Neye, Kime Güveneceğiz? Ali Vefalı

Özgür Özel’in Garip Dede Dergâhı’na yaptığı ziyaret günlerdir tartışılıyor. Ziyaret sırasında çekilen fotoğraflar, yaptığı konuşma ve sonrasında uğurlamaya gelen CHP’lilerin Kemal Kılıçdaroğlu’nu yuhalaması, Alevilerin yüreğinde derin yaralar açmış ve “Neye, kime güveneceğiz?” sorusunu yeniden gündeme getirmiştir.

Öncelikle sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: Alevilerin ibadetleri ve ibadet yerleri, hiçbir siyasetçinin şov yapacağı, siyasi hesaplaşmalarına zemin hazırlayacağı ya da kendisine siyasal ikbal sağlayacağı mekânlar değildir.

Alevi toplumuyla kurulacak ilişki; reklam, şov ve siyasi hesaplar üzerinden değil, Aleviliğin özüne, tarihsel hafızasına ve hakikatine duyulan saygı temelinde kurulmalıdır. Asıl mesele, Alevilerin tüm haklarını elde etmesi için samimiyetle emek vermektir.

Bu gerçek ortadayken ve düzen siyasetçileri bunu değiştirmek adına hiçbir çaba göstermemişken, kendisini evinde misafir eden Alevilerin misafirperverliğinin bu şekilde istismar edilmesi asla kabul edilemez. Bu yaklaşım, herkes tarafından mahkûm edilmesi gereken çirkin bir tutumdur.

Hiç kimse dergâhlarımızda misafirlik hukukunu çiğneyerek başka bir kişiyi yuhalatamaz, inanç mekânlarını siyasi emellerine alet edemez. Bu pratiğin sahiplerini şiddetle kınıyoruz.

Ancak bu gerçeği ortaya koyduktan sonra, yaşanan çirkin provokasyonun ardından durumdan vazife çıkararak farklı amaçlara yönelenlerin ve siyasal linç kampanyası yürütenlerin niyetlerini de doğru okumak gerekir. Aynı zamanda bu süreçte kimin nasıl bir rol oynadığını ortaya koymak da önemlidir. Çünkü bu çirkinliğin en büyük mağdurlarından biri olan Celal Fırat Dede’nin de hakkının teslim edilmesi gerekmektedir.

Bugün Celal Dede’ye yönelik yoğun bir linç kampanyası yürütülüyor ve istifası isteniyor. Bu eleştirilere cevap vermek gerekir. Celal Dede, Garip Dede Dergâhı’ndaki görev ve sorumluluğunu siyasal kimliğiyle değil, yola verdiği emek ve hizmetle kazanmıştır. Onun vakıf başkanlığı siyasal kimliği nedeniyle tartışmaya açılacaksa, bugün birçok Alevi dergâhı, dernek ve vakfında görev yapan yöneticilerin de siyasal kimliklerinin sorgulanması gerekir.

Hiçbir başkan ya da dede için sorun edilmeyen siyasal kimlik, neden yalnızca Celal Dede söz konusu olduğunda suç hâline getirilmektedir?

Eğer Celal Dede’nin dergâhtaki görevini yerine getirmesi veya yolun inanç önderliği konusunda bir eksikliği varsa, elbette herkes gibi o da eleştirilebilir. Ancak böyle bir eksiklik yoksa, kendisine yönelik saldırıların kötü niyetli olduğu ve itibar edilmemesi gerektiği açıktır.

Celal Dede açısından istifayı gerektirecek tek husus, yolun edep ve erkânına aykırı davranmasıdır. Böyle bir durum yoksa, Celal Dede’yi savunmak yolun gereğidir.

Öte yandan Garip Dede Dergâhı’nda yaşanan provokasyona ilişkin de bazı gerçeklerin ifade edilmesi gerekir. Sayın Özgür Özel, kendisine gösterilen misafirperverliğe uygun bir konuşma yapmamıştır. Kendisine gösterilen saygıyı ve sunulan imkânı, parti içi hesaplaşmaları gündeme taşımak için kullanmış; kardeşlik ve barış dili yerine provokasyona açık bir içerik tercih ederek maalesef Alevilerin güvenini boşa çıkarmıştır.

Dahası, “Hain Kemal” sloganları atan partilileri susturmak yerine onları selamlaması da kabul edilemez bir tutumdur.

Yine yaşananların organize edilmesinde rolü olduğu iddia edilen Tolga Sağ’ın da bu süreçteki tavrı sorgulanmalıdır. Hem bir Alevi hem de dostluğuna güvenerek kendisini mihman eden Celal Dede’ye karşı sergilediği tutum ciddi biçimde eleştirilmelidir. Olayların ardından Celal Dede ağır bir linç kampanyasına maruz kalırken, daha özeleştirel bir yaklaşım sergilemesi beklenirdi. Ancak yaptığı sosyal medya açıklaması, tam tersine, adeta yaşananlardan memnuniyet duyan bir izlenim vermiştir.

Tolga Sağ bilmelidir ki, siyasal hedefler uğruna dostlarına yaşattıkları da kişiliğinin bir göstergesidir. Açıkçası sergilediği tutum şaşırtıcı değildir. Yanında yer alan Arif Sağ ve Sabahat Akkiraz’ın varlığı da yaşanan tartışmaları ortadan kaldırmamıştır.

Yaşananların ardından bu gerçekleri ifade ettikten sonra, Alevilerle ilişki kurmak isteyen siyasetçilere de birkaç söz söylemek gerekir.

Tekrar olacak ama yeniden vurgulayalım: Alevilerin eşit yurttaşlık başta olmak üzere temel sorunları ortadayken, bunların çözümünü konuşmak yerine kameralar önünde alkış almaya yönelik hamasi ve içi boş konuşmalar yapmakla Alevilerin gönlü kazanılamaz.

Aleviler feraset sahibidir, politiktir. Şov yaparak, fotoğraf vererek Alevileri kandırabileceğini düşünenler büyük yanılgı içindedir.

Garip Dede Dergâhı’na özel olarak getirildiği anlaşılan bazı kişilerin “Hain Kemal” sloganlarıyla yuhalama yapması da hiçbir etik değerle bağdaşmamaktadır. Çünkü ne kullanılan dil ne de seçilen mekân, Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirmek için uygun değildir.

Alevilik; siyasi şovların yapılacağı, hesapların görüleceği bir alan değildir.

Aleviliğe saygı, sözle değil; Alevi toplumunun gerçek sorunlarını konuşarak ve çözümü için samimiyetle mücadele ederek gösterilir. Bunun dışındaki her söz, laf-ı güzaftır.

Alevilere “Neye, kime güveneceğiz?” sorusunu sordurmak büyük bir vebaldir. Size açılan kolları kapatmayın; Alevileri siyasal hesaplarınıza alet etmeyin.

Son olarak da sosyal medyada Celal Dede hakkında yargısız infaz yapanlara, hakaret edenlere ve fırsatçılık peşinde koşanlara seslenmek istiyorum: Aleviler, CHP içerisindeki farklı siyasi hesapları da, bu olay üzerinden yürütülen kirli planları da görmektedir.

Bu nedenle kirli ellerinizi ve kirli dilinizi Celal Dede’den, Garip Dede Dergâhı’ndan ve Alevilerden uzak tutun.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Diğer Yazılar