Ana Sayfa Blog Sayfa 1047

Baydemir’in Kurdistan sözüne AYM’den ‘yetkisizlik’ kararı

HDP eski milletvekili Osman Baydemir’in, Meclis’te kullandığı ‘Kurdistan’ sözüne verilen disiplin cezasına AYM ‘yetkisizlik’ kararı verdi

Diyarbakır Büyükşehir Belediye eski Başkanı ve HDP Urfa eski Milletvekili Osman Baydemir’e, 2018 yılı bütçe görüşmelerinde Meclis’te yaptığı konuşmada “Ben Kürt halkının bir evladı olarak, Kürdistan’dan gelen bir temsilci olarak benim şöyle bir rolüm var…” sözleri nedeniyle disiplin cezası verilmişti.

Osman Baydemir, Genel Kurul kararlarına itiraz yolu kapalı olduğu için “yasama faaliyeti sırasında sarf ettiği sözler nedeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği” gerekçesiyle doğrudan Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

Dosyayı inceleyen Yüksek Mahkeme, “disiplin cezasının Anayasanın yargısal denetimini mümkün kıldığı parlamento kararlarından olmadığı” gerekçesiyle ‘yetkisizlik’ kararı verdi.

Mahkeme kararına Zühtü Arslan, Hasan Tahsin Gökcan, Engin Yıldırım, M, Emin Kuz, Yusuf Şevki Hakyemez ve Kenan Yaşar, karşı oy kullandı.

Çıkarılma kararı verilmişti

Meclis Başkanvekili, Meclis İçtüzüğü’nün “Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında Anayasada düzenlenen idari yapısına tanımlamalar yapmak” gerekçesiyle Meclis’ten geçici çıkarma cezası verilmesini teklif etmiş, Meclis oy çokluğuyla Baydemir’e 2 birleşimden çıkarılma cezası vermişti.

ANKARA

#Baydemirin #Kurdistan #sözüne #AYMden #yetkisizlik #kararı

The Economist’in Erdoğan dosyasına AKP’den tepki

The Economist dergisinin yayınladığı ‘Türkiye diktatörlüğün eşiğinde: Erdoğan’ın İmparatorluğu üzerine özel bir rapor’ başlıklı dosya yayınladı. The Economist’e tepki gösteren Fahrettin Altun, ‘Klişe sözler, dezenformasyon ve küstah bir propagandayla kendilerince Türk demokrasisinin sonunu ilan ediyorlar’ dedi

İngiltere merkezli The Economist dergisi, 21 Ocak tarihli sayısında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili özel bir dosya hazırladı.

“Türkiye diktatörlüğün eşiğinde: Erdoğan’ın İmparatorluğu üzerine özel bir rapor” başlıklı dosya, Twitter’dan “Kusurlu bir demokrasi tam gelişmiş bir otokrasiye dönüşebilir. Türkiye, giderek istikrarsızlaşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiminde felaketin eşiğinde” ifadeleriyle paylaşıldı.

Derginin kapağındaki Eiko Ojala illüstrasyonda Türk bayrağındaki hilale Erdoğan’ın silueti yansıtıldı.

The Econpmist twitterda paylaştığı haberde ise şu ifadeler yer aldı:

“Kusurlu bir demokrasi, tam gelişmiş bir otokrasiye dönüşebilir. Türkiye, giderek istikrarsızlaşan cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiminde felaketin eşiğinde”

AKP’den tepki

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Twitter hesabından The Economist’e tepki gösterdi. İngilizce olarak yaptığı paylaşımlarda Altun “Yine başladılar! The Economist, entelektüel açıdan tembel, sıkıcı ve kasıtlı bir cehalete dayalı Türkiye tasvirini yeniden piyasaya sürdü. Klişe sözler, dezenformasyon ve küstah bir propagandayla kendilerince Türk demokrasisinin sonunu ilan ediyorlar. Ölçüyü aşan manşetler ve provokatif görsellerle oluşturdukları pazarlama teknikleri sözde dergilerini satmalarına yardımcı olabilir. Ancak okuyuculara bunun ucuz propaganda ve dezenformasyona dayalı sahte bir gazetecilik olduğunu hatırlatmalıyız. Türk halkı demokrasiye, eşitliğe ve özgürlüğe olan bağlılığını defalarca göstermiştir” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Economistin #Erdoğan #dosyasına #AKPden #tepki

Mêrdîn’deki saldırıda ölen 5 kişi Duhok’a yollandı

Mêrdîn’de uğradıkları silahlı saldırıda öldürülen 5 kişinin cenazeleri Duhok’a götürülmek üzere ailelerine teslim edildi. Olayda gözaltına alınanların sayısı ise, 6’ya yükseldi

Mêrdîn’de Nisêbîn (Nusaybin) ve Qoser (Kızıltepe) ilçeleri arasındaki Qesra Serçixan (Durakbaşı) mevkiindegece saatlerinde Irak plakalı bir araca dönük gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu araçta bulunan Federe Kurdîstan Bölgesine kayıtlı 5 kişi yaşamını yitirdi. Elazığ’da otopsi işlemleri tamamlanan cenazeler Duhok’a götürülmek üzere yakınlarına teslim edildi.

Elazığ’da yakınlarına teslim edilen İbrahim’in cenazesi Mêrdîn’e getirilerek, burada bulunan 4 cenaze de aynı araca yüklendi. Cenazeler, ardından Federe Kürdistan’ın Duhok kentine götürülmek üzere Habur Sınır Kapısına doğru yola çıkarıldı.

Gözaltı sayısı 6’ya çıktı

Öte yandan olaya dair gözaltına alınanların sayısı ise 6’ya yükseldi. Gözaltına alınan M.Y., A.Y., A.K., Z.K., M.Ş., F.A.’nın Oğuz Jandarma Karakolu’ndaki ifade işlemleri ise devam ediyor.

MÊRDÎN

#Mêrdîndeki #saldırıda #ölen #kişi #Duhoka #yollandı

HDP’yi izlemeye devam edin!

Parti Sözcüsü Ebru Günay, HDP’nin ittifak güçleri ile birlikte aday gösterme sürecini gazetemize anlattı

Hüseyin Kalkan

Altılı Masa, AKP-MHP iktidarına bir alternatif oluşturamadı. Ne muhalefetin birliğini sağlayabildi, ne de etkili bir muhalefet yürüttü. Tam da bu noktada HDP’den ezberleri bozan bir karar geldi. HDP ve Emek ve Özgürlük İttifakı seçime kendi adayı ile girmeye karar verdi. Bu karar bütün siyasi hesapları altüst etti ve gündemi belirledi. HDP Sözcüsü Ebru Günay ile aday çıkarma kararı başta olmak üzere kapatma davası, Hazine yardımının kesilmesini konuştuk. Günay aday gösterme konusunda kesin konuşuyor. Günay’a göre HDP ve ittifak güçleri hem ayrı aday gösterecek, hem de adayı ikinci tura kalacak. Günay, “Desteklenecekse HDP’nin adayı desteklenmeli” diyor.

  • Önümüzdeki seçim nasıl bir seçim olacak?

2023 seçimi Türkiye’nin kader seçimi. Ya demokratik bir Türkiye’den yana tavır koyup, cumhuriyetin ikinci yüz yılında demokratik hak ve özgürlüklerin tanındığı, korunduğu bir yerden yürünecek, ya da daha faşizan bir rejimle yönetilecek. Kader seçimi denmesinin nedeni, tarihi seçim denmesinin nedeni tam da burada yatıyor. Şunu da kuvvetle vurgulamak gerekir ki bu seçime giderken çok eşitsiz koşullarda gidiyoruz. Bir tarafta devletin bütün imkanlarını kullanan Cumhur İttifakı var. Diğer yanda devletin her türlü baskı ve zor yöntemleri ile engellemeye çalıştığı Emek ve Özgürlük İttifakı var. AKP-MHP faşist iktidarı siyaseten karşısında duramadığı, siyaseten cevap veremediği, siyaseten diş geçiremediği başta HDP olmak üzere bütün muhalefeti baskı, zor ve gözaltına almakla engellemeye çalışıyor. Böylesi bir atmosferde seçime gidiyoruz. HDP ile ilgili son gelişmelerin hepsi bununla ilgili. Kapatma davası da bu eşitsiz gidilmek istenen seçimlerin bir ürünü, yine Hazine yardımının gasp edilmesi de AKP iktidarının meşru olmayan yöntemlerle almak istediği bu seçimle ilgilidir. Bunu böyle görmek lazım. AİHM’in dokunulmazlıkların kaldırılması ile ilgili aldığı karar zaten buna işaret ediyor. AİHM kararında Anayasa’nın muhalefeti siyaset dışına itme amacı ile kullanıldığı belirtiyor. Bizim detaylı olarak söylediğimiz, açıkladığımız gerçekleri artık uluslararası hukuk mekanizmaları söylüyor. Partimize açılan kapatma davasındaki niyet de budur, Hazine yardımının kesilmesindeki niyet de budur, Kobani kumpas davasındaki niyet de budur. İktidarın küçük ortağının Anayasa Mahkemesi’ne verdiği açık talimatları var. Hazine yardımının kesilmesine dair açık talimatları var. Bahçeli “Anayasa Mahkemesi HDP’yi kapatmazsa, Anayasa Mahkemesi kapatılmalı”ya kadar vardırdı talimat ve tehditlerini. Cumhurbaşkanı hukuk danışmanı Mehmet Uçum da yaptığı açıklama da kapatma davasının ve Hazine yardımının kesilme kararının nasıl alındığını açıkça gösteriyor. Cumhurbaşkanı danışmanı “HDP kapatılacak” diyor. Kendini Anayasa Mahkemesi’nin yerine koyuyor, ya da AYM’ye talimat veriyor. Bir zaman kendisi kapatılma ile yüz yüze olan AKP, şimdi siyaseten baş edemediği HDP’yi kapatmak ile tehdit ediyor. Çünkü HDP’nin ve Kürt seçmenin 2023 seçimlerinde belirleyici güç olacağının farkında.

  • Bu noktada iki sorum var. Hazine yardımı kesildiği için HDP’nin kapatılmasına kesin gözüyle bakabilir miyiz? İkincisi dava ile ilgili kararın seçim sonuna bırakılması için başvuruda bulundunuz, bu konudaki beklentiniz ne?

Bahçeli, eğer AYM, HDP’yi kapatmasa AYM kapatılmalı demişti. İktidar anayasasız bir düzen hedefliyor. Hiç kimse bunun bir hukuk süreci, anayasal süreç olduğunu söylemesin. HDP’nin kapatılacağı gün AKP’nin kaybettiğini ilan edeceği gün olur

Hazine yardımının kesilmesi şunu gösterdi; AYM siyasi baskılara karşı duramadı. AKP’nin, MHP’nin ve AKP etrafından kümelenmiş milliyetçi grupların kamuya açık dile getirdikleri ‘Hazine yardımını kesin!’ talimatına karşı duramadı. Kapatma davası iki yıldır sürüyor, savcı iki kez Hazine yardımının kesilmesini talep etti ve reddedildi. O günden bugüne değişen hiçbir şey yok. Yeni bir iddia yok, yeni bir delil yok. Sadece seçim tarihi yaklaştı ve HDP’nin eşit koşullarda yarışmasını istemiyorlar. İktidarın talimatı ile bu kararı aldılar. Hazine yardımının kesilmesi ve kapatma kararı birbirinin yerine ikame edilebilen kararlardır, kapatma davalarında. Ben bir hukukçu olarak söyleyeyim. Hazine yardımının kesilmesi -üstelik nitelikli çoğunluk aranmadan bu karar verildi, usul-esaslar ayaklar altına alınarak bu karar verildi- bu durum bizim nazarımızda nihai kararın deklaresiydi. İhsası reyi de aşan, AYM’nin kendi kuruluş esaslarını ihlal eden bir karardı. Burada başka bir tehlike daha var. İktidar tarafından anayasal düzen tehdit ediliyor. Bahçeli, eğer AYM, HDP’yi kapatmasa AYM kapatılmalı demişti. İktidar anayasasız bir düzen hedefliyor. Türkiye toplumunu bekleyen en büyük tehlike bu ve bunu HDP üzerinde yapıyor. HDP’ye saldırarak yapıyor.

Biz pazartesi günü kapatılma davasının seçimden sonra bırakılması için talepte bulunduk. Madem demokrasiden söz ediyorlar, madem özgürlükten söz ediyorlar. Bizim ile seçim sandığında eşit bir şekilde yarışmayı göze alsınlar. Başvurduk çünkü biz her koşulda anayasal haklarımıza sahip çıkacağız. 7 Haziran 2015’te iktidarın oyununu bozan bir HDP gerçeği var. Yine 2019 seçimlerinde stratejik tavrı ile stratejik tutumu ile bu iktidara kaybettiren bir HDP stratejik aklı var. İşte bundan korkuyor. Bunun intikamını alıyor. Hiç kimse bunun bir hukuk süreci olduğunu söylemesin, hiç kimse bunun anayasal bir süreç olduğunu söylemesin. Bütçe görüşmelerinde AKP temsilcileri savaş bütçesini savundular. Bir İHA’nın fiyatı bu kadardır, bir operasyonun maliyeti şudur diye konuştular. HDP’den kestikleri Hazine yardımını halkın yararına değil, savaş geliştirmeye harcayacak. HDP’den kestikleri Hazine yardımını ÖSO’ya verecekler. Kendi Saraylarına harcayacaklar. Bizim, HDP’ye yönelik saldırı Türkiye toplumunda zarar veriyor dediğimiz nokta tam da burası.

HDP’den kestikleri Hazine yardımını savaşa, ÖSO’ya verecekler, Saraylarına harcayacaklar. 7 Haziran’da, 2019 seçimlerinde iktidara kaybettiren bir HDP stratejik aklı var. İşte bundan korkuyorlar. Türkiye’de gerçek muhalefet partisi HDP’dir

  • Kapatmaya karşı bir hazırlığınız var mı?

Bizim devraldığımız bir gelenek var. 40 yıllık bir mücadele deneyimi var. Bir tarafında Kürt halkının özgürlük mücadelesi diğer tarafında sol-sosyalist güçlerini mücadelesi. Bunların ortaklaştırdığı bir mücadele hattı var. Ve dönüp baktığımızda HEP ile birlikte Meclis’e girme süreci, sonrasında sürekli kapatılan partiler ama her kapatma ile birlikte daha güçlü bir şekilde daha da büyüyen, daha da güçlenen, toplumsal karşılığı daha da artan bir hareket var. Dolayısıyla haydi kapandı bu iş bitti diyen bir hareket yok karşılarında. Bizim için mücadele yeni başlıyordur. Bizim için bu iktidara kaybettirme süreci yeni başlıyordur. HDP’nin kapatılacağı gün AKP’nin kaybettiğini ilan edeceği gündür. Bu önemli bir hakikat çünkü Türkiye toplumu, HDP ruhunun, HDP fikriyatının Türkiye halklarına kazandırdığının farkında. Kendimiz sahada olduğumuz için çok iyi biliyoruz Türkiye toplumu yolsuzluğun, kayırmacılığın, yıkım politikasının, talanın farkında. Herkesin tahmin ettiğinden daha fazla toplum bunun farkında. Kendi ilkelerimiz ve kendi mücadele hattımız, geçmişten aldığımız dersler ve deneyimlerle kendi seçmenimizi seçeneksiz bırakmayız. Biz ikinci yüzü yılında cumhuriyeti demokratikleştirme kararlılığındayız. Biz demokratik bir ülke yaratma kararlılığındayız. Biz bu iktidara, bu faşizme kaybettirme kararlılığındayız. Biz barajları yıkarak geldik; AKP’nin hileleri, baskısı, zoru bizi yıldırmaz. Aksine mücadele azmimizi, kazanma hırsımızı büyütür. Biz değişime öncülük edeceğiz. Barışı kurmaya öncülük edeceğiz. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın yaptığı Kartal mitingi, İstanbul halkının ilgisi, katılma düzeyi bence bunun en somut örneğiydi.

  • HDP ve Emek ve Özgürlük İttifakı ayrı aday gösterme noktasına nasıl geldi?

Hatırlarsanız eylül ayında bir deklarasyon açıkladık. Cumhurbaşkanlığı seçimindeki tavrımızı ortaya koyduk ve ilkelerimizi açıkladık. Parlamento seçimlerine yaklaşımımızı ortaya koyduk. Dönüp baktığımızda Türkiye’nin üçüncü büyük partisini sanki yokmuş gibi davranan bir Türkiye siyaset var. Bu parti, 7 Haziran 2015’te, 2010 referandumunda, 19 Haziran 2019’daki yerel seçimlerde strateji aklı ve tavrı ile Türkiye’de dengeleri değiştirmiş Türkiye’nin üçüncü partisinde söz ediyoruz. Eş Genel Başkanımız Mithat Sancar, kendi cumhurbaşkanı adayımız için sürecin başladığını açıklamıştı. Bu çalışmalar bir yere kadar geldi. Bizim seçmenimizin iradesini görmeyen ve bunu hesaba katmayan hiçbir iradeyi biz de görmeyiz. Türkiye’de iki kutuplu bir siyaset hali oluşmuş. Bir tarafta Cumhur İttifakı, bir tarafta Millet İttifakı ve bunun etrafındaki bir Altılı Masa öyküsü. Ama bu Atılı Masa’nın iktidardan sadece nüans farkı var. İktidarın kendilerine belirlediği hamaset sınırlarını aşmayan bir muhalefet gerçeği var Türkiye’de. Türkiye’nin ihtiyacı böyle bir muhalefet hattı mı?

Türkiye’nin sorunlarına böyle çözüm bulmak mümkün değil. Kürt seçmeni, demokratik kamuoyu cumhuriyetin ikinci yüz yılına girerken, bu kadar tarihi bir süreçte, birbirinden sadece nüans farkı olan iki ittifak arasında tercih yapmak zorunda değil. Biz kendi üçüncü yol seçeneğimiz, Türkiye’nin sorunlarına çare üreten seçeneği her vesile ile ifade ettik. Cumhurbaşkanlığı seçimine kendi adayımızla girme kararımız, bunun bir kere daha deklare edilmesidir. Şunu gördük, birbirinden sadece nüans farkı olan kutuplarla Kürt sorunu çözülmeyecek, Türkiye’nin ekonomik sorunları çözülmeyecek, iktidarın savaş politikalarına son verilemeyecek, kadın katliamları durmayacak, kadın sorunu çözülmeyecek. Gençlerin gelecek kaygısı giderilemeyecek. Ben hep söylüyorum, bir kere daha söyleyeceğim. HDP seçmeni Türkiye’deki en stratejik akla sahip seçmendir. Sen bu seçmenin iradesini görmediğin yerde bu seçmen ‘ben kendi yolumda yürürüm’ der. HDP hiçbir zaman başka bir siyasetin tavrına, tutumuna eklemlenmedi. Bundan sonra da eklemlenmeyecek. HDP kurulduğu günden bugüne, devraldığı mirasın siyasi aklı ile her zaman oyun kurucu oldu.

  • Aday göstermekle seçimde nasıl bir sonuç hedefliyorsunuz?

Biz ikinci tura kalmayı hedefliyoruz. Kendi adımızla ikinci tura kalıp, demokratik bir siyasi yarışı yürütmeyi hedefliyoruz. Adayımızı açıkladığımız günden itibaren bütün çabamız ikinci tura kalmak için çalışmak olacaktır. Bizim hedefimiz kendi adayımızla sonuna kadar gitmek ve kazanmak üzerine kurgulanmıştır. Çünkü biz Türkiye’nin temel sorunlarının kalıcı çözümünden yanayız. 2023 seçimlerindeki mesele isimlerin değişmesi değil. Bizim hedefimiz demokrasiyi kalıcılaştırmaktır, temel hak ve özgürlükleri kalıcılaştırmaktır, bizim hedefimiz kadınların taleplerine kalıcı çözümler bulmak, gençler için umutlu bir gelecek yaratmaktır. Aday belirleme sürecine bu saiklerle gittik ve bu süreçteki çalışmalarımızı bunun üzerinde yürütmeye devam ediyoruz.

Desteklenmesi gerekiyorsa HDP adayı desteklenmeli. HDP seçmeni Türkiye’deki en stratejik akla sahip seçmendir. Sen bu iradeyi görmezsen bu seçmen ‘Kendi yolumda yürürüm’ der. Aday belirlemede sona yaklaştık. Bizi izlemeye devam edin!

  • Aday olarak üzerinde durduğunuz isimler var mı? Bu aday bir kadın olabilir mi?

İlgili komisyonumuz bu konuda çalışmaları yürütüyor. Bu çalışmaların son yaklaştığını söyleyebilirim. Bizi izlemeye devam edin diyorum.

  • Altılı Masa ile hala adaylık konusunda hala bir anlaşma ihtimali var mı?

Biz kendi adayımız ile yol yürüme kararlılığındayız. Şu anda partimizin gündemi güçlü bir aday belirleyip bunun etrafından, zaten başlattığımız seçim çalışmalarını daha güçlü bir şekilde yürütmek.

Aday göstermenin coşkusu

Ebru Günay, HDP’nin aday gösterme kararını eleştiren bazı çevrelerin tutumuna çok şaşırdığını söylüyor. Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin neden her zaman destekler konumda olması gerektiğini anlamadığını belirtiyor. AKP ile işbirliği iddialarına ‘Pes artık’ diyor.

Her gün HDP’ye karşı yürütülen operasyonlardan örnekler sayıyor. Günay’ın bu konuda söyledikleri şöyle: “Artık pes diyorum. HDP, AKP iktidarı ile bulunduğu her zeminde mücadele eden, AKP’ye kaybettirmeyi esas alan bir partidir. Bunu söylemek bile fazladır. Böyle bir partiye kalkıp bunu söyleyenlere söyleyecek bir söz bulamıyorum. Hazine yardımına bloke konulan biziz, katılma tehlikesi ile karşı karşıya olan biziz, eş başkanlarımız, yöneticilerimiz, milletvekillerimiz tutuklandı, her gün siyasi soykırım operasyonuna maruz kalan biziz. Bunun talimatını da AKP-MHP iktidarı veriyor. Her türlü saldırı konseptinin altında imzası olan bir iktidar var karşımızda. Ve bütün gücünü bu iktidara karşı mücadeleye göre konumlandırmış bir parti var karşınızda. Şunu sormak lazım, kendisine muhalefetim diyen partiler neden HDP ile yan yana gelmekten kaçınıyor. Mesela bizim adayımız ikinci tura kalırsa bu muhalefet ne yapacak. Türkiye’nin üçüncü büyük partisi neden sürekli destekleyen konumda olsun. Biz Türkiye’nin üçüncü büyük partisiyiz. Dolayısıyla kimsenin siyasetine eklemlenmeyiz. Kuruluş ruh ile, aklı ile, mücadele geleneği ile Türkiye’de gerçek muhalefet HDP’dir. Desteklenmesi gerekiyorsa HDP adayı desteklenmeli. HDP’nin gücünü görmezden gelen bir siyasi akla vereceğimiz bir kredi kalmadı artık. Ben iki gün önce Mardin’deydim. Herkes aday çıkardığımız için çok memnun. Bir sonraki gün Diyarbakır’da il kongremize katıldım. Herkes aday gösterme kararının coşkusu ve moralini yaşıyordu. Kimse bunu görmezden gelemez.”

#HDPyi #izlemeye #devam #edin

Hasta tutulu Karagüzel, hastaneden cezaevine götürüldü

Bünyan Cezaevi’nde bulunan hasta tutuklu HDP’li başkan Muhlise Karagüzel, hastaneye kaldırıldı. Karagüzel, kalbindeki damar tıkanıklığına rağmen yeniden cezaevine götürüldü

Kayseri Bünyan Cezaevi’nde bulunan ve 8 yıl 10 ay ceza alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş İl Eşbaşkanı hasta tutsak Muhlise Karagüzel’in Salı günü yeniden rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Edinilen bilgilere göre, kalbindeki damar tıkanıklığından kaynaklı rahatsızlanan Karagüzel’in durumuna dair damarlarının inceldiği, ameliyatın ise çok riskli olduğu kaydedildi.

Karagüzel’in dün yeniden cezaevine götürüldüğü belirtildi.

Öte yandan daha önce de kalp krizi geçiren Karagüzel’in kalbine stent takılmıştı.

HABER MERKEZİ

#Hasta #tutulu #Karagüzel #hastaneden #cezaevine #götürüldü

Hasta tutuklu Gözübüyük tahliye edildi

Hilvan 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde tutulan hasta tutuklu Ali Gözübüyük tahliye etti

Semsûr’da 13 Mayıs 2022’de gözaltına alındıktan sonra “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanan hasta tutuklu Ali Gözübüyük (49) tahliye edildi. 7 yıl 6 ay hapis cezası verilen Gözübüyük, Hilvan 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuluyordu. 2013 yılından bu yana psikolojik sorunları nedeniyle ilaç kullanan ve safra kesesi ile böbreklerinden de rahatsız Gözübüyük, dün cezaevinden tahliye edildi.

Hakkında tahliye kararı verilen Gözübüyük dün akşam tutuklu bulunduğu Hilvan 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nden tahliye edildi.

HABER MERKEZİ

 

#Hasta #tutuklu #Gözübüyük #tahliye #edildi

GGM’de tutulan çocukların yaşları büyütülerek sınırdışı kararı verildi

Ailesi Avrupa’ya geçtikten sonra İzmir’de kalan iki çocuk GGM’ye götürüldü. Kemik testi ile yaşları büyütülen çocuklar hakkında sınırdışı kararı verildi

İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezi’nde (GGM) tutulan ve avukatlarıyla görüştürülmeyen iki Kongo’lu çocuk hakkında sınır dışı etme kararı alındı. Aralık ayında Avrupa’ya gitmek için ailesiyle birlikte İzmir’e gelen kardeşler, ailesinin Avrupa’ya geçmesinden sonra çocuklar İzmir’de kaldı. Aile gittikten sonra GGM’ye götürülen 15 ve 16 yaşındaki Kongolu iki kardeşin hastaneye götürülerek, kemik yaşı testi ile yaşları büyütüldü.

Yaş testi

Yaşananlara dair bilgi veren avukat Duygu İnegöllü, bir dernek üzerinden kendilerine çocukların açık havada tutulduklarına dair bilgi geldiğini söyledi. Kış ayında dışarıda olmalarının işkence kapsamına girmesinden dolayı 28 Aralık 2022’de GGM’ye gittiğini belirten İnegöllü, “Sadece 15 yaşındaki kız çocuğuyla görüştürüldüm. Erkek çocuk için ise ‘Burada böyle birisi yok’ denildi. İlk gittiğimde çocuklar hakkında sınır dışı edilme kararı alınmadığı söylendi. İnceleyebileciğim bir dosyaları bile yoktu. Ancak görüştüğüm kız çocuğu hastaneye götürüldüklerini, bileklerinin bir makinaya sokulduğunu ve bundan sonra serbest bırakmayacaklarının söylendiğini bana aktardı. Bu işlemlere dair ilk olarak bir tutanak hazırladık. Uluslararası Çocuk Koruma başvurusu yaptık. Eğer çocuklara yaş testi yapıldıysa bunu kabul etmeyeceğimizi, ayrıntılı bir yaş testi yapılırsa gerçeğin ortaya çıkacağını tutunak altına aldık” dedi.

Sınırdışı kararo kendilerine

Bunun üzerine Adli Yardım Avukatı Hazal Aydın’ın da GGM’ye ziyarette bulunduğunu aktaran İnegöllü, çocuklar hakkında 27 Aralık’ta sınır dışı kararı alındığını, fakat kendisine söylenmediğini aktardı. Kanuna göre psikolojik değerlendirmede içeren ayrıntılı bir yaş testi yapılması gerektiğini vurgulayan İnegöllü, “Yaş testi öncesi bilgilendirme yapılır. Bu da yapılmamış. Avukat atamasını istemelerine rağmen kurum bunu da dikkate almamış. Yine kanunda yaş tespiti sonuçlanana kadar kişilere, çocuk muamelesi yapılması gerekir. Tüm sözleşmeler de bu yönde. Ancak hala erkek çocuğu göremedik. Görüşme taleplerimiz 5 kez reddedildi. Gerekçeleri de ismini doğru yazamıyor olmamızmış. Ancak kurumun çocukların eşyalarına dair tuttuğu tutunaktaki erkek çocuğun ismi ile benim görüşmek için yazdığım isim aynı. Yani yanlış yazılma da söz konusu değil. GGM’de tutulduğunu da kız kardeşinden biliyoruz. Aynı odada tutuluyorlar. Bize gösterilmemesi hukuka aykırı” ifadelerini kullandı.

Yaş testine itiraz

Çocukların Avrupa’ya ailelerinin yanına gitmek istediğini kaydeden İnegöllü, Kongo’ya sınır dışı edilmeleri halinde bir ailenin paramparça olması anlamına geldiğini dile getirdi. Çocukların birkaç kere Avrupa’ya geçmeye çalıştıklarını fakat danışmanlık hizmeti alamadıklarını da sözlerine ekleyen İnegöllü, “Aile Avrupa’da mülteci olarak tanınırsa belki birleşme düşünülebilinir. Ama bunun içinde burada çocuk olarak tanınmaları gerekiyor. Tüm bunlara dair 16 Ocak günü suç duyurusunda bulunarak, sınır dışı kararlarına itiraz ettik. Yine yaş tespitine itirazda bulunacağız. Tüm bunlardan sonuç alamazsak Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağız. Bu ülkedeki bütün çocukların haklarını elde edene kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu.

#GGMde #tutulan #çocukların #yaşları #büyütülerek #sınırdışı #kararı #verildi

Almanya Êzidî Soykırımı’nı resmen tanıdı

Alman Federal Meclisi, Êzidîlere yönelik soykırımı kabul eden yasa tasarısını oy birliğiyle kabul etti

Almanya Federal Meclisi, IŞİD’in 2014 yılında Şengal’de Êzidîlere yönelik katliamının soykırım olarak tanınmasını içeren önergeyi kabul etti. Meclis’teki oturuma katılan tüm milletvekilleri, önergeye ‘evet’ oyu verdi.

Êzidî temsilcileri ve dini önderlerinin katıldığı oturumu yöneten Federal Meclis Başkan Yardımcısı Katrin Göring-Eckardt, Mecliste bulunan Êzidîleri selamladı. Daha sonra teker teker söz alan Federal Meclis’te grubu bulunan partilerin temsilciler, tasarıya desteklerine belirterek, “Böyle bir karar için Meclis geç bile kaldı” görüşünü dile getirdi. Sol Parti Grubu ise Êzidîleri kurtaran YPG’ye tasarıda verilmemesini eleştirdi ve Türk devletinin Şengal’e yönelik saldırılarının son bulmasını istedi.

Şengal’in güvenliği sağlanmalı

Şengal’in güvenliği olmadığı için Êzidîlerin topraklarına dönemediğini belirten Yeşiller Partisi Parlamenteri Max Lucks, Türk devleti ile İran’ın bölgeye yönelik saldırılarına dikkat çekti. Lucks, “Bu karar tasarımız Şengal’in güvenliğinin sağlanması açısından da önemli” diye konuştu. CDU/CSU Grubu adına konuşan Michael Brand “Bugünkü kararımızla soykırım tehdidi altında bulunan Êzidîlerle empati kuracağız” dedi.

‘IŞİD’in 2 Ağustos 2014’te Êzidîlere yönelik başlattığı soykırımın hâlâ hafızalarda olduğunu belirten SPD Grubu adına konuşan Derya Türk-Nachbaur ise geçtiğimiz günlerde bir heyetle Irak’a yaptığı ziyaretteki izlenimlerini aktardı. Soykırımın üzerinden 8 yıl geçmesine rağmen Êzidîlerin kamplarda tutulduğuna ve topraklarına dönemediğine dikkat çeken Türk-Nachbaur, Irak hükümetinin Êzidîlerin yaşadığı sorunlara acil çözüm bulmasını istedi.

IŞİD’in işlediği insanlık suçlarının cezasız kalmaması gerektiğini ifade eden Türk-Nachbaur, “Az da olsa bugünkü kararımızla adaletin yerine gelmesini sağlayacağız. Gerçek bir adalet ise suçluların cezalandırılması, Êzidîlerin topraklarına dönerek özgürce yaşamasıyla gerçekleşecek. Bundan dolayı bugün alacağımız karar bir kilometre taşı olacak” diye konuştu.

75. kez soykırım olmasın

AfD Grubu adına söz alan Martin Sichert ise Almanya’ya gelip iltica talebinde bulunan IŞİD’e yönelik yeterince soruşturma ve takibin gerçekleşmediğini ifade etti. Yeşiller Partisi’nin 2014’te IŞİD’i destekleyen Türkiye’ye destek verdiğini belirten AfD’li Sichert, “Êzidîler 74 kez soykırımdan geçirildi, bizim yapmamız gereken onları 75. soykırımdan kurtarmaktır” dedi.
FDP Grubu adına konuşan Peter Heidt ise Federal Meclis’in bugün gündemine aldığı kararla, Êzidîlere yönelik gerçekleşen soykırım karşısında yıllardır sergilenen sessizliğe son verildiğini ifade etti. Parlamenter Heidt, Almanya’ya sığınan Êzidîlerin dışlanıp ötekileştirilmemesi için çalışmalar yürütülmesi gerektiğini belirtti.

‘YPG’nin adının anılmaması kabul edilemez’

Sol Parti Grubu adına söz alan Sevim Dağdelen ise “Bugün Federal Meclis için tarihi bir gündür. Bizler Sol Parti grubu olarak yıllardır Êzidîlere yönelik soykırımın tanınması için mücadele ettik. Fakat ne yazık ki hükümet partileri bizi tasarının dışında tuttu” diye konuştu. Irak ve Suriye’de insanlık suçu işleyen DAİŞ’in Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye tarafından desteklendiğini hatırlatan Dağdelen, devamla “Bu ülkelerin DAİŞ’e verdiği silahlar Almanya’dan gitti. Bundan dolayı bu katliamda Almanya da suç ortağı” dedi.

Hükümet partilerinin hazırladığı taslakta Êzidîleri soykırımdan kurtaran ve Şengal dağına ulaştırarak koruma altına alan YPG’nin adının anılmamasına tepki gösteren Sol Partili Dağdelen, “Peşmergeler Êzidîlerin silahlarını toplayıp Şengal’den kaçarken YPG Şengal’e ulaşarak Êzidîleri soykırımdan kurtardı. Ancak bu gerçeğe rağmen YPG’nin taslakta geçmemesi kabul edilemez” diye konuştu.

Türkiye’ye dur deyin!

Sol Partili Dağdelen, Federal Alman Hükümeti’nin AKP-MHP iktidarına verdiği desteği ise sert sözlerle eleştirdi. Türk devletinin hâlâ Şengal’deki Êzidîleri bombaladığını kaydeden Dağdelen, oturumda bulunan Dışileri Bakanı Annelena Baerbock’ye “Sayın Baerbock, Şengal ve Êzidîlerin korunmasını istiyorsanız bir an önce Türk devletinin uluslararası hukuka aykırı olan saldırılarına dur demeniz gerekir” diye seslendi.

Daha sonra söz alan Baerbock ise Dağdelen’in sözlerine cevap vermedi. Êzidî soykırımdan ve IŞİD’in elinden sağ kurtulup yaşadıklarını anlatan soykırım mağdurlarına teşekkür ederek konuşmasına başlayan Baerbock, şu hususları dile getirdi: “Bu kararın dışında bütün Alman toplumu da Êzidîlerin yaşadıklarını soykırım olarak kabul eder. Suçluların yargılanması ve soykırımın suçunun diğer kuşaklara geçmemesi için Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesi’nin harekete geçmesini sağlayacağız.”

Parti temsilcilerinin konuşmalarının ardından tasarı için oylamaya geçildi. Federal Meclis’te bulunan bütün parlamenterlerin destek verdiği tasarı oy birliğiyle kabul edildi.

‘Fark yaratacağına derinden inanıyorum’

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock da önergenin kabul edilmesini memnuniyetle karşıladı. Baerbock, Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Bu dünyadaki hiçbir parlamento kararı Ezidilerin acılarını dindiremez ancak bu kararın bir fark yaratacağına derinden inanıyorum” ifadesini kullandı.

ROJNEWS

#Almanya #Êzidî #Soykırımını #resmen #tanıdı

Hrant Dink doğduğu Meleti’de ve birçok kentte anıldı

Hrant Dink, Meleti’nin Çavuşoğlu mahallesinde doğduğu evin önünde ve diğer birçok merkezde anıldı. Anmalarda cinyetin ardındaki karanlık güçlerin ortaya çıkarılması çağrısı yapıldı

Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007 tarihinde tetikçi Ogün Samast tarafından katledilmesinin 16’ncı yıldönümünde birçok kentte anıldı. Anmalarda, Dink’in mücadelesine sahip çıkma mesajı verilirken, katliamın arkasındaki karanlık güçlerin de açığa çıkarılarak, yargılanması çağrısı yapıldı.

Meleti

Hrant Dink, Meleti’nin Çavuşoğlu mahallesinde doğduğu evin önünde anıldı. Anmaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Emek Partisi (EMEP), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), SOL Parti, İnsan Hakları Derneği (İHD) Meletî Şubesi, Kamu Emekçiler Sendikası (KESK) Meletî Şubeler Platformu, İHD, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Meletî Demokrasi Platformu üyeleri katıldı.

Saygı duruşuyla başlayan anmada “Hrant Dink’i unutmadık, unutturmayacağız” yazılı pankart açıldı. Pankart ardında açıklama yapan PSAKD Ören Şube Başkanı Mazlum Köse, Hrant Dink’in söylemlerinden, kimliğinden ve sisteme karşı duruşundan dolayı sistem tarafından tehdit edildiğini belirterek, tehditlerin önüne geçilmediği için katledildiğini söyledi.

Dink’in Türkiye’nin demokratikleşmesi gerektiğini savunan biri olduğunu söyleyen Köse, 16 yıl geçmesine rağmen sorumluların ortaya çıkarılmadığını belirterek, “Sorumluların korunmasının nedeni bu konuda bağımsız, kapsamlı ve etkili soruşturmanın yürütülmemesi, uygulanan cezasızlık politikasıdır. İnsan hakları savunucusu olarak cezasızlığa hayır diyoruz” diye konuştu.

Hakikat komisyonu çağrısı

Türkiye’nin geçmişle yüzleşerek Hakikat Komisyonu kurması çağrısında bulunan Köse, “İnanıyoruz ki Hrant Dink başta olmak üzere binlerce faili meçhul cinayet bu komisyonun kurulmasıyla açığa çıkacaktır. Ancak siyasi iktidarın hakikat komisyonu kurmaya ne niyeti, ne de cesareti bulunmamaktadır. İnsan hakları savunucuları olarak ülkemizde gerçek bir geçmişle yüzleşme sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

Adana

Adana Emek ve Demokrasi Güçleri, İnönü Parkı’nda açıklama yaptı. Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamada yere, üzerinde Dink’in fotoğrafının olduğu bir pankart serildi ve üzerine karanfiller bırakıldı. Saygı duruşuyla başlayan anmada kitle sık sık, “Hepimiz Hrant’ız hepimiz Ermeni’yiz” ve “Faşizme inat kardeşimsin Hrant” sloganı attı. Açıklama metnini okuyan İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi Başkanı avukat Yakup Ataş, Dink’in, barış ve kardeşlik söylemlerinden, kimliğinden dolayı sistem tarafından her fırsatta ölümle tehdit edildiğini belirterek, “Hrant Dink’e karşı yapılan bu tehditlerin önüne geçilmemiş, planlı bir şekilde, uzantıları devlet içine kadar sızmış, derin örgütlü yapılar tarafından katledilmiştir” dedi.

Ataş, Dink’in gerçek katillerinin yargılanmadığını, korunduklarını dile getirerek: “Hrant Dink katliamında etkili ve kapsamlı bir soruşturmanın ivedilikle sonuçlandırılıp adaletin yerini bulması talebimizi yineliyoruz. Güvercinlere sahip çıkacağız ve Hrant Dink’i mücadelemizde yaşatacağız” ifadelerini kullandı. Açıklama oturma eylemiyle son buldu.

Hatay

İHD Hatay Şubesi, dernek binasında açıklama yaptı. Çok sayıda kişinin katıldığı açıklamada basın metnini İHD Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon adına Servet Üstün Akbaba okudu. “Hrant Dink ırkçılığa karşı mücadelemizde yaşıyor, yaşayacak” diyen Akbaba, “Onu, Türkiye’nin en üst kademesinden, en alt basamaklarına kadar yetkili kurumlarının kimi zaman açıktan, kimi zaman üstü örtülü dile getirdiği, halkın önemli bir kesiminin kucaklayarak benimsediği Türkçü Ermeni düşmanlığı, ırkçılığı öldürdü. Biz o zamandan bu yana olduğu gibi, bundan sonra da komisyon olarak her ırkçılık örneği, linç girişimi, ayrımcılık, nefret vakasında harcayacağımız tüm emekte, verdiğimiz her mücadelede, Hrant Dink’i yanımızda hissedecek, mücadelemizi onunla birlikte vereceğiz” dedi.

İskenderun

İHD İskenderun Şubesi, dernek binasında açıklama yaptı. Açıklama metnini İHD İskenderun Şubesi Eşbaşkanı Coşkun Selçuk okudu. Dink cinayetinde etkili ve kapsamlı bir soruşturma talebinde bulunan Selçuk, “İnsan hakları savunucuları olarak ülkemizde geçmişle gerçek bir yüzleşme sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

Ankara

Hrant Dink Anma İnisiyatifi ile Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, Hrant Dink’i İHD Ankara Şubesi önünde yaptığı açıklamayla andı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Kemal Bülbül, Züleyha Gülüm ve Zeynel Özen ile birçok sivil toplum örgütü temsilcisinin katıldığı anmada, “Em hemû Hrant’in, em hemû Ermenî nê”, “Hrant için adalet” yazılı dövizleri taşındı.

Türkiye’nin geleceğine bakabilmek için geçmişi ile yüzleşmesi gerektiğini vurgulayan İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “Ona kıydıklarından beri her şey daha kötüye gidiyor. Bir ara, bir dönem yaşadık, belki bir umut barış süreciyle yeniden barış ortamı yakalanılır sandık ama olmadı. 8 yıldır bir silahlı çatışma ve savaş dönemi içerisindeyiz artık yeter diyoruz” diye kaydetti.

Hrant Dink’i anmanın hakikati, adaleti, insanlığın yüce değerlerini anmak olduğunun altını çizen HDP Milletvekili Kemal Bülbül, “Zalimler tarafından planlı şekilde katledilen Hrant Dink’in katilleri, bugün kimisi bakanlıkta, kimisi başka görevlerde. Demişti ya ‘güvercin tedirginliği’, bu ülkede demokrasi mücadelesi zaten güvercinle kurdun mücadelesidir” dedi.

HABER MERKEZİ

#Hrant #Dink #doğduğu #Meletide #birçok #kentte #anıldı

Mêrdîn’de seyir halindeki araca silahlı saldırı: 5 ölü

Mêrdîn Artuklu-Nisêbîn karayolunda seyir halindeki bir cipe silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda 5 kişi hayatını kaybetti

Mêrdîn Artuklu-Nisêbîn karayolunda, seyir halindeki yabancı plakalı bir cipe gece yarısı silahlı pusu kuruldu

Gazeteduvar’da yer alan habere göre saldırıda, cipte bulunan Hındreen Abdullah Salih (39), Waheda Haedar Jasim (63), Abdullah Saleh Mustafa (69) yaşamını yitirdi, Chiman Shaheen Khalid (75) ve Ahmed Jalaladeen İbrahim (45) yaralandı.

Ambulansla Nisêbîn Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralılardan Chiman Shaheen Khalid de müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Midyad Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralı Ahmed Jalaladeen İbrahim, buradaki ilk müdahalenin ardından Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. İbrahim, buradaki müdahaleye rağmen yaşamını yitirdi.

Mardin Valiliğinden yapılan açıklamada, merkez Artuklu ilçesinde meydana gelen saldırıyla ilgili soruşturmanın sürdüğü belirtildi.

Açıklamada, “Yapılan soruşturmada, olayın şüphelisi oldukları değerlendirilen M.Ş, F.A, A.Y. ve A.K. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla gözaltına alınmıştır. Olayla ilgili tahkikat titizlikle devam etmektedir” ifadelerine yer verildi.

Öte yandan haklarındaki iddiaları reddettikleri belirtilen şüphelilerin, Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) ve güvenlik kameralarından tespit edildikleri ortaya çıktı. Şüphelilerin adreslerinde de aramalar yapılıyor.

HABER MERKEZİ

#Mêrdînde #seyir #halindeki #araca #silahlı #saldırı #ölü