Kırıklar F Tipi Cezaevi’nde tutulan Sertaç Kılıçaslan, başlattıkları süresiz-dönüşümlü açlık grevinin Öcalan’ın özgürlüğünü sağlamaya dönük olduğunu hatırlatarak, taleplerinin karşılanmaması halinde grevlerini süresiz-dönüşümsüze çevireceklerini söyledi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan ağırlaştırılmış tecrit ve salgınla beraber cezaevlerinde artan hak ihlallerine karşı çok sayıda tutsak 27 Kasım’da süresiz-dönüşümlü açlık grevi eylemine başladı. Gruplar halinde 5’er günlük sürelerle yapılan açlık grevi 20. gününde. İzmir’in Buca ilçesindeki Kırıklar F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve son açlık grevi grubunda yer alan Sertaç Kılıçaslan, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde, eyleme başlamalarının nedenlerini ve taleplerini anlattı.
Asıl amaç Öcalan’ın özgürlüğü
15 yıla yakındır cezaevinde olduğunu ve şimdiye kadar 2012 ve 2018’da açlık grevlerine girdiklerini ifade eden Kılıçaslan, daha önceki açlık grevlerinde temel taleplerinin Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılmasına yönelik olduğunu hatırlattı. Şimdiki taleplerinin ise Öcalan’ın özgürlüğünü sağlamaya dönük olduğunu kaydeden Kılıçaslan, şunları söyledi: “Peki niçin özgürlüğünü istiyoruz? Çünkü bir halkın önderi özgür olmadan halkın kendisi de özgür olamaz. Şimdi Kürt halkı, Öcalan önderimdir, diyor. Nasıl olabilir de bir halkın önderi cezaevinde tutulabilir. Bu kabul edilecek bir durum mu? Dünyanın hiçbir yerinde bu kabul edilmeyecek bir durum. Bir öndere yaklaşım nasılsa halka da yaklaşım o şekildedir. Bir kişi halkı kabul etmiyorsa önderini de kabul etmiyordur. Eğer halk kabul ediliyorsa önderi de kabul edilir. Bu devlet ne zaman Kürt halkının önderini serbest bırakırsa o zaman ‘evet Kürt halkını, iradesini de kabul etti’ diyebiliriz.”
Toplumun özgürlüğü de bağlı
Öcalan’ın özgür olması halinde Türkiye ve Ortadoğu’ya barış, demokrasi ve özgürlüğün geleceği ifade eden Kılıçaslan, “Bizler bunu istiyoruz. Bizler sadece bir insan üzerindeki tecrit kalksın, özgür olsun demiyoruz. Bizler önderlik şahsında bütün Türkiye ve Kürdistan halkının özgürlüğü için açlık grevine başladık. Bütün toplumun özgürlüğünü istiyoruz. Bütün toplum da bunu istiyor” diye konuştu.
Eğer talepler karşılanmazsa
Şimdilik açlık grevini süresiz-dönüşümlü şeklinde sürdürdüklerini belirten Kılıçaslan, şöyle devam etti: “Eğer taleplerimiz karşılanmazsa bizler açlık grevini süresiz-dönüşümsüz hale getireceğiz. Halk da duyarlı olmalı ve tepkisini gösterebilmelidir. Çünkü bir halkın önderi özgür değilse halk da özgür değildir. Halkın iradesi bu tecridi nasıl kabul edebilir? Bunun için ‘önderliğimiz özgür olmalı’ diyoruz. Bu özgürlük bütün toplumun özgürlüğü içindir. Eğer önderlik özgür olursa o zaman toplumda güzel günler görebilir. Bütün mesele budur. Kimin elinden ne geliyorsa onu yapmalı. Bizim elimizden de bu geliyor onun için bu greve başladık. Bütün halk da bu açlık grevine destek vermelidir. Bir kişinin, iki kişinin buna destek vermesi yetmez. Bütün toplumun bir olması lazım.”
Üzerlerindeki baskı arttı
Açlık grevine girenlerin morallerinin yerinde olduğunu dile getiren Kılıçaslan, kendilerini her zamankinden daha iyi hissettiklerini söyledi. Açlık grevine başladıktan sonra üzerlerinde baskının daha da arttığının altını çizen Kılıçaslan, şunları ekledi: “Bütün haklarımızı elimizden almış durumdalar. Pandemi gerekçe gösterilerek içinde bulunduğumuz 4 duvar dışında bir yere çıkarmıyorlar. Nden Yeni Yaşam gazetesini vermiyorsunuz? Gazetenin pandemi ile ne ilgisi var? Radyolarımızı neden bizden alıyorsunuz? Neden yazdığımız yazıları alıyorsunuz? Bunların pandemi ile ne ilgisi var. Her gün operasyonlar yapıp insanları gözaltına alıp tutukluyorlar. Pandemi olduğunda insanlar cezaevinden bırakılır ama burada tesri işliyor. Burada insanlar gözaltına alınıp tutuklanıyor. Mesele pandemi değil.” MA/İSTANBUL