Suriye’de yaklaşık 6 yıldır aralıksız süren ve büyük yıkıma neden olan iç savaş, milyonlarca insanın topraklarından göç etmesine neden oldu. Yaşam alanlarını terk ederek sınırları aşan Suriyeliler, yeni bir hayat kurma umuduyla yollara düştü. Kimileri insan kaçakçılarının kurbanı olarak denizlerde boğuldu, kimileri ise yerleşebildikleri kentlerde, ucuz iş gücü olarak istihdam edildi. Savaştan önce nasıl bir yaşam sürdürdüklerine dair en ufak bilgisi olmaksızın ağır ve kötü işlerde çalıştırılan mültecilerin her birinin farklı bir hikayesi var. Garsonluk yapan tıp öğrencileri, mevsimlik işlerde çalışan doktorlar, lastikçide çalışan eczacı gibi örnekler hiç de uzak değil.
Suriye’den göç ederek Sêrt’e (Siirt) yerleşen Cumaziyap kardeşlerin hikayesi de böyle. Savaştan önce Dêra Zor kentinde yaşayan Muhammet Cumaziyap (21) ve Eyman Cumaziyap (24) kardeşler, DAİŞ’in köylerini kuşatması sonrası Sêrt’e göç edip burada bir hayat kurarak yaşamlarına devam ediyor. Muhammet bir benzin istasyonunda çalışıyor, Eyman ise elektrikçi dükkanında. Muhammet savaştan önce Dêra Zor’daki Fırat Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde, abisi Eyman ise matematik öğretmenliği bölümünde okuyormuş.
‘Savaş bitsin artık’
Okulunu, ailesini, köyünü ve gazetecilik mesleğini geride bırakıp gelen Cumaziyap kardeşler, Türkiye’ye alıştıklarını ancak bunun mecburiyetten kaynaklandığını söylüyor. Hukuk öğrencisi Muhammet ise duygularını şöyle dile getiriyor: “2 yıl 3 aydır Türkiye’deyim. Deyre Zor’dan başka hiçbir yere gitmek istemiyorum. Annemi özlüyorum. Üniversiteyi, arkadaşlarımı, akrabalarımı özlüyorum. Kendimi buraya ait hissetmiyorum. Yabancıyım burada. Ama mecburum burada yaşamaya. Bir an önce bu savaş bitsin.”
Diren Yurtsever / Sêrt – dihaber