Ana Sayfa Blog Sayfa 1036

HDP, Paludan’ın Kuran’ı Kerim’i yakmasını kınadı: Nefret suçu

HDP, İsveç’te sağcı politikacı Paludan’ın Kuran’ı Kerim’i yakmasını kınadıklarını açıkladı ve ‘nefret suçudur’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP), İsveç’te aşırı sağcı politikacı Rasmus Paludan’ın Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği’nin önünde Kuran’ı Kerim’i yakmasını kınadıklarını açıkladı.

Halklar ve İnançlar Komisyonu Demokratik İslam Masası’ndan yapılan yazılı açıklamada, “İsveç’te ırkçı Sıkı Yön Partisi (Stram Kurs) lideri Rasmus Paludan tarafından Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği’nin önünde Kuran’ı Kerim’in yakılmasını en ağır şekilde kınıyoruz. Bu tutum İslam inancına yönelik büyük bir nefret suçudur. Bizler; tüm halkların, kimliklerin, dillerin, kültürlerin, inançların eşitliğini; özgürce yaşamasını savunurken, Müslümanlığa karşı geliştirilen ayrımcılığı kabul edemeyiz. Batıda yükselen İslamofibiyi kabullenemeyiz, izleyici kalamayız. İnanç ve ibadet inananların vicdanıyla ilgilidir. Tüm inançlar üzerinde kurulan her türlü tahakküme, ayrımcılığa, nefret suçuna karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Müslümanların kutsal değeri olan Kur’an-ı Kerim’e yönelik yapılan saldırının failleri hakkında bir an önce işlem başlatılmalıdır. Tüm dünya kamuoyunu bu nefret suçuna karşı tutum almaya çağırıyoruz” denildi.

ANKARA

#HDP #Paludanın #Kuranı #Kerimi #yakmasını #kınadı #Nefret #suçu

Kolombiya ve ELN görüşmelere yeniden başlıyor

Kolombiya ve ELN Meksika’da barış görüşmelerine yeniden başlayacaklarını duyurdu

Kolombiya ve Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) Bogota’nın kısa bir süre önce iki taraflı ateşkes ilan etmesi ve ardından bunu iptal etmesiyle ortaya çıkan çıkmazı aşarak önümüzdeki ay Meksika’da barış görüşmelerine yeniden başlayacaklarını duyurdu.

ELN ile ordu arasında neredeyse 60 yıldır devam eden savaşın sona ermesi için geçen yıl Caracas’ta ilk kez görüşmeler yapılmıştı.

Ateşkes konusundaki geri adım, ELN’nin ateşkesi kabul etmediğini açıklamasının ardından geldi.

Her iki taraf da bu hafta Caracas’ta acil bir toplantı yaptı ve müzakerelerin ikinci turunun 13 Şubat’ta Norveç, Venezuela, Küba ve Şili ile birlikte görüşmelerin garantör ülkelerinden biri olan Meksika’da yapılması konusunda anlaştı.

Eski bir M-19 şehir gerillası grubu üyesi olan ve geçen yıl göreve gelen Devlet Başkanı Gustavo Petro, her türden silahlı grupla barış anlaşması ya da teslimiyet anlaşması yapma sözü verdi.

Kaynak: ANF

#Kolombiya #ELN #görüşmelere #yeniden #başlıyor

Licê’de askeri operasyon

Licê ilçesinde yüzlerce asker ve korucunun katılımıyla operasyon başlatıldı

İçişleri Bakanlığı, Amed’in Licê (Lice) ilçesinde 645 asker ve korucunun katılımıyla yeni bir askeri operasyon başlattığını duyurdu. Operasyonun Licê’nin Huseynig kırsal mahallesi çevresinde yürütüldüğü ifade edildi.

AMED

#Licêde #askeri #operasyon

Şenyaşar ailesinden HDP’nin önergesinin reddedilmesine tepki

Adalet mücadelesini sürdüren Şenyaşar ailesi, HDP’nin Suruç Devlet Hastanesi’nde yaşanan katliama dair verdiği Araştırma Önergesi’nin reddedilmesine tepki gösterdi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti, 685’inci gününde. Aile, hafta sonu adliyenin kapalı olmasından dolayı nöbeti Pirsûs ilçesindeki evlerinde sürdürdü.

Ailenin sanal medya hesabından yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi: “HDP, Suruç Devlet Hastanesi katliamı ile ilgili Meclis Araştırması önergesi vermiş. Bu önergeyi reddetmek vicdansızlıktır. İnsanlık suçunu işleyenleri korumaktır. Yaşanabilir bir ülke için adalet istiyoruz.”

RIHA

#Şenyaşar #ailesinden #HDPnin #önergesinin #reddedilmesine #tepki

Amedspor Kadın Futbol Takımı kararlı: Hedef birincilik

Süper Lig B Grubu’nda mücadele eden Amedspor Kadın Futbol Takımı bu yıl 1’inci sıraya yükselmekte kararlı

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Kadınlar Süper Ligi’nde B Grubu’nda mücadele eden Amedspor Kadın Futbol Takımı, tüm baskılara rağmen mücadelesini sürdürüyor. Gittiği birçok kentte ırkçı saldırılara maruz kalan futbolcular, takımlarını şampiyonlar ligine çıkarmak için ellerinden geleni yapacaklarını söylüyorlar.

Takım kaptanı Güzide Alçu, 14 yıldır Amedspor’da oynadığını belirterek, “Amedspor Kadın Futbol Takımı 2009 yılından beri var. O günden bu yana çok iyi sonuçlar elde ettik. Maç bloklarımız ve şu anki ligin durumuna göre 4’üncü sıradayız. 7 yıldan sonra ilk defa Amedspor Kadın Futbol Takımı olarak çok güzel bir yerdeyiz. Hedefimiz tabi ki 4’üncü sırada olmak değil, tamamen 1’inci sıraya yükselmek” diyor.

Amedspor olarak misafir ettikleri her takımı çok iyi karşıladıklarını ancak kendilerinin aynı muameleyi görmekdiklerini söyleyen Alçu, “Fakat bunlar bizi yıldırmaz. Kaptanımız Şehmus Özer’in de dediği gibi ‘Biz onları çiçekle karşılarız, varsın onlar bize her şeyi yapabilirler’” vurgusu yapıyor.

Kaynak: JinNews

#Amedspor #Kadın #Futbol #Takımı #kararlı #Hedef #birincilik

Konya Ovası’nda kuraklık hasarı: Durum gün geçtikçe kötüye gidiyor

Konya Ovası’nda, kuraklık nedeniyle tehlike artıyor. Karatay Ziraat Odası Başkanı Kavuneker, ‘Durum gün geçtikçe kötüye gidiyor. Şu anda sahada 3’te 2 hasar var’ dedi

İki milyon 200 bin hektarlık ekim alanına sahip Konya’da, yılda yaklaşık 2,5 milyon ton buğday üretiliyor. ‘Türkiye’nin tahıl ambarı’ olarak bilinen Konya Ovası’nda ise beklenen yağışlar düşmediği için kuraklık tehlikesi yaşanıyor. Karatay Ziraat Odası Başkanı Rıfat Kavuneker, kuraklık nedeniyle ekilen ürünlerin zarar görmeye başladığını söyledi.

Kavuneker, söz konusu zararın yağışsız geçen her gün daha da artacağını belirterek, “Konya Havzası’nda, durum gün geçtikçe kötüye gidiyor. Hala yağmur veya kar yok. Şu anda sahada 3’te 2 hasar var. Kurak alanlarda yüzde 50, yüzde 70 arasında sıkıntı var. Yağışsız ortam devam edecek olursa; bu oran yüzde 100 kurak alana doğru gidiyor” dedi.

Kaynak: DHA

#Konya #Ovasında #kuraklık #hasarı #Durum #gün #geçtikçe #kötüye #gidiyor

‘Jin, Jiyan, Azadî’ Kolektifi Londra’da büyük yürüyüşe hazırlanıyor

‘Jin, Jiyan, Azadî’ Kolektifi, 28 Ocak’da Londra’da hem İran ve Rojhilat’taki halk isyanına destek hem de idamlara dur demek için büyük bir yürüyüş düzenleyecek

‘Jin, Jiyan, Azadî’ Kolektifi bir açıklama yaparak, Rojhilat’ta başlayan ‘Jin, Jiyan, Azadî’ isyanının tüm İran ve dünyaya yayıldığını ve İran halklarının bugün bu devrime sahip çıktığını belirtti.

Kolektif Kürt halkına, İran’daki Fars, Beluc, Azeri halklarına ve İngeltere’deki özgürlük talep eden tüm kesimlere 28 Ocak’ta Londra’da düzenlenecek büyük yürüyüşe katılım, İran halklarının mücadelesine destek ve idamlara karşı mücadele çağrısında bulundu.

DIŞ HABERLER

#Jin #Jiyan #Azadî #Kolektifi #Londrada #büyük #yürüyüşe #hazırlanıyor

ALS hastası Kuday tahliye edilmediği gibi tedavisi de engelleniyor

2018’den bu yana ölümcül ALS hastalığı ile mücadele eden hasta tutuklu Abdulkadir Kuday’ın tedavisi engelleniyor

İnsan Hakları Deneği (İHD) verilerine göre Türkiye’deki cezaevlerinde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta tutuklu ve mahpus bulunuyor. Hasta tutuklulardan birisi de Abdulkadir Kuday. 2014 yılında “Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma” ve de “Kasten Öldürme” suçlarından hakkında Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılan Kuday’a hakkında somut hiçbir delil yokken “Kasten Öldürme” suçunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Yargıtay tarafından da cezası onanan Kutay’ın dava dosyası ise halen Anayasa Mahkemesi’nde bekletiliyor. Ölümcül kas ve sinir hastalığı olan ve ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) tanısı konan Kuday, şu an Metris R Tipi Hapishanesi’nde tutuluyor.

Ağrısı giderek artıyor

Kuday, 2018’de Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde kaldığı dönem voleybol oynarken dengesini kaybetmesi sonucu yere düşüp sağ ayağından yaralanıyor ve sağ ayağı alçıya alınıyor. Ancak aradan uzun süre geçmesine rağmen sağ ayağındaki ağrıda herhangi bir azalma olmuyor, aksine ağrılar şiddetlenip kuvvetsizlik oluşmaya başlıyor. Ayağının üzerine basmakta oldukça güçlük çeken, ayaklarında ve bileklerinde hissizlik, belinde de şiddetli ağrı hissetmeye başlayan Kuday, cezaevi revirine başvurması üzerine hastaneye sevk ediliyor. Tekirdağ Devlet Hastanesi’ne sevk olan Kuday, burada yapılan tetkikler sonucunda bel fıtığı teşhisi konuyor. Ardından 27 Kasım 2019’da bu sefer Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne sevk edilen ve EMG (Elektromiyografi) çekimi yapılan Kuday’a ameliyat tarihi veriliyor. Fakat 19 Şubat 2021 tarihinde mahpus Kovid-19 olduğundan operasyon erteleniyor. Kovid-19 salgını yüzünden uzun bir süre tedavisi geciktirilip aksatılıyor.

Hastane sevkleri yapılmıyor

25 Mart 2021’de yapılan tetkiklerde daha sonra Kuday’ın sağ ayağında düşüklük tespit ediliyor ve bu tarihten itibaren korse kullanması gerektiği söyleniyor. Bu defa da iki ay sonraya ameliyat için randevu veriliyor. Mahpusun bu tarihe kadar geçen süre içerisinde sağ ayağındaki kuvvetsizlik şiddetleniyor. 25 Mayıs 2021 tarihinde ameliyat olan Kuday’ın şikayetleri daha da artıyor ve bu şikayetlere karında ağrı ve göğüste daralma ekleniyor. Kuday salgın boyunca düzenli olarak gitmesi gereken kontrollere ise hastaneye sevki yapılmadığı için gidemiyor.

İnfazı 6 ay geri bırakılmalı

Daha sonra Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’ne ait 1 Aralık 2021 tarihli sağlık kurulu raporunda Kuday’ın infazının 6 ay geri bırakılması gerektiği ifade ediliyor. Yine aynı hastaneye ait 2 Aralık 2021 tarihli sağlık kurulu raporunda da; “…5275 Sayılı Kanunu’nun 18. Maddesi uyarınca R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na nakli gerektiği…” belirtiyor.

Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun 24 Aralık 2021 tarihli raporunda, Kuday’ın tam teşekküllü bir eğitim araştırma ya da üniversite hastanesi nöroloji kliniğine sevkinin sağlanması gerektiği belirtiyor. ATK ayrıca Kuday’ın R tipi ceza infaz kurumu şartlarında infazına devam edebileceğine ve 3 ay sonra sağlık durumunu gösteren raporlar ile yeniden değerlendirme yapılabileceğini ifade ediyor. Adli Tıp Kurumu’nun raporu üzerine mahpusun Metris R Hapishanesi’ne sevki yapılıyor. Fakat Kuday’a uygulanan tedavilerden herhangi bir olumlu sonuç alınamadığı gibi karın ağrısı ve göğüs daralması da şiddetleniyor.

Endoskopiyle ağrılar artıyor

Kuday’a, 2022 Mart ayının sonlarına doğru karın ağrısı nedeniyle kolonoskopi ve endoskopi uygulanıyor. Kuday’ın göğsünde baskı ve şiddetli ağrı hissetmesi üzerine bu defa 5 Nisan 2022 tarihinde İstanbul Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi’ne sevki yapılıyor fakat Kuday, yeniden Kovid-19 yakalanıp 11 gün hastanede kalıyor. Mahpusun ayakta ve ellerde güçsüzlük, hissizlik, belde, sırtta, boyunda ve karındaki şiddetli ağrı, kusma, uykuda nefessiz kalma; göğüste daralma, yanma hissi, kilo kaybı, kulak çınlaması, işitme kaybı, yakın görmede azlık gibi şikâyetleriyse artarak devam ediyor.

Sorunlar devam ediyor

Avukat Eda Önal, müvekkili Abdülkadir Kuday’ın sevkler sonucu getirildiği Metris R Tipi Hapishanesi’nde bir süre tek başına kaldığını fakat yapılan başvurular sonrası yanına belden aşağısı felçli olan hasta mahpus Serdal Yıldırım’ın getirildiğini ifade etti. ANF’ye konuşan Önal, her iki tutuklu da sürekli sakatlık hali mevcut olduğundan hali hazırda sorunların ise devam ettiğini vurguladı.

İSTANBUL

#ALS #hastası #Kuday #tahliye #edilmediği #gibi #tedavisi #engelleniyor

Mahabad’daki cumhuriyet nasıl kuruldu, neden yıkıldı?

22 Ocak 1946’da Mahabad’ın tarihi meydanı Çarçira’da ilan edilen Kürdistan Cumhuriyeti’nin kuruluşunun üzerinden 77 yıl geçti

2. Dünya Savaşı’nın ikinci yılı; 1941’de Rus birlikleri doğudan, İngilizler de güneyden İran’ı işgal ettiler. İngiliz işgalinin yaşandığı günlerde 2 Eylül 1941’de Türk hükümeti, Londra’ya bir not gönderdi. Notta bölgedeki Kürtlerin örgütlemelerine dikkat çekiliyor, İngiliz hükümeti uyarılıyordu. O günlerde Qazi Muhammed’in başkanlığında bir Kürt heyeti, Sovyetler Birliği ile görüşme amacıyla Bakü’ye gitti. Azerbaycan başbakanı Bakırof ile görüşen Kürt heyeti, Sovyet idaresiyle başta ekonomi olmak üzere birçok anlaşma imzaladı.

Kürtler, Sovyetler’den destek sözü alarak topraklarına geri dönerken, 16 Ağustos 1943’e gelindiğinde Komela (Kürdistan Diriliş Topluluğu) kuruldu. 1944’te ise üç Kürt örgütü Komela, Xoybun ve Hevi bir araya gelmiş, güçlerini birleştirme kararı alarak ve ‘üç sınır’ adlı bir anlaşma imzaladılar. Mahabad’a giden süreç, işte böyle Kürtler arasındaki birlik ve bölgedeki dengelerin getirdiği olanaklar sayesinde gerçekleşti.

Mahabad’da tarihi gün

Tarih gün ise 22 Ocak 1946 olarak seçildi. O gün Mahabad’ın tarihi meydanında toplanan binlerce kişi önünde Qazi Muhamed, cumhuriyeti şu sözlerle ilan etti: “Kanımın son damlasına, alacağım son nefesime kadar Kürdistan’ın bağımsızlığını ve cumhuriyeti koruyacağıma Allah’ıma, Kürt ulusuna ve kutsal Kürdistan bayrağı üzerine yemin ederim.”

Cumhuriyet ilan edildiğinde 46 yaşında olan Qazî Muhamed’in cumhurbaşkanı olarak seçilmesi şüphesiz tesadüf değildi. Cumhuriyetin hazırlığını yapan komite cumhurbaşkanı olarak gördüğü Qazî Muhamed bölgedeki köklü ve dindar bir aileden geliyordu. Amcası Fetah Qazî, 1916’da Rusya’ya karşı savaşta hayatını kaybetmiş, dedesi Şêx Elmeşayêx 1930’da Diwander kentinde Kürt aşiretlerini biraraya getirerek İngilizlere karşı “ortak cephe” kurma önerisini yapmıştı.

İlandan birkaç gün sonra ise 14 bakandan oluşan hükümet kabinesi kuruldu. Kürtlerin birliği sembolize eden renkler ilk kez bir cumhuriyetin bayrağına yansırken, Kürt şair Dildar’ın 1938 yılında hapisteyken kaleme aldığı “Ey Reqip” şiiri ulusal marş olarak kabul edildi. İlk cumhuriyetin kuruluşu deklere eden ilanların basıldığı sadece bir matbaası vardı.

Cumhuriyetin sınırları içinde yer alan bölgede bulunan okullarda Kürtçe eğitim başlarken, milisler ise düzenli orduya geçti. İlk günlerde ordunun sadece 10 bin tüfeği, ve 20 kamyon cephanesi vardı. Cumhuriyetin bir başka önemli çalışması ise kültür, sanat ve edebiyat alanlarındaydı. Kısa bir sürede cumhuriyetin kararıyla operalar kuruldu, bilimsel kitaplardan çocuk dergilerine kadar birçok basın-yayın çalışması gerçekleşti.

Cumhuriyet yüzüstü bırakıldı

Kürt halkı açısından bu tarihi gelişmeler yaşanırken, 2. Dünya Savaşı’nın bittiği o günlerde dünyada yeni düzenler, yeni dengeler kuruluyordu. Başını ABD’nin çektiği batı dünyasında Hitler Almanyası’nın korkusunun yerini doğu-batı arasındaki soğuk savaşa alıyordu. Sovyetler Birliği ise İran’a yanaşıyordu.

Moskova yönetimi, Tahran ile petrol anlaşmalarını yaptıktan hemen sonra güçlerini bölgeden çekme kararı aldı. Kürdistan Cumhuriyeti yüzüstü bırakılırken, kazanımlar masa üstünde yapılan görüşmelere kurban edildi. Kızıl Ordu 9 Mayıs 1946’da İran topraklarından çekildi, 17 Aralık’ta ise Mahabad’a giren İran ordusu cumhuriyetin önderlerini esir aldı. Cumhuriyetin genelkurmay başkanı olan Molla Mustafa Barzani ise 500 peşmergesiyle uzun ve zorlu yürüyüşten sonra, Aras nehrini geçerek Sovyetler Birliği’ne sığındı.

Qazi Muhamed’in idamı

Cumhuriyetin kurulmasından tam bir yıl ve bir gün sonra, 23 Ocak 1947’de Qazi Muhamed’e İran askeri mahkemesi idam cezası verdi. Aynı yılın 31 Mart gününde ise cumhuriyetin ilan edildiği meydan; Çarçira’da Qazi ve 2 arkadaşı idam edildi. 47 yaşındaki Qazi Muhamed, 20. yüzyılda idam edilen son Kürt önderi olarak tarihe geçti.

O dönem bölgede görev yapan ve Mahabad’ı ziyaret eden Tahran’daki ABD Büyükelçiliği’nin askeri ataşesi Archie Roosevelt Jr. daha sonra kaleme aldığı kitaplarında Kürtlerin hatalarını şöyle analiz edecekti: “Kürtlerin liderleri ve öncü kadroları aydın şehir halkı içinden gelmesi gerekiyor. Ancak hiçbir eğitime sahip olmayan aşiret liderleri öncü rolünü üstlenmek zorunda kalıyorlar. Maalesef askeri güçleri ise iktidar boşluklarından dolayı başarılı oluyor ve daha sonra da kaybediyorlar.”

PKK Lideri Abdullah Öcalan tecrit halinde tutulduğu İmralı adasında kaleme aldığı “Demokratik Uygarlik Manifestosu / Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü” kitabında Mahabad deneyimi sonrası Kürt halkında yaşanan kırılmaya ilişkin şu çarpıcı değerlendirmelerde bulundu:

“Demokratik olmayan otonomi savaşları ve çatışmaları, öncülerinin sınıfsal yapısı gereği çoğunlukla yenilgiyle sonuçlanmış, bu da bir bütün olarak Kürt ulusal varlığı ve özgürlüğü üzerinde derin tahribatlar yaratmıştır. Her yenilgi bir kırıma yol açmış, her kırım ise kültürel soykırımı bir adım daha ilerletmiştir. Doğu Kürdistan’da 1878’deki Şeyh Ubeydullah Nehri, 1920’lerdeki Simko ve 1945’lerdeki Qadı Muhammed önderliğindeki hareketler benzer sonuçlara yol açmışlardır. Yenilgi ve daha çok ezilme ulusal varlığı ve özgürlüğü daha da zayıflatmış, umutsuz duruma düşülmesine yol açmıştır.

Qazi Muhammed’in önderlik ettiği Mahabad Cumhuriyeti deneyimi, modern halkçı niteliğine rağmen, öteki isyanlarla aynı akıbeti paylaşmaktan kurtulamamıştır. Beyaz Türk faşizmiyle Rıza Pehlevi faşizmi arasında 1937’de Sadabad Paktı adıyla varılan anlaşma özünde Kasr-ı Şirin Antlaşması’nın çağdaş biçimi olup, Kürt bölünmesini derinleştirme ve özgürlük hareketini ortaklaşa tasfiye etme amaçlıdır. Günümüzde de Türkiye’deki yeşil faşist iktidarla İran İslami faşist iktidarı arasında Kürdistan’ın ulusal varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlama mücadelesine karşı yapılan ve yürütülen çok sayıda gizli anlaşma söz konusudur.

Kürt hareketi, İkinci Dünya Savaşından sonra Mahabad Cumhuriyeti’nin tasfiye edilmesiyle derin bir sessizliğe gömülmüştür. Kendini sırasıyla beylik, şeyhlik ve ilkel milliyetçi önderliklerle ifade eden hareketlerin ağır yenilgisi bu ölüm sessizliğine yol açmıştır. Umutsuz ve karamsar bir dönem baş göstermiştir. 1945’lerde ilan edilen KDP’ler kendilerini çağdaş partiler olarak tanımlamaya çalıştılar. Doğal olarak yakın geçmişin ağır izlerini taşımaktaydılar. Burjuva sınıf temelleri zayıftı. Aydınları çok azdı. Yenilgilerin yol açtığı umutsuzluk yeni girişimlere karşı oldukça ihtiyatlı yaklaşmalarına yol açıyordu.”

Kaynak: ANF

#Mahabaddaki #cumhuriyet #nasıl #kuruldu #neden #yıkıldı

Gardiyan darp etti tutukluya dava açıldı

İskenderun M Tipi Cezaevi’nde gardiyanlar tarafından darp edilen tutuklu Ferhat Demirbaş hakkında “basit yaralama” gerekçesiyle dava açıldı

İskenderun M Tipi Cezaevi’nde 31 Mayıs 2022’de koğuş araması sırasında İ.B. adlı gardiyanın üniformasını yırtarak, darp etmeye çalıştığı iddiasıyla tutuklu Ferhat Demirbaş hakkında “basit yaralama” gerekçesiyle başlatılan soruşturma tamamlandı. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, İskenderun Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. Kabul edilen iddianamede, müşteki İ.B. ve tanık gardiyan İ.Ö ile Demirbaş’ın beyanlarına yer verdi. Üzerine atılı suçlamayı reddeden Demirbaş, İ.B’nın boynuna herhangi bir müdahalede bulunmadığını belirtti. Müşteki İ.B. ve tanık gardiyan İ.Ö. ise, Demirbaş’ı suçladı. İddianamede, Ferhat Demirbaş’ın müşteki olan infaz koruma memurunun kamu görevi kapsamına giren bir işi ifa ettiği sırada darp ederek üzerine atılı suçu işlediği ileri sürülerek, “Basit yaralama” suçundan cezalandırılması talep edildi.

‘Adaletin geldiği nokta’

Açılan davaya tepki gösteren Demirbaş’ın avukatı Mehtap Sert, “2015’te İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşanan olaylarda müvekkilin istinaftan dosyası bozulunca duruşma öncesi diğer sanıklarla birlikte cezaevinde darp edildiler. Mahkeme hakimi duruşma salonunda onları kan, yüz göz mor görünce tutanak tutup savcılığa bildirimde bulundu. Mahkeme hakimi tarafından darp edildikleri tutanağa geçtiği halde gardiyanlar hakkında dava açılmadı. Müvekkil hakkında dava açıldı. Adaletin geldiği nokta” dedi.

HABER MERKEZİ

#Gardiyan #darp #etti #tutukluya #dava #açıldı