Ana Sayfa Blog Sayfa 1112

Newala Qesaba’da cenazeler üzerinden villalar yükseliyor

Katledilen onlarca Kürt ve Ermeni’nin toplu olarak defnedildiği alan olarak bilinen Newala Qesaba’da inşaat çalışmalarına hız verildi, alandan villalar yükseliyor

Her alanın bir katliama denk geldiği Türkiye ve Kurdistan topraklarında Kürt ve Ermeni halka yönelik katliamlarda hayatını kaybedenlerin toplu gömüldüğü Newala Qesaba’da (Kasaplar Deresi), lüks villalar yükseliyor.
Sêrt kent merkezine yakın bir noktada bulunan ve İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) verilerine göre, 405 dönümlük bir alanı kapsayan Newala Qesaba 1915’te soykırıma uğrayan çok sayıda Ermeni’nin toplu olarak gömüldüğü bir yer olarak biliniyor. Yine 1980’ler sonrası çıkan çatışmalarda hayatını kaybeden PKK’liler ve faili meçhul cinayete kurban giden insanların da toplu bir şekilde defnedildiği bir bölge olarak biliniyor.

Mahsum Korkmaz’ın cenazesi de bulunuyor

PKK’nin öncü kadrolardan Mahsum Korkmaz’ın (Egît) da cenazesinin defnedilen kişiler arasında olduğu belirtilirken, kimi verilere göre, en az 300 Kürt’ün cenazesi burada bulunuyor.
Sayı hiçbir zaman netleşemezken, 22 Nisan 1989 günü derede ilk kez kazı yapıldı ve birkaç saat içinde 8 kişinin kemiklerine ulaşıldı. Kazı çalışmaları, aynı gün valiliği talimatıyla durduruldu ve o günden bu yana derede herhangi bir çalışma yapılmadı.

Alana duble yol yapıldı

Ancak onlarca ölünün olduğu tahmin edilen alan zamanla yapılaşmaya açıldı. Çöplük haline getirilen alanda, ilk olarak duble yol yapıldı. Sonrasında düğün salonu için imar izni verildi. Bu da yetmedi toplu mezarların bulunduğu tahmin edilen alanda Polis Akademisi kuruldu. Alanda şimdi de villalar yükseliyor. Yeni proje için derenin girişine, projenin detaylarını içeren tabela asıldı. War Yapı adlı şirketin üstlendiği proje kapsamında, onlarca villa yapılıyor. Burada kurulan ofiste mülk satışları devam ederken, şimdiye kadar başvuranların arasında polis, asker ve AKP’li isimler olduğu belirtildi.

Her yere kamera

Polis karakolu ve çevre yolunun yanında bulunan inşat alanında birçok yere de kamera takılırken, takılan kameranın yanı sıra sivil araç ile gezen kişilerin de burada çekim yapmak isteyen kişileri tehdit ettiği aktarıldı.
Mezopotamya Ajansı’ndan ( MA) Fethi Balaman’ın görüntülediği alanda, kayyum ile yönetilen Sêrt Belediyesi’ne ait araçlar da bölgede yol yapım çalışması yapıyor. İnşa ve satışın devam ettiği bölgede villalardan sonra 8 katlı binalar, yüzme havuzunun da inşa edileceği öğrenildi. Alan için birçok itiraz yapılmasına rağmen çalışmalara hızla devam ediyor.

SÊRT

#Newala #Qesabada #cenazeler #üzerinden #villalar #yükseliyor

Wan’da eylem yasakları 6 bin güne yakındır devam ediyor

Wan’da eylem ve etkinliklere getirilen yasakları OHAL’den bu yana bitmiş değil. Avukatlar ‘6 bin güne yakındır Van Valiliği tarafından bu yasaklar uygulanıyor’ dedi

Türkiye’de 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe girişiminin ardından ilan edilen ve 20 Temmuz 2018 tarihinde sona eren Olağanüstü Hal (OHAL), Wan’da 15 günde bir uzatılan eylem ve etkinlik yasağı olarak devam etti.

Kentteki uygulamayı protesto eden birçok siyasi parti, demokratik kitle örgütü ve kurum çalışanı ya da üyesi hakkında dava açıldı. 2016’dan itibaren 15 günde bir alınan yasak kararı, 2022 Temmuz ayından sonra ise yapılacak eylem ve açıklamalar öncesi alınmaya başlandı. Wan’daki yasakları değerlendiren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk Komisyonu üyesi ve İl Yöneticisi Avukat Sedat Düşünmez yasakların hukuki bir tarafı olmadığını söyledi.

OHAL devam ediyor

Kürdistan kentlerindeki yasakların AKP iktidarıyla sınırlı olmadığını belirten Düşünmez, “1990’lardan beri hep Kurdistan kentlerinde yasak ve keyfi uygulamalar var. Kimi zaman OHAL Valilikleri kimi zaman devletin ‘güvenlik’ politikaları neticesinde bu kararlar alındı. Bu, söz konusu yönetimlerin kendini korumak içgüdüsüyle başvurduğu bir uygulamadır. Kurdistan halkının örgütlü mücadelesinden duyulan endişenin sonucudur” diye belirtti.

 Eylem hakkı engelleniyor

Söz konusu kararların Anayasa’ya uymadığının altını çizen Düşünmez, “Gösteri ve eylem hakkı olmazsa olmazdır. 6 bin güne yakındır Van Valiliği tarafından bu yasaklar uygulanmakta ve bunun hiçbir şekilde Anayasa’da yeri yok. Valilik, kendisini Anayasa’nın üstünde gören bir keyfilikle bunu yapıyor. Bu da artık Türkiye’de Anayasa’nın bir anlamı yok demek oluyor. İnsanların eylem hakkı valilik tarafından çok basit cümlelerle engelleniyor” dedi.

HDP’nin her eylemi öncesi bu kararların devreye girdiğini hatırlatan Düşünmez, şöyle dedi: “Valilik, HDP adını veya logosunu görünce dilekçenin içerisine bakmadan yasak kararı alıyor ve bu karar ya eylemlerden 1-2 saat önce ya da eylem anında tebliğ ediliyor”

WAN

 

#Wanda #eylem #yasakları #bin #güne #yakındır #devam #ediyor

Kobanê ‘finans’ davası: HDP’li olmak yargılanıyor

 

Kobanê olaylarında ‘finans’ sağladıkları gerekçesiyle siyasetçilerin yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü, duruşmada söz alan avukatlar, ‘Burada HDP’li olmanın yargılandığı bir süreç yaşanıyor’ dedi

IŞİD’in Kobanê’ye yönelik saldırıları karşısında 6-8 Ekim 2014’te gerçekleşen protesto eylemlerini “finanse etmek” iddiasıyla 19’u tutuklu 89 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşmasının 2’nci oturumu, Sincan Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda görüldü.
Ankara 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “örgüt propagandası”, “örgüt kurma” ve “örgüt yöneticiliği” iddiasıyla açılan davanın duruşmada söz alan avukatlar müvekkillerinin tahliyelerini talep ederken, demokratik çalışanların suçlama konusu yapıldığına vurgu yaptı.

Savcı Kobanê davası savcısı
Duruşmada söz alan avukatlardan Kenan Maçoğlu, “Bu dosyayı neden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yürütüyor, bu savcı Kobanê Kumpas Davası’nın savcısı. Savcı Ahmet Altun, gizli tanıklar ile dosya yürütmeyi seviyor. Savcının aldığı gizli tanık ifadelerinde saat bile yok, nasıl almış anlamış değiliz. Aynı gün içinde 328 sayfa teşhis yapılmış. Keşke sizde bunları inceleyebilseniz” diyerek dosyadaki çelişkilere dikkat çekti.

Kürtçeye savunmaya ‘tercüman yok’ gerekçesi

Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nden SEGBİS ile duruşmaya bağlanan hasta tutuklu Mehmet Salih Zümrüt de, tutuklu arkadaşlarının yardımıyla SEGBİS odasına gelebildiğini söyledi. Sağlık sorunlarını aktaran Zümrüt, “Günde 10 ilaç kullanıyorum. Açık kalp ameliyatı oldum” diyerek tahliye talebinde bulundu. Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden SEGBİS ile bağlanan Şefik Çevik, ana dilinde savunma yapmak istediğini belirtti ancak tercüman olmadığı ileri sürüldü.

‘HDP’li olmak illegalize ediliyor’

Avukatların iddianameye dair değerlendirmede bulunmasını engelleyen mahkeme heyeti, tahliye talebine yönelik söz kurulmasını istedi. Heyete tepki gösteren avukatlar “Burada HDP’li olmanın yargılandığı bir süreç yaşanıyor. Burada HDP’li olmak illegalize edilmekte” diye kaydetti. Avukat Sipan Cizreli, dava kapsamında verilen mal varlıklarına el koyma kararlarının kaldırılmasını talep ederek, miras olarak kalan mal varlıklarına, emekli maaşına tedbirler konulmasının müvekkiller açısından mağduriyete neden olduğunu söyledi. Söz alan iddia makamı, tahliye ve tutuklamaya yönelik kararların kaldırılması taleplerinin reddine, el konulan ve tedbir konulan mal ve haklara ilişkin esas hüküm ile karara bağlandığında karar verilmesine, Mehmet Salih Zümrütün sağlık sorunları göz önüne alınarak ev hapsi ve yurt dışı yasağıyla tahliyesine karar verilmesini istedi.

12 Ocak’ta

Mahkeme heyeti, verilen 3 saat aranın ardından Mehmet Salih Zümrüt’ün tahliyesine, yargılanan diğer isimler yönünden tutukluluk hallerinin devamına karar verdi, Metin Klavuz’un ev hapsi adli kontrolünü kaldıran heyet, yakalama kararı bulunan Selami Turhan’a ev hapsi adli kontrol uygulamasına karar vererek diğer tüm talepleri reddetti. Bir sonraki duruşma 12 Ocak’a ertelendi.

HABER MERKEZİ

#Kobanê #finans #davası #HDPli #olmak #yargılanıyor

İngiltere’de hastanelerin acil servisleri için kriz uyarısı:

İngiltere’de hastanelerin acil tıp hizmetlerinden sorumlu kuruluş, bazı acil servislerde “tam bir kriz” yaşandığını ve gecikmeler nedeniyle her hafta “300-500 hastanın” yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Kısmen kış mevsimiyle bağlantılı grip ve Covid gibi hastalıklardaki tırmanışın etkisiyle İngiltere’de hastanelere başvuranların sayısında son haftalarda çok büyük artış gözleniyor.

Acil tıp eğitimi ve hizmet standartlarını denetleyen bağımsız kuruluş Kraliyet Acil Tıp Koleji (Royal College of Emergency Medicine), Ulusal Sağlık Hizmetleri’nin (NHS), acil servislerdeki bekleme süreleri bakımından, tarihinin en kötü kışını yaşadığını duyurdu.

Son günlerde bazı hastanelerde “olağanüstü durum” ilan edildi. Bu, hastanenin, aşırı talep nedeniyle normal işleyişini sürdürememesi anlamına geliyor.

Bazı başka hastaneler, hastalarına, “ölümcül bir durumları yoksa” acile gelmemelerini tavsiye etti.

Kraliyet Acil Tıp Koleji Başkan Yardımcısı Dr Ian Higginson BBC’ye verdiği mülakatta, hastaların acil servislerdeki bekleme sürelerinin “dehşet verici” olduğunu, 4 gün bekleyen bile duyduğunu söyledi.

Higginson, “Acil servisler gerçekten zor durumda ve bazıları şu anda tam bir kriz yaşıyor. Bir çoklarında ise istediğimiz standartlarda bakım sağlayamıyoruz” diye konuştu.

Doktor Higginson, “Kalp krizi ya da inme yaşayan birine ambulans gelemiyorsa, bazı hastaların bundan zarar göreceği ve yaşamlarını yitirebilecekleri ortada. Ayrıca, zayıf, yaşlı ve en hassas durumdaki hastalara, koridorlara konan sedyelerde müdahale etmeye çalıştığımızda, onlara en iyi hizmeti veremeyeceğimiz de açık” dedi.

Politikacıları acil servisleri ve aile hekimliklerini ziyaret ederek sistemin yüz yüze olduğu problemleri birinci elden deneyimlemeye çağıran Higginson, sağlık çalışanlarının ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını ancak bunun uzun vadeli bir sorun olduğunu ve sağlık sektörüne desteklemek için yatırım gerektiğini de söyledi.

03.01.2023 KAYNAK BBC NEWSTÜRCE 

Gülistan Doku’dan 1096 gündür haber yok

5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun ailesi, bin 96 gündür kızlarına hasret. Acılı aile, Gülistan Doku’nun kayboluşunun 3. yılında eylem yapacak.5 Ocak 2020 tarihinden beri kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku’nun ailesi kayboluşunun 3’üncü yılında Dersim’e gelecek. Abla Aygül Doku “Gülistan’ın 5 Ocak’ta olmayışının üçüncü yılı olacak. Gülistan karanlıkta adalet karanlıkta. 5 Ocakta Tunceli Adliyesi önünde evinde kız çocuğu olan herkesin Gülistan için el feneri yakmasını istiyoruz” diye konuştu.

03.01.2023 KAYNAK ÖZGÜR DERSİM

Kayseri Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı Abbas Tan: Aleviler nereye gidiyor?

Alevilerin son süreçte yaşadığı gelişmeleri değerlendiren Kayseri Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı yazar Abbas Tan, “Alevi kurum yöneticileri ve ocakzadeler, aşıkı sadıklar, eksik ya da yanlış yaptığı an sistem devreye girer. Alevilerle ilgili kararlar alırken Alevilere danışmazlar ama Alevilerin bilgisi var derler. Aleviler kimliklerini inkar ettiler. Bütün bu sorunların sebebi sadece mahalle baskısı mı? Elbette mahalle baskısı vardır ama: Hiç mi biz Alevilerin suçu yok?” diye sordu.

Kayseri Hacı Bektaş Veli Derneği Başkanı/Yazar Abbas Tan, Alevilerin son süreçte yaşadığı gelişmeleri değerlendiren bir yazı kaleme aldı.

Tan, sosyal medya hesabından paylaştığı yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Birçok konuda olduğu gibi Alevilerin sorunları konuşulurken öncelikle “Ağacın kurdu kendi içinde olur” sözü kullanılır. İkincisi sistemin dayatması. Üçüncüsü mahalle baskısı. Daha uzayıp gider. Ne yazık ki kolay kolay dönüp kendine bakmaz. Dedeleri, Pirleri/Anaları, kurum yöneticilerini eleştirir. Talipleri, üyeleri eleştirir. Eleştirdiği ve suçladığı bütün bu bireyler ve kurumlar konusunda mutlaka haklılık payları vardır. Bir de dönüp kendisine bakmadığını hesaba katmaz. Türkiye’de bürokrasiyi, yasaları, uygulamalar ve ritüelleri de bilmez ya da bilmezlikten gelir. Dernek ve vakıfların hangi şartlarda nasıl hizmet verdiğine bakmazlar, bazen de bakarlar ama göremezler.

“OCAKZADELER BU HİZMETİ KENDİSİNDEN SONRA YÜRÜTECEKLERE AKTARMAYI UNUTMUŞLAR”

Ocakzadeler konusunda haklılık payına bakalım. Ocakzadeler ve Hak aşıkları binlerce yıl bu yolun kahrını çekmişler, il il, ilçe ilçe, köy köy, kapı kapı dolaşmışlar. Taliplerini İrşad etmeye çalışmışlar. Talipler arasında rızalığı sağlamışlar. Bildiklerinin birçoğunu herkesle paylaşırken SIRRI SIR etmeyi de ihmal etmemişler (Sırrı hakikati bu yolda olgunlaşmamış insanlara anlamamışlar). Gün gelmiş talipler kendilerini eğitmeye başlamışlar. Bilimi, teknolojiyi kullanmaya başlamışlar. Pirler/Analar yani ocakzadeler sakladıkları Sırrı, bu hizmeti kendisinden sonra yürüteceklere aktarmayı unutmuşlar. Anlattıklarından bir kısmını çocukları tam anlayamamış hatta yanlış anlamışlar. İşte Aleviler bu tarihten sonra başkaları tarafından anlatılan, yazılan Aleviliği gerçekmiş gibi kabul etmişler ve sıkı sıkıya sarılmışlar.

Kızıldeli Seyyit Ali Sultan Ocağı’na bağlı Aleviler, Bali Baba Türbesinde cem yürüttüler

PİRHA- Kızıldeli Seyyit Ali Sultan Ocağı’na bağlı Aleviler, Antalya Serik’e bağlı Abdurrahmanlar Köyü’nde bulunan Bali Baba Türbesinde/Dergahında cem yürütüp lokmalarını paylaştılar. Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı, “Bali Baba Dergahı klasik anlamda Alevi Bektaşi mimarisini andıran bir mimariye sahip. İçerisinde hiçbir şekilde İslami sembol bulunmuyor” dedi.

Antalya’da Kızıldeli Seyyit Ali Sultan Ocağı’na bağlı Aleviler, Bali Baba Türbesini ziyaret ederek niyaz ettiler.

Ziyarete ilişkin PİRHA’ya açıklamada bulunan Yol yürütücüsü Mustafa Sazcı, “Biz bugün Bali Baba Dergahına geldik. Bali Baba Dergâhı klasik anlamda Alevi Bektaşi mimarisini andıran bir mimariye sahip. İçerisinde hiçbir şekilde İslami sembol bulunmuyor. Bali Baba’nın, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin halifelerinden olduğuna ilişkin rivayetler var. Ayrıca Bali Baba Türbesinin bir makam olduğu da bilinmekte. Çünkü yan tarafta bulunan incir ve türbenin altından gelen su daha önce de Alevi Bektaşilerce kutsal atfedilen makamlardan, nişangahlardan birisi” dedi.

“HİZMETLERİMİZİ BU OCAKLARDA DA YÜRÜTELİM”

Sazcı, Bali Baba Türbesinin öneminin farkına vararak hizmet yürütülmesi gerektiğini belirterek şu çağrıda bulundu:

“Buradan da cümle ocaklara, cümle rehber, pir, mürşit, ocaklarına çağrıda bulunuyoruz. Ocaklarımızın hizmetlerini yalnızca kurumlarımızın binalarına sıkıştırmayalım. Taliplerimizle, mürşitlerimizle birlikte bu ocaklarda da, bu dergahlarda da hizmetlerimizi yürütelim.”

Konuşmaların ardından gülbekt okunup, deyişler söylenip, semahlar dönüldü. Lokma gülbegi verilerek lokmalar pay edildi.

KIZILDELİ SEYYİT ALİ SULTAN OCAĞI

Malatya Yazıhan ilçesi Yukarı Tenci köyünde mezra merkezli olan Kızıldeli Seyyit Ali Sultan Ocağı’nın Antalya’da 100’e yakın mensubu, Malatya, Antep, Hatay, İstanbul, Çorum ve Sivas’ta evlatları, İstanbul, Adana, Sivas, Antep Malatya, Amasya, Konya, Tokat’ta ve Bekaa’da 20 hanesi bulunan ocağın aynı zamanda İran’ın Tahran, Şiraz, Kirmanşah, İsfahan, Desbul, Ahvaz’ta 300’e yakın talipleri, Suriye’nin Halep, Şam ve Ürdün’de yaklaşık 300 hanesi bulunuyor.

Cebrail ARSLAN/ANTALYA

Sêvê’nin hakikati direnmekti

TJA Aktivisti Xecê Şen, yıllarca yoldaşlık yaptığı Silopiya’da katledilen Sêvê Demir’i anlattı

Selman Çiçek

Şirnex’in Silopiya (Silopi) ilçesinde 2015 yılında ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Kongreya Jinên Azad (KJA) üyesi Fatma Uyar, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi (PM) üyesi Sêvê Demir ve Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır, 4 Ocak 2016’da zırhlı araçtan açılan ateş sonucu katledildi.

Katledilen kadınlarından biri de Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi (PM) üyesi Sêvê Demir’di. Demir, Mêrdin’in Stewr ilçesine bağlı Şûtê (Şenocak) köyünde 1977’de dünyaya geldi. Baskı ve asimilasyon politikaları sonucu daha beş yaşındayken sürgüne maruz kaldı. Sêvê’nin mücadelesi ve arayışı Kürtlerin hakikat arayışının bir özeti gibi. Onun mücadelesi kadının kutsallığının kültürle buluşmasının hikayesi gibiydi. Bize bu hikayeyi 1996 yılından beri Sêvê’ye yoldaşlık eden TJA Aktivisti Xecê Şen anlattı.

Sürgünde başlayan yolculuk

Sêvê ile 1996 yılında Ege bölgesinde farklı alanlarda çalışırken tanıştıklarını belirten Şen, Sêvê’nin Aydın’da HADEP çalışmasında olduğunu, aynı zamanda birlikte Azadîya Welat gazetesini ev ev dağıttıklarını söyledi. Ortak çalışmalardan dolayı İzmir’de yapılan bir toplantıda Sêvê ile tanıştığını söyleyen Şen, “Sêvê ile yolculuğumuz bu tarihten sonra başladı. Bu uzun mücadele tarihinde çoğu zaman farklı alan ve mekanlarda olsak da mücadele ruhu bizi her daim yan yana tuttu” dedi.

Sêvê’nin hakikat arayışı

Her zaman dil ve kültürü esas aldı. Bu nedenle ilk olarak Azadîya Welat Gazetesi’nde çalışmaya başladı. Sêvê güzel, tatlı, akıcı bir dile sahipti, Kürtçe bilmeyen arkadaşlar Sêvê’nin konuşması ardından mutlaka Kürtçe öğrenirlerdi

Sêvê’nin 4 yaşında iken Kürdistan’daki köy boşaltma politikalarından dolayı Manisa’ya göç ettiğini hatırlatan Şen, Sêvê’nin de her Kürt gibi asimilasyon ve otoasimilasyon politikaları ile küçük yaşlardan itibaren tanıştığını söyledi. Sêvê’nin küçük yaşlarından itibaren ırkçılık gerçekliği ile yüz yüze kaldığının altını çizen Şen, “Kürt dili ve kültürünün yasaklanması onda derin izler bırakıyordu. Kürt dili ve kültürü üzerindeki bu yasakçı zihniyet Sêvê’de derin çelişkilere neden oluyor. Sêvê’nin yaşadığı çelişkiler onu hakikati bulma arayışına sürüklüyordu. Sêvê’nin hikayesi de tam da bu arayışın başlangıcında başlıyor” diye belirtti.

Ev ev gazete dağıtıyordu

Sêvê’nin küçük yaşlarda ekonomik sebeplerden dolayı tarım arazilerinde çalıştığını, burada ırkçılıkla yuz yüze kaldığını belirten Şen, “Hiçbir zaman ölümden korkmayan biriydi, bu yüzden düşmanın ölüm dayatan politikalarına asla boyun eğmedi. Yaşamının en büyük mücadelesini ırkçılık ve cinsiyetçiliğe karşı verdi. Bu nedenle kendini daha çok kültür ve anadil üzerinde geliştirdi. Her zaman dil ve kültürü esas aldı. Bu nedenle ilk olarak Azadîya Welat Gazetesi’nde çalışmaya başladı. Hem tarlada, pamuk, biber, domates topluyordu hem de halkını bilinçlendirmek için ev ev gazete dağıtıyordu. Bu çalışmalarından dolayı gözaltına alınarak yaklaşık iki yıl cezaevinde kaldı. Cezaevinden çıktıktan sonra mücadele arkadaşlarına değerlerini koruma sözü vererek yönünü Kurdistan’a veriyor” dedi.

Kürtçe sevgisi

Kürt dili ve kültürü üzerindeki yasakçı zihniyet Sêvê’de derin çelişkilere neden oluyor. Sêvê’nin yaşadığı çelişkiler onu hakikati bulma arayışına sürüklüyordu. Sêvê’nin hikayesi tam da bu arayışın başlangıcında başlıyor

Sêvê’nin uzun yıllar HADEP, DEHAP gibi siyasi partiler içerisinde kadın özgürlük mücadelesine öncülük ettiğini söyleyen Şen, Sêvê’nin kadın mücadelesinin özgün bir mücadele olacağı inancını taşıdığı için özgün mücadele arayışlarına girdiğini belirterek, şunları söyledi: “Sêvê’nin mücadele öncülüğü ve fikirsel katkıları ile 2005 yılında Devrimci Özgür Kadın Hareketi kuruluyor. Sêvê, bu mücadelenin içerisinde fedakar ruhu ile yer alarak öncülük misyonunu yerine getirir. Sêvê hangi alanda çalışırsa çalışsın esas önceliği her zaman anadil olmuştur. Sêvê’nin bu duruşu herkesi etkiliyordu. Sêvê ne zaman gülse, Kürtçe konuşsa yanındakiler utanırdı. Sêvê’nin Kürtçesinin ardından ‘Demek ki biz Kürtçe bilmiyoruz’ diyordu. Kürtçe bilmeyen arkadaşlar Sêvê’nin konuşması ardından mutlaka Kürtçe öğrenirlerdi. Kürtçe’ye verdiği önemden dolayı 2006 yılında TZP Kurdî içerisinde yer aldı.”

Güzel, tatlı, akıcı bir dil

“2006 yılında Sêvê ile TZP Kurdî’de tekrar yollarımız kesişti” diyen Şen, Sêvê’nin yoldaşlığının her zaman kendisini derinden etkilendiğini söyledi. Sêvê’yle dil mücadelesi vermenin kendisi için bir mutluluk olduğunun altını çizen Şen, “Sêvê güzel, tatlı, akıcı bir dile sahipti, aynı zamanda bir amaca da sahipti. Bu özelliği benim üzerimde derin bir etki bıraktı” diye konuştu.

‘Buradayım ve varım’

Sêvê’nin 2009 yılında ise KCK operasyonları adı altında tutuklandığını hatırlatan Şen, “Bu süreçte TZP Kurdî’nin mahkemelerde Kürtçe savunma verme eylemselliği bu dava ile birlikte hayat buldu. Sêvê de bu eylemselliğe öncülük eden yoldaşlardandı. Mahkemelerde büyük bir ısrarla, fedakar bir ruhla, korkusuz bir düşünceyle Kürtçe’yi savundu. Mahkemeye ‘Ben bir Kürt kadını olarak buradayım ve varım’ demesi mücadelesinin de en büyük özeti idi. Bu duruşu ile hem mahkemede hem de halk arasında dilin koruyucu sembolü olarak görülüyordu. Elbette bu kavram kendiliğinden bir kerede ortaya çıkmadı. Sêvê’nin yaşamı boyunca verdiği mücadelenin bir sonucuydu” dedi.

Direnişi tecridi kırdı

“Sevê’nin beş yıllık zindan mücadelesi de direnişlerle dolu idi” diyen Şen, Sêvê’nin zindan mücadelesini de şu sözlerle özetledi: “Bu direnişlerden biri de 12 Eylül 2012’deki büyük açlık greviydi. PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride karşı yüzlerce tutsak gibi Sêvê de bedenini açlığa yatırmıştı. Burada büyük bir mücadele sergileyerek 68 günün sonunda tecridi yoldaşları ile birlikte kırmayı başarıyorlar. 2014 yılında cezaevinden çıktıktan sonra da DBP ve KJA içerisinde rol ve misyon alarak büyük bir özveri ile mücadele etmeye devam ediyor.”

Berxwedan Jiyan e

Ne zaman ona telefon açsam diyordum: ‘Porxeleka min tu cavayî (Kıvırcık saçlım, nasılsın)’, o da bana ‘çavbelaka min Berxwedan Jiyan e (Yaşamak Direnmektir)’ diyordu. Onlar mücadelemizin ruhu. Sonsuza dek aramızda olacaktır

Nisêbîn ve Kerboran’da çalıştığı dönemde Sêvê’nin Cizîr ve Silopiya’da çalıştığını söyleyen Şen, “Neredeyse her gün birbirimizin sesini duyuyorduk. Ne zaman ona telefon açsam ona diyordum: ‘Porxeleka min tu cavayî (Kıvırcık saçlım, nasılsın)’, o da bana ‘çavbelaka min Berxwedan Jiyan e (Yaşamak Direnmektir)’ diyordu. 18 Ekim 2015 yılında Kerboran’da tutuklandım. 5 Ocak 2016 yılında ise televizyonda Sêvê ve iki arkadaşının şehadetini öğrendim. O an sadece Sêvê’nin BERXWEDAN JİYAN E sözleri yankılandı kulağımda” dedi.

Direnişin öncüsü kadınlardır

Şen, iktidarların soykırım politikalarını sisteme karşı direnen güçler üzerine kurduğunu söyledi. “Şüphesiz, direnen en büyük güç kimdir: Kadındır” diyen Şen, bunun bir gerçeklik olduğunu söyledi. Bu gerçekliğin Kürdistan gerçekliğinde daha somut hale geldiğini söyleyen Şen, “Tarih boyunca Kurdistan’da büyük direnişler sergilenmiştir. Dersim, Koçgiri veya diğer isyanlara baktığımızda en büyük direnişe kadınlar öncülük etmiştir. Zarife, Besê ve Rindêxan’ların şahsında direniş ruhu Kürdistan topraklarında yaşıyor. Bu ruhu tarihten bağımsız ele alamayız . Tarih ne yarındır ne geçmiştir. Tarih şimdidir, yaşıyor. Dün yaşanan her olay dünde kalmadı, Kurdistan topraklarında o olay her daim yaşanıyor. Silopiya katliamı da Kürdistan direniş tarihinin somut bir örneğidir. Silopiya’ dan Cizîr’e sayısız direnişler sergilendi. Bu direnişlerin öncülüğünü tıpkı tarihteki gibi kadınlar yaptı.”

‘Mücadelemizin ruhuydu’

Sêvêlerin şahsında kadın iradesini kırmanın hedeflendiğini söyleyen Şen, “Özel savaş politikasının amacı onları katlederek kadın öncülüğünü yok ederek bir başarı elde etmektir. Ancak katliama rağmen başarıya ulaşamadı. Onların fiziki kayıpları bizim için büyük bir kayıptı. Onlar mücadelemizin ruhu, esas özneleriydi. Onların özgürlük mücadelesi bugün fiziki olarak aramızda değil ama özgürlük mücadeleleri sonsuza dek aramızda olacaktır” dedi.

#Sêvênin #hakikati #direnmekti

Aydın’daki patlamada yaralanan çocuk vefat etti

Aydın’da bir restoranda yedi kişinin öldüğü patlamada ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan 15 yaşındaki Cennet Yeldi hayatını kaybetti

Aydın’ın Nazilli ilçesi Altıntaş Mahallesi, Kıbrıs Caddesi’ndeki bir döner restoranında 30 Aralık’ta tüp değiştirilirken meydana gelen patlamada 7 kişi yaşamını yitirdi, 5 kişi yaralandı. Patlamada ağır yaralı olarak kurtulan Cennet Yeldi (15) yapılan tüm müdahalelere rağmen bu akşam yaşamını yitirdi. Yeldi’nin cenazesi İzmir Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Yeldi, restoranın ikinci katındaki pencereden son anda çıkmış ve vücudunun çeşitli yerlerinde yanıklar oluşmuştu. Patlamada yaralananlardan 4’ü tedavilerinin ardından taburcu edilmiş, Cennet Yeldi ise İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilmişti.

5 kişi tutuklandı

Patlamayla ilgili Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında yaralı olduğu için Nazilli Devlet Hastanesi’nde denetim altında tutulan M.G. taburcu olduktan sonra gözaltına alındı. Emniyet ifadesinin ardından “taksirle öldürme ve yaralama” suçlamasıyla hakimliğe sevk edilen M.G., tutuklandı. M.G’nin tüpü değiştiren kişi olduğu belirtildi. Olaya ilişkin tutuklanan şüpheli sayısı böylece 5’e yükseldi.

HABER MERKEZİ

#Aydındaki #patlamada #yaralanan #çocuk #vefat #etti

HDP kapatma davası: Sözlü savunmayı Buldan ve Sancar yapacak

HDP kapatılması davasında yazılı savunmanın ardından parti adına sözlü savunmayı HDP’nin Eş Genel Başkanları Buldan ve Sancar yapacak

HDP kapatılmasına ilişkin davada esas hakkında verilen yazılı savunmanın ardından parti adına sözlü savunma yapılacak. Anayasa Mahkemesi’nde önümüzdeki haftalarda gerçekleşmesi beklenen savunmayı HDP’nin Eş Genel Başkanları Buldan ve Sancar yapacak

Gazeteduvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre, sözlü savunmayla ilgili parti avukatlarının hazırlık yaptığını ifade eden HDP Eş Genel Başkanı Buldan, partinin kapatılması ihtimaline ilişkin, “Hiçbir şekilde seçmenimizi seçeneksiz bırakmayacağız” dedi.

HDP seçmeninin oylarının asla boşa gitmeyeceğini ifade eden Buldan,şunları söyledi:

“HDP kapanınca seçmenimiz evinde mi oturacak? Biz de boş durmayacağız. Mutlaka B, C planlarımız olacak. Ona göre tedbirlerimizi alacağız, hiçbir şekilde seçmenimizi seçeneksiz bırakmayacağız. Bu konuda kararlıyız.”

Buldan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP’nin banka hesaplarına bloke konulması talebinin Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilmesi gerektiğini ifade etti.

HDP’li hukukçular, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP’nin banka hesaplarına bloke konulması talebini “ihsası rey” olarak nitelerken, “Bu Anayasa Mahkemesi’nin kararını etkileme çabasıdır” yorumunu yaptı.

Davanın seçim sonrasına bırakılması talebi

Öte yandan HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, HDP’ye açılan kapatma davası ile ilgili Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunarak, davanın seçim sonrasına bırakılmasını talep etti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın talebinin kapatma davasına siyasi müdahale olduğunu ifade eden HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Tiryaki, Anayasa Mahkemesi’ne ilettikleri talebin detaylarına ilişkin şu bilgileri verdi:

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, seçimlere müdahale anlamına gelecek, seçim yarışının adil bir biçimde yürütülmesinin önüne geçecek bir talepte bulunmuş oldu. Bu talep de iktidarın küçük ortağının çağrısı üzerine yürütüldü. Hem siyasal olarak seçimlere müdahale hem de anti demokratik bir uygulama anlamına geldiğini söyledik. Hukuksal olarak dayanaktan yoksun olduğunu söyledik.”

‘Hesaplara bloke, seçimlere müdahale anlamına gelir’

AYM’nin partinin hesaplarına bloke konulması talebini de reddetmesi gerektiğini ifade eden Tiryaki, “Umarım AYM bu talebi incelemeden reddeder, aksi bir karar AYM’nin seçimlere müdahale etmesi anlamına gelecektir” dedi.

HDP’nin Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Özdoğan da Anayasa’nın 69. Maddesini hatırlatarak şu değerlendirmelerde bulundu: “Mevcut yasada, anayasada kapatma davası sürerken bir partinin hesaplarına bloke konulması ya da hesaplarının kesilmesi söz konusu olamaz. Anayasa 69/7 açık. Başsavcılık bu maddeyi bilmektedir ve bunu bile bile siyasetçilerin açıklamalarının akabinde bir talepte bulunmaktadır. Siyasetçilerin açıklamalarını takip eden bir Yargıtay Başsavcılığı’yla karşı karşıyayız.”

Süreç nasıl işleyecek?

Anayasa Mahkemesi, HDP’nin banka hesaplarına bloke konulması talebini 6 Ocak’ta görüşecek. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın HDP’nin Hazine yardımı bulunan hesaplarına ivedilikle bloke konulmasını talebini 5 Ocak’ta görüşecek. HDP, bu talep kabul edildiği takdirde 2023 seçimleri için Hazine’den alacağı yardımı kullanamayacak.

10 Ocak’ta da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin sözlü açıklama yapacak. Bu açıklamanın ardından belirlenen bir günde HDP Eş Genel Başkanları savunma yapacak. Savunma tamamlanınca Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkında rapor hazırlayacak. Raporun üyelere dağıtılmasının ardından mahkeme başkanının belirlediği günde kapatma davası esastan görüşülmeye başlanacak. Kapatma ya da Hazine yardımından mahrum bırakma kararı üyelerin 3’te 2 çoğunluğuyla, yani 15 üyeden 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

HABER MERKEZİ

#HDP #kapatma #davası #Sözlü #savunmayı #Buldan #Sancar #yapacak