Ana Sayfa Blog Sayfa 1043

Özerk Yönetim’den Efrîn açıklaması: Lahey Anlaşması çiğneniyor

Fırat Bölgesi Demokratik Özerk Yönetimi, Türkiye’nin Efrîn’e yönelik saldırılarının 5’inci yılı dolayıysıyla açıklama yaparak, ‘Efrînli Kürtler hala direniyor’ vurgusu yaptı

Türkiye’nin 2018 yılında Efrîn’e yönelik başlattığı saldırıların 5’inci yıldönümü dolayısıyla Fırat Bölgesi Demokratik Özerk Yönetimi açıklama yaptı. Türkiye ve bağlı grupların demografik değişim amacıyla Efrîn’e yönelik sürekli olarak saldırdığına dikkat çekilen açıklamada, “Kendi güvenlik kanunlarını ve yönetimini Efrîn halkına dayatmasına ve saldırmasına rağmen Efrînli Kürtler halen direniyor. Tüm bunlar Türk devletine bağlı güvenlik kurumlarının eliyle gerçekleşiyor. Bu bağlamda Türk devleti, uluslararası toplumun gözü önünde işlenen tüm bu suçların hukuki sorumlusudur” ifadelerine yer verildi.

Lahey Anlaşması çiğneniyor

Türkiye’nin 1907’de imzalanan Lahey Anlaşması’nın savaş kurallarını çiğnediği belirtilen açıklamada, “Bu yasaya göre Türk devleti işgal ettiği topraklarda hiçbir yapıyı yıkamaz, araziye ve alana el koymaz. Türk devleti ve çetelerinin Efrîn’de yaptığı uygulamalarla uluslararası kararları ve BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararını ihlal ettiğini belirtiyoruz” denildi.

Uluslararası kurumlara çağrı

Tüm bölgesel ve uluslararası güçlere sorumluklarını yerine getirmesi, savaş suçlarını ve demografik yapının değiştirilmesini durdurma çağrısı yapılan açıklamada son olarak “Öte yandan Suriye’deki tüm halklara birlik olup Türk devletinin işgal saldırılarına karşı mücadele etmesi, Suriye krizinin çözülmesi kapsamında Suriye’deki tüm taraflarla diyalog yürütmesi çağrısı yapıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Kaynak: ANHA

#Özerk #Yönetimden #Efrîn #açıklaması #Lahey #Anlaşması #çiğneniyor

Bakanlığa tutuklu gazeteciler sorusu: İddianame neden aylardır yok?

Tutuklu gazeteciler ile ilgili Adalet Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle sru önergesi veren HDP Milletvekili Tosun, iddianamelerin aylardır hazırlanmadığına dikkati çekti

Türkiye, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 2022 yılında 180 ülke içerisinde 149’ncu sırada yer aldı. Ülke genelinde ise 90’a yakın gazeteci, mesleki faaliyet yürüttüğü için tutuklandı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Remziye Tosun, Türkiye’de gazetecilere yönelik baskılara karşı Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi. Yanı sıra Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından yanıtlanması için de soru önergesi verdi.

Tosun tarafından verilen araştırma önergesinde, 8 Haziran 2022 tarihinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Amed’te 16 Haziran’da gözaltına alınan 22 gazetecinin 16’sının tutuklanması ve 25 Ekim 2022 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında MA ve JINNEWS muhabiri 11 gazetecinin gözaltına alındığı anımsatıldı. Önergede, “Gazeteciler yere yatırılmış, üzerlerine oturulmuş, silah doğrultulmuş ve ters kelepçe uygulanmıştır. Mesleki faaliyetleri sebebiyle tutuklanan gazeteciler hakkında aylardır iddianame hazırlanmaması ise ciddi hak ihlalleri doğurmuştur. Tutuklu gazetecilerin ziyaret görüşleri de engellenmektedir” ifadelerine yer verildi.

Kürt gazetecilere yönelik baskı artıyor

“Söz konusu baskıların Kürt gazetecilere yönelik artarak devam ettiği” belirtilen önergede Tosun, mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklanan gazeteciler hakkında iddianame hazırlanmamasının hak ihlaline neden olduğunu belirtti. HDP’li Tosun önergesinde ‘idianamenin aylardır neden hazırlanmadığını’ sorarak devamla şu sorulara yer verdi: “8 Haziran 2022 tarihinde tutuklanan 16 gazeteci hakkında 7 aydır, 25 Ekim 2022 tarihinde tutuklanan 9 gazeteci hakkında 3 aydır iddianame hazırlanmamasına ilişkin Bakanlığınızın girişimleri olacak mıdır? Bakanlığınız gazetecilerin gözaltına alınırken ve akabinde tutuklanırken maruz kaldığı hak ihlallerine ilişkin kamu görevlileri hakkında başlatmış olduğu soruşturma sayısı kaçtır? Söz konusu hak ihlallerine ilişkin soruşturma açılmamış ise gerekçesi nedir?”

ANKARA

#Bakanlığa #tutuklu #gazeteciler #sorusu #İddianame #neden #aylardır #yok

Marmara Cezaevlerin’de 3 ayda bin 973 hak ihlali

İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu Marmara’da yer alan cezaevlerine dair hazırladıkları raporu açıkladı. Raporda en az bin 973 hak ihlali yaşandığına yer verildi

Cezaevlerinde artan baskılara karşı birçok cezaevinde açlık grevleri devam ederken, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu’nun hazırladığı Marmara Bölgesi’nde bulunan cezaevleri raporu da yaşanan baskıları gözler önüne serdi.

Bin 973 hak ihlali

2022 Ekim, Kasım ve Aralık aylarını kapsayan 3 aylık “Marmara Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu”na dair dernek binasında yapılan toplantıda verilen bilgilere göre, 57 tutuklunun başvurusuna yer verilen raporda, yaşam hakkı ihlali, kötü muamele, darp ve işkence, sağlık ve tedavi hakkı, iletişim hakkı, beslenme hakkı, adalete erişim hakkı ve adil yargılanma hakkı olmak üzere toplam bin 973 ihlal tespit edildiği belirtildi.

Raporda İmralı vurgusu yapıldı

Raporda, ihlallerin detaylarına dair, “Yaşam hakkı bağlamında 29 ihlal, 19 tutuklu ölümle tehdit edildi, 2 tutuklu intihara zorlandı, 2 tutuklu intihar girişiminde bulundu, en az 6 tutuklu ise yaşamını yitirdi. 780 kötü muamele ve işkence vakası görüldü” bilgileri yer aldı.

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 23 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan ve 21 ayı aşkın bir süredir kendisinden haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın ailesi ve avukatlarının reddedilen görüş başvuruları söz konusu ihlallerin başında geldi. Raporda, avukat ve ailenin 33 görüşme başvurusunun reddedildiği bilgisi paylaşıldı.

Sorumluluk çağrısı

Rapor açıklamasında konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, söz konusu raporları açıklamalarının asıl nedeninin “yetkililerin çözüm üretebilmesi için” olduğunu söyledi. Yoleri, Anayasa’nın eşitlik ilkesinin uygulanmasını isteyerek, “Tutuklulara yönelik bu eşitsizlik uygulamaları karşısında yetkilileri sorumluluklarına uygun davranması gerektiğinin çağrısında bulunuyoruz” dedi.

Raporda yr verilen cezaevleri ise şöyle: Silivri Kampüs Cezaevleri, Kandıra 1 ve 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi, Kocaeli Cezaevleri, Maltepe 1 No’lu L Tipi Cezaevi, Edirne F Tipi Cezaevi, Tekirdağ 1 ve 2 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi, Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi, Silivri Açık Cezaevi, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi, Gebze M Tipi Kapalı Cezaevi, Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi, Erzurum Dumlu 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi, Antalya S Tipi Kapalı Cezaevi, Ahlat T Tipi Kapalı Cezaevi, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi, Adana Kürkçüler 1 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi, Kayseri Bünyan Kadın Kapalı Cezaevi, Şakran T Tipi Kapalı Cezaevi, Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi ve Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi.

İSTANBUL

 

#Marmara #Cezaevlerinde #ayda #bin #hak #ihlali

AYM’den Cumartesi Anneleri kararı: Kötü muamele

AYM, Cumartesi Anneleri’nin eyleminde yaşanan polis şiddetine dair ‘kötü muamele’ kararı vererek, soruşturmanın yeniden açılmasını istedi

Cumartesi Anneleri/İnsanları, gözaltında kaybedilen yakınlarının faillerin bulunması ve cezalandırılması talebiyle 22 Eylül 2018’de yapmak istediği eylemde Polisler, 21 Mart 1995’te polis tarafından gözaltına alınan ve kaybedilen Hasan Ocak’ın kardeşi Ali Ocak ile insan hakları savunucusu Sebla Arcan Tatlav’ı darp etmiş yargılama sonucunda polisler ceza almazken takipsizlik kararı verilmişi.

MA’dan Mehmet Aslan’ın haberine göre Anayasa Mahkemesi’ne taşınan davada yüksek mahkeme ihlal kararı vererek, soruşturmanın yeniden açılmasını istedi.

Yargılama süreci

Eylemde gözaltına alınırken darp edilen Seble Arcan Tatlav hastaneden darp raporu aldıktan sonra 26 Eylül’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Bir süre sonra Ali Ocak da kendisine şiddet uygulayan polisler hakkında benzer bir başvuruda bulundu.

Bilirkişi raporu

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 25 Aralık 2018’de, olay günü yaşananların görüntüleri ve yasak kararlarını savcıya gönderdi. Bilirkişi, 22 Ocak 2019’da hazırladığı raporda, polisin “müdahale dozunu” artırdığı ve slogan atan kitleyi kalkanlarla duvarın arasına sıkıştırdığını kaydetti.

Takipszilik kararı

Savcı, her iki ismin başvurularına dair yürüttüğü soruşturmada 2 Şubat 2019’da kararını açıklayarak, raporlara rağmen “takipsizlik” kararı verdi. Savcı, işkenceye dair delil olmadığını ileri sürerek, Arcan ile Ocak’ın beyanlarını “soyut” buldu. Karara yapılan itiraz da İstanbul 11’inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından 11 Nisan 2019’da reddedildi.

İhlal kararı

Arcan ve Ocak, bunun üzerine 23 Mayıs 2019’da Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu. AYM, Ocak’ın başvurusunu delil veya rapor sunmadığı gerekçeleriyle reddetti. AYM, Arcan’ın başvurusunu kabul ederek, polisin güç kullanmaya sebep olacak bir tespit ve delilinin olmadığını kaydetti.

AYM’nin gerekçeli kararında, “(…) kolluk görevlileri kalkanlar ile etrafını çevirdiği, içinde başvurucunun da bulunduğu grubu sadece derneğe yönlendirmiş; derneğe girmek istemeyen grup üyelerine dağılabilecekleri bir alan açmamıştır. Bunun neticesinde başvurucu, oldukça dar bir sokakta başka şahıslarla kalkanlar ile duvar arasında sıkışmış ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde yaralanmıştır. Bu sebeple başvurucuya karşı zorunlu bir durumda ve orantılı şekilde güç kullanıldığını söylemek mümkün değildir. Bir kez daha belirtilmelidir ki kişilerin kendi tutumunun zorunlu kıldığı hâller dışında güç kullanmaya yetkili kamu görevlilerinin kişilere fiziksel güç uygulaması kötü muamele yasağını ihlal etmektedir” ifadelerine yer verildi.

Polisler belirlenmedi

Arcan’a dönük polis şiddetinin “eziyet” olarak nitelendirilmesi gerektiği vurgulanan kararda, soruşturma aşamasındaki eksikliklere yer verildi. Kararda, savcılık tarafından emniyete yazılan müzakereye rağmen emniyetin talimatları yeterli derecede yerine getirmediğine işaret edilerek, “Bu durum sonuç olarak İstanbul Emniyet Müdürlüğünün soruşturma dosyasına yalnızca kolluk görevlilerince çekilen kamera kayıtlarını göndermesine ve kimlikleri tespit edilmediği için başvurucuya karşı zor kullanan kolluk görevlilerinin ifadelerinin alınamamasına yol açmıştır” diye kaydetti.

Manevi tazminat

AYM, Arcan’ın yönünden “kötü muamele ve eziyet yasağının ihlali” kararı vererek, 50 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti. AYM, ayrıca ihlal sonuçlarının ortadan kaldırılması için soruşturmanın yeniden açılmasına karar verdi.

Haber: Mehmet Aslan / MA

#AYMden #Cumartesi #Anneleri #kararı #Kötü #muamele

Açlık grevi eylemine polis saldırdı

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dikkat çekmek için açlık grevi başlatan ESP üyelerinin Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde yapmak istediği açıklamaya polis müdahale etti

Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve İmralı Cezaevi’nde PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride dikkat çekmek için ESP ve SGDF üyeleri 3 günlük açlık grevi başlatmıştı.

ESP İstanbul İl Örgütü’nün, açlık grevi nedeniyle Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde yapmak istediği basın açıklamasına polis saldırdı. En az 10 kişi gözaltına alındı.

“Dayanışmayı yükseltelim tecridi kıralım” pankartının açıldığı basın açıklamasında, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “Kahrolsun faşizm yaşasın mücadelemiz”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganları atıldı.

HABER MERKEZİ

 

#Açlık #grevi #eylemine #polis #saldırdı

Pozantı müdürü Sincan’da: İlk işi tutuklulara dava oldu

Adana’da 2011 yılında çocuklara işkence ve tecavüz edildiği dönemde Pozantı Cezaevi’nin ikinci müdürü olan Alper Şirin’in Sincan Cezaevi’ne müdür olarak atanmasına tepki gösteren tutuklulara dava açıldı

Adana Pozantı M Tipi Çocuk ve Gençlik Cezaevi’nde çocuklara işkence ve tecavüz edilmesi olayında cezaevinin ikinci müdürü Alper Şirin, adını yine işkence uygulamaları ile duyuran Sincan 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne atandı.

Şirin atanır atanmaz baskılar da artmaya başladı. Cezaevinde bulunan tutuklular hakkında, Şirin’e karşı cezaevi idaresine verdikleri dilekçe gerekçesiyle “Hakaret ve tehdit” iddiasıyla dava açıldı.

Özel bir grupla geliyor

Tutuklu Ramazan Çeper, ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde, “Geçmişte Adana Pozantı M Tipi Çocuk ve Gençlik Cezaevi’nde çocuklara işkence ve tecavüz edilmesinde adı geçen dönemin cezaevi ikinci müdürü Alper Şirin’in Sincan Cezaevi’ne ikinci müdür olarak gönderilmesi üzerine biz tutsaklar da karşı çıktık. Bizler hiçbir koşulda onun bizimle muhatap kılınmasını istemediğimizi ve de kabul etmeyeceğimizi dilekçeyle cezaevi idaresine bildirdik. Bu bildirim üzerine de Alper Şirin 6 tutsak hakkında ‘hakaret ve tehdit’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu ve dava açıldı. Ayrıca Alper Şirin cezaevine geldiğinden beri özel bir grup gardiyanların bizlere karşı hak ihlalleri, provokatif söylemleri ve uygulamaları arttı” dedi.

Ne olmuştu?

Pozantı Çocuk ve Gençlik Cezaevi’nde 2011 yılının Mayıs ayında yaşları 13 ile 17 arasında değişen 7 çocuk, maruz kaldıkları işkence, cinsel taciz ve tecavüze dair İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi’ne başvurdu. Aynı yılın Temmuz ayında Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, Adana Başsavcılığı, Valilik ve Adalet Bakanlığı konudan haberdar edildi, ancak bir gelişme olmadı. Olaydan 7 ay sonra olayın yeniden gündeme gelmesiyle, çocukların anlatımlarına göre kendilerini döven görevliler arasında yer alan ikinci müdür kadrosunda olan Alper Şirin, görevden alınması yerine Van Erciş Cezaevi’ne 1. Müdür unvanıyla atandı. Şirin, 10 yıl aradan sonra sürekli hak ihlalleriyle gündeme gelen Sincan 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne atandı.

ANKARA

#Pozantı #müdürü #Sincanda #İlk #işi #tutuklulara #dava #oldu

Mêrdîn’de araca saldırı olayı: Karakola 300 metre mesafede gerçekleşmiş

Mêrdîn’de 5 kişinin öldürüldüğü saldırı, karakola 300 metre mesafede olmasına rağmen müdahale edilmezken saldırının soygun amaçlı yapıldığı iddia edildi

Mêrdîn’de Nisêbîn (Nusaybin) ve Qoser (Kızıltepe) ilçeleri arasındaki Qesra Serçixan (Durakbaşı) mevkiinde önceki gece saatlerinde Irak plakalı bir araca dönük gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu Federe Kurdîstan Bölgesi nüfusuna kayıtlı 5 kişi hayatını kaybetmişti. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında 6 kişi gözaltına alınırken, 4 kişinin Oğuz Jandarma Karakolu’ndaki işlemleri devam ediyor. İfade işlemleri tamamlananların gözaltı süreleri uzatılırken, işlemlerin tamamlanmasının ardından 6 ismin Mardin Adliyesine sevk edilmesi bekleniyor.

Araç sahibi ve kiralayanlar gözaltında

Mezopotamya Ajansı’nın (MA) ulaştığı bilgilere göre; cinayette kiralık araç kullanılırken aracın resmiyetteki sahibinin Z.K. olduğu tespit edildi. Z.K.’nin verdiği bilgiler üzerine aracın gerçekte sahibi olan kişinin A.Y. olduğu, A.Y.’nin de aracı kardeşi M.Y.’ye verdiği belirlendi. Aracın M.Y. tarafından A.K., M.Ş. ve F.A. isimli kişilere kiralandığının belirlenmesi üzerine toplam 6 kişi gözaltına alındı.

Katledilen ailenin yanında işçi olarak çalışmış

Olay günü kendisinin A.Y. ile birlikte bir arkadaşına misafir olduklarını dile getiren Z.K., aracı A.Y.’nin kardeşi M.Y.’nin tanımadığı kişilere kiraya verdiğini duyduğunu söyledi. Z.K., olayla ilgili bilgisi olmadığını savundu. Yine edinilen bilgilere göre, olaya karışanlardan birinin Duhok’ta bir dönem işçi olarak katledilen ailelerden birinin yanında çalıştığı, yakın zamanda Mêrdîn’e döndüğü kaydedildi.

Karakol müdahale etmedi

Saldırının, Yeniköy Hudut Karakolu’na yaklaşık 300 mesafede gerçekleştiği, ancak askerlerin olaya müdahale etmediği belirtildi. Araca yapılan silahlı saldırı karakolun termal kameralarına da yansıdı.

Soygun için yapıldığı iddiası

Saldırıya dair soruşturma devam ederken, Mardin Cumhuriyet Savcısı Ekrem Yıldız, dün resmi olmayan bir şekilde olaya dair verdiği ilk bilgilerde şahıslardan birinin saldırıyı kabul ettiğini, diğerlerinin kabul etmediğini savundu. Savcı Yıldız, saldırıyı kabul eden kişinin “Borçlarımız vardı. Borcumuzu ödemek için yaptık” dediğini kişilerin olayı “Soygun için gerçekleştirdiklerini” söylediklerini öne sürdü.

MÊRDÎN 

#Mêrdînde #araca #saldırı #olayı #Karakola #metre #mesafede #gerçekleşmiş

Eğitim Sen Amed yarıyıl raporu: Eğitim niteliksizleştirildi

Eğitim Sen Amed Şubelerinin, 2022-2023 eğitim ve öğretim döneminin ilk yarıyılına ilişkin hazırladığı raporda eğitimin niteliksizleştirildiğine ve cinsiyetçi uygulamaların arttığına dikkat çekildi

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Amed Şubeleri, 2022-2023 eğitim ve öğretim yılının ilk yarısına ilişkin hazırladığı raporu Eğitim Sen Amed 1 Nolu Şubesi’nde açıkladı.

“Perwerdeya Bi Zimanê Zikmakî Mafê Hemû Gelan e” pankartı açılan açıklamaya, sendika üyeleri katıldı. Açıklamayı Eğitim Sen Amed 2 Nolu Şube Başkanı Hasan Çıtrık okudu.

Siyasi iktidar ve MEB’in anadilinde, demokratik, kamusal, bilimsel eğitim anlayışını dışlayarak hayata geçirdiği uygulamaların, eğitimi niteliksizleştirdiğini vurgulayan Çıtrık, eğitim sorunu görmezden gelinmeye çalışılsa da hala halkın öncelikli sorunlarından biri olduğuna işaret etti.

‘Cinsiyet eşitsizliğin en yoğun görüldüğü alanlar oldu’

Çıtrık, şu ifadeleri kullandı: “Çocuklar eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamamakta, çocuk istismarı anlamına gelen çocuk yaşta evlendirmeyi engelleyen adımlar atılmamaktadır. Yoksul, emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzere kız çocukları ve kırsal kesimde yaşayan çocuklar açısından eğitime erişim konusunda yaşanan sorunlar sürmektedir. Bölgesel, cinsel, sınıfsal vb. eşitsizlikler, anadilinde eğitim gibi en temel sorunlar iktidarın çözmek bir yana daha da derinleştiği bir yarıyıl geride kalmıştır. Eğitim sistemimiz toplumsal cinsiyet eşitliğinden oldukça uzakta ve giderek siyasi iktidarın egemen ideolojinin yoğun baskısı ve denetimi altındadır. Toplumsal yaşamın her alanında görülen cinsiyetçilik ve cinsiyetçi uygulamaların en yoğun görüldüğü alanların başında okullarımız gelmektedir. Geçtiğimiz dönemde cinsiyetçilik ve cins ayrımcı uygulamaların özellikle karma eğitim karşıtı uygulamaların devam ettiği görülmüştür. Karma eğitimi hedef alan uygulamalar okul yönetimleri eliyle hayata geçirilirken, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin sendikamızın ve kamuoyunun tepki göstermesinin ardından gönülsüzce harekete geçmesi dikkat çekicidir. Türkiye’de çeşitli nedenlerle eğitime erişimde kız çocukları, mülteci çocuklar, anadili farklı olan çocuklar, engelli çocuklar ve geçici koruma altındaki çocukların dezavantajları günden güne artarak devam etmektedir.”

Çıtrık ayrıca, aralarında eğitimci ve akademisyenlerin de olduğu 60’ı aşkın KHK’linin yaşadıkları haksızlığa dayanamayarak yaşamına son verdiğini de hatırlattı.

Sendikanın tespitlerine göre mevcut sorunlar şöyle:

“* Anadili Türkçe olmayan çocuklara anadilinde eğitim verilmemesi,

* Kadrolu güvenceli istihdam yerine ücretli öğretmen görevlendirilmesinin yoğun olması bazı ilçe ve köylerde öğretmenlik mezunu olmayan kişilerin görevlendirilmesi,

* Pandemi ile birlikte eğitim öğretime verilen ara sonucunda ortaya çıkan öğretim eksikliğinin telafi edilememesi, öğrenme eksikliğinin ortaya çıkması ve sonraki kademelere yansımasının görüldüğü,

* Yerine yenisi yapılması kararı ile yıkılan okulların aradan üç yıl geçmesine rağmen okullar tamamlanamamış, boşaltılan okulların öğretmen ve öğrencileri başka okullarda eğitim öğretim faaliyetlerinin sürdürüldüğü,

* Yoksullaştırılan ailelerin okula devam eden çocuklarına yeterli beslenme imkanı sunamadıkları bu durumun derslerine yoğunlaşamama, öğrenme güçlüğü, hastalık, devamsızlık vb. durumların ortaya çıktığı,

* İlimizde liyakatsiz atama ve görevlendirmeler; işyerlerinde çalışma barışının bozulmasına, başta mobbing olmak üzere eğitim emekçilerine çeşitli başlıklarda soruşturma ve özlük haklarının ihlaline neden olduğu,

* Bazı okullarda seçmeli derslerin öğrencilerin ilgi yetenek ve tercihleri doğrultusunda değil okul idarecilerinin keyfi uygulamaları sonucunda yönlendirilmelerin yapıldığı,

* Sendikal faaliyetlerimizden dolayı antidemokratik uygulamalarla karşılaşıldığı üye ve yöneticilerimizin gözaltına alındığı; akabinde açığa alınarak anayasal güvence altına alınan sendikal mücadelemizin engellenmeye çalışıldığı,

* Eğitim-Öğretim faaliyetlerini olumsuz etkileyen kimi durumlara yaklaşımda ‘yandaşlık’ esas alınarak kimi üyelerimize hukuksuz cezalar verildiği tespit edilmiştir.”

Kaynak: JinNews

#Eğitim #Sen #Amed #yarıyıl #raporu #Eğitim #niteliksizleştirildi

IŞİD’in ‘Rakka emiri’ Dîlok’ta yakalandı

Türkiye’de yakalandığı açıklanan üst düzey IŞİD üyelerine bir yenisi daha eklendi. Örgütün ‘Rakka emiri’ ve ‘Ninova valisi’ olduğu iddia edilen bir isim yakalandı

Muhalefet Türkiye’de son yıllarda üst düzey IŞİD’lilerin barındığını çokça dile getiriyor. Muhalefetin söylemlerinin üstüne Türkiye’de hemen hemen her ay bir tane üst düzey IŞİD’li gözaltına alınıyor.

Son olarak Gaziantep İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, IŞİD’in “Rakka güvenlik emiri” ve “Ninova valisi” olarak görev yaptığı değerlendirilen H.A’nın kentte bulunduğu bilgisi üzerine çalışma başlattı.

Adresine düzenlenen operasyonda H.A, gözaltına alındı. Baskın yapılan evde örgütsel döküman, çeşitli kimlik kartları ve yüklü miktarda döviz bulundu.

İstanbul’da gerçekleştirilen operasyonda ise IŞİD, El Kaide-HAD örgütleri ile bağlantılı olarak Türkiye’yi hedef alan eylemler yapabileceği değerlendirilen ve ‘Yabancı Terörist Savaşçı’ olduğu tespit edilen 10 yabancı şüphelinin bu sabah gözaltına alındığı açıklandı.

Dün de IŞİD soruşturmaları kapsamında Bolu, Mersin Kayseri ve Yozgat’ta operasyon yapılmıştı. Üç kişi gözaltına alınmış, sekiz kişi de tutuklanmıştı.

DÎLOK

 

#IŞİDin #Rakka #emiri #Dîlokta #yakalandı

Tutuklu belgeselci Tekin’den mektup

Tutuklu belgesel yönetmeni Sibel Tekin, cezaevinden gönderdiği mektupta ‘Sabırla özgür ve adil günleri bekliyorum’ dedi

Ankara’da bulunan evine yapılan baskınla gözaltına alınan ve ‘örgütü üyeliği’ iddiasıyla tutuklanan belgesel yönetmeni Sibel Tekin, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden mektup gönderdi.

Kalıcı yaz saati uygulaması için belgesel çekimi görüntüleri gerekçe gösterilerek 17 Aralık 2022’de tutuklanan Tekin, mektubunda, “#SibelYanımdaydı” kampanyası yürüten herkese teşekkür ettiğini ifade ederek, “Umuyorum ki buradaki süreli varlığım Şubat sonunda sona erecek ve yine kameramla sokaklarda çekim yapmaya devam edeceğim. Sabırla özgür ve adil günleri bekliyorum” dedi.

ANKARA

#Tutuklu #belgeselci #Tekinden #mektup