Ana SayfaGüncel HaberlerCelladına aşık olmak: "Stockholm...

Celladına aşık olmak: “Stockholm Sendromu” nedir?

İnsanın kendisini zora sokan ve üzen koşulları kabullenmesi, savunması, sıkıntıya sokan koşulların nedenlerini görmemesi, ezilmesine rağmen ezenin yanında yer alması, hatta ezen kişiye karşı minnet duyması olarak da tanımlanabilen Stockholm Sendromu; rehinelerin, kendilerini esir alanların duygularını anlama durumuna gelmeleri ve daha sonrasında suçlulara yardımcı olmaya çalışmaları ve sonunda özdeşim kurmaları hali olarak tanımlanır. Stockholm sendromu, tam olarak, rehinenin kendisini rehin alan kişiyle olası diyalog sürecinde oluşan, duygusal anlamda sempati ve empati oluşması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan bir terimdir. 

Stockholm Sendromu’na göre kurban/ezilen durumunda olan topluluk, kendilerini tehditle, şiddet yoluyla ve özgürlüklerini kısıtlamakla yoğun strese sokan kişilerin bakış açısını benimseyebilir. Bu durumda artık kendi bakış açılarına göre bir “kurban/ezilen” durumunda değildirler. İçinde bulundukları durum bir anda meşru ve doğru bir duruma, kendilerini ezen insan da aslında yanlış anlaşılmış bir kişiye, hatta bir tür kahramana dönüşür.

ADINI STOCKHOLM’DEKİ BANKA SOYGUNUNDAN ALDI

İlk kez Psikiyatr Nils Bejerot tarafından tanımlanan sendrom, ismini 1973 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşanan bir olaydan alır.

23 Ağustos 1973 günü Stockholm’de yaşanan olayda, soyguncular bir bankayı soymak için basarlar ve bankada 4 banka görevlisini 6 gün boyunca 131 saat rehin tutarlar. Soyguncular, rehinelere iyi davranır aralarında iyi ilişkiler oluşur. Polisin bankaya operasyon düzenleyeceğini fark eden rehineler, soyguncuları uyarırlar. Öyle ki rehineler olay sonrasında yakalanan rehineler aleyhine ifade vermekten kaçındıkları gibi, soyguncuların avukatlık ve savunma giderlerini karşılamak için aralarında para toplarlar. Günün gazeteleri bu olay üzerine ‘ soyguncular bankadan para çalamadılar, ama bazı insanların kalbini çaldılar’ diye manşet atar. Rehinelerden Stockholm Sendromu’na yakalanan bir görevli serbest kaldıktan sonra nişanlısını terk ederek, olay sırasında bankada ilgi duyduğu soyguncunun hapisten çıkmasını bekler ve onunla evlenir.

İKİNCİ VAKA: PATTY HEARTS OLAYI

Bu olaydan bir sene sonra ABD’de zengin bir ailenin kızı olan Patty Hearst, kendilerine Simbiyonez Özgürlük Ordusu diyen bir grup tarafından kaçırıldı. Grup üyeleri, kadını ışık geçirmez, ufak bir dolapta kilitli tuttu, kadını sürekli ölümle tehdit etti ve ona tecavüz etti. Sadece birkaç gün “ödül” adı altında dolabın kapısı biraz açık bırakılarak kadının hava almasına izin verildi. Patty Hearst bu şekilde o dolapta iki ay boyunca yaşadı. Olayın üzerinden yaklaşık bir yıl geçtikten sonra Patty Hearst, San Francisco’da elinde tüfekle bir bankayı soymaya çalışırken yakalandı. Eski rehine, Tania takma adını almış ve kendisini kaçıran örgütün silahlı bir militanı olmuştu. Avukatı Stockholm Sendromu’nu savunmada mahkemeye sunsa da, mahkeme bu savunmayı yeterli bulmamış ve hapis cezasına çarptırılmıştır.

STOCKHOLM SENDROMU’NUN BELİRTİLERİ NELERDİR?

En büyük belirtilerinden birinin küçük bir iyilik için bile karşıdaki insana minnettar olmak olmak olan Stockholm Sendromu’nda; şiddete maruz kaldığını reddetmek ve kötüye kullanımdaki öfkenin reddedilmesi de belirtiler arasındadır. Ezilen kişi, içinde bulunduğu durumdan dolayı kendisini suçlar. 

Stockholm Sendromu’nun belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

– Küçük bir iyilik için bile çok yoğun şükran duyguları

– Şiddeti ve şiddet tehdidini reddetme

– Akılcılaştırma

– Kötüye kullanımı önleme gücüne sahip olduğu inancı

– Durum ve istismar için kendini suçlama eğilimi ihtiyaçları

– Küfürlü şiddet davranışını azaltmak için onu memnun etme çabaları

– Dünyayı istismarcı perspektifinden değerlendirme, kendi perspektifini kaybetme

– Kendini istismarcı perspektifinden değerlendirme

– İstismarcıyı iyi bir kişi olarak değerlendirme ya da onu bir mağdur olarak görme

– Hayatta kaldığı ve öldürülmediği için istismarcıya minnettarlık duygusu hissetmek

STOCKHOLM SENDROMU’NUN TERSİ: LİMA SENDROMU

Lima Sendromu, Stockholm sendromunun aksine, rehin alan kişinin rehinesine sempati geliştirmesiyle ortaya çıkan ve rehinesiyle duygusal bağ kurmasına verilen isimdir. Stockholm sendromunun tam tersi olduğu söylenebilir. Paradoksal bir şekilde, rehin alan kişi kurbanlarıyla empati kurmaya başlar ve bir noktada, kurbanlarının ihtiyaçları ve sağlıkları hakkında endişelenmeye bile başlar.

Lima Sendromu Aralık 1996’da Peru’nun başkenti Lima şehrinde 14 gerillanın, Japon Büyükelçiliği’nde düzenlenen bir resepsiyonu basarak birçok diplomat, iş insanı ve askeri 4 ay boyunca rehin alması sonucu ortaya çıkmıştır. 4 aylık bu kriz boyunca militanlar, rehinelere sevecen davranmış ve ihtiyaçlarını karşılamış, hatta rehinelerin büyük bir kısmını da serbest bırakmışlardır. Bu olay da Lima Sendromu’nun doğuşu olarak kabul edilir.

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

BE ONE Festivali İçin Kölnde Dayanışma Buluşması

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu, "Çeşitlilik, Birlik ve Özgürlük" mottosuyla düzenlenecek BE ONE Festivali öncesinde Köln'de geniş katılımlı bir Dayanışma Buluşması gerçekleştirecek. Etkinlik, Alevilik inancının ve kültürünün tanıtılmasını amaçlayarak

Alevi Festivali Açılış Resepsiyonu Coşkuyla Gerçekleşti

Britanya Alevi Federasyonu, 14. Britanya Alevi Festivali açılış resepsiyonunu İAKM Cemevi'nde coşkuyla gerçekleştirdi. Festival, Alevi toplumunun birlik ve dayanışma değerlerini pekiştirmek amacıyla düzenlenirken, 7 Haziran'da Park Festivali ile etkinliklerin devam edeceği belirt

Alevi Festivali’nin Açılış Resepsiyonu Coşkuyla Yapıldı

14. Britanya Alevi Festivali’nin açılış resepsiyonu, 7 Haziran 2023 tarihinde İAKM Cemevi’nde coşkuyla gerçekleştirildi. Britanya Alevi Federasyonu, festivalin Alevi toplumunun birlik ve dayanışma değerlerini pekiştiren önemli bir buluşma olduğunu vurgulayarak, tüm Alevi

Alevi kurumları, nefret söylemine karşı durdu!

Alevi kurumları, Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alevi kimliği üzerinden yükselen nefret söylemine karşı sert bir duruş sergileyerek, bu durumu kabul edilemez olarak nitelendirdi. Alevi temsilcileri, Kılıçdaroğlu'nun Alevi toplumunu temsil etme iddiasının yanlış olduğunu ve
spot_img