Bir süredir hem Alevi kamuoyunda hem Alevi kurumlarında hem de Alevilere düşmanlık yapmayı temel tutum olarak belirlemiş olan çevrelerde, Alevilik, yoğun bir biçimde tartışılmaktadır. Elbette burada Alevi düşmanlığı yapan Altan Tan ve Kemal Öztürk gibilerinin provakatif saldırılarını, Alevi kurumları ve kamuoyu, en etkili bir şekilde göğüslemiş ve püskürtmüştür. Dolayısıyla bu konuya tekrar dönmek için makul bir neden de anlamlı bir ihtiyaç da yoktur.
Öte yanda Alevi kurumlarının ve Alevi toplumunun barış ve demokratik toplum projesine verdikleri destek de toplumun gündeminde olmuştur. Elbette bu yönlü tartışma, görüşme ve etkinlikler anlamlı ve değerlidir, bunların geliştirilmesi ve değerlendirilmesi faydalı olacaktır.
Bilindiği gibi Aleviler, yıllardır, eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü gibi demokratik talepler uğruna mücadele etmektedirler. Bu talepler ve bunlar uğruna mücadele etmek, Alevilerin temel ve asli gündemi olmuştur. Böyle olması doğru olandır. Alevilerin demokratik talepleri uğruna mücadele ettikleri koşullarda barış ve demokratik toplum süreci devreye girmiştir.
Bu sürecin toplumsal- siyasal hayata girmesi, Alevilerin haklı ve meşru mücadelesine büyük bir imkân olarak yansımıştır. Belirtilen süreçle birlikte ve öncelikle, bütün toplumsal kesimlerle, daha pozitif koşullarda iletişim kurmanın olanakları doğmuştur. Ayrıca Alevi kurumlarının ve toplumunun kaygılarını ve umutlarını, etki/tepki üzerinde değil, daha objektif yaklaşımlarla ifade etmesinin argümanları yaratılmıştır.
Dahası her şeyden önce Alevilerin talepleri ile Kürtlerin ve bütün özgürlük isteyen muhalif güçlerin talepleri, demokrasi talebi üzerinde ortaklaşmıştır. Böylece demokrasi hedefli mücadelenin ortaklaşması için daha uygun bir atmosfer oluşmuştur.
Alevi kurumları da bu konuda son derece pozitif, realist, önemli ve değerli bir tutum alarak süreci desteklemişlerdir. Alevi kurumlarının ve Alevi toplumunun bu desteğinin çok değerli olduğu tartışılmazdır. Bunun yanında bu destek, aynı zamanda Alevi kurumların ve Alevi toplumunun basiretini ve isabetli değerlendirmelerini ifade etmektedir.
Barış ve demokratik toplum sürecinin başlamasından önce Alevilerin gündemi ile Kürtlerin gündemi hatta demokrasi güçlerinin gündemleri çoğu zaman farklı farklı şekillenmiştir. Esasında söz konusu toplumsal dinamiklerinin amacı ve talebi aynı olmasına rağmen, enerjilerinin ve güçlerinin birliği çok fazla mümkün olamamıştır.
Bunun nedeni pratik mücadelenin ihtiyaçları ve ikincil derecede sorunlar olmasına rağmen, sonuçta büyük bir mücadele birliği engellenebilmiştir. Doğal olarak bu durum aynı hedefe yönelik bile olsa mücadele dinamiklerinin farklı farklı davranmasına yol açmış ve mücadeleyi zayıflatmıştır.
Barış ve demokratik toplum projesi, henüz işin başında olmasına rağmen, öncelikle ifade edilen suni ayrılıkların zeminini ortadan kaldırmıştır. Ayrıca demokrasi talep eden toplumsal dinamiklerin ortak mücadele edebilmesinin koşullarını yaratmıştır. Böylece mevcut koşullarda bile Alevilerin, Kürtlerin ve bütün özgürlükçü güçlerin, daha etkili bir demokrasi mücadelesi sürdürmelerinin koşulları ortaya çıkmıştır.
Alevi kurumlarının ve Alevi toplumunun bu imkânı doğru değerlendireceğinde en küçük kuşku duyulmamalıdır.
Zaten son günlerde Alevi kurumlarının barış ve demokratik toplum sürecine yönelik desteklerini bir kez daha ve en üst düzeyde teyit etmelerinin nedeni, sahip oldukları yüksek duyarlılık ve engin birikimdir. Böyle olduğu içindir ki söz konusu Alevi kurumlarının ve Alevi toplumunun, sürece verdikleri desteği daha ileri bir noktaya taşımaya çalıştıklarını önemle tespit etmek gerekiyor.
Bununla birlikte DEM Parti’nin de Alevi kurum yöneticileriyle bir araya gelerek, Alevilerle aynı hedefe yürüyeceklerine dair tutumunu daha somut hale getirmesi de değerli ve anlamlıdır.
Çünkü Alevilerin etkin ve aktif bir biçimde sürece dahil olmaları, barış ve demokratik toplum sürecinin başarıya ulaşmasına büyük bir katkı sunacaktır. Aynı şekilde sürecin başarıya ulaşması, Alevilerin, Kürtlerin ve demokrasi güçlerinin beklentilerinin gerçekleşmesi anlamına gelecektir.
Devlet, bu gerçekten dolayı Alevileri sürecin dışında tutmaya çalışmaktadır. Ayrıca Alevilere yönelik, asimilasyoncu uygulamaları ısrarla sürdürerek Alevilerin süreçte kopmasını sağlamaya çalışmaktadır. O nedenle Alevilerin taleplerine karşı bir tutum içinde olduğu da bilinmektedir. Devletin Alevilere yönelik bu düşmanlığına karşı Alevilerin kendilerini korumalarının ve geleceğe taşımalarının demokrasi mücadelesinin başarısında geçtiği de ortadadır.
Bu durumda Alevilerin, barış ve demokratik toplum süreciyle ilişkisini ve desteğini, mevcut düzeyde daha örgütlü bir biçimde sürdürmesi gerekmektedir. Bunun için Alevilerin süreçle ilişkilerini ve bağlantılarını sürdürmeyi sağlayan örgütlü bir mekanizmaya ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu amaçla, bütün ilgili Alevi kurumlarının temsil edildiği bir “barış ve demokratik toplum projesine katkı sunma kurulu” oluşturulabilir. Böyle bir kurul aracılığıyla hem sürece daha etkili dahil olmanın yol ve yöntemi belirlenir hem de gerektirdiğinde daha hızlı katkı sunulabilir. Ayrıca böyle bir mekanizma aracılığıyla sürece ilişkin yaşanan sorunların kolayca aşılması sağlanabilir, sorunlu yaklaşımların doğması önlenebilir. Daha önemlisi, bütün Alevi kurumlarının temsil edileceği bir kurulla oluşturulan mekanizma, gelişmelerin tek merkezde yürütülmesinin avantajına sahip olacaktır. Ayrıca bu kurul, Alevi toplumu adına sürece dair söz söylemeye yetkisine sahip olacağı için, yanlış- yalan enformasyonun da önü alınmış olacaktır.
Böyle bir mekanizmayla Aleviler, ayrıca, farklı kurumlara, partilere ve kitle örgütlerine yönelik çalışmalar yaparak sorumluluk alabilir, ellerini taşın altına koyabilirler. Bu yönlü çalışma üç değerli sonuç yaratacağı için ayrıca önemlidir. Hem Alevilerin gücünü ve etkisini büyütecektir hem de Alevilerin dikkate alınmasını sağlayacaktır. Ayrıca kimlerin Alevileri sözde sahiplendikleri de bu vesileyle ortaya çıkmış olacaktır.
Alevilerin böyle bir mekanizma aracılığıyla sürece dahil olmaları, barış ve demokratik toplum çalışmasına büyük bir değer katacaktır. Bunun yanında Alevi kurumları, yaygın ve yoğun biçimde ve değişik formatta kitlesel etkinlikler yağarak sürecin toplumsallaşmasına büyük katkı sunabilirler. Alevi kurumları ve Alevi toplumu hem belirtilen örgütsel kurulun oluşturulmasını sağlayacak pratik yeteneğe hem de yaygın ve yoğun kitle eylemlerini yapabilecek tecrübeye sahip olduğu, bilinen bir realitedir. Bütün mesele bu enerjinin etkili biçimde hayata aktarılmasıdır ve Alevi kurumları ve toplumu bunu yapabilecek kapasiteye sahiptir.