Cuma Erçe, tutuklu Alevi kurum yöneticileri için özgürlük çağrısı yaptı.
Alevi Gazetesi – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, tutuklu Alevi kurum yöneticileri için özgürlük çağrısında bulundu. Erçe, PSAKD Erzincan Şubesi önceki dönem Başkanı Erol Yeter, Sarıyer Şube Saymanı Şimal Deniz ve Dersim Şubesi önceki dönem Başkanı Ali Ekber Kaya’nın isimlerini anarak, tutuklamaları ‘haksız ve hukuksuz’ olarak nitelendirdi.
Erçe, hak ve özgürlükler için verilen mücadelenin suç olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. ‘Hak ve hakikat mücadelesi, emek, demokrasi, barış ve adalet mücadelesi, kimlik mücadelesi, doğa mücadelesi suç değildir’ ifadelerini kullandı.
Cuma Erçe, tutuklu bulunanların serbest bırakılmasını isteyerek, ‘Cümle canlara özgürlük istiyoruz’ dedi. Ayrıca, hak ve özgürlükler mücadelesi verenlerin tutuklanmasına tepki gösterdi.
Erçe, insanlığa karşı suç işleyenlerin serbest bırakıldığı bir düzeni reddettiklerini vurguladı.
📌 GAZETENİN NOTU
Cuma Erçe, tutuklu Alevi kurum yöneticileri için özgürlük çağrısı yaptı.
— Alevi Gazetesi Editör
📘 BAĞLAM
PSAKD — Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Pir Sultan Abdal’ın Deyişlerinde Duygu Sosyolojisi ve Kolektif Hafıza — Pir Sultan Abdal 16. yüzyılda Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde doğmuştur. Asıl adının Haydar olduğu şiirlerinden ve menkıbelerden çıkarılmaktadır. Yaşamı hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte 1510-1514 yılları arasında doğduğu tahmin edilmektedir (Bezirci 1986, 26). Şiirlerinde aşk, isyan, adalet ve toplumsal sorunları işlemiştir.
Can — Nişanyan’ın etimolojik sözlüğüne göre “can” kelimesi, “yaşam” anlamına gelen Farsça jān sözcüğünden gelir ve bu da, “ruh” anlamına gelen Sanskritçe vyāna sözcüğünden türetilmiştir. Türk ve Fars tasavvuf edebiyatında can kavramı, Kur’an kaynaklı Arapça ruh kavramına ek olarak, “bedene canlılık kazandıran unsur”u adlandırmak için kullanılmıştır (Uzun 1993). Divan edebiyatında can, etten ve deriden oluşan maddi bedene yaşam veren, görünmez ve maddesel olmayan bir unsur olarak kabul edilir. Bu şiirlerde can, aynı zamanda sevgiliden sevgiliye “Ey can” hitabında olduğu gibi aşk duygusunu da besleyen bir bileşen olarak görülür. Tasavvuf terminolojisinde, örneğin Mevlana’nın Mesnevi‘sinde, insanın doğumla birlikte ortaya çıkan ve ilahi kökenini nübüvvet nurunda bulan ebedi ruhunu tanımlamak için de kullanılmıştır. Sufi eserlerde can kelimesi zaman zaman Allah, Peygamber Muhammed, sufi şeyhi ya da melekleri ifade etmek için de kullanılmıştır. Bu nedenle Mevlevi ve Bektaşi tarikatı dervişleri birbirlerine hitap ederken bazen bu terimi kullanmışlardır. Günlük yaşamda ise Türkçedeki can kelimesi oldukça yaygın bir biçimde kullanılır: canlı (“yaşayan, hayat dolu”) sözcüğünde ya da sevgi ifadesi olarak kullanılan canım (“canım, hayatım”) gibi.