Dersim’in Pülümür ilçesindeki Karagöl-Bağır Dağı bölgesinde, maden şirketlerinin yürüttüğü faaliyetlere karşı yöre sakinleri ve yaşam savunucuları tepkilerini dile getirdi. Bu bölgenin ekolojik, ekonomik ve inançsal açıdan büyük öneme sahip olduğunu vurgulayan savunucular, festivallerin maden sahalarında gerçekleştirilen yürüyüşler ve eylemlerle desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Erzincan merkezli bir maden şirketinin uzun yıllardır bölgede faaliyet gösterdiği ifade edilirken, Karagöl-Bağır Dağı’nın madencilik projeleri nedeniyle ciddi tehdit altında olduğu hatırlatıldı. Ayrıca, geçmişte yaşanan depremler, yoksulluk ve 12 Eylül askeri darbesi sonrası zorunlu göç nedeniyle bölgenin büyük ölçüde boşaldığı ve bu durumun maden şirketlerinin bölgeye girmesini kolaylaştırdığı iddia edildi.
Karagöl-Bağır Dağı, Pülümür için hayvancılık ve arıcılığın önemli bir merkezi konumundadır. Elazığ, Karakoçan ve Çemişgezek’ten gelen göçerlerin uzun yıllardır bu bölgede hayvancılık yaptığı belirtilirken, bölgenin zengin biyolojik çeşitliliği de vurgulandı. Dağ keçisi, ayı, tilki ve çok sayıda göçmen kuş türü burada yaşamaktadır. Aynı zamanda, ters lale ve salep gibi endemik bitki türleri de bölgede bulunmaktadır.
Bölge, Alevilik inancı açısından da kutsal bir ziyaret alanı olarak kabul edilmektedir. Bağır Dağı, yöre halkı tarafından yüksek rakımı nedeniyle güneşin doğuşunun izlendiği önemli bir ibadet mekânı olarak görülmektedir.
Yaşam savunucuları, maden faaliyetlerine karşı daha güçlü bir toplumsal mücadele çağrısı yaparak, festivallerin yalnızca panel ve söyleşilerle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti. Festival etkinliklerinin maden şirketlerinin çalışma yürüttüğü alanlarda gerçekleştirilmesinin, hem kamuoyunda farkındalık yaratacağı hem de mücadelenin görünürlüğünü artıracağı belirtiliyor.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
Dersimdeki Karagöl-Bağır Dağının maden şirketleri tarafından tehdit edilmesi, ekosistem ve toplumsal yaşam açısından büyük bir kayıp anlamına geliyor. Bu bölgenin Alevi inancı ve kültürü için taşıdığı önem göz ardı edilemez; hayvancılık ve arıcılık gibi geleneksel geçim kaynaklarının korunması, sadece yerel halkın değil, tüm Anadolu Aleviliğinin geleceği için kritik bir meseledir. Toplumsal dayanışmanın ve yaşam savunuculuğunun bu tür alanlarda sergilenmesi, doğaya ve insanlığa yönelik bir hak mücadelesi olarak değerlendirilmelidir.
— Alevi Gazetesi Editörü