Ana Sayfa Blog Sayfa 1044

HDP’den Efrîn açıklaması: Kürt kazanımlarına saldırılar sürüyor

HDP MYK’sı Türkiye’nin Efrîn saldırılarının 5’inci yıl dönümüne dair yaptığı yazılı açıklamada, Kürtlerin kazanımlarına saldırıların sürdüğü vurgulanarak, ‘Efrîn ve Suriye genelindeki savaş ve işgal politikalarına son verilsin’ çağrısı yaptı

Türkiye’nin 20 Ocak 2018’te Efrîn’e yönelik başlattığı saldırıların yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yapan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) , “Efrîn ve Suriye genelindeki savaş ve işgal politikalarına son verilsin” dedi.

Saldırılar sürüyor

Saldırıların 5’inci yılı dolayısıyla yapılan açıklamada, AKP-MHP iktidarının Suriye siyasetini önemli oranda Kürtlerin kazanımlarını yok etme ve siyasal statü elde etmelerini engellemeye adadığını belirtilirken, “Efrîn’de ağır insanlık suçları kesintisiz bir şekilde işlenmeye devam ediyor” denildi.

En az 151 sivil katledildi

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) hazırladığı rapor verilerinin paylaşıldığı ve Efrîn’de aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 151 sivilin katledildiği ve yüzlercesi yaralandığı; 4’ü çocuk, 21’i kadın olmak üzere 677’den fazla sivilin paramiliter gruplar tarafından kaçırıldığı belirtilen açıklamada, “Türkiye’nin hamiliğini yaptığı bu örgütler yerel halkın canına kastetmekte, zeytinlerine varana kadar halkın malına mülküne çökmekte, tam bir talan siyaseti uygulamaktadır. Asimilasyon politikaları çerçevesinde, yer isimleri dahil Kürt kültür ve diline dair her türlü iz silinirken halkın Esad rejiminden sonra kurduğu demokratik ve eğitim kurumları tasfiye edilmiştir. Türkiye’de HDP belediyelerine kayyım atama uygulamasına paralel olarak, Efrîn’in yönetimi de Türkiye’den atanan kayyımların ve yerelde ganimet için birbirleri ile sürekli kavga eden çete örgütlerin merhametine bırakılmıştır” denildi.

Mücadeleyi büyütelim

Yapılan saldırılara karşı uluslararası kurumların sessizliğine değinilen açıklamada, “Efrîn ve diğer bölgelerdeki işgale derhal son verilmeli, yerel halkın evlerine dönmelerine müsaade edilmeli, zararları da tazmin edilmelidir” denilerek, “Kürt meselesinin adil bir barış ile çözülmesi ve Suriye’de tüm halkların özgür ve kardeşçe yaşayabilmelerini sağlayacak toplumsal ve siyasal barışın inşası için verdiğimiz mücadeleyi büyüterek sürdüreceğiz” ifadelerine yer verildi.

ANKARA

#HDPden #Efrîn #açıklaması #Kürt #kazanımlarına #saldırılar #sürüyor

Soylu, usulsüzlüğü ‘işlem yapılmasına gerek yok’ diyerek korudu

Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’nun belediye mülkünü usulsüz kullanmasına yönelik dava açılması talebini Soylu, ‘İşlem yapılmasına gerek olmadığına’ diyerek üzerini örtemeye çalıştı

Esenler Belediye Meclisi’nin 2021 yılı Şubat ayı oturumlarında, belediye ait 5 katlı ve toplam 5 bin 250 metrekare kullanım alanına sahip bina, Bilal Erdoğan’ın yönetiminde yer aldığı Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı’na (TÜRGEV) tahsis edilmişti.

25 yıllığına bedelsiz olarak tahsis edilen bina “Özel TÜRGEV Safiye Ali Yükseköğretim Kız Öğrenci Yurdu” olarak faaliyet göstermeye başladı. Daha sonra binanın giriş katının, vakıf tarafından bir börekçiye kiraya verilmesi tartışmalara neden olmuştu.

Taşınmazlar kiraya verildi

Esenler CHP İlçe Başkanı Kemal Şahin, belediye mülkünün usulsüz olarak kullanılması nedeniyle Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu ve diğer ilgililer hakkında suç duyurusunda bulundu. Şahin, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusunda belediye taşınmazının tahsis amacı dışında kullanıldığı halde tahsis işlemini iptal etmeyen Esenler Belediye Başkanlığı ve belediye mülkünü bedelsiz tahsis ederek görevini kötüye kullanan, kamu zararına neden olan ilgililer hakkında soruşturma başlatılarak kamu davası açılmasını talep etti.

Soylu usulsüzlüğü böyle korudu!

CHP’li Şahin’in 18 Şubat 2022’de yaptığı suç duyurusundan yaklaşık bir yıl sonra, 2 Ocak 2023 tarihinde yanıt verildi.

Birgün’de yer alan habere göre, İçişleri Bakanlığı imzalı yanıtta, “Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu ve ilgili belediye görevlileri hakkında 4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanın hükümleri uyarınca işlem yapılmasına gerek olmadığına” hükmedildiği belirtildi. Suç duyurusu hakkında “işleme konulmama kararı” denildi.

Usulsüzlük kollanıyor

Esenler CHP İlçe Başkanı Kemal Şahin’in yaptığı değerlendirmede ise şöyle konuştu: “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, kendi partisinden olduğu için Esenler Belediyesi Başkanı Tevfik Göksu’nun yargılanmasına izin vermiyor. Bakan Soylu bu kararla Göksu’yu kollamıştır. Bu karar devletin geldiği durumu apaçık gösteriyor.”

HABER MERKEZİ

 

#Soylu #usulsüzlüğü #işlem #yapılmasına #gerek #yok #diyerek #korudu

Ankara JİTEM davası için avukatlardan ‘zaman aşımı’ uyarısı

Ankara’da 19 kişinin katledildiği ‘JİTEM’ davasının 5’inci duruşması görüldü. Avukatlar dosyanın zaman aşımına bırakılmak istendiğine vurgu yaptı

Ankara ve çevre kentlerinde 1993-1996 yılları arasında Altındağ Nüfus Müdürü Abdülmecit Baskın’ın da aralarında olduğu 19 kişinin katledilmesiyle ilgili açılan “JİTEM” davasının 5’inci duruşması görüldü.

Ankara 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, dosyaya 13 Ocak’ta atanan savcı, davaya hakim olmadığını belirterek, mütalaa için ek süre talebinde bulundu.

Yargılama uzuyor

Müşteki Raife Baskın’ın avukatı Yusuf Alataş, yargılama sürecinin sanıkların aklanmasına yönelik ilerlediğine işaret ederek, “İtirafçı bir sanık vardı, durduk yere adli tıpa sevk edildi. Çünkü itiraflarını kayıt dışı bırakmak için. İddialarla ilgili sanıklara bir soru dahi sorulmadı. Yargılama uzadıkça uzuyor. Zaman aşımı süresi yaklaşıyor. Burada doğru ve adil bir yargılama yapılmıyor” dedi.

Sanıkları görmeden nasıl hüküm vereceksiniz

Sanıkların mahkeme salonuna hiç getirilmediğini belirten müşteki Candan ailesinin avukatı Levent Kanat da, “Sanıkların bizzat siz tarafından sorgulanmalı. Bizlerin sorularını cevaplamalı. Her sanık 19 kişiyi öldürmekle suçlanıyor. Bu davada sizler bu sanıkların beden dilini görmeden nasıl hüküm vereceksiniz?” diye sordu.

Sürekli hakim savcılar değişiyor

Candan ailesinin diğer avukatı Murat Yılmaz ise, “Bu mahkeme sanıkları aklarken şunları söyledi: ‘Bu cinayetleri devlet yetkilileri gerçekleştirmiştir fakat yeterli delil yoktur.’ Madem bir yargılama yapacaksak sanıkları aklayacaksak, usulüne göre yapalım o zaman. Yıllardır bu dosyada sürekli hakim savcılar değişiyor. Her gelen de bu dosyayı başından atmak istiyor. Zaman aşımı yaklaşıyor. Duruşmayı kısa bir süre sonraya atalım. Sonuçlandıralım” şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti, Kutlu Adalı dosyasında balistik rapor istenmesi talebi ve sanıkların duruşmada hazır bulunması talebini ret ederek, iddia makamına gerekli süre verilmesine ve duruşmanın 10 Mart’a ertelenmesine karar verdi.

ANKARA

#Ankara #JİTEM #davası #için #avukatlardan #zaman #aşımı #uyarısı

Şenyaşar ailesi: Davanın garabete uğramasının nedeni iktidar

Şenyaşar ailesinin adalet talebiyle sürdürdüğü nöbet 683’üncü gününde; Bu zulüm ve hukuksuzluk son bulsun

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın başlattığı Adalet Nöbeti, 683’üncü gününde.

Savcı ödüllendirildi

Nöbette konuşan Ferit Şenyaşar, Türkiye’de genel itibariyle bir adaletsizliğin olduğunu ama en büyük adaletsizliğin şu an önünde nöbet tuttukları adalet sarayında gerçekleştirildiğini belirtti. Şenyaşar, “2018 yılında ailemize karşı bir katliam yapıldı. Bir hukuk faciası yapılarak olay bir bütünken Urfa Başsavcı vekili Enver Eroğlu tarafından dava ikiye bölündü. Bu hukuk faciasını gerçekleştirdikten sonra terfi alarak Tunceli’de Cumhuriyet Başsavcısı oldu. Davamızın bu şekilde garabete uğramasının sebebi iktidar partisinin bir milletvekilinin davanın içinde olmasıdır” dedi.

Hakikatler ortaya çıktı

Adliye önünde ilk nöbete başladıkları zaman sürekli engellemelere ve müdahalelere maruz kaldıklarını hatırlatan Şenyaşar, “Artık devlet de bu gerçeği öğrendi ve son süreçle ilgili tüm hakikatler ortaya çıkınca adliye önünde bize müdahale etmiyorlar. İstediğimiz zaman oturup pankartımızı açıyoruz. Annenin tek istediği haksız ve hukuksuz bir şekilde üstünlerin talimatıyla tutuklu bulunan evladına kavuşmasıdır. Anne de yoruldu artık. Bu zulmün ve hukuksuzluğun bir an önce giderilmesini istiyoruz” diye konuştu.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Davanın #garabete #uğramasının #nedeni #iktidar

EMEP: Halkın Emek ve Özgürlük İttifakı var

EMEP Genel Yönetim Kurulu yaptığı açıklama ile ‘Bankaların, çetelerin, zorbaların ittifakları varsa halkın Emek ve Özgürlük İttifakı vardır’ dedi

Emek Partisi (EMEP) Genel Yönetim Kurulu, 17-18 Ocak tarihlerinde gerçekleştirdiği ve seçim sürecini de ele aldığı toplantısının ardından sonuç bildirgesini açıkladı.

Açıklamada, “Patronların, holdinglerin partileri varsa işçi ve emekçilerin Emek Partisi vardır. Bankaların, çetelerin, zorbaların ittifakları varsa halkın Emek ve Özgürlük İttifakı vardır” denildi.

‘14 Mayıs kararı’

AKP-MHP blokunun 14 Mayıs’a işaret ederek seçim tarihini ilan ettiği belirtilen açıklamada, 6 Nisan öncesi açıklanan seçim takviminin Erdoğan’ın adaylığı başta olmak üzere, tek adam yönetiminin anayasa, yasalar ve özelde seçim yasasını nasıl ayaklar altına aldığını gösterdiği ifade edildi.

‘Anayasa teklifine hayır’

Emek Partisi’nin, AKP’nin gündeme getirerek referanduma götürmek istediği Anayasa değişiklik teklifine amasız, fakatsız “Hayır” dediği belirtilen açıklamada, AKP’nin toplum mühendisliğine soyunduğu ve iktidarını sağlama almak için kullandığı bu siyasi hamleye prim verilmemesi gerektiği ifade edildi.

Emek ve Özgürlük İttifakı mesajı

EMEP’in içinde yer aldığı Emek ve Özgürlük İttifakı ile birlikte bu sürece hazırlandığı hatırlatılan açıklamada, “İki burjuva ittifak bloku karşısında Emek ve Özgürlük İttifakı’nın 24 Eylül’de kamuoyuna açıkladığı deklarasyon, ittifak partileri olarak ortak programımızın ifadesidir. Emek, özgürlük ve halk güçlerini bu program etrafında birleştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Bu doğrultuda ittifak partilerimizin düzenlediği 15 Ocak Kartal Mitingi halkımıza umut vermiş, özgüveni artırmıştır. İşçi ve emekçilerin, Türk, Kürt ve her milliyetten yoksul halk kesimlerinin ve özgürlük taleplerinin meydanlarda ses olması için dost kurum ve kuruluşlarla, sendikalar ve meslek örgütleriyle birlikte alanlarda olmaya devam edeceğiz” denildi.

Seçimlere ittifak dâhilinde gireceğiz

Emek Partisi genel merkezinin seçim hazırlıklarını da ele alarak başta işçi sınıfı olmak üzere bütün emekçileri, kadınları ve gençleri EMEP’te örgütlenmeye, birleşmeye çağırdığı aktarılan açıklamada, “Partimiz seçimlere ittifak dâhilinde ve ittifak partilerinden biri olarak girecektir. EMEP bu süreçte hem kendi seçim çalışmalarını örgütlemekte hem de ittifak partileriyle ortak hareket etmektedir. Patronların, holdinglerin partileri varsa işçi ve emekçilerin Emek Partisi vardır. Bankaların, çetelerin, zorbaların ittifakları varsa halkın Emek ve Özgürlük İttifakı vardır” denildi.

HABER MERKEZİ

 

#EMEP #Halkın #Emek #Özgürlük #İttifakı #var

İdlibli kadınlar tacizi ifşa etti

Türkiye ve ona bağlı paramiliter grupların denetimindeki Efrin’de tecavüz merkezlerinin kurulduğu ortaya çıkmıştı. Şimdi de yine Türkiye’nin denetimindeki İdlib’te kadınların taciz ve şantajla yüz yüze bırakıldığı gündemde

Savaş, işgal ve talan politikalarının yoğun olarak yaşandığı Suriye’de kadınların yaşamları yerle bir ediliyor. Türkiye devleti ve ona bağlı paramiliter güçlerin denetimindeki İdlib’te kadınlar baskı, taciz, tecavüz, kamu ve özel alanlardan dışlanma, ekonomik yaşama katılamama gibi farklı hak ihlalleri ile karşı karşıya. Çalışma yaşamında yer almayı başarabilen kadınlar ise emek gaspının yanı sıra erkeklerin taciz ve baskısı altında.

Önce taciz sonra şantaj

Özel ve kamusal alanda çalışan kadınlar, işsizlik kaygısı ve toplumsal baskılar nedeniyle çoğu zaman yaşadıkları tacizi yüksek sesle dile getiremiyor.

İdlib’in kuzeyindeki Akrabat kasabasındaki kamplarda ikamet eden, güvenliği nedeniyle gerçek ismini veremediğimiz 28 yaşındaki Reem Arafat’ın anlattıkları, kadınlara reva görülen yaşamı özetler nitelikte. Reem Arafat, işyerinde sürekli şantaja maruz bırakıldığını, tacize uğradığını ve bunun bir kamu kurumu yöneticisi tarafından gerçekleştirildiğini aktarıyor. Uğradığı taciz ve şantajların boyutunun artması üzerine itiraz ettiğini belirten Reem Arafat’ın bu karşı koyuşu ise işsiz kalmasına yol açıyor.

İşini bırakmak zorunda kaldı

Sık sık uğradığı cinsel tacize karşı durduğunu ancak kamu kurum yöneticisinin vazgeçmediğini ifade eden Reem Arafat, en son ret yanıtını verdiği erkeğin bu kez kendisine şantajda bulunduğunu aktardı. Reem Arafat, “Şantaj yapabilmek için de eşimle iletişim kurdu ve bunu kullanarak farklı hikayeler anlatacağını söyledi” diyerek bu olayın ardından işini bırakmak zorunda kaldığını söyledi. Cinsel taciz ve şantaja karşı şikayette bulunduğunu ama yetkililerden bunun ‘şahsi’ olduğu gerekçesiyle işleme konulmayacağı yanıtı aldığını belirten Reem Arafat, geri çekilmek zorunda kaldığını, işsizliğe mahkum edildiğini dile getirdi.

Dava erkek lehine düşürüldü

Farklı bir hikaye ise 34 yaşındaki Salwa Al-Wakil’e ait. Salwa Al-Wakil, kendisini taciz eden erkeğe dava açmayı başardı. Fakat tacizci erkeğin hakkındaki suçlamaları reddetmesi üzerine yargılama yapılmadı, yani dava düşürüldü. İdlib’in Türkiye sınırındaki kamplarda eşleri olmayan kadınlarla ilgili istatistik bilgiler toplayan bir ofiste koordinatör olarak çalışan Salwa Al Wakeel, “Rastgele kamplardan birinde çalışırken, müstehcen sözlerle hitap eden bir kişi tarafından taciz edildim ve bu benim için çok büyük bir panik, allak bullak olmuştum. Uğradığım taciz yüzünden çalıştığım işyerini terk ettim. Bu korkuyla yaşamaktansa işsiz kalmayı seçtim” diyerek psikolojik krizler yaşadığını söyledi.

Erkeklerin beyanları esas alınıyor

İdlib’te insan hakları aktivisti olan Lama Qatea, kentte kadınlara yönelik baskıların had safhada olduğunu vurguladı. ‘Ahlak’ adı altında kadınların fiziksel ve psikolojik baskıya maruz kaldıklarını ve ahlak olgusu nedeniyle ise maruz kaldıkları baskı, taciz gibi sorunlarla mücadele edemediklerini aktaran Lama Qatea, tacizin suç sayılmadığını, tacizcilerin cezalandırılmadığını ve şikayetlerde erkeklerin ifadelerinin esas aldığını vurguladı. Lama Qatea, “Bu olgunun şiddetle artmasının nedeni yetkililerin bu tür vakaları yanlış ele alıyor olması. Daha doğrusu zihniyetleri ölçüsünde ele almaları” dedi. Toplumda çalışan kadınların başlı başına ‘tehlikeli’ olarak algılandığını söyleyen akitvist Lama Qatea, kadın haklarını koruyan yasaların kadınların mücadelesi ile elde edileceğini vurguladı.

Haber: Hadeel Al-Omar/İdlib-NuJINHA

#İdlibli #kadınlar #tacizi #ifşa #etti

Korucu korucuyu vurdu: 1 ölü

Sêrt’in Dihê ilçesinde korucular arasında kavga çıktı. Kavgada korucu Mehmet Yılmaz öldü

Sêrt’in Dihê (Eruh) ilçesine bağlı Dikboğaz köyünde korucular arasında kavga çıktı. Çıkan kavgada Mehmet Yılmaz adlı korucu öldürüldü.

Edinilen bilgiye göre, Dikboğaz köyünde korucuların görev noktada Mehmet Emin S. ile Mehmet Yılmaz arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönmesi sonucu Mehmet Emin S’nin, Yılmaz’ı bıçakladığı belirtildi. Ağır yaralanan Yılmaz, olay yerine gelen 112 acil sağlık ekiplerince Eruh Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen Yılmaz hayatını kaybetti.

Yılmaz’ın cenazesi, otopsi işlemleri için Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Korucu Mehmet Emin S. ise gözaltına alındı.

SÊRT

#Korucu #korucuyu #vurdu #ölü

İran 2022’de en az 179 Beluc idam etti

Eylemlerin sürdüğü İran’da Beluc Aktivist Kampanya Grubu’nun raporuna göre 2022 yılında farklı tarih ve olaylarda en az 179 Beluc yurttaş idam edildi

Jîna Emînî’nin Eylül ayında katledilmesiyle İran ve Rojhilat kentlerinde başlayan halk ayaklanması devam ediyor. Rejim güçlerinin saldırıları da artarken, saldırılarda özellikle Kürt ve Beluc yurtaşlar hedef alınıyor.
Bu durum İran rejiminin ülkede farklı etnik grup, dil ve kültürlere tahammülsüzlüğünü gözler önüne sererken, Beluc Aktivist Kampanya Grubu, yalnızca 2022 yılında farklı tarih ve olaylarda en az 179 Beluc yurttaşın idam edildiğini raporunu paylaştı.

İdamlar develet politikası

Gerçekleştirilen idamların mesnetsiz iddialarla gerçekleştirildiği ifade edilen açıklamada, bunun bir devlet politikası olduğu ve ayrıca İran’da Fars olmayan tüm kesimlere yönelik ölüm ve ağır cezaların verildiğine dikkat çekildi.

En az 500 idam

İran İnsan Hakları Kurumu (IHR)’nun 4 Aralık’ta yaptığı açıklamaya göre de, İran rejimi tarafından 2022 yılının ilk 11 ayında 500’den fazla kişinin idam edildiği, bu verinin 2021 yılında 333 olduğu aktarıldı.

Beluc Aktivist Kampanya Grubu’na göre İran’da idam edilenlerin üçte biri Beluc yurttaşlar olurken, halen çok sayıda kişi idam riski ile karşı karşıya.

HABER MERKEZİ

#İran #2022de #Beluc #idam #etti

‘Kanlı Cuma’ eylemleri öncesi Zahidan abluka altına alındı

İran rejiminin 2022’de Sistan ve Belucistan Eyalet merkezi Zahidan’da gerçekleştirdiği ‘Kanlı Cuma’ya her cuma yapılan tepkiler sürüyor, eylemler öncesi kent ablukaya alındı

İran rejiminin 30 Eylül 2022’de Sistan ve Belucistan Eyalet merkezi Zahidan’da gerçekleştirdiği ve “kanlı cuma” olarak adlandırılan katliamın ardından her cuma yapılan eylemler devam ediyor.

Her Cuma günü namaz sonrasında alanlara çıkan Sistan ve Belucistanlıların sokaklara çıkmasını engellemek için bu hafta da polisler ve askerler, Zahidan başta olmak üzere kentin birçok noktasında konumlandırıldı.

Birçok kentte kontrol noktası

Kontrol noktalarının artırıldığı kentte yoldan geçen tüm araçlar durdurularak arama yapılırken, kontrol noktalarının Keshavarz, Jam-e-Jam, Hayyam, Ortak Çarşı, Kosar ve sokak aralarında oluşturulduğu belirtildi.

Kente giriş çıklarda kontrol

Zahidan’da bulunan ve eylemlerin başlangıç noktalarından biri olduğu kabul edilen Mekke Cami etrafı tamamen ablukaya alınırken, o sırada camide bulunan yurttaşlar da saatlerce abluka içerisinde bekletildi. Yine Zahidan kent girişinde de kontrol noktaları attırılırken, masalar kurularak kente giriş ve çıkış yapanların kimlik bilgilerinin alındığı öğrenildi.

HABER MERKEZİ

#Kanlı #Cuma #eylemleri #öncesi #Zahidan #abluka #altına #alındı

Kuraklık kâbusa dönüşebilir

Mayıs ayında seçim planlayan iktidar o güne kadar ‘benden sonrası tufan’ diyerek her şeyi yapıyor ama ağır bir kuraklık şimdiden etkisini hissettiriyor. Özellikle gıda fiyatlarını kontrol etmek zor görünüyor

İktidarın yanlış politikaları sonucunda Türkiye büyük bir ekonomik krizin içinde debelenirken, AKP son hamlelerle seçim öncesinde yurttaşların öfkesini dindirmeye çalışıyor ama özellikle tarım alanında yaklaşan kuraklık bütün bu hesapları bozabilir. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri yaşanan kuraklığın boyutlarını çok net olarak ortaya koyuyor. Meteorolojiye göre, yağışlar mevsim normallerinin altında, sıcaklık ise mevsim normallerinin çok üstünde. Bu nedenle yaşanan kuraklık, çiftçiden tüketiciye, sanayiciden ihracatçıya, tarımla ilgili herkesin kâbusu oldu.

Yağış yok, sıcaklık anormal

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün “2022 Yılı Aralık Ayı Alansal Yağış Raporu”na göre yağışlar Aralık 2022’de normalin yüzde 52, geçen yılın Aralık ayının ise yüzde 57 altında gerçekleşti. Buna karşın, Aralık ayında sıcaklık normalin iki katına çıktı. Buğday, arpa ekimi yapan çiftçiler yağışın olmaması nedeniyle daha önce görülmemiş şekilde ocak ayında sulama yapmaya başladı. Kuyulardan su çekilerek buğday tarlaları sulanıyor. Sulamada kullanılan elektrik veya mazot nedeniyle maliyetler artıyor. Sulanamayan alanlarda ise bazı bölgelerde tohum çimlenmedi, bazı bölgelerde toprakta çürüdü. Çimlenen alanların bir bölümünde ise sıcaklık nedeniyle filizlenen buğday ve arpanın bir kısmı yandı. Kuraklık nedeniyle üretimde, verimde kayıplar bekleniyor.

İthalat kapıda

İlkbaharda yağışların yetersiz kalması ise en büyük endişe. Çiftçiler, yağışlardaki azalmanın devam etmesi durumunda ilkbaharda mısır, patates, şekerpancarı, yem bitkileri, sebze başta olmak üzere birçok üründe ekim yapılamayacağını ifade ediyor. Ekonomi gazetesinden Ali Ekber Yıldırım’a konuşan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal da “Kuraklık bu sene ciddi bir risk” diyor. Süreç böyle giderse birçok tarım ürününde ithalatın öne çıkması bekleniyor. Bu ise, zaten tarımı çökertilmiş olduğu için saman bile ithal eden Türkiye’de büyük risk anlamına geliyor. Dün TÜİK tarafından açıklanan tarımsal girdi enflasyonu da bunu gösteriyor. Rapora göre girdienlasyonu, yıllık bazda yüzde 121.41 arttı.

Canlı hayvan ithalatı başlıyor

Hayvancılıkta yüksek maliyetler nedeniyle üretimin yetersiz kalması ve son bir ayda hızla artan fiyatlar et ithalatını gündeme getirdi. Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (ETBİR) Başkanı Vet. Dr. Ahmet Yücesan et fiyatlarının üretici açısından olması gereken düzeye çıktığını, normal fiyat çizgisine ulaştığını belirtti. Dünya gazetesinin haberine göre; şu anda stoklarla ilgili sıkıntı bulunurken, fiyatlar yükseliyor ve piyasada tedirginlik artıyor. Yücesan, piyasanın, “bıçak sırtında gittiğini” söyledi. “Bakanlık ithalat için anlaşmalar yapmaya başladı” diyen Yücesan yurt içi üretim ve beraberinde yapılacak ithalatla kısa vadede piyasanın bir şekilde dengelenebileceğini, orta vadede ise tüketimdeki artışla beraber yine sıkıntının başlayacağını söyledi.

HABER MERKEZİ

#Kuraklık #kâbusa #dönüşebilir