Ana Sayfa Blog Sayfa 1090

Kuraklık tarımı tehdit ediyor

Meteoroloji’nin analizine göre Tekirdağ’ın güney kesiminde “olağanüstü kuraklık” yaşanıyor. Benzer durum Yozgat, Kırıkkale ve Kırşehir’de şiddetli kuraklık, Nevşehir’de ise orta şiddette kuraklık sürüyor

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 2022 Eylül-Kasım dönemi kuraklık haritasına göre, Orta Anadolu’da şiddetli kuraklık yaşanıyor. Yozgat Bozok Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güngör Yılmaz, İç Anadolu’da kar ya da yağmur şeklindeki olması gereken yağışın geciktiğine dikkati çeken Yılmaz, “Orta Anadolu’da şu anda, ekilen tahılların normal şartlarda çimlenmiş hatta kardeşlenmeye başlamış olmasını isteriz. Şu an itibarıyla yağışların az ya da gecikmiş olmasından dolayı sadece çimlenmiş ve tek yaprak döneminde olduğunu görüyoruz. Henüz ileri düzeyde bir kardeşlenme yok” diye konuştu.

Yüzde 20 kayıp

Kırıkkale Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Organik Tarım Programı Dr. Öğretim Üyesi Taşkın Erol, Meteorolojinin verilerine bakıldığında Kırıkkale ve Kırşehir’in olduğu bölgede yüzde 60’ın üzerinde kuraklık yaşandığına işaret ederek, “Özellikle ekim ayında yağışların azlığı, bitkilerin topraktan çıkmamasına sebep oldu. Yaklaşık 22 milimetre yağış düşmüş. Uzun yıllar ortalaması 45 milimetrenin üzerindeydi. Bölgemizde tahıl yetiştirilen arazilerin kışa çimlenmeden girmesi, tohumların toprakta canlılıklarını kaybetmelerine dolayısıyla da baharda daha seyrek bir çıkış yapmasına sebep olacak gibi görünüyor. Şu andan itibaren bütün koşullar iyi gitse dahi verimlerde yüzde 15-20 civarında kayıp geleceğini görüyoruz” dedi.

Yeterli yağış olmadı

Kırşehir Ziraat Odası Başkanı Sinan Purcu ise il genelindeki kuraklık nedeniyle çiftçilerin endişe içinde olduğunu söyledi. Kendisinin güz döneminde 750 dekar alana arpa ve buğday ektiğini ancak yeterli yağış olmadığı için ürünün güçsüz kaldığını vurgulayan Purcu, “Güz ekimleri yapıldı. Bu ekimler yapıldıktan sonra yağmur beklendi. Yeterli yağış olmadı. Zamanında ve yeterli yağış olsaydı bitki kışa güçlü şekilde girecekti. Kışın karını, soğuğunu alarak bahara daha güçlü girecek, sapa kalkma daha güçlü olacaktı. Maalesef bu olmadı.” değerlendirmesini yaptı.

Hububatta sorun var

Nevşehir Ziraat Odası Başkanı Kahraman Kaya, toprağın yeterli yağışı almaması halinde il genelindeki kuraklık riskinin daha da artabileceğine dikkati çekti. A.A’ya konuşan Kaya arpa, çavdar, buğday gibi hububat ürünlerinin çimlenmesinde sıkıntı yaşandığına değinerek, “İnşallah bundan sonraki süreçte yağış olur yoksa ürünlerde verim kaybı olur. Arz, talebi karşılamayacağından tüketiciye de olumsuz yansıma olur. 2023 yılında ülkemiz ve tüm çiftçiler adına yağışlı bereketli bir yıl olmasını temenni ediyoruz.” dedi.

EKOLOJİ SERVİSİ

 

#Kuraklık #tarımı #tehdit #ediyor

 Kuruyan göle TİGEM çöktü

Türkiye’de her akarsu üzerine HES ve baraj inşa eden AKP, göllerin kurumasına neden olurken, kuruyan alanları TİGEM eliyle yağmaya açıyor. Diğer yandan göller bölgesi kururken, Wan Gölü’nde sular çekiliyor

Manisa’da, tamamen kuruyan Marmara Gölü alanında Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne (TİGEM) tahsis edilen 35 bin dekarın 28 bin dekarlık bölümüne buğday ekimi yapmaya başlandı. Salihli ve Gölmarmara ilçelerinde alüvyal set gölüyken Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından 1945 yılında setlerle rezervuara dönüştürülen Marmara Gölü, zamanla 320 milyon metreküplük kapasitedeydi. Marmara Gölü’nü besleyen akarsular üzerine yapılan barajlar ve yoğun su kullanımı sonucu kurudu.

20 bin kuş göç etti

Uygulanan su ve tarım politikaları sonucu kuruyan göl, önceki dönemlerde yılda ortalama 150 milyon metreküp suyu Gediz Ovası’na veren gölde su seviyesi her geçen yıl azaldı. Tepeli pelikan, küçük karabatak gibi nesli tehlike altında olan kuş türleri de dahil 20 bin su kuşuna ev sahipliği yapan ve bu özelliğinden dolayı 2017 yılında “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” ilan edilen gölü korumak yerine kurumasını seyre dalan iktidar ve organları gölün geçen yıl tamamen kurumasına neden oldu.

Göl tarım arazisi oldu

Manisa Valiliği, DSİ Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile TİGEM arasında gölün rehabilitasyonu iddiası ile geçen yıl işbirliği protokolü imzalandı. Protokolle, gölün güneydoğusunda sulama ve havzadaki biyolojik çeşitliliğin devamlılığı için temiz su depolama ve rezerv alanı oluşturulması, kuzeyinde göldeki yaban hayat için “Hassas Koruma Bölgesi”nin yer alması, bir bölümünde de organik tarım yapılması kararlaştırılırken göl havzası neredeyse tamamen tarıma açıldı.

TİGEM’in ana statüsü iptal edildi

Tarım İşletmeleri Genel Müdürülüğü’nün (TİGEM) ana statüsünde değişikliğe gidilerek, 9 Nisan 2000 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Tarım Ana Statüsü yürürlükten kaldırıldı. TİGEM, yeni düzenlemeyle yurt içi ve dışındaki kişi ve kuruluşlarla işbirliği yaparak her türlü mal ve hizmeti temin edecek, bunları pazara hazırlayarak iç ve dış pazarlarda değerlendirecek. Üretim, işleme ve pazarlama faaliyetlerinde bulunarak, tesislerini kurmak üzere gerçek ve tüzel kişilerden yer kiralayacak veya kiraya verecek. TİGEM, yurt içi ve dışından firmalarla patent, lisans, teknik beceri ve benzeri konularda anlaşmalar yapacak, bilgi ve teknolojileri geçerli olan mevzuata göre satacak, satın alacak.

Parça parça satılıyor

AKP iktidarı tarafından kamuya ait olan ne var ne yok satılığa çıkaran iktidar, çıkarılan yasa ve yönetmeliklere dayanarak, TİGEM’in işletmelerini satıp, kiraya vererek sermayeye devretmeyi sürdürüyor. Tarım tekellerinin cirit attığı Türkiye’de çıkarılan tohum yasası ile patenti şirketlerce çalınmamış atalık tohumla üretim yapmak yasaklandı. 2003 yılından bu yana 15 işletmeyi kiralayarak sermayeye aktarılan TİGEM varlıklarında devir işlemleri sürüyor. 2022 yılında 7 işletmeyi kiralamak üzere ihale yapılırken, bunlardan 4’ü için şirketlerle sözleşme imzalanacak ve toplamda 22 TİGEM işletmesi sermayeye devredilecek. Antalya-Boztepe, Samsun-Karaköy, Iğdır-Kazım Karabekir’i kiralama hazırlığı ise yapılıyor.

Göller bölgesi yok oldu

Afyon, Antalya, Burdur, Denizli, Isparta ve Konya’yı kapsayan göller bölgesinde irili ufaklı birçok gölün varlığından kaynaklı bölge göller bölgesi olarak anılıyordu. Beyşehir, Eğirdir, Akşehir, Burdur, Eber, Gölmarmara, Acıgöl, Suğla, Ilgın (Çavuşçu Göl), Salda ve Kovada bu göllerden bazıları. Ancak göller bölgesinde bulunan göller her geçen gün kuruyarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış durumda. Göllerin neredeyse yarısı kurudu, diğer yarısı ise can çekişiyor. İklim değişimi ile bu gölleri besleyen hemen hemen her akarsu üzerine inşa edilen barajların etkisiyle göller beslenemez hale geldi.

Wan Gölü’nde sular azaldı

Türkiye coğrafyasının en büyük gölü olan Wan Gölü’ndeki sular giderek azalmaya devam ederken, bu küçülmenin sadece küresel ısınmaya bağlanmaya çalışılması dikkat çekici. Van Gölü’nü besleyen akarsu ve çayların üzerine inşa edilen HES’ler ve barajların gölde su miktarını azalttığı gerçeği küresel ısınmanın ardına gizlenilerek görünmez kılınıyor. Geçtiğimiz Kasım ayında özellikle göl suyunun sığ olduğu noktalarda yer yer 2 kilometreye kadar çekilme yaşanırken, Erdîş (Erciş) ve Bêgir (Muradiye) ilçelerindeki kıyılarda birçok iskele, kale ve tarihi kalıntı gün yüzüne çıktı. Suların çekilmesinden yaban hayatının da olumsuz etkilendiği havzada, göl kıyısında her yıl koloniler halinde görüntülenen başta flamingo olmak üzere suna, kılıçgaga, cılıbıt, angut ve dikkuyruk gibi kuş türleri, yaşam alanlarının çoraklaşması nedeniyle gölü erkenden terk etmeye başladı.

70 göl kurudu

Türkiye’de son 60 yılda, Marmara Denizi’nin yüzölçümünden daha büyük, neredeyse üç Wan Gölü büyüklüğünde 70’e yakın doğal göl kurudu. Aşırı su kullanımını da bu sürece eklediğimizde göllerin kuruması dışında başka bir sonuçla karşılaşmak olanaksızdı. Bu sorunları yaşayan öncelikli bölge ise Konya coğrafyası. Konya’nın Karapınar ilçesi susuzluğu en çok yaşayan bir bölge ve Meke Gölü de bu bölgede bulunuyordu ancak şimdi kurumuş durumda. Diğer yandan Türkiye coğrafyasında bulunan en büyük ikinci göl olan Eğirdir Gölü’nde bugüne kadar yaşanmamış oranda azalmalar ortaya çıktı.

35 bin dekar

Rehabilitasyon iddiasıyla göl alanında tarım yapanlara havza kapatıldı. Valilikçe tahsisi yapılan yaklaşık 35 bin dekar alanda arazi sürme ve işleme süreçlerini bitiren TİGEM, 30 civarında traktörün çalıştığı bölgede organik buğday yetiştirme gibi iddia ile tohum ekimini tamamladı. TİGEM Bitkisel Üretim Dairesi Başkanı Noyan Avgın, toprak işleme ve ekim faaliyetlerinin sürdüğünü söyledi. Kendilerine tahsis edilen 35 bin dekarlık alanın 28 bin dekarında buğday, 7 bin dekarında da ayçiçeği yetiştireceklerini belirtti.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Kuruyan #göle #TİGEM #çöktü

Paris’te katledilen kadınlar için Qamişlo’da anma

Paris’te katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez için Kuzey ve Doğu Suriye’de yapılan anmada ‘ Erkek egemen sistem kadın mücadelesi veren her kadını kendisine karşı tehdit olarak görmektedir’ denildi

Fransa’nın başkenti Paris’te 9 Ocak 2013’te katledilen PKK kurucularından Sakine Cansız (Sara), Kurdistan Ulusal Kongresi (KNK) Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbîn) ve Kürt Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez (Ronahî) için Kuzey ve Doğu Suriye’de anma yapıldı.
Kuzey ve Doğu Suriye Kadın Örgütleri ve Hareketleri Ortak Eylem Platformu, Qamişlo kentinde bulunan Mihemed Şêxo Kültür Merkezi önünde gerçekleştirdiği açıklamayla katliamı kınadı.

Çok sayıda kadın temsilcinin katıldığı açıklamanın Kürtçesini Kuzey ve Doğu Suriye Genç Kadınlar Birliği Sözcüsü Rim Dada, Arapçasını ise Kuzey ve Doğu Suriye Kadın Meclisi üyesi Jiyan Hiseyn okudu.

Kadınlar hedef alındı

Açıklamada, “Önder kadınların hedef alınması faşist ve gerici erkek sisteminin önceliği hali geldi. Bu bağlamda erkek egemen sistem, özgür kadın mücadelesi veren her kadını kendisine karşı tehdit olarak görmektedir. Tarihte Roza Lüksemburg’tan Clara Zetkin ve Gülnaz Ana’ya en son katledilen Evîn Goyilere kadar bu böyle oldu. Son günlerde gerçekleşen İkinci Paris Katliamı da yine Türk devletinin eliyle yapıldı. Bu katliamı kadınların ve Kürt halkının iradesini kırmaya dönük hamle olarak değerlendirmeliyiz” denildi.

Fransa devletine çağrı

“Uluslararası hukuk örgütlerine ve Fransa devletine, ‘Failleri ortaya çıkarın ve mahkemelerde yargılayın’ çağrısını yapıyoruz” denilen açıklamada, “Son olarak tüm özgürlük yanlısı toplumları, kadın örgütlerini ve insan hakları örgütlerini Kürt halkının ve kadınlarının haklı davasına sahip çıkmaya çağırıyoruz” denildi.

HABER MERKEZİ

#Pariste #katledilen #kadınlar #için #Qamişloda #anma

İran’da iki genç daha idam edilecek

İran rejimi tarafından eylemlere katıldıkarı gerekçesiyle iki gencin daha idam edilmek üzere tekli hücrelere götürüldüğü öğrenildi

Eylemlerin 4’üncü aya girmek üzere olduğu iran’da rejim saldırılarına hız verdi. Şimdiye kadar eylemlere katıldıkları gerekçesiyle 4 kişi idam edilirken, 2 kişi daha idam cezasıyla karşı karşıya.

Dün gece geç saatlerde İnsan Hakları Aktivisti Anta Daimi, Twitter hesabında Muhammed Biruxni ve Muhammed Qubadlu isimli iki protestocunun  idam cezasının infazı için tek kişilik hücrelere götürüldüğünü açıkladı.

Cezaevi önünde toplandılar

2 protestocunun  idam cezasının infazı için tek kişilik hücrelere götürüldüğü haberinin yayılması üzerine sosyal medya kullanıcıları yaptıkları çağrılarla infazın durdurulmasını talep etti. Bu haber üzerine her 2 tutuklunun aileleri ve çok sayıda gösterici Kerec’teki Recayi Cezaevi önünde toplandı.

Annesinden çağrı

Burada konuşan Qubadlu’nun annesi “Oğlum hasta ve doktor raporu var ama bu insanlar bunu kabul etmek istemiyor” dedi. Avukat ve siyasi aktivistler 19 yaşındaki Biruxni ve 22 yaşındaki Qubadlu’nun “adil olmayan” bir yargılamayla İran’daki gösterilere katıldıkları gerekçesiyle idam cezasına çarptırıldıklarını belirtti.Her iki gencin “yeryüzüne şer yaymak ve Allah’a karşı savaşmak” suçundan idama mahkum edildiği belirtildi.

Futbolcu Azadani’ye hapis cezası

Öte yandan Devrim Muhafızları’na bağlı Besic üyelerini öldürmek ile suçlanan profesyonel futbolcu Emir Reza Nazr Azadani’nin de 16 yıl hapis cezasına çarptırıldığı öğrenildi. İran’ın yarı resmi Tasnim haber ajansı, Azadani’ye “Allah’a düşmanlık” suçlamasıyla 16 yıl hapis cezası verildiğini duyurdu.
Geçtiğimiz haftalarda, Azadani’nin idam cezasıyla karşı karşıya olduğu haberleri kamuoyunda yer almıştı.

HABER MERKEZİ

#İranda #iki #genç #daha #idam #edilecek

18 yıl sonra yeniden cezaevinde karşılaştılar

Ağır hasta tutuklu Fatma Tokmak ile 18 yıl sonra yine cezaevinde karşılaşan GÖÇİZDER yöneticisi Songül Köse, ‘Güzelliğinden bir şey kaybetmemişti ama yüzündeki şişlik ilk olarak dikkatimi çekti’ diyerek hastalıklarına dikkat çekti

Kocaeli’nde 1996 yılının Aralık ayında iki buçuk yaşındaki oğlu Azad’la birlikte gözaltına alınan Fatma Tokmak, 20 gün boyunca gözaltında kaldı. Azad’ın elinde ve sırtında sigara söndürülürken, elektrik ile de işkence uygulandı. Tokmak ise cinsel işkenceye, elektrik, askı, “kaba dayak” ve tüm işkence yöntemlerine maruz kaldı. Bu süreçte oldukça yoğun işkencelere maruz bırakılan Tokmak ile oğlu Azad’a uygulanan işkence ABD Kongresi’ne kadar taşındı. Ardından tutuklanan Tokmak, fiziksel işkencelerin yanı sıra kendisine ve oğluna dönük psikolojik işkenceye de maruz kaldı. Ağır hastalıklarına rağmen yıllardır cezaevinde tecrit koşullarında tutulan Tokmak tedavi hakkına da erişemediği için sağlığı her geçen gün daha da kötüleşiyor.

Haziran 2022’de dernek faaliyetleri gerekçesiyle tutuklandıktan sonra 15 Aralık’ta tahliye edilen ve Fatma’nın 18 yıl önce Gebze Cezaevi’nde birlikte kaldığı koğuş ve volta arkadaşı Göç İzleme Derneği (GÖÇİZDER) yöneticisi Songül Köse, Fatma ile tekrar buluşma anını ve onunla geçirdiği 4 yılı anlattı.

Tokmak enerji doluydu

Cezaevinde tanışmadan önce basından Tokmak’ın iki yaşındaki oğlu Azad ile birlikte gözaltına alındığını ve oldukça ağır işkencelerden geçirildiğini öğrendiğini söyleyen Köse, “Ben daha öncesinde Ümraniye Cezaevi’nde kalıyordum. 19 Aralık 2000’deki operasyondan sonra, önce birkaç ay Bakırköy Cezaevi’nde kaldık ondan sonra da Gebze Cezaevi’ne götürüldük. Fatma’yla da orada tanıştım” sözleriyle ilk tanışma süreçlerini anlattı. Fatma’nın o dönem henüz genç bir kadın olduğunu belirten Köse, “Oğlu Azad da yanındaydı. ‘Uçurtmayı Vurmasınlar’ filmini izlemiştik. Orada Barış vardı, bizde de Azad vardı. Fatma genç, güzel, dinamik bir kadındı. Enerji yüklü, emekçi yanları güçlü olan, şen şakrak, herkesle uyum sağlayabilen biriydi. Yaklaşık 4 yıl birlikte kaldık. Azad 7 yaşına geldiğinde, cezaevinde kalmaması gerektiği söylendi ve okula gitmesi için dışarıya çıkarıldı” dedi.

Azad’dan ayrılış

Tokmak’ın Azad’dan ayrılma durumundan etkilendiğini paylaşan Köse, “Azad hepimizin çocuğu, arkadaşıydı. Beraber oynuyor, etkinlikler yapıyorduk. Orada herkes Azad’a hem bir anne hem bir abla gibi yaklaşıyordu. Fatma’nın da yaklaşımı öyleydi” şeklinde konuştu. 2004 yılında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) değişmesiyle birçok tutsakla birlikte kendisinin de tahliye olduğunu kaydeden Köse, bu süreçte Tokmak’ın da tahliye edildiğini öğrendiğini aktardı. Daha sonra Tokmak’ın yeniden tutuklandığına değinen Köse, “İnsanın aklına ilk gelen Fatma tutuklandıktan sonra Azad’ın tek başına ne yapacağı olmuştu. Çünkü işkenceyi de birlikte görmüşlerdi, cezaevinde de birlikte kalmışlardı. Daha sonra Azad bir iki yıl dışarıda kalmıştı. Fatma cezaevindeydi ama tahliye olduktan sonra yaşamlarını birlikte sürdürüyorlardı” ifadelerini kullandı.

18 yıldan sonra buluşma

GÖÇİZDER dosyasından tutuklandığı süreçte ise Bakırköy Cezaevi’nde Tokmak ile mektuplaştığını ve burada karşılaştıklarını dile getiren Köse, “Hasta olduğunu biliyordum. Bir gün avukat görüşüne giderken merdivenlerde Fatma ile karşılaştım. Güzelliğinden bir şey kaybetmemişti ama yüzündeki şişlik ilk olarak dikkatimi çekti. Yüzü ödemliydi. Memurlar izin vermediği için de çok fazla konuşamadık. Sadece ‘Nasılsın’ diyebildim. Fatma da, ‘Çıkamıyorum, asansör kullandırtmıyorlar’ dedi. Ben de kendisine ‘O zaman dinlene dinlene çık, kendini yorma’ dedim” sözleriyle Fatma’nın merdiven dahi çıkamadığına dikkat çekti.

Hasta tutsakların özgür olmalı

Tokmak’ın zor koşullarda yaşama mücadelesi verdiğinin altını çizen Köse, “Ağır hasta olmasalar bile gözaltı süreçleri ve cezaevleri, insanın fiziğinde bir hastalık yaratıyor. Benim kulaklarımda bir problem yokken gözaltından ve cezaevinde kaldıktan bir ay sonra çok kötü olmaya başladı. Ve cezaevlerinde tedavi de uygulanmıyor. Defalarca dilekçe yazmamıza rağmen ‘Burası çok kalabalık, aciliyetiniz yok’ denildi. İnsanlar cezaevlerinde yaşamlarının yitiriyor. Özelde Fatma ama genelde tüm ağır hasta tutsaklar bir an önce tahliye edilmeli. Dışarı çıktıktan sonra ancak tedavilerini sağlamak için yaşama tutunacaklar. O yüzden bir an önce tahliye olmaları ve tedaviye erişmeleri gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Köse, kamuoyuna da hasta tutsakların sesi olma çağrısında bulundu.

Marta Sömek / İstanbul-JINNEWS

#yıl #sonra #yeniden #cezaevinde #karşılaştılar

Qers’te kaza: 1 öğrenci öldü 14’ü yaralı

Sabah saatlerinde Qers’in Zerîşat ilçesinde, öğrenci servisinin devrilmesi sonucu bir öğrenci hayatını kaybetti 14 öğrenci yaralandı

Qers’in (Kars) Zerîşat (Arpaçay) ilçesinde, öğrenci servisinin devrilmesi sonucu meydana gelen kazada 1 öğrenci hayatını kaybetti, 14 öğrenci de yaralandı. Sabah saatlerinde öğrenci servisi, mıcırlı yolda direksiyon hakimiyetini kaybederek, kaza yaptı. Kazada Gökhan Polat adlı öğrenci olay yerinde hayatını kaybederken, 9’u ağır 14 öğrenci ise yaralandı. Yaralılar, Harakani Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, minibüs şoförü gözaltına alındı.

QERS

#Qerste #kaza #öğrenci #öldü #14ü #yaralı

İzmir Dersim Dernekleri’nden coşkulu Gaxan kutlaması

İzmir Dersim Dernekleri geleneksel Gaxan Bayramı’nı düzenlediği etkinlikte kutladı. Gaxan kutlamasının temsili karakteri olan Kalo Gaxan ve Fadikê’nin davul zurna eşliğinde canlandırıldığı performansta lokmalar pay edilerek halaylar çekildi.

 

İzmir’in farklı ilçelerinde çalışmalarını yürüten İzmir Dersim Dernekleri’nin ortaklaşa organize ettiği Gaxan kutlamasında çoşkuyla karşılandı. Bornova’da bulunan Sırrı Aydoğan Kültür Merkezi’nde gerçekleşen kutlama Gaxan’ın temsili karakteri olan Kalo Gaxan ve Fadikê’nin davul zurna eşliğinde canlandırıldığı performans ile başladı.

Kalo Gaxan ve Fadikê karakterleri salonda dolaşarak geleneksel lokma topladı. Çok sayıda kişinin coşkuyla karşıladığı Gaxan kutlamasında davul zurna eşliğinde halaylar çekildi.

Anadilde Kırmancki/Kurmanci diyaloglarla halkla buluşan Kalo Gaxan ve Fadikê karakterleri renkli görüntüler ortaya çıkardı. Programda Sanatçı Şevda Çiçek, Özer Kaysavuk, Grup Can sahne alarak eserlerini seslendirdi.

“ALEVİLİK SOSYAL BİR HAKİKATTİR, DEVLET DİNİ OLMAMIŞTIR”

Kutlamada lokma duası veren Cemal Abdal Ocağı Piri İsmail Doğan, Alevi inancının resmi devlet ve iktidar dini gibi dinlere katılmayarak sosyal hakikatini koruduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

“Bizim kültürümüz de insanlık tarihi kadar kadimdir. Alevilik Bektaşilik hak ile hak olmaktır. Yaşamsal değerlerimizdeki sorunlarımızı konuşarak hak, hukuku binlerce yıl önce sosyal bir hakikat haline getirmişiz. Bizim inancımız Alevilik resmi devlet ve iktidar dinlerine katılmadı. Alevilik sosyal bir hakikattir ve hiçbir ırka ait değildir. Hepsinin içerisinde bir harmanızdır ve hiçbiri birbirinden üstün değildir.  İnançlar zalimlerin elinde tanınmaz hale geldi.

Atalarımızın örf adetlerini unutmayalım. Sözlü tarihimiz yazılı kitaplardan, tarihten daha da ötededir Bilim bile bunu böyle yorumluyor. Zalimlerin ayrıştırdığı inanaçlar aslında hakikatin formülasyonudur. Birlikte hareket edelim ki birlik daim olsun. Alevilik Avrupa’da inanç olarak her ülkede kabul edildi ve inanç öğretiliyor. Onlar mücadele ile bunu kazandı bizlerde burada mücadele ile kazanmak zorundayız. Hakların kardeşliği bizlerin hak hukuku ile buraya geldi. Alevilik zalimlere karşı hakkın dostluğudur. Kurumlarımızı sosyal ve toplumsal olaylarda destekleyip yanlarında duralım. El birliği, dil birliği gönül birliği yapmamız gerekiyor. Yoksa zalimler ekmeğimizi elimizden alıyor.”

“TOPLUMUMUZ CAN ÇEKİŞMEKTE”

Kutlamada konuşan Hüseyin Ozan ise, Alevi toplumsallığının hedef alınarak parçalandığına dikkat çekti. Ozan, toplumsal değerlere sahip çıkma çağrısında bulunarak şunları ifade etti:

İnsanlık kendini dört bir yanda toplumsal varlık olarak var etmiştir. Yolumuz üzerinden vücuda gelen bir toplumsal gerçekliğimiz vardır. Bu çağda çok ağır koşullar altında yaşıyoruz. Tarihsel yaşam alanlarından koparılmış, talip ocak ilişkisi sekteye uğratılmış, dünyanın dört bir yanına dağıtılmış, büyük oranda yoksullaştırılan ve can çekişmekte olan bir toplumuz. Her halk toplumsal varlığını yaşatmak için bir mücadele halindedir. Kendi insani değerlerine, anlam dünyasına ve yaşam tarzına sahip çıkmaktadır. Toplumsal değerlerimizi gittikçe yadsıyan, değersizleştiren bir zihniyetin etkisinde olan kuşaklarımız vardır. İnsan olmak toplumsallıkla mümkün ise bizlerde toplumsallığımıza sahip çıkmalıyız.

“YAŞAMSAL KILMAK ZORUNDAYIZ”

Gaxan hizmetleri bir aya yayılır. Hak dediğimiz kudret zaman ve mekanın dışında değildir. Hak kainatın kendi varından var etmiştir ve baktığı her varlıkta hakkın bir formülünü görür. Doğanın bütün mevsim geçişlerine insanlarımız bir kutsallık atıf etmiştir. Günümüzde tüm insanlıkla Tüm varlığın hakkın varlığını bildiğimizde tüm varlıklarla hakkın rızasına dayalı bir ilişki kuruyoruz. Dünyanın düştüğü hale bir bakın; savaş, kıyım, doğanın tahribatı bir vahşet.  Dünyadaki vahşeti gördüğümüz zaman Alevi öğretisinin ne kadar evrensel olduğunuz görüyoruz. Biz bu kemaleti bildiğimiz, sahiplendiğimiz, içselleştirdiğimiz zaman bunlar ancak yerini bulabilir. Alevilik iddiasında olan herkes bunu dikkate almak, yaşamsal kılmak zorundadır. Tüm halklar yeni yılla bir arınma sürecine girerler. Yeni yılda yeni umutlarla başlar. Sağlık temennisi dilenir. Umut insan için çok önemlidir. Kal giden yılı temsil eder, Fadik ise gençtir yeni yılı temsil eder. Doğadaki döngüye mana yükleyerek onunla barışık yaşamayı esas alıyoruz.”

Katılanların coşkuyla karşıladığı Gaxan kutlaması çok sayıda kişi çektiği halaylar sonrasında lokmaların pay edilmesi ile son buldu.

Ersin ÖZGÜL/İZMİR

32 haftadır, hem Almanya’ya hem de Türkiye’ye karşı direnen Murat Aşık için miting düzenlendi

Die Linke Ulm’un Alman ve Türk Devleti tarafından hakları elinden alınan Murat Aşık için düzenlediği Federal Parlamento Milletvekili Gökay Akbulut’un katıldığı eyleme çok sayıda kişi katıldı.

Oturum Hakkı ve Türkiye’ye iade kararına karşı 32 Haftadır Direnen Murat Aşık’a destek olmak için Ulm Linke’nin (Sol Parti) haftalar öncesi için Ulm Çarşı Merkezinde gösteri izini, Güvenlik gerekçesi ile son gününde keyfi bir şekilde Yeri değiştirildi.

Yapılan bu hukuksuzluğa rağmen Murat Aşık’ın direnişine destek olmak için 120’nin üstünde bir katılım oldu.

Mitingte ilk sözü direnişçi Murat Aşık alarak, konuşmasında önce direnişe neden başladığını anlattı. Türkiye’de arananlar listesine eklenen Aşık’ın Almanya’da hakkı olan süresiz oturum hakkı Ulm Kaymakamlığı tarafından iptal edildi ve yenisi ise verilmiyor. Aynı şekilde, çok önceden siyasi mülteci hakkını almış olan Aşık’ın bu hakkı da elinden alınmak isteniyor.

Murat Aşık, konuşmasının devamında Türkiye Faşizmine karşı Mücadele ettiği için, Türk İçişleri Bakanlığı tarafından Terör Listelerine alındığını ama bundan asla rahatsızlık duymadığını, tam tersine Mücadele ettiği için ve Boyun eğmeyip Türkiye Faşizmine karşı Mücadele etmeye devam edeceğini ve bundan Pişmanlık duymadığını çünkü Devrimciliğin suç değil bir görev olduğunu belirtti ve direnişini zafere kadar devam ettireceğini söyledi.

Murat Aşık’ın konuşması yoğun alkış aldı.

Ardından Die Linke Almanya Federal Parlamento Milletvekili Gökay Akbulut’un yaptığı konuşmada Murat Aşık’ın Eyleminin haklılığını ve 32 haftadır geri atmadan direnişine devam etmesinin önünde saygı duyduğunu, ayrıca anti terrör yasası 129 a/b’nin kaldırılması gerektiğini, bu yasaların devrimcilere karşı hukuk dışı kullanıldığını vurguladı.

Ayrıca Murat Aşık’ın direnişini daha fazla sahipleneceğine dair söz verdi.

Ardından Almanya MLPD, İnter-Bündnis ve Ulm Tohum Kültür Merkezi adına yapılan konuşmalarda Direnişe dair Desteklerini vurguladılar. Eyleme Destek veren ve İmzacı olan ADHK, Sol Parti (Türkiye) Güney Almanya, Ulm AKM ve Cemevi, HDB Ulm, Tohum Kültür Merkezi, DİDF, AGEB, İnter-Bündnis, MLPD’ten temsilcilerin yanı sıra ATİF, AGİF, Uluslararası Af Örgütü ve Ulm Yabancılar dairesinden kişiler ve Çok sayıda kurum temsilcileri katıldı.

Murat Aşık, her çarşamba ve perşembe günü Ulm Kaymakamlığı önünde çadır açarak eylemine devam ediyor.

Şenyaşar ailesi: Müjdeler iktidarı kurtarmaya yetmeyecek

Adalet Nöbeti 672’nci gününde sürdüren Şenyaşar ailesi sanal medya hesaplarından, ‘Kabine toplantısında adaletsizlikler konuşulmadığı sürece, müjdeler iktidarı kurtarmaya yetmeyecek!’ mesajı paylaştı

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti, 672’nci gününde sürüyor. Anne Emine Şenyaşar ve Ferit Şenyaşar bugün de adliye önüne gelerek nöbeti başlattı.

Aile sanal medya hesabından ise “Urfa’da ‘Hak ve Adalet’ mücadelemiz 672. gününde… Davamızda ve mücadelemizde haklı olduğumuzu herkes çok iyi biliyor. Kabine toplantısında adaletsizlikler konuşulmadığı sürece, müjdeler iktidarı kurtarmaya yetmeyecek!” paylaşımda bulundu.

RIHA

 

#Şenyaşar #ailesi #Müjdeler #iktidarı #kurtarmaya #yetmeyecek

Kemalbay: İktidar barış taleplerini tecrit etmek istiyor

HDP milletvekilerinin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi için başlatılan nöbette konuşan HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, tecritin kırılması için mücadele edeceklerini vuruladı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi talebiyle Adalet Bakanlığı’na karşı başlattığı Adalet Nöbeti 13’üncü günde.
Bugün ki eylemde milletvekilleri Kemal Bülbül, Serpil Kemalbay, Erdal Aydemir, Murat Çepni, Kemal Peköz, Celadet Gaydalı ve Nuran İmir “İmralı’da hukuk uygulansın” ve “Tecrit insanlık suçudur” yazılı dövizlerle, Meclis Dikmen Kapısı’nda açıklama yaptı.

Karanlık ortam koyulaşıyor

Grup adına açıklamayı HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay yaptı. Kemalbay, “Her geçen gün çürümenin arttığı, siyasi cinayetlerin yaşandığı, iktidara sızmış, devletin tepesine sirayet etmiş bir çürüme ile karşı karşıyayız. Bütün bunlara dikkat çekmek şu açıdan önemli. Türkiye’deki bu büyük yolsuzluk, sefalet, adaletsizlik, baskı ve şiddet ortamının temel nedenlerinden biri, Türkiye’deki savaş çatışma ve çözümsüzlük politikalarının Türkiye halklarına dayatılmasıdır. İktidarını ve bekasını sürdürmek için AKP ve MHP faşist bloğunun baskılarını her geçen sürdürmesi, Türkiye’de karanlık bir ortamı her geçen koyulaştırıyor” dedi.

Bu katliamlar gözdağıdır

Siyasi cinayetlere dikkat çeken Kemalbay şunları dile getirdi: “Bugün 9 Ocak, birinci Paris Katliamının yıl dönümü. 3 kadın siyasetçi, 2013’te Paris’te katledildi. Bu katliamda katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez hayatını kaybetti. Bu katliamın arkasında MİT’in olduğu, pek çok delil olmasına rağmen Fransa devleti tarafından bu dosya kapatıldı ve Türkiye tarafından hiç bir şekilde bu dosya araştırılmadı. Yine Ocak 2016’da Şırnak başta olmak üzere Kürt coğrafyasında abluka ve bodrum katliamlarının yıldönümüne denk geliyor. 5 Ocak’ta 3 kadın siyasetçi Sêve Demir, Pakize Nayır ve Fatma Uyar, Silopi’de katledildi. Bu katliamlar, Kürt sorunun demokratik çözümü için çaba gösteren kadın siyasetçiler ve Kürt siyasi hareketlerini düşman olarak hedef haline getiren siyasi iktidarlardan kaynaklanıyor. Bu siyasi cinayetlerin Türkiye’ye özgü olmadığını biliyoruz. Ta Mirabel Kardeşler’den Losa Lüksemburglar’dan, adı çok duyulmayan Maria Spu’nin katledilmesinde olduğu gibi bu katliamlar Deniz Poyrazlar, Nagihan Akarseller başta olmak üzere pek çok kadına yönelmiş katliamlardır. Bu katliamlar gözdağıdır, ilk olarak kadınların vurulması, kadınların siyasi dönüşüme yaptığı katkıyı ortadan kaldırmak ve kadınlardan duyulan korkunun göstergesidir.”

Mücadelemiz sürecek

“Bugün buradayız, çünkü bütün politikaların temelinde savaş ve sömürü politikaları olduğunu düşünüyoruz. Hem kapitalist sistem hem emperyalist güçler bu sistemi sürdürmek adına halkların talep ettiği eşitlik, özgürlük, demokrasi, barış taleplerini sindirmek, sessizleştirmek ve tecrit etmek istiyor” diyen Kemalbay, “Biz yeryüzünde sadece Kürdistan’da ve Türkiye’de değil, bütün dünyada barışın, eşitliğin, özgürlüğün, adaletin sağlanması için mücadelemize devam edeceğiz. İmralı’daki tecridi kıracak, Sayın Abdullah Öcalan ile barış müzakerelerinin başlatılması için, gerekli adımların atılması için her türlü zorluğu göğüslemeye ve mücadele etmeye, dayanışmaya devam edeceğiz” dedi.

ANKARA

#Kemalbay #İktidar #barış #taleplerini #tecrit #etmek #istiyor