Alevilerin Özgürlüğü İçin En Büyük Mücadeleyi Biz Verdik! Mustafa Karasu

KCK Yürütme Konseyi (YK) Üyesi Mustafa Karasu Medya Haber TV’ye vermiş olduğu röportajda son günlerdeki Aleviler üzerinden yürütülen tartışmalara dikkat çekti. ANF Haber ajansında da yer alan röportajın Aleviler ve Ezidiler konusundaki bölümü buraya alıyoruz.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan hedef alınarak sürece dönük çok yönlü bir saldırı dalgası var. Görüşme notları provokasyonundan sonra son günlerde Aleviler konusu üzerinden bir saldırı yürütülüyor. Sürecin önemli bir parçası olan Aleviler üzerinden böyle bir saldırı nasıl anlaşılmalı, buna karşı tutum ne olmalı?

Bu süreç yürürken, bu süreci halkımız desteklerken, Türk halkı ve Türkiye’de de önemli bir destek bulurken, bazı Alevilerin içinde, HDP’den milletvekili olmuş isimler de var, gerçekten onların da içinde olması bizi şaşırttı. Bu süreçte bunu yapmaları manidar. Ne amaçlıyorlar? Kim yönlendirdi bunları? Gerçekten dikkat çekici. Yani bir nevi sürece karşı sabotaj.

Şimdi ‘Aleviler’ deniyor. Bu Alevilerin yarısı Kürttür. Bu bilinmiyor mu? Kürt Alevilerin de bu mücadeleye destek verdiği bilinmiyor mu? On bin civarında Alevi genci bu mücadele içinde şehit düştü. Bizim hareketimiz Türkiye’deki bütün halkların özgürlük hareketi. Evet, Kürt özgürlük hareketi ama bütün inançların, bütün baskı altında olan kimliklerin özgürlük hareketi. Bu kesin böyledir. Bu elli üç kişi Önderliği hedef alıyor. Ya insaf! Biz bir yıllık hareket miyiz? İki yıllık hareket miyiz? Üç yıllık mıyız? Elli yıllık hareketiz. Önder Apo’nun elli yıldır söyledikleri var. Bizim elli yıllık pratiğimiz var. Aleviler vicdanlı olmalı. Biz her zaman söylüyoruz, Aleviler vicdanlıdır. Bu elli yıllık mücadelede, pratiğimizde ne var? İnsaf! Alevilerin inanç özgürlüğü için Türkiye’de en büyük mücadeleyi bizim hareketimiz vermiştir. Bugün Aleviler inanç özgürlüğü mücadelesi veriyorlarsa, biraz daha görünür hale geldilerse bundan mücadelemizin etkisinin ne kadar olduğu bilinmiyor mu? Hangi parti veya kurum bizim mücadelemiz kadar Alevileri görünür kılan bir mücadele yürütmüştür? Bizim mücadelemiz sonucu Alevilerin görünür kılınmasının zemini ortaya çıkmıştır. Hatta devlet kendine göre Alevileri, Alevi gençleri mücadelemizden koparmak için 80’li yıllarda yavaş yavaş Aleviler karşısında daha biraz yumuşak yaklaşmaya başlamıştır. Yani bunu kötü anlamda söylemiyoruz; mücadelemizin, demokrasi mücadelesinin sonucudur, olumlu bir sonuçtur. Duyunca gerçekten çok tepkilendim. Aleviler vicdanlıdır ya, böyle vicdansızlık mı olur? Hakkaniyet! PKK bütün kimliklerin görünür kılınmasını sağladı. Êzidîler, onlar da Kürt tabii. Kim bu kadar görünür kıldı? Bu Hareket başından itibaren görünür kılmaya çalıştı, Alevileri görünür kılmaya çalıştı. Hareketimiz öyle şey değil; o klasik sol yaklaşımda kimliklere duyarsız, şuna duyarsız, biz sadece sınıf yaklaşımını esas alırız gibi bir yaklaşım içinde olmadı. Türkiye’nin temel sorunlarından birinin de kimlik sorunları olduğunu gördü.

Bunların en başında da Alevilerin kimlik sorunu olduğunu gördü. Bunu mücadelesinin parçası yaptı. Böyle olmasaydı binlerce Alevi Kürt, Alevi Türk genci mücadeleye katılır, şehit düşer miydi? Mücadelemizde birçok Alevi Türk genci de şehittir. Hâlâ içimizde vardır. Çünkü bizim mücadelemiz aynı zamanda Alevilerin inanç özgürlüğü mücadelesidir. Biz bir özgürlük mücadelesi verirken sadece kendimize özgürlük isteyerek bu mücadeleyi yürütemeyiz. Sadece kendimize demokrasi isteyerek Türkiye’yi demokratikleştiremeyiz. Böyle bir yaklaşım mı var? Belki o imza atanların böyle bir yaklaşımı var: “Özgürlük olacak ama Kürtler için olmayacak. Demokrasi olacak ama Kürtlere olmayacak.” Belki o imza atanların içinde öyle anlayışta olanlar vardır. Bilmem tarihteki bir olay, yaşanmış bir olay… Bilmem onu şuradan çekiştir, buradan çekiştir… Yani elli yıllık değerlendirmelerimiz var. Önderliğin elli yıllık değerlendirmeleri var. Kimdir? Tamam, Alevi olabilir, aydın da olabilir, bir şey demiyoruz ama ne yaptıklarını bilmeleri gerekiyor. Ben çoğunun ne yaptığının farkında olmadığını düşünüyorum. Birileri gelmişler, “hadi bir imza atalım”, birileri demiş işte “Alevilere karşı şöyle bir yaklaşım var”… Yani şöyle sanmasınlar kendilerini, “Alevileri temsil ediyor” diye. Öyle bir şey yok. Alevileri en fazla biz temsil ediyoruz. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ne yapmış o elli üç kişi? Elli üç kişi ne yapmış? Evet olabilir, inanç özgürlüğü mücadelesi içinde belli yerlerde yer almış olabilirler. Ama kendilerinin yeri, yaptıklarıyla hareketin yaptıkları karşılaştırılınca hareketimiz için böyle konuşmaları gerçekten kabul edilecek durum değildir.

Ben de bir Alevi Kürt genci olarak bu mücadeleye katıldım. Kürt halkının özgürlük mücadelesini vermek için katıldık. Ama inanç kimliğimizin hiçbirini biz inkâr etmedik. Apoculuğun ilk kuruluşu olan Çubuk Barajı’nda 6 kişiden 4’ü Alevi Kürt gencidir. Ne yani? Hep bütün bu gençler, binlerce şehit… 10 bine yakın şehit, hâlâ mücadelemizde binlerce Alevi genci var. Ne yani? Ne demek istiyorsunuz? Ne diyorsunuz? Biz kandırıldık mı yani? Biraz konuşmalarına, tutumlarına dikkat etsinler. Gerçekten samimilerse, vicdanlılarsa, ahlaklılarsa biraz düşünmeleri lazım. Belli ki belli kesimler tahrik etmiş. Zaten şöyle bir durum var yani… Alevi toplumunun gerçekten hassasiyetleri var. Tarih içinde ezilmiş bir toplum. İnkâr edilmiş, inancı yok sayılmış. İnancı diyelim asimile edilip, farklılaştırmak isteniyor. Hassasiyetleri var. Evet, ben bu toplumun içinden geldim. Bu hassasiyetleri biliyorum. Bu hassasiyetler çok yanlış da değil. Ama işte bu hassasiyetler provoke ediliyor. Çeşitli güçler tarafından kaşınıyor. İnanç özgürlüğü için, Alevilerin inanç özgürlüğü için en büyük desteği veren özgürlük hareketimize böyle yaklaşım göstermek Alevilere ihanettir. Alevilerin inanç özgürlüğü mücadelesine en büyük katkıyı yapan bir güce karşı böyle yaklaşmak neyle izah edilebilir? Gerçekten olacak şey değil. Bazı kesimler de buna alet oluyor. Bizim mücadelemizin pratiği var, söylediklerimiz var, yaptıklarımız var. Bu mücadeleye destek vermek için nasıl çırpındığımızı bilmeleri gerekiyor. Bu gerçek ortadayken…

Ortalığı bulandırmaktan başka bir şey değil. Derler ya, kara çal izi kalır… Ona da şöyle diyelim; güneş balçıkla sıvanamaz. Önder Apo gerçeğini, özgürlük hareketi gerçeğini kimse böyle farklı gösteremez yani. Bunu açıkça belirteyim. Bizim mücadelemize kalkıp böyle bilmem Alevileri mücadelemize karşı tepkilendirecek biçimde tanıtamazlar. Bunlara güçleri yetmez. Onların bildirileri suya yazılmış yazı gibidir. Alevi toplumu tanıyor bizi, bu açıktır. Avrupa’da da tanıyor Alevi toplumu bizi, Türkiye metropollerinde de tanıyor. Demokratik siyasi alanın yaklaşımı yıllardır belli. Kürt demokratik güçlerinin de içinde olduğu HDP’dir, diğerlerinin tutumu nedir? Hangi parti onlar gibi Alevilerin özgürlüğü için tutum almış, düşünce ortaya koymuş?

Bu açıdan gerçekten kabul edilecek durum değil ama şu sevindirici oldu; gerçekten Alevi kurumları, örgütler hep tutum aldı. “Bunlar bizi temsil etmiyor, Alevileri temsil etmiyor” dediler, tutum aldılar. Çok önemliydi, doğru tutum budur. Demokrasi mücadelesinin en temel iki gücünün; Kürt ve Alevinin ortak mücadelesi açısından gereken tutum budur. Kaldı ki Aleviliğin yarısı Kürt’tür. Bunu da bilecekler. Bu yönüyle gerçekten bu süreçte olması manidardır. Bu konuda Alevi kurumları da cevap verdi. Alevi araştırmaları için gerçekten bilinen değerli yazar Mehmet Bayrak cevap verdi. Birçok cevap verildi. Aslında verdiler yani cevap, onlara gereken cevap verildi. Çünkü Alevi kurumlarının benim bildiğim temsilcilerinin hiçbirisi o bildiriyi sahiplenmedi. Bildirinin yaklaşımını doğru görmedi, görmedi. Zaten bir kurumlaşma değil yani. Kurumlar bunun içine girmedi. Birileri şey etmiş; şu kişi, bu kişi, Alevi, bilinen kişi… Eskiden o kurumlarda çalışmış olabilir, şurada çalışmış olabilir; toplamışlar. Bu süreci zayıflatmak için böyle bir imza, böyle bir şey ortaya çıkmıştır.

Arkasında kim var bilemiyorum yani. İYİ Parti diyeceğim, sanmıyorum İYİ Parti değil ama geçmişten beri böyle nasıl kendilerine ulusalcı diyen bazı çevreler, zaten hep onlar böyle kaşıyorlar, kışkırtıyorlar. Kürt karşıtı, özgürlük mücadelemize karşıt… Böyle bazılarının tarihi var yani. Benim elimde belge yok. Ama bu bildirinin ortaya atıldığı ortam belli yani, durum belli. Derler ya “Kriminalize etme/bir şey olma…” Kime yarıyor? Alevilere mi yarıyor?

Bu bakımdan ben bütün sağduyuyla yaklaşan Alevi kurumlarını da gerçekten kutluyorum. Onlara gerçekten çok doğru bir tutum için saygılarımı iletiyorum. Şu açık; derler ya, “Bizi izlemeye devam etsinler.” Bu hareketi izlemeye devam etsinler yani. Bu Hareket evet, Kürt halkının özgürlüğü için mücadele ediyor. Kürt halkı bir soykırım saldırısı altındaydı, bunun için büyük mücadele verdi. Ama Türkiye’deki bütün ezilen kimliklerin de mücadelesidir. Yürüttüğümüz demokratikleşme mücadelesinden en fazla yararlanacak kesim de Alevilerdir. Biz bir demokratik çözüm, demokratikleşme diyorsak bu sadece bizimle ilgili bir demokratikleşme değil; öyle bir şey yok. Bu yönüyle gerçekten o bildiriye imza atanları bir daha eleştiriyorum, kınıyorum.

‘ÊZİDÎLERİN ÖZ YÖNETİMİ OLMALI’

Son günlerde Irak hükümetinin Şengal ile ilgili toplantıları dikkat çekici oldu. Her ne kadar bu toplantıda sadece Iraklı yetkililerin olduğu söylense de bunun KDP ve Türk devletinden bağımsız olmadığı aşikâr. Şengal halkının Irak ile bir uzlaşı arayışı içinde olduğu dönemde bu gelişmeleri nasıl okuyorsunuz?

Şimdi her şeyden önce şunu belirtelim: Önder Apo’nun öğrencileri olarak, işte feshedilmiş PKK hareketinin içinde olan insanlar olarak biz Êzidîler konusunda hassasız. Êzidîler konusunda bir hassasiyetimiz var. Êzidîler konusunda her zaman düşüncemizi belirtiriz, tutumumuzu ortaya koyarız. Bu bizim için çok önemli bir konudur. Kürtlerin en küçük bölümü diyelim… Sadece Kürtlerin değil, Orta Doğu’da gerçekten büyük inanç soykırımlarına uğramış bir halk. 74 ferman deniyor. İşte Zerdüştlük deniliyor, Êzidîler deniliyor. Geçmişte bu topraklarda Êzidîler çok fazlaydı. Türkiye’de de fazlaydı, Bakurê Kurdistan’da fazlaydı, her tarafta vardı. Gerçekten Êzidîlerin yaşadıklarını yani insan anlatamaz. Kürdistan’da bile yani baskı görmüşlerdir. Din değiştirmişlerdir, inançlarından vazgeçmişlerdir. Ben biliyorum, bizim bir yurtsever vardı. Batmanlı, iki oğlu şehittir. Batman’da yanımıza geliyordu. İşte Sünniydiler, namaz kılıyorlardı. Böyle bir aile… Yurtsever aileydi, oğlu şehitti. Ben ‘93-94’te Avrupa’daydım. Bir gün dediler, “O aile gelmiş.” Bizim de görüşümüze geliyordu sürekli. Dedim, “Gelmişse görüşeyim.” Dedim, “Nerededir?” Dediler, ” Êzidîler Birliği Derneğinde.” Allah Allah, nasıl oluyor? Gittim ki o bizim dayımız ve anamız, o şehit anası, Türkiye sınırını geçince artık eski inançlarına yerinden dönmüşler, Êzidîliğe döndüler. Böyle bir toplum, halk gerçekliği var. Baskı görmüşler ve mecburen yaşamak için din değiştirmişler, inanç değiştirmişler. 74 fermana uğramışlar. En son DAİŞ saldırdı. Ona karşı bizim gerillalarımız fedakârca buradan koştular. Ben buna şahidim yani. Bütün Êzidîler bilecek, orada, Şengal’de Êzidîleri kimse korumazken burada gerillalarımız koşarak Şengal’e gittiler. Öyle ki gazi arkadaşlarımız, sakat, hasta arkadaşlarımız, onlar bile örgüt izni olmadan arabaya binip Şengal’e gidip Şengal’de savaştılar. Bizim hassasiyetimiz var yani bu konuda, Êzidîler konusunda. Bu bizim inancımızdan geliyor, özgürlükçü karakterimizden geliyor. Her türlü haksızlığa uğrayan topluluğa karşı bizim düşüncemiz var. Evet, DAİŞ saldırdığında gerçekten gerillalarımız koşarak onları daha büyük bir soykırımdan kurtardılar. Şimdi orada bazı tartışmalar var. Biz zaten güçlerimizi çektik, gerillalarımızı çekmiştik, böyle. Ama şu açık yani; tabii ki Êzidîler etkilendi. Gerillanın bu tutumundan etkilendi. Önder Apo’nun onlarca yıldır Êzidîlere yaklaşımı var, hareketimizin Êzidîlere yaklaşımları var. Yani bu kadar Êzidîler konusunda hassas olan bir Önderlik var, bir hareket var. Onların soykırıma uğramasına karşı büyük fedakârlık yapmış. Tabii ki Êzidîlerin içinde Önder Apo’ya karşı bir sempati olacaktır.

Önder Apo da orada da bir demokratik entegrasyon olmasını istiyor. Şimdi tartışmalar oluyor. Yani bazen yansıyor işte, “Êzidîlerden habersiz yapmışlar toplantı” diye. Yapmışlar. Evet, önceden böyle Türkiye ve KDP gerçekten Irak devletini çok baskılıyordu. Irak devletinin aslında Şengal’e, Êzidîlere karşı yaklaşımında, olumsuz yaklaşımında Türkiye’nin ve KDP’nin etkisi çok fazlaydı ama şimdi ortam değişti yani. Türkiye ile bir süreci yürütüyoruz, bu süreçte KDP ile ilişkiler eskisi gibi değil. Bu süreçte Önderlik KDP yetkililerine selam da gönderdi. Onların da süreçte olumlu rol oynamaları gerektiğini hep söyledi. Şimdi bu ortamda bir çözüm olmalı. Bu çözümün Irak’a zararı olmaz, katkısı olur. Irak’ın Şengal’de Êzidîlerle bir uzlaşmaya varması kesinlikle Irak’ı güçlendirir. Çünkü Irak’ta da parçalı durum çok fazla. Böyle bazıları çok merkeziyetçi, çok ulus-devlet anlayışından, kaynaklarından çok katı yaklaşımda böyle Êzidîlerin istediği işte öz yönetim, yerel demokrasi konusuna şey olumsuz bakabilirler. Ama gerçekten yerel demokrasiye dayalı Êzidîlerin öz yönetimi, işte öz savunmaları…

Öz savunmaları Irak ordusuyla bütünleşmek istiyor ama kendi yerel, Irak ordusuna bağlı yerel bir savunma gücü olmak istiyor. Bunların hepsi gerçekten anlaşılır bir durumdur. Niye? DAİŞ saldırdığında pêşmerge de geride bıraktı, Irak ordusu da bıraktı. Eğer şöyle bir şey olsaydı, bir öz savunmaları olsaydı Êzidîlerin öyle mi olurdu? Êzidîlerin hepsi ölürdü de DAİŞ’i oraya bırakmazlardı, fedailik yaparlardı, hepsi birer Derwêş olurdu. Bu bakımdan bu tarihsel gerçek ortadayken orada Êzidîlerin bir öz yönetiminin olması, işte o Irak ordusuna bağlı bir öz savunma gücünün olması kadar doğru, mantıklı bir şey olamaz. En doğru yaklaşım budur. Irak’ı güçlendirecek, Irak’ı onore edecek, Irak’ın imajını güçlendirecek tutum budur. Biz inanıyoruz ki sonunda doğru anlayış galip gelir, doğru bir sonuca ulaşılır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Diğer Yazılar