Sizin hiç yakınınız kayboldu mu?

Bir devlet politikası olarak dönem dönem uygulanan gözaltında kaybetme, toplumsal muhalefete yönelik sistematik saldırı yöntemlerinden biridir. Bu kirli yöntemi uygulayan devletler, sisteme karşı aktif mücadele içinde olan insanları gözaltına alıp kaybederek, toplumda kaygı, belirsizlik ve korku yaratmakta ve böylece toplumsal muhalefet susturulmaya çalışılmaktadır.

Örgütlü işçiler, sendikacılar, gazeteciler, aydınlar, yazarlar, hukukçular, kısacası toplumun her kesiminden insanlar bu saldırının hedefi olabilmektedir. Gözaltına alınan kişiler genellikle işkence ile katledilmekte ve gizli bir yere gömülerek, cesetleri ortadan kaldırılmaktadır.

Geçen yüzyılda Hitler faşizminden Latin Amerika’da ABD destekli diktatörlüklere kadar yüzbinlerce kişinin katledildiği bu yöntem, dünden bugüne Türkiye’den Sri Lanka’ya, Pakistan’dan Irak’a, Suriye’den ve Mısır’a kadar dünyanın çeşitli bölge ve ülkelerinde düzen muhalifi insanlara karşı hala uygulanmaktadır.

İnsan Hakları örgütlerinin, kayıp yakınlarının, demokrasi güçlerinin ortak mücadele ile devletlerin bu saldırısına karşı toplumsal muhalefeti geliştirdiği ve devletin bu politikasını teşhir ettiği ülkelerde bu saldırı, önemli oranda geri püskürtülmüştür. Arjantin’de Plaza de Mayo Annelerinin uzun yıllara yayılan mücadelesi ve Türkiye’de Cumartesi Annelerinin kararlı mücadelesi bu konuda yol göstericidir.

Bugün gözaltında kaybedilenlerin büyük çoğunluğunun akıbeti hala ortaya çıkarılamamış ve kaybedenler yargılanamamışsa, bunun nedeni, bu ülkelerdeki gerici-faşist ve uluslararası alandaki burjuva hukuk sistemidir. Egemenler insanlığa karşı işledikleri bu suçun faili olarak tüm kayıp yakınlarının ve hak savunucularının ısrarlı mücadeleleri ile suçüstü yakalanmışlardır. Ancak, failleri cezasızlık zırhı ile korunmaktadırlar.

Cumartesi Anneleri ilk kez 27 Mayıs 1995’te İstanbul’da Galatasaray Meydanı’nda oturmaya başladıklarında, gözaltına alınıp öldürülen Hasan Ocak, Kimsesizler Mezarlığı’nda 10 gün önce bulunmuştu. Aylardır kayıp olarak aranan Rıdvan Karakoç’un da Hasan Ocak’la aynı akıbeti paylaştığının ortaya çıkarılması, diğer kayıp yakınları için de umut oldu. Peki hiç düşündük mü ? Niçin yıllardır sürüyor insanların arayışları. Ne istiyorlar. Kısaca özetleyeyim ; canlıların; eşitliğe, özgürlüğe, barışa, sevgiye, ekmeğe, suya, kitaba, yeşile gereksinimleri olduğu gibi ölülerin de gereksinimleri vardır: Kefene, toprağa, mezara, kırmızı karanfillere…
İşte mücadele bu nedenledir: ülkemizde bazı ölülerin mezarları olamadı, bulunamadı. Onların anneleri, kardeşleri; ölüm günlerinde ziyaret edecekleri bir avuç toprak, çevresinde toplanacakları bir mermer, üzerinde doğum tarhı ve sevdiği şiirden bir dizenin yazıldığı taştan bile yoksunlar.

!’Cumartesi Annelerinin ” yıllardan beri süren evlatlarını arama mücadelesinin nedeni de budur.

21/05/2021

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Esenler Alevi Toplumu Kalıcı Cemevi İçin Yer Tahsisi İstiyor

Esenler Ana Fatma Cemevi ve Esenler Alevi Toplumu, kalıcı bir cemevi için yer tahsisi talebinde bulundu. Alevi yurttaşlar, Esenler Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi...

Alevi kurumları deprem bölgelerinde kriz masaları oluşturdu

Alevi kurumları tarafından depremin vurduğu kentlerde kurulan kriz masalarının iletişim numaraları kamuoyu ile paylaşıldı. Maraş merkezli depremlerin hemen ardından deprem bölgelerinde kriz masaları oluşturan Alevi...

‘Sivas Katliamı, devlete egemen olan derin çetelerin düzenlediği bir katliamdır’

Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfı, Sivas Katliamı’nın yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaparak; “Bu katliam, katillerin ipini tutarak devlet...