Alevi Gazetesi

Hakkın ve Hakikatin Sesi

Alevi Kurumsallığının Önemi Ve Korunmasının Gerekliliği

106 okunma

Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte, Alevilerin kadim örgütlenme yöntemi ve aracı olan Ocaklar ve Dergahlar ortadan kaldırılmıştır.  Böylece Alevilerin hem inanç mekanları ve değerleri hem de örgütlenme imkanları yok edilmiştir.

Bunun sonucu olarak Alevi toplumu, kendi inancını gizli yaşamak zorunda kalmış, birçok zorluk yaşamış, çeşitli badireler atlatmıştır.

Alevi toplumu, bu travmanın etkisini henüz aşamadan 1960’lı yıllara gelmiştir.

Alevi toplumu, varlığını korumak ve sürdürmek için 1960’lardan sonra çeşitli biçimlerde örgütlenmeye çalışmış, ama bu yönlü girişimler, yaygın ve etkili bir örgütlenme süreci yaratamamıştır.

Ancak Alevi toplumu 1993 Madımak katliamından sonra   açık kimliğiyle ve yaygın olarak örgütlenmeye yönelmiştir.  Hızla gelişen bu Alevi örgütlülüğü, önemli mesafeler katederek bugüne gelmiştir.

Gelinen noktada mevcut Alevi örgütlülüğü, hem Alevi toplumu ve Alevi inancı için hem de ülkenin demokratikleşmesi açısında hayati bir noktada bulunmaktadır. Bu durum Alevi toplumunun da kamuoyunun da yakında bildiği bir gerçekliktir.

Bu gerçeği teyit eden Alevi örgütlülüğünün ortaya koyduğu kazanımlardır. Alevi toplumu için son derece önemli olan bu kazanımlar ortaya konulduğunda Alevi kurumlarının gerekliliği ve değeri daha iyi anlaşılacaktır.   Alevi kurumlarının birçok kazanımından ilk akla gelenler olarak şunları belirtmek mümkündür.

Birincisi, Alevi kurumları, Alevi toplumunun inançsal ihtiyaçlarının karşılanmasında büyük bir kaktı sunmuşlardır. Bunun ne kadar önemli olduğunu, bundan otuz- kırk yıl önce, cenazesini kaldırmak için camilere gitmek zorunda kalan, ancak oralara kabul edilmeyen Aleviler hiç unutmadılar.

İkincisi, Alevi örgütlülüğü, Alevilerin varlıklarını korumak ve Aleviliğin yok edilmesini önlemek açısında tayin edici bir katkı yapmıştır.  Türk devleti başta olmak üzere bölge devletlerinin tamamının Alevi düşmanı olduğu bilinmektedir. Bu devletlerin her birisinin Aleviliği ve Alevileri yok etmek için her yola başvurdukları da ortadadır. Suriye’de Alevilere yönelik soykırım, Türk devletinin asimilasyon saldırıları, Balkan Alevilerine yapılan baskılar, bu gerçeği ifade etmektedirler.  İşte olağanüstü imkânlara sahip olan bu devletlerin saldırılarına karşı, büyük ve kararlı bir direniş, bu kurumlar vasıtasıyla geliştirilmiştir. Böylece bu kurumlar, Aleviliğin ve Alevilerin korunması için önemli bir rol oynamışlardır.

Üçüncüsü, mevcut Alevi kurumlarının girişimleri ve çabaları, Aleviliğin ve Alevilerin bütün dünya halkları ve devletleri tarafından tanınmasını mümkün kılmıştır.   Bu tanınmışlık, bir inanç topluluğu olarak Alevilerin, çeşitli imkanlara sahip olmalarına yol açmıştır.

Dördüncüsü Alevi kurumları, Aleviliğin kitlelere aktarılması ve inancın sürdürülmesi için, inanç önderlerinin yetiştirilmesinden tutalım da daha birçok faaliyetin yürütülmesinde, son derece faydalı katkılarda bulunmuşlardır.

Beşincisi ve daha önemlisi, Alevi kurumları ve Alevi toplumu, en güçlü öznelerinden birisi olarak, demokrasi mücadelesine çok ciddi katkılarda bulunmuştur. 1990’lardan bugüne Alevilerin içinde olmadıkları hiçbir demokratik eylemsellik gösterilemez. Böyle olması doğru ve gerekli olandır. Bu nedenlerden dolayı mevcut Alevi kurumlarının varlığı hem değerlidir hem de gereklidir. Çünkü Aleviler olmadan bu topraklarda demokrasi ve barış gerçekleşemez.

Bu arada bir noktanın daha belirtilmesi faydalı olacaktır.  Mevcut Alevi kurumları, Alevilerin kadim örgütlülüğü olan Ocak ve Dergâh örgütlenmesinin alternatifi değildir. Bu iki yapılanma karşı karşıya getirilmemelidir.  Zira Ocak ve Dergâh yapılanmasının misyonu ve işlevi ile mevcut kurumların işlevi, aynı değildir. Dönemsel koşulların yarattığı farklılıklarında hesaba katılması gerekmektedir.

Dolayısıyla Alevi toplumunun inançsal örgütlenmesi olan Ocak ve Dergâh örgütlenmesinin canlandırılması, mevcut kurumsallığın alternatifi olarak düşünülmemelidir.  Aynı şekilde hali hazırda var olan kurumsallık da Ocak ve Dergâhların alternatifi olamaz.

Hasılı, Aleviler ve Alevilik, bu kurumlar vasıtasıyla belirtilen imkanlara sahip olmuşlardır.  Dolayısıyla bugün Alevilik, sözü edilen Alevi kurumları olmadan düşünülemez bir noktaya gelmiştir.

Bu demektir ki Alevi kurumsallığı önemlidir. Ama Alevi kurumsallığı, bugünün koşullarında birkaç kat daha fazla önem kazanmıştır.  Suriye’de Alevilere yapılan soykırım saldırıları, Türk devletinin Alevileri asimile etme çabaları, Balkan Bektaşilerine yapılan saldırılar, Alevi kurumsallığını önemli kılan belli başlı gelişmelerden bir kaçıdır.

Alevi kurumsallığının önemi, bu saldırılara karşı geliştirdiği tavırlarla da ortaya çıkmıştır. Alevi kurumları ve Alevi toplumu, sayılan bu saldırılara karşı sessiz kalmamış ve gerekli tepkileri ortaya koymuştur.

Bu saldırılara karşı Alevi kurumlarının geliştirdikleri etkinlikler, bu etkinliklerin yaygınlığı ve etkili olması, Alevilerin de Alevi kurumsallığının da daha çok tartışılmasına yol açmıştır. Alevi hareketinin ve kurumlarının etkinliğinin artmasına bağlı olarak birçok çevrede Alevi hareketine yönelik eleştiriler, görüş ve öneriler geliştirilmiştir. Bu görüş ve önerilerin içinde Alevi hareketini ve kuramlarını destekleyenlerin, motive edenlerin varlığını değerli bir olgu olarak belirtilmek gerekir.

İçinde bulunduğumuz toplumsal ilişkiler içinde eksikliklerden azade olmak hiçbir toplumsal grup için mümkün değildir. Her yapı ve kurum, hataları, yanlışlıkları, eksiklikleri ve yetmezlikleriyle vardır.

Alevi kurumsallığı ve pratiği de doğru bir perspektifle yapılan eleştirilerden bağımsız değildir. Dolayısıyla Alevi toplumuna ve kurumlarına yönelik eleştirilerin geliştirilmesi, sosyal- siyasal gelişmelere ilgi duyan herkesin hem hakkıdır hem görevidir.

 

Ancak son dönemde Alevilere ve Alevi kurumsallığına yönelik olarak geliştirilen ve toplumsal sorumluluğa uygun olmayan tutumlar gözlenmektedir. Bunların kimseye faydalı olmayacağı açıktır.  Devletin Aleviliği asimile etmek için her yola başvurduğu bu koşullarda, her eleştirinin, öneri ve görüşün, Alevi yapılanmasının geleceğini, bütünlüğünü ve gücünü hesaba katması gerektiği, herkesin malumudur.  Bu gerçeği dikkate almadan Alevi toplumunda bıkkınlık yaratan, geliştirmeyen ve büyütmeyen gerici tartışmalarla sürdürülen eleştiriler, eleştiriyi yapanlara da zarar verecektir.

Günün ihtiyacı, Alevi kurumsallığını büyütmek ve geliştirmektir. Çünkü bu kurumlara fazlasıyla ihtiyaç bulunmaktadır. Bunun için gerekli olan ve bu görevi yerine getirecek olan çok önemli bir   Alevi birikiminin olduğu ortadadır.

O nedenle hem Aleviliğin ve Alevilerin geleceğini düşünen esas amaca hizmet etmek hem de var olan birikime uygun hareket etmek gerekmektedir.

Geleceği kazanmak zorunda olan Alevi toplumu, dört bir yanda geliştirilen saldırılara ve tuzaklara karşı, mücadele etmeye mecburdurlar. Tam da bu nedenle mevcut örgütlülükler, özenle korunmalı, geliştirilmeli ve büyütülmelidir. Alevileri hedefe götürecek olan acil ve birinci görev budur. Farklılıklar, eleştiriler, beraber yol yürümeye engel değildir.

 

Bu konuda daha önce
Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir