Yazar Hilary Klein’in Zapatista topluluklarındaki kadınları ve mücadelesini anlattığı “Compañeras: Zapatista Kadınlarının Hikâyesi” adlı kitabı, geçtiğimiz günlerde Güldünya Yayınları’ndan çıktı. Zapatista topluluklarındaki kadın projelerinde yıllarca çalışmış olan Klein, bu çalışmaları boyunca da Meksika Chiapas’ta yaşamış. Orada yaşadığı süre boyunca kadın kooperatifleri, toplulukları, eğitim vb. seminerlerin de çoğuna katılan Hilary Klein, Zapatista kadınlarına dair gözlemlerini de kitaba yansıtmış.
Kadın, fakir ve yerli…
Compañeras, Zapatista kadınlarının kendilerini adlandırdıkları bir isim. Compañeras, Compañero’nun (Yoldaş) İngilizce’de dişil ve çoğul versiyonudur. ‘Yoldaş’la ‘arkadaş’ arasında bir yerdedir. Compañeras’ların hikâyesi elbette dünya üzerinde birçok kadına yabancı olmayacak bir şekilde ortaya çıkıyor. Ağır bir sömürü altında yaşayan Meksika halkı ve üç kat ezilen kadınlar. Kitapta Comandante Ester’in daha önce yaptığı bir konuşmasına yer veren Klein, durumu şu cümlelerle açıklamış oluyor: “Üç kere baskıya maruz kalıyorduk, fakir olduğumuz için, yerli olduğumuz için ve kadın olduğumuz için.”
Patronlaşan erkekler
Kitapta tanıklıklarını okuduğumuz kadınlar, Meksika’daki sömürü düzeni içinde “patron” dedikleri toprak sahipleri tarafından erkeklerden farklı olarak da baskıya maruz kalıyor. Bir kadınla evlenmek için Patron’dan izin alınıyor ve toprak sahibi isterse o genç kadını evlendirmeden önce kendi himayesine alabiliyor. Kadınların yaşadığı baskı sadece bununla sınırlı değil. Onların deyimiyle “patronlaşan” diğer erkeklerin de toprak sahibinden aşağı kalır yanı yok. Kadınlar sadece sınıfsal değil, cinsiyet temelinde iki yönlü sömürünün odağı durumunda.
‘Eskisi gibi olamazdı’
Kadınların birçoğunun örgüte katılmadan önceki hayatı birbirine benzer. Başlarda kadın sayısı az olan Zapatista hareketi, mücadele içerisinde kadınlara yer açmaya başladığında çoğu yerli ve köylü olan bu insanlar, bu yaklaşıma alışmakta zorlandılar. Din baskısı, yoksulluk ya da okuma yazma bilmeyen kadınların ezilmiş özgüvenleri başlarda bu bakış açısını anlayamıyor. Ama kadınlar hareket içinde tıpkı erkekler gibi söz, sorumluluk sahibi ve katılımcı olduktan sonra ise işler değişiyor.
‘Yürümeye devam edin’
Hilary Klein, bu hikayeyi yazarken kadınların dünyadaki başka kadınlara olan mesajını Elida’nın ağzından şöyle aktarıyor: “Dünyadaki kadınlara şunu söylemek istiyorum: Örgütlenmekten vazgeçmeyin, savaşmaktan vazgeçmeyin, yürümeye devam edin.” Meksika’dan Kürt kadınlarının hikâyesine baktığımızda sadece isimlerin ve belki de süreçlerin değiştiğini gözlemleyebiliriz. Bu topraklarda kadın mücadelesini ve iradesini, siyasal mücadele içerisinde her alana koyan Kürt Özgürlük Hareketi, bugün Amed’den Rojava’ya karanlığa karşı savaşan bir kadın mücadelesidir aynı zamanda. Zira bu yüzden Kürdistan’dan Meksika Zapatistalarına uzanan çığlık farklı söylense de aynı anlama geliyor: Ya Basta**, Êdi Bes e!*
*Yeter Artık
S.Asuman Demir/İstanbul-Anf