Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB) Sözcüsü Songül Morsümbül, 10 Ağustos 2026’da Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edilen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ni değerlendirdi. Morsümbül, yasanın toplumsal barış için önemli bir başlangıç olduğunu ancak içeriğinin yetersiz kaldığını belirtti. Morsümbül, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin ve kadınların süreçteki rolünün güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.
Morsümbül, yasada “terör” kavramının kullanılmasına eleştiride bulunarak, toplumsal barışın daha kapsayıcı bir dil üzerinden kurulması gerektiğini ifade etti. Yasanın, silahlı çatışma yürüten bir örgütle kurulacak hukuki ilişkiyi tarif ettiğini belirten Morsümbül, toplumsal barışın bütünlüğü açısından bir duruş ve üslup barındırması gerektiğini söyledi. Morsümbül, “Bu yasa toplumsal bir barışı hedeflediyse, ilgili komisyonun yaklaşık bir yılı aşkın süredir yaptığı çalışmada daha kapsayıcı bir dil oluşturması gerekiyordu” dedi.
Morsümbül, Alevilerin barış tartışmasının dışında düşünülemeyeceğini belirterek, “Aleviler toplumsal barışın ya da kendi yaşam ve inancımız içinde barışın olmazsa olmaz öğeleridir” ifadelerini kullandı. 27 Şubat 2025’te Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrıyla başlayan sürecin Alevi toplumunu doğrudan etkilediğini kaydeden Morsümbül, birçok Alevi gencinin bu savaş sürecinde bedel ödediğini ve bu bedelin sonlanması gerektiğini söyledi.
Morsümbül, çatışmalı süreçte yer alan insanların dil, kültür, inanç ve kimliklerini koruma taleplerinin bulunduğunu belirtti. Kürt sorununun, Alevi sorununun ve kadın sorunlarının silahla çözülemeyeceğini vurgulayan Morsümbül, bu sorunların çözümünde silahın bir yol olmadığını ifade etti. Ayrıca, Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerinin tanınması gerektiğini ve Anayasa’da buna dair bir tanım yapılması gerektiğini dile getirdi.
Morsümbül, yasada yalnızca kağıt üzerinde kalınmaması gerektiğini, sürecin toplumsallaştırılması gerektiğini belirtti. Sürgünde bulunanların ve silah bırakanların yeniden toplumla buluşabilecekleri hukuki ve toplumsal zeminlerin oluşturulması gerektiğini ifade etti. Yasanın TBMM’de 467 milletvekilinin kabul oyuyla geçmesine dikkat çeken Morsümbül, milletvekillerinin yalnızca Meclis’te oy vermekle yetinmemesi gerektiğini vurguladı.
Son olarak, Morsümbül, Avrupa’da yaşayan Alevilerin de süreçte sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti. DAKB olarak bu sorumluluğu taşıdıklarını ifade eden Morsümbül, hem Avrupa’daki hem de Türkiye’deki Alevi toplumunun bu sürecin önemini anlaması gerektiğini söyledi.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
Alevi toplumunun eşit yurttaşlık taleplerinin ve kadınların bu süreçteki rolünün güvence altına alınması, barış sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için elzemdir. Morsümbülün vurguladığı gibi, toplumsal barışın temeli kapsayıcı bir dil ve anlayışla atılmalıdır. Alevilerin bu süreçte dışlanması, barışın gerçek anlamda sağlanmasını engelleyecek bir durumdur. Alevi inancı ve kültürü, bu tartışmaların merkezinde yer almalı ve her daim saygıyla ele alınmalıdır.
— Alevi Gazetesi Editörü