Dersim’de yaşayan Yadigar (Aslaner) Ana, geçmişteki yayla anılarını ve zorlu yaşam koşullarını anlattı. Yadigar Ana, dağlardaki sesleri, doğayı ve yaylacılığın getirdiği zorlukları hatırlatarak, “Biz ne görmedik ki” ifadesiyle yaşadığı deneyimleri özetledi. Yaylacılık döneminde binlerce koyunla ilgilendiklerini belirten Yadigar Ana, o günlerin zorluğuna rağmen yaşadığı özlemi dile getirdi.
Yadigar Ana, yaylaya duyduğu özlemi “Şimdi her şey var ama yaylayı hala özlüyorum. O çadırda oturayım ve sadece koyunların sesi gelsin” sözleriyle ifade etti. Bu özlem, onun için sadece bir yer değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi ve geçmişin hatıralarıyla dolu bir deneyim anlamına geliyor.
Yalnızlık konusuna da değinen Yadigar Ana, “Kapımızı çalan yok” diyerek, yalnız kalmanın zorluğuna dikkat çekti. Birçok yaşlının benzer durumda olduğunu belirten Yadigar Ana, “Kaç kişi kaldıysak hepimizin hali de aynı” diyerek toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaptı.
Yadigar Ana’nın sözleri, geçmişin özlemi ve bugünün yalnızlığı arasında bir köprü kuruyor. Yayla anıları, onun için sadece fiziksel bir yer değil, aynı zamanda bir aidiyet duygusu taşıyor. Bu durum, yaşadığı toplumda yalnızlık hisseden birçok insanın ortak bir deneyimi olarak öne çıkıyor.
Dersim’deki bu röportaj, Yadigar Ana’nın yaşamından kesitler sunarken, geçmişle bugünün kesişim noktasını da gözler önüne seriyor. Bu tür anılar, toplumsal hafızanın bir parçası olarak, gelecek nesillere aktarılması gereken önemli bir miras niteliği taşıyor.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
Yadigar Ananın yayla özlemi ve yalnızlık üzerine söyledikleri, Dersimin derin kültürel köklerine ve Alevi toplumunun karşılaştığı zorluklara ışık tutuyor. Geleneksel yaşam biçimlerinin kaybolması, yalnızlığa itilen yaşlıların sesiyle birleştiğinde, toplumsal dayanışmanın ne denli önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Alevilik, sadece bir inanç değil, aynı zamanda geçmişle bugünü birleştiren bir aidiyet duygusudur ve bu duygunun yaşatılması, toplumun ortak sorumluluğudur.
— Alevi Gazetesi Editörü