Alevi Gazetesi – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, kaleme aldığı yazısında insanlık tarihini aydınlık ile karanlığın mücadelesi üzerinden değerlendirdi. Erçe, örgütlü mücadeleye, dayanışmaya ve haksızlık karşısında doğru yerde durmaya vurgu yaptı.
Erçe, sosyal medya üzerinden örgütlü yapılara ve yöneticilerine yönelik saldırılara sert tepki gösterdi. Yazısında, Pir Sultan Abdal’dan tarihsel direniş mirasına işaret eden Erçe, Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin ailelerinin adalet mücadelesini rehber aldıklarını belirtti.
“Bizim yolumuz net, safımız bellidir” diyen Erçe, örgütlü mücadeleden geri adım atmayacakları mesajını verdi. Mücadelenin yalnızca siyasal iktidarlarla sınırlı olmadığını ifade eden Erçe, gücün karşısında boyun eğmeyenlerle gücün gölgesinde çıkar arayanlar arasında tarihsel bir ayrışma bulunduğunu belirtti.
Erçe, yazısında, “Biz, biat edenlerin ve değirmene su taşıyanların değil; direnenlerin, direncini tarihe kazıyanların yolundayız!” ifadelerine yer verdi.
Sırada ne var: Erçe, Sivas Madımak Katliamı'nda yaşamını yitirenlerin ailelerinin adalet mücadelesini rehber alarak haksızlığa karşı mücadeleye devam edeceğini belirtti.
PSAKD — Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Pir Sultan Abdal’ın Deyişlerinde Duygu Sosyolojisi ve Kolektif Hafıza — Pir Sultan Abdal 16. yüzyılda Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde doğmuştur. Asıl adının Haydar olduğu şiirlerinden ve menkıbelerden çıkarılmaktadır. Yaşamı hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte 1510-1514 yılları arasında doğduğu tahmin edilmektedir (Bezirci 1986, 26). Şiirlerinde aşk, isyan, adalet ve toplumsal sorunları işlemiştir.
Sivas Katliamı (2 Temmuz 1993) — Türkiye’nin siyasi tarihinde bir başka dönüm noktası olan 1993 yılı, toplumun laik ve cumhuriyetçi kesimleri arasında oldukça etkili bir gazeteci olan, Uğur Mumcu’nun (1942-1993) 24 Ocak’ta arabasına bomba konularak öldürülmesiyle başladı. Ardından Maliye Bakanı Adnan Kahveci (1949-1993) (5 Şubat’ta trafik kazasında), Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis (1933-1993) (17 Şubat’ta askeri uçak kazasında) ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal (1954-1993) (17 Nisan’da kalp krizi sonucu) gibi dönemin siyaseti açısından oldukça önemli isimlerin ölümleriyle devam etti. Bu ölümlerin gerçek nedenleri kamuoyunda tartışma konusu olmaya devam etmekte ve bazı kesimler hala bu ölümlerin ardında çeşitli komploların olduğuna inanmaktadır. 1993 yılı aynı zamanda “Kürt Sorunu” açısından da bir dönüm noktasıydı. Kürdistan İşçi Partisi (PKK) 1991 yılında yaşanan Birinci Körfez Savaşı’nın ardından Kuzey Irak’ta ortaya çıkan fiili durumdan yararlanarak yoğunlaştırılmış bir silahlı mücadele stratejisi benimsedi. 1993 yılında PKK’nın gerçekleştirdiği 413 silahlı saldırıda, görevde olup olmadığından bağımsız, 403 güvenlik görevlisi ve bölgedeki köylere devlet memuru olarak atanan öğretmenlerin yanı sıra yöre sakinlerinin de aralarında bulunduğu bin 166 sivil hayatını kaybetti. Toplum açısından oldukça sarsıcı bu gelişmelerin ortasında, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta yaşananlar Türkiye’deki ve yurtdışındaki Alevileri derinden sarstı.