Ana Sayfa Blog Sayfa 10

Eren Keskin, Kölnde İnsan Hakları Ödülü Alacak

İnsan hakları savunucusu avukat Eren Keskin, Gerhart ve Renate Baum Vakfı tarafından verilecek ödül için 31 Mayıs’da Köln’de düzenlenecek törene katılacak. Almanya’nın Köln kentinde gerçekleştirilecek olan bu etkinlik, geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Alman siyasetçi ve insan hakları savunucusu Gerhart Baum’un anısını yaşatmak amacıyla düzenleniyor.

Vakıf, bu ödülü insan hakları mücadelesinde örnek teşkil eden ve özellikle artan ırkçılık ile aşırı sağa karşı özveriyle çalışan kişilere vermekte. Eren Keskin, programda canlı bağlantı ile duygu ve düşüncelerini paylaşacak. Törende, Köln Belediye Başkan Yardımcısı Derya Karadağ ve Kuzey Ren Vestfalye Eyalet Meclisi Başkan Yardımcısı Berivan Aymaz gibi önemli isimler de konuşmacı olarak yer alacak.

Etkinliğin organizasyonu, Gerhart ve Renate Baum Vakfı, KulturForum TürkeiEuropa ve Comedia Theater Köln işbirliğiyle yürütülüyor. Ayrıca, yönetmen Maria Binder’in Eren Keskin’in hayatını konu alan “EREN” adlı belgeselinden özel bir bölüm de katılımcılara izletilecek.

Gerhart Baum, 1978-1982 yılları arasında Almanya İçişleri Bakanlığı görevini üstlenen ve vatandaş hakları ile devlet güvenliği arasındaki dengeyi korumak için çalışmaları ile tanınan önemli bir liberal siyasetçiydi. Baum, yaşamının sonuna kadar veri koruma ve devlet gözetiminin sınırlandırılması gibi konularda aktif bir hukukçu olarak mücadele etti.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Eren Keskinin Kölnde alacağı İnsan Hakları Ödülü, yalnızca kişisel bir başarı değil, aynı zamanda insan hakları mücadelesinin önemini vurgulayan bir adım olarak öne çıkıyor. Artan ırkçılık ve ayrımcılığa karşı durmak, Alevi inancının özünde bulunan adalet ve eşitlik anlayışını yüceltmektedir. Bu tür etkinlikler, toplumsal dayanışmanın güçlenmesi ve mazlumların sesi olma misyonumuzu pekiştirmektedir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Mersin Cemevinde annelerin adalet mücadelesi anıldı

Mersin Cemevi Kadın Komisyonu, Anneler Günü dolayısıyla anlamlı bir etkinlik düzenledi. 9 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen etkinlikte, yazar Yaşar Seyman, annelerin adalet mücadelesine dikkat çekerek, başta Cumartesi Anneleri ve Gezi Anneleri olmak üzere, evlatları için mücadele eden anneleri andı. Seyman, “Mücadele edeceğiz. Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Etkinlik, Mersin Cemevi’nde kadınların bir araya gelmesiyle başladı. Açılış konuşmasını yapan Mersin Cemevi Kadın Komisyonu Üyesi Aysel Kılavuz, annelerin yaşam içindeki önemine vurgu yaptı. Kılavuz, annelerin karşılık beklemeden evlatlarının yanında olduklarını belirtti.

Yazar Yaşar Seyman, etkinlikte yaptığı konuşmada, Gülistan Doku’nun kaybettirilmesine dikkat çekti. Doku’nun annesi ve kız kardeşinin cesedin bulunması için verdikleri mücadelenin önemine değinen Seyman, Türkiye Cumhuriyeti’nin yetkililerinin sorumluluklarını yerine getirmediğine dikkat çekti.

Etkinlikte ayrıca, Ezgi Boz ve Elif Gazeloğlu tarafından deyişler okundu ve katılımcılar çalınan ezgiler eşliğinde halaylar çekti. Kadınların bir araya gelerek dayanışma içinde olmalarının önemi, etkinliğin ana temalarından biri oldu.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Mersin Cemevinde gerçekleştirilen Anneler Günü etkinliği, annelerin adalet mücadelesinin bir kez daha hatırlatıldığı anlamlı bir buluşma oldu. Özellikle Cumartesi ve Gezi Anneleri gibi evlatları için yılmadan mücadele eden annelerin sesinin duyulması, toplumda adalet ve eşitlik arayışının önemini gözler önüne serdi. Mersin Cemevi Kadın Komisyonunun düzenlediği bu etkinlik, dayanışmanın ve birlikteliğin gücünü pekiştirirken, annelerin evlatları için verdikleri mücadelenin asla unutulmaması gerektiğini vurgulamaktadır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Kölnde BE ONE Festivaline Doğru Geri Sayım Başladı

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) tarafından düzenlenen “BE ONE Open Air Festival”, 30 Mayıs 2026 tarihinde Köln Tanzbrunnen’de gerçekleştirilecek. Festival, “Vielfalt • Birlik • Freedom” sloganıyla, müzik, dayanışma ve birlik mesajlarını bir araya getirmeyi amaçlıyor.

Etkinlikte, Miraz, İlkay Akkaya, Suavi, Efkan Şeşen, Sasa, Ceren Bozkurt, Zeynep Bakşi Karatağ, Aylin Yıldırım ve Mavi gibi sanatçılar sahne alacak. Festival boyunca çocuk programları ve çeşitli kültürel etkinlikler de katılımcılarla buluşacak.

Tertip komitesi, festivalin yalnızca bir müzik etkinliği olmadığını, katılımcıların bir araya gelip aynı duyguyu paylaşabilecekleri bir platform olacağını vurguladı. Müziğin birleştirici gücü ile umudu büyütme çağrısı yapıldı.

Festival, 30 Mayıs 2026 tarihinde saat 14.00’te başlayacak. Biletler, 20 Euro karşılığında tüm Cemevlerinden, AABF Genel Merkezi’nden ve Eventim.Light üzerinden temin edilebilecek.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Kölnde düzenlenecek BE ONE Festival, Alevi kültürünün ve birlikteliğinin önemini vurgulamak için büyük bir fırsat sunuyor. Müziğin birleştirici gücüyle, farklı etnik ve kültürel kimliklerin bir arada yaşaması gerektiği mesajı, bu etkinlikte daha da anlam kazanacak. Alevi toplumunun sesinin duyulması ve dayanışmanın pekişmesi adına önemli bir adım olan festival, aynı zamanda ayrımcılığa karşı duruşun da simgesi olacaktır.

— Alevi Gazetesi Editörü

Zeliha Polat, Dersim’de son yolculuğuna uğurlandı

Seyit Rıza’nın torunu Zeliha Polat, 17 Ocak 2026 tarihinde Hakk’a yürüdü ve 8 Mayıs 2026 tarihinde Ağdat Köyü’nde toprağa verildi. Dersim 1937-38 katliamında idam edilen Seyit Rıza’nın oğullarından Ali Rıza’nın kızı olan Polat, yaşamı boyunca Alevilik ve toplumsal adalet konularında önemli bir figür oldu.

Zeliha Polat’ın cenazesi, yoğun kar yağışı nedeniyle Gülmez Mezarlığı’ndan alınarak Ovacık’ın Ağdat Köyü’ne taşındı. Hakk’a Uğurlama Erkanı’na, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, parti yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı. Polat’ın vefatı, Dersimliler ve Alevi toplumu başta olmak üzere birçok kişi için derin bir üzüntü kaynağı oldu.

Uzun süredir kanser tedavisi gören Zeliha Polat, son iki aydır yoğun bakımda tedavi altındaydı. Onun yaşamı, Alevi toplumu için bir dayanışma ve direniş sembolü olarak anılacak. Zeliha Polat, doğduğu topraklarla son bir kez birleşerek, halkının hafızasında unutulmaz bir yer edindi.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Zeliha Polatın vefatı, sadece bir bireyin kaybı değil, Alevilik ve toplumsal adalet mücadelesinin de bir kaybıdır. Dersimde gerçekleştirilen cenaze töreni, halkın dayanışma ruhunu ve Polatın mirasını yaşatma kararlılığını gözler önüne serdi. Alevi toplumu, onun yaşamıyla örnek olan direnişi ve adalet arayışını her daim hatırlayacak ve bu değerleri yaşatmaya devam edecektir.

— Alevi Gazetesi Editörü

Neumünster Cemevinde Anneler Günü Etkinliği

Neumünster Cemevi Kadınlar Birliği, Anneler Günü dolayısıyla “Gönül Birliğimizle Anneler Günü’nde Buluşuyoruz” temasıyla bir dayanışma ve sohbet etkinliği düzenleyecek. Bu anlamlı buluşma, 10 Mayıs 2026 Pazar günü saat 15.00’te Neumünster Cemevi’nde gerçekleştirilecek.

Etkinlik, her yıl olduğu gibi sevgi ve dayanışmayı artırmak amacıyla düzenleniyor. Cemevi, bu özel günde kadınları bir araya getirerek dayanışma ruhunu pekiştirmeyi hedefliyor. Etkinlik çağrısında, tüm kadın canların sofraya ve sohbete katılması için davet yapıldı.

Programda, Sayime Dalmış da yer alacak. Dalmış, yaşamın farklı alanlarında karşılaşılan zorluklar ve iş bulma süreçleri hakkında rehberlik sağlayacak. Katılımcılar, Dalmış’a sorular yönelterek birlikte çözüm yolları üzerinde tartışma fırsatı bulacaklar.

Neumünster Cemevi Kadınlar Birliği, bu buluşma ile Anneler Günü’nü kutlarken, kadınların dayanışma içinde olmasının önemini de vurgulamış oluyor. Tüm kadınlar, bu anlamlı etkinlikte bir araya gelerek güçlenmeyi amaçlıyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Neumünster Cemevi Kadınlar Birliğinin Anneler Günü etkinliği, Alevi kültüründe kadınların dayanışma ve güçlenme yolundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu buluşma, toplumsal dayanışmanın ve birlikte hareket etmenin önemini vurgularken, her kadının eşit bir şekilde sesini duyurması gerektiğini hatırlatıyor. Cemevi, kadınların bir araya gelerek sorunlarına çözüm aradığı bu tür etkinliklerle, ayrımcılığa karşı duruşunu ve bir arada yaşama kültürünü pekiştiriyor.

— Alevi Gazetesi Editörü

Dedeler Zirvesi Alevilikte Asimilasyon

Alevilik inancına yönelik eleştiriler, geçtiğimiz günlerde düzenlenen ‘Dedeler Zirvesi’ ile yeniden gündeme geldi. Bu zirve, Alevi toplumu içerisinde tartışmalara yol açtı. Bazı kesimler, zirvenin arka planda Aleviliği asimile etmeye yönelik bir girişim olduğunu savunuyor.

Dedeler Zirvesi, Türkiye genelinden çeşitli dedelerin katılımıyla gerçekleştirildi. Zirve sırasında, Alevilik inancının toplumsal kabulü ve bu inancın modernleşmesi üzerine tartışmalar yapıldı. Ancak birçok Alevi, bu tür etkinliklerin, inançlarının özünden uzaklaşmalarına neden olabileceğini düşünüyor.

Toplumun farklı kesimlerinden gelen tepkiler, Alevilik üzerine yapılan tartışmaların ne denli hassas bir konu olduğunu ortaya koyuyor. Alevi inancının, devlet politikaları ve toplumsal baskılar altında maruz kaldığı asimilasyon tehdidi, katılımcılar arasında endişe yaratıyor.

Bu bağlamda, Alevi dernekleri ve temsilcileri, inançlarının özgünlüğünü koruma adına daha fazla söz sahibi olmaları gerektiğini ifade ediyor. Alevilik, tarihsel ve kültürel kökleriyle yaşatılması gereken bir inanç olarak görülüyor ve bu konudaki hassasiyetin göz ardı edilmemesi gerektiğine vurgu yapılıyor.

Alevi toplumu, bu tür zirvelerin yalnızca diyalog ortamı oluşturmakla kalmayıp, aynı zamanda inanç özgürlüğünü ve eşit yurttaşlık haklarını güvence altına alacak çözümler üretilmesi gerektiğini talep ediyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Dedeler Zirvesi, Alevilik üzerindeki tartışmaları yeniden alevlendirirken, inancın özünden uzaklaşma kaygılarını da gün yüzüne çıkarmıştır. Alevi toplumunun, tarihsel ve kültürel kökleriyle yaşatılması gereken bu inançta, asimilasyon tehdidine karşı daha fazla söz sahibi olması gerektiği açıktır. Toplumun farklı kesimlerinden gelen tepkiler, Aleviliğin özgünlüğünü koruma mücadelesinin ne denli kritik bir mesele olduğunu gösteriyor.

— Alevi Gazetesi Editörü

İzmirde Aleviler, Hıdırellezi coşkuyla kutladı

İzmir’in Çiğli ilçesine bağlı Şirintepe Mahallesi, 5 Mayıs akşamı Alevilerin geleneksel Hıdırellez kutlamalarına ev sahipliği yaptı. Alevilikte önemli bir yere sahip olan Hıdırellez, doğanın yeniden canlanmasını, bolluğu ve bereketi simgelerken, toplumsal dayanışmayı güçlendiren özel ritüellerin gerçekleştirildiği bir gün olarak kutlanıyor.

Mahallede ateşler yakılarak yapılan kutlamalarda, birçok kişi dilek tutup ateşten atladı ve halay çekerek bu özel günü coşkuyla kutladı. Özellikle çocuklar, etkinliklerde büyük bir neşe ile eğlendi. Hıdırellez, Hızır ve İlyas’ın buluştuğu gün olarak da biliniyor ve yardımlaşma ile dayanışmanın simgesi olarak değerlendiriliyor.

Bu kutlamalarda yer alan Hanım Yola, 40 arkadaşıyla birlikte topladığı lokmalarla özel bir ritüel gerçekleştirdi. Yola, bu lokmalarla kendine anahtarlığı olan bir kolye alarak, kalbindeki dileklerin kabul olmasını umduğunu ifade etti. Hıdırellez, Alevilikte sadece bir mevsim geçişi değil, aynı zamanda doğa ile insan arasındaki kadim bağın güçlendiği bir zaman dilimi olarak da değerlendiriliyor.

İzmir’deki bu etkinlik, Alevi toplumu için sosyal bir dayanışma ve paylaşımın öne çıktığı bir anı temsil ederken, aynı zamanda inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık vurgusunun da altını çizmektedir.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

İzmir’deki Hıdırellez kutlamaları, Alevi toplumunun dayanışma ve paylaşım kültürünü bir kez daha gözler önüne serdi. Bu özel gün, sadece doğanın canlanmasını simgelemekle kalmayıp, aynı zamanda birlik ve beraberliğin güçlendiği bir fırsat sunuyor. Alevilikteki bu gelenekler, toplumsal bağları kuvvetlendirirken, ayrımcılığa ve dışlayıcı anlayışlara karşı durma iradesini de pekiştiriyor. Hıdırellez, bizlere hem geçmişimizi hatırlatıyor hem de geleceğe umutla bakmamız gerektiğini gösteriyor.

— Alevi Gazetesi Editörü

Aslan Uzunun beraati Alevi toplumu için bir zaferdir

Yeşilkent Cemevi Başkanı Aslan Uzun, 6 Mayıs 2026 tarihinde Küçükçekmece Adalet Sarayı’nda görülen davada beraat etti. Uzun, 19 Mart 2026 tarihinde Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Avcılar Şubesi’nde gerçekleştirdiği bir suç duyurusunun ardından gözaltına alınmış ve daha sonrasında tutuklanmıştı.

Mahkeme, Uzun’un beraat kararını verirken, sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, “Hakikati söylemek suç değildir” vurgusu yapıldı. Açıklamada, Uzun’un Alevi katliamlarına karşı duruşunun ve mazlumların sesi olma çabasının önemine değinildi. Bu kararın sadece bireysel bir zafer değil, adaleti savunanların ve zulme karşı duranların ortak mücadelesinin bir yansıması olduğu belirtildi.

Yeşilkent Cemevi, bu süreçte dayanışma gösteren Alevi kurumlarına ve topluma olan teşekkürlerini dile getirdi. Aslan Uzun’a geçmiş olsun dilekleri iletilirken, adalet mücadelesinin önemine vurgu yapıldı. Bu gelişme, Alevi toplumu için anlamlı bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

Aslan Uzunun beraati, Alevi toplumunun adalet mücadelesinde önemli bir kazanım olarak öne çıkıyor. Bu karar, sadece bireysel bir zafer değil, aynı zamanda zulme karşı durmanın ve hakikati savunmanın önemi üzerine bir ders niteliğindedir. Alevi kurumları ve toplumu, dayanışma içinde bu süreci sahiplenerek, adaletin sağlanması için verdikleri mücadeleyi bir kez daha taçlandırmıştır.

— Alevi Gazetesi Editörü

GADEV Alevi Akademisi 2026/2027 Programını Başlatıyor

GADEV Alevi Akademisi, 2026/2027 eğitim programını başlatıyor. Bu program, Alevi coğrafyalarının demografik yapısı, ritüelleri, gelenekleri ve inanç mekanları üzerine odaklanacak. Eğitim süreci, Türkiye’deki farklı Alevi bölgelerini karşılaştırmalı olarak ele alarak Alevi toplumsal hafızasını güçlendirmeyi amaçlıyor.

Programın ilk etkinliği, 10 Mayıs 2026 tarihinde saat 13.00’te Adıyaman’da gerçekleştirilecek. “Bir Alevi Coğrafya Bulam / Adıyaman: Demografi, Ritüeller, Gelenekler ve Mekânlar” başlıklı konferansta, Adıyaman Aleviliği çok yönlü bir şekilde incelenecek. Etkinlikte sanatçı Ali Sizer, türkü ve deyişlerle inanç ve kültürün sözlü aktarım geleneğini yaşatacak.

GADEV, Alevi toplumunun inançsal ve kültürel birikimini bilimsel bir perspektiften ele almayı hedefliyor. Program, akademik bilginin yanı sıra Alevi inanç dünyasının estetik ve duygusal boyutlarını da görünür kılmayı amaçlıyor. Etkinliğe katılım için kayıtlar internet üzerinden yapılabilecek.

Katılım için kayıt linki: Kayıt Formu

📌 ALEVİ GAZETESİ’NİN NOTU

GADEV Alevi Akademisinin yeni eğitim programı, Alevi toplumunun derinliklerine inerek kültürel ve inançsal zenginliğimizi bilimsel bir bakış açısıyla ele almayı hedefliyor. Bu tür etkinlikler, Alevi coğrafyalarının ve değerlerinin görünür kılınmasını sağlarken, ayrımcılığa ve dışlanmaya karşı durmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor. Adıyamanda gerçekleştirilecek konferans, Alevilik geleneğinin zenginliğini yansıtırken, toplumsal hafızamızın güçlenmesine katkı sunacak.

— Alevi Gazetesi Editörü

6 Mayıs 1972: Mamak’ta Sessizlik Günü Atilla Keskin

“Ama bugün farklı. Korkutucu bir sessizlik egemen tüm cezaevine; kimse konuşmuyor, kimse kuramsal tartışma yapmıyor; kimse şarkı, türkü söylemiyor; koşan, kültürfizik yapan da yok bugün. Kimse “merhaba”, “nasılsınız” bile demiyor. Askerlerin, gardiyanların, subayların bile sesi çıkmıyor.”

Mamak Askeri Cezaevi. Ön hücrelerin havalandırması. Görünen her şey bir gün, beş gün, beş ay öncesinin aynı. Duvarlar, tel örgüler, karşıda tepesi görünen kel bir dağ bozuntusu, tutuklular, askerler, gardiyanlar, subaylar… Korkunç bir farklılık var ama bugün. Görülmeyen bir farklılık bu. Sadece duyulan ve duygularla algılanan bir farklılık.

İstedikleri kadar dış dünyadan koparmış olsunlar bizi; yaş ortalaması en çok yirmi iki, yirmi üç olan deli fişek, inançlı gençleriz. Cıvıltımızı kesemediler bugüne değin. Hele de sabahları. Yandaki koğuştan ödünç voleybol topu isteyenler, türkü çağıranlar, hızlı bir voltada bağırıp çağırarak kuramsal tartışma yapanlar, koşanlar, kültürfizik yapanlar.

“Bizim koğuşun gazeteleri nerede kaldı?” diye gardiyanlara bağıranlar.

“Er Ahmet Çelik, ön koğuş nöbetinde görüşünüze hazırdır komutanım,” diye çığlık çığlığa tekmil veren askerler.

Ama bugün farklı. Korkutucu bir sessizlik egemen tüm cezaevine; kimse konuşmuyor, kimse kuramsal tartışma yapmıyor; kimse şarkı, türkü söylemiyor; koşan, kültürfizik yapan da yok bugün. Kimse “merhaba”, “nasılsınız” bile demiyor. Askerlerin, gardiyanların, subayların bile sesi çıkmıyor.

Havalandırmada volta atıyorum. Diğer arkadaşlarım da aynı şeyi yapıyor. Bu kez herkes tek tek voltalıyor beton bahçeyi. Hızlı ama alabildiğince ses çıkarmamaya çalışarak atılıyor voltalar. Becerebildiğim kadar dik tutuyorum başımı. Gözlerim yerde de olsa başım dik durmalı. Yerde bir su birikintisi var. Ona basmamaya çalışarak yürüyorum.

Bu, ikinci kez tanık oluşum “toplu ölüme”. Bu kez ilkindeki gibi milyonların içinde yapayalnız değilim. Kinle, acıyla, neşeyle, umutla kenetlenmiş, en azından dışarıya karşı böyle görünen arkadaşlarımla beraberim. Yine de atamıyorum yalnızlık duygusunu. Sadece ben değil, hepimiz, tüm cezaevi; mahkûmu, tutuklusu, gardiyanı, askeri, subayı, haini, ispiyoncusu, direngeni, cesuru, korkağı; herkes yalnız bugün.

Birlikteydik ama yalnızdık.

Sessizdi cezaevi. Herkesin kendisiyle hesaplaşmasına olanak verecek ölçüde sessiz ve durağan. Anlaşmalı bir sessizlik bu.

Bir avuç subay ve gardiyanı bir yana bırakırsak; askeri, tutuklusu, yaş ortalaması yirmi iki, yirmi üç olan bu gençlerin hepsi mi taş yürekli? Niye hiç ağlayan, bağırıp çağıran yok! Niye isyan etmiyor kimse?

Biz ki sokak köpeklerine, dağ başında yanlışlıkla basıp ezdiğimiz çiğdeme üzülen, sevgililerimizin hasretine dayanamayıp iki tek attıktan sonra sulu zırtlak olan, içerikli bir filmi, tiyatro oyununu seyrederken çekinmeden gözyaşlarını akıtabilen bir kuşağız.

İşte, en yakınımızdaki en dost üç yoldaşımızı koparıp almışlar bizden; hem de sonsuza değin.

Niye böyle taş gibiyiz hepimiz? Ne oldu bize? Niye birbirimizin yüzüne bile bakmıyoruz? Oysa çığlık çığlığa tüm benliğim. Biliyorum, tüm dostlarım da öyle. Savaşıyorduk hâlâ. Haklı bir savaşı sürdürmenin doğal bir yöntemini, sessiz bir anlaşmayla sağlamıştık aramızda. Alınmış bir kararı, belirlenmiş bir taktiği yoktu bu savaşın.

Karşı tarafın temsilcileri, kapılardan, pencerelerden bakıp geldikleri gibi yine sessizce kayboluyorlardı. Bu koşullarda ancak böyle savaşabilirdik. Susarak, dişlerimizi sıkarak, başımızı alabildiğince dik tutarak, gözyaşlarımızı içimize akıtarak, olabildiğince sert adımlar atarak. Öyle de yaptık!

Elbette yanıyordu yüreğimiz, elbette tüm bedenimiz dağlanmıştı; elbette acıyla doluydu tüm benliğimiz. Ama bırakalım karşıdakileri, birbirimize bile açık edemezdik bu duygularımızı. Erlerin, gardiyanların da çoğu üzülüyordu. Bu, yüzlerinden, oturup kalkışlarından belliydi. Ama şu bol “yıldızlı”, “aylı” takım, bu kararı verenler, planlarını yapanlar, pusu kuranlar, erketelik yapanlar… Onlar ne düşünüyordu o gün? Hangi duygularla doluydular? Aradan yirmi beş sene geçti, hâlâ merak ederim.

Uyudum mu dün gece? Duyduklarım düş müydü? Zincir sesleri, açılıp kapanan kapılar; postal gıcırtıları… “Sağlıcakla kalın; kendinize iyi bakın!” diye gür sesle bağırdı mı birisi.

Acılara Yenilmeyen Gülümseyişler, s. 139’dan alıntıdır.

Atilla Keskin – Avrupa Postası – Avrupa Postası – Avrupa’dan Son Dakika Haberleri Sayfasından alınlıştır