Amed ‘Petrokimya Şehri’ için 30 bin hektar ve yeni kurulacak bölgeler için 15 bin hektar arazinin (büyük çoğunluğu tarım arazisi olan 450 bin dönüm) altyapısı ve 5 adet limanın kamu eliyle inşa edileceği açıklandı
Bilim ilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 5 bölgede mega endüstri bölgelerinin planlandığını açıkladı. Endüstri bölgelerinin her birinin en az 3.000 hektar alana (30 bin dönüm) ve bir limana sahip olması öngörülüyor. Bu kapsamda Doğu Karadeniz, Batı Karadeniz, Güney Marmara, Kuzey Ege ve Doğu Akdeniz’de büyük endüstri bölgeleri kurulması planlanıyor. Türkiye’nin petrokimya sektöründeki yıllık 11 milyar dolarlık dış ticaret açığını eritecek mega endüstri bölgelerinin binlerce vatandaşa da iş kapısı olacağı vaat ediliyor. Petrokimya endüstrisi dünya genelinde toplam 2.2 trilyon dolarlık bir ticaret hacmine sahip olduğu ve Türkiye ise kimya sanayisinde dünyanın en büyük 14’üncü pazarı olarak öne çıktığı belirtiliyor. Türkiye’de petrokimya tekeli olan Petkim, Azerbeycan’lı bir şirkete satılmıştı. Geçtiğimiz günlerde ise, Amed’de 1/50 büyüklüğünde bir alan (300 bin dönüm) üzerine Petrokimya Şehri kurulacağı açıklanmıştı.
Petrokimya sanayi şehri!
Amed’de inşa edilmesi planlanan Petrokimya Şehri’ni kuracak olan Surbana Jurong şirketi (SIH), Jurong Adası petrokimya sanayi bölgesini Singapur’da Çin ile birlikte inşa etmiş olan bir şirket. Aksoy Holding’in girişimi olan Petrokimya Şehri’ni Surabana Jurong’u Amed ile Riha (Urfa) arasında kurulması planlanıyor. Proje bağlamında konuşan Singapur Türkiye Büyükelçisi A. Selvarajah, Singapur şirketlerinin Çin, Hindistan ve Vietnam’da serbest ticaret bölgelerini, sanayi parklarını ve ilçelerini başarıyla kurduğunu ve Singapur deneyimlerini Türkiye ile paylaşmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, şunları sözlerine eklemişti: “Daha önce kentsel planlama ve geliştirme konusundaki tecrübelerimizi Türk yetkililerle paylaştık. Türkiye’de yeni ekonomik alanlar geliştirmek, yeni pazarlar ve iş olanakları yaratmak için uygulanabilir. Projenin sonuçları, Diyarbakır’da olası bu projeyle ilgili potansiyel paydaşlarla olan tartışmaların keşif aşamasında ve bu noktada herhangi bir ayrıntı sunmak henüz erken” diye belirtti. Turcas Yönetim Kurulu Başkanı Aksoy ise, “10 yılda Diyarbakır’ın 1/50’sinde inşa edilecek ve 10 yılda kurulacak olan yeni şehirde yılda 30 milyar dolar GSYİH ile mülteci sorunu çözülecek, terörizm tamamen ortadan kalkacak ve barışı yaratacak bir proje” olduğunu söyledi. Aksoy ayrıca, “Trump yönetimi, lider figürlerine bu projenin Ortadoğu vizyonuyla çakıştığını söyledim. Eğer ABD ve Avrupa, mülteci krizinin çözülmesini istiyorsa o zaman bu projeyi desteklemeliler. Kriz merkezi olmaktan ziyade ‘refah merkezi’ olan bir Ortadoğu yaratmalıyız “dedi.
PETKİM!
Petkim (petrokimya) kamu kuruluşu olarak inşa edilmiş ve 2012 yılında Azerbeycan’lı şirket SOCAR’a düşük bir fiyatla satılmıştı. Satışın gerekçesi olarak, Socar eliyle daha yüksek üretim kapasitesinin hedefleneceği söylenirken, geçen 5 yıl içinde 2012 seviyesinde üretimin sürdüğü biliniyor. Petkim’in satışında pis kokular ortaya çıkmış ve Sözcü gazetesinde bu konu geniş yer tutmuştu. Socar Dubai Serbest Bölgesi’nde kurulu olan şirketin merkezi İsviçre’de bulunuyor. Socar, Malta’da 5 yeni şirket kurmuş ve hemen ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu ve kardeşine ait olan 5 gemiyi bedeli gizli olarak satın almıştı.
Hedef sermaye talanı için yeni alanlar açmak!
Yeni kurulması planlanan petrokimya endüstri bölgeleri ve şehirlerinin aynı kurgu içinde gerçekleşeceğini beklenmelidir. Bugüne kadar sermaye yatırımları için alan yaratmak ve bu alanların alt yapılarını kurarak sermayeye pazarlamanın mevcut hükümetin temel politikası olduğu görülmektedir. Amed Petrokimya Şehri için 30 bin hektar ve yeni kurulacak bölgeler için 15 bin hektar arazinin (büyük çoğunluğu tarım arazisi olan toplam toplam 450 bin dönüm) altyapısı ve 5 adet limanın kamu eliyle inşa edileceği açıklamalarda yer alıyor.
Petrokimya sanayisi, kirlilik ve doğa!
İzmir’de kurulu olan Tüpraş ve Petkim’in İzmir’deki kükürtdioksit kirliliğinin yüzde 80’ini yarattığı kayıtlarda yer alıyor. PM (Plastik Malzemeler) ve metallerden yayılan partaküller, CO, SOX, NOX, VOC gibi yanıcı ve zehirleyici gazlar ile direkt olarak kanser hastalıklarına yol açan VOC, PAH, PCB, PCDD-PCDF gibi uçucu ve yarı uçucu dioksin ve furanlar petrokimya endüstrisinin atıklarıdır. Petrokimyasal materyallerin neden olduğu tahribat; nehirler, göller ve denizlerdeki suyu kirletir, orada yaşayan yaratıkları etkiler, yeryüzünün su ortamlarındaki kalitesini ve niceliğini azaltır ve daha sonra tüm yaşam zinciri boyunca doğal ekolojik dengeyi yok eder. Buna paralel olarak toprak; her türlü toksik materyali ve zehirli maddeyi tutmaya, meyve vermeyen, kuru ve kendi kendini yenileme kabiliyetini kaybeder. Bu kirlilik zincirinin sonunda sıra insanlara gelir. Ortalama ömür kısalır, sayısız hastalık ortaya çıkar, genetik dejenerasyon ve zayıf yönler bulaşmaya başlar. Bu güne kadar kirliliği bertaraf edecek hiçbir çözüm bulunamamıştır. Bulunan çözümlerin tamamı görsel kirliliği (partakül ve duman gibi) azaltmaya yarayan filitrasyonlar, dioksin ve furan gibi kansere neden olan gazları ne azaltabilmekte ne de yok edebilmektedir.
Yusuf Gürsucu / Ozgürlükçü demokrasi