24’üncü Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin 3. gününde düzenlenen “Ekolojik yıkım kıskacında Dêrsim doğası” panelinde, Dêrsim’in doğasının çeşitli projelerle tehdit altında olduğu vurgulandı. Panelde, Munzur Çevre Derneği Başkanı Hatun Esen, Dêrsim’in talan edildiğini belirterek, maden ocakları, hidroelektrik santralleri (HES) ve güneş enerjisi santralleri (GES) gibi projelerin doğaya verdiği zararın altını çizdi.
Katılımcılardan Evrim Rızvanoğlu, Dêrsim coğrafyasının hafızasının yok edilmek istendiğini ifade ederek, yanlış kamu politikalarının halkı sürgüne zorlayabileceğine dikkat çekti. Rızvanoğlu, “Yanlış politikalar nedeniyle insanlar coğrafyasından göç etmek zorunda kalıyor. Zengin bir coğrafyaya sahip olan Dêrsim’in doğasına sahip çıkmalıyız” dedi.
Mezopotamya Ekoloji Hareketi’nden Agit Özdemir, suyun siyasallaşmasının ve metalaştırılmasının tehlikelerine değindi. Önümüzdeki yıllarda su savaşlarının yaşanabileceğini belirten Özdemir, suyun artık bir silah olarak kullanıldığını ifade etti. Dêrsim’deki projelerin, geçmişteki katliamları örtbas etme amacı taşıdığına dikkat çekti.
Paneldeki konuşmalar, Dêrsim’in ekolojik yıkımına karşı bir direniş çağrısı niteliği taşıdı. Katılımcılar, halkın doğasına sahip çıkması ve ekoloji mücadelesine destek vermesi gerektiğini vurguladı. Dêrsim’in geleceği, bu tür projelere karşı duyarlılık gösterilmesi ile şekillenecek.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
Dêrsimin doğası, ekolojik yıkım tehdidi altında, bu durum sadece bölgeyi değil, tüm Alevi toplumu için hayati bir meseledir. Doğa tahribatı, geçmişte yaşanan acıları unutturmak ve halkı sürgüne zorlamak amacı taşımaktadır. Dêrsimin zengin coğrafyasına sahip çıkmak, sadece çevresel bir sorumluluk değil, aynı zamanda Alevilik değerlerine sahip çıkmaktır. Bu nedenle, ekolojik direniş her bir bireyin görevidir.
— Alevi Gazetesi Editörü