Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Yol Erkan Kurulu, Kerbela’nın Aleviler için yalnızca bir matem olmadığını, zalime karşı direnişin ve ikrara bağlılığın sembolü olduğunu açıkladı. Açıklama, 13-15 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek Masum-u Paklar Orucu ve 16-27 Haziran tarihleri arasındaki Muharrem Yas Orucu dolayısıyla yapıldı. ABF, Kerbela’nın Alevi inancındaki yerinin, geçmişte yaşanan katliamları anmanın ötesinde, hakikatin ve adaletin yanında durma iradesini güçlendirmek olduğunu vurguladı.
Açıklamada, Şah Hüseyin ve Zeynep Ana’nın Kerbela’daki direnişinin, zalim karşısında baş eğmeme ve biat etmeme öğretisi olarak değerlendirildi. Muharrem Matem Orucu’nun sadece dini bir ibadet olmadığı, aynı zamanda zulme karşı duruşun ve hakikate bağlılığın ifadesi olduğu belirtildi. ABF, “Orucumuz aç kalmaktan öte, Şah Hüseyin’in bendesi olduğumuzun ve zalimin karşısında durduğumuzun nişanesidir” ifadelerini kullandı.
Alevi toplumu için Muharrem ayının, geçmişteki katliamların yıl dönümlerine denk geldiği ve bu olayların Kerbela ile aynı direniş ve acı hattında değerlendirildiği ifade edildi. 6-16 Haziran 1966 tarihleri arasında yaşanan Ortaca saldırıları, Çorum Katliamı ve 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı, Alevilerin hafızasında yer eden ve unutmamak için anılması gereken olaylar olarak hatırlatıldı. ABF, “Dersim, Koçgiri, Ortaca, Maraş, Çorum, Malatya, Madımak, Gazi, Gezi ve Suriye; Alevilerin belleğinde yeni bir Kerbela’dır” dedi.
Açıklamada, Anadolu’da yaşanan katliamlar ile Suriye’deki Alevilere yönelik saldırılar arasında tarihsel bir süreklilik olduğu savunuldu. “Anadolu’da Alevilere yaşatılan katliamlar da bugün Suriye Alevileri’ne yaşatılanlar da Kerbela’da Şah Hüseyin ve ailesine yaşatılanların devamıdır” denildi. Ayrıca, bu yıl Muharrem Yas Orucu süresince yalnızca Kerbela şehitlerinin değil, yakın dönemde hayatını kaybeden Alevi toplumunun önemli isimlerinin de anılacağı duyuruldu.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
Kerbela, Alevilikte direnişin ve adaletin simgesi olarak öne çıkarken, bu değerlerin yaşatılması ve hatırlanması, zalimlere karşı duruşu pekiştirmektedir. Alevi Bektaşi Federasyonu’nun açıklamaları, Muharrem ayının yalnızca bir matem olmadığını, aynı zamanda zulme karşı bir duruşun ifadesi olduğunu vurgulamaktadır. Alevi toplumu, geçmişte yaşanan acıları anarken, hakikat ve adalet uğruna verilen mücadelenin önemini bir kez daha hatırlamalıdır. Bu süreçte, her türlü ayrımcılığa karşı durarak, bir arada yaşama kültürünü güçlendirmek temel sorumluluğumuzdur.
— Alevi Gazetesi Editörü