Alevi Gazetesi – 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde yaşanan katliamdan yaralı kurtulan ve kardeşini kaybeden Serdar Doğan, Sivas’ın İmranlı ilçesine bağlı Han köyünde gerçekleştirilen ağaç dikimi ve anma girişimine tepki gösterdi. Doğan, katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerine danışılmadan yapılan girişimi eleştirerek, “Madımak Bir İnsanlık Davasıdır” dedi.
Doğan, İmranlı Dernekler Federasyonu Başkanı Erdal Çınar’ın Han köyünde Madımak’ta yaşamını yitirenlerin anısına ağaç dikme girişimini eleştirirken, bu tür etkinliklerin katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinin iradesine saygı gösterilmeden gerçekleştirilemeyeceğini vurguladı. Ayrıca, Sivas’ta yapılan anmaların yerine Han köyünde farklı bir anma düzeni oluşturulmasına karşı çıktı.
Serdar Doğan, katliamın yalnızca belirli bir çevrenin meselesi olmadığını belirterek, “33 yıldır acımızı kimseye sormadan biz tarif edebildik” ifadelerini kullandı. Hasret Gültekin’in mezarının bulunduğu yerde yapılan anma etkinliklerinin, katliamın acısını yaşayan ailelerin görüşleri alınmadan düzenlenemeyeceğini savundu.
Sırada ne var: İmranlı Dernekler Federasyonu Başkanı Erdal Çınar’ın Han köyünde Madımak’ta yaşamını yitirenlerin anısına ağaç dikme girişimi var.
Sivas Katliamı (2 Temmuz 1993) — Türkiye’nin siyasi tarihinde bir başka dönüm noktası olan 1993 yılı, toplumun laik ve cumhuriyetçi kesimleri arasında oldukça etkili bir gazeteci olan, Uğur Mumcu’nun (1942-1993) 24 Ocak’ta arabasına bomba konularak öldürülmesiyle başladı. Ardından Maliye Bakanı Adnan Kahveci (1949-1993) (5 Şubat’ta trafik kazasında), Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis (1933-1993) (17 Şubat’ta askeri uçak kazasında) ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal (1954-1993) (17 Nisan’da kalp krizi sonucu) gibi dönemin siyaseti açısından oldukça önemli isimlerin ölümleriyle devam etti. Bu ölümlerin gerçek nedenleri kamuoyunda tartışma konusu olmaya devam etmekte ve bazı kesimler hala bu ölümlerin ardında çeşitli komploların olduğuna inanmaktadır. 1993 yılı aynı zamanda “Kürt Sorunu” açısından da bir dönüm noktasıydı. Kürdistan İşçi Partisi (PKK) 1991 yılında yaşanan Birinci Körfez Savaşı’nın ardından Kuzey Irak’ta ortaya çıkan fiili durumdan yararlanarak yoğunlaştırılmış bir silahlı mücadele stratejisi benimsedi. 1993 yılında PKK’nın gerçekleştirdiği 413 silahlı saldırıda, görevde olup olmadığından bağımsız, 403 güvenlik görevlisi ve bölgedeki köylere devlet memuru olarak atanan öğretmenlerin yanı sıra yöre sakinlerinin de aralarında bulunduğu bin 166 sivil hayatını kaybetti. Toplum açısından oldukça sarsıcı bu gelişmelerin ortasında, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta yaşananlar Türkiye’deki ve yurtdışındaki Alevileri derinden sarstı.