Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Alevilere yönelik tarihsel ayrımcılık ve nefret diline karşı sert bir duruş sergileyerek, bu durumun sistematik bir yaklaşımın yansıması olduğunu ifade etti. Mat, özellikle son günlerde kullanılan ifadelerin Alevi toplumunu hedef aldığını vurguladı.
Hüseyin Mat, “Aleviler kadar başınıza taş düşsün” ifadesinin, Türkiye’deki çifte standartları ve ötekileştirmeyi özetlediğini belirtti. Alevilerin, 103 yıllık Cumhuriyet tarihinde yöneticilik pozisyonlarına erişemediğini, fakat ülkenin vergisini ödeyip, askerlik yaparak büyük bedeller ödediğini vurguladı. Alevilerin, bu ülkenin demokratikleşmesi için en fazla bedel ödeyen toplumlardan biri olduğunu söyledi.
Mat, geçmişte yaşanan Dersim soykırımı, Maraş katliamı ve diğer olaylarla Alevilerin maruz kaldığı zulmü hatırlatarak, “Ne zaman bir kriz çıksa, Aleviler ilk hedef oluyor” dedi. Alevilere yönelik ayrımcı dilin, toplumsal barışı tehdit ettiğini ifade eden Mat, Alevilerin bu ülkenin vicdanı, hafızası ve direnci olduğunu belirtti.
Mat, Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Mine Kırıkkanat’ın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden kullandığı “kılıç artığı” ifadesinin, yalnızca bir hakaret değil, aynı zamanda Alevilere yönelik açık bir nefret söylemi olduğunu dile getirdi. Bu tür ifadelerin, geçmişteki acıları yeniden canlandırabileceğini ve toplumsal fay hatlarını derinleştirebileceğini vurguladı.
Son olarak, Mat, ayrımcılığa, nefret diline ve ötekileştirmeye karşı bir tutum alınması gerektiğinin altını çizerek, sessizliğin suç ortaklığı anlamına geldiğini belirtti. Alevilerin, eşit yurttaşlık ve adalet talep ettiğini, bu taleplerin lütuf değil, hak olduğunu ifade etti.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
Alevilere yönelik ayrımcılık, toplumsal barışı tehdit eden bir olgudur ve bu durum sistematik bir yaklaşımın sonucudur. Alevi toplumunun tarih boyunca maruz kaldığı zulümler, bugünün sorunlarının köklerini de gözler önüne sermektedir. Ayrımcı dil ve ötekileştirme, demokratik değerlerle bağdaşmamaktadır; bu nedenle, Alevi bireylerin haklarının korunması ve seslerinin duyulması gerekmektedir. Alevilik, bu toprakların vicdanıdır ve her birey, bu vicdana saygı duymakla yükümlüdür.
— Alevi Gazetesi Editörü