Ana Sayfa Blog Sayfa 1039

Tecrit eylemi Adana’ya taşındı

ESP ve SGDF üyeleri İzmir ve İstanbul’un ardından cezaevleri ve tecride dikkat çekmek için yaptıkları açlık grevi eylemini Adana’ya taşıdı

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ile birlikte PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan ağır tecride karşı İzmir ve İstanbul’da 3’er günlük açlık grevi eylemi yapan Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) üyeleri eylemlerini Adana’ya taşıdı.

Hasta tutuklular ölüme terk edildi

İHD Adana Şubesi’nde yapılan basın toplantısında konuşan açlık grevi eylemcilerinden Tuncay Özen, faşizmin ilk olarak her zaman devrimci tutuklulara saldırdığını söyledi. Tutuklulara yönelik baskının infaz yakma, çıplak arama işkencesi, işkencenin yanı sıra, kötü yemekler, yetersiz beslenmeye kadar gittiğini kaydeden Özen, hasta tutuklular ölüme terk edildiğini kaydetti.

Dayanışma çağrısı

Özen, “Bütün bu hak gasplarına karşı diğer demokratik kitle örgütleriyle buluşmak için onları da bu konunun birer öznesi haline getirmek için açlık grevine başladık. Bütün demokratik kitle örgütlerini, Alevileri, Kürtleri, kadınları, gençleri, LGBTİ+’ları, tutsaklarla dayanışmaya çağırıyoruz” dedi.

Tecride vurgu yapıldı

Okunan basın metninde ise, “Hasta tutsakların serbest bırakılması; yayın yasağı-sınırlaması ve görüşçü engeli gibi tüm hak gasplarının kaldırılması; yeni infaz uygulamasının iptali; infaz yakma ve sürgün sevklerin durdurulması; İmralı hapishanesinde Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit terörünün son bulması, avukatları ve ailesiyle görüşmesinin sağlanması için bir araya gelelim, birleşik mücadeleyi yükseltelim! Mahallelerde, işçi havzalarında, kampüslerde, kent merkezlerinde, ATK önlerinde eylemlerimizi yaygınlaştıralım. Yürüyüşlerle, basın açıklamalarıyla, açlık grevleriyle, duvar yazılarıyla, pankartla tutsakların sesini büyütelim. Mektup arkadaşlığımızla, tutsaklara görüşçü olma görevini omuzlamakla, hapishane önlerinde yaşanan hak gasplarına alacağımız tutum, tutsakları sahiplenme tavrıyla duvarları aşalım, tutsaklar ve yakınlarıyla dayanışmamızı geliştirelim” denildi.

ADANA

#Tecrit #eylemi #Adanaya #taşındı

‘MİT yalanı’ ile yapılan istismarda iddianame hazırlandı

Konya’da lise öğrencisini ‘Seni Milli İstihbarat Teşkilatı’na memur olarak alacağız’ diyerek istimar eden Ahmet Mandal ve ona yardım eden müdürler için iddianame hazırlandı. İddianamede 37’şer yıl hapis cezası istendi

Konya’da, lise öğrencisi G.A.’nın “Seni Milli İstihbarat Teşkilatı’na memur olarak alacağız” vaadiyle kandırılıp elektrik ustası Ahmet Mandal’ın cinsel istismarına uğramasına ilişkin açılan soruşturmada, Mandal ile tutuklanan okul müdürleri Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri hakkında iddianame hazırlandı.

37 yıl hapis isteniyor

İddianamede Mandal, Koleri ve Avcu hakkında, “cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “çocuğun nitelikli cinsel istismarı”, “sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı” suçlarından 37’şer yıla kadar hapis cezası istendi.

Üç kişi tutuklandı

Lise müdürü Harun Avcu, geçen yıl Kasım ayında, son sınıfta okuyan G.A. isimli kız öğrenciyi, derslerinde başarılı olduğu için ‘Seni Milli İstihbarat Teşkilatı’na memur olarak alacağız’ diyerek kandırıp, evli ve 3 çocuk babası Ahmet Mandal ile tanıştırdı. Mandal’ın istismarı G.A.’nın durumu anlatması ve ailesinin şikayetiyle ortaya çıkarken, Mandal, gözaltına alınıp 25 Kasım’da tutuklandı. Soruşturma kapsamındaki yeni delillerle G.A.’nın kendi okul müdürü Harun Avcu ile G.A. ve Mandal’ın odasında dini nikahın kıyıldığı okulun müdürü Asuman Sahar Koleri de daha sonraki süreçte tutuklandı.

Uzman çavuş da göz yummuş

Savcılık tarafından hazırlanan iddianame Konya Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İddianamede G.A’nın kandırılmasına yer verildiği gibi bir uzman çavuşun da göz yumduğu belirtilmiş. Savcı, iddianamede, mağdur G.A.’nın Ahmet Mandal tarafından Konya’nın ilçesindeki jandarma karakoluna götürüldüğünün, burada görevli nöbetçi uzman çavuş B.K.’nin Ahmet Mandal ile G.A.’nın birlikte boş koğuşta gecelemelerine izin verdiğinin ortaya çıktığını anlattı.

Ceza istendi

İddianamede, “B.K.’nın nöbetçi uzman çavuş olarak görev yaptığı ve olay tarihinde koğuş sorumlusu olduğu jandarma karakoluna getirilmesi ile kamu görevlisi olan şüpheli, B.K.’nin şüpheliyle aralarında evlilik bağı bulunmayan reşit olmayan mağdurla şüphelinin tek başlarına bir koğuşta gecelemelerine izin vermesi, şüphelinin mağdur ile aynı yatakta yatarak, dokunma şeklinde gerçekleşen ve basit cinsel saldırı boyutunu aşmayacak şekilde istismar ve kişiyi hürriyetinden alıkoyma eylemine yer ve imkan sağlama suretiyle, yardım ederek iştirak ettiğine dair hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte şüphe delilinin oluşmuştur” denildi.

Hesaba 54 bin TL transfer

İddianamede, ayrıca tutuklu bulunan Ahmet Mandal, Harun Avcu, Asuman Sahar Koleri ile tutuksuz A.A. ve M.K.’nin banka hesap hareketlerinin incelendiğinin, A.A.’nın hesabından Asuman Sahar Koleri’nin hesabına açıklaması bulunmayan 54 bin lira para transferi gerçekleştiğinin bilirkişi raporuyla tespit edildiği kaydedildi.
İddianamede ayrıca tutuksuz A.A., M.K., B.K., H.K. için ise “cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçlarından hapis cezası istendi.

KONYA

#MİT #yalanı #ile #yapılan #istismarda #iddianame #hazırlandı

Foçalılar’dan taş ocağına karşı eylem

Foçalılar, sulak alanlara ve tarihi yapılara zarar verecek olan taş ocağına karşı eylem yaptı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, praoje sahibi Mustafa Narlı’nın İzmir’in Foça ilçesinde açmak istediği taş ocağı için “Çevresel Etki Değerlendirme” sürecini başlattığını duyurdu. Proje tanıtım dosyasına göre, ilçenin İsmetpaşa Mahallesi sınırları içerisinde yer alan 98,63 hektarlık ruhsat alanının 19,97 hektarlık alanında tüf taşı çıkarılması planlanıyor.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nden 10 yıllığına işletme ruhsatı alan şirket, yılda 25 bin ton tüf taşı çıkarmayı hedefliyor.

Proje ile ilgili dikkat çeken diğer bir nokta ise, ruhsat sahasının yaklaşık 200 metre uzaklığında bir tüf taşına oyulmuş şekilde inşa edilen Pers Mezar Anıtı’nın bulunması. Açılmak istenen taş ocağına karşı Doğa ve Tarih Talanına Hayır Platformu, Pers Anıt Mezarı önünde basın açıklaması yaptı.

2 bin 500 yıllık mezar var

Açıklamada konuşan platform üyesi Ömer Atilla, son yıllarda ülkenin dört bir yanında yer altı ve yerüstü zenginliklerin acımasızca talan edildiğini belirterek, taş ocağının yapılmak istendiği bölgede dünya mirası 2500 yıllık Pers Mezar Anıtı’nın olduğuna dikkat çekti.

Yargıya taşıancak

Atilla, korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları, sulak alanlar, su havzaları, tarihi yapılar, tarihi sit alanlarının bulunması nedeniyle projeye “Ruhsat İptali” davası açacaklarını ekleyerek, “ÇED Olumlu Kararı çıkması halinde idari dava ile iptal davası açacağız” diye belirtti.

HABER MERKEZİ

#Foçalılardan #taş #ocağına #karşı #eylem

Cumartesi Anneleri İsmail Şahin’in akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri 18 Ocak 1996’da İstanbul’da kaybettirilen İsmail Şahin’in akıbetini sordu

Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin açığa çıkarılıp yargılanması için her hafta Galatasaray Meydanı’na çıkan Cumartesi Anneleri, 930’uncu hafta eylemlerini de meydanın kendilerine yasaklanmasından ötürü online gerçekleştirdi.

Bu haftaki eylemde, 18 Ocak 1996 günü Beyoğlu Belediyesi’nde işçi olarak çalışan İsmail Şahin’in çalışma saatleri içerisinde kaybedildiği dosya kamuoyu ile paylaşıldı.

Dosya paylaşıldı

Eylemde bu hafta açıklamayı, 21 Mart 1995’te polis tarafından gözaltına alınan ve kaybedilen Hasan Ocak’ın yeğeni Dilcan Acer okudu. Yaşam hakkı ihlaline karşı devletin yükümlülüklerini hatırlatan Dilan, “Devlet, olayı tam anlamıyla açıklığa kavuşturmak, sorumluları belirleyip yargılamak ve cezalandırmakla yükümlüdür. 930 haftadır bu topraklardaki yaşam hakkı ihlallerinin son bulması için devletin ilgili organlarını göreve çağırıyoruz. 930’uncu haftamızda, ailesinin tüm girişimleri ilgili kurumlarca karşılıksız bırakılan İsmail Şahin dosyasını kamuoyu ile paylaşıyoruz” sözlerini kullandı.

‘Ortadna kayboldu’

Beyoğlu Belediyesi’nde 36 yaşında iken işçi olarak çalışan İsmail Şahin’in DİSK Genel İş üyesi olduğunu söyleyen Acer, “18 Ocak 1996 günü sabah saat 06.30’da görev yaptığı 34 ATZ 59 plakalı temizlik aracında iş başı yaptı. Her sabah olduğu gibi temizliğe İstiklal Caddesi ile başlayan araç, 11’inci nokta olan Mimar Sinan Üniversitesi’ne geldiğinde, iş arkadaşları İsmail Şahin’in elindeki süpürge ile birlikte ortadan kaybolduğunu söyledi. Şahin ailesi sürekli ağlayan bu kişilerin çelişkili bilgiler verdiklerini ve konuşmaktan korktuklarını fark etti. Aynı günlerde İsmail’in 4 yaşındaki kızı annesine, babasını televizyonda polislerle gördüğünü söyledi. Aile Beyoğlu Belediyesi’ne başvurdu. İsmail Şahin’in mesai saatleri içerisinde kaybolduğunu ve bundan işveren olarak sorumlu olduklarını söyleyerek olayı araştırmalarını istedi. Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusu yaptı” ifadeleriyle İsmail’in kaybedilme sürecini anlattı.

Akıbeti hala bilinmiyor!

Savcılığa suç duyurusunda bulunularak İsmail’in akıbetinin soruşturulmasının istendiğini belirten Acer, “Eşi Kiraz Şahin ve babası Halil Şahin vefat edinceye kadar İsmail’i aramaya, yasal girişimlerde bulunmaya devam etti. Ancak İsmail’e dair hiçbir bilgiye ulaşamadan aramızdan ayrıldılar. Özetle, devlet, İsmail Şahin dosyasında etkili bir soruşturma yapma, olayda sorumluluğu olanları ortaya çıkarma yükümlülüğünü yerine getirmedi” şeklinde konuştu.

Şahin dosyası araştırılsın

930’uncu haftalarında bir kez daha devlet yetkililerine seslenen Acer, “Devlet yalnız gözaltında kaybedilenlerin değil, ortadan kaybolan kişilerin de akıbetini araştırmak ve açığa çıkartmakla sorumludur. Kayboluşunun 27’nci yılında bir kez daha İsmail Şahin dosyasında etkin bir soruşturma başlatılmasını, ortaya çıkan maddi hakikatin çocukları ve kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyoruz” çağrısında bulundu.

‘Vazgeçmeyeceğiz’

Kaç yıl geçerse geçsin, İsmail ve tüm kayıpları için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Dilcan, “Devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 231 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

İSTANBUL

#Cumartesi #Anneleri #İsmail #Şahinin #akıbetini #sordu

Hiranur Vakfı iddianamesini yazan savcının görev yeri değiştirildi

Tecavüz skandalı ile gündeme gelen İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı’na ilişkin iddianameyi yazan savcının görev yeri değiştirildi

İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’in 6 yaşındaki çocuğu H.K.G’yi ‘dini nikah’la 29 yaşındaki müridi Kadir İstekli’yle ‘evlendirmesi’ skandalıyla ilgili iddianameyi hazırlayan İstanbul Anadolu Adliyesi Savcısı Ercan Ateş’in görev yerinin değiştiği ortaya çıktı

BirGün’den Timur Soykan’ın haberine göre Savcı Ercan Ateş, aile suçlarıyla ilgili savcılık bürosundan genel soruşturma bürosuna atandı.

Soykan’ın yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Tarikatın karanlık kuşatması sürerken H.K.G.’nin yaşadıklarıyla ilgili iddianameyi yazan İstanbul Anadolu Adliyesi Savcısı Ercan Ateş’in görev yeri değiştirildi. Ercan Ateş, başka bir savcıda iki yıl bekleyen soruşturmayı iddianameye dönüştürmüştü. Ercan Ateş, aile suçlarıyla ilgili savcılık bürosundan genel soruşturma bürosuna atandı. Bu bir terfi ya da tenzili rütbe değil ancak istek dışı yapılmış bir görevlendirme. Yargı çevresindeki söylentilere göre; Ercan Ateş, H.K.G.’nin suç duyurusuyla ilgili soruşturmada başsavcı vekiline haber vermediği için bu görevlendirme yapıldı.”

HABER MERKEZİ

#Hiranur #Vakfı #iddianamesini #yazan #savcının #görev #yeri #değiştirildi

Rejim kadınları hedef almaya devam ediyor: Başörtü takmayan Manari tutuklandı

İran’da molla rejimi protestoların önüne geçebilmek adına kadınlara baskı uygulamaya devam ediyor. Rejim, sanatçı Shabani’ye eylemlere destek veridği için hapis cezası verirken, başörtüsü karşıtı ve aktivist Manari’yi tutukladı

İran’da hükümetin insan hakları ve kadın hakları aktivistlerine yönelik baskılarını sürdürürken, kadınların da tüm baskılara rağmen direnişleri devam ediyor

Tahran Devrim Mahkemesi 15’inci Şube tarafından tiyatro ve sinema sanatçısı Shiva Shabani’ye 5 yıl hapis cezası verdi. Shiva Shabani’ye “Ülke güvenliğine karşı toplanma”, “Rejim aleyhinde propaganda yapma” iddialarından ceza verildi. Shiva Shabani’ye hapis cezasına ek olarak ta iki yıl boyunca yurtdışı yasağı, siyasi partiye üyelik yasağı, dergi, gazete ve dijital platformlara yazı yazma yasağı, tiyatro sahnesine çıkma yasağı, radyolara katılım yasağı verildi.

Kısa ve uzun metrajlı olmak üzere çok sayıda farklı projede yer almış olan Shiva Shabani, aktif sanatçı kimliği ile tanınıyor.

Başörtü takmayan Souda Manari tutuklandı

İran’ın Erdebil Eyaleti’nde zorunlu başörtüsü karşıtı ve aktivist Souda Manari tutuklandı. Erdebil kent sokaklarında başörtüsü olmadan yürüyüş eylemi düzenleyen ve ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganı atan aktivist Souda Manari, bireysel eylemi ile tanınmıştı. Souda Manari, gerçekleştirdiği eylemi daha sonra dijital medya platformlarında paylaşmış ve büyük beğeni, destek toplamıştı.

Souda Manari’nin tutuklandığını İnsan hakları örgütleri de doğrularken, aktivistin nereye götürüldüğü bilinmiyor.

NUJİNHA

 

 

 

#Rejim #kadınları #hedef #almaya #devam #ediyor #Başörtü #takmayan #Manari #tutuklandı

Adliyede intihar ettiği iddia edilen Atılgan defnedildi

İfade vermek için gittiği Yüksekova Adliyesi’nde intihar ettiği iddia edilen Ferhat Atılgan, toprağa verildi

Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesinde dün saat 16.00’da ifade vermek için Yüksekova Adliyesi’ne giden 26 yaşındaki Ferhat Atılgan’ın, tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildiğini öğrenmesi üzerine adliyenin 3’ncü katından atlayarak intihar ettiği iddia edildi.

Hastaneye kaldırıldı

Ağır yaralı olarak Yüksekova Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Atılgan, hayatını kaybetti. Atılgan’ın cenazesi otopsi işlemlerinin ardından Bajêrge (Akalın) Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Tutuklama kararı olmadığı ortaya çıktı

Atılgan’ın avukatı, 2015’teki bir molotofun yapımında kullanılan eldivende Atılgan’ın DNA örneğine rastlandığı gerekçesiyle savcı tarafından tutuklama talebiyle Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edildiğini ancak hakkında kesinleşmiş bir tutuklama kararının olmadığını belirtti.

Öte yandan Atılgan’ın şüpheli ölümüne ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

COLEMÊRG

 

#Adliyede #intihar #ettiği #iddia #edilen #Atılgan #defnedildi

Gazeteci Derya Ren’e hücre cezası

Gazeteci Derya Ren çıplak aramaya karşı direndiği için hakkında 3 günlük hücre cezası verildiği öğrenildi

Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan JINNEWS muhabiri Derya Ren’e 3 günlük hücre cezası verildiği öğrenildi.

Ren, cezaevine götürülürken gardiyanlar tarafından çıplak aramaya zorlanmıştı. Çıplak arama uygulamasının insanlık onuru ile bağdaşmadığını ifade eden Ren, bu uygulamaya karşı direnerek kabul etmemişti.

Gazeteci Ren’in çıplak aramayı kabul etmemesi sonucu hakkında başlatılan soruşturma kapsamında 3 günlük hücre cezası verdiği öğrenildi.

AMED

#Gazeteci #Derya #Rene #hücre #cezası

Şenyaşar ailesi: Adalet gelene kadar adalet pankartı kalacak

Adalet Nöbet’leri 684’üncü günde olan Şenyaşar Ailesi sanal medya hesaplarından, ‘Adalet gelene kadar bu pankart Urfa adliyesi önünde kalmaya devam edecek!’ dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018’de AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ve saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti, 684’üncü güne girdi. Aile hafta sonu adliyenin kapalı olmasından ötürü nöbeti Pirsûs ilçesindeki evlerinde sürdürüyor.

Adalet gelene kadar bu pankart kalacak

Aile sanal medya hesabından “Adalet gelene kadar bu pankart Urfa adliyesi önünde kalmaya devam edecek! Adaletin gecikmesinin sebebi @akpartiurfa için dışlanan bir milletvekilidir. Bu adaletsizliği görmezden gelenler sadece Şanlıurfa’da değil ülke genelinde kaybedecekler!” dedi.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Adalet #gelene #kadar #adalet #pankartı #kalacak

‘Şam Ankara ile anlaşırsa Suriye parçalanır’

Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Bêrîvan Xalid, Türkiye ve Şam hükümetinin olası bir anlaşmanın saldırıları meşrulaştırarak ülkeyi parçalamaya götüreceğini söyledi

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları devam ederken, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yürütme Meclisi Eşbaşkanı Bêrîvan Xalid, Türkiye ile Şam hükümetinin Rusya’nın arabuluculuğuyla yakınlaşmasına ilişkin Hawar Haber Ajansı’na (ANHA) değerlendirmelerde bulundu.

Çatışma daha da karmaşıklaşacak

İki ülke arasındaki yakınlaşmanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği gibi kolay bir şey olmadığını belirten Xalid, iki taraf arasında varılacak bir anlaşmasının etkilerine ve sonuçlarına dikkat çekti. Bêrîvan Xalid,”Yeni gelişmelerle yüz yüze kalacağız. Suriye’deki çatışma daha da karmaşıklaşacak, çözüm ve istikrar çabaları zayıflayacak, ülke parçalanmaya doğru gidecek” diye konuştu.

Suriye halkının geleceği umurlarında değil

Türkiye’nin çıkarları için karışıklığın yayılmasına destek verdiğini, Suriye halkının geleceğinin Şam ve Türkiye’nin umurunda olmadığını söyleyen Xalid, “Çıkarlarını esas alıyorlar. Özellikle Erdoğan bu yılın ortalarında yapılacak seçimlere yaklaşıyor. Şam ise hangi şekilde olursa olsun bölgesel ve uluslararası ilişkilerini düzeltmek istiyor” diye aktardı.
Özerk Yönetim’in Suriye krizine yaklaşımının net olduğunu belirten Bêrîvan Xalid, “Özerk Yönetim olarak, başta halkımız olmak üzeri Suriye halkının çıkarına karşı olan herhangi bir anlaşmaya karşıyız. Demokratik bir çözüm atmosferi bulmaya çalışıyoruz, ancak bazı taraflar Suriyeliler üzerinde pazarlık yapıyor. Bu durumu daha da karmaşık hale getirecek ve Suriye’yi parçalanmaya götürecek. Aynı zamanda Suriye halkının istek ve iradesinden uzak anlaşmalarla terör yeniden yaratılacaktır. Bölgelerimiz Suriye bölgeleridir ve Suriye’deki herhangi bir gelişmeden etkilenirler. Ama seçimlerimiz, halkımızın demokratik değişim hedeflerini gerçekleştirmek için direnmek ve kalmaktır” diye konuştu

İşgalin önünü açacaktır

Şam ile Ankara arasındaki yakınlaşmasının başarılı olması durumunda Kuzey ve Doğu Suriye’nin doğrudan etkileneceğini söyleyen Xalid, “Tartışmalara göre, Adana Anlaşması ve buna benzer başka şeyler konuşuldu. Şam anlaşmayı kabul ederse, Suriye’deki Türk işgalini meşrulaştıracak ve yeniden işgalin önünü açacaktır” dedi.
Özerk Yönetim projesinin Türkiye’nin hedefinde olduğunu belirten Xalid, “Erdoğan’ın bu süreçteki eğilimi taktiktir ve seçimler içindir. Şam ile bir anlaşmaya varılırsa, topraklarımıza yeni bir Türk saldırısını bekliyor olacağız” dedi.

Ulusal bir antlaşmaya ihtiyaç var

İki taraf arasındaki yakınlaşma yerine Suriye’nin kendi içinde ulusal bir anlaşmaya ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Xalid, “Aynı zamanda Suriye halkının görüşlerini dikkate almadan, tehlikeli bir sürecin başlangıcı olacak ikili pazarlıkları hayata geçirme çabalarına karşı da uluslararası desteğe ve birliğe ihtiyaç var” diye belirtti.

HABER MERKEZİ

 

#Şam #Ankara #ile #anlaşırsa #Suriye #parçalanır