal özelliklerinden biri olarak görülebilir. Bu durum yalnızca Aleviliğe özgü değildir; antropolog Jack Goody’nin de belirttiği gibi: “Yazılı biçimde düzenlenmiş karmaşık dinlerde, bir noktada mutlaka yemek bulunur; çünkü düzenli kutlamalar esasen ‘şölen’ niteliğindedir ve yıllık ya da haftalık olarak özel hazırlıklar gerektirir” (2008, 18). Yemekle din arasındaki ilişki, hem insanlık açısından evrensel bir durum olarak hem de belirli toplumsal bağlamlara özgü biçimlerde görülebilen klasik bir antropolojik konudur. Alevi coğrafyalarının tamamında, simgesel anlamlar yüklenmiş ya da ritüel bağlamda üretilip tüketilen çok çeşitli yiyecek ve içecekler görülebilir (Ersal & Görgülü 2017). Bu nedenle bu makale, yemeğin kendisinden çok, Alevi bağlamlarında yeme, oruç tutma, pişirme ve paylaşma gibi sosyal eylemleri konu edinmektedir.