Ana Sayfa Blog Sayfa 103

Alevi Öğrencilere Nefret Söylemi: Din Öğretmeni Görevden Alındı

İzmir Çiğli’de bulunan Kanuni İlkokulu’nda görevli bir din öğretmeninin, Alevi öğrencilere yönelik ayrımcı ve nefret içeren ifadeler kullandığı öğrenildi. Olay, öğrencilerin ailelerine durumu aktarmasıyla ortaya çıktı. Öğretmenin derste Alevi olan öğrencileri hedef alarak, “Onlar dinsizdir, namaz kılmaz, cinlerle birliktedir, cehenneme giderler” gibi ifadeler sarf ettiği bildirildi.

Yaşanan bu durum, öğrencilerin aileleri arasında infial yarattı. Ailelerin oluşturduğu WhatsApp grubunda da bu nefret söylemleri tartışıldı. Öğretmen, durumu inkar etmesine rağmen, okul idaresine yapılan başvurular sonucunda derse girmesi engellendi.

Eğitim Sen İzmir 2 Nolu Şube Başkanı Zeliha Danyeli, öğretmenin Sözleşmeli olarak görev yaptığını ve yaklaşık iki hafta önce okul yönetimi tarafından görevden alındığını doğruladı. Olayın ardından velilerin, öğretmenin Alevilere yönelik nefret söylemlerine karşı hukuki yollara başvuracağı ifade edildi.

Bu tür olaylar, eğitim ortamında ayrımcılığın ve nefret söyleminin kabul edilemez olduğunu bir kez daha göstermektedir. Her bireyin inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık hakkına sahip olduğu unutulmamalıdır.

Köln Cemevi’nde Avrupa Alevi Gençler Birliği Tüzük Kurultayı Yapılıyor

KÖLN – Avrupa Alevi Gençler Birliği (AAGB) Tüzük Kurultayı, Köln Cemevi’nde iki gün sürecek bir etkinlikle başladı. Kurultay, Alevi yol insanı ve araştırmacı-yazar Turan Eser ile toplumsal özgürlük mücadelelerinde yaşamını yitirenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla açıldı. Saygı duruşunun ardından gülbank okunarak delil uyandırıldı ve divan üyeleri seçimi gerçekleştirildi. Divanın belirlenmesinin ardından gündem maddeleri, Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen delegelerin onayına sunuldu.

AAGB Genel Başkanı Haşim Aslan, açılış konuşmasında Turan Eser’in Alevi gençlik örgütlenmesine yaptığı katkılara dikkat çekti. Kurultayda gündem maddeleri üzerine sunumlar yapılarak tartışmalar sürdürüldü. AABK Genel Başkanı Hüseyin Mat da kurultaya katılarak gençlerin duyarlılığına ve davalarına sahip çıkmalarının önemine vurgu yaptı. Mat, Avrupa’daki Alevi gençlerin ırkçılığa karşı yürütülen mücadelenin içinde yer almalarının gerekliliğini belirtti.

Alevi Kültür Merkezi – Cemevi Başkanı Gökhan Berk, Köln Cemevi olarak bu önemli genel kurula ev sahipliği yapmaktan duydukları onuru dile getirdi. AABK Eşit Başkanı Nevin Kamiloğlu, kurultaya gönderdiği yazılı mesajında, Alevi gençliğinin geleceği inşa etme sorumluluğuna dikkat çekerek, gençlerin birlik ve dayanışma içinde hareket etmeleri gerektiğini vurguladı.

FUAF’nin önceki dönem Eşit Başkanları’ndan Rozbi Demir, Alevi gençliğine hitap ederek, bu kurultayın Avrupa Alevi gençliğinin kendi yolunu yeniden tarif etmesi için bir fırsat sunduğunu belirtti. Demir, Alevi gençliğinin Avrupa Alevi Hareketi’nin öncülüğünü üstlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Kurultay, iki gün boyunca çeşitli oturumlarla devam edecek ve Alevi gençliğinin temsiliyeti, örgütlenme modeli gibi konular ele alınacak.

Devletin sessizliği, FEDA ve DAKB’nin suçlarına ortaklık yapıyor!

Suriye’nin İdlib bölgesinden Türkiye’ye sığınan 22 Arap Alevi, Harran Geçici Barınma Merkezi’nde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Avrupa Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadın Birliği (DAKB), bu durumu “insanlık suçu” olarak nitelendirerek devleti göreve çağırdı. Açıklamada, Alevilerin yıllardır DAİŞ ve Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) gibi cihatçı grupların saldırılarına maruz kaldığı ve bu nedenle Türkiye’ye sığındıkları belirtildi.

FEDA ve DAKB, Türkiye’de de Alevi yurttaşların özgürlüklerinden mahrum bırakıldığını vurguladı. Açıklamada, “Bu insanlar evlerini, sevdiklerini geride bıraktı. Hayatta kalmak için Türkiye’ye sığındı ama şimdi, devlet eliyle yeniden ölümün kıyısına sürükleniyorlar” denildi. Geri gönderme yasağının ihlal edildiği de ifade edildi.

Bu gruplar, hükümete seslenerek, “Hiçbir devlet insanları inancı, kimliği ya da politik görüşü nedeniyle ölüme gönderemez” şeklinde sert bir uyarıda bulundu. Devletin sessizliğinin suça ortak olma anlamına geldiği vurgulandı. Açıklamada, Alevilere yönelik bu politikanın cihatçı grupları güçlendirdiği ve toplumda bir “ölümle terbiye edilme” anlayışının hâkim olduğu ifade edildi.

FEDA ve DAKB, geri gönderilmek istenen 22 Alevi sığınmacının hayatlarının tehlikede olduğunu belirterek hükümetin tutumunu eleştirdi. “Bu kişilerin Suriye’ye zorla geri gönderilmesi infaz, işkence ve zorla kaybedilme anlamına gelir. Bu bir prosedür değil, insanlık suçudur” denildi. Son olarak, kalıcı ve güvenli koruma sağlanması gerektiği çağrısında bulunuldu.

Dersim İnşa Kongresi Çalıştayı Oberursel’de Hayata Geçti

Oberursel’deki Dersim İnşa Kongresi (DİK) çerçevesinde, Alevi Kültür Merkezi’nde iki günlük bir çalıştay başladı. Çalıştayın ilk günü Dersimli bireylerin katılımıyla gerçekleşirken, ikinci gün Avrupa’daki Dersim kurumları ve Dersim’deki seçilmişlerle devam edecek. DİK eş başkanları Akife Polat ve Erol Aydın’ın yaptığı konuşmalar dikkat çekti.

Eş başkan Akife Polat, Dersimli kadınların kimliğinin inanç, sınıf ve cinsiyet gibi unsurların etkileşimiyle şekillendiğini vurguladı. Bu kesişimlerin, özellikle anadilde inanç ritüellerinin sürdürülmesiyle güçlendiğini belirten Polat, eşitsizlik sorununa da dikkat çekti. “Eşitliğin mevcut olmaması, Dersim adına faaliyet yürüten kurumlarda dahi gözlemlenebilmektedir” dedi.

Eski DİK yöneticisi Mustafa Şen, geçmişteki çalışmalara dair eleştirilerde bulundu. Hedeflenen büyümenin sağlanamadığını ifade eden Şen, “Olumsuzlukları örtbas etmek yerine yapılan yanlışları açıkça ortaya koymak gerekir” dedi. Derneklerin ve önemli şahsiyetlerin katılımının yetersiz olduğunu belirten Şen, bu durumun kendileri için büyük bir eksiklik olduğunu ekledi.

Çalıştayda konuşmalar devam ediyor. Katılımcılar, Dersim’in geleceği ve mevcut sorunları üzerine fikir alışverişinde bulunuyor.

Fransa Alevi Birlikleri: Basın özgürlüğü halkın sesidir, susturulamaz!

Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu (FUAF), Tele 1 Televizyonu’na kayyum atanması ve gazeteci Merdan Yanardağ’ın gözaltına alınmasına sert tepki gösterdi. FUAF, basın özgürlüğünün hakikatin, adaletin ve demokrasinin temel direği olduğunu vurgulayarak, “Halkın sesi susturulamaz” ifadesini kullandı.

Federasyon, Türkiye’de basın özgürlüğü ve demokrasinin ağır biçimde ihlal edildiğini belirterek, bu gelişmeleri derin bir kaygı ve öfkeyle karşıladıklarını açıkladı. “Tele 1’e kayyum atanması, halkın vicdanına darbedir” diyen FUAF, bağımsız gazeteciliğin önemine dikkat çekti.

Merdan Yanardağ’a yöneltilen “casusluk” suçlamasının kabul edilemez olduğunu ifade eden federasyon, bu tür suçlamaların gazetecilerin itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını gösterdiğini belirtti. FUAF, Yanardağ’ın halkın haber alma hakkını savunan bir gazeteci olduğunu vurguladı.

Tele 1’in bağımsız ve eleştirel gazeteciliğin simgelerinden biri olduğunu hatırlatan FUAF, hiçbir fikrin halkın sesinin susturulmasını meşru kılamayacağını ifade etti. Açıklamada, Alevi inancının adalet ve hakikat temelli değerlerine vurgu yapılarak, “Hakikatin susturulmasına sessiz kalmak, yolumuzun özüne aykırıdır” denildi.

FUAF, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunmaya devam edeceklerini belirterek, “Bir ülke basınını susturduğunda, önce kalemler kırılır, sonra vicdanlar” uyarısında bulundu. Kayyum zihniyetinin son bulması ve hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesi gerektiği ifade edildi.

Alevi Kurumları Tek Ses: “Basın Özgürlüğü İktidarın Keyfine Bırakılamaz!”

Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Türkiye Alevi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, TELE 1 televizyon kanalına kayyum atanmasını kınadı. Ortak bir açıklama yayımlayan Alevi kurumları, halkın haber alma hakkına ve basın özgürlüğüne yönelik bu saldırıyı asla kabul etmediklerini belirtti.

Açıklamada, TELE 1’e yönelik kayyum kararının halkın haber alma hakkını hedef aldığı ifade edilerek, “Bu antidemokratik müdahale, demokratik düzene ve ifade özgürlüğüne ağır bir darbedir” denildi. Alevi kurumları, iktidarın muhalif kesimlere yönelik baskıcı politikalarının demokratik toplum düzeniyle bağdaşmadığını vurguladı.

Kurumlar, “İktidarın, muhalif tüm kesimlere yönelik baskıcı, susturma ve sindirme politikaları, çoğulculuğu yok sayan bir yaklaşım sergilemektedir. Bu duruma karşı geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı. Ayrıca, basın özgürlüğünü ortadan kaldıran hukuksuz kararın derhal geri alınması ve demokratik hakların güvence altına alınması talep edildi.

Alevi kurumları, açıklamalarını “Basın özgürlüğü hiçbir iktidarın keyfine göre sınırlandırılamaz” vurgusuyla tamamladı. Bu durumun, toplumsal değerler ve demokrasi için önemli bir tehdit oluşturduğunun altını çizdiler.

Gösterişli Beton Külliyeler Alevi Bektaşi İnancını Özünden Koparamaz KENAN KÜÇÜK

Alevi Bektaşi inancı dışarıdan müdahalelere, dayatmalara veya tanımlamalara boyun eğmez. Siyasi parti, siyasetçi ya da Yola bağlı olmayan kişiler bu inancı kendi çıkarlarına göre tanımlama, yönlendirme veya kontrol etme hakkına sahip değildir.

“Alevi İslam” adıyla yapılan tanımlar, bu Yol’un tarihsel, kültürel ve felsefi özünü çarpıtmaktan başka bir işe yaramaz. Alevilik bir mezhep ya da başka bir dinin parçası değil, kendi öğretisi, erkanı ve felsefesiyle özgün bir yoludur. Yolu herhangi bir dine veya ideolojiye indirgemek, yüzyıllardır süregelen asimilasyonun bugünkü biçimidir.

Alevi Bektaşi inancı, Anadolu’da insan sevgisi, doğa bilinci ve tüm inançlara saygıyı esas alarak; ilim ve bilimi hedef edinmiş hakikat arayışıyla kök salmıştır. Bu Yol korkuya değil bilince, biata değil sorgulamaya, şekle değil özü önemser.

İnsanı merkeze koyan bu inanç, iktidarın gölgesinde ya da beton duvarlar arasında nefes almaz; secdesi gösterişli yapılarda değil, insanın özündedir.

Alevilik, tarih boyunca özünden koparmaya çalışan tüm çabaları boşa çıkarmıştır. Yolundan ve özünden asla taviz vermemiş, bugün de vermeyecektir. Kendi özüne, değerlerine ve Yol’una bağlı Alevi toplumu, tüm baskılara rağmen daima ayakta kalmış ve ışığını korumuştur.

İki yüz yıl önce II. Mahmud, Hacı Bektaş Dergahı’nda Bektaşi dedelerini görevden alarak sürgüne göndermiş ve yerine Nakşibendi şeyhlerini kayyum olarak atamıştır. Aynı dönemde dergahın avlusuna cami yaptırmış ve Alevi Bektaşi inancını saray merkezli din anlayışına göre yeniden biçimlendirmeyi amaçlamıştır.

Bugün külliye adıyla yükselen abartılı yapılar ve özellikle öne çıkarılan “Alevi İslam” söylemleri, iki yüz yıl öncesini hatırlatmaktadır. O gün dergaha atananlar vardı, bugün ise protokol kapılarında sıraya dizilen, fotoğraf karesine girmek için yarışan sözde dedeler var.

Fark yalnızca biçimdedir; niyet aynıdır. Amaç, Alevi Bektaşi inancını özünden koparmak ve resmi tanımlar içine hapsetmektir.

Alevilik devletin dayatmasıyla şekillenmemiştir. Tarihi boyunca hiçbir güce boyun eğmemiş, hiçbir iktidara biat etmemiştir. Bu Yol yüzyıllardır pirin rehberliği, zakirin nefesi ve canların rızalığıyla yaşam bulmuştur.

Yolun gücü taş duvarlarda değil, halkın gönlünde; muhabbet halkasının ışığında saklıdır.

Bugün kimi sözde dedeler külliyelerin gölgesinde yer arasa da gerçek pirlik protokol masasında değil, cem meydanında, canların gözünde ve gönlünde ölçülür. Gösterişli yapılar yükseltilse de Yol’un hakikati gösterişle değil, yalnızca rızalıkla kurulan muhabbet halkasında yaşar.

Alevi Bektaşi inancı dün olduğu gibi bugün de kendi Yolunda yürümektedir. Ne devletin tanımıyla ne de siyasetin yönlendirmesiyle var olur. Bu Yol, iktidarların değil; hakikat arayan canların yoludur.

İki yüz yıl önce dergaha yapılan kayyum ataması Ocağın ateşini söndüremedi, bugün de beton külliyeler ve resmi tanımlar bu ışığı söndüremez.

Alevilik, Hak ile insan arasındaki görünmez bağdır. Sarayda değil gönülde, protokolde değil cem meydanında yaşar.

Yolumuz, özümüz ve muhabbet halkamız her daim dimdik ayaktadır. Ocağın ateşi hiçbir güç tarafından söndürülemez; yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.


24.09.2025 / Alevi Haber Ağı

ADA: Merdan Yanardağ ve TELE 1’e Alevi Dayanışması Büyüyor!

“Özgür basın iyi ya da kötü olabilir, ama özgürlük olmayınca basın ancak ve ancak kötü olacaktır.” – Albert Camus. Ülkemizde basın özgürlüğüne yönelik saldırılar her geçen gün artmaktadır. Bugün sabah saatlerinde TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, casusluk suçlamasıyla gözaltına alınmış ve aynı gün akşamında TELE 1’e kayyum atanmıştır. Bu gelişmeler, halkın gerçekleri öğrenme hakkına yönelik ciddi bir tehdit teşkil etmektedir.

TELE 1, yıllardır iktidarın baskılarına karşı durarak halkın sesi olmuştur. Kayyum atanması, yalnızca bir medya kuruluşunu değil, demokrasi ve özgür basın anlayışını da hedef almış durumdadır. Ana Haber Bülteni, kayyum ataması sonrası TMSF yetkilileri tarafından yarıda kesildi. Sunucu Murat Taylan, izleyicilere kayyum yönetimi altında bir yayının başlayacağını duyurarak bu durumu protesto etti.

TELE 1 programcısı Tuncay Mollaveisoğlu, kayyum kararına tepki olarak istifa ettiğini açıkladı. Mollaveisoğlu, Merdan Yanardağ’a olan inancını dile getirirken, halkın haber alma hakkının karartılmak istendiğini vurguladı. Bu durum, basına yönelik baskıların yalnızca bir parçasıdır ve toplumda derin bir rahatsızlık yaratmaktadır.

Alevi Dayanışma Ağı (ADA) olarak, basın üzerindeki baskılara karşı duruyoruz. TELE 1’in susturulması, demokratik kamuoyunun susturulması anlamına gelmektedir. Alevi toplumu, tarih boyunca adaletin ve hakikatin yanında yer almıştır. Bugün de bu inançla, gerçeği dile getirmenin suç olmadığını savunuyoruz.

Merdan Yanardağ ve TELE 1 emekçilerinin yanında olduğumuzu belirtirken, tüm demokratik kurumları, Alevi halkımızı ve vicdan sahibi bireyleri bu saldırıya karşı dayanışmaya çağırıyoruz. Türkiye halkları, baskılara ve sansüre teslim olmayacaktır.

Berlin Cemevi ve Ombudsmanlık Ofisi Ayrımcılığa Karşı Bir Araya Geldi

Berlin Cemevi, Berlin Eyaleti Ayrımcılıkla Mücadele Yasası (LADG) çerçevesinde faaliyet gösteren Ombudsmanlık Ofisi ile önemli bir görüşme gerçekleştirdi. Toplantıda, Alevi toplumunun karşılaştığı çoklu ayrımcılık biçimleri, farkındalık çalışmaları ve ayrımcılıkla mücadele için atılacak ortak adımlar masaya yatırıldı.

Berlin Cemevi’ni temsil eden Nazire Karaman, Erdal Çağlar ve Ceren Türkmen, ayrımcılık deneyimlerini ve Alevi toplumunun ihtiyaçlarını dile getirdi. Ayrıca, Köln’den katılan Özge Erdoğan da Alevi gençlerin karşılaştığı zorluklar hakkında bilgi verdi. Ombudsmanlık Ofisi Başkanı Dr. Doris Liebscher ve hukuk ekibi tarafından karşılanan heyet, toplantının merkezine Alevi bireylerin yaşadığı ayrımcılık deneyimlerini yerleştirdi.

Görüşmenin önemli bir kısmında, Berlin Eyaleti Ayrımcılıkla Mücadele Yasası’nın toplumsal eşitlik ve adalet açısından önemi vurgulandı. Alevi kadın ve erkeklerin maruz kaldığı çoklu ırkçılık deneyimleri, özellikle okullarda Alevi çocuklarının yaşadığı ayrımcılıklar somut örneklerle aktarıldı.

Ayrıca, Berlin Cemevi ile Ombudsmanlık Ofisi arasında sürdürülebilir bir diyalogun gerekliliği üzerinde duruldu. Alevilerin yaşadığı ayrımcılık vakalarının daha görünür hale getirilmesi ve mağdurların desteklenmesi de toplantının önemli gündem maddeleri arasında yer aldı.

Berlin Cemevi, bu verimli görüşme sonrası Ombudsmanlık Ofisi tarafından hazırlanan bilgilendirme broşürlerinin dağıtılacağını duyurdu. İki tarafın da işbirliği ve sürekli diyalog konusundaki kararlılığı, ayrımcılıkla mücadelede yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor.

Alevi Bektaşi Federasyonu Adıyaman’da Alevi Örgütleri ve Muhtarları Buluşturuyor

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki Alevi örgütleriyle muhtarların bir araya geleceği genişletilmiş bir toplantı düzenliyor. Toplantı, 3 Kasım Pazartesi günü saat 18.00’de Adıyaman’daki AKD Yenimahalle Rıza Tanrıverdi Cemevi’nde gerçekleştirilecek.

Etkinliğe, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ve ABF Genel Başkan Yardımcısı Bülent İlik katılacak. Toplantının amacı, bölgedeki Alevi kuruluşlarının dayanışmasını güçlendirmek ve siyasal gelişmeler karşısında ortak bir yol haritası oluşturmaktır.

ABF yetkilileri, Adıyaman’daki buluşmanın bölgesel bir koordinasyon toplantısının ötesinde, Alevi kurumlarının ortak mücadele hattını güçlendirmek için önemli bir adım olduğunu vurguladı. Toplantıda, Alevi kurumlarının yerel yönetimlerle ilişkileri, inanç mekânlarının statüsü ve bölgesel eşgüdüm gibi konular ele alınacak.