Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), İstanbul Valiliği’nin okullarda cuma namazları için mescit açılmasını öngören genelgesine sert tepki gösterdi. Federasyon, bu uygulamanın laik eğitim ilkesine aykırı olduğunu belirterek, okulların ibadethane değil, bilim ve özgür düşüncenin yuvası olması gerektiğini vurguladı.
ABF, yazılı açıklamasında, İstanbul Valiliği’nin genelgesinin eğitim kurumlarını ibadethaneye dönüştürme girişimi olduğunu ifade etti. Eğitim sisteminin laik ve demokratik bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini savunan federasyon, bu tür uygulamaların yalnızca Alevileri değil, demokratik ve bilimsel eğitim anlayışını benimseyen tüm toplumu etkilediğini belirtti.
Alevi çocuklarının eğitimde sistematik ayrımcılığa maruz kaldığını dile getiren ABF, zorunlu din dersleri ve diğer baskılarla Alevilik inancının göz ardı edildiğini ifade etti. Açıklamada, mescit açma uygulamasının, Alevi çocuklarına yönelik ayrımcılığın yeni bir aşaması olduğu ve bu durumun sistematik asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendirildiği belirtildi.
Federasyon, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in Alevilere yönelik açıklamalarını da eleştirerek, bu tür ifadelerin Alevi toplumuna saygısızlık olduğunu vurguladı. ABF, Alevi toplumunun cemevlerini siyasi iktidarların lütfuyla değil, kendi mücadelesiyle kazandığını ve bu mücadeleden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.
Alevi Bektaşi Federasyonu, eğitim sistemindeki tekçi ve gerici politikaların karşısında durmanın tüm toplumun sorumluluğu olduğunu belirterek, laik, demokratik ve bilimsel eğitim mücadelesini sürdürme kararlılığını dile getirdi. Okulların ibadethane değil, aklın ve bilimin merkezi olması gerektiğini vurgulayan ABF, eşit yurttaşlık talebinden asla vazgeçmeyeceklerini açıkladı.
📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU
İstanbul Valiliği’nin okullarda mescit açma uygulaması, laik eğitim ilkesine doğrudan bir saldırıdır. Alevi Bektaşi Federasyonunun belirttiği gibi, eğitim kurumları ibadethane değil, bilim ve özgür düşüncenin merkezidir. Bu tür uygulamalar, yalnızca Alevi çocuklarını değil, tüm eğitim sistemini tehdit eden bir ayrımcılığın parçası olarak görülmelidir. Alevi toplumunun yaşadığı sistematik baskı ve ayrımcılık, demokratik ve insani değerlere karşı bir utanç kaynağıdır. Bu duruma karşı durmak, tüm toplumsal kesimlerin ortak sorumluluğudur.
— Alevi Gazetesi Editörü