Ana Sayfa Blog Sayfa 1081

Emek ve Özgürlük İttifakı’ndan mitinge çağrı: Umut bizde

Emek ve Özgürlük İttifakı bileşeni temsilcileri, 15 Ocak’ta gerçekleştirecekleri mitinge katılım çağrısı yaptı: Umut bizde

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Sosyalist Meclis Federasyonu’ndan (SMF) oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı, 15 Ocak’ta İstanbul Kartal Meydanı’nda gerçekleştireceği mitingin hazırlıklarını sürdürüyor.

“Savaşa, yoksulluğa, baskıya dur diyelim. Birlikte değiştirelim” şiarıyla gerçekleştirilecek miting, saat 13.00’da başlayacak.

MA’dan Rukiye Adıgüzel’e konuşan bileşenlerin temsilcileri ‘Ya resterasyon ya faşizm” diyen bir siyasal iklimi içerisinde 3’üncü Yol’u hayata geçireceklerini vurguladı.

TÖP: 3’üncü Yol’u hayata geçireceğiz

TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca, ülkede yaşanan sorunlara dikkat çekerek, “Şiarımız, bugün karşı karşıya olduğumuz sorun alanlarına bir ‘dur’ demek için halkın çığlığı, feryadı olarak algılanmalı” dedi. Koca, “Mitingle birlikte halkın özneleşme mecralarını sokağa taşıdığımızı ilan edecek ve 3’üncü Yol’un ana çağrısını gerçekleştirmiş olacağız. ‘Birlikte değiştireceğiz’ vurgusunu ve halkın yegane seçeneğinin, umudunun bizde olduğunun vurgusunu bir kez daha en güçlü bir şekilde ilan etmiş olacağız” şeklinde konuştu. Toplumun 2 egemen bloğunun hamlelerine sıkıştırıldığına dikkati çeken Koca, “Ya resterasyon ya faşizm” diyen bir siyasal iklimi içerisinde 3’üncü Yol’u hayata geçireceklerini vurguladı.

EMEP: Ülke geçim derdinde

EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, insanların ekmeğe muhtaç olduğunu, et ve süt alamayacak durumda olduğunu söyledi. Yurttaşların açlık sınırının altında bir asgari ücrete mahkum edildiğini belirten Akdeniz, çocukların beslenemediğini, kadınların ise mutsuz olduğunu kaydetti. Ülkede ağır bir geçim derdinin olduğunu dile getiren Akdeniz, “tek adam” baskısından kaynaklı miting, grev, sendikalaşma ve hak mücadelelerinin unutulduğunu ifade etti. Akdeniz, bileşeni oldukları Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tüm bunların yolunu açacağını aktardı.

‘Birleşe birleşe, kazanacağız’

Kartal Meydanı’nda “Birleşirsen, birleşirsek çok şey olur” mesajı vereceklerini aktaran Akdeniz, “Çünkü halk ‘Ne yaparsan yap bu durum değişmez’ diye düşünüyor. Öyle değil. Bekaert işçileri grev yasaklarına rağmen fiili grev yaptılar ve kazandılar. Demek ki kazanabiliyoruz. Kadınların ‘çocuklarımız 1 öğün besin hakkı kazansın’ diye talepleri vardı. Yüz binlerce imza toplandı, Meclis’te bunlar gündeme getirildi, mücadele oldu. İktidar geri adım atmak zorunda kaldı. Demek ki kazanılabiliyor, kazanabiliyoruz. Uzun ve kitlesel bir mücadelenin ardından EYT’liler kazandı. Kazanmanın yolu direnmektir, birleşmektir. Birleşe birleşe, kazanımları artıra artıra iktidara geri adım attırmak mümkündür. Bunları başaramazsak iktidarı alaşağı edecek, yeni bir sistemi kuracak gücü de bulamayız. Bizim esas olarak vermek istediğimiz mesaj budur” şeklinde konuştu.

HDP: Adaletin, demokrasinin sesi

HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Ferhat Encu, belirledikleri miting şiarının AKP-MHP iktidarının yarattığı tahribatları özetlediğini ifade etti. Toplumun yoksullaştığını, savaş politikalarının bu yoksulluğu tetiklediğini belirten Encu, ülke bütçesinin yüzde 60’ının savunma sanayisine gitmesinin de yoksulluğa neden olduğunun altını çizdi. Encu, “Yine aynı zamanda AKP-MHP iktidarının kendi iktidarını korumak adına ülkede oluşturduğu anti-demokratik uygulamalar, tutuklamalar, gözaltılar bir bütün olarak baskı politikası oluşturuyor. İktidar kendisini bunun üzerinden var ettiği için bu sloganı ön plana çıkardık” dedi.

Demokrasiye sahip çıkalım

Encu, toplumun korkuyla sindirilmeye çalışıldığına işaret ederek, “Bunun en kullanışlı argümanı ise Kürt halkına saldırarak, milliyetçiliği, faşizmi körüklemektir” dedi. Mitingde “umudu haykıracaklarını” ifade eden Encu, “Bu baskı, savaş, yoksulluk politikalarına karşı hep birlikte o alanda özgürlüğün, adaletin, demokrasinin sesini yükseltelim. Gelin hep birlikte, kendi kimliğimizde, dilimizde ve kültürümüzde itirazımızı en güçlü bir şekilde ifade edelim. Kapatma davasına, Kobanê Kumpas Davası’na, tutuklamalara, kayyım siyasetine, savaş ve talan politikalarına karşı sesimizi yükseltelim. Eğer halkımız AKP-MHP anlayışının bu topraklardan gitmesini istiyorsa, güçlü bir fotoğraf vererek, kendi mücadelesine, kültürüne, diline, özgürlüğüne ve demokrasiye sahip çıkması gerekiyor” şeklinde konuştu.

EHP: Değiştireceğiz

Politik baskıların, demokrasi sorununun, yoksulluğun ve işsizliğin ülkenin temel sorunu olduğunu dile getiren EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk, mitingde sorunlara karşı çözümü dile getireceklerini söyledi. “Tehlikeli, karanlık ve despot” iktidara karşı mücadele verdiklerini kaydeden Öztürk, “Yakın zamanda HDP’ye yönelik yeni bir yargı girişimiyle karşılaştık. Tabi yargı demeye bin şahit lazım. Hesaplarına bloke getirildi. HDP’nin kamunun sağladığı imkanlarla seçime girmesini istemiyorlar. Her düzeyde hukuki, politik baskılarla karşı karşıyayız” dedi.

15 Ocak’ta işçilerin ücretleri için gereken çalışmaların yapılması ve doğru dürüst işleyen bir yargı sisteminin olabilmesi için sesleneceklerini dile getiren Öztürk, “Hakikaten çok tehlikeli, karanlık ve despot bir iktidarla karşı karşıyayız. Bunu değiştireceğiz. Bunun alternatifi olarak da kendimizi ileri sürüyoruz” diye kaydetti.

İSTANBUL

 

#Emek #Özgürlük #İttifakından #mitinge #çağrı #Umut #bizde

Gazeteci Gök’e verilen ceza onandı

İstinaf Mahkemesi, Kemal Kurkut cinayetini fotoğraflayan gazeteci Abdurrahman Gök’e verilen 1 yıl 6 ay 22 günlük hapis cezasını onadı

2017 yılında Amed’de gerçekleştirilen Newroz kutlamaları sırasında Kemal Kurkut’un polisler tarafından vurulmasını belgeleyen gazeteci Abdurrahman Gök hakkında açılan davanın karar duruşması 30 Haziran 2022’de görülmüştü.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9’uncu Ceza Dairesi, gazeteci Gök’e verilen 1 yıl 6 ay 22 günlük hapis cezasını onadı.

Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi, “örgüt üyesi olmak” iddiasından beraat, “örgüt propagandası yapmak” suçlamasından ise 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası vermişti. Cezaya, gazeteci Gök’ün 2014’te IŞİD’in Kobanê’ye yönelik saldırısını takip ederken yaptığı haberler gerekçe yapılmıştı.

Hukuka uygun bulundu

Kararda “isabetsizlik bulunulmadığını” iddia eden İstinaf Mahkemesi, oy birliği ile aldığı başvurunun reddi kararını şu ifadelerle açıkladı: “Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine (…)”

Avukatlardan tepki

İstinaf kararını değerlendiren Gök’ün avukatı Resul Temur, “Abdurrahman Gök, yargılandığı mahkemeye sosyal medya paylaşımlarına konu fotoğrafların haber çıktılarını, fotoğrafların öykülerini yazdığı savunma dilekçesiyle birlikte sundu. Buna rağmen ilgili haberler ve gazeteci kimliğine dair bir tartışma yürütmeden cezalandırılmasına karar verildi. Oysa TMK 7/2 son fıkrası haber verme amacı ile paylaşılan ve eleştiri sınırını aşmayan paylaşım ve ifadelerin suç unsuru olarak değerlendirilmemesi gerektiğini hüküm altına alarak, gazeteciyi yaptığı haberlerden dolayı korumayı amaçlamaktadır” diye konuştu.

Üst mahkemeye gidecek

Yerel mahkemenin kararında isabetsizlik bulunduğu için kararı istinaf ettiklerini söyleyen Temur, “Kararın hukuki ve hatta kanuni ölçülere uymadığı sebebi ile yaptığımız istinaf başvurusu, 3 ay gibi kısa bir süre içerisinde matbu gerekçeler ile esastan reddedildi. Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusunu esastan reddederken, başvuru dilekçemizi, dilekçemizde yer alan itirazlarımızı, mahkemeye sunduğumuz haber görsellerini kararında tartışma gereği dahi duymamıştır. İstinaf Mahkemesi, kararı dosya özgünlüğünde gerekçelendirilmemiş ve bu hali ile gerekçeli karar oluşturma hükmüne aykırı hareket etmiştir. Bu karar istinaf mahkemelerinin hukuki bir bakış içerisinde olmadıklarını ve toplumu ilgilendiren haberler ile düşüncelerin topluma ulaşmasını sağlayan gazetecileri cezalandırmayı amaçladıklarını ortaya koymaktadır. İlgili kararın hukuki ve kanuni olmaması sebebi ile temyiz başvurusunda bulunacağız” dedi.

#Gazeteci #Göke #verilen #ceza #onandı

Amed’de sahnelenen ‘Seyrana Li Çeper’ oyununa yoğun ilgi

Amed Şehir Tiyatrosu, Ocak ayı programı kapsamında Nîsk Huner tiyatro grubunun ‘Seyrana Li Çeper’ oyununu sahneledi

Amed Şehir Tiyatrosu, Ocak ayı programı kapsamında Nîsk Huner tiyatro grubunun sahnelediği “Seyrana Li Çeper” izleyicisiyle buluştu. Amed Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenen oyun, tiyatro severler tarafından ilgiyle karşılandı.

Fernando Arrabal’ın yazdığı oyunun çevirisini Aydîn Rengîn yaptı. Yönetmenliğini ise Nazmi Karaman’ın yaptığı grotesk tarzdaki Seyrana Li Çeper (Cephede Piknik) (1954) savaşın anlamsızlığı üzerine yazılmış bir oyun özelliğini taşıyor. Nerede, ne zaman olduğu belirtilmeyen herhangi bir savaş cephesinde savaşan oğullarını bir Pazar günü ziyarete gelen ve birlikte piknik yapmayı amaçlayan bir anne-babanın oğulları ve esir düşen bir askerle yaşadıklarını anlatan oyunda Arrabal, savaş gibi katlanılması zor bir gerçeğe mizaha başvurarak karşılık vermeyi tercih eder. Savaşın saçmalığının absürt bir biçimde anlatıldığı oyunda, Deniz Özer, Gulan Mizgin, Habib Çelik, Şirvan Yelboğa, Bahoz Özsunar oyuncu olarak yer aldı.

Savaşın tahribatına dikkati çeken oyunda Ermeni sanatçı Aram Tigran’ın “Dünyaya bir daha gelirsem, ne kadar tank, tüfek ve silah varsa, hepsini eritip, saz, cümbüş ve zurna yapacağım” sözüne atıfta bulunularak, barışın ve sanatın önemine vurgu yapıldı.

AMED

#Amedde #sahnelenen #Seyrana #Çeper #oyununa #yoğun #ilgi

Oluç: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin Soylu gibi konuşuyor

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in AYM’ye yaptığı sözlü açıklamalarına tepki göstererek, ‘Soylu gibi konuşuyor… Ona öneriyoruz, üstündeki cübbeyi çıkar, gel karşımıza siyaset tartışalım’ dedi

Meclis Genel Kurulu’nda Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) demokratik siyasetin önündeki engellere dair önerisi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Görüşmelerde partinin kapatma davası tartışma konusu oldu.

Genel Kurul’da konuşan HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, kapatma davası kapsamında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı sözlü açıklamalara değinerek şunları söyledi:

‘Kim bu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı?’

“Kim bu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı? 2021 yılı Mart ayında Anayasa Mahkemesine sunduğu kapatma davasına ilişkin iddianamesi geri gönderilen, Anayasa Mahkemesi tarafından ‘mesnetsizdir’ diye geri gönderilen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısından söz ediyoruz. Aslında biraz utanıp istifa etmesi gerekirdi ama etmedi, devam etti, sonra 2021 yılının Haziran ayında bir iddianame daha hazırladı; birincisinin devamı, benzeri bir iddianame hazırladı ama Anayasa Mahkemesine iktidar tarafından o kadar ağır bir siyasi baskı yapıldı ki Anayasa Mahkemesi o iddianameyi kabul etmek durumunda kaldı.”

‘Soylu gibi konuşuyor’

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görevi mi basın açıklaması yapmak?” diye soran Oluç, sözlerine şöyle devam etti:

“Değil ama yapıyor ve basın açıklamasında âdeta Süleyman Soylu gibi konuşuyor, Süleyman Soylu; dili, üslubu aynı, aynı dil ve üslup. Sanki grup toplantısı yapıyor Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı. Ya, ona öneriyoruz, bak, üstündeki cübbeyi çıkar, gel karşımıza siyaset tartışalım. Öyle üstüne cübbe giyip, kapatma davası açıp, yargıdaki vesayeti, siyaseti dizayn etmek için kullanarak olmaz. Yargıda kurulmuş olan vesayeti kullanarak siyaseti dizayn etme çabasıyla olmaz o iş, olmaz. Giyeceksin siyasetçi elbisesini, geleceksin karşımıza tartışacağız seninle, o günleri de göreceğiz, biliyoruz. Şimdi, bu Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı kime benziyor biliyor musunuz? 2023 model Vural Savaş. AKP’ye kapatma davası açılmış olan zamandaki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, bugün işte sizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı kılığında Bekir Şahin olarak karşımıza çıkıyor, sizin Vural Savaş’ınız bu. AKP iktidarının Vural Savaşı’dır esas itibarıyla, bunu tarih yazıyor ve mazlum bir halka, Kürt halkına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının nasıl düşmanlık yaptığını tarih yazacak.”

Daha sonra söz alan AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, Anayasa teklifi görüşmeleri üzerinden siyasi partilerin randevu taleplerini reddetmesine değindi.

Oluç: Başörtüsü ile sorunumuz yok

Tekrar söz alan HDP Grup Başkanvekili Oluç, partinin başörtüsü ile ilgili bir sorununun olmadığını, parti yöneticilerinin ve milletvekillerinin de başörtülü olduğunu belirterek, teklifi reddetme nedenlerinin Hazine yardımına bloke konulması olduğunu söyledi. Oluç, “Anayasa’yla ilgili bir tartışmayı samimi bulamayız” diyerek şunları ekledi:

HABER MERKEZİ

#Oluç #Yargıtay #Cumhuriyet #Başsavcısı #Şahin #Soylu #gibi #konuşuyor

Ukrayna’daki Rus birlikleri komutanı Surovikin görevden alındı

Rusya’nın Ukrayna’daki birliklerinin komutanı Sergey Surovikin görevden alındı. Surovikin’in yerine Rusya Genelkurmay Başkanı Gerasimov atandı

Rusya Savunma Bakanlığı, Bakan Sergey Şoygu’nun Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov’u “özel askeri harekat bölgesindeki Birleşik Kuvvetler Grubu (Ukrayna’daki askeri birlikler) Komutanı” olarak atadığını duyurdu. Bu görev, Ekim 2022’de Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Sergey Surovikin’e verilmişti.

Sputnik Türkiye’nin haberine göre, bakanlıktan yapılan açıklamada, “Birleşik Kuvvetler Grubu Komutanlığına Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov atandı” denildi.

Gerasimov’un yardımcıları ise Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Sergey Surovikin, Kara Kuvvetleri Komutanı Oleg Salyukov ve Genelkurmay Başkan Yardımcısı Aleksey Kim oldu.

DIŞ HABERLER

#Ukraynadaki #Rus #birlikleri #komutanı #Surovikin #görevden #alındı

İmamoğlu’na yeni bir dava açıldı

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçlamasıyla dava açıldı

Beylikdüzü Belediyesi’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Belediye Başkanı olduğu 29 Aralık 2015’de Kültür Merkezleri’nde Personel Çalıştırılması ve Kültür Sanat Organizasyonları Hizmet Alım İşi ihalesine girdi. İçişleri Bakanlığı bu ihale ile ilgili inceleme başlattı. İçişleri Bakanlığı’nın ihbarı üzerine İmamoğlu hakkında “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla yeni bir dava açıldı.

İmamoğlu için hazırlanan iddianamede şunlara yer verildi: “Beylikdüzü Belediye Başkanlığı tarafından 2015/166031 ihale kayıt numarası yapılan Kültür Merkezlerinde Personel Çalıştırılması ve Kültür Sanat Organizasyonları Hizmet Alım İşi ihalesinde, şüphelilerin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle ve ihale alıcısı E., şirketi lehine ancak kamu zararına neden olacak şekilde, ihaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olmayan kişilerin ihaleye katılmasını sağlamak ve teklif edilen malları, şartnamesinde belirtilen niteliklere sahip olmadığı halde, sahip olduğundan bahisle değerlendirmeye almak eylemlerinde bulunarak kamu kurumu statüsüne haiz Beylikdüzü Belediye Başkanlığı’nın 250.086,50-TL fazladan para ödemesine ve neticede 250.086,50-TL tutarında kamu zararına neden olan şüphelilerin üzerlerine atılı ihaleye fesat karıştırma suçunu işledikleri anlaşılmıştır.”

Dava 15 Haziran’da

İmamoğlu ve 7 kişinin iddianamesi Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. İmamoğlu ve 7 kişinin “ihaleye fesat karıştırma” suçundan yargılanacakları dava 15 Haziran 2023’te Büyükçekmece Adliyesi’nde görülecek.

 

#İmamoğluna #yeni #bir #dava #açıldı

Cezaevinde çıkan Fincancı: Her türden silahın yasaklanması için elimizden geleni yapacağız

Cezaevinden çıkan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, ‘Her türden silahın önlenebilmesi, kullanımın yasaklanabilmesi ve ortadan kaldırılabilmesi için de elimizden geleni yapacağız’ dedi

Türkiye’ni Zap, Avaşîn ve Metîna’ya yönelik kimyasal silah kullanımını Medya Haber’e değerlendirdiği için tutuklanıp ceza verilen ve tahliye edilen Türk Tabip Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nden çıktı. Fincancı’yı hak ve hukuk örgütleri temsilcileri Barış Anneleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Züleyha Gülüm ve pek çok kişi karşıladı. Alkış, sloganlarla karşılanan Fincancı daha sonra basın açıklaması yaptı.

‘Hakikati paylaşmak sorumluluğuöuzdur’

Gazetecilerin ilgisine işaret eden Fincancı, “Haber yapmayanlar, sesini çıkarmayanları bir kenara koyuyoruz” dedi. Korkunun ecele faydasının olmadığını söyleyen Fincancı, “Ne gördükse, hakikat neyse onu paylaşmak biz insan hakları mücadelesi yürütenlerin ve hekimlerin sorumluğu olduğu gibi sizlerin de bunu kamuoyuna iletme sorumluğumuzdur. Bu günler geçtiğinde sorumluluğunu yerine getirmiş ve getirmemiş olanlar hep birlikte göreceğiz” diye kaydetti.

‘Elimizden geleni yapacağız’

Verilen cezaya da tepki gösteren Fincancı, “Bu çok anlamsız bir durum. Bir kanalın yayın politikasının suç olarak tanımlanmasının ve sonrada ‘o’ suçun bana atılması akıl alır gibi değil. Ben ancak kendi suçumdan sorumlu olabilirim. Bu suçta insanlığa karşı sorumluluk taşıma suçudur. Başından beri sağlıklı kılma suçudur toplumu. Sonuç olarak biliyoruz. Daha önce ‘savaş bir halk sağlığı sorunudur’ diyen hekim arkadaşlarımız var. Tabi ki biz insan hekimleri insan sağlığını önceleyeceğiz. Savaşlara karşı olacağız. Her türden silahın önlenebilmesi, kullanımın yasaklanabilmesi, ortadan kaldırılabilmesi için de elimizden geleni yapacağız. Çünkü yalnızca insanları ele almamak lazım. Üzerinde yaşadığımız bu yer küre ve evren için zararlı olan bu tür girişimlerin önünde durmak hepimizin sorumluğudur” diye konuştu.

‘Mücadeleye devam’

Mücadeleye devam edeceklerini belirten Fincancı, “Bu mücadelede yanımızda olan ve ne yazık ki hukuki ortadan kaldırılmış bir ülkede hukukta ve adalette ısrar eden avukatlarıma, mecliste bizimle yan yana duran, sesimizi orada da duyuranlara ve mücadele arkadaşlarıma teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Biz mücadeleye devam edeceğiz. Bu mücadele bitmeyecek” diye kaydetti.

HABER MERKEZİ

#Cezaevinde #çıkan #Fincancı #türden #silahın #yasaklanması #için #elimizden #geleni #yapacağız

HDP Mûş İl örgütü binasına saldırı

HDP Mûş İl örgütü binasına, dün akşam saatlerinde saldırı gerçekleşti. Saldırganların binayı yakmaya çalıştığı belirtildi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mûş İl binası, dün kimliği belirsiz kişi veya kişilerce ateşe verilmek istendi. HDP Mûş İl Örgütü, parti binalarına yapılan saldırıya dair bugün il binasında basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya il eşbaşkanları ile parti yöneticileri katıldı.

İl binalarının girişini daha önce partilerinin bayraklarıyla süslediklerini ifade eden HDP Mûş İl Eşbaşkanı Savcı Arslan, söz konusu bayrakların akşam saatlerinde kimliği belirsiz kişi veya kişilerce ateşe verilerek, il binalarının yakılmak istendiğini kaydetti. Arslan, “Bugün sabah saatlerinde il binamıza geçen görevli arkadaşlarımız pasaj içinde ve binamızın girişinde asılmış parti bayraklarımızın ateşe verilerek binamızda yangın çıkarılmak istenmiştir. Bunu yapan kişi veya kişiler bayrağı ateşe verdikten hemen sonra binamızın kapısından uzaklaşmışlardır. Ateş kendiliğinden sönmüştür. Böylelikle il binamız büyük bir tehlike atlatmıştır” diye belirtti.

Saldırıya ilişkin Muş Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını söyleyen Arslan, fail veya faillerin bir an önce bulunmasını istedi. Arslan, son olarak “Sürekli olarak tüm çalışmalarımız ve il binamız kontrol altında tutulurken nasıl olur da biri ve birileri il binamızı kundaklama girişiminde bulunmuştur?” diye sordu.

MÛŞ

#HDP #Mûş #İl #örgütü #binasına #saldırı

Bozdağ’dan Demirtaş açıklaması: Tweetleriyle ilgili çalışıyoruz

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Selahattin Demirtaş’ın tweetleriyle ilgili bir ‘soruyu’, ‘ Bu konuyu şu anda çalışıyoruz’ diye yanıtladı

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, yaptığı basın toplantısında Edirne’de tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tweetleriyle ilgili bir “soruyu” yanıtladı.

Ulusal Kanal muhabiri, toplantıda Bozdağ’a “Terör suçlarıyla ilgili pek çok ismin dijital yollarla yani yine liderlik yaptığını görüyoruz. Yani hapsedilen iş aslında hapsedilmemiş oluyor. Örneğin Selahattin Demirtaş sosyal medya üzerinden yine örgütünü yönetmeye ve Türk siyasetine müdahale etmeye çalışıyor. Bu dijital yollarla hapsetmenin de aslında bu konuya ilişkin bir yasal boşluk olduğunu düşünüyor musunuz?” şeklinde bir soru yöneltti.

Bozdağ, soruyu şöyle yanıtladı:

“Sosyal medya konusu maalesef hükümlülerin böyle bir şeyi yok. Hükümlerin bu avukat görüşü şeyi var. Avukat görüşünde, avukatların onlardan aldıklarını ya da ailelerinin onlardan aldıklarını sosyal medyaya yansıtmaları var. Yoksa hükümlüler kullanmıyor. Yani sosyal medya kullanmıyorlar ve orada herhangi bir doğrudan kendileri bir yayın yapamıyorlar. Ama onların adına olan hesaplarda avukatlarıyla, aileleriyle görüşme hakkı olanlarla görüştüklerinde onlara söyledikleri, dışarıda onlar tarafından yayınlanıyor. Biz bunu önemsiyoruz ve bu konuyu şu anda çalışıyoruz. Yani dünyaya da bakıyoruz, ne yapabiliriz? Çünkü bir yandan hükümlü, öte yandan da sosyal medya ve diğer medya mecralarıyla farklı farklı işler yapıyor. Dünya buna nasıl bakıyor? Çünkü sosyal medya yeni. Başka ülkeler ne yapıyor? Biz de bunu çalışıyoruz. Yani burada bir değerlendirme ihtiyacı olduğunun farkındayız. Arkadaşlarımız hazırlıklarını bitirince dünyaya bakıp ona göre bir karar vereceğiz inşallah.”

Sosyal medya hesapları üzerinden seçim çalışması başlattığını açıklayan Demirtaş, Bozdağ’ın açıklamasından sonra da bir paylaşımda bulunarak, “Merhaba, Evine ekmek götürmekte zorlananlar, bu seçim sizin seçiminiz, bu gidişatı ancak siz değiştirebilirsiniz. Yakarsa dünyayı garipler yakar! El ele verip kazanalım” dedi.

HABER MERKEZİ

#Bozdağdan #Demirtaş #açıklaması #Tweetleriyle #ilgili #çalışıyoruz

Turan: Çalışan herkesin bu kötü gidişata dur deme zamanı gelmiştir

Memur ve emekliye verilen yüzde 30 zammın kabul edilemez olduğunu belirten HDP Milletvekili Rıdvan Turan, ‘İktidar iyi bilsin ki; bu yaklaşımı mutlaka ve mutlaka sandıkta kendisine ciddi faturalar çıkaracaktır’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ekonomi ve Tarım Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Rıdvan Turan, gündemdeki gelişmelere ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda memur ve emekli maaşlarına yüzde 30 oranında zam yapılmasına yönelik verilen kararın AKP’nin karar yeter sayısına ulaşamadığı için Genel Kurul’da görüşülmediğini belirten Turan, “Yüzde 30 zam olarak düşünülen bu teklifin, cari enflasyon dikkate alındığında çalışanların derdine derman olmayacağı son derece açık” dedi.

AKP’nin kurduğu sistemin memur toplu sözleşme düzeninin çökmesi anlamına geldiğini ifade eden Turan, emeklilerde de 5510 Sayılı Kanunun emekli aylıklarını düzenleyen kısmının çökmesi anlamına geldiğini söyledi. Turan, şunları ekledi: “Çünkü emekli aylıkları da aynı perspektifle el alınsa asgari ücretin yarısı kadar olacaktı. Ama iktidar bunun yarattığı toplumsal ve siyasal kaosu göze alamamış olacak ki bir Hazine desteğinden bahsetti. Hazine desteği vermek suretiyle de bu oranı 5500 liraya çıkardı.”

‘TÜİK iktidar organı olarak çalışıyor’

AKP’nin 21 yıllık iktidarı döneminde çıkarmış olduğu yasalarla olağanüstü bir biçimde emeğin gelirlerini, çalışma ilişkilerini baskılayan ve sermayeden yana tavır alan bir tutum içerisine girdiğini dile getiren Turan, “TÜİK, emek gelirlerinin baskılanmasında en temel hükümet aygıtı olarak işlev görüyor. Bağımsız bir aygıt değil, bir iktidar organı olarak iş görüyor. Bir tarafta Memur Sen, diğer tarafta TÜİK ve iktidar ele ele vermişler ve bu maaş artışlarını güya enflasyona çalışanları ve emeklileri ezdirmemek için yüksekten veriyormuş gibi yaparak aslında reel olarak enflasyonun çok çok altında bir tür yaşam maliyeti krizini tetikleyecek bir yönelime girmiş durumdalar. Hem memur maaşlarının hem de emekli maaşlarının insanların insan onuruna yaraşır biçimde yaşamalarını mümkün kılmayacağını biliyoruz. Asgari ücrete yapılan zam dikkate alındığında memur ve emekli maaşlarının giderek asgari ücrete yaklaşmakta olduğunu, ülkemizde asgari ücretin artık tam anlamıyla istisnai bir ücret olmaktan çıkarak toplumun genel kesimlerinin çalıştığı bir ilişki biçimine dönüştüğünü üzülerek görüyoruz” şeklinde konuştu.

‘Faturası sandıkta kesilecek2

Memur ve emekliye getirilmesi planlama yüzde 30 oranındaki zammın kabul edilmez olduğunu belirten Turan, “İnsanların insanlık onuruna yaraşır biçimde yaşayabilecekleri koşullar var. Biz komisyonda en düşük emekli aylığının asgari ücrete eşitlenmesini önerdik, kabul edilmedi. Memurlara ve emeklilere yüzde 100 oranında zam önerimiz oldu, AKP-MHP oylarıyla reddedildi. İktidar iyi bilsin ki; geçim konusunda halkın bu kadar ümüğünü sıkan yaklaşımı mutlaka ve mutlaka sandıkta kendisine ciddi faturalar çıkaracaktır” dedi.

‘Önümüzdeki dönem son derece kritik’

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) meselesinin bir an önce Genel Kurul’a gelmesi çağrısı yapan Turan, “Stajyerler ve EYT’de zamana ya da depreme takılanlar meselesi çok temel özelliğe sahip. Buradan bütün stajyerlere söz veriyoruz; böyle bir teklif geldiği takdirde arkasında duracağız. HDP olarak tarım danışmanlarının özlük haklarının iadesi ve reel maaş alabilmesi için kanun teklifi verdik. Önümüzdeki dönem son derece kritik. Ama bilelim ki işçinin, emekçinin, çiftçinin, bu ülkede emeğiyle çalışan herkesin bu kötü gidişata dur deme zamanı gelmiştir. Halkımız enseyi karartmamalıdır” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Turan #Çalışan #herkesin #kötü #gidişata #dur #deme #zamanı #gelmiştir