Aleviler üzerinden yürütülen tartışmaları izliyorum ve kaygılarım artıyor

Kullanılan dil ve tartışma biçimi iyi bir gelecek işaret etmiyor. Önce “siyasal Alevilik” kavramı ortaya atılarak Alevilerin hak talepleri kriminalize edildi, hedef gösterildi. Kimileri Aleviliğin ne olduğunu, Alevinin nasıl düşünmesi ve nerede durması gerektiğini bize tarif etmeye kalktı.

Şimdi de Yeni Şafak “radikal Alevi örgütler” diye yeni bir kavram kullanıyor. Tam olarak neden bahsediyorsunuz?
Bir örgütten bahsediyorsanız adını söyleyin, bir suçtan bahsediyorsanız suçluyu gösterin. Hukuk gereğini yapsın.

Ancak sürekli olumsuz anlam yükleyerek “Alevi” kelimesini önüne koyup yeni tartışmalar ve toplumsal kaygılar üretmeyin.

Aleviler bu topraklara dün gelmedi. Yüzyıllardır buradayız. Köylerinde, kentlerinde, fabrikalarında, tarlalarında, okullarında, sanatında, edebiyatında, mücadelesinde, Meclisinde ve tarihin her aşamasında varız.

Alevilik üzerinden suç tarifi yapılamaz. Alevilik bir güvenlik başlığı değildir.

Herkes Alevileri bir kategoriye sokmaya çalışıyor: siyasal Alevilik, radikal Alevi, mezhepçi Alevi, bölücü Alevi… Aleviliğin ne olduğunu, nasıl inanıldığını belirlemek kimin haddine? Bunu Aleviler söylesin. Biz kimiz, neye inanıyoruz, neyi talep ediyoruz?
Neden sürekli başkalarının kurduğu cümlelerin içinde kendimizi anlatmak zorunda kalıyoruz?

Aleviler bu toprakların insanıdır. Acısıyla, lokmasıyla, sazıyla, sözüyle, cemiyle, semahıyla, komşuluğu ve dostluğuyla buradadır. Kimsenin yerini almaya, kimsenin hakkını ihlal etmeye gelmedik. Zaten bütün köklerimizle buradayız.

Bu ülkede bir tek kelimenin bile nelere mal olduğunu tarihimizdeki acı tecrübelerle biliyoruz. Önce bir söz söylenir, sonra tekrar edilir, gazete başlığı olur, televizyonlarda konuşulur. İnsanlar o kavramlara yüklenen olumsuz anlama alışır. Gün gelir milyonların oluşturduğu bir topluluk hakkında şüphe ve kara iftiralar normalleşir. O yüzden Alevilerle ilgili böyle bir dil kurulmasın.

Türkiye’nin barış gündemi kıymetlidir. Yıllardır ağlayan annelerin artık ağlamamasını kim istemez?
Bir Kürt annesinin evladının yaşamasına bir Alevi neden sevinmesin?
Bir Türk annesinin evladının sağ salim evine dönmesi kimi rahatsız edebilir?

Acının mezhebi olmaz. Annenin Türk’ü, Kürt’ü, Alevi’si, Sünni’si olmaz; annenin gözyaşı vardır.
O gözyaşı dinsin istiyoruz.

Ama barışı kurarken yeni korkular üretmeyelim. Bir toplumsal kesimi diğerinin karşısına koymayalım. Hele Alevileri kimsenin olumsuz karşılığı, tehdidi veya güvenlik problemi gibi göstermeyelim.

Alevilerin doldurmak istediği boşluk eşit yurttaşlık boşluğudur.
Cemevlerimizin çözülemeyen statüsünü, çocuklarımızın zorunlu din dersleri karşısındaki durumunu, inancımızın başkaları tarafından tarif edilmesini, Alevi köyüne Aleviye sormadan yapılanı konuşmak istiyoruz. Meselemiz bunlardır.

Alevileri tek bir politik hareketin içine sığdırıp onun ideolojik ölçüleriyle yargılamaktan vazgeçelim. Alevi dediğiniz milyonlarca insandan oluşan bir topluluktur. Türkü var, Kürdü var. Farklı politik tutumları, farklı partilere oy verenleri, hiçbirine gönül vermeyenleri var. Hepsini tek bir siyasi örgütlenme gibi görmek büyük hatadır.

Alevilik bir yoldur. O yolun öğrettiği basittir: İnsana insan olduğu için bak, onun diliyle, kimliğiyle, mezhebiyle kavga etme.

Alevileri hedef tahtasına koymayın.
Suç varsa suçluyu, örgüt varsa adını, siyasi düşünce varsa oturup tartışalım.
Ama Aleviliği suçun, şiddetin, radikalliğin önüne sıfat yapmayın.

Çocuklarımıza yeni düşmanlıklar bırakmak istemiyoruz. Bu memleket yeterince acı gördü. Artık birbirimizin yarasını kaşımak yerine o yaraya merhem olmayı deneyelim. Barış, birilerinin yenilmesi değil, hepimizin birbirine yeniden güvenebilmesidir. Bizim yolumuzda buna rızalık deriz.
Birbirimizden razı olacağımız bir memleket istiyoruz.

O memlekette herkese yeterince yer var.
Aşk ile, muhabbet ile.

Celal Fırat
Celal Fırathttps://www.alevigazetesi.com
İmam Rıza Ocağı dedelerinden olan Celal Fırat, 1975 yılında Malatya’da doğdu. İlk ve ortaöğretimini Malatya, Lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Gençlik yıllarında başlayarak Alevi inanç kurumları içinde yer aldı. Garip Dede Dergâhı gençlik kollarında başladığı hizmetleri sonucu 2012 yılında Garip Dede Dergâhı Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. 2018 yılında Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanlığı görevini üstlendi. Başkanlığı döneminde ADFE, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonuna üye oldu ve 2022 yılında Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonunun kongresinde Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildi. Alevilerin kendilerini basın yolu ile ifade etmeleri mücadelesinde yer aldı. TV 10’un kuruluş döneminden itibaren destekledi ve Dem-i Muhabbet adı ile haftalık programlar yaptı. Bu programlar TV10’un kapatılmasına kadar devam etti. Alevi medyasına desteğine Can Tv’de yaptığı programlar ile devam etti. Alevi kurumlarının yan yana gelmesinde aktif sorumluluk alan Celal Fırat, Alevilerin son yıllarda oluşturduğu ortak mücadele hattının yaratılmasında rol oynadı. Yeşil Sol Parti’den aldığı teklif üzerine 14 Mayıs 2023 seçimlerinde aday olan Celal Fırat, İstanbul 3. Bölge 4. Sıra milletvekili adayı gösterildi ve DEM Parti İstanbul milletvekili olarak seçildi. Celal Fırat evli ve iki kız çocuğu babası.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazarın Diğer Yazıları

İlgili Yazılar

Eğilmek, bükülmek ve kıvırmak

Sivas Madımak katliamının tutanak ve kararlarında faşist ve gerici militanları azmettiren kişi. Şüpheli ölüm adı altında katledilen onlarca aydın ve devrimci yurttaşın ölümünden sorumlu,...

Toplumların vazgeçilmez kaidesi: hoşgörü

Biz Aleviler için özgürlük; bireyin yaşam içinde düşünce, ifade ve inanç serbestliği anlamına gelir. Sosyal yaşam açısından özgürlüğün pratikliğinden söz etmek Aleviler için hiçbir...

Aleviler ceme girmeli cem olmalı

“Alevilik Anlaşılmadan Ritüellere Sonradan Yapılan eklemeler asimilasyon amaçlıdır”. Alevilikte inanç şekli ritüelle paraleldir. Bu nedenle Günlük yaşamın içinde en canlı inanç biçimi bizim inanç biçimimizdir,...