Ana Sayfa Blog Sayfa 1103

‘Kimyasal dinen ve vicdanen kabul edilemez’

Kimyasal silah saldırılarında yaşamını yitiren Mesut Eren’in annesi Taybet Eren, kimyasal silah kullanımının dinen ve vicdanen kabul edilemez olduğunu söyledi

Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi’nin Zap, Metîna, Avaşîn bölgelerine yönelik başlattığı saldırılarda kimyasal silah kullanımı sürüyor. HSM’nin bilançosuna göre, Türkiye saldırılarında son bir yıl içerisinde 3 bin 280 kez kimyasal ve yasaklı silah kullanıldı. Kimyasal silah saldırılar nedeniyle şu ana kadar 55 HPG ve YJA-Star üyesi yaşamını yitirdi. 27 Aralık 2022’de 11 HPG’linin kimlik bilgileri açıklandı. HPG’li Mesut Eren (Ferman Kerim) de en son kimlik bilgileri açıklanan 11 isimden birisiydi.

Dinen ve vicdanen kabul edilmez

Mezopatamya Ajansı’na konuşana Eren’in annesi Taybet Eren, kimyasal silah kullanımının ne dinen ne de vicdanen kabul edilemez olduğunu söyledi. Oğluna düşkün ve el üstünde bir olduğunu söyleyen anne Eren, “Büyüdü, okula gitti ve daha okulu bitiremeden gitti (PKK’ye katıldı). Daha sonra da kimyasal silahla zehirlediler. Bunların ne hukuku ne de adaleti var. Kimyasalla çocuklarımızı katlettiler. Ellerindeki silahla gidip savaşsınlar neden kimyasalla zehirliyorlar? Bundan daha büyük zulüm var mı? Bu ne vicdanidir ne de insanidir. İnsan bu ihaneti düşmanına bile yapmaz. Bu zulmü hepimize yaptılar” şeklinde konuştu.

Barzani bize ihanet etti

Anne Eren, saldırılarda işbirliği yapan KDP’ye ve yöneticilerine tepki göstererek, “Yüreğimiz yanıyor. Ama ne Avrupa ne de başka bir devlet bu konu üzerinden durmadı. Herkes gözlerini kapattı ve çocuklarımız zehirlendi. Barzani de Kürt’tür. Ama bize ihanet etti. Eğer o yol vermeseydi bugün kimse orada olmazdı” ifadelerini kullandı. Eren son olarak, saldırılara karşı, Kürtlerin öldürülmemesi için Kürt birliğinin sağlanması gerektiğine dikkat çekti.

Kaynak: MA

 

 

#Kimyasal #dinen #vicdanen #kabul #edilemez

‘Uluslararası kurumlar ambargoya sessiz kalıyor ‘

Şam hükümetinin ambargosu ve Türkiye’nin saldırıları devam ediyor, buna karşı Kuzey ve Doğu Suriye halkının direndiğini belirten Demokratik Suriye Meclisi Washington Temsilcisi Sinem Mihemmed, uluslararası kurumların sessiz kaldığına dikkat çekti

Türkiye ve ona bağlı çete gruplarının 2018 yılında Efrîn başta olmak üzere Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları sonucu binlerce kişi Şehba, Şera, Şêrava ile Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiye mahallelerine göç etmek zorunda kalan binlerce aile, zorlu koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Çadır ve kamplarda kalan binlerce kişi, bir yandan Türkiye’nin hava saldırılarına diğer yandan Suriye hükümetinin ambargosuna karşı direniyor.

Ambargo derinleşiyor

Suriye hükümetinin ambargosu nedeniyle Şêxmeqsûd mahallesinde bulunan 4 yaşındaki Wîsam Sîdo, ısınma malzemelerinin olmamasından kaynaklı soğuktan hastalanarak hayatını kaybetmesi son örnek olurken, kış koşullarıyla birlikte durumun daha da ağırlaşacağı tahmin ediliyor.
Yaşanan sorunları Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Müjdat Can’a değerlendiren Demokratik Suriye Meclisi Washington Temsilcisi Sinem Mihemmed, saldırılara rağmen insanların Efrîn’e dönmek için mücadele verdiğini ifade etti.

Sözlü kınama yetmiyor

Şehba ve Til Rıfat bölgelerine dönük saldırılarında bugüne kadar çok sayıda çocuğun hayatını kaybettiğini belirten Mihemmed, ölümlere dair uluslararası kuruluşların sessizliğine tepki göstererek, “Türkiye, oradaki sivil halka saldırıyor, çocuklar ve kadınlar katlediliyor, ama bu uluslararası kurumlardan hiç ses çıkmıyor. UNICEF gibi kurumlar bu saldırıların durması, sivillerin savunulması noktasında harekete geçmesi gerekirken, sessiz kalıyor. Sadece saldırıları sözlü kınamakla kalıyorlar” diye konuştu.

Rusya sorumluluk almalı

Saldırılarla halkın bir kez daha göçertilmek istediğini ifade eden Mihemmed, benzer uygulamaların Suriye rejimi tarafından da devrede olduğunu kaydetti. Mazot, ilaç ve erzak ambargosuna dikkati çeken Mihemmed, Şêxmeqsûd’da ambargo nedeniyle yaşamını yitiren 4 yaşındaki çocuğu hatırlattı. Mihemmed, “Bu ambargonun sorumlusu kimdir? Şehba ve Halep’teki bu ambargonun olduğu yerde en büyük güç Rusya’dır. Bu ambargoya karşı Rusya sorumluluk almalıdır” diye kaydetti.

Özerk Yönetim’den koparmak istiyorlar

Mihemmed, saldırıların yoğunlaştığı ve ambargonun daha da büyütüldüğü bir süreçte Şam-Ankara arasında görüşme trafiğinin başladığına işaret ederek, “Türkiye ve Suriye’nin yakınlaşmanın amacı, Kürt halkı, Şêxmeqsûd’daki özerk yönetim ve Fırat Bölgesi’dir. Özerk Yönetimi yıkmak istiyorlar. Bu nedenle Türkiye’nin saldırıları var. Bu saldırılar sadece Şehba değil, Tiltemir, Eyn İsa gibi yerlerde de var. Burada halkı korkutarak, Özerk Yönetimden koparmak istiyor” diye konuştu.

Siyasi çözüm şart

ABD ve Rusya’ya “bu saldırıları sonlandırın” çağrısı yapan Mihemmed, Suriye’deki sorunların çözüme kavuşması için saldırıların sonlanması gerektiğini vurguladı. Mihemmed, “Suriye’nin tamamı için bir siyasi çözüm olmazsa bu saldırılar ve ambargo devam eder” dedi.

HABER MERKEZİ

#Uluslararası #kurumlar #ambargoya #sessiz #kalıyor

Erkekler 2022 yılında en az 350 kadın katletti

JINNEWS’in derlediği aralık ayı kadınlara yönelik şiddet çetelesine göre, aralık ayında en az 20 kadın ve 3 çocuk hayatını kaybederken, 2022 yılında ise toplamda en az 350 kadın katledildi

İktidarın kadın kazanımlarını hedef alan ve kadınlara yönelik saldırılara dair uyguladığı cezasızlık politikası ile kadın katliamları artıyor. JINNEWS’ten Şehriban Aslan tarafından derlenen Aralık ayı kadın cinayetleri çetelesi yaşanan tablonun göstergesi oldu.

‘Evli’ olduğu 3 kadını katletti

Cezasızlık örneğine en çarpıcı örnek Manisa’da yaşandı. Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde Necati Akpınar, dini nikahla evli olduğu Mutlu Menekşe’yi katletti. Ancak daha sonra failin, 1984’te evli olduğu Emine A.’yı katlettiği ve tutuklandığı, ardından cezaevinde tahliye edildiği ve ikinci evliliğini yaptığı Fatma A.’yı da 2003 yılında katlettiği ortaya çıktı. Failin, 2 yıl önce korona tedbirleri kapsamında şartlı tahliye edildiği, yaklaşık 1 aydır da Mutlu M. ile dini nikahlı yaşadığı öğrenildi.

Bir yılda en az 350 kadın katledildi

JINNEWS’in Aralık ayında basına ve dijital medyaya yansıyan olaylardan derlediği verilere göre, 2022 Aralık’ta 20 kadın ve 3 çocuk katledildi, 9 kadın ve 1 çocuk da şüpheli hayatını kaybetti. Aralık ayı ile birlikte bir yılda 350 kadın katledildi, 212 kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetti.
Kadınlardan 7’si evli oldukları, 3’ü arkadaşı, 3’ü akrabası, 2’si boşandığı, 1’i boşanma aşamasında, 1’i ayrıldığı arkadaşı tarafından katledildi. 3 failin ise katlettikleri kadınlarla yakınlık derecesi bilinmiyor. Kadın katliamlarının illere göre dağılımı ise, Kocaeli’de 2, İstanbul’da 2, Ankara’da 2, Amed’de 2, İzmir’de 2, Sêrt’te 1, Riha’da 1, Colemêrg’de 1, Denizli’de 1, Antalya’da 1, Bartın’da 1, Isparta’da 1, Balıkesir’de 1, Eskişehir’de 1, Manisa’da 1 oldu.

‘Şüpheli’ ölümler arttı

Aralık ayında özellikle şüpheli ölümler dikkat çekti. Bazı şüpheli ölümler ise şöyle oldu; Sêrt’te, Kasım ayında intihar ettiği ileri sürülen 22 yaşındaki Dilan Y., tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Kocaeli’de üniversite öğrencisi Beyza Sarı, evinde şüpheli şekilde ölü bulunurken, Antalya’dan İzmir Fuarı’na katılmak için kente gelen Beyza Taşkıran da, Adnan Menderes Havalimanı’nda şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Yine Agirî’nin Panos ilçesinde Güneş Bacı, şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmiş halde bulundu. Güneş’in evli olduğu erkek tarafından sistematik bir şekilde şiddete maruz kaldığı belirtildi.

Faillere yargı zırhı

Yine eril yargı kararları Aralık ayına da damga vurdu. Şirnex’in Cizîr ilçesinde bir okulda 42 öğrenciye cinsel tacizde bulunan Burak Ercan hakkında görülen davanın ikinci duruşmasında mahkeme heyeti, fail hakkında tutuklama talebini reddetti. İzmir’de Mira Güneş’i katleden faillerin yargılandığı dava ertelenirken, tutuklu fail Serdar Gülsoy, bir suçtan beraat etti. Tutuksuz yargılanan erkekler hakkında ise yine tutuklama kararı çıkmadı. İstanbul’un Sultangazi ilçesinde Cemile Şenel’in katledilmesinden dolayı tutuklu yargılanan fail Nusret Tekin’e indirim uygulandı ve müebbet ile 7 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

KADIN SERVİSİ

 

 

#Erkekler #yılında #kadın #katletti

Taştekin: Suriye’de Kürtlerle ortaklık kazandırır

Türkiye-Rusya-Suriye görüşmelerinde tarafların yaklaşımlarının doğrudan Kürtlerle ilgili olduğunu söyleyen gazeteci Fehim Taştekin, Esad’ın Kürtlerle ortaklığının Suriye’nin hem toprak hem siyasi hem de askeri bütünlüğü açısından son derece mantıklı bir yol olduğunun altını çizdi.

Suriye iç savaşının başladığı 2011 tarihinden itibaren ilk kez 28 Aralık 2022’de Moskova’da Türkiye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas bir araya geldi. Bu görüşme, iki ülke arasında pazarlıkların sürdüğü ve ilerleyen zamanlarda Erdoğan ve Esad’ın da bir araya geleceği konuşulmaya başlandı.

Görüşmelerden kaynaklı tepkiler de yükselmeye başladı. Özellikle Türkiye’nin kontrolü altında bulunan Suriye kentlerinde görüşmelere karşı eylemler düzenlendi. Gruplar, İdlib, Atarib, Dana, Taftanaz, Azez, Ahtarin, Marea, El Bab, Cerablus, Çobanbey, Efrin, Tel Abyad gibi bazı bölgelerde Türkiye-Suriye ilişkilerinin “normalleşme” olasılığı üzerine protesto gösterilerinde bulundu.

Türkiye’nin koşulları Kürtler aleyhine

Mezoptamya Ajansı’nndan Tolga Güney’e Suriye ve Türkiye arasındaki yakınlaşmayı değerlendiren Gazeteci, yazar Fehim Taştekin, görüşmedeki tüm tarafların yaklaşımlarının doğrudan Kürtlerle ilgili olduğunu söyledi. Türkiye’nin koşullarının Kürtlerin aleyhine olduğunu aktaran Taştekin, “Türkiye bu normalleşme sürecinde bir sürü beklentisi var. Ancak yürüttüğü askeri operasyonları son dönemlerde Kürtlerin bulunduğu alanlara yöneltecek şekilde bir siyaset izledi. 30 kilometre derinliğinde bir ‘Güvenli Bölge’ oluşturma ısrarını normalleşme sürecine girdiğinde de korumaya devam ediyor. Şimdi Suriye ile anlaşırsa bu hedefini başka bir mekanizmayla kurmak istiyor. Bunun amacı fiili özerk yapının çökertilmesi ve PYD/YPG’nin bu alandaki varlığının sonlandırılması. Bu formülün ne kadarının karşılık bulacağını bilmiyoruz” dedi.

İstikameti Kürt düğümü belirleyecek

Ancak Suriye’nin yaklaşımının Türkiye ile aynı olmadığını kaydeden Taştekin, Türkiye’nin Kürtleri “terör örgütü” olarak gördüğünü, Suriye’nin ise “bunlar benim vatandaşım” yaklaşımında olduğunu belirtti. Türkiye tarafının söylemlerine göre, Kürtler konusundaki ısrarın Şam’da karşılık bulmadığını dile getiren Taştekin, “Rusya’nın da mesela Kürtleri karşı cepheye alan bir yaklaşımdan zararlı çıkılacağı ve ABD’nin işine yarayacağı düşüncesi var. O yüzden onlar da Türkiye ile aynı yerden bakmıyor. Ama bu bile Kürtlerin büyük bir ölçüde kazanımlarını koruyabileceği anlamına gelmiyor. Ne ölçüde özerklik korunabilir bu Türkiye’nin baskı gücüne bağlı. Erdoğan’ın kafasında ne var tam bilmiyoruz. Seçimler öncesinde Kürtlerle ilgili bir yumuşama gösterebilir mi? İçerideki Kürt düğümü, Suriye siyasetinin de istikametini belirliyor. O yüzden seçim sürecinde de başka değişiklikler olur mu diye bakmak lazım” ifadelerini kullandı.

Kürtlerle anlaşmak kazandırır

Esad’ın Kürtleri karşısına almasının kendisi açısından sorun oluşturacağına dikkati çeken Taştekin, Suriye ordusunun yorgun, bitkin, kayıplar vermiş ve bütün bölgeyi kontrol edebilecek durumda olmadığını dile getirdi. Ayrıca çatışma seçeneğinin ABD faktörünü de devreye sokabileceğini vurgulayan Taştekin, “ABD bölgede olduğu sürece bu bölgeleri askeri olarak elde tutmak Suriye açısından çok zor. O yüzden Kürtlerle ortaklık Suriye’nin hem toprak hem siyasi hem de askeri bütünlüğü açısından son derece mantıklı bir yol. Eğer Suriye Demokratik Güçleri, Suriye ordusuna katılırsa ya da yarı özerk bir statü sağlanırsa Suriye ordusunun askeri kapasitesinin yükselmesi anlamına gelir. Bu Suriye açısından iyi bir şey. Ama diğer taraftan şöyle bir değerlendirme de yapabilirler; Suriye’nin geneli açısından muhalif grupların ana finansörü Türkiye ve Türkiye sahadaki varlığını sürdürdüğü müddetçe Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlaması zor. Yani Türkiye’nin politikasının değişmesi Suriye açısından son derece hayati bir durum arz ediyor. Türkiye Kürtler konusundaki takıntısını bir kenara bırakır ve Suriye ile anlaşma yoluna giderse, bu da Suriye açısından tercih edilir” diye belirtti.

Kürtler mi Türkler mi? 

Hem Rusya hem de Suriye için Türkiye ile anlaşmanın önemine işaret eden Taştekin, şöyle devam etti: “Diğer mesele yeniden inşa sürecinde Türkiye’nin kapılarını açıp açmayacağı Suriye için önemli. Ama Suriye açısından böylesi bir kapının açılması pek çok şeyi değiştirebilir. Suriye şu an için ekonomik olarak çok zor durumda. Suriye’yi zorlayan bütün bu koşullar normalleşme ile değişebilir. Ancak Suriye’nin ‘Kürtler mi Türkiye mi?’ çelişkisinde kalacağını bilmiyoruz. Şu an da Suriye’deki tartışmalara baktığımızda; temelde sorgulanan bir kaç şey var. Erdoğan gerçekten sözünde durur mu? Türk askeri varlığı biter mi? Silahlı gruplara destek kesilir mi? Ekonomik olarak Suriye’yi rahatlatacak kanal açılır mı? Bu soruların yanıtını arıyorlar. Bunların yanıtını buldukları takdirde bir anlaşma sağlayabilirler” diye aktardı.

Bumerang gibi sizi vurabilir

Görüşmeler sonrasında Türkiye’ye karşı gelişen tepkiyi de değerlendiren Taştekin, AKP tabanından gelebilecek tepkilerin manipüle edilebilir olduğunu söyledi. Türkiye iç siyasetinde “Dün dündür bugün bugün” yaklaşımının yaygın olduğunun altını çizen Taştekin, asıl tehlikenin Suriye’deki silahlı gruplar olduğunu ,Türkiye’nin kontrolünde olan bu grupların bir kısmının paranın kesilmesi durumunda saf değiştirebileceğine dikkat çekti. Bu gruplar arasında para için Türkiye ile hareket edenler kadar ideolojik yaklaşan gruplarında olduğunun altını çizen Taştekin, “Türkiye bunları dağıtabilir. Ama ideolojik olarak adanmış örgütler var. Bölgede önemli kapıları onlar kontrol ediyor, darphane gibi para basıyorlar. İçeride kontrol noktalarıyla halka haraç kesip, para topluyorlar. Büyük bir ekonomik rant var. Hem sivil hükümetleri hem de askeri kanadı ve istihbaratları var. Bir nevi yarı devlet gibi çalışıyorlar. Türkiye’nin bütün gözlem ve kontrol noktaları, bu grupları koruyacak şekilde konuşlanmış durumda. Bu değiştiği zaman buraya yönelik operasyonlar artacaktır. Bu yüzden bu gruplar Türkiye’yi ihanetle suçlayacaktır. Bunların fişini çektiğiniz anda bumerang gibi sizi vurabilir.”

Bu bir risktir

Suriye’deki muhalifler ihanetten bahsetmeye başladığını aktaran Taştekin, “Bunlar ideolojik olarak El-Kaide ve IŞİD çizgisinde yapılar var. Bunlar açısından Türkiye zaten geçici bir dosttu. Bu dostluk bittiği zaman Türkiye’yi de vurabilirler. Türkiye’nin içinde de şimdi açık şekilde birçok yapılanmaları var. Ama yarın bunlar hücreye dönüşecekler.. Bu bağlar Türkiye aleyhine dönebilir. Bu bir risktir. O yüzden Türkiye çok ciddi bir sorunla da karşı karşıya kalacak” ifadelerini kullandı.

ABD’NİN TAVRI

ABD’nin görüşmelere olan tepkisine de değinen Taştekin, “ABD, Türkiye’ye ‘Bu normalleşmeyi desteklemiyoruz. Yaptırım yasasını delecek bir adım atarsanız karşılığı olur’ derse, süreci sabote edebilir. ABD’nin eğer tercihi Suriye Demokratik Güçleri’ni koruma yönünde olursa Türkiye’nin Şam ve Rusya ile yürüttüğü Kürt başlığı duvara çarpar. O yüzden ABD burada önemli faktör ve ABD ile de görüşecekler. Sanırım Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 18 Ocak’ta ABD’ye gidecek ve bir pazarlık yapacak”  diye belirtti.

 

#Taştekin #Suriyede #Kürtlerle #ortaklık #kazandırır

Mersin’de 8 kişi gözaltına alındı

Mersin’de yapılan ev baskınlarında 8 kişi gözaltına alındı.

Mersin’de bu sabah bazı evlere polislerce baskın düzenlendi. “Eylem hazırlığı” iddiasıyla yapılan baskınlarda polislerin, evlerin kapılarını kırdığı belirtildi. Evlerde yapılan aramalarda eşyaların dağıtıldığı kaydedildi.

Baskınlarda Cafer Adsay, Agit Adsoy, Hamdullah Özen ve Mehmet Fatih Uçankuş’un aralarında bulunduğu 8 kişi gözaltına alındı.

8 kişinin Mersin İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.

MERSİN

 

#Mersinde #kişi #gözaltına #alındı

Artuklu’da kanunsuz yapılaşmaya belediye ruhsat verdi

Artuklu’da 4 bloklu bir iş merkezinde önce alan genişletildi ardından ise bloklar arasına kat atıldı. Belediye ise kanuna aykırı devam eden inşaata ruhsat verdi.

Mêrdîn Artuklu ilçesi Vali Ozan Caddesi üzerinde bulunan, Mardin Valiliği’nin hemen karşısında, AKP’li Artuklu Belediyesi’nin 600 metre ilerisindeki Kılıçlar İş Merkezi, 2020 yılında otele dönüştürülmeye başlandı.

Şehrin merkezinde bulunan ve 4 bloktan oluşan iş merkezinin ilk olarak 2 bloku otele dönüştürüldü. Başlatılan tadilat çalışması sırasında kafeterya olarak kullanılacak olan alanın genişletilmesi için kaldırıma metal sütunlar atılarak, üst kısmı işgal edildi.

Yapılan şikâyetler üzerine Artuklu Belediyesi, yaptığı açıklamada kaldırımın söz konusu binaya ait parselin içinde yapıldığını iddia etse de sonrasında kaldırımın işgal edildiği ortaya çıkmıştı.

Boşluklara ara kat çıktılar

Aradan geçen 2 yılda otelin kaldırım işgaline müdahale edilmezken, iş merkezi olarak bırakılan iki bloku da otele dönüştürülmeye başlandı. İki blokun otele dönüştürülmesi sırasında imar planına göre bloklar arasında bırakılan boşluklara ara katlar çıkılmaya başlandı.

MA’dan Ahmet Kanbal’ın haberine göre AKP’li Artuklu Belediyesi ve Mardin Valiliği’nin yanı başında devam eden çalışma engellenmediği gibi kanuna aykırı sürdürülen inşaat için Artuklu Belediyesi’nin ruhsat verdiği ortaya çıktı.

TMMOB itiraz etti

Konuya dair Türk Mimar ve Mühendis Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Mimarlar Odası Mêrdîn Temsilciliği, Artuklu Belediyesi’ne itiraz başvurusu yaptı. Mimarlar Odası’nın dilekçesinde, “Raymar Otel’de başlayan inşaat ile ilgili mevcut onaylı imar planına aykırı bir yapılaşmanın olduğu tarafımızca tespit edilmiştir” denildi. İlgili proje ile ilgili dilekçede, “Yapısal ölçekteki mimarlık faaliyetlerinin, kentsel ölçekte hazırlanan üst planlardan farklı olması 3194 Sayılı İmar Kanunu gereğince suçtur” denildi. Dilekçede “Başlangıçta blok nizam usulü ile tasarlanmış, yapı kütlesinin temeli de buna göre atılmıştır. Bu anlamda hatırı sayılır yeni yüklerle yüklenecek olan bu yapı kütlesi için bir statik proje hazırlanmış mıdır” diye sorularak, konuya dair belediyenin gerekli yanıtları vermemesi durumunda yürütmenin durdurulması ve sorumlu kişiler hakkında hukuki işlemlerin başlatılması için suç duyurularının yapılacağı kaydedildi.

 

#Artukluda #kanunsuz #yapılaşmaya #belediye #ruhsat #verdi

Çukur’un katledilmesi ‘hukuka uygun’muş

Sûr’da 8 Ocak 2015’te katledilen Rozerin Çukur dosyasında başlatılan soruşturmada ‘kovuşturmaya yer yoktur’ kararı verilirken, üst mahkemelere yapılan başvurular ise ret edildi

Amed’in Sûr ilçesinde 2015-2016 yıllarında ilan edilen sokağa çıkma yasağının sürdüğü sırada katledilen onlarca kişiden biri de 17 yaşındaki Rozerin Çukur’du. 8 Ocak 2016 tarihinde başından vurulan ve cenazesi ailesine 5 ay sonra verilen Çukur’un ölümünün üzerinden 7 yıl geçti. Çukur’un ölümüne dair başlatılan soruşturmada “kovuşturmaya yer yoktur” kararı verilirken, üst mahkemelere yapılan başvurular ise süreç içinde reddedildi.

Başvuru ret edildi

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Eylem Akdağ’ın haberine göre, Çukur’un ailesine hukuki destek veren İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Hukuk Komisyonu, başvuruların reddedilmesi üzerine “yaşam hakkı ihlali” gerekçesiyle 18 Kasım 2020 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu. Anne Fahriye ve baba Mustafa Çukur adına yapılan başvuruda, soruşturma dosyasında bulunan evraklardan Rozerin Çukur’un “silahlı örgüt üyesi olduğu” ve “silahlı eyleme katıldığına” yönelik herhangi bir delilin olmadığına vurgu yapıldı. Başvuruyu kabul eden AYM, yaşam hakkı ihlaline ilişkin Adalet Bakanlığı’ndan görüş istedi. Bakanlık, 12 Aralık 2022’de AYM’ye görüş bildirerek, başvurunun reddini talep etti.

2015 sürecine değinildi

Bakanlık görüşünde, 2013-2015 yılları arasında “çözüm” adı altında sürdürülen süreç ve sonrasında yaşanan gelişmelere değinildi. Bakanlığın, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 5 Haziran 2018’de Amed’de yaptığı mitinge yönelik IŞİD’in bombalı saldırısını ve sonrasında yaşanan katliamlara işaret ederek, söz konusu sürece dair İçişleri Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı’ndan bilgi alabileceğini belirtmesi dikkati çekti.

Her şey usulüne uygunmuş

Çukur’un dosyasında yerel mahkemelerin verdiği kararları hatırlatan bakanlık, Çukur’un “örgüt mensubu” olduğunu ileri sürdü. Çukur’un “emir komuta zinciri içerisinde” öldürüldüğünü savunan bakanlık, “(…) ölümünde güvenlik güçlerinin yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda almış oldukları operasyon emrini yerine getirmek için örgüt mensuplarının silahlı ve bombalı eylemlerde bulundukları mahallelerde bulunuyor olmaları sebebiyle yetkili bir merciden almış oldukları hukuka uygun bir emri yerine getirdikleri, bu emrin yerine getirilmesi esnasında kendilerine, diğer güvenlik güçlerine ve sivil halka örgüt mensuplarınca yöneltilen, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız saldırıları o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde def etme zorunluluğunda bulundukları kanaatine varıldığı, bu hususların Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 4 Şubat 2020 tarihli KYOK kararında tartışıldığı görülmektedir” ifadelerine yer verildi.

Hukuka uygunluk varmış

Bakanlık tarafından İçişleri Bakanlığı adına AYM’ye gönderilen ikinci görüşte ise, “(..) ‘Bir ayaklanma veya isyanın yasaya uygun olarak bastırılması’ hükümleri çerçevesinde ülkenin bağımsızlığı ve bölünmez bütünlüğüne karşı faaliyet yürüten, ülkenin sivil ve askeri hedeflerine karşı saldırılar düzenleyen, yasa dışı faaliyetlerde bulunan ve operasyon sonucu ölü ele geçirilen, birden fazla argümanla BTÖ mensubu olduğu ispatlanan şahsın ölümünün yaşam hakkının ihlali kapsamında değerlendirilemeyeceği düşünülmektedir” denildi.

AMED

#Çukurun #katledilmesi #hukuka #uygunmuş

Kayyum tarafından belediye bütçesinden kaymakamlığa mobilya alındı

Cizre Belediyesi kayyumu, kaymakamlığın mobilya ve ağırlama giderlerinin belediye bütçesinden karşıladı

Şirnex’in Cizîr (Cizre) Belediyesi’ne çeşitli tarihlerde kayyum olarak atanan kaymakamların yarattığı tahribat büyüyor. Belediyeyi borç bataklığına sürükleyen kayyumlar, belediyeye ait taşınmazları ya müftlülük, milli eğitim müdürlüğü ve kaymakamlığa devrediyor ya da değerlerinin altında satışa çıkıyor.

Kaymakamlık giderleri belediyeden karşılanıyor

12 Ağustos 2022 tarihinden bu yana belediye kayyumu olan İlçe Kaymakamı Nazlı Demir, geçtiğimiz yılın Ekim ayında kaymakamlık binasının tüm masraflarını belediye bütçesinden karşılanmasına karar verdi. Karar, kayyum Demir, Yazı İşleri Müdürü vekili Selahattin Özkan, Mali Hizmetler Müdürü vekili Nurullah Ece ile İmar ve Şehir Müdürü vekili Mustafa Damar tarafından alındı.

Kararda, “İlçemiz kaymakamlık binasının (Hükümet Konağı), mefruşat (ev döşemek için gerekli eşya), makine, teçhizat, arıza, bakım ve onarım ihtiyaçları ile kaymakamlık temsil ağırlama giderlerinin karşılanması hâsıl olduğu takdirde belediyemiz ilgili bütçe tertibinden karşılanması hususunun kabulüne” denildi.

Kaynak aktarabilir denildi

Karara ise, “Mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yapım, bakım, onarım ve taşıma işlerini bedelli veya bedelsiz üstlenebilir veya bu kuruluşlar ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir ve bu amaçla gerekli kaynak aktarımında bulunabilir. Bu takdirde iş, işin yapımını üstlenen kuruluşun tâbi olduğu mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır” ile “Mahallî idareler ile merkezî idareye ait aslî görev ve hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla gerekli aynî ihtiyaçları karşılayabilir, geçici olarak araç ve personel temin edebilir” maddeleri gerekçe gösterildi.

Kaynak: MA

 

#Kayyum #tarafından #belediye #bütçesinden #kaymakamlığa #mobilya #alındı

Sinan Ateş suikastı tetikçisi yakalandı

Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş suikastı tetikçisi olduğu belirtilen ‘Dodo’ lakaplı Doğukan Çep yakalandı

Eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş suikastı soruşturmasında aranan ‘Dodo’ lakaplı Doğukan Çep yakalandı.

Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekiplerince İstanbul Beykoz’da bir otelde yakalanarak gözaltına alınan Çep’in yanında iki silah bulunduğu öğrenildi.

Suikastın bir numaralı ismi olan Çep’in Ankara’ya götürüleceği öğrenildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturmada, tutuklu sayısı 10’a ulaşmıştı.

HABER MERKEZİ

#Sinan #Ateş #suikastı #tetikçisi #yakalandı

Altılı Masa toplantısı sona erdi: Aday belirleme süreci başlatıldı

Altılı Masa toplantısı sona erdi. Toplantı sonrasında yayınlanan açıklamada, ortak programların 30 Ocak’ta açıklanacağı duyuruldu

CHP, İYİP, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti’den oluşan Altılı Masa, Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğinde onuncu kez toplandı.

Dokuz saati aşan toplantı sona erdi. Toplantının ardından yayınlanan açıklamada masanın önemli gündem başlıklarına işaret edildi.

Bunlardan biri de ortak programın 30 Ocak’ta duyurulması için alınan karardı.

Açıklamada “Bugün iş birliği sürecimizin somut adımlar bağlamında son derece önemli iki ortak metnini daha tamamlama aşamasına getirdik” denerek ortak program tarihi duyuruldu.

Aday belirleme çalışmaları

Açıklamada mevcut siyasi iklime gönderme yapılarak ortak akla ve uzlaşıya vurgu yapıldı:

“Otoriter yolsuzluk düzenini sürdürmek isteyen iktidar demokratik özgürlüklerin kısıtlanması, kutuplaştırma, yargının siyasallaşması ve medya tekeli üzerinden siyasi mühendislik peşindeyken bizler uzlaşıya, ortak akla, siyasi nezakete ve kapsayıcı demokrasiye dayalı yeni bir siyaset mimarisi inşa etme çabası içine girdik ve bu alanda önemli bir mesafe kat ettik.”

Metinde ortak adayın cumhurbaşkanı seçilebilmesi için kararlaştırılan yeni adımlar açıklandı, Altılı Masa vizyonunun gerçekleşmesinin iki şarta bağlı olduğu belirtildi:

“Ortak Adayımızın Cumhurbaşkanı seçilmesi ve TBMM’de Anayasa reformu için gerekli çoğunluğun elde edilmesi.

Bu temel şartların sağlanabilmesi için,

– Seçim güvenliği için oluşturulan komisyonun aralıksız çalışarak sandıkların tamamındaki her oyun korunmasını temin edecek tedbirlere yoğunlaşmasına,

– Ortak bir komisyon tarafından genel başkanların kararlarına baz teşkil etmek üzere TBMM’de anayasal çoğunluğu elde edebilmek için milletvekili seçimlerinde uygulanabilecek alternatiflerin çalışılmasına ve nihai kararı vermek üzere genel başkanlara sunulmasına,

– Genel Başkanlar arasında ortak Cumhurbaşkanı adayının tespiti ile ilgili istişarelerin başlatılmasına, karar verdik.”

6 Nisan’dan önce yapılacak bir erken seçime destek verilecek

Açıklamada, 6 Nisan’dan önce yapılacak bir erken seçime destek verileceği belirtildi:

“Bu vesile ile ayrıca vurgulamak isteriz ki son günlerde gündeme gelen erken seçim tartışmaları bağlamında da ortak tutumumuz açıktır: Geçen sene bir siyasi mühendislik çabası olarak devreye sokulan seçim sistemi ile yapılacak hiçbir erken seçime destek vermeyeceğiz. 2018 seçimlerinde geçerli olan sistemle gerçekleşecek -yani 6 Nisan’dan önce yapılacak- bir erken seçime ise destek vermeye hazırız.

Başörtüsü teklifi

Son aylarda gündemde yer alan başörtüsü konusunu da son derece samimi bir istişare ortamı içinde ele aldık. 12 Eylül’ün darbeci ve 28 Şubat’ın vesayetçi zihniyetinin eseri olan ve milyonlarca kadının hayatını karartan bu çağdışı yasağın bir daha gündeme gelmesini engelleyecek hukuki bir teminatın sağlanması konusunda tam bir mutabakata sahibiz.

Ancak, insan hakları ve inanç özgürlüğü ile ilgili bir konuyu ve başörtüsü gibi bir sembolü ‘gollük pas’ olarak gören zihniyete de esastan karşıyız. Başörtüsü yasağı dolayısıyla ağır mağduriyetler yaşayan kadınlar için hakaret niteliği taşıyan bu tanımlama Sayın Erdoğan’ın bu meseleyi bir seçim malzemesi olarak gördüğünü açık bir şekilde ortaya koymaktadır. İktidar samimi ise, bu düzenlemeler konusunda muhalefetten gelecek önerilere önyargısız şekilde yaklaşarak metinlerin uzlaşıyla çıkmasını desteklemelidir.”

#Altılı #Masa #toplantısı #sona #erdi #Aday #belirleme #süreci #başlatıldı