Ana Sayfa Blog Sayfa 1046

Fidan Libya’ya gitti

MİT Başkanı Fidan’ın Libya ziyareti CIA Direktörü William Burns’ün ziyaretinden birkaç gün sonraya denk geldi

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan’ın Libya’nın başkenti Trablus’a ‘sürpriz’ bir ziyaret gerçekleştirdi.

Şarkul Avsat’ta yer alan habere göre, Fidan’ın ziyareti sırasında, Libya Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Halid el-Mişri ile geçici Birlik Hükümeti Başkanı Abdulhamid Dibeybe arasında bir uzlaşma sağlandı.

Yerel medya organları, Dibeybe ile Mişri arasında son dönemde artan görüş ayrılıkları nedeniyle aylardan sonra yapılan bu ilk görüşmenin fotoğraflarını yayınlandı. İki yetkili, Dibeybe’nin yaklaşık iki yıldır iktidarda olan Birlik Hükümeti yerine, Temsilciler Meclisi ile işbirliği içinde yeni bir hükümet kurma çabalarını reddetmesi üzerine görüş ayrılıkları yaşıyordu.

Fidan’ın başkent Trablus’a yaptığı ziyaret, CIA Direktörü William Burns’ün benzer bir ziyaretinden birkaç gün sonra gerçekleşti.

DIŞ HABERLER

#Fidan #Libyaya #gitti

İmralı’da ne oluyor?

HDP’li vekiller Meclis önünde PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride karşı nöbet eylemini sürdürürken Batman Milletvekili Uca, tüm başvuruların yanıtsızlığını hatırlattı ve ‘İmralı’da ne oluyor?’ diye sordu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri, Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi talebiyle Adalet Bakanlığı önünde nöbete başladı. Ancak, bakanlık önünde engellenmeleri üzerine vekiller eylemi Meclis önünde sürdürdü. Vekiller, tüm baskı ve engellemelere rağmen dönüşümlü bir şekilde sürdürüleceğinin mesajını veriyor. Adalet Nöbeti tutan HDP Batman Milletvekili Feleknas Uca, HDP, DBP ve DTK Eş Genel Başkanları ile HDP’li milletvekillerinin Abdullah Öcalan ile görüşme sağlanması için çok kez başvuru gerçekleştirdiğini fakat başvurulara olumlu ya da olumsuz herhangi bir yanıtın verilmediğini söyledi.

Çözümün anahtarı Öcalan

Türkiye’nin, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin “Umut Hakkını” gündemine almadığını ve PKK Lideri’ni bu hakkın dışında tuttuğunun altını çizen Uca, “İmralı’dan 22 aydır haber alınamıyor. İmralı’da ne oluyor? Devlet ne saklıyor? Niye avukatlar gidemiyor? Devlet istediği kadar konuşsun, biz bunu kabul etmiyoruz. Avukatlar gidip Sayın Öcalan’la görüşsün ve neler olduğu ortaya çıksın” sözleriyle seslendi.

İmralı’daki tecrit kalkana ve avukatlar İmralı’ya gidene kadar nöbetlerinin dönüşümlü olarak devam edeceğinin altını çizen Uca, “Çünkü bu toplumun Sayın Öcalan’ın fikirlerine ihtiyacı var. Türkiye halkları da bu tecridin önünde durmalı. Çünkü adalet sorunu tüm toplumun sorunu. Çözümün anahtarı da İmralı’da” ifadelerini kullandı.

Kaynak: JinNews

#İmralıda #oluyor

Tahmaz: Barışçıl çözüm için muhalefet daha cesaretli olmalı

HDP’ye yönelik saldırıları değerlendiren Barış Vakfı Genel Başkanı Hakan Tahmaz, Kürt sorununun barışçıl çözümü için muhalefeti daha cesaretli olmaya çağırdı

Seçim tarihi yaklaşırken Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında Anayasa Mahkemesi’nde kapatma davası açılması ve hazine hesabına bloke konulması tepkilere neden oldu. Barış Vakfı Genel Başkanı Hakan Tahmaz, savaş politikası ile iktidar ve muhalefetin Kürtlere yaklaşımına ilişken değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’deki savaş politikalarının, Cumhuriyetin ilk kuruluşundan bu yana devam ettiğini belirten Tahmaz, Türkiye’de yaşayan farklı etnik ve inanç gruplarının özgürce yaşamasının bir “beka” sorunu olarak algılandığı için devletin savaşta ısrar ettiğini,
bu savaş politikalarıyla tüm farklılıklara savaş açtığını belirtti. Devletin “beka” sorununun bugün iktidarın beka sorununa dönüşmüş durumda olduğunu belirten Tahmez, bu politikaların son bulmasını ve normalleşmeye gidilmesi gerektiğini söyledi.

Kürtler direngen olduğu için bastırılıyor

Mevcut iktidarın, Cumhuriyet tarihinden günümüze kadar savaş politikalarını özellikle Kürtler üzerinden sürdürmesinin nedenlerine işaret eden Tahmaz, “Savaşı Kürtler üzerinden sürdürüyor çünkü; kurucu ideolojiye açıktan direniş gösteren en önemli güç Kürtlerdir. Bu yüzden devlet, başta Türkiye’de olmak üzere tüm Ortadoğu ve dünyada Kürtleri, bastırmak istiyor. Türkiye’nin zenginliklerini, Kürtlerin varlığını kendisine tehdit olarak görüyor. Bu tehdidin ortadan kaldıracak yegane güç Kürtlerin kendisi olarak yaşamasıdır” dedi.

Muhalefetin duruşu savaşı derinleştiriyor

Tahmaz, Kürtlerin kendi kimliği, kültürü ve diliyle yaşaması için devletin artık kendi kodlarını aşması gerektiğini vurgulayarak, muhalefeti de bu konuda uyardı. Muhalefetin bu düşünden çıkmadığı sürece savaş ve çatışma durumunun devam edeceğini belirten Tahmaz, “Demokratikleşme yoluna girmenin yegane şartı da bunu gerçekleştirecek siyasi aktörlerle diyaloga girmektir” ifadelerini kullandı. Tahmaz, Kürt sorununun barışçıl çözümü için muhalefeti cesaretli olmaya çağırarak, “İktidarın topluma bunun doğru olduğunu söylemesi gerekir. Ve altılı masanın cesaret testinde olduklarının farkında olması gerekiyor” diye konuştu.

Muhalefet cesaretli olsun

İktidarın HDP’ye yönelik saldırılarını da değerlendiren Tahmaz, şöyle konuştu: “HDP’yi dışlamak iki gerekçeye dayanıyor, birincisi Türk milliyetçiliği tezine, diğer ise AKP’nin yarattığı korkuya dayanıyor. Bu korkuyla siyaset yaparsanız olmaz. Türk milliyetçiliği üzerinden Kürtlerin kendi kimlikleriyle yaşama isteğini ortadan kaldırmak savaşı durdurmaz, tırmandırır. Bunu aşamayan siyasi aktörler Türkiye’nin ikinci yüzyılını demokrasiyle taçlandıramaz. Bu aklıselim herkesin öngördüğü bir durumdur. Bu nedenle yapılması gerekenler çok açık yeter ki muhalefet cesaretli olsun.”

HDP’siz kazanamazlar

Yaklaşan 2023 yılı seçimlerini hatırlatan Tahmaz, bu seçimin Türkiye için bir “kader” niteliğinde, hayati ve önemli olduğunu, siyasi atmosfere bakıp muhalefete, HDP’siz bu seçimi kazanmanın mümkün olmadığını hatırlatmak gerektiğini söyledi.

Kaynak: MA

#Tahmaz #Barışçıl #çözüm #için #muhalefet #daha #cesaretli #olmalı

Fransa’da emeklilik yaşında artışa karşı tarihi grev

Fransa’da emeklilik yaşının 64’e çıkarılması tartışmaları yüz binleri ülkenin dört bir yanında sokağa döktü 

Fransa’da emeklilik yaşının 62’den 64’e çıkarılmak istenmesine karşı yüz binlerce işçi ve emekçi greve çıktı.

Toplu ulaşımdan eğitime birçok sektörde çalışanların katıldığı ve ülkenin 221 bölgesinde gerçekleşen eylemlerde halk güçlü bir şekilde Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u ve alınan kararı protesto etti.

Fransa genelinde 10 bin polis ve jandarma gösteriler ve grev kapsamında görevlendirilirken ilköğretim öğretmenlerinin yüzde 70’inin katılım sağladı.

Fransa Çalışma Bakanı Olivier Dussopt, grevcileri ülke ekonomisini engellememeye çağırırken işçilerden “ek, kolektif çaba” gerektirecek emeklilik planlarının yol açtığı endişeleri kabul etti.

Eylemler sırasında açıklama yapan CGT Sendikası Genel Başkanı Philippe Martinez yasanın son derece adaletsiz olduğunu vurguladı. Martinez, “Fransız sendikalarının hepsinin bir konuda hemfikir olması ender bir durumdur, bu nedenle bu, konunun ciddiyetini gösteriyor” dedi.

İspanya’da da Macron’a protesto

Fransa’da grevler devam ederken, İspanya’da bulunan Macron İspanya Başbakanı Pedro Sanchez arasında yapılan görüşme ise Katalanlar’ın hedefindeydi.

İspanya’nın doğusundaki Katalonya özerk yönetiminde bağımsızlık yanlısı gruplar, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başkanlığında Barselona’da yapılan İspanya-Fransa hükümetler arası zirveyi protesto etti. Göstericiler “Ne Fransa ne İspanya, Katalan ülkesi” yazılı büyük bir pankartın arkasında Barselona kent merkezinde yürüdü.

DIŞ HABERLER

#Fransada #emeklilik #yaşında #artışa #karşı #tarihi #grev

Ma Music ilk kez turneye çıkıyor: Herkesi bekliyoruz

Ma Music; Ankara, İstanbul, İzmir ve Amed’de büyük bir konser düzenliyor. İlki 21 Ocak’ta Ankara’da düzenlenecek konserde geniş bir repertuar olacak. Ma Music, ilk defa turneye çıktıklarını belirterek katılım çağrısında bulundu

Amed merkezli kültür sanat çalışmalarını sürdüren Ma Music, 4 büyük şehirde konser organize ediyor. Konser için Ma Music’te hummalı bir çalışma sürerken, etkinlikler kapsamında çocuk atölyelerinin de yapılması planlanıyor. Ma Music’ten eğitmen Helin Kılıçarslan, konser serisine dair konuştu.

Jina unutulmadı

Yoğun bir çalışma içerisinde olduklarını söyleyen Helin Kılıçarslan, konserde geniş bir repertuarlarının olacağını belirtti. Jîna Emînî için de şarkılarının olacağına değinen Helin, “Bizim bu gittiğimiz şehirlerde atölyelerimiz de olacak. Bu atölyelerimizde çocuk atölyeleri yer alacak. Bir grup müzisyen, dengbêj ve stranbêj arkadaşlarımızla gideceğiz. O sırada başka arkadaşlarımız da bize dâhil olup, farklı çocuk festivali gibi bir çalışma yapacağız. Bu aynı şekilde İstanbul’da da 3 gün üst üste olacak. İzmir’de ise sadece konserimiz olacak” sözlerine yer verdi.

Yoğun katılım bekleniyor

Ma Music’in ilk defa böyle bir turneye çıktığına dikkat çeken Helin, bu nedenle yoğun bir katılım beklediklerini söyledi. Helin, “Verdiğimiz emeklerin karşılığı salonun dolmasıyla görmek isteriz. Ayrıca Ankara, İstanbul ve İzmir’deki bütün halkımızı ve arkadaşlarımızı konserimize bekliyoruz” çağrısı yaptı.

Program

Ma Music’in konser programı şöyle:

21 Ocak: Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi (19.00)

23 Ocak: İstanbul Barış Manço Kültür Merkezi (20.30)

26 Ocak: İzmir Nazım Hikmet Kültür Merkezi (20.30)

30-31 Ocak, 1 Şubat: Amed Şehir Tiyatrosu (20.00)

KÜLTÜR SERVİSİ

#Music #ilk #kez #turneye #çıkıyor #Herkesi #bekliyoruz

Amed Barosu: Tecridin takipçisiyiz

Amed Barosu Başkanı Nahit Eren, İmralı tecridine ilişkin Amed, Wan ve Şirnex barolarının yapmış olduğu başvurulara istinaden TBB’nin yakın zamanda Adalet Bakanlığı’na başvuru yaptığını hatırlattı

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 yıldır ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile aynı cezaevinde tutulan Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’dan 21 ayı aşkın bir süredir haber alınamıyor. Görüş engeline dair hem barolara hem de ilgili sivil toplum örgütlerine çeşitli başvurular yapılıyor. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar, bir süre önce bağlı bulundukları barolara, avukat-müvekkil görüş engellinin aşımı için girişimde bulunmaları talebiyle başvurularda bulundu.

Politik atmosferle bağlantılı

İmralı tecridi ve yapılan başvurulara dair Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan Amed Baro Başkanı Nahit Eren, tecridin Türkiye’nin politik atmosferinden bağımsız olmadığını ifade etti. Eren, “Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümüne yönelik süreçlerde İmralı Adası’yla kurulan temasa hepimiz tanık olduk. Özellikle 2015 sonrasındaki süreçle birlikte maalesef bu tür hukuki ve kanuni olan hakların kullanımı konusunda, bırakın politik aktörlerin teması bugün aile bireyleri ya da avukatların görüşme hakkı dahi engellenmektedir” dedi.

Talepler bakanlığa iletildi

Amed Barosu’nun Adalet Bakanlığı’na ve Türkiye Barolar Birliği’ne (TBB), avukatların görüşme hakkının koruması konusunda gereğinin yerine getirilmesi için başvuruda bulunduklarını anımsatan Eren, “Avukatlara izin verilmesi, yasal olan hakkın tanınması ve baro açısından görüşme talebimizi her iki kuruma da iletmiştik. Ama maalesef o başvuruya bir cevap verilmedi. Yakın zamanda yeniden bir kampanya başlatıldı. Birçok baroya vekilleri vasıtasıyla avukat olmaları nedeniyle görüş haklarının engellendiğini ve baroların da bu konuda bir hukuk örgütü olarak gerekli adımları atması talebinde bulunuldu. Türkiye Barolar Birliği’nin yakın zamanda, Diyarbakır, Van ve Şırnak barolarının yapmış olduğu başvurulara istinaden, taleplerimizi bakanlığa iletir bir başvuru yaptığını duyduk. Şu an bu süreci takip ediyoruz. Oradan gelecek yanıta göre hukuki anlamda bir tutum ve tavır içerisinde bulunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Tecrit bir işkencedir

Tecridin insan üzerindeki etkilerini değerlendiren Amed Tabip Odası Başkanı Elif Turan ise, tecridin fiziksel, ruhsal ve sosyal etkileri olan bir işkence yöntemi olduğunu vurguladı. Turan, bu uygulamanın insan tabiatına aykırı olduğuna işaret ederek, “İnsan sosyal bir varlıktır. Tek başına bir odada izole edilmesinin insan sağlığı üzerinde etkileri var. Ayrıca bunun fiziksel ve ruhsal etkileri oluyor. Sağlık sistemini etkileyen, göz, kulak ve gastrointestinal sistem olmak üzere daha birçok etkisini söyleyebiliriz” diye konuştu.

Mutlak olarak yasaklanmalı

Giderek artan antidemokratik uygulamaların cezaevlerine de yansıdığına söyleyen Turan, şunları söyledi: “Ailelerden veya kişilerden bize gelen başvurularda da gördüğümüz üzere aslında bütün cezaevlerinde hücrede tecrit edilme uygulaması sıkça uygulanmakta. Bunun aslında cezaevi içerisinde bir cezalandırma yöntemi olarak başvurulduğuna yönelik bize başvurular geliyor. Bu insan tabiatına aykırı bir işkence yöntemidir. İşkence de mutlak olarak yasaktır. Bu ulusal ve uluslararası sözleşmelerle mutlak olarak yasaklanmıştır. Uygulanmamalı.”

AMED

#Amed #Barosu #Tecridin #takipçisiyiz

Tacizci müdüre verilen ‘ödül’ gibi ceza onandı

İstinaf mahkemesi, Cizîr’de 43 öğrenciye cinsel tacizde bulunan Burak Ercan’a verilen 22 ay 15 günlük cezayı onadı

Şirnex’in (Şırnak) Cizîr (Cizre) ilçesinde bulunan Merkez Anadolu Lisesi’nde 2018 yılında 43 öğrenciye cinsel tacizde bulunan müdür yardımcısı ve aynı zamanda Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim Bir-Sen) İşyeri Temsilcisi olan Burak Ercan’a verilen ödül gibi ceza onandı. Ercan yargılandığı davada verilen 22 ay 15 gün hapis cezası almıştı.

Tutuksuz yargılandı

Çocukların şikayeti üzerine “cinsel taciz” suçundan Cizre 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 11 Mart 2022 tarihinde görülen karar duruşmasında Ercan’ın tutuklanması yönündeki talepler reddedilerek, 22 ay 15 gün hapis cezası verilmişti. Avukatlar karara karşı İstinaf Mahkemesi’ne itiraz etti. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Dairesi, Ercan’ın avukatlarının itirazını reddederek, yerel mahkemenin verdiği cezayı 13 Ocak’ta onadı. Fail Ercan’ın avukatlarının yaptığı başvuruyu değerlendiren mahkeme, istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasından incelenen dosyoda yargılamada elde edilen deliller ve verilen cezanın uygun olduğuna karar verdi.

Temyiz yolu açık

Kararda, öğrencilerin avukatlarının yaptığı başvuruya dair ise; çocuğun cinsel istismarı suçu bakımından verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararına dair Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın temyiz yolu açık olduğu ifadelerine yer verildi.

Öğrencilerin avukatları, karara karşı temyiz yoluna başvuracaklarını belirtti.

Kaynak: MA

#Tacizci #müdüre #verilen #ödül #gibi #ceza #onandı

Hasta adli tutuklular siyasi koğuşlara konuluyor: Buna tecavüz ederler

Elazığ Cezaevi’nde psikolojik sorunları bulunan adli bir tutuklu ‘diğerleri buna tecavüz eder’ denilerek siyasilerin koğuşuna konuldu. Siyasi tutukluların hastayene sevk edilmesi yönünde itirazları ise işkence ile karşılık buldu

Xerpet’te (Elazığ) bulunan Elazığ 2 No’lu Cezaevi yönetimi, ağır psikolojik sorunları bulunan ve günde 8 ayrı antidepresan ilaç kullanan adli tutuklu Hanefi Şanda’yı siyasi tutukluların olduğu koğuşa koydu. Siyasi tutuklular, kişisel bakımını yapamayan, ihtiyaçlarını karşılayamayan ve koğuşta bulunanlara zarar veren Şanda’nın infazının durdurulması veya bir hastaneye sevk edilmesi yerine kendi koğuşlarına yerleştirilmesine karşı 10 Ocak’ta süresiz dönüşümlü açlık grevine girdi.

Açlık grevinin ilk grubunda, Mahsun Sarp, Abuzer Doymaz, Mesut Yaşasın, Savaş Geçirgen, Kendal Barut ve Mehmet Siyaç Dinç yer aldı.

İtiraza darpla cevap

MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu’na (MED TUHAD-FED) ulaşan tutuklular yaşadıklarını anlatarak, tüm itirazlarına rağmen Şanda’nı koğuştan almadıklarını ve buna itiraz eden tutuklulardan Mahsun Sarp’ın ise gardiyanlarca darp edildiğini belirtti.

‘Biz devletiz’ diyerek tehdit ettiler

Tutuklulardan gelen şikayetleri yerinde inceleyen MED TUHAD-FED yönetimi, Şanda’nın yerleştirildiği koğuşlarda siyasi tutuklulara zarar verdiğini gözlemledi. Dernek yönetiminin görüştüğü tutuklular, “10 Ocak 2023’te saat 14.20 sıralarında Hanefi Şanda, tutuklu Mahsun Sarp ve Ercan Adlım’ın koğuşuna yerleştirildi. Ağır psikolojik rahatsızlıkları olan Şanda’n, eşyalara zarar veriyor. Yemek yemiyor, tuvalet, banyo gibi alışkanlıkları bulunmuyor. Ortak yaşam alanlarına uyum sağlamıyor. Şimdiye kadar 20 oda değiştirdi. Şanda’nın ya hastaneye sevkini ya da infazının durdurulması yönünde talepte bulunduk ancak, ‘Biz bunu bir yere götüremeyiz. Biz bunu diğer adlilerin yanına götürürsek tecavüz ederler’ denilerek taleplerimiz reddedildi. Siyasi tutuklu olan Mahsun Sarp ve Ercan Adlım ile cezaevi idaresi tarafından tartışma yaşandı. Bunun üzerine başgardiyanların içinde olduğu bir grup infaz koruma memuru, ‘Biz devletiz ne dersek yapacaksınız’ diyerek tehdit etti” dedi.

Kanlar içinde kaldı

Duruma itiraz eden Sarp’ın gardiyanlar tarafından yaklaşık 20 dakika darp edildiği ve 69 yaşında olan tutuklu Ercan Adlım’ın bu olaya tanıklık ettiğini aktaran tutuklular, “Mahsun Sarp’ın tişörtü kanlar içinde kaldı. Bu olaydan kaynaklı sürekli baş dönmesi yaşıyor. Revirdeki sağlıkçılar, ‘Bu izleri senin yapıp yapmadığını bilmiyorum’ diyerek Sarp’ın hastane sevki engellendi. Sarp ile yaptıkları görüşmede, darp edildikten 24 saat sonra revire götürüldüğü ve bütün aşamalarda hakarete uğradığı, tuvalete gittiğinde kanama yaşadığı, boğazının sağ kısmında kızarıklık, sağ bilekte kızarıklık, sol bacakta morarma ve sırtta kızarıklık olduğu gözlemlendi” diye kaydetti.

Öte yandan cezaevindeki tutukluların, Şanda’nın tedavi edilmesi ya da infazının durdurulması için Adalet Bakanlığına dilekçeyle başvurduğu öğrenildi.

XERPET

 

 

#Hasta #adli #tutuklular #siyasi #koğuşlara #konuluyor #Buna #tecavüz #ederler

Sözleşmelilere kadro kanunu teklifi yasalaştı

AKP’nin seçim yatırımlarından olan sözleşmeli personellere kadro verilmesine ilişkin kanun teklifi Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.

Kamuda çalışan 458 bin 615 sözleşmeliye kadro verilmesine ilişkin Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair kanun teklifi, Meclis Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Bu kanun kamuoyu tarafından AKP’nin seçim yatırımı olarak değerlendiriliyor. Öte yandan bir kısım muhalefet ise bu durum kadrolaşmayı hızlandıracağı konusunda hemfikir.

Usulü Cumhurbaşkanı belirleyecek

Kanun kapsamında, Sözleşmeli personel seçiminde uygulanacak sınav ile istisnalar, bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler, pozisyon unvan ve nitelikleri, sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptali, istihdam ve yurt dışı teşkilatlarında istihdam edilecek personel için ayrıca olmak üzere sözleşme esas ve usuller Cumhurbaşkanınca belirlenecek. Yanı sıra Yurtdışı teşkilatlarında istihdam edilecek sözleşmeli personelin hizmet sözleşmesi süreleri, zorunlu hallerde mali yılla sınırlı olma şartı aranmaksızın Cumhurbaşkanınca belirlenecek. Devlet Memurları Kanunu’na tabi kamu idarelerinde Cumhurbaşkanınca belirlenecek pozisyon unvanlarında çalıştırılmak üzere işin geçici olması şartı aranmaksızın sözleşmeli personel istihdam edilebilecek.

60 gün içinde atama

Söz konusu yasa ile beraber 1 yıldan az süreli, ayın veya haftanın bazı günleri ya da günün belirli saatleri gibi kısmi zamanlı çalışanlar ile yükseköğretim kurumlarının araştırma-geliştirme projelerinde proje süreleriyle sınırlı olarak çalışanlar hariç olmak üzere, Devlet Memurları Kanunu’nun 4B ve bazı kanun ve kanun hükmünde kararnameler kapsamındaki sözleşmeli personel ile mahalli idarelerde görev yapan sözleşmeli personelin, kanunun yürürlük tarihinden itibaren 30 gün içinde yazılı olarak başvurmaları halinde memur kadrolarına atanmaları yapılacak. Yazılı olarak 30 gün içinde başvurusunu yapanlar, bu madde yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 60 gün içinde kurumlarınca atanacak.

Sanatçılar da kanun kapsamında

Yasa kapsamında, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünde görev yapan sözleşmeli sanatçılar da 4B kapsamında mali ve sosyal haklara sahip olacak. Belediyelerde bulunan sözleşmeli personellerin ataması da bu kanun kapsamında yapılacak.

ANKARA

#Sözleşmelilere #kadro #kanunu #teklifi #yasalaştı

Baydemir’in Kurdistan sözüne AYM’den ‘yetkisizlik’ kararı

HDP eski milletvekili Osman Baydemir’in, Meclis’te kullandığı ‘Kurdistan’ sözüne verilen disiplin cezasına AYM ‘yetkisizlik’ kararı verdi

Diyarbakır Büyükşehir Belediye eski Başkanı ve HDP Urfa eski Milletvekili Osman Baydemir’e, 2018 yılı bütçe görüşmelerinde Meclis’te yaptığı konuşmada “Ben Kürt halkının bir evladı olarak, Kürdistan’dan gelen bir temsilci olarak benim şöyle bir rolüm var…” sözleri nedeniyle disiplin cezası verilmişti.

Osman Baydemir, Genel Kurul kararlarına itiraz yolu kapalı olduğu için “yasama faaliyeti sırasında sarf ettiği sözler nedeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği” gerekçesiyle doğrudan Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

Dosyayı inceleyen Yüksek Mahkeme, “disiplin cezasının Anayasanın yargısal denetimini mümkün kıldığı parlamento kararlarından olmadığı” gerekçesiyle ‘yetkisizlik’ kararı verdi.

Mahkeme kararına Zühtü Arslan, Hasan Tahsin Gökcan, Engin Yıldırım, M, Emin Kuz, Yusuf Şevki Hakyemez ve Kenan Yaşar, karşı oy kullandı.

Çıkarılma kararı verilmişti

Meclis Başkanvekili, Meclis İçtüzüğü’nün “Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasada düzenlenen idari yapısına tanımlamalar yapmak” gerekçesiyle Meclis’ten geçici çıkarma cezası verilmesini teklif etmiş, Meclis oy çokluğuyla Baydemir’e 2 birleşimden çıkarılma cezası vermişti.

ANKARA

#Baydemirin #Kurdistan #sözüne #AYMden #yetkisizlik #kararı