Ana Sayfa Blog Sayfa 1069

Rusya’dan Ukrayna’ya gün içinde iki kez füze saldırısı

Rusya’nın sabah saatlerindeki ilk saldırısından sonra ikinci dalga füze saldırısı yaptığı ve Dnipro’da bir apartmanın isabet alması sonucu enkaz altında kalanlar olduğu duyuruldu

Rusya gün içinde Ukrayna’ya ikinci kez füze saldırısı yaptı. Ukraynalı yetkililer sabah altyapı tesisilerinin hedef alındığı ilk saldırıdan sonra gelen ikinci saldırı dalgasında Harkov ve Lviv kentlerinde altyapı tesisilerinin vurulduğunu duyurdu.

Dinipro’da enkaz altında kalan 15 kişi çıkartıldı

Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko başkentte patlamaların olduğunu, hava savunma sistemlerinin hedeflere kilitlendiğini duyururken, Devlet Başkanlığı Ofisi başkan yardımcısı Kirilo Timoşenko Dnipro kentinde bir apartmanın ağır hasar alması sonucu enkaz altında kalanlar olduğunu duyurdu.

Ukraynalı yetkililer daha sonra bölgeye giden acil durum ekiplerinin enkaz altından 15 kişiyi çıkardığını açıkladı.

Ülke genelindeki hava saldırısı sirenleri Ukraynalıların sığınaklara gitmesine yol açarken, Mikolayiv, Lviv ve Karadeniz kıyısındaki Odesa kentlerindeki hava savunma sistemlerinin füzeleri vurmaya çalıştığı açıklandı.Ülkenin ortasında yer alan Vinnitsya bölgesinde de patlamalar duyuldu.

İlk saldırı dalgasında Kiev ve Harkov’daki altyapı tesislerinin vurulduğu açıklanmıştı. Ukraynalı askeri yetkililer ölü ya da yaralı olmadığını duyurmuş ancak düşen enkazlar Kiev bölgesinde bir yerde yangına yol açmış, başkent dışındaki bazı evlerde de hasar meydana gelmişti.

DIŞ HABERLER

#Rusyadan #Ukraynaya #gün #içinde #iki #kez #füze #saldırısı

Üniversite yerleşkesinde çocuğa tecavüz

Çukurova Üniversitesi öğrencileri, yerleşke içinde bir çocuğun tecavüze uğramasını protesto etti. Okul çevresinde yeterli güvenlik önlemleri alınmadığı belirten öğrenciler ‘Bu olayın takipçisi olacağız’ dedi

Çukurova Üniversitesi’nde eğitim gören öğrenciler, yerleşke içindeki Toros Kadın Yurdu yakınında bulunan bir alanda 14 yaşındaki bir çocuğun tecavüze uğramasını protesto etti. Gençlik Meydanı’nda toplanan öğrencilerin açıklamasına, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Halkların Demokratik Kongresi de (HDK) destek verdi.

Öğrenciler adına basın metnini okuyan Özge Türkoğlu, yetiştirme yurdunda kalan iki çocuğun kendilerine yardımda bulunacağını belirten kimliği belirsiz bir şahıs tarafından kaçırılarak, Toros Kadın Yurdu civarında bulunan zeytinliğe getirildiğini belirtti. Türkoğlu, “14 yaşındaki erkek çocuğu tecavüze uğruyor. 16 yaşındaki çocuk ise kaçıp güvenlik görevlisinden yardım istiyor. Güvenlik görevlisi olay yerine gelene kadar failin bölgeden kaçtığı söylenmekte. Yaşandığı iddia edilen cinsel istismar suçunun faili sadece o şahıs değil, aynı zamanda defalarca failleri cezasız bırakan yargı ve üniversite ‘güvenliğini’ sağlamayan Çukurova Üniversitesi yönetimidir. Türkiye’nin her yerinde yükselen istismar vakalarına karşı gerekli önlemler alınmadığı gibi, failler sıklıkla aklanmaktadır. Öğrenciler olarak buna sessiz kalmıyoruz” dedi.

‘Üstünün kapanmasına izin vermeyeceğiz’

Üniversiteli kadınların uzun süredir dile getirdiği “güvenli kampüs” talebinin öneminin bir kez daha gün yüzüne çıktığını söyleyen Türkoğlu, “Üniversiteli kadınlar, kampüste gerekli önlemlerin alınmasını, karanlık ve ıssız bölgelerin aydınlatılmasını, yurt yolunda saatlerce kendilerini rahatsız eden araçlar için denetim sağlanmasını ve Cinsel Taciz Önleme Birimi’nin işler kılınmasını talep ediyor. Bu olayın takipçisi olacağız ve Çukurova Üniversitesi öğrencileri olarak üstünün kapanmasına izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

Tükoğlu, “güvenli kampüsler” talebini karşılamayan Çukurova Üniversitesi yönetimine şu soruları yöneltti:

“* Daha önce kampüsümüzdeki yurtlarda birçok taciz vakası yaşandığını birçok yoldan ileten öğrencilerin bu sorunlarını çözmek için ne yaptınız?

* Kadın öğrencilerin yurda giriş çıkış saatlerine ve yaşam tarzına yoğun müdahale edilirken, yurt yolunda yabancı araçların kendilerini saatlerce rahatsız etmesine neden müdahale etmiyorsunuz?

* Yurt yolunu neden ışıklandırmıyor ve trafiğinin denetlenmesini sağlamıyorsunuz?

* Cinsel Tacizi Önleme Birimi’ni kampüste yaşanan taciz vakalarına dair çalışma yürütmeye ve kampüs güvenliğini sağlamak için etkin adımlar atmaya çağırıyoruz. Bizler buradan yeniden yaşanan olayın aydınlatılması ve kampüs güvenliğinin sağlanması sorumluluğunu üniversite yönetimine hatırlatıyoruz. Kampüsümüz bizlere güvende hissettirmek bir yana dursun suç işlenebilmesi için uygun bir yer olarak görülüyor.”

HABER MERKEZİ

#Üniversite #yerleşkesinde #çocuğa #tecavüz

Mersin’de Serê Salê etkinliği

Mersin’de Serê Salê müzik ve halaylarla kutlandı

Nefel Kültür Sanat Derneği, dernek binasında dengbej ve müzik dinletisiyle Serê Salê’yi kutladı. Etkinliğe, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin İl Eşbaşkanları ve yöneticileri, Özgür Kadın Hareketi (TJA) ve çok sayıda yurttaş katıldı.

Etkinlikle Kürtçe şarkılar eşliğinde halaylar çekildi.

HDP Mersin Gençlik Meclisi de, Akdeniz ilçesine bağlı Yenipazar Mahallesi’nde bir araya gelerek, Serê Salê’yi kutladı. Erbaneler eşliğinde mahalle içinde yürüyüp, evlerin kapılarını çalarak yurttaşların Serê Salê’sini kutladı.

MERSİN

#Mersinde #Serê #Salê #etkinliği

Amed 78’liler Derneği 6’ncı Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi

Amed 78’liler Derneği, 6’ncı Olağan Kongresi’ni gerçekleştirerek yeni yönetimini belirledi

Amed 78’liler Derneği, 6’ncı Olağan Kongresini Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) İl binasında gerçekleştirdi. Kongreye, kentteki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.

DBP MYK Üyesi Mehmet Şirin Tunç, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecride dikkat çekerek,“Sayın Öcalan’la en son görüşmenin üzerinden yaklaşık 2 yıl geçti. Veysi (Bubo) Taş, tecridi protesto etmek için kendini ateşe verdi. Biz de bu eylemin önünde saygıyla eğiliyoruz. Tecridin kalkması için mücadelemizi artırmamız gerekiyor” dedi.

Ardından konuşan Yeşil Sol Parti Amed Eşsözcüsü Abbas Şahin, Türkiye’deki 1980 darbesinden sonra Amed cezaevinde çok sayıda kişinin tutuklandığını ve vahşi işkencelerin yaşandığını söyledi. Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan işkenceye karşı gelişen direnişe dikkat çeken Şahin, bu direnişi bir mücadelenin başlangıcı olduğunu ifade etti.

Yapılan konuşmaların ardından yapılan seçimlerde şu isimler yönetime seçildi; Ahmet Ertak, Halise Batgi, Ahmet Gezen, Mehmet Balyan, Yusuf Kaptan, Telhat Emra, Şehmus Doku.

AMED

#Amed #78liler #Derneği #6ncı #Olağan #Kongresini #gerçekleştirdi

İstismarı haber yapan gazeteci Candemir’e soruşturma

Wan Bêgirî’de yaşanan cinsel istismar olayını haberleştiren gazeteci Oktay Candemir hakkında soruşturma başlatıldı

Wan’ın Bêgirî (Muradiye) ilçesinde 16 yaşında bir kız çocuğuna yönelik cinsel saldırıyı haberleştiren Gazeteci Oktay Candemir hakkında “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla soruşturma açıldı. Muradiye Cumhuriyet Savcılığı tarafından açılan soruşturmaya ilişkin gazeteci Candemir ifadeye çağrıldı. Candemir, Avukatı Jiyan Özkaplan ile birlikte emniyete giderek ifade verdi.

Candemir’e emniyette; “Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca yeterliliği bulunan sarı basın kartınız var mıdır? Cinsel istismar davasına ilişkin gizlilik kararı olduğunu biliyor muydunuz? Haberiniz kaynağı nedir, haberle ilgili ne zaman bilgi sahibi oldunuz? Paylaşımda kullandığınız dil üçüncü bir şahıstan alınan bilginin aktarılması niteliğinde olmayıp doğrudan olaya şahit olduğunuz algısını aleni şekilde oluşturmakta olup, belirtilen olayla bir tanıklığınız var mıdır? Bu paylaşımı yaptığınız gün ve saat neredeydiniz?” gibi sorular soruldu.

WAN

 

#İstismarı #haber #yapan #gazeteci #Candemire #soruşturma

F Oturumu: Sıddık Güler serbest bırakılsın

İHD, ‘F Oturumu’ eyleminde ağır hasta tutuklu Sıddık Güler’in sağlık durumuna dikkat çekerek serbest bırakılması çağrısında bulundu

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyon, hasta tutukluların durumuna ilişkin yaptıkları “F Oturumu” eyleminin 564’üncüsünü gerçekleştirdi. İHD İstanbul Şubesi önünde yapılan bu haftaki eylemde, İzmir Menemen R Tipi Cezaevi’nde tutulan 83 yaşındaki ağır hasta tutuklu Sıddık Güler’in sağlık durumuna dikkat çekildi. Açıklamada, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın ”pankartı taşınırken eylemciler sık sık “İnsan haklarıyla insandır”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır”, “Tedavi haktır engellenemez” ve “Sıddık Güler serbest bırakılsın” sloganları attı. Açıklamaya insan hakları savunucularının yanı sıra, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu da destek verdi.

Adım atılmalı

Açıklamayı İHD Cezaevi Komisyonu’ndan Hatice Onaran okudu. Cumhurbaşkanına “özel” af yetkisi veren Anayasa’nın 104. Maddesi’ne değinen Onaran, çıkarılan bu düzenlemenin tutukluların sağlık ve tedaviye erişimlerini engelleme konusunda yetersiz olduğunu vurguladı. Hasta tutukluların sağlık ve tedavi hakkına erişimlerinin hiçbir şarta bağlanmadan tüm tutuklulara eşit olarak sağlanması gerektiğini kaydeden Onaran, yetkilileri acil adımlar atmaya çağırdı.

1994 yılından bu yana cezaevinde tutuklu bulunan Güler’in durumuna dikkat çeken Onaran, Güler’in ileri derecede hipertansiyon, kalp ve iltihaplı eklem pomatizması hastası olduğunu yine unutkanlık ve konuşma güçlüğü çekmesinin yanında tekerlekli sandalyeye bağlı bir şekilde cezaevinde kaldığını belirtti.

Hapiste kalabilir dendi

Onaran, Güler’in avukatının daha önce yaptığı ziyaretteki değerlendirmelerini ise şu sözlerle aktardı: “Sıddık Güler İskenderun T Tipi Hapishanesi’nde tutulurken görüşmeye gittiğimde, hafızasında sorunlar olduğunu fark ettim. Sürekli uzak geçmişi konuşuyor, yakını karıştırıyor ya da hiç hatırlamıyordu. Yemeğini yediği halde, ‘ben yemedim siz yediniz’ diyerek oda arkadaşları ile huzursuzluk yaşadığını, namazını kılıp unutup tekrar tekrar namaz kıldığını ve ilaçlarını içmediğini söyledi arkadaşları. Kız kardeşi ve ailesi, ilgili kurumlara dilekçe yazdılar, infaz ertelemesini talep ettiler. Ancak ‘hapiste kalabilir’ denilerek 29 Mart 2022 tarihinde Menemen R Tipi Hapishanesine götürüldüğünü öğrendik.”

Ailesini hatırlamıyor

Güler’in, oğlunun İHD’ye gönderdiği mesajı okuyan Onaran,  “Görüşüne gittiğimde; O bana ben de ona baktım durdum. Artık konuşamayacak durumda. Ayrıca unutkanlık baş gösterdiğinden bazı şeyleri, hatta bizi hatırlamayacak durumda. O kadar ki su içmeyi unuttuğu ve içtiğini sandığı için serum takılmak zorunda kalınmıştır. Safra kesesi ameliyatı olacağını öğrendik ancak halen ameliyat tarihi de belli olmadı. Son görüşmeye gelirken duvarlara tutunarak, zorlukla gelebildiğini söylediler” diye aktardı.

Sıddık Güler’in çoklu hastalıkları ve yaşı nedeniyle cezaevinde yaşamını sürdürmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Onaran, hayati tehlikesinin bulunduğunu belirterek serbest bırakılması çağrısında bulundu.

İSTANBUL

 

#Oturumu #Sıddık #Güler #serbest #bırakılsın

Arap Aleviler Ras-el Seni bayramını kutluyor

 Evlerde yapılan yemeklerin bir araya getirildiği ve yeni yıla merhaba dedikleri Ras-el seni Arap Aleviler’de geleneksel olarak yüzyıllardır kutlanmaya devam ediyor. 

Arap Alevilerin kutladığı Ras-el seni Rumi-(Şemsi) miladi takvime göre ayın birine denk gelen 14 Ocak’ta kutlanıyor.

Antakya, Adana, Mersin ağırlıklı olmak üzere nüfuslarının Türkiye sınırları içinde 2 milyona yakın olduğu tahmin edilen Arap Aleviler kültürlerinin önemli bir parçası olan Ras el-Seni’yi (yılbaşı) 13 Ocak’ı 14 Ocak’a bağlayan bu gece ve ertesi gün kutluyor.

Baskı, inkar ve imha politikaları nedeniyle, Anadolu ve Mezopotamya halkları dini ritüellerini, kültür ve geleneklerini özgürce gerçekleştirememesi gerçeğinden Arap Aleviler de payını alıyor.

Her şeye rağmen Arap Aleviler bugün de bayramlaşmaktan, manevi olarak da olsa kucaklaşmaktan, yardımlaşmadan vazgeçmiyorlar. Umutla, inatla ve tüm hüzne, kedere rağmen neşesini yitirmeden Ras el-Seni kutlamalarını devam ettiriyorlar.

OKULLAR TATİL, KUTLAMALAR GERÇEKLEŞİYOR

Arap Alevileri arasında Ras-el seni geleneksel olarak bir dini bayram şeklinde kutlanır. 14 Ocak sabahı küçükler büyüklerin elini öper, büyükler küçüklere hediyeler (aydiye), harçlık vb verir; bir araya gelinip eğlenilir; bugüne özgü yapılan kıbbi (bir tür içli köfte), zlibi (zeytinyağında kızartılmış ekmek) gibi yemekler yenir.

Ras-es Seni Hz. Musa’nın halkını firavunun elinden kurtardığı gün olarak kabul edilir. Nusayrilerin, Ras-es Seni’den 6 gün sonra kutladığı Ğidil Kiddes bayramı ise Hz. İsa’nın vaftiz edildiği gün olarak sayılır. Geleneklere göre bu bayramda çocuğu olmayan karı-kocalar akarsuya dalıp çıkar. Bu gelenek uzun yıllar devam ettikten sonra günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur.

Nüfusunun büyük bir bölümü Arap Alevilerden oluşan Hatay’ın Samandağ da 14 Ocak’ta okulların gayri resmi tatil olduğu tek ilçe.

(HABER MERKEZİ)

Anka Alevi Kadınlar Birliği: Beyhan Gün ve Şimal Deniz yalnız değildir!

Anka Alevi Kadınlar Birliği, PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Beyhan Gün ile Şube Saymanı Şimal Deniz’in tutuklanmasına tepki göstererek, “İktidarın dümen suyuna girmeyen Alevileri  ülkemizde tehdit, sindirme, yıldırma operasyonları devam ediyor. Alevi kadınlar susmayacak” diye belirtti.

16 Aralık tarihinde gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün ve Yöneticisi Şimal Deniz’in aralarında bulunduğu 12 kişi 20 Aralık tarihinde tutuklanmıştı.

Beyhan Gün ve Şimal Deniz’in tutuklanmasına tepki gösteren Anka Alevi Kadınlar Birliği, gözaltı operasyonlarıyla Alevilerin sindirilmek istendiğini belirterek, kadınların hukuksuzluk karşısında susmayacağını ifade etti.

“ALEVİLER GÖZALTI OPERASYONUNU SİNDİRİLMEK İSTENİYOR”

Anka Alevi Kadınlar Birliği’nin açıklaması şöyle:

“Haksız ve hukuksuz bir biçimde gözaltına alınan Sarıyer Şube ve Armutlu Zeynep Yıldırım Cemevi Başkanı Beyhan Gün ve Şube saymanı Şimal Deniz, hukuksuz bir şekilde tutuklanmışlardır. AKP /MHP iktidarının her gün kirli çirkin, derin mafya ilişkileri yolsuzlukları ortaya çıkarken, bir çok olaya soruşturma dahi açılmazken tek suçları alevi örgütlerinde emek vermek olan, iktidarın dümen suyuna girmeyen Alevilerin, ülkemizde tehdit sindirme, yıldırma operasyonları devam ediyor.

“ALEVİ KADINLAR SUSMAYACAK”

En son örneğini, Beyhan Gün, Şimal Deniz, gazeteci Sezgin Kartal, da gördüğümüz tutuklamaları kabul etmiyoruz, kınıyoruz! Mafya ve soygun düzenine teslim olmayan, söz söyleyen herkesin düşmanlık gördüğü bugünlerde sessizliğe gömülenleri görüyoruz. Tarihte göstermiştir ki hiçbir zulüm sonsuz değildir. AKP/MHP de sona yaklaşırken kurdukları bu adaletsizlik zulum düzeni kendileri içinde bela olacak olmaktadır.

Sesiz kalmayacağız.! Umutsuz değiliz.! Beyhan Gün, Şimal Deniz yalnız değildir. Herkes sussa bile Alevi kadınlar susmayacaktır. Canlarımız derhal serbest bırakılsın! Haksız, hukuksuz, yargılamalara adaletsizliklere son.!”

PİRHA/İSTANBUL

Londra’da CAN TV ile dayanışma gecesi düzenlendi

Londra’da gerçekleşen Can Tv ile Dayanışma Gecesi’nde sahne alan sanatçılar deyişlerini türkülerini Paris’teki katliamda yaşamını yitirenlere adadı.

İngiltere’nin başkenti Londra’da, Alevi örgütleri ile yöresel derneklerin organizasyonu ile Alevilerin sesi olan Can Tv ile dayanışma amacıyla Londra Celby Centre’da bir gece düzenlendi.

Geceye Kürt Toplum Merkezi yöneticilerinin yanı sıra, Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanları Dilek İncedal, Müslüm Dalkılıç, İngiltere Alevi Kültür Merkezi Eşit Başkanları Filiz Koç ve İbrahim Has, Demokratik Güç Birliği bileşenleri, yöresel dernek temsilcileri ile yüzlerce kişi katıldı. Programa katılması beklenen HDP Milletvekili Kemal Bülbül ise İçişleri Bakanlığı tarafından hakkında yurt dışı yasağı konulduğu için geceye katılamadı. Sahneye, Seyit Rıza, Pir Sultan Abdal ve Alevi ritüellerin yer aldığı resimler asıldı.

Gece Pir Mehmet Yüksel verdiği gülbeng sonrasında sanatçı Ali Sizer’in çıra yakması ile başladı. Pir Yüksel, yakılan çıranın birliği beraberliği artırmasını ve sevgiye yol açmasını diledi. Yüksel’in ardından Can Tv adına bir konuşma yapan Britanya Temsilcisi Elif Can Tabak, Can Tv’ye destek olan Alevi ve yöresel örgütlere teşekkür ederek, tüm baskılara rağmen çok sayıda kurumun desteği ile büyük moral aldıklarını ifade etti. Tabak, hakkın ve hakikatin sesi olan Can Tv’nin halkın da desteği ile daha güçlü yoluna devam edeceğini belirtti.

“YEZİDİ PARİS’TE GÖRDÜK”

Gecede bir konuşma yapan Britanya Alevi Federasyonu Başkanı Müslüm Dalkılıç, HDP’li belediyele kayyum atanması ve Kürt siyasetçilere yönelik baskı ve tutuklamaları hatırlatarak, “Bize diyorlar ‘Yezidi anlatın?’ Biz Yezidin ne olduğunu Kerbela’da, Maraş’ta Sivas’ta, Dersim’de, Roboskî’de, Gazi’de Gezi’de gördük. Hapishaneler de yoldaşlara yapılanları gördük. Bir hafta önce Paris’te 3 canımıza ne yaptıklarını gördük. Yani faşist her tarafta faşisttir. Bunu Fransa’da da yapsa faşist, bunu Türkiye’de de yapsa faşisttir. Bu nokta da bizler omuz omuza verip yan yana durmalıyız” dedi.

“CAN TV HAKİKATİN SESİDİR”

Britanya Demokratik Güç Birliği adına bir konuşma yapan Kırkısraklılar Dayanışma Derneği Başkanı Ali Belde ise muhalif basının tüm baskılara rağmen gerçeğin ve hakikatin sesi olduğunu ifade etti. AKP-MHP rejiminin muhalif basına adeta savaş açtığını ifade eden Belde, 2011 yılından bu yana onlarca basın kurumunun kapatıldığını ve onlarca gazetecinin tutuklandığına dikkat çekti. Devletin, Kürtlerin, Alevilerin ve emekçilerin sesini duymak istemediğini söyleyen Belde, “Ne yaparlarsa yapsınlar özgür basının sesini kısamazlar. İşte Can Tv, bizim gözümüz kulağımız olmayı sürdürüyor. Bizler tüm canlara Can Tv ile dayanışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz” diye kaydetti.

TÜRKÜLER DEYİŞLER PARİS KATLİAMI’NA ADANDI

Yapılan konuşmaların ardından, Zeynel Ali, Suna Alan, Cihan Çelik, Ali Sizer, Pınar Aydınlar ve Koma Zelal tek tek sahne aldı. Tüm sanatçılar, 27 Aralık ve 9 Ocak Paris katliamlarını kınayarak, türkülerin, klamlarını ve şarkılarını Paris’te katledilenlere adadı.

Gece de sanatçı Ali Sizer tarafından deyişler okunurken, semaha duruldu.

(HABER MERKEZİ)

Romandan Tiyatro Sahnesine: Yelatan

Rüya Kalıntaş

1980 darbesinden birkaç ay önce öldürülen yazar Ümit Kaftancıoğlu’nun (Garip Tatar) Yelatan isimli romanı, erkek çocuk doğuramamış Güldane’nin üzerine henüz on dört yaşındayken kuma getirilen Gülü’nün kırk yıla yayılan öyküsünü anlatır. Cumhuriyetin ilk yıllarında geçen roman, köyde yaşananlar üzerinden yeni rejimle gelen dönüşümü de resmeder. Yelatan’ın tiyatroya uyarlandığını duyduğumda oldukça meraklandım, zira bir kadın karakter üzerine kurulu bu romanın Alevilikteki yaygın cinsiyet eşitliği mitini sorgulayan bir yönü de vardır.

Yaklaşık üç yüz sayfalık bir romanın çok uzun bir döneme yayılmış hikayesini iki saatlik bir tiyatro metnine dönüştürmek kolay değil. Bu güçlük, yazar Ümit Kaftancıoğlu sahnenin bir köşesine anlatıcı olarak dahil edilerek çözülmüş. Bir çalışma odası biçiminde tasarlanmış bu köşede, daktilosunun başında oturan yazar, sahne aralarında ışıklar buraya odaklandığında iki sahne arasında yaşananları anlatarak geçişi sağlıyor. Diğer tarafta ise sahne dekoru olarak arkada kimi zaman Gülü ve kocası Aşır’ın fakir hanesinin kimi zaman da cemevinin duvarına dönüşen bir taş duvar var. Taş duvara asılı biri şahmaran figürlü diğeri geyikli iki örtü ise Alevi kültürünü temsil ettiği için özellikle seçilmiş.

Kitaptan oyun için seçilen bölümler genellikle yoksulluk ve cehalet üzerine; Gülü’nün tüm bunlara rağmen hayatta kalmak ve yedi çocuğunu büyütmek için yaptıklarına, kadın olduğu için karşılaştığı zorluklarla mücadelesine dair. Ayrıca kitapta zenginler ve fakirler arasındaki farka değinen ve bu fark üzerinden sistem eleştirisi yapan bölüm de uyarlamaya dahil edilmiş. Bu adaletsiz düzene ve derin yoksulluğa müdahale ise Cumhuriyet’in eğitim hamlesiyle geliyor ve eğitim, yoksul köylüler için bir kurtuluş yolu olarak beliriyor. Gülü başlarda tüm köylüler gibi tarlada çalışacak çocuklarının okula alınmasına karşı çıksa da çocukları öğretmen olduğunda en çok gururlanan da o oluyor.

Yelatan romanını, kendisi de bir Köy Enstitüsü mezunu olan Ümit Kaftancıoğlu’nun Cumhuriyet’in eğitim hamlesine bir övgü olarak değerlendirmek mümkün. Romanın, onu tiyatroya uyarlayan Cemal Uçarman için özel bir anlamı da var. Darbe döneminde evlerinde kalan amcasının arandığını duyan babası, onun bütün kitaplarını yakmış. Amcasının göz altına alınışından sonra bir kitabın unutulduğunu gören Cemal Uçarman bu kitabı, Yelatan’ı saklamış ve seneler sonra tekrar tekrar okumuş. Ümit Kaftancıoğlu’nun yeğeni olan arkadaşı yazarın bir eserini tiyatro oyunu yapma fikrini paylaştığında ise hiç tereddüt etmeden Yelatan’ı teklif etmiş.

Oyunun sonunda zaten sahnenin bir köşesine kurulu çalışma odasından olan biteni anlatan yazar Ümit Kaftancıoğlu’nun son anları canlandırılmış. Onun için yakılan bir ağıtla yapılan kapanıştan sonra yazarın isminin bir kültür merkezine verilmesini talep eden bir de pankart açılıyor. Cemal Uçarman bu pankartın her oyundan sonra açılacağını ve bu talebin karşılıksız bırakılmayacağını umduklarını söylüyor.

NOT: Bu yazı, Avrupa Birliği’nin araştırma ve yenilik programı Horizon 2020 kapsamında Avrupa Araştırma Konseyi (ERC) tarafından fonlanan bir projenin (ERC-2019-STG, STAGING-ABJECTION, Hibe Sözleşme No: 852216) parçasıdır.