Ana Sayfa Blog Sayfa 1054

Evin Hapishanesi’nde çıkan isyanla ilgili tutuklulara dava

İran’da işkenceleri ile ünlü Evin Cezaevi’nde çıkan isyanın ardından 6 tutukluya ‘yangın’ davası açıldı. Dava açılan isimler arasında akademisyenler ve insan hakları savunucuları bulunuyor

İran’da Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan protestolar sürerken, başkent Tahran’da bulunan, aktivist, gazeteci, öğrenci ve akademisyenlerin tutulması nedeniyle Evin Üniversitesi olarak adlandırılan Evin Cezaevi’nde, rejim güçleri tarafından eylemcilere uygulanan şiddeti protesto etmek isteyen tutuklular 15 Ekim 2022’de direniş başlatmıştı.

Cezaevi yönetimi, tutukluların isyanında 4 kişinin yaşamını yitirdiğini belirtirken, İran İnsan Hakları Örgütü en az 8 kişinin isyanı bastırmak isteyen gardiyanlar tarafından katledildiği bilgisine ulaştıklarını bildirmişti. İran’ın alternatif ve insan hakları odaklı yayın organı Ettehad, cezaevi yönetiminin talebi üzerine 6 siyasi tutukluya yangını çıkarmak suçlamasıyla dava açıldığını belirtti.

Cezaevi yönetiminin şikayeti üzerine İstihbarat Bakanlığı, Evin Cezaevi’nin 8. koğuşundaki 6 siyasi tutukluya dava açtı. Evin Cezaevi’nde siyasi görüşleri ve eylemleri nedeniyle tutulan 6 kişi, “yangını koordine etmek ve planlamakla” suçlandı.

Dava açılan isimler

Azad Üniversitesi Bilim ve Teknik Fakültesi’nden İranlı öğrenci hareketi lideri Yashar Tohidi dava açılanlar isimler arasında yer aldı. Tohidi “Marksist örgütlere üyelik” iddiasıyla 2 yıl 9 ay hapis cezasına mahkum edildi, 2018’den beri Evin Cezaevi’nde tutuluyor. Tohidi, örgütlenme çalışmalarını cezaevinde de sürdürdüğü iddiasıyla cezası bitmesine rağmen serbest bırakılmıyor.

Hakkında dava açılanlardan bir diğer isim ise gazeteci Amirabbas Azermvand. Azermvand, 2022 yılı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü eylemlerini takip ederken rejim güçleri tarafından dövülerek gözaltına alındı ve 3 yıl 7 ay hapis cezası verildi.

Dava açılan 6 tutukludan biri olan Parsa Golshani, Evin Cezaevi’nde çıkan yangın sırasında 8. koğuşa yapılan baskında yaralandı. Cezaevi idaresinin bilgi vermeyi reddetmesi nedeniyle, Golshani’nin sağlık durumu hakkında bilgi edinilemedi.

Daha önce defalarca tutuklanmış insan hakları aktivisti Reza Salmanzadeh, “rejim aleyhine propaganda yapmak ve rejimi yıkmaya çalışmak” iddiasıyla 11 Ağustos 2022’de bir kez daha tutuklanarak, Evin Cezaevi’ne konuldu. Salmanzadeh de yangında yaralananlar arasında.

Akademisyen ve çevirmen Mohammad Khani, 23 Haziran 2022’de “ulusal güvenliği tehdit etmek ve ajanlık” suçlamasıyla tutuklanarak Evin Cezaevi’ne gönderildi. Gözaltına alındığı baskında araştırmasına ve çeşitli çalışmalarına el konulan Khani, 4 yıl hapis cezası verilerek, siyasetten men edildi.

Avukatsız yargılanması yapılan ve daha önce de Evin Cezaevi’nde tutuklu kalan Seyed Javad Sidi’nin babası da Evin Cezaevi’nde tutuluyor. Çıkan yangında iki ayağından iki kurşunla yaralanan ve yangının ardından tedavisi yapılmayan Sidi de yangını çıkarmakla suçlandı. Ancak Sidi, yangının başladığı 8. koğuşta değil, 4. koğuşta tutuluyordu.

Kaynak: MA

#Evin #Hapishanesinde #çıkan #isyanla #ilgili #tutuklulara #dava

Açlık grevi İstanbul’a taşındı: Her yerde tecride karşı duralım

ESP ve SGDF üyelerinin PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecrit başta olmak üzere cezaevlerinde duruma dikkat çekmek amacıyla İzmir’de başlattıkları açlık grevi İstanbul’da devam edecek

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) ve Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ile cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine karşı İzmir’de başlattığı açlık grevi 3’üncü günün girerken, bir eylem de İstanbul’da başlatıldı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde bir araya gelen ESP ve SGDF üyeleri eylemlerini İstanbul’da devam ettireceğini açıkladı. İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, ÖHD’li avukat Baran Çelik’in de katıldığı açıklamada Gülseren Yoleri, tutuklulara yönelik hak ihlallerinin her geçen gün arttığına işaret etti.

Tecrit baskıyı arttırmak için uygulanıyor

ESP İstanbul İl Örgütü adına konuya ilişkin basın metnini okuyan Züleyha Müldür ise, cezaevlerindeki tutukluların infazının yakılarak tahliye edilmediğini ve hasta tutukların bir bir yaşamını yitirdiğini belirtti. Bahsi geçen hak ihlallerinin en ağırının ise İmralı Cezaevi’nde tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulandığına dikkat çeken Müldür, “Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın dünyayla bağlantısı tümden koparılmış durumda. Çünkü faşist Saray rejiminin beka sorununu çözmek için, baskı ve terörü artırmaktan, hapishaneleri çoğaltmaktan, tecridi katmerleştirmekten başka çaresi yok” diye belirtti.

Dayanışma çağrısı

ESP ve SGDF olarak başlattıkları açlık grevi eylemini başta PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ile görüş yasağı olmak üzere cezaevlerinde ki tüm tutuklulara yönelik hak ihlallerinin son bulması için gerçekleştirdiklerini söyleyen Müldür, tüm siyasi parti ve kitle örgütlerine dayanışma çağrısında bulundu.

Müldür, “Mahallelerde, işçi havzalarında, kampüslerde, kent merkezlerinde, ATK önlerinde eylemlerimizi yaygınlaştıralım. Yürüyüşlerle, basın açıklamalarıyla, açlık grevleriyle, duvar yazılarıyla, pankartla tutukluların sesini büyütelim” çağrısında bulundu.

İSTANBUL

#Açlık #grevi #İstanbula #taşındı #yerde #tecride #karşı #duralım

Gökkan’a yine tahliye yok: Kürtçe savunma hakkı engellendi

Kürtçe savunma hakkı engellen TJA Dönem Sözcüzü Ayşe Gökkan’ın duruşması 30 Ocak’a ertelendi

Tevgera Jinên Azad (TJA) Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan’a 2021 yılında verilen 30 yıl cezanın Yargıtay tarafından bozulmasının ardından yeniden başlanan davanın duruşması Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Gökkan duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılırken avukatları Özüm Vurgun ve Gözde Engin duruşma salonunda hazır bulundu.

Kürtçe tercüman eşliğinde beyanda bulunmak isteyen Gökkan’ın savunması engellendi. Avukatların birçok kez mahkeye getirilme talebi reddedilirken, Gökkan’ın savunmasının engellenmesine gerekçe olarak SEGBİS’te yaşanan sorun gösterildi ve Gökkan savunma yapamadı.

Avukatları Gökkan duruşmaya getirilmesini talep etti. Mahkeme heyeti, bir sonraki duruşmada Gökkan’ın hazır edilmesine karar vererek duruşmayı 30 Ocak gününe erteledi.

Avukatları her duruşma öncesi Gökkan’ın işitme problemi olduğunu, sağlıklı beyanda bulunamayacağını belirterek, duruşmaya getirilmesi talebinde bulunuyordu. Mahkeme heyeti ise talebi her defasında reddediyordu.

Kaynak: JinNews

#Gökkana #yine #tahliye #yok #Kürtçe #savunma #hakkı #engellendi

Musa Orhan hakkında haber yapan Gayıp’a 3’üncü soruşturma

İpek Er’e tecavüz ederek intihara sürükleyen uzman çavuş Musa Orhan’la ilgili yaptığı röportaj ve sanal medya paylaşımları nedeniyle ETHA editörü Pınar Gayıp hakkında 3’üncü kez soruşturma açıldı

Elîh’te (Batman) 2020’de İpek Er’e tecavüz ederek, intihara sürükleyen uzman çavuş Musa Orhan’a sadece 10 yıl cezası verilerek tutuklanmazken, yargı Orhan hakkında paylaşımda bulunanları cezalandırmaya devam ediyor.

3’üncü soruşturma açıldı

ETHA editörü Pınar Gayıp hakkında Orhan’a ilişkin yaptığı röportaj ve sosyal medya paylaşımı gerekçesiyle 3’üncü kez soruşturma başlatıldı.Kamuoyu baskısı sonucu İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun “devlet memurluğundan çıkarma” kararı verdiği Orhan ardından Jandarma Genel Komutanlığından ihraç edilmişti. Buna rağmen Gayıp hakkında 3. kez “Hakaret, iftira, kişilerin huzur ve sükununu bozma, terörle mücadele edenleri hedef gösterme” iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

Gayıp ifade verdi

Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında avukatıyla ifade veren Gayıp, paylaşımı ve haberi sahiplenirken, Orhan’ın Er’e tecavüz edip, intihara sürüklemesini TSK’nın ve devletin yetkili kurumlarının da kabul ettiğini, görevden uzaklaştırıldığını ve hakkında açılan davanın sürdüğünü hatırlattı. Gayıp, söz konusu haber ve paylaşımın bir hakaret içermediğini aksine mevcut durumu anlattığını aktardı.

HABER MERKEZİ

#Musa #Orhan #hakkında #haber #yapan #Gayıpa #3üncü #soruşturma

HDP Anayasa Komisyonu görüşmelerine katılmayacak

“Anayasayı çiğneyenlerle Anayasa yapılamaz” vurgusu yapan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, başörtüsüne dair Anayasa Komisyonu görüşmelerine katılmayacaklarını söyledi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Meclis Plan Bütçe Komisyonu’nda sözleşmeli personellerin kadroya alınmasına dair geçen kanun teklifini hatırlatan Beştaş, “EYT’liler hala bekliyor yıllardır bekliyorlardı. Açıklamadan sonra sorular artmaya başladı kamuoyunda beklenti oluşturuldu, yetkililerin net bir açıklama yapmak yerine ‘Mart ayında maaşınızı alacaksınız’ diye atiye atan yaklaşımları devam ediyor. EYT orta yerde dururken, dün de Uludağ talan yasası getirdiler, ilk 5 maddesi geçti. Bugün de Uludağ alan yasası, daha doğrusu talan yasası ile devam edeceğiz. Yarın da değişiklik olmazsa, sözleşme ve kadro meselesi gelecek. Açıkçası buna ilişkin birçok eleştirimiz var. Kamuda farklı statülerde çalışan çalıştığını herkes biliyor. Aynı işte farklı ücretlerin olduğunu sözleşmeliler kadroluların olduğunu biliyoruz. Çalışma barışı olmadığını hem temas ederek hem de yakından takip ettiğimiz bir mesele olduğunu paylaşmak isterim. Buna dair komisyonda güçlü bir muhalefet yaptık” dedi.

‘KADEME İLERLEME HAKLARI VERİLMİYOR’

HDP’nin Plan Bütçe Komisyonu’nda muhalefet ettiklerini belirten Beştaş, “Maalesef buna dair maalesef değişiklik olmadı. Ben hangi konuda eleştirilerim olduğunu temel başlıklar halinde sizlerle paylaşmak istiyorum. Kadroya geçirilen emekçilerin belirli bir süre boyunca atanamamalarını düzenleyen maddeye yeni bir ek yapıldı. Can güvenliği ve sağlık sebeplerinin yanı sıra aile birliği mazeretinin eklenmesini önemsiyoruz. Her fırsatta aileyi aile birliğini önemsediğini iddia eden bir iktidar bloğu bu konuda talebimizi görmezden gelmiştir. Bu talebimizi reddetmeyi tercih etmiştir. Bu konuda da ne kadar samimiyetsiz olduğunu bir kez daha test etmiş olduk. Aile birliği anayasanın 41’inci maddenin amir hükmüdür. Eşlerin her birinin ve çocukları da varsa farklı illerde çalışmak zorunda olmaları büyük bir hak ihlali oluşturmaktadır. Kademe ilerleme hakları verilmiyor bu teklife göre. Bu kademe ilerleme durdurulması hükmü de hem eşitliğe hem de ölçülülük ilkesine aykırı düzenlenmiş. Kadroya geçirilen emekçiler düzenlemeyle dahi 657 sayılı devlet memurları kanunundan ayrı tutulmuştur. Bu düzenlemenin kanun teklifinin ilgili metinden çıkarılması önerimiz de reddedildi” diye konuştu.

‘ANAYASA’YA AYKIRI’

Beştaş, şöyle devam etti: “Kadro ilerleme hakları ellerinden alınması Anayasa’ya ve genel hükümlere aykırıdır, kazanılmış haklar bu teklifle gasp edilmektedir. Başkaca da birçok meselesi var. Esas olan kamu personeli mevzuatında büyük bir reform yaparak kamuda eşitlik ve ölçülülüğü sağlamak olmalıdır. Böyle yamalarla her gün ihtiyaçlarına göre kamuoyunu yanıltacak algıyı yönetecekler seçim rüşveti verecek düzenlemeler yerine kamu personeli mevzuatında yapılması acildir. AKP iktidarı her meslek grubunda kamu emekçisini eşitsiz bir şekilde ayrıştırıyor, bunu yapmaya devam ediyor. Meslek grubunda alt üst gruplar yaratıyor. Emekçiler üzerinde hem meslek içi hem de ekonomik bakımdan büyük adaletsizlikler yaratmaya devam ediyor. Örneğin sözleşmeli öğretmen ücretli öğretmen ayrımı AKP döneminde çıktı. Aynı uygulamayı şimdi diyanet işleri başkanlığın kapsamında yapıyor, imam hatip ve müezzinlere vekillik ve kayyımlık nitelemeleri getiriyor. Bu da ilginç bir düzenleme. Yani kayyımı belediyelere atıyorlar halk iradesini gasp ediyorlar şimdi diyanetin içine kadar getirdiler. İmama bile kayyım atıyorlar düşünün çözemedikleri meselelerde her yerde kayyımı bir yöntem halinde yasalara da dert ediyorlar. Açıkçası buna ilişkin eleştirilerimizi ifade ettik.

ÜCRETLİ ÖĞRETMENE KADRO VERİLMİYOR

Başka bir düzenleme, 3 yıl sözleşmeli olarak görev yapan personelin kadroya atanması atanmasından sonra can güvenliği ve sağlık sorunları hariç olmak üzere 3 yıl süreyle başka yere atanamayacak. Aile birliği ve birçok hakkın gasp edildiğini ifade etmek isterim. Bu kanun teklifinde en önemli konuların başında bu kanun teklifinin dışında bırakılanlar. Birçok kesim, sözleşmeli emekçi bu kanun teklifinin kapsamı dışında tutuluyor. Şu anda Türkiye’de 90 bin ücretli öğretmene kadro verilmiyor. Çok önemli ve 200 bin öğretmen açığının olduğunu resmi verilerle de biliyoruz. Neden kadro verilmiyor ücretli öğretmenlere. Bunu da kesinlikle peşini bırakmayacağız. Sonuna kadar da takipçisi olacağız. Toplamda 140 bin sözleşmeli ve 90 bin ücretli öğretmen bu yasanın bu teklifin dışında tutuluyor. Hepsini saymak gerekirse, PTT’de çalışan sözleşmeliler, HİT personelleri, tabi bir başlıkta çok önemli, belediyelerdeki taşeron işçiler. Taşeron işçilerde bu kadroya alımın dışında tutuluyor. Bu da çok vahim bir durum. PTT yetkilileriyle de farklı şekillerde görüşmeler yaptık. Onlara yönelik ayrımcılık da tıpkı ücretli öğretmenler gibi kabul edilemez. Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Aynı statülerin farklı şekillerde derecelendirilmesi de mevzuata da aykırı.

MESAİ ARKADAŞLARINA BİLE AYRIMCILIK

Yine 4D’li Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı uzmanları, ASTEP personelleri de dışında. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nde çalışanlar ayrıntıları da var. Hizmet alım işi yapanlar dışında. Belediyelerdeki şehir tiyatroları, senfoni orkestraları, sanat ve sahne uygulatışları, hizmet sözleşmesi statüsünde çalıştırılan sanatçı ve sahne uygulayıcısı kamu emekçileri de bu yasa dışında tutuluyor. Biz bu ayrımcılığın son bulması ve yasaya alınması gerektiği talebimizi Genel Kurul’da da yüksek sesle ve ciddi bir muhalefetle ortaya koyacağız. Gerekli önergelerimizi vereceğiz. Söz konusu düzenlemeyle 458 bin 611 sözleşmeli personel kadroya alınıyor. Ancak Türkiye’de toplam 590 bin 257 sözleşmeli personel bulunuyor. Meclis’teyiz şuanda, Meclis personelini söylemeden geçmek istemiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bize hizmet eden, bizimle birlikte çalışan sözleşmeli personellerde, emekçiler de bu kapsam dışında tutulmuş. Örneğin bizimle çalışan bazı arkadaşlar, başbakanlıktan gelen, farklı kurumlardan gelen ve diğerleri arasında hem maaşta hem özlük haklarında uçurum var. Meclis kendi personellerine, kendi çalışma arkadaşlarına, mesai arkadaşlarına bile bu ayrımcılığı yapıyorsa, işte burada ne amaçlandığını aslında çok net görebiliriz. Muhalefetimizi Genel Kurul’da sürdüreceğiz.”

‘SEÇİM MANEVRALARI’

Yarın Anayasa Komisyonu’nda, AKP ve MHP’nin başörtüsü ile ilgili teklifinin görüşülmeye başlanacağını aktaran Beştaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Anayasa’nın, hukukun, demokrasinin, hak ve özgürlüklerin askıya alındığı bir ortamda, bugün Cumhurbaşkanı’nın açıklamasından sonra zaten bildiğimiz bir gerçeği söylemiş oldu. Seçim dönemindeyiz ve 14 Mayıs’ta seçim olacak. Düşünün seçimlerin cumhurbaşkanı tarafından açıklandığı gün bugün 18 Ocak. 19 Ocak’ta Anayasa Komisyonu’na bir teklif geliyor. Her halde Türkiye tarihinde de araştırmadım ama bildiğim kadarıyla böyle bir durum yoktur. Seçimlere bu kadar kısa bir süre kala Anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini çokça tartışmaya gerek olmasa gerek. Ülke yoksulluğun açlığın pençesinde çırpınıyor, yaşam savaşı veriliyor. Her alanda büyük bir çöküş yaşıyoruz ama iktidar bloğunun tek gündemi var seçim manevraları.

BU TOPLUM AKLIYLA ALAY ETTİRMEYECEK

Seçim yatırımları kamuoyunun nasıl manipüle ederiz, nasıl algı yatarız ve kaybettiğimiz oyları nasıl ikame ederiz yaklaşımıdır. Anayasa değişiklik teklifi de bunlardan bir tanesidir. Bunu böyle okumak gerek. Açıkçası hak ve özgürlüklerin istismar edildiğini söylemeye bile gerek yok. Sömürüldüğünü bile söylemeye gerek yok. Bunun bir seçim malzemesi olarak kullanmak isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Başörtüsü meselesini bir seçim kampanyasına dönüştürdüler bile. Bu konu etrafında bir kampanya yürütecekler. Toplumu kutuplaştırma ve kendi desteklerini arttırma kampanyasından başka hiçbir şey değil. Anayasa askıda. AİHM ve AYM kararları uygulanmıyor. Ve ‘siz gerekeni yapın hukuk arkadan gelir’, ‘bu kararı tanımıyoruz gereğini yaparız’ diyenler her gün yargıya talimat veren iktidar ortakları kesinleşmemiş mahkeme kararları hakkında hüküm kuran, aynı zamanda hatta hiç soruşturma olmadan kayyım atayan bir zihniyet, seçim manevrasıyla anayasa değiştireceğim diyor. 84 milyonun gözünün içine baka baka aklıyla alay etmek istiyor. Ama bu toplum aklıyla alay ettirmeyecek bu manevralara karnı tok.

‘KARARILI VE ISRARCIYIZ’

Bu teklif ilk gündeme geldiğinde ilkesel tutumumuzu ortaya koymuştuk. Şunu demiştik hak ve özgürlüklerin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini gelen heyetle paylaştık. Eşit yurttaşlık hakkının anadil hakkının ve bütün inançlara özgürlüğün esas alınacağı bir değişikliği gelin konuşalım. Bir madde üzerinden bile bunlar konuşulabilir. Genel yaklaşımımızın bu olduğunu söyledik ve tutumumuzu ortaya koyduk. Buna cevap vermedikleri gibi sonrasında kendi tekliflerini hazırladılar anayasa komisyonuna sundular biz bu konuda bir tutum değişikliği içinde değiliz tutumumuzda kararlı ve ısrarcıyız.

Bildiğiniz gibi AKP grubunun görüşme teklifine olumlu yanıt vermedik. AKP ve MHP’nin her konuda olduğu bu konuda da samimi içten ve dürüst olduğu, güven verici olduğunu söyleyemeyiz. Böyle bir samimiyet görmüyoruz böyle bir dürüstlük görmüyoruz. Daha dün küçük ortak partimizin kapatılması için AYM’ye tehditler savurdu. Düşünün Meclisin üçüncü büyük partisine, dördüncü partisi her gün eriyen, seçim barajının altında kalacağı kesinleşen küçük ortak, partimizin kapatılması için ha bire tehditler savuruyor ve bunu Türkiye yurttaşlarının gözünün içine baka baka yapıyor. Aynı küçük ortak, partimiz hakkında kapatma davası açıklaması için seçim kampanyası gibi bir kampanya yürüttü ve bu kampanya baskısı altında her gün hakaretler, tehditler karşısında AYM’ye bu dava açtırıldı. Ve kapatma davasını açtıran ve geçenlerde Hazine yardımımız üzerine bloke kararı aldıran da işte AKP ve MHP bloğudur, Cumhur İttifakı’dır. Bizimle yarışmak yerine, hukuku, yargıyı bir araç, bir enstrüman olarak kullanarak, seçimlerde bizimle rekabet etmemeyi, siyasetten tasfiye etmeyi kendilerince önlerine hedef olarak koymuşlar.”

HDP BAŞÖRTÜ GÖRÜŞMELERİNE KATILMAYACAK

“Anayasayı tanımayanlarla, Anayasayı çiğneyenler ile Anayasayı rafa kaldıranlarla Anayasa yapılamaz” vurgusu yapan Beştaş, Anayasa komisyonu görüşmelerine katılmayacaklarının bilgisini verdi. Beştaş, şöyle devam etti: “Yarın yapılacak olan komisyon görüşmelerine HDP olarak katılmama kararını aldık. Bu seçim kampanyasını tarafı olmamaya karar verdik. Biz her türlü ayrımcılığın karşısındayız, temel hak ve özgürlüklerin temini için yeni bir demokratik anayasa yapmak gerektiğini yıllardır söylüyoruz bu konuda sayılı açıklamamız ve yazılı metinlerimiz mevcut. HDP’nin hem tüzüğü hem ilkeleri hem uygulamaları hem de mesela konu başörtüsü ya başörtüsü ile ilgili hiç bir sorunu olmadığını ortaya koyuyor. Bizim ilçe yönetiminden MYK’mıza Meclis grubumuza kadar başörtüsü takan takmayan farklı şekillerde giyinen arkadaşlarımızla çok onurlu bir mücadele yürüttüğümüz kamuoyunun bilgisindedir. Tabii ki başörtüsü ile kadınların giyimiyle ilgili bir sorunumuz yok. Bugüne kadar bir sorunumuz olmadı. Her türlü ayrımcılığın karşısındayız ama biz HDP olarak kıllık ve kıyafetin kadın bedeni üzerinde sebep olduğu her türlü egemenlik biçiminin karşısındayız. Yani anayasa toplantılarına katılacağımız için bunların ayrıntılarına girmiyorum. Ama kadınların hakları ve özgürlüğü alanında en çok mücadele yürüten kurullarında eşitliği sağlayan, eş başkanlık sistemini verdiği yasa teklifi ile yasalara getiren bir parti olarak bu konuda özgüvenimiz tamdır. Asla bir tartışmaya mahal veremeyiz.”

#HDP #Anayasa #Komisyonu #görüşmelerine #katılmayacak

Soylu hedef göstermişti: Gazeteci Oruç beraat etti

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ‘terörist’ diyerek hedef gösterdiği gazeteci Aziz Oruç, hakkında açılan davada beraat ederken, DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ile 5 kişiye ise 6’şar ay hapis cezası verildi

Agirî’nin Bazîd (Doğubayazıt) ilçesinde 11 Aralık 2019’da gözaltına alınarak tutuklanan ve daha sonra tahliye edilen gazeteci Aziz Oruç ile Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, Muhammet İkram Müftüoğlu ve HDP eski Bazîd İlçe Eşbaşkanı Abdullah Ekelek’in de aralarında olduğu 6 kişi hakkında açılan davanın karar duruşması görüldü.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, Ağrı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya gazeteci Oruç, farklı bir dosyadan tutuklu bulunduğu Diyarbakır 1 Nolu Yüksek Güvenlik Güvenlikli Cezaevi’nden, Dicle Müftüoğlu ise Amed’ten Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı.

Dava avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmada savunma yapan Oruç ve Müftüoğlu, beraatlarını talep etti.

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Oruç’un “Örgüt üyeliği”nden beraatine, “Örgüt propagandası” suçlaması mükerrer olduğu gerekçesiyle reddine; DFG Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu ile Muhammet İkram Müftüoğlu, HDP eski Bazîd İlçe Eşbaşkanı Abdullah Ekelek, Turgay İlboğa ve Yücel İlhan hakkında ise ise “Suçluyu kayırmak” iddiasıyla 6 ay hapis cezası verdi.

Mahkeme, verilen hapis cezasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

Soylu hedef göstermişti

Federe Kürdistan Bölgesi’nde bir süre kalan gazeteci Oruç, Avrupa’ya gitmek için İran üzerinden geçtiği Ermenistan sınır kapısında gözaltına alınmıştı. Gözaltında iken Ermenistan polisinin şiddetine maruz kalan Oruç, daha sonra İran askerlerine teslim edilmişti. İran askerleri tarafından Türkiye sınırından içeriye atılan Oruç, daha sonra geldiği Bazît’te gözaltına alınmıştı. 13-18 Aralık 2019 tarihleri arasında gözaltında bulunduğu sırada İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından “terörist” denilerek hedef gösterilmişti.

AGIRÎ

#Soylu #hedef #göstermişti #Gazeteci #Oruç #beraat #etti

Başörtüsü protestocusu Keshavarz’iye idam cezası istendi

Mart 2022 yılında başörtüsünü çıkararak video paylaşan kadın hakları aktivisti ve zorunlu başörtüsü protestocusu Mozhgan Keshavarz’iye yeni bir dava açılarak, ‘idam cezası’ istendi

İran’da 16 Eylül 2022 tarihinde başlayan ve 5’inci ayına giren halk ayaklanmalarında 500’ün üzerinde insan katledildi. Binlerce kişide gözaltına alınıp tutuklandı. İran cezaevleri sokaklar gibi direniş alanına dönerken, yaşanan işkence, tecavüz ve kötü muamele ile de gündemden düşmüyor. Tepkiler üzerine birkaç tutuklu kefaletle serbest bırakılsa da farklı gerekçelerle idamlar devam ediyor.

JINHA’da yer alan habere göre, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle 7 Mart 2022 tarihinde metroda kadınlara çiçek dağıttığı sırada başörtülerini çıkararak video çektikleri için kadın hakları aktivisti Yasman Ariani ile evlerine yapılan baskın ile gözaltına alınıp tutuklanan ve sonrada hastalığı nedeniyle kefaletle serbest bırakılan kadın hakları aktivisti ve zorunlu başörtüsü protestocusu Mozhgan Keshavarz’iye yeni bir dava açıldığı duyuruldu.

Mozhgan Keshavarz’ın avukatı Mohammad Moghimi’nin dijital medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Daha önce 23 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan ve hastalık nedeniyle serbest bırakılan kadın hakları aktivisti ve zorunlu başörtüsü protestocusu müvekkilim Mozhgan Keshavarz’a, dava açılarak, ‘ülkede yolsuzluk’ yapmakla suçlandı. Yeni olay ölüm cezasına tabidir.”

DIŞ HABERLER

#Başörtüsü #protestocusu #Keshavarziye #idam #cezası #istendi

Tecride karşı duvar yazılamaları

HDP Gençlik Meclisi, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridi duvar yazılamalarıyla protesto etti

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gençlik Meclisi, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 24 yıldır ağırlaştırılmış tecrit koşulları altında tutulan ve 21 ayı aşkın bir süredir kendisinden haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan için Êlih’in cadde ve sokaklarında yazılamalar yaptı.

Sokaklara, “Tecride son Sayın Öcalan’a özgürlük” ve “Kürdistan faşizme mezar olacak” şeklinde yazılamaları yapıldı. Tecride karşı bedenlerini ateşe veren Bubo Taş ile Mehmet Akar için de “Mazlum’dan Veysi, Mehmet’e mücadelemiz büyüyor. Şehid Namirin” yazılamaları yaptı.

Kaynak: MA

#Tecride #karşı #duvar #yazılamaları

Erdoğan’dan DP hatırlatmalı seçim tarihi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Millet 73 yıl sonra aynı gün Altılı Masa’ya yeter diyecek’ diyerek seçim için 14 Mayıs’ı işaret etti

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, seçim için 14 Mayıs Pazar 2023 tarihini işaret etti. Daha önce 18 Haziran seçimleri için “Mevsim şartlarına göre biraz öne alabiliriz” diyen Erdoğan, AKP’nin Meclis grubunda tarih telaffuz etti.

Erdoğan, 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti’nin iktidara geldiği tarihi işaret ederek, “Millet 73 yıl sonra aynı gün Altılı Masa’ya yeter diyecek” ifadesini kullandı.

14 Mayıs 1950’de yapılan seçimleri Demokrat Parti yüzde 55,2 oy oranı ile kazanmıştı. Bu seçimlerde CHP, yüzde 39,6 oy almıştı.

ANKARA

#Erdoğandan #hatırlatmalı #seçim #tarihi

Pınar Gültekin’in annesine beraat

Cemal Metin Avcı’nın katlettiği Pınar Gültekin’in annesi Şefika Gültekin hakkında açtığı hakaret davasında beraat çıktı

Muğla’da 2020’de Cemal Metin Avcı’nın işkence edilerek katledilen üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in annesi Şefika Gültekin’e açtığı, “tehdit ve hakaret” davasında beraat kararı verildi.

Cinayetten tutuklanan Avcı ve yakınlarının yargılandığı davanın 11’inci duruşmasında fail, katlettiği Gültekin’in annesi Şefika Gültekin hakkında kendisine duruşma salonunda tepki gösterildiği gerekçesiyle “tehdit ve hakaret” iddiasıyla şikayette bulundu.

Beraat çıktı

Gültekin hakkında açılan davanın ilk duruşması Muğla 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya taraf avukatları katıldı. Mahkeme heyeti, Şefika Gültekin hakkında “hakaret” suçlamasından ceza verilmesine gerek olmadığına, “tehdit” suçundan ise beraatın karar verdi. Öte yandan dün istinaf mahkemesi tarafından katil Avcı için yeniden yargılama kararı verildi.

HABER MERKEZİ

#Pınar #Gültekinin #annesine #beraat