Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1118. hafta eylemlerini 29 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirdi. Eylem, 30 Ağustos Uluslararası Zorla Kaybedilenler Günü öncesinde, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi ve Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ile birlikte Galatasaray Meydanı’nda yapıldı. Katılımcılar, kayıplarının akıbetinin açıklanmasını ve faillerin hesap vermesini talep etti.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi üyesi Sebla Arcan, eylemde yaptığı konuşmada, 30 Ağustos’un zorla kaybedilen insanların akıbetinin ortaya çıkarılması mücadelesinin ortak günü olduğunu belirtti. Arcan, “Kayıplarımız nerede?” sorusunu yineleyerek, dünyanın dört bir yanındaki kayıp yakınlarıyla dayanışma içinde olduklarını ifade etti.
Açıklamada, zorla kaybetmenin yalnızca bir kişinin devlet kontrolünde ortadan kaldırılmasıyla sınırlı olmadığı, inkâr, etkisizleştirilen soruşturmalar ve faillerin korunmasının da bu suçun bir parçası olduğu vurgulandı. Arcan, kayıpların akıbetinin açıklanması ve faillerin hesap vermesi gerektiğini belirtti.
Arcan, hakikatin açığa çıkarılması ve cezasızlık politikalarının son bulması gerektiğini ifade ederek, “Hakikat olmadan adalet, adalet olmadan barış olmaz” dedi. Eylemde, kayıpların akıbetinin açıklanması, faillerin açığa çıkarılması ve zorla kaybetme suçlarının etkin biçimde soruşturulması gibi talepler sıralandı.
Eylemde Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır, Galatasaray Meydanı’nın bir hafıza mekanı haline geldiğini belirtti. Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, yıllardır süren mücadelelerine dikkat çekerek, kayıpların akıbetinin öğrenilmesi için devam edeceklerini ifade etti. Kayıp ailelerinin avukatı Eren Keskin, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’in “Zorla kaybetmelere karşı sözleşme”sine imza atması gerektiğini vurguladı.
Eylem, kayıp yakınlarının Galatasaray Meydanı’ndaki anıta karanfil bırakmasıyla sona erdi. Katılımcılar, “Kayıplarımız nerede?” sorusunu sormaya devam edeceklerini belirtti.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
Cumartesi Annelerinin adalet talebi, toplumun her kesiminin sesi olmalıdır. Zorla kaybedilenlerin akıbetinin açığa çıkarılması, sadece bir insan hakkı değil, aynı zamanda Alevi inancının özünde yatan adalet arayışının bir parçasıdır. Bu eylemler, cezasızlık politikalarına karşı durarak, mazlumların yanında yer almanın ve hakikatin peşinden koşmanın önemini bir kez daha hatırlatmaktadır.
— Alevi Gazetesi Editörü