Ana Sayfa Blog Sayfa 1068

Şırnak Belediyesi’nde kadın yok: Belediye erkeklere teslim

Şırnak Belediyesi, 20 birimin tümüne erkek atadı. HDP’li meclis üyelerinin kadın birimi kurulması için verdiği önergeler reddedildi

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) yönetiminde iken 5 Kasım 2016’da kayyum atanan Şırnak Belediyesi’nde kayyum ilk olarak Kadın Politikaları Müdürlüğü’nü kapatmıştı.

31 Mart 2019 yerel seçimlerinde belediye AKP yönetimine geçti.

AKP’li yönetim, kadınlara belediye kadrolarında alan açmazken belediyenin tüm birimlerinin başına erkek atadı. Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) seçilen belediye meclis üyelerinin kadınlar için verdiği önergeler ise, AKP’li üyeler tarafından reddedildi.

AKP’l, yönetiminin kadınları gömrediğini söyleyen Şırnak Belediyesi HDP’li Meclis üyesi Seyran Yiğit ve Özgür Kadın Hareketi (TJA) üyesi Güler Tunç, “Kadınlar Şirnex’ten çok Silopiya’da kendilerini güvende hissediyorlar” dedi

Kadınlar temsil edilmiyor

Yiğit, belediyede kadınları temsil eden herhangi bir alan ve birimin olmadığını söyleyerek, “Geçen süreçte Şirnex Belediyesi’nin kadına dair çalışma yürütmesi için çabalarımız oldu. Kadına dair, kadın alanlarına dair birçok önerge verdik. Ama tek bir tanesine bile cevaplanmadı. Belediyeye girdiğinizde kadın göremiyorsunuz” dedi.

Önergeler reddediliyor

Belediye de eşit temsiliyetin sağlanması için girişimlerde bulunduklarını aktaran Yiğit, “Belediyede kadın temsiliyetini talep ettik. Bunu kabul ettiler. Ancak uygulamaya sokmadılar. Biz Kadın Politikalar Müdürlüğü’nün açılması için de öneride bulunduk ve kadınların kendini rahat ifade edebilmesi için ihtiyaç olduğunu söylerdik. Ama bu önerge reddedildi. Jîrkî Aşireti Kilim dokuma çalışması yapıldı. Bu projede de erkekler görevlendirildi. Biz onlara, ‘bu bir kadın projesidir neden erkekleri görevlendiriyorsunuz?’ dediğimizde, ‘onlar bu işin profesörüdür’ yanıtını aldık” diye belirtti.

‘Özel savaş politikaları’

TJA aktivisti Güler Tunç, belediyenin salt erkekler tarafından yönetildiğine işaret ederek, belediyede herhangi bir kadın biriminin olmamasının erkek şiddetini de etkilediğini kaydetti. Tunç, “Tarihten beri kadınlar nerede hak talep etmişse ve irade olmuşlarsa orası egemenler tarafından işgal edilmiştir.  Bugün dört bir yandan kadına dönük bir şiddet var. Bu yerlerden biri de Şirnex. Kent özel savaş politikalarıyla yönetiliyor. Son 7 yıllık süreç içerisinde bu bölgeye dönük ciddi saldırılar oldu. Şimdi AKP’li belediye tarafından yönetilen belediye kadınların sorunlarına cevap olamıyor. Ne kadınların haklarını savunabileceği kurumlar, ne de kadınların sorunlarına çözüm olabilecek birimler açıldı” ifadelerinde bulundu.

Kentte şiddet artıyor

Belediyelerde kadın alanlarının olmayışının şiddeti körüklediğini ifade eden Tunç, “Bugüne kadar kadın emeğine yönelik tek bir çalışma yapmadılar. Asimilasyona hizmet eden çalışmalar yapıldı. Bir kentte Kadın Dayanışma Merkezi yoksa orada şiddet, kadın katliamı ve çocuk istismarı vardır. Erkekler bu politikalardan güç alıyorlar” ifadelerini kullandı.

Kadınlar Silopiya’da kendilerini güvende hissediyor

Tunç, HDP ve AKP belediyeleri arasındaki farklılığa dikkat çekerek, “Her iki partinin belediye anlayışı arasında dünya kadar fark var. AKP’li belediye kadına yer vermiyor, kadın alanları açmıyor, kadını irade olarak görmüyor. Ama bir diğer tarafta da bunun tam tersi olan bir HDP belediye anlayışı var. HDP belediyeleri kadın belediyeleri olarak tanımlanıyor. Bugün Silopiya ve Şirnex belediyelerine baktığımızda, Silopiya Belediyesi’nin kadın rengi ile kadınlara nefes olduğunu görüyoruz. 4 yıllık süreçte binlerce kadına ulaştılar. Bu kadınlara ekonomi ve sosyal anlamda alanlar açtılar. Kadınlar Şirnex’ten çok Silopiya’da kendilerini güvende hissediyorlar. Silopiya’da çözüm olan, çözüm üreten bir kadın belediyeciliği varken, Şirnex’te erkek aklıyla ve zihniyetiyle kadına yer vermeyen bir belediyecilik anlayışı var” şeklinde konuştu.

Kaynak: MA

 

#Şırnak #Belediyesinde #kadın #yok #Belediye #erkeklere #teslim

Kartal Mitingi öncesi bazı yollar trafiğe kapatıldı

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Kartal Meydanı’nda yapacağı miting öncesi emniyet bazı yolların trafiğe kapatıldığını duyurdu

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın “Savaşa, yoksulluğa, baskılara dur diyelim. Birlikte değiştirelim” şiarıyla bugün Kartal Meydanı’nda yapacağı miting öncesinde bazı yolların trafiğe kapatıldığını duyurdu.

Açıklamada, miting sebebiyle miting bitimine kadar, Neyzen Tevfik Caddesi, Hükümet Baba Caddesi ve Savarona Caddesi Sahil Yolu bağlantısı trafiğe kapalı olacağı belirtildi.

Söz konusu yollara alternatif güzergahlar ise, D-100 Karayolu, Turgut Özal Bulvarı ve İstasyon Caddesi olarak belirlendi.

İSTANBUL

#Kartal #Mitingi #öncesi #bazı #yollar #trafiğe #kapatıldı

Elezîz’de 4,9 büyüklüğünde deprem

Elezîz’de 4,9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Olumsuz bir durumun olmadığı açıklandı

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Elezîz’de 4,9 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı. Depremin yerin 17,9 kilometre derinliğinde olduğunu açıklandı. Kandilli Rasathanesi ise, depremin 3 kilometre derinlikte gerçekleştiği bilgisini verdi.

Elazığ Valiliği, deprem sonrası ekiplerin bölgeye ulaştığını duyurdu ve bölgedeki çalışmaların sürdüğünü belirtti. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “An itibariyle ekiplerimiz bölgeye intikal etmiş olup, olumsuz herhangi bir ihbar bulunmamaktadır. Tarama çalışmalarımız devam etmektedir.”

HABER MERKEZİ

#Elezîzde #büyüklüğünde #deprem

Nepal’de yolcu uçağı düştü: En az 16 ölü

Nepal’de 72 kişiyi taşıyan yolcu uçağı düştü. Kazada en az 16 kişi yaşamını yitirdi.

Nepal’da Yeti Havayolları’na ait Kathmandu’dan Pokhara’ya giden yolcu uçağı düştü. 68 yolcu ve 4 mürettebatı taşıyan uçakta en az 16 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi.

DIŞ HABERLER

#Nepalde #yolcu #uçağı #düştü #ölü

HDP’li Uca tecridi meclis gündemine taşıdı

HDP’li Feleknas Uca, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride dair Adalet Bakanlığı’na soru önergesi verdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Milletvekili Feleknas Uca, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağır tecridi, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sordu.

Abdullah Öcalan’ın avukatları tarafından yapılan aile ve avukat görüşme başvurularının “disiplin cezası” ve “görüş yasağı” gerekçesiyle engellendiğinin belirtildiği yazılı önergede, Abdullah Öcalan ile birlikte aynı cezaevinde tutulan Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’a dair şu sorular yöneltildi:

“*21 ayı aşkın bir süredir haber alınamayan, tüm iletişim kanallarının engellendiği Sayın Öcalan ve diğer mahpuslara ‘disiplin cezası’ adı altında görüş yasağı konmasının açıklaması var mıdır?

*Sayın Abdullah Öcalan, Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’a verilen ‘disiplin cezasının’ gerekçesi nedir?

*Sayın Abdullah Öcalan ve diğer mahpuslara verilen disiplin cezasının gerekçesi ve ceza tarihine ilişkin bilgiler neden avukatlarla paylaşılmamaktadır?

*Sayın Abdullah Öcalan, Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’ın aileleriyle ve avukatlarıyla görüşmesinin engellenmesinin hukuki dayanağı nedir?

*Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) işkence yasağı maddesinin ihlali olan bu uygulamada ısrar etmenin nedeni nedir?”

HABER MERKEZİ

#HDPli #Uca #tecridi #meclis #gündemine #taşıdı

Alevilik Osmanlı’ya rağmen Anadolu’da gelişti

Yeni Osmanlıcı AKP’nin Alevi taleplerini karşılaması tarihsel arkaplanı açısından da mümkün değil

Hüseyin Kalkan

Babailer, Anadolu Selçuklu Devleti’nin ordularını defalarca yendi. (Kimi kaynaklara göre 9 kez, kimi kaynaklara göre 12 kez.) Selçukluların düzenli bir ordusu vardı, tam donanımlı bir ordu. Babailer derme çatma silahlarla Kefersud’dan yola koyuldular. Kadın, erkek, çocuklar, koyunlarını, öküzlerini ve köpeklerini yanlarına alarak yola düştüler. Her karşılaştıkları yerde Selçuklu ordusunu perişan ettiler. Selçuklu yöneticiler çareyi paralı askerler kiralamakta buldu. Malya ovasındaki son savaşta kiralık zırhlı Frenk askerini en ön saflara dizdiler. Bu askerlerin zırhlarına ok ve kılıç işlemediği için Selçuklu ordusu yenilgiden kurtuldu. Malya Ovası büyük bir katliama sahne oldu. Kadınlar, çocuklar ve hayvanlar katledildi. Bu isyanın önderlerinden Baba İlyas, Amasya kalesinde asıldı, Baba İshak ise isyan sırasında öldü. Bu isyanın en önemli özelliklerinde birisi Anadolu’da Aleviliğin temellerinin atıldığı bir isyan olmasıdır. İkinci özelliği Kürtlerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Rumların ve Türkmenlerin birlikte katıldığı bir isyan olmasıdır. Muhafazakâr tarihçilerden Ahmet Yaşar Ocak, Strasbourg Üniversitesi’nde hazırladığı Babailer İsyanı’na dair doktora tezinde, şunları yazar: “Türkiye toplumsal ve dini tarihinin önemli bir kesitinin teşkil eden ve yıllardan beri tartıştığımız Bektaşilik ve Aleviliğin tarihsel ve sosyolojik zeminin hazırlayan bir olaydı. (Babailer İsyanı, Aleviliğin Tarihsel Altyapısı, Ahmet Yaşar Ocak, s. 10/2020)

Ocak, Babai İsyanı’nın nedenleri ile ilgili şunları yazıyor: “Nitekim olay baştan sona kadar dikkatle incelendiğinde, gerçekten de Baba Resul isyanının meydana gelmesinde iktisadi şartların hatırı sayılır bir yeri olduğu, bu hususun belirgin olarak kendiliğinden meydana çıktığı görülür. Ancak her tarihsel olayda olduğu gibi, böyle geniş kapsamlı ve etkileri yüzyıllarca devam eden bir olayı da tek sebeple açıklamak mümkün değildir. Bununla beraber, meselenin ağırlık noktasında iktisadi sebeplerin önemli bir yeri olduğu gözlenebiliyor. Konuya yakından bakıldığında bunların, Anadolu Selçuklu devletinin toprak rejiminin o devirdeki durumuyla oldukça yakından ilgili bulunduğu anlaşılmaktadır.” (Ahmet Yaşar Ocak, age, s.57)

Kaynaklar daha sonra adına Bektaşiliğin inşa edileceği Hacı Bektaş’ın da bu isyan sırasında Anadolu’da olduğunu ve Baba İlyas’ın müridi olduğunu belirtiyorlar. Hatta Hacı Bektaş Veli’nin kardeşi Menteş’in bu isyan sırasında yaşamını yitirdiği kaynaklarda yer alır. Baba İlyas’ın kök torunu olan Osmanlı Tarihçi, Derviş Ahmet Àşıki (Àşıkpaşazade) bu konuda şunları yazar: “Bu Hacı Bektaş, Horasan’dan kalktı. Bir kardeşi vardı. Menteş derlerdi. Birlikte kalktılar. Anadolu’ya gelmeye heves ettiler. Evvela doğru Sivas’a geldiler. O zaman da Baba İlyas gelmiş, Anadolu’da oturur olmuştu. Meğer onu görmek isteği ile gelmişler. Onun dahi hikâyesi çoktur. Bu Hacı Bektaş, kardeşi ile Sivas’a, Sivas’tan Baba İlyas’a geldiler. Oradan Kırşehir’e, Kırşehir’den Kayseri’ye geldiler. Menteş yine memlekete yöneldi. Hacı Bektaş kardeşini Kayseri’den gönderdi. Vardı Sivas’a çıktı. Oraya varınca eceli yetişti, onu şehit ettiler… Hacı Bektaş Kayseri’den Kara Oyüğe geldi. Şimdi mezarı oradadır. (Osmanoğullarının Tarihi, s. 205-206/2021)

Anadolu boş değildi

Türk tarihçilerinin ve araştırmacıların ihmal ettiği önemli bir faktör de Selçukluların sonradan Anadolu’ya gelmiş olmasıdır. Yani kelimenin gerçek anlamıyla işgalci olmalarıdır. Selçuklular gelmeden önce bölgede Kürtler, Ermeniler ve Süryaniler ve Türkmenler yaşamaktaydı. Ki Türkmenler Moğol saldırıları sonucu kendi topraklarını terk edip Anadolu’ya göç etmişlerdi. Selçuklular bu halkların yurtlarını elinden aldı ve vergiye bağladı. İşin bu tarafı kimse tarafından tartışılmak istenmiyor. Babailer isyanına bu kadar çeşitli halklardan insanların katılmasının önemli nedenlerinden biri de budur.

Anadolu Selçuklu Devleti, Babailer ayaklanmasından sonra çok fazla yaşamadı. Zayıflayan devlet, Moğol saldırıları sonucu tarihe gömüldü. Bundan sonra tarihçilerin ‘Beylikler dönemi’ olarak adlandırdığı dönem başlar. Babailer yenilmiş olsalar da Alevilik, Babai dervişleri aracılığı ile Anadolu’da gelişmeye devam etti. Bilindiği üzere beylikler döneminde Osmanoğulları ön plana çıktı. Önce Anadolu’daki beylikleri kendine bağladı. Sonra Rumeli’ye geçti ve ardından İstanbul’u ele geçirdi. Bütün bu süreçte, ll. Beyazıt döneminde başlamak üzere (İlki 1511 yılında olmak üzere) Alevi isyanları yaşandı. Bu dönemde yaşanan Alevi ayaklanmaları ve tarihleri şöyledir: Şahkulu Baba ayaklanması (1511), Nur Ali Halife Ayaklanması (1512), Bozoklu Şah Celal Ayaklanması (1518), Şah Veli Ayaklanması (1519), Süğlün Koca-Baba Zünnun Ayaklanması (1526), Zünnunoğlu Halil Ayaklanması (1527), Kalender Çelebi Ayaklanması (1527)

Osmanlı yükselirken!

Alevi ayaklanmalarının, resmi tarihin ‘Yükselme Devri’ olarak nitelediği dönemde meydana gelmiş olması önemli ve anlamlıdır. Osmanlı yükseldikçe halk çökmüştür. ll. Beyazıt’ın son yıllarında başlayan ayaklanmalar, Yavuz ve Kanuni döneminde devam eder. Alevi ayaklanmalarının önemli ekonomik nedenleri var, halk neredeyse açlık dercesinde kıtlık çekmektedir, ayrıca her talan savaşına her aile insan gücü olarak katkı vermek zorundadır. Bu durum daha da yıkıcı sonuçlara yola açmaktadır. Osmanlı’ya asker olan ya yıllar sonra dönmektedir ya da hiç dönmemektedir. ‘Yükselme dönemi’ olarak nitelenen dönemde, Osmanlı’nın toprakları genişlemiş, hazinesi dolmuş ve genişlemeye ve dolmaya oranla halkın kaybı büyük olmuştur. ‘Muhteşem yüzyıl’ olarak nitelenen Kanuni döneminde hem doğuda hem batıda önemli topraklar işgal edilmiş, Kanuni bol bol ganimet elde etmiştir. Ama aynı dönemde üç ayaklanma meydana gelmiştir. Yine resmi tarihçiler, Yavuz’un Osmanlı hazinesini doldurduğunu ve kendi mührü ile mühürlediğini yazar. Yazılanlara göre ondan sonra gelen hiçbir padişah bu başarıya ulaşamamıştır. (Osmanlı Padişahları, Reşad Ekrem Koçu, Doğan Kitap, s. 154/2002) Hazinenin bu kadar dolu olması tabii ki kendiliğinden olmamıştır. Talan seferleri ve alınan vergilerle hazineyi doldurmuştur. Bu da Anadolu’nun yoksul köylülerinin sırtından sağlanmıştır.

Sünnileşen devlet

Yavuz Selim dönemi aynı zamanda hilafetin Osmanlı oğullarına geçtiği dönemdir. Babasına ve kardeşlerine karşı verdiği taht mücadelesini kazanan Yavuz Selim, hem Kürt topraklarını işgal etmiş, hem de İran, Suriye ve Mısır’ı Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarına katmıştır. Hilafet, 29 Ağustos 1516’da Abbasi soyundan Osmanlı soyuna geçti. 16. yüzyılın başlarında, 1517 yılında, Osmanlı Devleti padişahı Yavuz’un Mısır’ı fethedip Memlük Devleti’ne son vermesiyle birlikte halifelik makamı İstanbul’a, Osmanlı oğullarına geçmiştir. Yavuz, Ayasofya’da yapılan törenle, son Abbasi halifesi lll. Mütevekkil’den halifeliği devraldı. Sünni olmayan halklara dini baskılar halifeliğin devralınmasından çok önce başlamıştı. Ama Halifeliğin Osmanlıya geçmesi ile birlikte şeriatın katı yorumu uygulanmaya başlandı. Osmanlı belgelerine göre Yavuz’un yönetime gelmesinden sonra özellikle Alevilere karşı planlı bir katliam uygulandığı görülmektedir. Yavuz Selim’in padişah olarak yaptığı ilk şeylerden biri, Osmanlı Şeyhülislam’ı İbn-i Kemal’e, Kızılbaşların öldürülmesini yasallaştırmak ve haklı göstermek adına yeni bir fetva hazırlatmaktır. Ünlü Osmanlı tarihçisi Halil İnalcık, Yavuz Selim’in tahta çıkması ve Alevilere yönelik katliamlarına dair şunları yazıyor: “Şah İsmail’e karşı sefere çıkmadan önce, onun bütün Anadolu’ya yayılmış olan müridlerini ve halifelerini tespit ettirip hapis ve idam ettirdi. Sayılarının 40 bine vardığı rivayet olunmaktadır… Selim sefere çıkarken (28 Şubat 1514) şeyhlerden ve ulemadan Şah’ın bir mülhid ve kâfir olarak katli vacip olduğuna dair fetvalar aldı ve etrafa ilan etti. (Halil İnalcık, Seçme Eserler ll, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, s. 138/2009) Ancak halk zorla dayatılan şeriat yasalarını kabul etmedi. Bütün bu etmenlerin bir araya gelmesi ile ayaklanmadan başka yol kalmadı. Zor da olsa Osmanlı Devleti bu isyanları bastırdı. Yavuz örneğinde olduğu gibi onbinlerce Alevi kılıçtan geçirildi. Cumhuriyet döneminde de Alevilere yaklaşım değişmedi. Alevilerin önemli bir bölümü Kürttü ve Cumhuriyete karşı ayaklanma cesareti gösterdiler. Alevilerin tekrar tarihi sahnesine kendi adları ile çıkmaları 90’ların sonuna rastlar. AKP’nin iktidarı dönemi ise Alevi taleplerinin ete kemiğe büründüğü ve eylem sahasına döküldüğü yıllardı. Bu biraz da AKP’nin Sünni bir parti olmasından ve Alevi taleplerini kabul ve legalize etmeye yanaşmamasından kaynaklanıyordu.

Yeni Osmanlıcılık, AKP ve Aleviler

AKP’nin Osmanlılarla ilişkisi sadece boş bir ‘Ecdadımız’ söylemi değildir. AKP kelimenin tam anlamı ile Yeni Osmanlıcı bir partidir ve bunu programlamıştır. Bu gün AKP’nin Alevilerin temel taleplerini kabule yanaşmamasının arka planında böyle bir tarihsel temel var. Akademisyen Nagehan Tokdoğan şunları yazıyor AKP’nin Yeni Osmanlıcılığına dair: “Yaklaşık yüz yıl boyunca hâkim olan Cumhuriyetçi anlatı ve sembollerin yerine Osmanlı geçmişini yücelten, kolektif gurur ve haz duygularını harekete geçiren alternatif bir milli aidiyet hafızası ikame edildi. Üstelik Yeni Osmanlıcılık, salt stratejik bir politik anlatı olmakla kalmadı, gerek iktidar seçkinleri gerekse toplumsal taban tarafından hevesle kucaklandı, çok çeşitli sembolik araçlar vasıtasıyla gündelik hayat pratiklerine sirayet etti, bu sayede de mütemadiyen yeniden üretilen ve taze tutulan bir duygusal yatırım nesnesine dönüştü” (Nagehan Tokdoğan, Yeni Osmanlıcılık (Hınç, Nostalji, Narsisizm), İletişim Yayınları, s. 16-17)

AKP’ye böyle baktığımızda Alevi taleplerini karşılamasının da mümkün olmadığını görürüz. Gerçi özellikle son dönem dış politikadaki başarısızlıklar ve Erdoğan’ın atmak zorunda kaldığı geri adımlar, Yeni Osmanlıcılık anlatısında gedik açmışsa da, böyle bir kurgudan büsbütün vazgeçmeleri mümkün değildir. Demokratik ve özgürlükçü bir yaklaşım benimsenmedikçe Alevilerin taleplerini karşılamak mümkün değildir. Kira ve elektrik parası ödemek ise Alevilerin gözünde bir sadaka bile değildir.

#Alevilik #Osmanlıya #rağmen #Anadoluda #gelişti

Fincancı: Dayanışma sizlerle buluşmamı sağladı

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, sanal medya hesabından paylaşım yaptı: Yol arkadaşlarımın ördüğü dayanışmayla, farklılıklarımızla zenginleştirdiğiniz mücadele, sizlerle duvarların ardında buluşmamı sağladı

Türkiye’nin Zap, Avaşîn ve Metîna’ya yönelik kimyasal silah kullanımının araştırılmasını istediği için tutuklanıp ceza verilen ve daha sonra tahliye edilen Türk Tabip Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, sanal medya hesabından mesaj paylaştı.

Fincancı’nın mesajı şöyle: “Sevgili dostlar, insanlık ailesinde temas edebildiklerim, ben edememiş olsam da bu süreçte yüreğime dokunanlar, dışarıda meslek örgütüm Türk Tabipler Birliği ve insan hakları mücadelesini yılmadan sürdüren İnsan Hakları Derneği başta olmak üzere emeğimizi birlikte çoğalttığımız yol arkadaşlarımın ördüğü dayanışmayla, farklılıklarımızla zenginleştirdiğiniz mücadele, avukatlarımızın araçsallaştırılmış yargı mekanizmalarına rağmen inatla güçlenen direnci uzun zamandır tanık olmadığımız hızlı bir tahliyeyle ve daha da hızlı bir duruşmalar silsilesi ile sizlerle duvarların ardında buluşmamı sağladı. Hayatın ritmine alışmam zaman alınca, bu mecralara da yansıttığınız dayanışma, umut ve sevinci yanıtlamam zaman aldı. Sessizliğimi bağışlayın lütfen! Size şehrimden bir akşam yolculuğundan karelerle sesleneyim. Ankara’daki dostlarla da 18 Ocak’ta buluşalım. TTB hepimizin meslek örgütü, tüm emekçileriyle bu memleketin yüzakı, iyi ki TTB var!”

HABER MERKEZİ

#Fincancı #Dayanışma #sizlerle #buluşmamı #sağladı

Düzgün Baba Cemevi’nde, muhabbet cemi yürütüldü-

0

Düzgün Baba Cemevi’nde muhabbet cemi yürütüldü. Alevi yolunun zor durumda olduğunu belirten Kureyşan Ocağı evladı Kazım Açıktepe, “Devlet Alevi inancını yok etmenin çabası içerisinde. Cemevleri açılırken kültür merkezi adı altında açılmasına izin verildi şimdi de bizi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağladılar. İnancımıza yapılanlar bir darbedir, bir ihanettir” dedi.

Dersim coğrafyası ve Mezopotamya halkları tarafından kutlanan Gaxan yeni yılın gelmesini müjdeliyor. Eski yılı uğurlayıp yeni yılı karşılarken bolluk, bereket için lokmalar pişirilip dağıtılıyor. Köylerde yaşarken kapı kapı tüm evlerin dolaşıldığı bu gelenek şehirlere göçle birlikte şehirlerde de yaşatılmaya çalışılıyor.

Düzgün Baba Cemevi’nde, çok sayıda yurttaşın katılımıyla Gaxan ayında çerağlar uyandırılıp, gülbenk verildikten sonra muhabbet cemi yürütüldü. Cem erkanını Kureyşan Ocağı evladı Kazım Açıktepe yürüttü.

“DEVLET ALEVİ İNANCINI YOK ETMENİN ÇABASI İÇERİSİNDE”

Alevi yolunun zor durumda olduğunu belirten Kazım Açıktepe, “Devlet Alevi inancını yok etmenin çabası içerisinde. Cemevleri açılırken kültür merkezi adı altında açılmasına izin verildi şimdi de bizi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağladılar. İnancımıza yapılanlar bir darbedir, bir ihanettir. Çünkü bizim inancımız Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sığacak bir inanç değildir” dedi.

Cem erkanından sonra lokma ve aşure pay edildi.

PİRHA/DERSİM

İstanbul’da yarın bazı yollar kapatılacak

İstanbul Kartal’da yarın yapılacak Emek ve Özgürlük İttifakı’nın mitingi dolayısıyla bazı yolların trafiğe kapatılacağı duyuruldu

Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri, yarın İstanbul Kartal’da Saat 13.00’da “Savaşa, yoksulluğa, baskıya dur diyelim. Birlikte değiştirelim” sloganıyla miting gerçekleştirecek.

Miting dolayısıyla İstanbul’da bazı yollar trafiğe kapatılacak. Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Kartal Meydanı’nda yapılacak miting sebebiyle yarın saat 07.00’den miting bitimine kadar, Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü görevlilerince, Neyzen Tevfik Caddesi, Hükümet Baba Caddesi ve Savarona Caddesi Sahil Yolu bağlantısı trafiğe kapatılacağı bildirildi.

Bu yollara alternatif güzergahlar ise, D-100 Karayolu, Turgut Özal Bulvarı ve İstasyon Caddesi olarak belirlendi.

İSTANBU

#İstanbulda #yarın #bazı #yollar #kapatılacak

Wan’da çocuğa tecavüz eden 4 erkek tutuklandı

Wan’ın Bêgirî ilçesinde lise öğrencisi bir çocuğa tecavüz eden 4 erkek tutuklandı

Wan’ın Bêgirî (Muradiye) ilçesinde, lise öğrencisi bir çocuk, 2020 yılından bu yana birçok erkeğin sistematik tecavüzüne uğradığını belirterek, emniyete şikayette bulundu. 5 Ocak’ta yapılan şikayet üzerine, 6 erkek gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 4 kişi çıkarıldıkları mahkemece, “çocuğun cinsel istismarı”, “şantaj”, “hakaret” suçlamasıyla tutuklandı. 1 kişi adli kontrolle, 1 kişi de hakkında işlem yapılmadan emniyetten serbest bırakıldı.

HABER MERKEZİ

#Wanda #çocuğa #tecavüz #eden #erkek #tutuklandı