Ana Sayfa Blog Sayfa 1091

Şenyaşar ailesi: Müjdeler iktidarı kurtarmaya yetmeyecek

Adalet Nöbeti 672’nci gününde sürdüren Şenyaşar ailesi sanal medya hesaplarından, ‘Kabine toplantısında adaletsizlikler konuşulmadığı sürece, müjdeler iktidarı kurtarmaya yetmeyecek!’ mesajı paylaştı

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de başlattığı Adalet Nöbeti, 672’nci gününde sürüyor. Anne Emine Şenyaşar ve Ferit Şenyaşar bugün de adliye önüne gelerek nöbeti başlattı.

Aile sanal medya hesabından ise “Urfa’da ‘Hak ve Adalet’ mücadelemiz 672. gününde… Davamızda ve mücadelemizde haklı olduğumuzu herkes çok iyi biliyor. Kabine toplantısında adaletsizlikler konuşulmadığı sürece, müjdeler iktidarı kurtarmaya yetmeyecek!” paylaşımda bulundu.

RIHA

 

#Şenyaşar #ailesi #Müjdeler #iktidarı #kurtarmaya #yetmeyecek

Kemalbay: İktidar barış taleplerini tecrit etmek istiyor

HDP milletvekilerinin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi için başlatılan nöbette konuşan HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, tecritin kırılması için mücadele edeceklerini vuruladı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi talebiyle Adalet Bakanlığı’na karşı başlattığı Adalet Nöbeti 13’üncü günde.
Bugün ki eylemde milletvekilleri Kemal Bülbül, Serpil Kemalbay, Erdal Aydemir, Murat Çepni, Kemal Peköz, Celadet Gaydalı ve Nuran İmir “İmralı’da hukuk uygulansın” ve “Tecrit insanlık suçudur” yazılı dövizlerle, Meclis Dikmen Kapısı’nda açıklama yaptı.

Karanlık ortam koyulaşıyor

Grup adına açıklamayı HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay yaptı. Kemalbay, “Her geçen gün çürümenin arttığı, siyasi cinayetlerin yaşandığı, iktidara sızmış, devletin tepesine sirayet etmiş bir çürüme ile karşı karşıyayız. Bütün bunlara dikkat çekmek şu açıdan önemli. Türkiye’deki bu büyük yolsuzluk, sefalet, adaletsizlik, baskı ve şiddet ortamının temel nedenlerinden biri, Türkiye’deki savaş çatışma ve çözümsüzlük politikalarının Türkiye halklarına dayatılmasıdır. İktidarını ve bekasını sürdürmek için AKP ve MHP faşist bloğunun baskılarını her geçen sürdürmesi, Türkiye’de karanlık bir ortamı her geçen koyulaştırıyor” dedi.

Bu katliamlar gözdağıdır

Siyasi cinayetlere dikkat çeken Kemalbay şunları dile getirdi: “Bugün 9 Ocak, birinci Paris Katliamının yıl dönümü. 3 kadın siyasetçi, 2013’te Paris’te katledildi. Bu katliamda katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylemez hayatını kaybetti. Bu katliamın arkasında MİT’in olduğu, pek çok delil olmasına rağmen Fransa devleti tarafından bu dosya kapatıldı ve Türkiye tarafından hiç bir şekilde bu dosya araştırılmadı. Yine Ocak 2016’da Şırnak başta olmak üzere Kürt coğrafyasında abluka ve bodrum katliamlarının yıldönümüne denk geliyor. 5 Ocak’ta 3 kadın siyasetçi Sêve Demir, Pakize Nayır ve Fatma Uyar, Silopi’de katledildi. Bu katliamlar, Kürt sorunun demokratik çözümü için çaba gösteren kadın siyasetçiler ve Kürt siyasi hareketlerini düşman olarak hedef haline getiren siyasi iktidarlardan kaynaklanıyor. Bu siyasi cinayetlerin Türkiye’ye özgü olmadığını biliyoruz. Ta Mirabel Kardeşler’den Losa Lüksemburglar’dan, adı çok duyulmayan Maria Spu’nin katledilmesinde olduğu gibi bu katliamlar Deniz Poyrazlar, Nagihan Akarseller başta olmak üzere pek çok kadına yönelmiş katliamlardır. Bu katliamlar gözdağıdır, ilk olarak kadınların vurulması, kadınların siyasi dönüşüme yaptığı katkıyı ortadan kaldırmak ve kadınlardan duyulan korkunun göstergesidir.”

Mücadelemiz sürecek

“Bugün buradayız, çünkü bütün politikaların temelinde savaş ve sömürü politikaları olduğunu düşünüyoruz. Hem kapitalist sistem hem emperyalist güçler bu sistemi sürdürmek adına halkların talep ettiği eşitlik, özgürlük, demokrasi, barış taleplerini sindirmek, sessizleştirmek ve tecrit etmek istiyor” diyen Kemalbay, “Biz yeryüzünde sadece Kürdistan’da ve Türkiye’de değil, bütün dünyada barışın, eşitliğin, özgürlüğün, adaletin sağlanması için mücadelemize devam edeceğiz. İmralı’daki tecridi kıracak, Sayın Abdullah Öcalan ile barış müzakerelerinin başlatılması için, gerekli adımların atılması için her türlü zorluğu göğüslemeye ve mücadele etmeye, dayanışmaya devam edeceğiz” dedi.

ANKARA

#Kemalbay #İktidar #barış #taleplerini #tecrit #etmek #istiyor

Dünyaya yayılan slogana Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde soruşturma

Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu kadınlara ‘Jin jiyan azadi’ sloganından soruşturma açıldı

Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan tutuklu kadınlar hakkında, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele “Jin, jiyan, azadî” sloganı attıkları gerekçesiyle soruşturma açıldı.

Görüş cezası

Tutuklulardan cezası bittiği halde İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı’nca tahliyesi engellenen Rojdan Eraz ile Kobanê Davası’nda yargılanan siyasetçi Ayşe Yağcı hakkında “Gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak” gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. Soruşturma tutanağında, “Jin, jiyan, azadî ve anlamı bilinmeyen çeşitli Kürtçe sloganlar attıklarının görüldüğü… ” ifadelerine yer verilerek, tutuklulara “1 ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” cezası verildi.

Duyarlılık yerine ceza!

JINNEWS’te yer alan habere göre siyasetçi Ayşe Yağcı, hakkında başlatılan soruşturmaya dair cezaevi müdürlüğüne verdiği savunmasında, “Jin, jiyan, azadî” sloganının tüm dünyada özgürlük sloganı haline geldiğine dikkat çekerek, “Bu sadece Kürt kadınlara ait bir slogan değildir. Nasıl ki 8 Martlarda kadınlar bütün alanlarda bu günü kutlamak için çıkıyorlarsa, 25 Kasım haftasında da kadınlar, şiddete karşı alanlarda mücadele seslerini yükseltirler. Bulunduğum cezaevi, kadın cezaevi olduğu için burada bulunan tüm kadınlar etkinliklerde duyarlılık göstermesi önemli ya da değerli olurdu fakat tam tersi bir yaklaşım sergilenmiş ve tutanak tutularak hakkımda disiplin soruşturması açılmıştır. Yıllardır kadın mücadelesi yürüten biri olarak bu uygulamayı kabul etmediğimi belirtmek istiyorum” dediği öğrenildi.

Tutuklulara kara ilişkin Ankara Batı İnfaz Hakimliği’ne itirazda bulundu.

ANKARA

#Dünyaya #yayılan #slogana #Sincan #Kadın #Kapalı #Cezaevinde #soruşturma

Seçmenden HDP’ye tam destek

Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi’nin anketine göre AKP’nin gerilediği HDP’nin yükselişte olduğu belirtilirken, HDP’nin kendi adayıyla seçime gitme eğiliminin seçmeni motive ettiği belirtildi. Yine ittifaklar arasında HDP’nin kilit bir noktada durduğu vurgulandı

Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi, aralarında İstanbul, Konya, Diyarbakır, Kars gibi illerin de olduğu 20 ilde yüz yüze ve online bin 582 kişiyle yaptığı seçim anketinin sonuçlarını paylaştı. 23 Aralık 2022- 2 Ocak 2023 tarihleri arasında gündeme ve seçmen eğilimine dair yapılan ve yüzde 3 hata payı ile yüzde 98 güven aralığı gözetilen çalışma şirketin öz kaynaklarıyla yapıldığı belirtildi. Türkiye’nin temel sorunları, sosyo-ekonomik ve oy verme davranışlarını kapsayan araştırmaya katılanların yüzde 51,5’i erkek, yüzde 48,5’i’sı ise kadın görüşmecilerden oluştu.

Ekonomik kriz

Katılımcılar, Türkiye’nin en önemli sorununu yüzde 65,8’le “Ekonomik Kriz/İşsizlik” olarak görürken, yüzde 41,5’i kısmen, yüzde 25,2’si ise bu sorunun kaynağında “Çatışma ve Şiddet Politikaları ile Sınır Ötesi Operasyonlar” olduğunu düşünüyor. Anayasa Değişikliği ile Görevli AKP Heyetinin HDP’yle görüşmesini olumlu değerlendirenlerin oranı yüzde 34,3, olumsuz görenlerin oranı ise yüzde 25,1 olarak kaydedildi.

Saldırının yansıması

“İstanbul Taksim’de geçtiğimiz ay yaşanan bombalı patlama ve ardından Suriye’nin Kuzey/Kuzey Doğusuna gerçekleşen operasyonlar/sınır ötesi operasyonlar oy verme davranışınızı nasıl etkiliyor?” sorusuna görüşmecilerin yüzde 66’sı “Etkilemiyor”, yüzde 15,2’si “Oy verdiğim partiye daha sıkı sarılmama yol açıyor”, yüzde 8,5’i “Kararsız kalmama neden oluyor”, yüzde 6,5’i “Sandığa gitmeyi düşünmüyorum” şeklinde yanıtladı.

Cumhur İttifakı geriledi

“Hali hazırda var olan hangi ittifaka oy verirsiniz?” sorusuna görüşmecilerin yüzde 32’si “Millet İttifakına” yüzde 30,7’si “Cumhur İttifakına”, yüzde 17,8’i “Oy verdiğim parti içinde olursa ancak oy verebilirim”, yüzde 11,3’ü “Hayır, hiçbir koşulda mevcut ittifaklara oy vermem”, yüzde 5,5’i “Kararsızım”, yüzde 2,5’i “Emek ve Özgürlük İttifakına oy veririm” cevabını verdi. Verilen yanıtlara göre Millet ittifakının yüzde 1,3 puan önde olduğu, ilk defa oy kullanacak gençleri de barındıran 18-24 yaş grubunun yüzde 36,60’ının Millet ittifakına, yüzde 19,50’sinin Cumhur İttifakına oy vereceği de tespit edildi.

HDP yükselişte

“24 Haziran 2018’de gerçekleşen Genel Seçimlerde hangi partiye oy verdiniz?” sorusuna görüşmecilerin yüzde 31,6’sı “AKP”, yüzde 21’i “Oy kullanmadım”, yüzde 20,6’sı “CHP”, yüzde 10’u “İyi Parti”, yüzde 9,8’i “HDP”, yüzde 6,5 “MHP”, yüzde 0,4’ü “Saadet Partisi” yanıtlarını verdi. Aynı gruba yöneltilen “Bu Pazar Bir Genel Seçim olursa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusuna ise yüzde 27,7’si “AKP”, yüzde 23,8’i “CHP”, yüzde 11,1’i “İyi Parti”, yüzde 10,9’u “HDP”, yüzde 5,4’ü “MHP”, yüzde 2,4’ü “Deva Partisi”, yüzde 0,7’si “Saadet Partisi”, yüzde 0,6’sı “Gelecek Partisi”, yüzde 0,5’i “TİP” derken, yüzde 8,2’i “Kararsızım”, yüzde 8,4’ü “Oy kullanmayacağım” yanıtlarını verdi.
Verilen yanıtlara göre, AKP’nin bir önceki seçimde kullanılan oy oranına göre yüzde 3,9’luk bir oy kaybı yaşarken; CHP’de yüzde 3,2’lik, İYİ Parti yüzde 1,1’lik, HDP ise yüzde 1,1’lik bir artış görüldü.

Emek ve Özgürlük İttifakı

“Hali hazırda var olan hangi ittifaka oy verirsiniz?” sorusunun “Bu pazar bir genel seçim olursa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusu ile karşılaştırmasına ilişkin sorulara, HDP’ye oy vereceğini belirten katılımcıların yüzde 48,3’ünün “oy verdiğim parti içinde olursa ancak oy verebilirim”, yüzde 26,2’sinin hayır, hiçbir şekilde oy vermem”, yüzde 19,8’i “Emek ve Özgürlük İttifakına oy veririm” demesi dikkat çekti. Devamla “Oy vermeyi düşündüğünüz partinin genel seçimlere bir ittifak çatısı içinde girmesini ister misiniz?” sorusuna verilen yanıtlara göre ise görüşmecilerin sadece yüzde 7,9’unun “hayır oy vereceğim parti seçimlere tek girmeli” dediği, yüzde 33,3’ünün “oy vereceğim parti Millet İttifakının içinde olsun isterim”, yüzde 29’unun “oy vereceğim parti Cumhur İttifakı içinde olsun isterim”, yüzde 4,2’sinin ise “oy vereceğim parti Emek ve Özgürlük İttifakı içinde olsun isterim” dediği tespit edildi. Öte yandan katılımcıların yüzde 10,3’ü “Kararsızım”, yüzde 8,2’si ise “Oy kullanmayacağım” biçiminde bu soruya yanıt verdi.

HDP kilit yerde

“Haziran 2023 tarihinde yapılması öngörülen Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini sizce hangi parti veya ittifakın adayı kazanır?” sorusuna ise toplamda yüzde 36,4’ü “Cumhur İttifakı adayının”, yüzde 30,5’i “Millet İttifakı adayının kazanacağını”, yüzde 18,2’i “HDP’nin destekleyeceği adayın kazanacağını” düşündüğünü bildirdi. Yüzde 9’u ise “Öngöremiyorum/bilemiyorum” dedi.

HDP ne derse o

*“Haziran 2023 tarihinde yapılması öngörülen Cumhurbaşkanlığı Seçimlerini sizce hangi parti veya ittifakın adayı kazanır?” sorusunun “Bu pazar bir genel seçim olursa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusu ile karşılaştırmasına da; HDP’ye oy vereceğini belirten katılımcıların yüzde 82’si “HDP’nin destekleyeceği adayın kazanacağını” düşündüğü, aynı düşünceye sahip olan diğer muhalefet partilerindeki oranın Saadet Partisinde yüzde 45,50, Deva Partisinde yüzde 23,70, CHP’de ise yüzde 22,4 olduğu, HDP seçmeninin Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki etkisine en az inanan seçmenin İyi Parti ve MHP’de kümelendiği görüldü.

Aday tartışması

“Sizce HDP Cumhurbaşkanlığı Seçimleri ilk turunda aday çıkarmalı mı?” sorusuna ise katılımcıların yüzde 33,8’i “Evet, kendi adayını çıkarmalı”, yüzde 21,2’si “Hayır, kendi adayını çıkarmayıp, seçmenlerini tercih konusunda yönlendirmemeli”, yüzde 20,2’si “Hayır, kendi adayını çıkarmayıp Millet İttifakı içindeki ortak adayı desteklemeli”, yüzde 10’u “Dâhil olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında bir aday çıkarmalı”, yüzde 13’ü ise “Fikrim yok” biçiminde yanıtlar verdi.

Kılıçdaroğlu önde

“Bu Pazar bir Cumhurbaşkanlığı Seçimi olsa, iki adaylı bir Cumhurbaşkanlığı Seçiminde hangi adaya oy verirsiniz?” sorusuna ise katılımcıların, yüzde 35,8’si Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 36,8’i Kemal Kılıçdaroğlu; yüzde 35,9’u Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 33,6’sı Ekrem İmamoğlu; yüzde 35,4’ü Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 30,9’u Mansur Yavaş; yüzde 36,1’i Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 20,4’ü Meral Akşener; yüzde 43,4’ü Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 20,9’u Ali Babacan; yüzde 46,2’si Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 16,7’si HDP’nin adayı yanıtlarını verdi. Bu sonuçlara göre Kemal Kılıçdaroğlu 1 puan farkla mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önünde görüldü.
“Bu Pazar Cumhurbaşkanlığı seçimi olsa HDP adayına oy vereceğim” diyen HDP’lilerin oranı yüzde 94,8; “Kemal Kılıçdaroğlu” diyenlerin CHP’ye oy verecekler içindeki oranı yüzde 78,7; “Ekrem İmamoğlu” diyenlerin CHP’ye oy verecekler içindeki oranı yüzde 69,1; “Meral Akşener” diyenlerin oranı İyi Parti içindeki oranı yüzde 90,9; “Mansur Yavaş” diyenlerin CHP’ye oy verecekler içindeki oranı yüzde 64’tür.

HDP seçmeni motive etti

Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi koordinatörü Yüksel Genç, Buldan’ın açıklaması sonrası seçmenin nabzını şöyle değerlendirdi: “Gözlemleyebildiğimiz kadarıyla HDP seçmenini motive etti, seçim atmosferine soktu. Seçim sürecinde önemli bir özne oldukları duygusunu güçlendirdi. Seçmen, gücünün ortaya çıkaracağı dinamiği, bu dinamiğin değiştirici gücünü göstermek, partisini de bu anlamda güçlendirmek arzusunda görünüyor. Millet İttifakından beklediği değeri görmediğini düşünen HDP seçmeni bu biçimde 3’üncü bir güç olarak seçim sürecinde ‘biz de varız’ deme fırsatını yakalamış görünüyor.”

‘Çantada keklik değiliz’

HDP seçmeninin önemli bir kesimin bu kararı istediğini belirten ve Kürt kamuoyunu çok yakından tanıyan, gözlemleyen Genç, “Partisinin ve talepleriyle birlikte kendisinin yok sayılmasına, çantada keklik görülmesine bir kızgınlık var. Partinin kendi adayıyla seçime girmek bu anlamda da önemli görünüyor. Erdoğan-HDP adayı arasında oy verme tercihleri bakımından HDP seçmeninin partisinin adayına oy verme eğilimi de son çalışmamıza göre oldukça yüksek; yüzde 94.8! Bu oran HDP seçmeninin adayına sahiplenme düzeyini gösterdiği gibi partisinin aldığı karara onayıdır aynı zamanda. Bu oran ayrıca tüm adaylar içinde partisinden en yüksek oy alabilen adayın HDP adayı olacağını gösteriyor. Örneğin CHP seçmeninin Kılıçdaroğlu’na oy verme eğilimi yüzde 78,7 İmamoğlu’na oy verme eğilimi yüzde 69.1! Bu oranlar kendi parti seçmeninden en çok oy alabilen adayların 2’nici ve 3’üncü sırasını oluşturuyor” diye konuştu.

İttifaklara açık çağrı

HDP’nin kararı siyasetten nasıl yansıyacağı ve ne tür sonuçlar doğuracağına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Genç, şunları ifade etti: “Bu karar her şeyden önce muhalefetin ortak aday ve HDP’nin sürece dahil edilmesi konusunda sergilediği tutuma, politikasızlığa, seçim sürecini bir tür içerde koltuk yetki paylaşımı haline dönüştüren tutumuna ciddi bir müdahale. Bu kadar önemli ve en geniş toplumsal mutabakat isteyen bir seçim sürecine muhalefetin ‘biz bize’ kalma hevesine ciddi bir eleştiridir. Bu karar Türkiye’nin yeni yüzyılına Cumhur İttifakının mevcut otoriter rejimine ve Millet İttifakının geçmiş yüzyılın hatalarını sürdürme olasılığı güçlü restorasyoncu anlayışına karşı üçüncü seçeneğin mümkün olduğuna dair bir çağrıdır. Bu karar kuşkusuz her iki ittifakı da HDP’yi ve Kürtleri hesaba katacak biçimde dönüşüme davettir. Eğer HDP süreci ısrarlı, istikrarlı ve güçlü yürütürse bu değişim dönüşüm kaçınılmazdır.”

AMED

#Seçmenden #HDPye #tam #destek

Siyasetçiler bloke kararına tepki: Seçeneksiz değiliz

HDP’nin tecrit altında tutulup siyaset dışına itilmek istendiğini ve CHP’nin de bunda payı olduğunu belirten siyasetçiler, ‘HDP’nin mücadelesi Hazine bloku ile durdurulamaz. Sonuç alamayacaklar’ dedi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının talebi doğrultusunda Anayasa Mahkemesi (AYM), Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkında açılan kapatma davası süreci sürerken, partinin hesaplarına bloke konuldu. AYM, başvurunun Hazine yardımının yapılacağı 10 Ocak öncesi, 5 Ocak’ta başvuruyu görüşerek, 15 üyeden 8’inin kabul oyu ile talebi kabul etti. AYM, HDP’nin savunmasının alınmasına da gerek duymadı.

Karar siyasi

Yargının iktidara göre hareket ettiğini ifade eden HDP Milletvekili Musa Piroğlu, kararın siyasi olduğunu belirterek, “HDP hedef alınıyor çünkü kitlesiyle, dinamizmiyle, örgütlülüğüyle Saray’ın oluşturmak istediği bu ağır baskı rejiminin önündeki en büyük engeldir” dedi. 2015’ten bu yana ağır saldırılar olduğunu ve buna rağmen ayakta olduklarını ifade eden Piroğlu, HDP’nin bu saldırılarla tecrit edilmek istendiğini kaydetti.
CHP’nin de payı var
HDP’nin siyaset dışına itilmek istendiğini kaydeden Piroğlu, CHP’nin de partilerine yönelik devrede olan tecritte payı olduğunu dile getirdi. Piroğlu, dokunulmazlıkların kaldırılmasını hatırlatarak, “Muhalefet, iktidarın ‘terör’ kavramının arkasına sıkıştığı sürece, her seferinde kendi ayağı ve bacağına sıkan bir yerde olmayı sürdürür” diye kaydetti.

Seçeneksiz değiliz’

Geri adım atmayacaklarını vurgulayan Piroğlu, kapatma durumuna karşı da hazırlıklı olduklarını vurguladı. Piroğlu, “Buna karşı her türlü seçeneğimiz var. Tabanımız rahat olsun. 451 arkadaşımıza yasak gelir, biz ise 951 kişiyi çıkarırız. HDP tabanı bu konuda gayet yetkindir. Bizim alternatifimiz var. Biz tarih boyunca seçeneksiz kalmadık”

Halk partisine sahip çıkıyor

Hazine yardımının engellemesiyle yaklaşan seçimlerde çalışmalarının engellenmek istendiğini kaydeden Piroğlu, şöyle devam etti: “Uzun yıllar boyunca herhangi bir devlet kaynağı almadık. Biz kendi seçmenimizin çabaları ile seçime gittik. Dayanışma kampanyalarımız ile bu işin altından kalkarız. Bugüne kadar halk bütün imkanlarını seferber etti. Halk kendi partisine ve iradesine sahip çıkıyor.”

Hazine ile ayakta değiliz

Devrimci Parti Genel Başkan Yardımcısı Burcugül Çubuk ise, HDP’nin halkçı bir siyaset yürütmesinden dolayı sürekli saldırılarla karşı karşıya kaldığını ifade etti. HDP ve bileşenlerinin Hazine yardımı ile ayakta olmadığını vurgulayan Çubuk, “Biz hiçbir seçimi Hazine yardımı ile kazanmadık. ‘Bin Umut Adayları’ ile Meclise girdiğimizde, ‘kazanamazsınız boşuna uğraşıyorsunuz’ dediklerinde, Hazine yardımımız yoktu. 7 Haziran’da bombalarla saldırdıkları seçimde Hazine yardımımız yoktu. HDP’nin en çok oy aldığı Kurdistan’da halk, HDP Hazine yardımı alsın diye mücadele yürütmüyor. Hazine yardımını kesmek sadece halkın kendi yaşamından bir nebze geri çekilerek, güç vermesine neden olur” diye konuştu.

Sonuç alamayacaklar

HDP ile bileşenlerinin her zaman kendi dayanışma kanalları üzerinden oluşturdukları bütçelerle siyaset yaptığını vurgulayan Çubuk, “Geçmişteki bütün müdahaleler, parti kapatmalar, vekillerimizin tutsak edilişi, seçimleri yok saymaları hiçbiri bir işe yaramadı. Bugün de Hazine yardımını kesmeleri hiçbir sonuç getirmeyecek. Biz rant partisi değil, halk ve özgürlükler partisiyiz” şeklinde konuştu.

İSTANBUL

#Siyasetçiler #bloke #kararına #tepki #Seçeneksiz #değiliz

Uçak kazasında ölenlerin anmaları eyleme dönüştü

İran’da 8 Ocak 2020 uçak kazasında hayatını kaybedenlerin anmaları eylemlere dönüştü, gençler gece boyunca sokaktaydı

Yaklaşık dördüncü ayına giren iran ve Rojhilat’taki halk isyanında dün geçnler yine sokaklardaydı. 8 Ocak 20202de bir Ukrayna uçağı, Tahran Uluslararası Havalimanı’ndan kalktıktan kısa bir süre sonra düşümüş ve 82’si İranlı, 63’ü Kanadalı, 11’i Ukraynalı ve 10’u İsveçli olmak üzere uçakta bulunan 176 kişi hayatını kaybetmişti. Dün hayatını kaybedenler için mezarları başında yapıaln anmalar eyleme dönüştü.

Sokaklarda ateş yakıldı

Saqız ve Mahabad’da olayda hayatını kaybedenlerin mezarlarına çiçek bırakılarak rejim karşıtı sloganlar atıldı. Bokan kentinde yurttaşlar gösteriler sırasında hayatını kaybeden Mihemed Hesen Zade’nin ailesiyle beraber mezarını ziyarete gitti. Ardından gece saatlerinde Mahabad, Sine, Ciwanro ve İlam’da gençler sokaklara çıkarak ateş yaktı.

‘Jin jiyan azadi’ sloganları yükseldi

Tahran, Erak, Esfehan ve İran’ın birçok şehrinde ise yürüyüş ve eylemler devam etti. Eylemlerde uçak kazasında yaşamını yitirenler anılırken yurttaşlar göstericilerin idam edilmesini kınadı. Ukrayna uçağının düştüğü yerde toplanan yüzlerce kişi “Jin, Jiyan, Azadi” sloganı attı.

HABER MERKEZİ

#Uçak #kazasında #ölenlerin #anmaları #eyleme #dönüştü

Ambargo yüzüden gelemedikleri sergide ambaroyu çizdiler

Qamışlo’da Efrinli 15 çocuğun savaş, göç ve katliamı resmettiği 100 eser sergilendi. Savaş ve ambargo yüzünden çocuklar kendi sergilerine gelemezken, eserlerde çocukların üzerindeki savaş etkisi ve acı görünüyor

Efrin Toplum Derneği ve Suriye Demokratik Meclisi iş birliğiyle Kuzeydoğu Suriye’nin Qamişlo kentinde bulunan Mihemed Şêxo Merkezi’nde, 5 Ocak günü Efrin ve Şehbalı çocukların çizdiği resimlerinden oluşan bir sergi açıldı. 15 çocuğun eserlerinden oluşan sergide 100 farklı resim yer aldı. 7 Ocak akşamı sonlandırılan sergide yer alan resimlere, savaş ve Türkiye’nin saldırılarının çocuklarda yarattığı acıların yansıdığı görüldü.

Göç, acı, katliam

JINHAGENCY

Sergiyle ilgili NuJinha’ya konuşan Efrin Toplum Derneği üyesi Mûne Brahîm Efrin ve Şehbalı 15 çocuğun resimlerinin sergilendiğini belirterek, “Özellikle de saldırıların insan yaşamına etkisi el alınarak, göç, acı, çocuk katliamları üzerinde duruluyor. Tablolarda acının izini görebiliyorsunuz. Amacımız bu sergide çocuklara destek olmaktır. Son zamanlarda Şehba’daki ambargo nedeniyle bölgedeki insanlar ve çocuklar büyük sıkıntılar yaşıyor, hatta birçok çocuk soğuktan dolayı hayatını kaybetti. Bu nedenle bu sergi ile Efrinli mültecilere yardımcı olmak istedik. Sergiyi ziyaret edenler Efrîn ve Şehbalı çocuklara yardım teklifinde bulundu. Bu sergi herkesi etkiledi, yaşanan gerçekler herkesi etkiledi. Her resme bakarak bir roman yazılabilir” ifadelerini kullandı.

Umutları Efrin’de dönmek

Mûne Brahîm, Türkiye’nin başlattığı operasyonlar nedeniyle Efrin’deki tüm tarihi mekanların yok olduğunu bölgede demokrafik değişim yaratmak istendiğini altını çizerek, “Bu sergiyle temel amacımız Türk işgalini dünyaya duyurmaktır. Bugün Efrin’de binlerce yıllık zeytin ağaçları Türk devletinin çeteleri tarafından kesiliyor. Efrin’e dönme umuduyla yaşıyoruz. Tek umudumuz bu. Göçmenlerin şu anki durumundan bütün dünya sorumludur. Türk devleti aralıksız Şehba’ya saldırıyor ve bu saldırılarda kadın ve çocuk demeden insanlar katlediliyor. Fakat Efrin halkı hiçbir zaman umudunu kaybetmedi ve bir gün topraklarına dönme umuduyla yaşıyor” ifadelerini kullandı.

Çocuklar resimlerini sergileyemedi

JINHAGENCY

Çocukların okula gidip geleceğe dair umutlu resimler çizmesi gerekirken, savaş ve savaşın yarattığı sonuçlarla başbaşa kaldığını belirten Mûne Brahîm, “Ayrıca işgalden ötürü Şehba’ya göç eden Efrinli çocuklardan bazıları, Türk devletinin saldırıları sonucunda yaşamını kaybetti ya da ağır yaralandı. Efrinli göçmen çocukların yaptığı tabloları sergilemek ve onlara her konuda yardımcı olmak istedik. Çocuklar ambargonun baskısı altında yaşadıkları için buraya gelip resimlerini sergileyemediler. Bugün biz resimlerini sergiliyoruz. Her tabloda gizli bir acı var“ dedi.

QAMIŞLO

#Ambargo #yüzüden #gelemedikleri #sergide #ambaroyu #çizdiler

Özkan’ın avukatı: ATK’lerin rolünün değişmesi gerek

Adalet Bakanlığı’nın hasta tutuklular için çıkardığı genelyei değerlendiren 27 yıllık ağır hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan’ın avukatı Serdar Çelebi, ‘ATK’ye ilişkin bir düzenleme yapın. Dolayısıyla bir genelge bu işi çözmeyecek’ dedi

Çözüm sürecinin en önemli başlıkların biri olan ancak AKP’nin savaş politikalarına ağırlık vermesiyel rafa kaldırılan hasta tutukluların durumu her geçen gün daha da kötüleşiyor.
İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) göre bu tutuklulardan 651’i ağır olmak üzere bin 517’si hasta tutuklu bulunurken, 2022 yılında en az 76 tutuklu cezaevlerinde hayatını kaybetti.

Gözler genelgede

Yaşanan ölümlere rağmen hükümet yetkilileri 28 Şubat tutuklularından 85 yaşındaki emekli korgeneral Vural Avar’ın cezaevinde hayatını kaybetmesi üzerine harekete geçti.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ imzasıyla “Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebiyle Kişilerin Cezalarının Hafifletilmesi veya Kaldırılması Hakkında İşlemler” başlıklı genelge yayımlandı. Başsavcılıklara gönderilen genelgeye göre cumhurbaşkanının, Anayasa’nın 104’üncü maddesi kapsamında cezaları hafifletme veya kaldırma yetkisine ilişkin işlemler, hükümlülerin talebi olmadan resen başlatılması kararı alındı.

Dava 28 Şubat’ta

Genelgenin sonuçları merak edilirken, uzun süredir kamuoyunun gündeminde olan ve serbest bırakılması çağrıları yapılan ağır hasta tutuklulardan biri de Mehmet Emin Özkan. Özkan, Amed’in Licê (Lice) ilçesinde 1993’te Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesiyle ilişkilendirilirken, dava sürecinde suçsuz olduğu ortaya çıkmasına rağmen yıllardır cezaevinde. Özkan, yeniden yargılandığı dava kapsamında 10 Kasım 2022’de Adana 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davasının 28’inci duruşmasında tahliye edilmeyerek, duruşma 28 Şubat’ta ertelendi.

ATK siyasi davranıyor

Özkan’ın durumunu Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Mehmet Güleş’e değerlendiren avukatı Serdar Çelebi, müvekkilinin tahliyesinin muhatabının ATK ve Adalet Bakanlığı olduğunu vurguladı. Av. Çelebi, ATK’nin Adalet Bakanlığı’na rağmen “cezaevinde kalabilir” raporu verdiğine işaret ederek, “ATK, daha çok konjonktürel durum, siyasi atmosfer ve biraz da mahpusun kişiliğine göre değerlendirme yaparak rapor veriyor. Çünkü birçok hastayla ilgili verdiği raporlardan kısa bir süre sonra insanlar yaşamını yitirdi. Ya da bazı hastalıklar yönünden bazı kişilere ‘cezaevinde kalamaz’ raporu veriyor. Ama aynı hastalıkla ilgili başka bir kişiye rahatlıkla ‘cezaevinde kalabilir’ raporları veriyor” diye konuştu.

Yasanın değişmesi lazım

Hasta tutukluların bir kurumun inisiyatifine bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Çelebi, müvekkili Özkan için cezaevi idaresi ve cezaevi doktorunun “artık zaman ve mekan kavramını yitirmiş” dediğini anımsattı. Çelebi, “O zaman ATK’ye ilişkin bir düzenleme yapın. ATK bir görüş bildirebilir ama son sözü onun söylemesi mağduriyetlere sebep oluyor. Dolayısıyla bir genelge bu işi çözmeyecek. Genelgede buna dair en ufak cesaretlendirici bir ibare de yok. Savcılara ‘buna ilişkin daha cesur davranın’ diye bir ibare yok. Dolayısıyla güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına dair yasa ortada duruyor iken bir genelgeyle bu sorun çözülemez. Eğer bir sonuç alınmak isteniyorsa o yasanın değişmesi lazım. ATK’nin bu sürecin dışında tutulması lazım” çağrısı yaptı.

AMED

 

 

#Özkanın #avukatı #ATKlerin #rolünün #değişmesi #gerek

Ailelere çağrı: Cenazeleri almak için mahkemeye başvurun

Xarzan Mezarlığı’na yapılan saldırı sonrası 2017 yılında  Kilyos Mezarlığı’nda kaldırıma gömülen cenazelerden 259’u hala verilmedi

Bedlîs merkeze bağlı Oleka Jor köyündeki Xerzan (Garzan) Mezarlığı’nın 8-17 Aralık 2017 tarihleri arasında iş makineleriyle tahrip edildikten sonra ailelerden habersiz bir şekilde çıkarılan 282 cenazeden bugüne kadar yalnız 23’ü ailelere teslim edildi. Ailelerin girişimleriyle İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) götürüldüğü öğrenilen cenazelerin daha sonra plastik kutu içerisinde İstanbul’da bulunan Kilyos Mezarlığı’nda bulunan kaldırıma gömüldüğü ortaya çıkmıştı.

Cenazelerin kaldırıma gömülmesi kamuoyunda tepkilere neden olurken, aileler cenazelerini alabilmek için harekete geçti. İnsan Hakları Derneği (İHD) başta olmak üzere birçok sivil toplum örgütü ile devlet kurumlarına başvuruda bulunan ailelere, gelinen 5 yıllık süreçte sadece 23 cenaze teslim edildi. Diğer ailelerin mücadelesi ve ısrarlı bekleyişi ise hala sürüyor.

Aileler durmamalı

Oğlu Aziz Erkılıç’ı (Xeyri Tatvan) 2018 yılında Wan’da çıkan bir çatışmada yitiren Gülbahar Erkılıç, Kilyos’ta cenazesi bulunmamasına rağmen ailelerle dayanışmak için süreci takip edenlerden. Devletin cenazelere yönelik uygulamalarına tepki gösteren Erkılıç, “Ailelere karşı yaşattıkları bu acılar devam ettikçe vebali onların boynunda kalacaktır. Cenazeleri kaldırım kenarlarına gömmeleri kabul edilemez. Nasıl bir vicdanları var ki ailelerin cenazeleri alabilmek için sürekli gelip gitmelerini görmezden geliyorlar” dedi. Ailelerin cenazelerini almadan durmamaları gerektiğini söyleyen Erkılıç, sadece ailelerin değil tüm Kürt halkı ve insan hakları savunucularının sürecin takipçisi olmaları gerektiğinin altını çizdi. Erkılıç, Kürt halkının yaşanan tüm acılara rağmen boyun eğmeyeceğini söyledi.

Başvurular sonuç verdi

Kuzey ve Doğu Suriye’nin Kobanê kentinde IŞİD’e karşı savaşan ve 2014 yılında yaşamını yitirdikten sonra Xerzan Mezarlığı’na defnedilen YPJ’li Dilan Bingöl’ün (Beritan Jîn) babası Lezgin Bingöl, olayın ortaya çıkmasının ardından uğraşları sonucu kızının cenazesini 2018’de teslim alabildi. Baba Bingöl, cenazelerin mezarlıktan çıkarılması ile başlayan tüm sürecin hukukla açıklamayacağını belirtti. Devletin hukuksal anlamda cenaze sahiplerine nasıl cevap vereceğini bilmediğini söyleyen Bingöl, delillerle mahkemeye başvurmalarına rağmen tüm başvurularının reddedildiğin dile getirdi. Bingöl, “Konunun üzerinde durup takipçisi olduğumuz için cenazemizi 2018’in Şubat ayında teslim etmek durumunda kaldılar” dedi.

Cenazelerinin akıbetini bilmeyen tüm ailelerin mahkemeye başvurması ve cenazelerine sahip çıkmasını isteyen Bingöl, cenaze sahibi ailelerin başvurular için derhal harekete geçmeleri gerektiğini vurguladı.

İSTANBUL

#Ailelere #çağrı #Cenazeleri #almak #için #mahkemeye #başvurun

Savcılık çıplak aramayı ‘uygun’ buldu!

Ankara’da 29 Ekim’de tutuklanan 9 gazeteci arasında bulunan 5 kadın gazeteciye cezaevi girişind eyapılan çıplak aramaya takipsizlik kararı verildi

Ankara merkezli yürütülen soruşturma kapsamında 25 Ekim’de işkence ile gözlatına alınarak 29 Ekim’de tutuklanarak Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürülen Mezopotamya Ajansı (MA) ve JINNEWS muhabiri 5 kadın gazeteci, cezaevi girişinde çıplak arama dayatmasına maruz kalmıştı. Kadın gazetecilerin uygulamaya karşı yaptıkları suç duyurusu, takipsizlikle sonuçlandı.

Savcılık ‘Uygun’ buldu

Kadın gazetecilerin Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusuna, 14 Aralık’ta verilen yanıtta, Savcılık, “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmeliğin, Arama, Güvenlik Tatbikatı ve Sayım” yönetmeliğinin 34’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında yer alan “… yasak madde veya eşya bulunduğuna dair makul ve ciddi emarelerin varlığı ve bunun başka suretle tespiti olanaksız olması durumunda, kurumun en üst amirinin gerekli görmesi halinde, detaylı olarak veya beden çukurlarında usullere uygun yapılabilir” ifadelerine atıfta bulunarak, uygulamanın yönetmeliğe uygun olduğu iddia edildi.

Cezaevi kendini savundu

Cezaevi kurumu ise savcılığa gazetecilerin eşyaları arasında 4 adet CD bulunduğunu öne sürerek, yasak olabilecek sair eşyalarının tespiti için dışarıdan hiçbir şekilde görülemeyeceği ve görüntü kaydeden bir cihaz bulunmadığı, arama odasında “Kişinin tenine çıplak elle dokunulmadan ve giydirilen önlük üzerinden, utanma duygusunu hiçbir şekilde ihlal etmeyecek şekilde üst aramalarının yapıldığını” iddia etti.

Kurum beyanını esas alan savcılık, gazetecilere yapılan uygulamaya dair, “Herhangi bir suç/suç unsuruna rastlanılmadığı” diyerek, takipsizlik kararı verdi. Gazeteciler, takipsizlik kararına karşı Ankara Batı Sulh Ceza Hâkimliği’ne itirazda bulundu.

ANKARA

#Savcılık #çıplak #aramayı #uygun #buldu