Ana Sayfa Blog Sayfa 1055

Ferit Şenyaşar: Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz

Annesiyle adalet mücadelesini sürdüren Ferit Şenyaşar, tutuklu kardeşinin tahliyesi gerçekleşene kadar adliye önünden ayrılmayacaklarını vurguladı

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti, 681’inci gününde.

Pirsûs ilçesindeki evinden Urfa Adliyesi önüne gelen aile, nöbetine devam etti. Ferit Şenyşar, 2’si tutuklu 19 kişinin Malatya 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı “Hastane Katliamı” davasının dün görülen ilk duruşmasına dair Mezopotamya Ajansı’na konuştu.

Taleplerinden birinin Suruç Devlet Hastanesi’nde yaşanan katliama dair yargılamanın başlatılması ve tutuklu kardeşi Fadıl Şenyaşar’ın tahliye edilmesi olduğunu hatırlatan Şenyaşar, duruşmaya ilişkin şunları söyledi: “İddianame Urfa’da hazırlandı ve iddianame failleri, sanıkları aklamaya yöneliktir. Tanıkların ifadelerine göre de orada bir insanlık suçu işlenmiştir ama kimsenin adı geçmiyor” diye belirtti.

‘Sağlık Bakanlığı ilk defa taraf oldu’

Davadaki en büyük gelişmenin 4 buçuk yıl sonra açılan davaya Sağlık Bakanlığı’nın da taraf olması olduğunu ifade eden Şenyaşar, “Sağlık Bakanlığı yetkilileri duruşmada yanımızda oturdu. Hastane içinde yapılan tahribat, hastane içindeki ambulans görüntülerinde camların parke taşlarıyla kırılmasıyla ilgili şikayette bulundular. Sağlık Bakanlığı ilk defa davaya taraf oldu, bu bizim için umut verici bir gelişmedir.”

Umutlu olduklarını söyleyen Şenyaşar, şöyle devam etti: “Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. İkinci talebimiz kabul edilmeyene kadar da adliye önünden ayrılmayacağız. Eğer tutuklu kardeşimiz de serbest bırakılırsa nöbeti sonlandırıp, hukuki süreci avukatlarımızla beraber devam ettireceğiz.”

RIHA

#Ferit #Şenyaşar #Adalet #istemekten #vazgeçmeyeceğiz

Tutuklu gazeteci Değer’e yeni bir dava açıldı

Tutuklu JINNEWS muhabiri Öznur Değer hakkında gazeteci olarak takip ettiği öğrencilerin ‘Geçinemiyoruz’ eyleminden dolayı açılan soruşturma davaya dönüştü

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma ile 29 Ekim’de tutuklanan JINNEW muhabiri Öznur Değer hakkında yeni bir ava açıldı. Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Değer hakkında, öğrencilerin “Geçinemiyoruz” talebiyle 28 Kasım 2021 tarihinde gerçekleştirdiği eylemi takip ettiği gerekçesiyle 19 Aralık 2022 tarihinde soruşturma açıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda Değer ile birlikte 24 kişi hakkında, “Görevi yaptırmamak için direnme” ve “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla iddianame hazırlandı. Savcının “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu” 32/1, Türk Ceza Kanunu 265/1, 265/3, 53’üncü maddeleri” uyarınca ceza verilmesi talebiyle hazırladığı iddianame, Ankara 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 5 Ocak’ta kabul edildi.

Değer gazeteci saymadı

İddianamede, gazeteci olarak eylemi takip eden Değer’in polis engeline karşı mesleğini yapmaktaki ısrarı, “Basın mesleği ile bağdaşmayacak hareketler” olarak nitelendirildi. Polislerin saldırısı sonrası JINNEWS basın kartını gösteren Değer’in, gazeteciliği ise Ankara Emniyeti ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen basın kartına benzemediği gerekçesiyle tanınmadı.

Hedef gösterildi

İfadesinde polisin görüntü almasını engellediğini belirten Değer, koluna vurularak oradan uzaklaştırıldığını, sivil bir polis tarafından hedef gösterildiğini, ardından ise ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi.

Ankara 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamenin ilk duruşması 8 Mayıs’ta görülecek.

ANKARA

#Tutuklu #gazeteci #Değere #yeni #bir #dava #açıldı

KCK’den bedenini ateşe eren Mehmet Akar için açıklama

İmralı tecridine karşı 16 Ocak’ta bedenini ateşe veren Mehmet Akar’a dair açıklama yapan KCK, kendini yakma eylemlerinin son bulmasını istedi

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin ağırlaşmasıyla birlikte endişeler de artıyor. Merdîn’de 12 Ocak’ta Veysi Taş adlı 65 yurttaşın tecride karşı bedenini ateş vermesinin ardından, 16 Ocak’ta ise Amed’de 25 yaşındaki Mehmet Akar bedenini ateşe vererek, bıraktıkları mektuplarla eylemlerinin tecride karşı olduğunu belirtti.

Ailelere özel savaşa karşı dikkat çağrısı

Yapılan eylemlerin ardından KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) her alan açıklamalarında, Amed’in Sûr ilçesinde 16 Ocak gecesi PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi protesto amacıyla bedenini ateşe veren Mehmet Akar’a dair bir açıklama yaparak, HDP binası önünde “çocuğum dağa kaçırıldı” iddiasıyla oturan Akar’ın yakınlarının istismar edildiğine işaret edilerek, “Bu aileler bilmeli ki bu tutumlarıyla kendileri ve çocukları için faydalı bir şey yapmıyorlar. Kürt sorunun çözümsüzlüğünden ve Kürtlerin çektiği bütün acılardan AKP-MHP iktidarı sorumludur” dedi.

‘Kendini yakma eylemleri olmamalı’

Akar’ın eyleminin “tecride karşı mücadelenin yükseltme” anlamına geldiğine dikkat çekilen açıklamada, kendini yakma eylemlerinin tasvip edilmediği ifade edildi. Akar’ın eyleminin “cesaret, fedakarlık ve bağlılık örneği” olarak değerlendirildiği açıklamada, “Kesinlikle kendini yakma gibi eylemler olmamalıdır” vurgusu yapıldı.

HABER MERKEZİ

#KCKden #bedenini #ateşe #eren #Mehmet #Akar #için #açıklama

Kadınlar Birlikte Güçlü ‘Ege Bölge Buluşması’ düzenliyor

Kadınlar Birlikte Güçlü, ‘Ege Bölge Buluşması’ düzenliyor. Çevre kentlerden kadınların da katılacağı buluşmada, iktidarın saldırılarına karşı örgütlü mücadele tartışılacak

Birçok kadın örgütünü bünyesinde bulunduran Kadınlar Birlikte Güçlü oluşumu, İzmir’de “Ege Bölge Buluşması”na hazırlanıyor. 21 Ocak Cumartesi günü saat 16.00’da Kültürpark Gençlik Tiyatrosu Salonu’nda gerçekleşecek buluşmaya, İzmir’in yanı sıra Denizli, Aydın, Manisa ve Muğla kentlerinden de katılım olacak.

Mücadelemiz büyüyecek

Kadınlar Birlikte Güçlü İzmir üyesi Sibel Örkmez, AKP-MHP ittifakının faşist saldırılarına karşı mücadele ve örgütlülüğü artırmayı hedeflediklerini söyleyerek, “Baskı artıkça mücadelemiz büyüyecek. Bu bağlamda bir araya geleceğiz, birlikteliğimiz önemli” dedi.

Şiddet kıskacına cevap

Her türlü saldırıya karşı varoluş mücadelesi verdiklerinin altını çizen Örkmez, “Amacımız hayatın her alanında ezilen bütün kadınları bir araya getirmek. Buluşmada, AKP- MHP iktidarının aile politikalarını, erkek şiddeti, cezasızlık politikası, haklarımızın yok edilmesi ve üniversitelerde kadın mücadelesini konuşacağız. Aileyi kutsayıp kadını şiddet ve yok oluş kıskacına alan iktidarın saldırılarını masaya yatırıp, buna karşı mücadele yöntemlerini tartışacağız” diye konuştu.

Sokaklardan haykıracağız

Kadınların güçlerinin farkında olması gerektiğini dile getiren Örkmez, “Kadınları her anlamda güçlendirmek istiyoruz. Her kesimden kadına ulaşmak ve her alanda kadınların bize ulaşmasını sağlamaya çalışacağız. Bunun örgütlülüğünü öreceğiz. İtiraz ve direniş her yerde olmalı. Sokaklarda, meydanlarda, iş yerlerinde haykırmaya devam edeceğiz. Varız, var olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Gelin sesimize ortak olun

Tüm kadınlara seslenen Sibel Örkmez, son olarak kadınlara seslendi: “Her yer direniş alanı, söz söyleme, itiraz etme yeridir. İtirazlarınızı alın gelin sesimize, mücadelemize ortak olun. 21 Ocak’ta saat 16.00’da Kültürpark Gençlik Tiyatrosu’nda ‘varız, birlikte güçlüyüz’ demeye çağırıyoruz.”

Kaynak: Delal Akyüz/İzmir-MA

#Kadınlar #Birlikte #Güçlü #Ege #Bölge #Buluşması #düzenliyor

Mahkeme ifadesini esas aldığı tanıkları bulamıyor

KHK ile kapatılan ÖHD ile TUHAD-FED üye ve yöneticileri hakkında açılan davanın duruşmasında daha önce ifade veren tanıkların bulunamadığı belirtildi

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Tutuklu Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (TUHAD-FED) ile Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) yönetici ve üyesi 49 kişi hakkında açılan davanın duruşması görüldü.

“Örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılan davanın İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasına yargılanan avukat Ayşe Acinikli, Ramazan Demir, TUHAD-FED üyeleri Recep Belek ve Hıdır Mayda’nın yanı sıra avukatları Serhat Çakmak, Ferat Boğatekin ve çok sayıda kişi katıldı.

Duruşma ertelendi

Duruşmada söz alan Av. Çakmak, “tanıkların” dinlenmesine dair daha önce verilen ara kararı hatırlatarak, getirilip getirilmediğini sordu. Mahkeme, tanıkların bulunamadığını ve bu nedenden ötürü sürekli duruşmayı ertelemek zorunda kaldığını ileri sürerken, iddia makamı ise, dosyadaki eksik hususların giderilmesini istedi. Ara kararını oluşturan mahkeme, tanık Hakan İlhan’ın dinlenmesine, adli kontrol uygulamasının kaldırılmasına karar vererek duruşmayı 22 Mart’ta erteledi.

İSTANBUL

#Mahkeme #ifadesini #esas #aldığı #tanıkları #bulamıyor

Jineoloji Merkezi Bilim konferansı yaptı: Katliamlara cevap birliğimiz

Jineoloji Araştırma Merkezi, 10 Ocak’ta Kuzey ve Doğu Suriye’nin Şehba Kantonu’nda Birinci Bilim Konferansı’nı gerçekleştirdi

“Sakine ve Evîn’in mücadelesinden Jîna, Zeynep ve Nagihan’ın mücadelesine kadar jin, jiyan, azadî” şiarıyla Serdem Kampı’nda yapılan konferansa Efrîn, Şehba ve Halep’ten 170 delege katıldı.

Efrîn-Şehba Jîneoloji Araştırma Merkezi üyesi Zahîde Memo, saldırıların gölgesinde gerçekleştirilen konferansı Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Müjdat Can’a değerlendirdi.

Akarsel’in yazıları…

Konferansa kadın meclisleri, Kongra Star, Genç Kadınlar Birliği ve birçok kadın örgütünün destek verdiğini belirten Zahîde Memo, “Ortaya çıkan sorunları, eleştirileri konferansla bir araya getirerek çözümler aradık. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın perspektifi, Süleymaniye’de katledilen arkadaşımız Nagihan Akarsel’in yazılarıyla konferansı başlattık. “Jin, jiyan, azadî’ perspektifini tartıştık. 2 yıllık çalışmalarımızın programlarına yer verdik. Tiyatrolar yaptık. Jîna Emînî’ni ve direnişçi kadınların isyanını konu alan şarkılar seslendirildi. Kadına ve çocuklara yönelik şiddet, kadın ekonomisinin önemi ve kadına yönelik teknolojik şiddet konularını tartıştık” dedi.

Saldırılar altında konferans

Konferansla, hegemon devletlerin kadına yönelik katliamlarına cevap olmak istediklerini vurgulayan Memo, “Şehba’da ambargo, bombardıman, özel savaş politikalarının altında ne kadar güçlü olduğumuzu bu konferansla gördük. Örgütlülüğümüzü ve çalışmalarımızı devam ettirdiğimizi herkese gösterdik. Bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Değişim kadınla mümkün

Jîneolojinin önemine değinenerek sözlerini sürdüren Memo, şu bilgileri aktardı: “Bir örgüt, özgürlük hareketi ideolojik olarak inşa edilir. Bunların birbirini tamamlaması gerekiyor. Bugün ortaya çıkan fikirlerin kökenine baktığımız zaman bilim ışığında hepsi ortaya çıkıyor. Sosyolojik, felsefik, toplumsal olarak karşı cinsi sevme, bunun çocuklar üzerindeki etkilerini bilimsel olarak ele aldık. Konferansı örgütsel değil bilimsel olarak yapmamızın sebebi budur. Bilimin düzeltilmesinin de kadının değerlendirmeleri ve kadının bakış açısıyla mümkün olduğunu biliyoruz. Çünkü kadın bilimdir, kadın yaşamdır. Sadece kadını değil bütün toplumu bilim ışığında bu tartışmalarla ele alıyoruz.”

Kadınlar çözüm gücü olmak istiyor

Konferansı Efrîn işgalinin 5. yıl dönümünde Efrînli ve Şehbalı kadınlarla yapmalarının önemli olduğunu vurgulayan Memo, “Bu konferansla sömürgeci, işgalcilere cevap vermek istedik. Bu tarihte, konferansı yapıp, tartışmak bizin için önemliydi. Efrîn’in işgal edildiğini unutmayalım istedik. Elbette ilk isteğimiz Efrîn’e geri dönüştür, bir anlamıyla da bunun mesajını vermekti amacımız. Konferansta her koşulda oluşturulan kadın birliğini de tartıştık. Kadınlar daha fazla bir araya gelerek çözüm gücü olmak istiyorlar. Bu örgütlülük ve bilinçle katliamları engellemek istiyorlar. Bu nedenle kadınların birbirlerini sahiplenmesi, birbirleriyle birleşmesi konferansın da önemli gündemiydi. Bu birlikteliğimizi güçlendirerek saldırıları da boşa çıkaracağız” dedi.

HABER MERKEZİ

#Jineoloji #Merkezi #Bilim #konferansı #yaptı #Katliamlara #cevap #birliğimiz

HDP’li vekillerin tecrit eylemi: Ayrıcalık değil hukukun uygulanmasını istiyoruz

HDP’li vekillerin İmralı tecridine karşı başlattığı Adalet Nöbeti 20’nci gününe girerken Meclis önünde yapılan açıklamada Adalet Bakanlığına seslenildi. ÖHD’li hukukçu Yamar ise CPT’nin iktidar ile ilişkisine dikkati çekti

Adalet Bakanlığı’nın İmralı tecrit sistemiyle “adaletsizlik bakanlığı” olduğunu belirten HDP Milletvekili Ömer Öcalan, “Ayrıcalık istemiyoruz, aile olarak yasal haklarımızı kullanmak istiyoruz. İmralı’nın kapılarını açın” diye seslendi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi talebiyle başlattıkları Adalet Nöbeti, 20’nci gününde.

Milletvekilleri, Dilan Dirayet Taşdemir, Kemal Bülbül, Ömer Öcalan, Zeynel Özen, Züleyha Gülüm, Kemal Peköz ve Rıdvan Turan katıldığı bugünkü eylemde Meclis önünde açıklama yapıldı.

Açıklamayı yapan HDP Riha (Urfa) Milletvekili Ömer Öcalan, İmralı Adası’nda 24 yıldır Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit uygulandığını belirterek, iktidar yetkililerinin “Hukuk devleti” açıklamalarına tepki gösterdi. Öcalan, “Hukuk varsa, yasa varsa, kanun varsa, bu devlet hukuk devleti ise, kanunlar Sayın Öcalan için neden uygulanmıyor. Faşist iktidar, 2015’ten bugüne bütün kanunları, Kürtlere, Sayın Öcalan’a, karşı ortadan kaldırılmış bir durumda” dedi.

İmralı’da tecrit sisteminin ağırlaştırılmasıyla her alanda krizlerin derinleştiğini dile getiren Öcalan, “Yaşamın bütün alanları, ekonomide, siyasette, her alanda bir çıkmaz yaşanıyor. Savaş ve insan hakları ihlalleriyle ayakta kalmaya çalışıyor. AKP-MHP’nin tek planı, tek vaadi budur. Topluma yönelik saldırılarla siyasetini yürütmeye çalışıyor. Açık bir şekilde söylüyoruz, Kürt sorunu, toplumsal sorunlar, Türkiye’nin sorunları demokratik yol ve yöntemlerle çözülebilir, diyalogla çözülebilir” vurgusu yaptı.

Tecridin sorumlusunun Adalet Bakanı Bekir Bozdağ olduğunu belirten Öcalan, “Adalet Bakanlığı, adalet için değil, bakanın adalet ile ilgisi yok. Bu bakanlık, adaletsizliğin bakanlığıdır. Her tutuklunun aile ve avukat görüş hakkı var. Bu yasal bir haktır. Biz AKP-MHP’den ayrıcalık istemiyoruz, özel bir uygulama da istemiyoruz. Kanunların uygulanması için hukuka davet ediyoruz. Anayasa’da bu var ise Sayın Öcalan, Veysi Aktaş, Ömer Hayri Konar ve Hamili Yıldırım için de uygulanmalıdır” sözlerini ifade etti.

‘İktidar ile CPT ilişki içinde’

Öte yandan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Ferdi Yamar Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Mehmet Aslan’a verdiği demeçte tecridin uluslararası boyutuna dikkat çekti. Uluslararası yetkili bir kurum olan Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) İmralı’ya Eylül’ün son haftasında yaptığı ziyarette Abdullah Öcalan’ın görüşe çıkmamasının “politik” bir mesaj içerdiğine dikkat çeken Yamar, “Bence Sayın Öcalan’ın gerek devlete gerek ise haklara vermiş olduğu bir mesaj. Çünkü Sayın Öcalan’ın muhataplığı avukatlarıdır. Sayın Öcalan ilk temas etmek istediği kişiler avukatları ve ailesidir. Avukatları dışında yapılabilecek bütün görüşmelerin aslında bir gerçekliği yoktur. Eğer CPT ile sağlıklı bir görüşme yapılmış olsaydı, CPT bu görüşmenin sonucunu açıklamış olacaktı. Yapılan bütün görüşmelerin de aslında devlet kanalıyla yapıldığını, devletle ilişki içerisinde olduğunu da gözler önüne sermektedir. Devlet bu noktada bire bir zaten CPT ile ilişki içerisindedir, ortaktır” dedi.

Yamar, CPT ile yapılan hiçbir görüşmenin, bir şeyi değiştirmediğini hatırlatarak, “Bu noktada artık sadece usulen yapılan görüşmeler var. Bir aldatmaca olarak okunabilir. Devlet bunu bir araç olarak kullanıyor. Çünkü Öcalan’la CPT’den önce görüşme yapması gereken kişiler avukatlarıdır. Öcalan ilişkin Türkiye kamuoyuna ve dünya kamuoyuna sağlıklı bilgi verebilecek tek kişi de Öcalan’ın avukatlarıdır” diye kaydetti.

HABER MERKEZİ

#HDPli #vekillerin #tecrit #eylemi #Ayrıcalık #değil #hukukun #uygulanmasını #istiyoruz

Cezaevi yönetimi özgürlük dileğini ‘sakıncalı’ gördü

HDP Milletvekili Alican Önlü’nün cezaevine gönderdiği yılbaşı kartındaki sözleri ‘sakıncalı” olarak değerlendirilerek, tutuklu Mehmet Çağırıcı hakkında disiplin soruşturması açıldı

Keyfi uygulamaların yayıldığı cezaevlerinde disiplin soruşturma gösterilen gerekçeler pes dedirten türeden. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersîm Milletvekili Alican Önlü’nün yılbaşı için cezaevlerinde bulunan tutuklulara gönderdiği kartlar nedeniyle Giresun Espiye L Tipi Cezaevi’nde bulunan tutuklu Mehmet Çağırıcı’ya disiplin soruşturması açıldı.

Giresun Espiye L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu’nun değerlendirme kararında, Önlü tarafından gönderilen kartın “örgüt faaliyetlerini övücü ve destekleyici mahiyet taşıdığı” ve “örgüt dayanışmasını arttırıcı”, “örgütün amacı doğrultusunda eylem gerçekleştirenleri övücü, yükseltici” amacı taşıdığı nedeniyle tamamen “sakıncalı” olduğu iddia edilerek, disiplin suçuna konu edildi.

Özgürlük dileği sakıncalı görüldü

Önlü’nün gönderdiği kartta, “2023 yılının yüz yılık tekçi ve inkarcı rejimin sonlanacağı, Türkiye halklarının kendi kimlikleri, dilleri ve inançlarıyla ikinci yüzyılda demokratik bir cumhuriyeti inşa edecekleri ve rehin tutulan tüm siyasi tutsakların özgürlüğe kavuşturulacakları bir yıl olacağına inanıyorum. Özgürlüğü için mücadele eden halklarımızın ve siyasi tutsakların yeni yılını kutluyorum. Sera Simaya Newiyê Bimbarek Bo” ifadeleri yer aldı.

ANKARA

#Cezaevi #yönetimi #özgürlük #dileğini #sakıncalı #gördü

Ukrayna’da İçişleri Bakanı dahil 16 kişi helikopter kazasında öldü

Ukrayna’nın Kiev bölgesinde bir helikopter bir anaokulu ve konut binasına çarparak düştü: İçişleri bakanı dahil 16 kişi yaşamını yitirdi

Ukrayna’nın başkenti Kiev’in dışındaki Brovary kasabasında bir anaokulu ve bir konut binasının üzerine sabah saatlerinde bir helikopter düştü. Ukraynalı yetkililer olayda ikisi çocuk 16 kişinin öldüğünü, ölenler arasında helikopterdeki Ukrayna İçişleri Bakanı Denis Monastırski ve yardımcısının da olduğunu açıkladı.

Kaza sırasında hava sisli ve kapalıydı. İlk belirlemelere göre helikopter anaokuluna çarptıktan sonra bir konut binasının yakınına düşerek yanmaya başladı.

Kamu radyosu Suspilne, ölen 16 kişiden dokuzunun helikopterdeki kişilerden oluştuğunu söyledi. Helikopterde İçişleri Bakanı Denis Monastırski’nin yanı sıra yardımcısı Yevhen Yenin’in de bulunduğu Ukrayna basınındaki haberlerde yer aldı. Yaralanan 22 kişiden 10’unun anaokulundaki çocuklar olduğu da açıklandı.

DIŞ HABERLER

#Ukraynada #İçişleri #Bakanı #dahil #kişi #helikopter #kazasında #öldü

Vartinis Davası’nda zaman aşımı riski

Vartinis’te 7’si çocuk 9 kişinin yakılması ile ilgili açılan davanın sanığı Bülent Karaoğlu’nun bir an önce yakalanıp mahkemeye getirilmesi gerektiğini belirten avukat Kadir Karaçelik, davanın zaman aşımı riski ile karşı karşıya olduğunu belirtti

Yadigar Aygün / İstanbul

Muş’un Korkut ilçesine bağlı Vartinis (Altınova) Beldesi’nde 3 Ekim 1993’de evlerinin ateşe vermesiyle Nasır ve Eşref Öğüt çifti ve 7 çocuğun yaşamını yitirmesine ilişkin Jandarma Alay Komutanı Bülent Karaoğlu hakkında açılan davanın 11’in duruşması yarın görülecek. Karaoğlu hakkında verilen beraat kararının Yargıtay’da temyiz incelemesi sonrası 2021 yılında bozulan ve yeniden görülmeye başlayan Vartinis Davası Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkeme’sinde görülüyor.

Göz göre göre kaçtı

Kadir Karaçelik

Davanın avukatı Kadir Karaçelik, davanın en başından itibaren faillerin etkin bir şekilde yargılanmadığına dikkati çekerek, cezasızlık politikasının uygulandığını söyledi. Davada yargılan dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu’nun hala yakalanmadığına dikkati çeken Karaçelik, etkin ve yetkin bir şekilde davanın yürütülmediğini söyledi. Vartinis Davası’nda sonuna kadar mücadele edeceklerini belirten Karaçelik, “Sanık, Bülent Karaoğlu, aranıyor ama bulunamıyor. Sanık, gözlerimizin önünde kaçıp gitti. Mahkemeye ısrarla tutuklayın dememize rağmen mahkeme tutuklamadı. Sanık kendine ceza verileceğini anlayınca kaçtı” dedi.

Cezasızlık politikası

Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında cezasızlık politikasının halen devam ettiğinin altını çizen Karaçelik, “Her defasında etkin bir kovuşturma talep ediyoruz ama maalesef bu gerçekleştirilmiyor. Sorumluluğu tespit edilen, Bülent Karaoğlu bir an önce mahkemeye getirilmelidir. Türkiye istediğinde sınır ötesinde operasyonlar yapıp 24 saatte birilerini yakalayıp getirebiliyor. Sanık Bülent Karaoğlu’nun bir an önce bulunduğu yerin tespit edilip yargının önünde hesap vermesi için getirilmesi gerekiyor” dedi.

İnsanlığa karşı suç

Davanın zaman aşımı ile düşürülmek istendiğini belirten Karaçelik, “2 Ekim 2022 günü bu davanın üzerinden 30 yıl geçti. Zaman aşımına çok az bir süre kaldı. Ulusal mevzuata göre dava zaman aşımına uğrayacak. Henüz Anayasa’nın insanlığa karşı suçlar konusunda verdiği bir karar yok. Musa Anter davası da zaman aşımı ile düşürüldü. Kuvvetle muhtemel bizim davamız da zaman aşımı gerekçe gösterilerek düşürülecek. Biz ısrarla bu davalarda zaman aşımının işlemeyeceğini, insanlığa karşı işlenen suç olduğunu ifade edeceğiz” diye konuştu.

Belgeler gizleniyor

Dava sürecinde elde edilen bilgi ve belgelerin gizlendiğinin altını çizen Karaçelik, “Genelkurmay, Jandarma, Valilik, İçişleri Bakanlığı gibi pek çok kuruma başvurduk. Çoğundan olumsuz cevaplar geldi. Bu operasyon kaydına ilişkin elimize bir şey geçiremedik. Bu kapsamlı operasyona karşı çok ciddi bir şekilde bilgiler kayıt altında olmalıydı. Bilgi ve belgelerin kayıt altında olduğuna inanıyoruz. Bu bilgi ve belgeler mahkemeye gönderilmedi. Bu işin perde arkasında kimlerin olduğu ortaya çıkarılmak istenmiyor. Etkin ve yetkin bir soruşturma yapılsaydı belki bu operasyonun gerçekleştiren başka odakları da ortaya çıkarılabilirdi” diye konuştu.

#Vartinis #Davasında #zaman #aşımı #riski